Yazılar

Ozbi’den Teoman Yorumu: “Renkli Rüyalar Oteli”

Türk rap sahnesinin özgün isimlerinden Ozbi, Teoman’ın unutulmaz şarkılarından “Renkli Rüyalar Oteli”ni “Teoman Şarkıları” albümü kapsamında yeniden yorumladı. Teoman’ın söz ve müziğini yazdığı eser, Ozbi’nin güçlü yorumu ve eklediği rap bölümüyle farklı bir anlatım kazanıyor.

Şarkının duygusal omurgası korunurken, Ozbi’nin doğrudan ve sert dili parçaya yeni bir ifade alanı açıyor. Kadının erkeğin çok daha cesaretli olduğu teması üzerinden ilerleyen şarkı, özlem ve anılarla örülü bir hikâyeyi modern bir bakışla yeniden dinleyiciye sunuyor.

“Teoman Şarkıları” projesi, farklı sanatçıların yorumlarıyla Teoman repertuvarını yeniden keşfetmeye devam ederken; “Renkli Rüyalar Oteli” bu seçkide modern dokunuşuyla öne çıkan çalışmalardan biri olarak dikkat çekiyor. Ozbi’nin yorumu, hem Teoman hayranları hem de rap dinleyicileri için yeni bir müzikal deneyim yaratıyor.

#Ozbi #TeomanŞarkıları #RenkliRüyalarOteli #TürkRap #TürkRock #MüzikHaberleri #Magazin #YeniYorum #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Dünya Hâlâ Çiçek Açıyor” Sanatseverlerle Buluştu

 Çağdaş Türk heykeltıraşlarından Cem Sağbil, yeni sergisi “Dünya Hâlâ Çiçek Açıyor” ile İzmirli sanatseverlerle buluştu. Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde açılan sergi, sanatçının kırk yılı aşkın üretim pratiğinde merkezde yer alan “İnsan dünyada nasıl var olur?” sorusuna odaklanıyor.

Paris’in kamusal alanlarında kalıcı eseri bulunan tek Türk heykeltıraş olan Sağbil, bu sergide insanlığın ortak hafızasına seslenen arketipleri izleyiciyle paylaşıyor. Balık taşıyan figürler, mitolojik kadınlar, zamana direnen bedenler ve yüzeyin içine bastırılmış eller, sanatçının umutlu yaklaşımını yansıtan güçlü imgeler olarak öne çıkıyor.

Bronzun patinası ve ahşabın dokusu gibi malzemelerin zamanla kazandığı izleri ön plana çıkaran Sağbil, heykeli yalnızca estetik bir form değil, zamanın içinde oluşmuş bir varlık olarak ele alıyor. Serginin başlığı da bu düşünceden doğuyor: bütün krizlere rağmen insan hâlâ üretir, düşünür ve umut eder; bu yüzden dünya hâlâ çiçek açıyor.

“Dünya Hâlâ Çiçek Açıyor” sergisi, 9 Nisan–31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Kültürpark’taki Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde hafta içi 09.00–17.30, hafta sonu 10.00–18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

 

#CemSağbil #DünyaHâlâÇiçekAçıyor #İzmirSanat #HeykelSanatı #MehmetTüzümKızılcanSanatGalerisi #ÇağdaşTürkSanatı #SanatHaberleri #İzmirEtkinlikleri #Sanatseverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Erdost Akbaba’dan İlk Roman: “Neredeyse”

Yayıncılık alanındaki uzun yıllara dayanan çalışmalarını edebiyat dünyasına taşıyan Erdost Akbaba, ilk romanı “Neredeyse” ile raflardaki yerini aldı. hep kitap logosuyla yayımlanan eser; yarım kalmış bir aşkın sızısı, tek bir haberle paramparça olan bir gelecek ve bir gencin kendini inşa etme çabasını konu alıyor.

Romanın kahramanı Onur, askeri okulun gri duvarlarından İzmir’in güneşli sokaklarına, İstanbul’un sürprizlerle dolu apartman dairelerine uzanan yolculuğunda; bir evlat, bir âşık ve bir aylağın hikâyesini okura aktarıyor. Akbaba, “Neredeyse” ile özgürlük, aidiyet ve yaşam mücadelesi üzerine düşündüren bir anlatı sunuyor.

#Neredeyse #ErdostAkbaba #hepkitap #KitapHaberleri #YeniRoman #TürkEdebiyatı #KültürSanat #OkumaKeyfi #RomanTavsiyesi #Edebiyat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tan Taşçı’dan Teoman Şarkısına Yeni Yorum

Türk müziğinin iki önemli ismi Tan Taşçı ve Teoman, “Teoman Şarkıları” albümünde buluştu. Albümde her hafta bir şarkı yeniden gün yüzüne çıkarken, Nisan ayının açılışını Tan Taşçı’nın düzenleme ve yorumu ile yeniden hayat bulan efsane şarkı “Sus, Konuşma” yaptı.

Söz ve müziği Teoman’a ait olan şarkı, Tan Taşçı’nın güçlü vokali ve modern pop düzenlemesiyle alternatif rock ruhunu koruyarak günümüze taşındı. Ambient dokular ve çağdaş prodüksiyonla şekillenen yeni versiyon, 28 yıl sonra dinleyicilerle yeniden buluştu.

Şarkıya eşlik eden klip ise dikkat çekici bir görsel deneyim sunuyor. Yapay zekâ teknolojileri kullanılarak Tan Taşçı’nın bugünkü hali ile Teoman’ın 90’lı yıllardaki ikonik görüntüsü aynı sahnede buluşturuluyor. Bu kurgu, iki dönemin ruhunu tek karede birleştirerek şarkının duygusunu görsel olarak da güçlendiriyor.

#TanTaşçı #Teoman #SusKonuşma #TeomanŞarkıları #TürkMüziği #YeniVersiyon #MüzikHaberi #DijitalPlatformlar #AlternatifRock #ModernPop #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fuat Çağdaş Kimdir?

Medya dünyasında yükselen bir girişimci 

Fuat Çağdaş, Türkiye’de dijital medya yatırımlarıyla adından söz ettiren bir isim. 2017 yılında İnter Medya İletişim Hizmetleri çatısı altında yayın hayatına başlayan Pause Dergi ile sektöre güçlü bir giriş yaptı. Ardından yeme-içme ve turizm odaklı haber portallarıyla dijital medyanın nabzını tutmaya devam etti.

Yeni yatırımlar, yeni markalar 

Çağdaş, 2023 yılında iş dünyası ve politika ağırlıklı içerikleriyle öne çıkan Pause Journal’ı hayata geçirerek medya portföyünü genişletti. Bugün; Hanedancity, Pausedergi, Pausejournal, Pausesanat, Pausespor, Pausesaglik olmak üzere altı haber sitesi ve iki dijital dergi ile medya sektöründe emin adımlarla ilerliyor.

Dijitalde büyüme vizyonu 

Fuat Çağdaş, yalnızca yazılı içerikle sınırlı kalmayıp PauseTV YouTube kanalı ile görsel medyaya da yatırım yaptı. Çağdaş, “Dijitalde büyümeye devam edeceğiz” diyerek medya yatırımlarını geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koyuyor.

İş dünyasında güçlü bir figür 

Medyadaki deneyimlerini girişimcilik vizyonuyla birleştiren Çağdaş, dijital medya yatırımlarını çeşitlendirerek Türkiye’nin medya ekosisteminde kendine sağlam bir yer edindi. Onun hikâyesi, basit bir dergi girişiminden çok sektörler arası büyüyen bir medya dönüşümün örneği olarak dikkat çekiyor.

 

#FuatÇağdaş #PauseDergi #PauseJournal #PauseTV #MedyaYatırımı #DijitalMedya #İşDünyası #Girişimcilik #TürkiyeMedya #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaşam Tarzı Değişiklikleri Sperm Kalitesini Artırıyor

Erkeklerde infertilite yani kısırlık uzun yıllar boyunca genetik sorunlar ya da hormon bozukluklarıyla açıklanıyordu. Ancak yapılan araştırmalar erkeklerdeki kısırlığın daha karmaşık nedenlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Artık sadece genler değil, genlerin nasıl çalıştığı da büyük önem taşıyor. Sperm hücreleri yalnızca DNA taşımıyor aynı zamanda yaşam tarzı, çevre ve erkek yaşının etkilerini de içinde barındırıyor. Bu durum hem çocuk sahibi olma ihtimalini hem de gelecekte doğacak çocukların sağlığını da etkileyebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji ve Androloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tümay İpekçi, erkek üreme sistemi hakkında önemli bilgiler verdi.

Prof. Dr. Tümay İpekçi

Prof. Dr. Tümay İpekçi

Sperm; karmaşık ve fizyolojik bir süreç sonrası oluşuyor

Erkeklerdeki üremenin temelini oluşturan sperm üretimi ve olgunlaşması, oldukça hassas ve karmaşık fizyolojik bir süreç sonrası gerçekleşmektedir. Bu süreç; testislerde başlayarak hem lokal mekanizmaların hem de beyinle testisler arasında işleyen nöroendokrin sistemin kontrolü altında sürmektedir. Bu potansiyelin olumsuz etkilenmesi durumunda ise “infertilite” yani kısırlık söz konusu olmaktadır. Sigara kullanımı, fazla kilo, sağlıksız beslenme, hava kirliliği ve zararlı kimyasallara maruz kalmak da sperm kalitesini olumsuz etkilemekte ve kısırlığa yol açabilmektedir. Özellikle ilerleyen yaşla birlikte spermler üzerinde olumsuz etkiler görülebilmekte ve babalık şansı azalabilmektedir.

Sperm hücresinin genetik yapısı incelenebiliyor

Çocuk sahibi olma hayaliyle yola çıkan evli çiftlerin korunmasız ilişkilerine rağmen uzun süre bebek sahibi olamaması durumunda çiftler toplumsal baskılara da maruz kalabilmektedir. Kısırlık bazı durumlarda kadına, bazen de erkeğe ait faktörler nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Günümüzde erkek fertilitesi genellikle sperm sayısı, hareketliliği ve şekline bakılarak değerlendirilmektedir. Ancak bilim dünyası artık sperm hücresinin genetik yapısının nasıl çalıştığını da incelemeye başlamış durumdadır. Bu yeni yöntemlerin gelecekte kısırlık tanısında önemli bir rol alacağı öngörülmektedir. Erkeklerdeki bu sürecin tamamen kader olmaktan çıkacağı ve bazı olumsuz etkilerin geri döndürülebileceği düşünülmektedir. Çalışmalar bu yönde hızla devam etmektedir.

Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor

Sperm kalitesini artırmak için özellikle vitamin ve mineral açısından zengin bir beslenme (B12, çinko, omega-3 gibi) çok önemlidir. Bu yöntemlerle sperm sağlığı ve kalitesi artırılabilmektedir:

  • Dengeli beslenmek
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Sigara ve alkolü bırakmak
  • Kilo kontrolü sağlamak
  • Stresten uzak durmak

Erkeklerin yaşam biçimi gelecek nesilleri de etkileyebilir

Erkeklerin yaşam tarzı sadece kendilerini değil, doğacak çocuklarını da etkilemektedir. Ancak bu konuda kesin sonuçlar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Erkek kısırlığı artık sadece genetik bir sorun olarak görülmemektedir. Günlük yaşam alışkanlıkları, çevresel faktörler ve yaş, sperm sağlığında büyük rol oynamaktadır. Yani bugün yaptığımız seçimler, yarının sağlıklı nesillerini şekillendirebilmektedir.

#ErkekSağlığı #İnfertilite #SpermKalitesi #YaşamTarzı #Üroloji #Androloji #SağlıklıNesiller #BabalıkŞansı #MemorialHastanesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Sinsi hastalık ‘tavuk karası’ nın ilk sinyaline dikkat!

Halk arasında “tavuk karası” olarak bilinen Retinitis Pigmentosa hastalığında, gece görme zorluğu ve karanlığa uyum süresinin uzaması en erken belirtileri oluşturuyor. Sinsice ilerleyen hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıktığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, ebeveynlere mutlaka çocuklarının görme yetisini karanlık bir ortamda test etmeleri gerektiğini vurguluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kahraman, erken tanının kritik önem taşıdığı, henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, günümüzde bazı önlemlerle ilerleme seyrini yavaşlatmanın mümkün olabildiği Retinitis Pigmentosa (tavuk karası, gece körlüğü) hastalığını anlattı, anne-babalara önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tavukların gece iyi görememesinden dolayı, benzer bulgular ile seyreden Retinitis Pigmentosa hastalığı halk arasında ‘tavuk karası’ ve ‘gece körlüğü’ olarak biliniyor. Zamanla kişide görme alanında yanlardan daralma başlayıp, ilerleyen evrelerde ise gündüz ve merkezi görmeleri de etkileniyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bugüne dek 80’den fazla genin tavuk karası hastalığı ile ilişkilendirilmiş durumda olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Retinitis pigmentosa, ışığı algılayan hücrelerimizin yer aldığı gözün iç kısmını bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakasının genetik bir hastalığıdır. Hastalıkta ilk olarak loş ışıkta görmeyi sağlayan hücreler bozulur. Bu nedenle hastalarda önce gece görme zorluğu ve karanlık adaptasyonunda güçlük gözlenir. Retina hastalıklarında 300, retinitis pigmentosadaysa 80’i aşkın gen tanımlanmıştır. Genetik bir hastalık olmasına rağmen; stres, düzensiz beslenme, sigara-alkol kullanımı, yetersiz uyku gibi faktörler hastalığın ilerleme hızını etkileyebilir. Bu nedenle sağlıkl ıyaşam alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.”

Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman

Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman

Genetik test çok önemli!

Yapılan çalışmalara göre; tavuk karasının dünya genelinde yaklaşık 4 bin kişide bir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Kahraman “Ancak ülkemizde akraba evliliklerinin görece yüksek olması nedeniyle çekinik geçişli formların (anne ve babadan gizli olarak taşınması) daha sık görülebileceği belirtiliyor” diyor. Hastalığın doğuştan başlayabildiği gibi, çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıktığını, ergenlik döneminde ilerlemesinin hızlandığını belirten Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman, erken tanı ve genetik testin hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Genetik test yalnızca tanıyı doğrulamakla kalmıyor; hastalığın kalıtım türünü, diğer aile bireylerinin risk durumunu ve gelecek nesillere aktarım ihtimalini ortaya koyuyor. Ayrıca gebelik planlamasında yol gösterici oluyor. Bazı genetik tiplerde göz dışı sistemler de etkilenebildiğinen dolayı, genetik test bu açıdan da kritik rol oynuyor.”

Anne-babalar dikkat! Çocuğunuzu karanlıkta test edin!

Gece görüşündeki bozulma hastanın kendisi tarafından fark edilmeyebiliyor ve hastalık sinsice ilerliyor. Sokak aydınlatmalarının yeterli olması ya da kişinin -herkesin gece kendisi gibi gördüğünü düşünmesi- tanıyı geciktirebiliyor. Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hastanın uzun süre bunu fark edemediğini belirten Doç. Dr. Kahraman anne-babalara şu tavsiyelerde bulunuyor: ”Görme alanı kaybı yanlardan başladığı için hasta tarafından algılanması zordur. Gece görme sorunu yaşayan, sık sık eşyalara çarpma ve takılma şikayeti olması durumunda bunu sakarlık ya da dikkatsizlik olarak görmeyip, hele de ailesinde benzer öykü varsa gecikmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak kritik önem taşıyor.  Çünkü hastalık ilerledikçe çevre görüşü daralır ve ‘hasta tünel’ görüşü dediğimiz sadece merkezden görmeye başlar. Bu nedenle ailelerin bu sinsi hastalığa karşı tetikte olmaları, çocuklarına ara sıra karanlıkta görme denemeleri yapmaları çok faydalıdır. Örneğin; elin bazı parmaklarını gösterip kaç parmak olduğunu söyletmek, odanın içerisinde bir eşyayı işaret edip adını sormak vb sorunun erken fark edilmesini sağlayabilir.”

 Tanıda İleri Teknoloji Kullanılıyor

Tanı sürecinde damlalı göz muayenesi ile retina değerlendirmesi yapılırken; retina fotoğrafları ve optik koherens tomografi (OCT) ile retina katmanları ayrıntılı olarak inceleniyor. Erken dönemde bulgular belirgin değilse elektroretinografi (ERG) testi ile retina hücre yanıtları ölçülerek tanı konulabiliyor.

 Kök Hücre ve Gen Tedavileri umut vaadediyor

Retinitis Pigmentosa için hastalığı tamamen tedavi eden, onaylanmış bir yöntem yok ancak kök hücre tedavisi bir umut olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Kök hücreye yönelik mevcut araştırmalar daha çok kalan hücrelerin korunmasına ve hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılmasına odaklanıyor” diyor.  Dünyada gen tedavilerinde de son yıllarda önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Kahraman şöyle konuşuyor: “2017 yılında FDA onayı alan ilk gen tedavisi ürünü olan Luxturna bu alandaki en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Farklı genlere yönelik klinik çalışmalar ise devam ediyor. Bu nedenle doğru tanı ve genetik test, hastaların kendi genlerine yönelik gelişmeleri takip edebilmesi açısından büyük önem taşıyor.”

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #TavukKarası #RetinitisPigmentosa #GeceKörlüğü #GözSağlığı #ErkenTanı #GenetikTest #ÇocukSağlığı #SağlıklıYaşam

Bahara Sıcak Bir Başlangıç

İtalyan mutfağının zarafetini Türk mutfağından aldığı ilhamla buluşturan Terrazza Italia, Executive Şef Claudio Chinali imzasını taşıyan yenilenen bahar menüsüyle misafirlerini sıradışı bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. İstanbul’un seçkin buluşma noktalarından biri olan mekan, şık ve samimi atmosferinde gastronomi tutkunlarına ev konforunu zarafetle buluşturan ayrıcalıklı bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Baharın Tazeliği Sofralarda

Yenilenen menüde; suda pişmiş kök kereviz, Beluga mercimek ragu, porçini mantarı, siyah sarımsak püresi ve kereviz yağı ile hazırlanan Kereviz Çorbası; grana padano fondü, istiridye mantarı, ıspanak, fındık ve balzamik sirke eşliğinde sunulan Pizzetta Dana Bresaola; dana bonfile, kuşkonmaz, roka, kapari ve bagna cauda sos ile servis edilen Dana Carpaccio öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Siyah trüf mantarı ve ricotta peynirli Ravioli Plin ile klasik İtalyan mutfağının modern yorumu Tagliolini Carbonara, menünün en dikkat çekici ana yemekleri arasında bulunuyor.

Terrazza Italia

Geleneksel Lezzetlere Modern Dokunuş

Menüde ayrıca karamelize soğan ve çavdar ekmeği ile sunulan Bruschetta Kuzu Ciğer, siyah havyar, peynir ve limon şekerlemesiyle hazırlanan Kırmızı Karides gibi yaratıcı tabaklar da yer alıyor. Bu seçki, İtalyan mutfağının köklü geleneklerini Türk mutfağının zengin malzemeleriyle harmanlayarak gastronomi tutkunlarına benzersiz bir deneyim sunuyor.

Terrazza Italia

Tatlılarda Bahar Zarafeti

Tatlı bölümünde ise kayısı sorbe, arı poleni, süt köpüğü ve tuile ile tamamlanan Ballı Panna Cotta, hafif ve zarif dokusuyla bahar sofralarına tatlı bir dokunuş katıyor. Mascarpone dondurma, marsala sabayon, espresso, fındık ve çikolatanın bir araya geldiği “This Not Tiramisu!”, klasik tiramisunun modern ve yaratıcı bir yorumu olarak menüde öne çıkıyor.

Terrazza Italia, baharın enerjisini mutfaklara taşıyan bu özel menüsüyle İstanbul’un gastronomi sahnesinde yine iddialı bir konumda. Misafirlerine yalnızca yemek değil, aynı zamanda kültürler arası bir lezzet buluşması sunuyor.

Terrazza Italia

#TerrazzaItalia #İlkbaharMenüsü #ClaudioChinali #GurmeLezzet #İtalyanMutfağı #İstanbulYemeİçme #FineDining #BaharLezzetleri #Gastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Organ Bağışında Kadavra Eksikliği Alarm Veriyor

12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, kronik böbrek hastalığının Türkiye’de ulaştığı ciddi boyutlara dikkat çekti.

Türkmen’in paylaştığı verilere göre, kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı %16 seviyesine ulaşmış durumda. Bu oran, yaklaşık 10 milyon vatandaşın böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Hastalığın sinsi ve ilerleyici karakterine vurgu yapan Türkmen, erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini belirterek vatandaşları düzenli kontrole davet etti.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 13 bin yeni hasta diyalize başlarken, organ nakli sayısı 3.500 civarında kalıyor. Türkmen, organ naklinin yalnızca yaşam kalitesini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda diyalize oranla yaşam süresini de anlamlı ölçüde uzattığını ifade etti.

Kadavra Bağışında Batı ile Uçurum

Türkiye’nin cerrahi başarılarına rağmen organ bağışı oranlarının yetersiz olduğunu belirten Türkmen, Batı ülkelerinde nakillerin %90’ının kadavradan yapıldığını, Türkiye’de ise bu oranın tam tersine canlı donörlerden sağlandığını söyledi. Türkiye’de milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısı 5 iken, ABD ve İspanya gibi ülkelerde bu rakam 50 seviyelerinde.

Çapraz nakil sisteminin önemine değinen Türkmen, uyumsuzluk nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal havuzda toplanmasının nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini belirtti.

Nakilli Anneler: Hayata Dönüşün Simgesi

Organ naklinin bir başarı öyküsü olduğunu vurgulayan Türkmen, nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu ve bunun organ bağışının en somut meyvesi olduğunu söyledi.

Sonuç olarak; erken tanı, bağış bilinci, nakil sonrası titiz takip ve merkezlerin sağ kalım oranları üzerinden denetlenmesi, Türkiye’nin böbrek sağlığı politikasının temel taşlarını oluşturuyor.

#DünyaBöbrekGünü #OrganBağışı #Sağlık #ErkenTanı #BöbrekSağlığı #YaşamaBağış #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nissan X-Trail 25 Yılda 8 Milyondan Fazla Satışla SUV İkonu Oldu

SUV segmentinin güçlü temsilcilerinden Nissan X-Trail, 25 yıllık geçmişinde dünya genelinde 8 milyondan fazla satış gerçekleştirerek otomotiv dünyasında kalıcı bir iz bıraktı. Dayanıklılığı, çok yönlülüğü ve maceracı ruhuyla öne çıkan model, hem şehir yaşamına hem de zorlu yol koşullarına uyum sağlayan yapısıyla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor.

İlk kez yollara çıktığı günden bu yana kompakt SUV anlayışına yeni bir bakış kazandıran X-Trail, cesur tasarımı ve güvenilir karakteriyle küresel bir başarı hikâyesine dönüştü. Değişen kullanıcı beklentilerine uyum sağlayarak her nesilde gelişen model, günlük konfor ile gerçek SUV dayanıklılığını bir arada sunma vizyonunu sürdürdü.

Türkiye’de de önemli bir başarıya imza atan X-Trail, 2023 yılında Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD) tarafından “Yılın Otomobili” ödülüne layık görülerek hem uzmanların hem de kullanıcıların beğenisini kazandı.

Nissan’ın mühendislik birikimi ve yenilikçi yaklaşımıyla şekillenen X-Trail, çeyrek asırlık yolculuğunda sağlamlığı ve güvenilirliği temsil ederek SUV dünyasındaki güçlü konumunu geleceğe taşımaya devam ediyor.

#NissanXTrail #SUVİkonu #OtomotivHaber #25Yıl #8MilyonSatış #Dayanıklılık #MaceraRuhu #YılınOtomobili #NissanTürkiye #SUVDünyası #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity