Yazılar

Asya Kasap “Kamera arkası da çok ilgimi çekiyor”

Genç yaşında dikkat çeken performanslara imza atan Asya Kasap, 2025’i güzel anılarla geride bırakırken yeni yıl için heyecanlı. Yılbaşı ruhunu çok sevdiğini söyleyen Kasap, 2026’da hem kariyerinde hem de yeni karakterlerin dünyasında kendini daha da geliştirmeyi diliyor…

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ nazanortac@outlook.com.tr

PAUSE Dergi’nin aralık sayısı için bir araya geldiğimiz Asya Kasap, hem içtenliği hem de sanatına duyduğu güçlü bağlılıkla genç kuşağın en merak edilen oyuncularından biri. “Sen Anlat Karadeniz” ile çok erken yaşta kamera karşısına geçen Kasap, o günden bu yana hem deneyimini büyütmüş hem de kendine özgü bir oyunculuk yaklaşımı geliştirmiş.

Yeni karakterlere “yeni bir arkadaş edinmek” gibi yaklaştığını söyleyen genç oyuncu, setlerin enerjisinden ve yaratıcılığın sınırsız dünyasından besleniyor. Şimdi ise “Çarpıntı” dizisindeki Biricik karakteriyle izleyicinin karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyor.

Asya Kasap

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı? Sizi bu mesleğe yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

Oyunculuk serüvenim, küçükken film izlerken o karakterleri taklit ederek başladı. Orada olmak istiyordum ve eğitim almaya başladım. Sanırım beni yönlendiren kıvılcım, farklı kişiliklere hayat vermenin çok heyecan verici olmasıydı.

Eğitim sürecinizde veya kariyerinizin başında sizi en çok etkileyen isim ya da olay neydi?

Beni en çok etkileyen süreç, “Sen Anlat Karadeniz” de oynama sürecim. Çok hızlı gelişti ve yaşım çok küçüktü. Kamera önü hakkında çok bir deneyimim yoktu ve ilk deneyimimi Osman Sınav ve onun gibi çok başarılı isimlerle yapmak benim için çok büyük bir fırsattı.

Asya Kasap

Bir karakteri hazırlarken nasıl bir süreç izliyorsunuz? Özel ritüelleriniz, araştırma yöntemleriniz var mı?

O karakteri anlamaya çalışıyorum. Onu sevecek ve benimseyecek yerler buluyorum. Yeni bir arkadaş edinmek gibi bence. Bu yüzden de ona uygun bir alt metin oluşturuyorum kafamda ve oynadığım karaktere bir müzik seçiyorum. Bunlar beni etkiliyor.

Yakın gelecekte oynamak istediğiniz özel bir rol ya da tür var mı?

Psikolojik bir rahatsızlığa sahip bir karakteri oynamak çok isterim. Psikolojiyi araştırmayı çok seviyorum ve oyun alanının da çok geniş ve zevkli olacağını düşünüyorum.

Asya Kasap

“Çarpıntı” dizisindeki rolünüzden bahseder misiniz? Rolün hangi yönü sizi çekti ve heyecanlandırdı?

Hayat verdiğim “Biricik” çok saf, çok iyi bir karakter. O evin içinde hâlâ mutlu kalması, beni çok etkiliyor. Onun o cıvıl cıvıllığını ve yüksek enerjisini seviyorum.

Sette yaşadığınız unutamadığınız komik ya da duygusal bir an var mı?

Setler hep çok keyifli geçiyor. Bir örnekle sınırlandıramam. Şu anda yine çok eğlenceli ve konforlu çalışıyoruz.

Asya Kasap

“YILBAŞI RUHUNU ÇOK SEVİYORUM”

2025’ten geriye baktığınızda sizi en çok mutlu eden şey neydi, yeni yıldan beklentiniz ne?

2025 yılımda kariyerim için çok güzel işler yaptım ve sevdiklerimle çok güzel anılar biriktirdim. 2025’i düşününce aklıma bunlar geliyor…

Yılbaşı ruhu size ne ifade ediyor? Bu dönemde enerji toplamak için neler yaparsınız?

Yılbaşı ruhunu çok seviyorum. Her yerin çok güzel süslenmesi ve herkesin yeni beklentilerle ve yeni enerjilerle yeni yılı beklemesini çok seviyorum. Enerji toplamak için, yılbaşı ağacı kuruyorum, sevdiklerime şans getirmesine inandığım hediye alıyorum ve kendime de şans getirdiğini inandığım bir hediye alıyorum. Ayrıca kokinanın da bolluk getireceğine inanıyorum.

Asya Kasap

Yeni yılda kendiniz için belirlediğiniz özel bir hedef ya da hayal var mı?

Yaptıklarımın çok daha üstüne koyarak gittiğim bir yıl olmasını istiyorum. İşimle ilgili çok güzel adımlar atmayı diliyorum. Aynı zamanda sosyal ilişkilerimde de güzel anılar belirleyip, yeni yıla bunları düşünerek giriyorum.

Oyunculuk dışında sizi en çok besleyen hobiler ya da ilgi alanları neler?

Resim yapmaya çalışmayı çok seviyorum. Bazen seramik alıp onu boyuyorum. Ve ukulele çalmayı öğrenmeye başladım ama daha yeniyim…

Asya Kasap

Yoğun set temposunda kendinize zaman ayırmayı nasıl başarıyorsunuz?

İşim erken bittiğinde arkadaşlarımla buluşup kendimi sıfırlıyorum onlarla zaman geçirmek bana iyi geliyor. Yorgun olsam da sosyal hayatımı ihmal etmemeye çalışıyorum.

Hayranlarınızdan veya izleyicilerden aldığınız en ilginç geri bildirim neydi?

“Adı Sevgi” dizisinde bazı şiddet sahnelerim vardı. İnsanlar bana üzülüp, “gece uyurken kapını kilitle, dikkat et” diyorlardı…

Asya Kasap

Uzun vadede oyunculuk kariyerinizde kendinizi nerede görüyorsunuz? Hayalleriniz neler?

Türkiye’de kendimi kanıtladıktan sonra yurt dışında da oyunculuk yapmak istiyorum.

“Kamera arkası da çok ilgimi çekiyor”

Oyunculuk dışında ilgilenmek istediğiniz başka bir alan var mı? Yapımcılık, senaristlik, yönetmenlik gibi…

İlerde senaryo yazmak ve yönetmek çok isterim zaten aynı zamanda üniversitede sinema ve dijital medya bölümünü okuyorum. O yüzden kamera arkasında da profesyonelleşmek isterim.

Asya Kasap

Oyuncu olmasaydınız bugün hangi mesleği yapıyor olurdunuz?

Bilmiyorum. Hiç düşünmedim çünkü sektöre çok küçük başladığım için hayatımı oyunculuğa göre kurdum. Ama sanırım okuduğum bölümle alakalı olarak yönetmen ya da senarist diyeceğim.

#AsyaKasap #PauseDergi #Röportaj #YeniYıl #Oyunculuk #SenAnlatKaradeniz #GençYetenek #2026

Saç düzleştiricisi kullanan, sık fön çektirenler dikkat!

Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek “Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Orkhan Bairamov

Dr. Orkhan Bairamov

  • Genetik etkenler

Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.

  • Hormonal etkenler

Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur.

  • Stres ve duygusal faktörler

Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.

  • Otoimmün ve metabolik hastalıklar

Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür.

  • Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği

Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.

  • Uzun süreli açlık diyeti

Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.

  • İlaç kullanımı

Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.  Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.

  • Yanlış bakım ve travma

Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.

  • Saçlı deri hastalıkları

Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar.

#SaçDökülmesi #Dermatoloji #SaçSağlığı #AcıbademHastanesi #OrkhanBairamov #StresVeSaç #SaçBakımı #SaçTedavisi #SağlıklıYaşam #Estetik #Özgüven

Kollarınızda veya bacaklarınızda şişlik varsa… Nedeni lenfödem olabilir!

Lenf dolaşımının doğuştan veya sonradan ortaya çıkan bazı durumlar nedeniyle bozulması sonucu proteinden zengin sıvının dokular arasında birikmesiyle oluşan lenfödem tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.  Genellikle kol veya bacaklarda şişlik ve dolgunluk hissiyle kendini gösteren bu hastalık, tedavide gecikildiğinde oluşan enfeksiyonlar, ağrı, ağırlık hissi ve ciltte derin yaralar gibi önemli sorunlara yol açması nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini düşürüyor. Hastalık ilerlediğinde kıyafet seçimi zorlaşırken, yazı yazmak, yürümek ve ayakkabı giymek gibi basit işler bile güçleşebiliyor. Lenfödemin sadece fiziksel değil, psikolojik yönü de önemli. Hastalar, estetik kaygılar veya hareket kısıtlılığı nedeniyle sosyal ortamlardan uzaklaşırken, aile ve iş hayatında da sorunlarla karşılaşabiliyor.  Tüm bunlar kaygı bozukluğuna ve depresyona yol açabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, erken tanının lenfödem tedavisinden etkin sonuç alınmasında kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Erken tanı için kol veya bacak bölgesinde hassasiyet, dolgunluk, ağırlık hissi veya hafif bir şişlik olduğunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı bu ilk adımda hastanın öyküsü ile detaylı bir fizik muayene, ihtiyaç halinde laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleriyle lenfödemi tespit edebilmektedir. Erken tanı sayesinde ciltte enfeksiyon ve derin yaralar gibi gelişebilecek olan sorunlara yönelik önleyici tedbirler alınabilmektedir. Erken tanı ve tedavinin yanı sıra hastaların kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları tedavinin başarısı için çok önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Meltem Vural

Prof. Dr. Meltem Vural

Dünyada yaklaşık 250 milyon kişi bu sorunu yaşıyor!

Bebeklik döneminden itibaren her yaşta görülebilen lenfödem dünyada ve ülkemizde  yaygın görülen bir sorun. Öyle ki dünya çapında yaklaşık 250 milyon insanın lenfödemden etkilendiği belirtiliyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaygın görülen bu hastalığın son yıllarda daha sık teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Meltem Vural, “Bunun en önemli nedeni ise kanser gibi hastalıkların artmasıdır. Bu hastalıklarda uygulanan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler sonrasında ikincil sebeplerle lenfödem gelişebilmektedir” bilgisini veriyor.

En riskli grup meme kanseri hastaları olsa da…

Lenfödem; lenf bezleri ile damarlarının gelişim sorunları ve lenfatik akım bozuklukları nedeniyle oluşuyor. Sıklıkla kol veya bacaklarda görülse de genital bölge, baş ile boyun gibi vücudun farklı bölgelerinde de rastlanabiliyor. Cerrahi girişimler, radyoterapi, travma veya enfeksiyon gibi sebeplerin yanı sıra doğuştan da görülebiliyor. Ancak, kanser hastalarının en yüksek risk grubunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Meltem Vural, sözlerine şöyle devam ediyor: “Kanserle ilişkili lenfödem sebebi olarak en sık meme kanseri karşımıza çıkmaktadır. Meme kanseri sonrasında lenfödem gelişme oranı yaklaşık yüzde 25 civarındadır. Hastalarda tedavi sonrasında çoğunlukla  kol, önkol ve el bölgesinde lenfödem gelişebilmektedir. Bu durum genellikle lenf nodlarının alınması veya radyoterapi sonrasında ortaya çıkmaktadır. En önemli nedeni, işlemler sebebiyle dokularda oluşan etkilenmeler sonucunda lenfatik akımın bozulması ve dokular arasında lenf sıvısının birikmesidir.”

Tedavisinde gecikmeyin, çünkü!

Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin genellikle etkilenen kol veya bacak bölgesinde; şişlik, dolgunluk, hassasiyet ve ağırlık hissiyle kendini gösterdiğini belirterek, “Örneğin, yüzük veya kıyafetler dar gelmeye başlamışsa, dikkatli olunmalıdır. Şişlik ve dolgunluk hissi başlangıç evresinde hafifken; zamanında müdahale edilip tedavi edilmezse karşımıza daha ciddi bulgular çıkabilir. Şişlik artabilir, ciltte renk değişiklikleri, kalınlaşmalar, ağrı ve enfeksiyonlar gelişebilir” diyor. Prof. Dr. Meltem Vural, ilerleyen durumlarda ciltte yaraların, derinlemesine çukurların, papillom  adı verilen kabartıların ve skar dokularının da oluşabileceğine işaret ederek, “Gelişen bu sorunlar nedeniyle elde, kolda veya bacakta  fonksiyon kaybı sonucunda; ellerini kapatma, bir şeyi kavrama, kaldırma, itme, çekme, yürüme ve oturup-kalkma  gibi aktivitelerde hareket kısıtlılıkları oluşabilmektedir” diyor.

Erken tedaviyle kontrol altına alınabiliyor!

Lenfödem tedavi edilebilir olmakla birlikte tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödemin erken tanı ve tedaviyle önemli ölçüde kontrol altına alınabildiğini ve ilerlemesinin önlenebildiğini vurgulayarak, “Lenfödemin tüm dünyada altın standart tedavi yöntemi; lenfödem rehabilitasyonu, yani  hastaların eğitimi, manuel lenf drenajı, çok tabakalı bandaj,  kompresyon giysileri, egzersiz ve cilt bakımıdır. Hastaların düzenli takip ve tedavilerinin yapılması da vazgeçilmezdir” diye konuşuyor.  Bazı özel durumlarda  veya ileri evrelerde cerrahi müdahale gerekebildiğini ifade eden Prof. Dr. Meltem Vural, “Süper mikrocerrahi teknikleri, lenf sıvısının dolaşıma kazandırılmasını sağlayarak şikayetleri azaltabilmektedir. Lenfovenöz anastomoz (LVA) ve lenf nod transferi (LNT) gibi yeni cerrahi yöntemler, lenfödem tedavisinde uygulanabilmektedir” bilgisini veriyor.

Lenfödeme karşı 10 önemli öneri!

Lenfödem açısından riskli olan kişilerin veya lenfödem sorunu yaşayan hastaların kol ve bacak gibi uzuvlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Meltem Vural, lenfödeme karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Sorunlu olan kol veya bacağınıza yönelik zorlayıcı aktivitelerden kaçının. Ağırlık kaldırma, itme veya çekme gibi güç gerektiren hareketler yapmayın.
  • Etkilenen kol bölgesinden tansiyon ölçümü yapmayın. Damar yolu açılacaksa lenfödem sorunu olduğunuzu bildirin, bu durumda işlem diğer kolunuzdan yapılacaktır.
  • Cilt temizliğine ve kuruluğuna önem verin. Etkilenen bölgeye uygun PH içeriğine sahip temizleyici ürünlerle yıkanın. Ardından, cildinizi nazik bir şekilde kurulayın ve yağsız dermatolojik nemlendiriciler ile nemlendirin. Tırnaklarınızı cildinize zarar vermeyecek şekilde kısaltın.
  • İlgili bölgelerinizi güneşten koruyun, yüksek faktörlü güneş kremlerini tercih edin.
  • Etkilenen uzuvlarınızı böcek ısırmalarına, yara ve çiziklere karşı koruyun.
  • Sıkı ve dar giysilerden, takılardan kaçının.
  • Uyurken, etkilenen uzvun altta kalmamasına dikkat edin.
  • Uçak yolculuklarında basınç değişimlerine karşı bası giysileri giyin.
  • Dengeli beslenin ve kilo kontrolüne özen gösterin.
  • Hekiminizin önerileri doğrultusunda; tempolu yürüyün, temiz olduğu bilinen denizde yüzün, lenfödeme yönelik egzersizler ve nefes egzersizleri yapın. Ayrıca, uzun süre hareketsiz kalmamaya çalışın.

#Lenfödem #Sağlık #FizikTedavi #Rehabilitasyon #ErkenTanı #YaşamKalitesi #Acıbadem #MideSağlığı #PsikolojiVeSağlık #HastalıklarlaMücadele

Selda İnci’den İlahi Aşkın İzleri IAAF’ta

IAAF İstanbul Sanat Fuarı’nda Selda İnci’den özel sergi 4–7 Aralık 2025 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek IAAF İstanbul Sanat Fuarı, bu yıl da sanat dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olacak.

Sanatçı Selda İnci, fuarda Galeri Lavision, Match Art Gallery ve Sanatta Engel Yok Vakfı’nda beş eseriyle sanatseverlerin karşısına çıkacak. Doğa ve inanç temalarını tuvaline yansıtan İnci, her eserini parmak iziyle imzalayarak kişisel bir kimlik kazandırıyor.

Sanatçının sözleri Selda İnci, sergiye dair duygularını şu sözlerle paylaştı: “Her sergimde hep aynı duyguyu taşıyorum. İlahi aşkın mucizelerini sergilemenin mutluluğu. Resimlerimde birçok ayette geçen Kün Fe Yekün cümlesini kullandım. Dünya üzerinde yarattığı her şeyin tek sahibi ve hüküm verenin ‘O ol derse olur’ cümlesi… Şükür sana Allah’ım.”

Teknikler ve geçmiş koleksiyonlar Yağlıboya, akrilik ve suluboya tekniklerini kullanan sanatçı, daha önce “İçimden Yansımlar”, “Kafama Göre” ve “Esma Hüsna” koleksiyonlarıyla sanatseverlerin beğenisini kazanmıştı.

#Seldaİnci #IAAF2025 #İstanbulSanatFuarı #SanatSeverler #DoğaVeİnanç #SanattaEngelYok #GaleriLavision #MatchArtGallery

Boğaz manzarasında brunch keyfi

Artisan MGallery İstanbul, 9 Kasım itibarıyla başlattığı pazar “brunch”larıyla misafirlerine şehrin kalbinde keyifli bir hafta sonu deneyimi sunuyor. Her pazar 12:00–15:00 saatleri arasında Tarihi Yarımada ve Boğaz manzaralı teras katında gerçekleşen brunch, zengin menüsü ve canlı müzik performanslarıyla öne çıkıyor.

İlk etkinlik yoğun ilgi görürken, şefin spesiyalleri arasında sanayi sandviçi istasyonu, el yapımı fettuccine ve noodle, ağır ateşte pişmiş dana kaburga ve portakallı krep flambe gibi lezzetler yer aldı.

Brunch deneyimi, her hafta değişen müzik programıyla daha da renkleniyor. İlk buluşmada Doğan Karaca’nın handpan performansı ve Okan Topçu’nun klasik gitarı misafirlere unutulmaz anlar yaşattı. Saksafon, DJ setleri ve farklı enstrümanlarla zenginleşen program, her pazar farklı bir enerji yaratıyor.

Artisan MGallery İstanbul, brunchlarıyla hem yerel hem de uluslararası misafirler için yeni bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Sanat, müzik ve lezzetin buluştuğu bu özel deneyim, otopark imkânıyla da konforlu bir hafta sonu kaçamağı sunuyor.

#ArtisanMGallery #İstanbulBrunch #PazarKeyfi #BoğazManzarası #HaftaSonuLezzeti #CanlıMüzik #Brunchİstanbul

Çırağan Sarayı’nda yeni yılın Işıltılı kutlaması

İstanbul’un en görkemli yapılarından Çırağan Palace Kempinski İstanbul, yeni yılı karşılamak için hazırladığı özel programıyla misafirlerini Boğaz’ın büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir kutlamaya davet ediyor. Tarihi dokusu, zarif mimarisi ve eşsiz konumuyla şehrin simgesi olan Çırağan Sarayı, bu yıl da yılbaşı coşkusunu ihtişamlı davetler, seçkin lezzetler ve özel deneyimlerle taçlandırıyor.

Çırağan Sarayı

Gazebo’da Yılbaşı Çay Saati Aralık ayı boyunca her gün 15:00–18:00 arasında sunulacak yılbaşı temalı beş çayı, el yapımı tatlılar, tuzlu ikramlıklar ve yılbaşı ruhunu yansıtan sunumlarla misafirlere zarif bir deneyim yaşatıyor. Boğaz manzarası eşliğinde gerçekleşen bu keyifli buluşma, yeni yıl hazırlıklarına şık bir dokunuş katıyor.

Çırağan Sarayı

Çırağan Balo Salonu’nda Gala Yemeği – 31 Aralık 2025 Sarayın ihtişamını yansıtan Çırağan Balo Salonu, yılbaşı gecesinde altı aşamalı özel menü, karşılama kokteyli ve canlı müzik performanslarıyla misafirlerini ağırlıyor. Türk ve dünya mutfağından özenle seçilmiş lezzetlerle donatılan gala yemeği, yeni yıla görkemli bir başlangıç yapmak isteyenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Çırağan Sarayı

Le Fumoir’da Yılbaşı Partisi Palmiye ağaçları altında Boğaz’ın ışıkları eşliğinde düzenlenecek yılbaşı partisi, canlı DJ performansı ve özel kokteyllerle eğlence tutkunlarını bekliyor. Enerjik atmosferiyle Le Fumoir, şehrin en popüler yılbaşı adreslerinden biri olmaya devam ediyor.

Saray’da Yılbaşı Brunch’ı – 1 Ocak 2026 Yeni yılın ilk gününde Çırağan Sarayı’nın zarif salonlarında sunulacak brunch, zengin menüsü ve Boğaz manzarasıyla misafirlere lezzet dolu bir başlangıç vaat ediyor.

Çırağan Sarayı

Yeni Yıl Konaklama Paketi İki gecelik konaklama, gala yemeği ve yılbaşı brunch’ını içeren özel paket, misafirlere Saray atmosferinde masalsı bir deneyim yaşatıyor. Çırağan Palace Kempinski İstanbul, yeni yıla ihtişam ve zarafet içinde adım atmak isteyenleri ağırlamaya hazırlanıyor.

Çırağan Sarayı

#ÇırağanPalace #KempinskiIstanbul #YılbaşıKutlaması #BoğazdaYılbaşı #YeniYıl2026 #İstanbulEtkinlik #LuxuryLifestyle #GalaDinner #BrunchExperience

Braun’dan bir ilk: Akıllı IPL deneyimi

Dünyanın ilk akıllı IPL cihazı Braun IPL Skin i·expert, kişiselleştirilmiş bakım planı ve 400.000 flaş atımıyla evde 2 yıla kadar pürüzsüzlük sunuyor. Akıllı takvim özelliğiyle yaşam tarzınıza uyum sağlayan cihaz, ilk kullanımdan itibaren gözle görülür sonuçlar vadediyor.

Kasım 2025 burç yorumları

♈ Koç

Ayın başında Mars’ın etkisiyle seyahat arzunuz artıyor; 4 Kasım itibarıyla planlara başlayabilirsiniz. Ancak Merkür’ün 9–29 Kasım arasındaki geri hareketi gecikmelere neden olabilir, bu yüzden esnek planlar yapın. 5 Kasım’daki Dolunay bütçenizi netleştirmenize yardımcı olurken, Venüs’ün geçişiyle ortak gelirlerde artış yaşanabilir. 12’sinde öfkenizi kontrol etmek önemli; iletişimde gerginlikler olabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay romantik bir buluşma ya da akıllı bir finans hamlesi için ideal. Ay sonunda Güneş ve Venüs’ün seyahat alanınıza geçişiyle romantik kaçamaklar gündeme gelebilir.

♉ Boğa

Bu ay finansal fırsatlar ön planda. Mars’ın etkisiyle ortak gelirlerde artış olabilir. 5 Kasım’daki Dolunay, gardırobunuzu yenilemek için ideal. Venüs’ün Akrep’e geçişiyle ilişkilerde tutku artıyor. Merkür gerilemesi (9 Kasım) bütçenizi zorlayabilir, dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, romantik bir buluşma veya flört için uygun. Ay sonunda Venüs’ün Yay’a geçişiyle gelir artışı ve stil değişimi gündeme gelebilir.

♊ İkizler

Kasım ayında iş hayatı yoğunlaşıyor. Mars ilişkilerde gerginlik yaratabilir, sakin kalmaya çalışın. 5 Kasım’daki Dolunay, kendinize zaman ayırmak için güzel bir fırsat. Merkür gerilemesi (9 Kasım) iletişimde aksaklıklar getirebilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, iş fırsatları ve terfi için umut verici. Ay sonunda ilişkilerde barış ve uyum sağlanabilir.

♋ Yengeç

Mars’ın etkisiyle liderlik sorumlulukları artıyor. Güneş ise romantizme yönelmenizi teşvik ediyor. 5 Kasım’daki Dolunay sosyal hayatı canlandırabilir. Merkür gerilemesi (9 Kasım) ruh halinizi etkileyebilir, iletişimde dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, aşk hayatında veya yaratıcı projelerde yeni başlangıçlar için uygun. Ay sonunda işte ve ilişkilerde denge sağlanıyor.

♌ Aslan

Ev hayatı hareketli; aileyle vakit geçirmek ön planda. Mars çocuklarla ilgili konuları gündeme getiriyor. 5 Kasım’daki Dolunay, işte bir dönemin kapanışını işaret ediyor. Merkür gerilemesi (9 Kasım) romantik ilişkilerde gerginlik yaratabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, sevdiklerinizle keyifli bir yemek için ideal. Ay sonunda ilişkilerde uyum ve romantizm yeniden doğuyor.

♍ Başak

Evde ve çevrenizde yoğunluk var. Mars’ın etkisiyle sorumluluklar artıyor. 5 Kasım’daki Dolunay seyahat için uygun. Merkür gerilemesi (9 Kasım) planlarda aksaklık yaratabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, güzel haberler getirebilir. Ay sonunda aile içi uyum ve tatil hazırlıkları sizi mutlu edecek.

♎ Terazi

Ay başında Venüs’ün burcunuzdaki konumu cazibenizi artırıyor. Güneş’in para alanında olması finansal gelişmeleri destekliyor. Mars iş motivasyonunuzu yükseltiyor. 5 Kasım’daki Dolunay bütçe düzenlemesi için uygun. Merkür gerilemesi (9 Kasım) harcamalarda dikkat gerektiriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay yeni kazanç fırsatları sunabilir. Ay sonunda romantik bir kaçamak planlayabilirsiniz.

♏ Akrep

Kasım sizin ayınız! Güneş burcunuzda parlıyor, dikkatler üzerinizde. Mars’ın para alanınıza geçişiyle maddi kazançlar artabilir. 5 Kasım’daki Dolunay bir ilişkiyi sonlandırabilir; yeni başlangıçlara yer açın. Venüs’ün burcunuza gelişiyle çekiciliğiniz zirvede. Merkür gerilemesi (9–29 Kasım) harcamalarda dikkatli olmanızı gerektiriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay, görünümünüzü yenilemek için ideal. Ay sonunda finansal fırsatlar artıyor, tatil öncesi bütçeniz rahatlayabilir.

♐ Yay

Mars burcunuza giriyor ve enerjinizi yükseltiyor. 5 Kasım’da bir iş süreci sona erebilir, yeni projelere yer açılıyor. Venüs’ün Akrep’teki konumu gizli duyguları tetikleyebilir. Merkür ve Jüpiter’in gerilemeleri maddi konularda temkinli olmanızı öneriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay, içsel dönüşüm ve kişisel bakım için uygun. Güneş 21’inde burcunuza geçiyor; kendinizi yenilenmiş hissedeceksiniz. Ay sonunda Venüs’le birlikte çekiciliğiniz artıyor, eğlenceye hazırsınız.

♑ Oğlak

Kasım ayı sosyal açıdan hareketli başlıyor. Mars’ın etkisiyle perde arkasında yoğun işler sizi bekliyor. 5 Kasım’daki Dolunay romantik bir akşam için uygun. Venüs’ün desteğiyle yeni tanışmalar mümkün. Merkür gerilemesi iletişimde karışıklıklara neden olabilir, sabırlı olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, arkadaşlarla keyifli bir buluşma getirebilir. Güneş’in içe dönük alana geçişiyle dinlenme ihtiyacınız artabilir. Ay sonunda yalnız kalmak istemezseniz, çevreniz sizi bekliyor olacak.

♒ Kova

Kariyeriniz bu ay ön planda. Güneş başarılarınızı parlatıyor. Mars’ın sosyal çevrenize etkisiyle destek buluyorsunuz. 5 Kasım’daki Dolunay evde düzenlemeler için uygun. Venüs’ün etkisiyle itibarınız artıyor. Ancak Merkür gerilemesi sözlerinizi yanlış anlaşılır hale getirebilir, dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay yeni bir iş fırsatı getirebilir. Güneş’in Yay burcuna geçişiyle tatil planları gündeme gelebilir. Ay sonunda romantik kutlamalar için güzel fırsatlar doğuyor.

♓ Balık

Kasım ayı seyahat ve keşif arzunuzu artırıyor. Güneş’in 9. evdeki konumu uzak planları destekliyor. 5 ve 20 Kasım’daki Ay fazları yolculuklar için uygun. Ancak Merkür gerilemesi aksaklıklar yaratabilir, alternatif planlar yapın. Jüpiter’in gerilemesi yatırımlarda dikkatli olmanızı öneriyor. 21 Kasım’dan itibaren kariyerinizde parlamaya başlıyorsunuz. Ay sonunda Venüs’ün desteğiyle başarılarınız görünür hale geliyor, takdir toplamaya hazırsınız.

Türk mutfağı sadece tariflerden oluşan bir gelenek değil; bir duygu, bir kimliktir

Bir Pause Dergi klasiği olan Tolga Atalay ile Chef to Chef konuğu The Stay Hotels şefi Arzu Öztürk oldu. The Stay Hotels Nişantaşı ve The Stay Hotels Bosphorus’un Yiyecek & İçecek Direktörü/ Executive Chef Arzu Öztürk ile kariyeri ve lezzet üzerine sohbet ettik. Keyifle okumalar…

 Arzu Öztürk

 Şef Arzu Öztürk okurlarımıza kendinizden bahseder misin?

Karadenizli bir ailenin kızıyım. Denizle, yeşille iç içe geçen bir şehirde hayatın tadını erken fark ettim. Ailemde bu meslek profesyonel olarak yoktu, ama evimizde yemek, sohbet ve paylaşım her zaman merkezdeydi.

Yaklaşık yirmi yıldır profesyonel mutfakta çalışıyorum, ancak bu yolculuk bir diploma ile değil, içten gelen tutku ve yorulmak bilmez bir emek ile başladı. Alaylı bir şef olarak hem kadın biri olarak hem de geleneksel eğitim almadan bu alana adım atmış biri olarak — kendimi sürekli ispatlamak durumunda kaldım. Bu süreç bana sabrı, özveriyi ve yaratıcılığı öğretti.

Profesyonel kariyerim, The House Hotel’de mutfak şefi olarak başladı. Ardından grubun üç otele çıkmasında, tüm mutfakların koordinasyonunu üstlenerek on yıl boyunca grup koordinatörü olarak görev yaptım. Şu anda ise The Stay Hotels Nişantaşı ve The Stay Hotels Bosphorus’un Yiyecek & İçecek Direktörü/ Executive Chef olarak hizmet veriyorum.

Mutfak serüvenin nasıl başladı?

Mutfakla bağım çocukluk yıllarıma dayanıyor. Annemin işlettiği küçük bir meyhanede, sofraların etrafında paylaşılan hikâyeleri, mezelerin hazırlanışını ve mutfağın o özel enerjisini çok iyi hatırlıyorum. O dönem farkında değildim ama orada bir şey içime yerleşti.

Yemek yapmayı hep sevdim ama bunu mesleğe dönüştürmeyi hiç planlamamıştım. Annem, bu işin zorluklarını bildiği için aşçılığa yönelmemi de istemezdi. Fakat zamanla anladım ki bu benim yolumdu. Bir gün mutfakta kalmam gerektiğini hissettim ve o günden sonra da hiç çıkmadım.

 Arzu Öztürk

Kariyerini ve ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Profesyonel mutfak yolculuğum Antre-G House Private Catering ile başladı. O dönemde özel davet ve butik organizasyonlarda görev alarak, farklı konseptlerde menüler hazırlama ve operasyon süreçlerinde aktif rol alma fırsatım oldu. Bu deneyim, mutfakta disiplin, planlama ve ekip uyumunun ne kadar önemli olduğunu erken yaşta anlamamı sağladı.

Ardından The House Hotel bünyesinde mutfak şefi olarak profesyonel otelcilik hayatına adım attım. Grubun üç otele büyümesiyle birlikte tüm operasyonun mutfak koordinatörlüğünü üstlendim ve bu görevi on yıl boyunca sürdürdüm. Bu dönemde menü geliştirme, ekip yönetimi ve sürdürülebilir mutfak kültürü üzerine önemli deneyimler kazandım.

Türk mutfağına düşünceleriniz nedir ve nasıl bakıyorsun?

Türk mutfağı, dünyanın en köklü ve en zengin gastronomi kültürlerinden biridir. Coğrafyanın bereketi, ürün çeşitliliği, tarih boyunca farklı medeniyetlerle kurduğu etkileşim bu mutfağı benzersiz kılar. Ancak tüm bu zenginliğe rağmen, Türk mutfağı hâlâ global ölçekte hak ettiği değeri tam olarak görmemektedir. Türk mutfağı sadece tariflerden oluşan bir gelenek değil; bir duygu, bir kimliktir. Bu sebepten yüzyıllardır biriken Anadolu mutfak hafızasının modern tekniklerle birleşmesi, bu kültürü geleceğe taşımanın en güzel yoludur. Klasik bir malzemenin çağdaş bir yorumla yeniden hayat bulması ya da unutulmuş bir reçetenin günümüz mutfak dilinde yeniden canlanması, bu dönüşümün en kıymetli tarafı olacaktır.

Bu mutfağa sahip çıkmak, geçmişe takılı kalmadan onun sesini bugüne taşımakla mümkün. Aslında mesele sadece yemek yapmak değil, bu toprakların hikâyesini doğru biçimde anlatabilmek.

 Arzu Öztürk

Dünyada mutfağında sıralamanız ve favorileriniz nedir?

Her mutfağın kendine ait bir karakteri, bir hikâyesi var. Bu yüzden mutfakları birbiriyle kıyaslamaktan çok, onları anlamayı ve keşfetmeyi seviyorum. Fransız mutfağının tekniğini, Japon mutfağının sadeliğini, Orta Doğu mutfağının baharat derinliğini çok kıymetli buluyorum.

Ancak Türk mutfağını bu listenin dışında tutmak gerekir; çünkü bana göre Anadolu mutfağı, tüm bu mutfakların sentezini içinde barındırıyor. Hem malzeme çeşitliliği hem kültürel birikimiyle inanılmaz bir zenginlik sunuyor.

Bir mutfağı sevmemin ölçüsü, sadece lezzet değil; o mutfağın felsefesine, dokusuna, malzemeye gösterdiği saygıya bağlı. Bu anlamda sade, gerçek ve doğaya yakın mutfakları her zaman bir adım önde görüyorum.

Hangi mutfakta iyisiniz?

En iyi olduğum mutfak, kendi kimliğimi kattığım mutfak diyebilirim. Türk mutfağının köklerinden beslenip onu modern tekniklerle yeniden yorumlamayı seviyorum. Geleneksel bir lezzeti günümüz sunum diliyle buluşturmak, bana her zaman daha yaratıcı geliyor.

Anadolu mutfağının doğallığını, Akdeniz mutfağının hafifliğini, Asya mutfağının denge anlayışını bir araya getirmeyi önemsiyorum. Yani belli bir ülkenin mutfağından çok, kendi bakış açımı ve kimliğimi yansıtan bir “harmoniyi” ön planda tutuyorum.

Benim için iyi mutfak; köklerine sadık, ama yeniliğe de cesurca açık olandır.

 Arzu Öztürk

Yeni bir lezzet yaratırken nelerden esinlenirsin yada bu lezzet nasıl ortaya çıkar?

Yeni bir lezzet yaratmak aslında bir fikir, bir duygu ya da bir an’dan doğuyor. Bazen bir kokudan, bazen bir renkten, bazen de çocukluktan kalan bir tat hafızasından… İlhamın tek bir kaynağı yok; önemli olan o fikri yakalayabilmek ve doğru malzemeyle buluşturabilmek.

Benim için her yeni tabak bir denge arayışı. Malzeme, teknik ve his aynı çizgide buluştuğunda ortaya gerçek bir lezzet çıkıyor. Yaratıcılık, çoğu zaman büyük sürprizlerden değil, sade ama anlamlı dokunuşlardan geliyor.

Bir lezzeti özel kılan şey, sadece tadı değil; taşıdığı ruh ve hikâyedir.

Michelin Yıldızı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Michelin Yıldızı elbette ki büyük bir prestij ve bu işe gönül veren her şef için önemli bir motivasyon. Ancak bana göre asıl değer, her gün mutfakta ürettiğin lezzetle misafirin kalbinde yer edebilmek. Bir tabak, sadece teknik olarak mükemmel değil; duygu olarak da doğru bir yere dokunabiliyorsa, işte o zaman anlam kazanıyor.

Bu ödül sistemi elbette sektöre disiplin, vizyon ve kalite standartları getiriyor. Ama mutfağın özü hâlâ aynı: samimiyet, emek ve hikâye.

Yani Michelin bir hedef olabilir ama asıl yolculuk, her gün aynı tutkuyla o ocağın başına geçebilmekte.

 Arzu Öztürk

Genç şeflere nasıl bir tavsiyede bulunursun?

Bu meslek sabır istiyor. Hızlı sonuç bekleyen biri için mutfak doğru yer değildir. Gerçek başarı zamanla, disiplinle ve çok çalışmayla gelir. Her gün yeniden öğrenmeye, değişmeye, gelişmeye açık olmak gerekir.

En önemlisi, işini gerçekten sevmek. Çünkü bu meslek sadece bilgiyle değil, duyguyla yapılır.

Hatalardan korkmamalarını da söylerim. Hata yapmayan gelişmez. Her başarısız tabak, bir sonraki başarının temelidir. Ve tabii ki ekip ruhu… İyi bir şef, sadece iyi yemek yapan değil, çevresindekileri büyüten kişidir.

Bir de şu var: ne yaparlarsa yapsınlar, tabaklarının içinde kalplerinden bir parça mutlaka olsun. Gerçek lezzet oradan gelir.

Yeni bir proje var mı? Yoksa ben yapacağım her şeyi yaptım mı diyorsun?

Bu meslekte “tamam” diye bir kelime olduğuna inanmıyorum. Mutfak sürekli değişiyor; ürünler, teknikler, bakış açıları… Her dönem yeni bir fikir, yeni bir heyecan mutlaka ortaya çıkıyor. Ben de bu değişimin içinde kalmayı, üretmeye devam etmeyi seviyorum.

Yeni projelerim arasında sürdürülebilirlik, yerel ürünleri çağdaş mutfak anlayışıyla birleştirmek ve genç şeflerle bilgi paylaşımına daha fazla zaman ayırmak var. Ayrıca yılların birikimini, deneyimlerimi ve hikâyelerimi bir kitap haline getirme fikri de beni çok heyecanlandırıyor. Belki o kitap hem bu mesleğe gönül verenler hem de mutfağın görünmeyen tarafına merak duyanlar için küçük bir rehber olur.

Kısacası; hâlâ öğreniyorum, hâlâ üretiyorum ve hâlâ ilk günkü heyecanla mutfakta olmaktan büyük keyif alıyorum.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim.

 Arzu Öztürk

Göksel’den sahne büyüsüyle dolu bir performans: “Canım (Live)” yayında!

Türk pop müziğinin güçlü seslerinden Göksel, dinleyicilerini büyüleyen canlı performanslarını yayınlamaya devam ediyor. “Uzaktan”, “Sen Orda Yoksun” ve “Yalnız Kuş” gibi unutulmaz şarkılarıyla hafızalara kazınan sanatçı, bu kez sevilen eseri “Canım”ın canlı versiyonu ile karşımızda.

Sözü ve müziği Göksel’e ait olan “Canım (Live)”, şarkının bilinen haline sahne enerjisi ve duygusal yoğunluk katarak yeni bir soluk getiriyor. Bu özel yorum, dinleyenleri adeta konser atmosferine taşıyor.

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde seslendirilen performansın klibiyle birlikte yayımlanan “Canım (Live)”, Göksel’in müzikal yolculuğunda hem nostaljik hem de yenilikçi bir durak olarak Avrupa Müzik ve Soles Music iş birliğiyle dinleyicilerle buluştu.