Yazılar

30 Yıllık Sanat Yolculuğu 56 Eserle Sergileniyor

İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, yılın ilk sergisinde heykeltıraş Ayla Turan’ın 30 yıllık sanat yolculuğunu gözler önüne seriyor. 9 Şubat’ta açılan “Ayla Turan Retrospektif” sergisi, mermer, bronz, tahta ve polyester gibi farklı malzemelerden üretilmiş 56 eserle sanatseverleri ağırlıyor.

Sanatçı, bu seçkiyi “eski albümleri karıştırmak gibi” tanımlarken, geçmişin tanıklığını geleceğe taşıyan eserleriyle kendi sahnesini kuruyor. Prof. Dr. Marcus Graf ise sergiyi, “Ayla Turan’ın yaşamı ile sanatı arasındaki samimi bağları görünür kılan retrospektif” sözleriyle değerlendiriyor.

Sergi, 11 Mayıs 2026’ya dek Levent’teki İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde her gün 09.00–19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Sergi kataloğu ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, RHM Dükkan ve seçkin kitapçılardan temin edilebiliyor.

AylaTuran #Retrospektif #KibeleSanatGalerisi #İşSanat #SanatSergisi #HeykelSanatı #SanatYolculuğu #İstanbulSanat #KültürSanat #Sanatseverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!

Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci

Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…

Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.”

Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili

Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor.

Tedavi edilmezse!

Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”

Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;

  • Aşırı kafein tüketimi
  • Sigara ve alkol
  • Düzensiz uyku saatleri
  • Uzun süre ekran karşısında kalma
  • Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)
  • Hareketsiz yaşam
  • Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama
  • Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete
  • Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri

#KalpSağlığı #GençlerdeKalpSorunları #GöğüsAğrısı #KalpÇarpıntısı #SağlıklıYaşam #Kardiyoloji #StresYönetimi #KafeinTüketimi #Obezite #Diyabet #SağlıkUyarısı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Böbrek hastalıkları çoğu zaman sinsice ilerliyor!

Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişi böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası;  bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar

Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar

Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni

Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,  böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor.

Önlemek için: Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması.  Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.

Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike

Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor.  Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,  “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için en tehlikeli risk faktörlerinden biri haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor.

Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor.

Aşırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken

Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor.

Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.

Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlike

Çok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin gereksiz ve kontrolsüz kullanımının böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık yüzde 10-20’sinin böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor.  Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor.

Önlemek için: Takviyelerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor.

Obezite: Böbreklere de yük oluyor

Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi yoluyla hem de dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon üzerinden zarar vermesi.

Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor.

Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskli

Çok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor.

Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.

Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor

Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor.

Önlemek için: Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor.

#BöbrekSağlığı #KronikBöbrekHastalığı #Diyabet #Hipertansiyon #TuzTüketimi #Obezite #AğrıKesiciRiskleri #SigaraZararı #ErkenTeşhis #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tuğra ve Borsa Restoran’dan Ramazan’a Özel İftar Deneyimi

Ramazan ayı boyunca Çırağan Palace Kempinski İstanbul, iftar sofralarında geleneksel tatlardan rafine sunumlara uzanan ayrıcalıklı lezzetler sunuyor. Sarayın ihtişamlı atmosferinde Osmanlı ve Türk mutfağının mirasını modern dokunuşlarla harmanlayan Tuğra Restoran, Michelin Guide Tavsiye Listesi’nde yer alan menüsüyle misafirlerini Ramazan boyunca ağırlıyor. İftariyeliklerden ara sıcaklara, hünkâr beğendi ve kuzu incik gibi klasiklerden Gaziantepli ustaların el açması baklavalarına uzanan menü, Ramazan’ın paylaşma ruhunu sofralara taşıyor.

Çırağan Sarayı’nda Boğaz’a nazır konumlanan Rüya İstanbul, Borsa Restaurant’ın imzasını taşıyan geleneksel iftar sofralarına ev sahipliği yapıyor. Anadolu mutfağını çağdaş bir bakış açısıyla yorumlayan menü, Ramazan’ın ikinci yılında da misafirlerine zarif bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Ayrıca Çırağan Palace Shop, Ramazan boyunca Saray mutfağının seçkin tatlarını online sipariş imkânıyla sofralara taşıyor. Kurumsal iftar davetleri ve konaklayan misafirlere özel sahur menüsüyle Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Ramazan ayını eşsiz bir deneyime dönüştürüyor.

 

#ÇırağanPalace #RamazanLezzetleri #TuğraRestoran #BorsaRestaurant #Rüyaİstanbul #GurmeDeneyim #İftarSofrası #GaziantepBaklavası #Ramazan2026 #İstanbulGastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sanat ve Koku Buluşması: “The Grand Excess”

Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.

Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.

Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.

MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

#TheGrandExcess #LalBatman #MGInternational #PilevneliDolapdere #SanatVeKoku #ÇağdaşSanat #SergiDeneyimi #FragranceArt #İstanbulSanat #MultisensoryArt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Jale İris Gökçe’den Kendilik/Self Yolculuğu

Çağdaş sanat dünyasında kendisini “Kendilik Araştırmacısı” olarak tanımlayan Jale İris Gökçe (Angel Rainbow), uzun soluklu sanatsal pratiğinin en rafine durağı olan Kendilik/Self sergisini 14 Şubat 2026’da Göksu–Anadoluhisarı’nda Hermes bünyesinde sanatseverlerle buluşturuyor.

Benliğin Katmanlarına Sezgisel Bir Yolculuk 

Sanatçının mini retrospektifi niteliğindeki sergi, bireyin iç dünyasına ve kimliğin dönüşken doğasına odaklanıyor. Figüratif ile soyut arasında salınan kompozisyonlar, renk, yazı ve sembollerle izleyiciyi yalnızca görsel değil, aynı zamanda içsel bir karşılaşmaya davet ediyor.

Renklerin Gürültüsünden Işığın Sessizliğine 

Angel Rainbow imzasını taşıyan eserler, kimliğin parçalı doğasından saf enerjiye uzanan bir geçişi temsil ediyor. Gökçe, “Kendilik bir yüz değil; bir geçiştir” diyerek izleyiciyi kendi içsel haritasını yeniden düşünmeye çağırıyor.

 

#JaleİrisGökçe #AngelRainbow #KendilikSelf #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #GöksuAnadoluhisarı #HermesSanat #BenlikYolculuğu #KimlikVeSanat #FigüratifVeSoyut #SanatHaberi #RenklerinSessizliği #İçselHarita #SanatSeverler #KadimBilgiler #SanatEtkinliği2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Farkındalığı yüksek bir hayat kurun”

Genç yaşta başlayan oyunculuk yolculuğundan televizyon ve dijital projelere uzanan kariyerinde Berkay Akdemir; motivasyonunu, set disiplinini ve güçlü karakterlere duyduğu tutkuyu PAUSE Dergi’ye anlattı…

Röportaj: Nazan Ortaç

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuz oldukça genç yaşta başlamış. Bu mesleği seçtiğiniz ilk anı hatırlıyor musunuz?

Konservatuvara girmeden önce 9 Eylül Üniversitesi’nde maliye okudum. Aslında içimde çocukluğumdan beri hep olan o dürtüyü ablamın da beni cesaretlendirmesiyle tiyatroyla ilgilenmeye başlayarak açığa çıkartmış oldum. Daha sonrasında konservatuvar okumamla birlikte oyunculuk profesyonel olarak mesleğim haline geldi.

Televizyon dizileriyle geniş kitlelere ulaştınız, dijital projelerle de farklı bir izleyiciye hitap ediyorsunuz. Sizce bu iki alanın oyuncuya sunduğu en büyük fark ne?

Bence iki alan da kendine has heyecanlar barındırıyor. Televizyonda her hafta seyirciyle temas edip seyircilerin hem sosyal medyada hem sokakta geri dönüşlerini almak; seyirciyle birlikte devamını bilmediğimiz bir hikâyenin içinde yolculuk ediyor olmak çok güzel. Dijitalde ise hikâyenin ve karakterin başını sonunu bütünüyle bilerek oynamak ve seyirciyle buluşmasını heyecanla beklemek başka heyecan veren bir deneyim.

“Yükselen yıldız” olarak anılmak size motivasyon mu sağlıyor yoksa ekstra bir baskı mı yaratıyor?

Kesinlikle bana büyük bir motivasyon sağlıyor. Kendime inandığım bu yolda insanların da bana inanıyor olması beni çok cesaretlendiriyor.

Berkay Akdemir

Kariyerinizde şimdiye kadar sizi en çok zorlayan rol hangisiydi ve neden?

‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki İbrahim karakterini oynarken yer yer zorlandığım anlar oldu. Nursema’yı camdan attığım sahneden sonra sokakta başıma bir şey geleceğinden neredeyse emindim (gülüyor)!

Canlandırdığınız karakterlerde özellikle dikkat ettiğiniz, “olmazsa olmaz” dediğiniz bir detay var mı?

Benim için karaktere uygun kostümü giymek olmazsa olmazdır. Sette zaman zaman kostüm sorumlusu olan arkadaşlarla fikir ayrılığına düşebiliyoruz. İyi hissedeceğim kostümü giymek için sonuna kadar mücadele ediyorum, onları bezdirdiğim anlar yaşanmış olabilir (gülüyor).

Set disiplininiz ve role hazırlanma süreciniz nasıl ilerliyor? Rutininiz var mı?

Set ortamında set arkadaşlarımla eğlenmeyi her ne kadar çok sevsem de konsantrasyonumu olabildiğince korumak adına set içinde yalnız kaldığım alanlar yaratmaya özen gösteriyorum. Oynadığım bir karaktere çalışırken genellikle karakterin çocukluk yıllarını ve aile yapısını hayal etmeye çalışıyorum. Karakterimin geçmişine yönelik detaylı sorular sormaya çalışıyorum. Yani karakterimin çocukluğunu bilmek benim için role hazırlanırken bir rutin haline geldi diyebilirim.

Berkay Akdemir

İzleyiciler sizi genellikle belirli bir karakter tipiyle özdeşleştiriyor mu, bu durumdan memnun musunuz?

İbrahim karakterini oynadıktan sonra genellikle sert ve kötü karakterlerle özdeşleştiriliyorum. Sonrasında oynadığım roller de bu yönde oldu ama son dijital projemde oynadığım komiser rolüyle bunu kıracağımı düşünüyorum. Her role çalışmak, oynamak benim için ayrı keyifli. Beklemede kalın; kariyer yolculuğumda beni bambaşka rollerde de göreceksiniz (gülüyor).

Dijital platformların yükselişi sizce oyuncular için nasıl yeni kapılar açıyor?

Mesleğimizi icra edebileceğimiz alanların genişliyor ve çeşitleniyor olması tabi ki bizim için mutluluk ve heyecan verici.

Oyunculuk eğitimi mi yoksa sahada öğrenmek mi sizin için daha belirleyici oldu?

Aslında ikisi de eşit oranda belirleyici oldu diyebilirim. Konservatuvar yıllarımda çok değerli hocalardan eğitim gördüm ve onlarla çalışabildiğim için çok şanslıyım. Aynı şekilde sette de çok değerli oyuncuları izleme ve onlarla oynama şansı elde ettim bu set pratiği de benim için oldukça geliştirici oldu olmaya da devam ediyor.

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuzda size ilham veren, hayranlık duyduğunuz oyuncular kimler?

İlham veren ve hayranlık duyduğum çok isim var tabii ki! Andrew Scott, Benedict Cumberbatch, Demet Evgar, Halit Ergenç şu an aklıma gelen güncel isimler diyebilirim.

Önümüzdeki dönemde kendinizi nasıl projelerde görmeyi hedefliyorsunuz?

Güçlü hikâyeler, güçlü karakterlerle izleyiciyle güzel bağlar kurduğumuz uzun soluklu projelerle kariyerime devam etmek istiyorum. Yakın zamanda bir tiyatro oyunu yapmak için çalışıyorum.

Genç yaşta sektöre girmek isteyen ama çekinceleri olanlara ne söylemek istersiniz?

Uzaktan cazibeli görünen ama içine girdikçe var olabilmenin oldukça zor olduğu bir sektör. Maalesef şans faktörü de oldukça önemli bir etken. Ama bence oyunculuk sanatı ve hikâye anlatıcılığı yaşamın direkt olarak içinden beslenen ve yaşamın oldukça öz bir dışavurumu. Onlara hayatın içinde farkındalığı yüksek ve tadına varan bir yaşam kurmaları için tavsiyede bulunabilirim. Bunun oyunculuk üzerinde etkisi benim gözümde çok büyük. Bunun dışında kendilerini eğitmeyi hiç bırakmamalarını, hayallerinin peşinden sonuna kadar gidip kendi şanslarını yaratmalarını tavsiye ederim.

#BerkayAkdemir #PauseDergi #OyunculukYolculuğu #GençOyuncular #DijitalProjeler #TelevizyonDizileri #KızılcıkŞerbeti #İbrahimKarakteri #SetDisiplini #KarakterHazırlığı #YükselenYıldız #AndrewScott #BenedictCumberbatch #DemetEvgar #HalitErgenç #Tiyatro #OyunculukTutkusu #Farkındalık #SanatVeYaşam #KariyerYolculuğu #Motivasyon #GüçlüKarakterler #İlhamVerenHikayeler #DijitalPlatformlar #YeniProjeler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Deniz Akkaya’dan Sosyeteye Sert Bir Roman: Aç Kuşlar

Model, oyuncu ve medya dünyasının en çok konuşulan isimlerinden Deniz Akkaya, edebiyata iddialı bir giriş yapıyor. Yeni romanı “Aç Kuşlar”, İstanbul sosyetesinin parıltılı yüzünün ardında saklanan ikiyüzlülüğü, güç savaşlarını ve ahlak maskelerini cesur bir dille masaya yatırıyor.

Boğaz yalılarından kapalı kapılar ardında yaşanan karanlık ilişkilere, sosyete partilerinden dedikodu sofralarına uzanan roman; paranın nasıl her şeyi akladığını ve “ayıp” kavramının kime göre değiştiğini sorguluyor. Akkaya, güç, para ve statünün dokunduğu her şeyin nasıl meşrulaştığını gözler önüne sererken, sessizliğin ardındaki çürümeyi yüksek sesle ifşa ediyor.

Henüz raflara çıkmadan “cesur”, “rahatsız edici” ve “fazla gerçek” yorumlarıyla gündem olan Aç Kuşlar, Destek Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu.

#DenizAkkaya #AçKuşlar #YeniRoman #KitapHaberi #DestekYayınları #İstanbulSosyetesİ #Edebiyat #CesurKalem #RomanTavsiyesi #KitapSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Beş Kadın Sanatçıdan Toprakla Şiirsel Bir Buluşma

Beş kadın sanatçının toprakla kurdukları güçlü ve şiirsel bağdan ilham alarak hazırladıkları eserler, “Toprak Konuşursa” sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 29 Ocak’ta The Best Art Gallery’de açılacak sergi, doğa, hafıza ve aidiyet üzerine sessiz ama derin bir diyalog sunuyor.

Sanatçıların sabır, hafıza ve ateşi bir araya getirerek toprağı bir anlatı diline dönüştürdüğü eserler, izleyiciyi dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyor. Her parça, zaman ve emeğin izlerini taşırken sessizliği anlamlı, görülmeyeni ise hissedilir hale getiriyor.

Açılış kokteyli 29 Ocak saat 18.00’de gerçekleşecek olan sergi, Atiye Sokak, Genç Apartmanı No:1 Kat:3 Daire:10, Teşvikiye adresindeki The Best Art Gallery’de sanatseverleri bekliyor.

 

#ToprakKonuşursa #SanatSergisi #KadınSanatçılar #TheBestArtGallery #İstanbulSanat #ToprakVeSanat #Sanatseverler #ÇağdaşSanat #SanatEtkinliği #29OcakSergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aşı Tedaviden Daha Etkili

İleri yaşla birlikte bağışıklık sisteminin zayıfladığını belirten Özel Sağlık Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, erişkinlerde uygulanan aşılamayla hastalıkların önüne geçilebileceğini söyledi.

Özellikle 65 ve üstü yaşlardaki bireylerin bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve hastalıkların daha ağır seyredebildiğini dile getiren Sakarya, “Erişkinlerde aşılama, çocuklukta kazanılan bağışıklığın zamanla zayıflaması ve ileri yaşla birlikte grip, zatürre, zona gibi hastalıkların daha ağır seyretme riski nedeniyle hayati önem taşır. Çocuk doğduğunda bağışıklık yanıtı hiç yok denilecek kadar azdır; anneden aldığı kadardır. 30 yaşlarına geldiğinde, bağışıklık en güçlü dönemine girer. Birey 65 yaşına geldiğinde ise yeniden çocukluk dönemindeki bağışık yanıta sahip olur. İşte bu dönem bizim için çok tehlikelidir. 65 yaşa girmiş bir insanda birçok altta yatan enfeksiyon hastalığını çağıran hastalıklar olabilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Sarhan Sakarya,

Prof. Dr. Sarhan Sakarya

HASTALIK RİSKİNİ DE AZALTIYOR

Erişkinlerde aşılama ile hastalık riskinin de azaltılabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sarhan Sakarya, sözlerine şöyle devam etti: “Bir erişkin, tetanoz aşısını ne zaman olduğunu bilmiyorsa mutlaka tetanoz aşısı olması gerekli. Çünkü yaşadığınız çevredeki her yerde bu mikropla karşılaşabilirsiniz. Özellikle akciğer ve kalp hastalıkları, diyabet ve böbrek hastalıkları gibi farklı rahatsızlıkları olan kişiler, pnömoniye (zatürre), influenzaya (grip) veya RSV dediğimiz enfeksiyonlara karşı mutlaka gerekli aşıları olmalıdır. Erişkinlerde aşılama, tedavi etmekten daha ucuz ve de hastalıkların daha kolay atlatılabildiği bir yöntemdir. Aşılama tedavisi, enfeksiyon hastalıklarından ve belli yaştan sonraki ölümcül enfeksiyonlardan kurtulmak için tek çıkar yoldur. Tedavi süreçlerinin bu konuda uzman hekimlerce yürütülmesi gerekmektedir”

#ErişkinAşılaması #SağlıkHaberi #Bağışıklık #EnfeksiyonRiskineDikkat #ProfSarhanSakarya #Grip #Zatürre #Zona #SağlıklıYaşam #AşıHayatKurtarır #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity