Yazılar

Melis Sökmen “Şıp” dedi

Melis Sökmen “Şıp” dedi

Usta sanatçı Melis Sökmen “Melis’le Dans” ismini verdiği projesinin ilk teklisi “ŞIP”ı Garaj Müzik etiketiyle yayınlıyor. Afro kökenli sanatçı, hareketli çalışması ile atalarına ufak bir selam gönderirken aynı zamanda da herkesi dansa davet ediyor!

Sözü ve bestesi Sadettin Dayıoğlu’na ait olan şarkının düzenlemesi Şevket Nedim Ruacan’a ait. Arıkan stüdyolarında kaydedilen ve sanatçı Duygu Soylu’nun da vokaliyle renk kattığı şarkının mixi Arıkan Sarıkaya, masteringi ise George Konnings tarafından yapıldı.

Usta yönetmenler Can Katipzade ve Özge Mine Katipzade ‘nin çektiği klibinde renkli görüntülerle karşımıza çıkan Sökmen’e klipte sanatçı Ahmet Alkış Peker eşlik ediyor.  Klipteki dans sahnelerinde Sökmen izleyenlere adeta görsel bir şov izletiyor. Single kapak fotoğrafı ise Özge Katipzade tarafından çekildi.

Kalp sıcak havaları sevmez

Kalp sıcak havaları sevmez

Eğer kalp hastalığı riski taşıyorsanız aşırı sıcaklarda dışarı çıkma konusunda her zamankinden daha fazla dikkatli ve özenli olmalısınız. Bu yüzden de bir takım önlemler almalısınız. Çünkü sıcak havalar kalp sağlığımızı bir hayli etkiliyor. Peki yaz aylarında kalp sağlığınızı korumak için neler yapabilirsiniz? İşte size 9 ipucu! Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Burak İşleyen anlattı.

Sıcak havalarda vücut, ısısını dengelemek için daha fazla çalışır. Bu durum kalp atış hızının ve kan basıncının artmasına neden olur. Özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireyler için bu durum kalp krizi veya felç gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Dr. Öğr. Üyesi Hasan Burak İşleyen

Dr. Hasan Burak İşleyen

Risk Altında Olanlar:

  • Yaşlılar
  • Kalp hastalığı geçmişi olanlar
  • Yüksek tansiyon hastaları
  • Şeker hastaları
  • Obez bireyler
  • Belirli ilaçları kullananlar

Sıcak Havalarda Kalp Sağlığını Korumanın 9 Formülü

  1. Bol su için: Dehidrasyon, kalp için ek bir stres faktörüdür. Bol su içmek, vücut ısısını dengelemeye ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olur.
  2. Serin ortamlarda bulunun: Mümkün olduğunca serin ve gölgeli ortamlarda bulunmaya çalışın. Klima veya vantilatör kullanın.
  3. Güneş ışınlarından korunun: Özellikle öğle saatlerinde güneş ışınlarının en yoğun olduğu zamanlarda doğrudan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçının. Güneş kremi kullanın ve şapka takın.
  4. Hafif giysiler giyin: Gevşek ve pamuklu gibi nefes alabilen giysiler tercih edin.
  5. Düzenli egzersiz yapın: Egzersiz yapmak kalp sağlığı için önemlidir. Ancak sıcak havalarda egzersiz yaparken dikkatli olun. Sabah erken saatleri veya akşam serinliği gibi daha serin zamanlarda egzersiz yapmayı tercih edin.
  6. Sağlıklı beslenin: Sıcak havalarda iştah azalabilir. Bu nedenle, besin değeri yüksek ve hafif yiyecekler tüketmeye özen gösterin.
  7. Alkol ve kafein tüketimini sınırlayın: Alkol ve kafein, dehidrasyona neden olabilir ve kalp atış hızını artırabilir.
  8. İlaçlarınızı düzenli kullanın: Düzenli kullandığınız ilaçları ihmal etmeyin.
  9. Yüksek tansiyon hastaları dikkat: Sıcaklıkla birlikte damarlarınız genişleyeceği için tansiyonunuz bir miktar düşebilir, ilaç dozunun güncellenmesi gerekebilir. Doktorunuz ile görüşmenizde fayda olacaktır.

Dikkatli Olun
Yaz aylarında kalp sağlığımızı korumak için gerekli önlemleri almak çok önemlidir. Özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireyler, bu konuda daha dikkatli olmalıdır. Bol su içmek, serin ortamlarda bulunmak, güneş ışınlarından korunmak, hafif giysiler giymek, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, alkol ve kafein tüketimini sınırlamak ve ilaçlarınızı düzenli kullanmak, sıcak havalarda kalp sağlığınızı korumaya yardımcı olacaktır.

Deha Bilimlier 90’lar konusunda yanlış anlaşıldım

Deha Bilimlier 90’lar konusunda yanlış anlaşıldım

Deha Bilimlier, ‘Git Git Yoluna’ isimli yeni cover şarkısını hayranlarıyla buluşturdu. Çalışmasını İstanbul’da kliplendiren Bilimlier, geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda 90’lar şarkıları ve sanatçılarıyla ilgili yaptığı açıklamaların gündem olmasıyla ilgili konuştu. Şarkıcı yanlış anlaşıldığını söylerken ‘Benim anlatmak istediğimi herkes yanlış anladı. Sahnede en çok 90’lar okuyan benim. Yeni şarkım ‘Git Git Yoluna’ bile 90’lar’ dedi. Sözlerine devam eden Bilimlier ‘Beni linçlemeye kadar gitti durum. Ama benim anlatmak istediğim asıl konu 90’lar da tek şarkıyla şöhreti yakalayıp kariyerini doğru yönetemeyenlereydi. O isimler hâlâ üretmeden 90’ları kullanmayana çalışıyor. Amacım bizimde onların yaptığı hataları yapmamayı, kariyerimizi doğru yönetmeyi anlatmaktı. Ama röportaj tam anlamıyla okunmadığı için yanlış bir algı oluştu. Sanki Sezen Aksu, Tarkan, Kenan Doğulu ve Garo  Mafyan gibi isimlere laf söylemişim gibi yansıtıldı’ dedi.

Acer’ın Yeni nesil elektrikli bisikletleri Eurobike

Acer’ın Yeni nesil elektrikli bisikletleri Eurobike

Acer, 3-7 Temmuz 2024 tarihleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleşecek EUROBIKE 2024’te yeni Acer ebii elite, eNomad-R serisi ve Acer eCargo-M elektrikli bisikletlerini tanıtıyor.

Acer, e-mobilite portföyündeki en son gelişmeleri yeni ebii elite ile sergiliyor. Hem amiral gemisi ebii’yi hem de yeni ebii elite’i kapsayan ebii serisi, gelişmiş yapay zeka özellikleri ve son teknoloji tasarımı sayesinde global bir fenomen haline gelen ebii’nin misarını sürdürüyor. Merkezinde yapay zeka teknolojisi bulunan ebii’nin minimalist tasarımını koruyan ebii elite; günlük ulaşım, alışveriş, kısa yolculuklar ve eşya veya yük taşımacılığı gibi çeşitli durumlarda sürücüler için konfor ve pratiklik sağlayan ön ve arka bagajlar gibi daha geniş bir aksesuar yelpazesi sunuyor. Ayrıca, geliştirilmiş hızlanma ve tırmanma yetenekleri de dahil olmak üzere daha üst seviyeye çıkarılan ebii elite’in performansı, onu çeşitli arazi ve sürüş ortamları için daha uygun hale getiriyor. Acer, ebii serisinde farklı modeller sunarak kullanıcıların yaşam tarzlarına uygun pek çok ihtiyacını karşılamaya devam ediyor.

Converse ve Hollanda merkezli sokak giyim markası Patta’nın yeni iş birliği

Converse ve Hollanda merkezli sokak giyim markası Patta’nın yeni iş birliği

Converse ve Patta’nın klasik stil unsurları, hava koşullarına dayanıklı malzemelerin bir araya geldiği, sınırlı sayıda üretilen özel bir koleksiyona hayat veriyor.

Bu yeni koleksiyonda, Weapon Ox ve Chuck 70 Marquis modellerinin yanı sıra özel bir giyim seçkisi karşımıza çıkıyor.

Hava şartlarına dayanıklı kumaşlar ve dikkat çekici baskılarla tasarlanan Converse x Patta “Rain or Shine” Koleksiyonu, başarının adanmışlık, azim ve doğru zihniyet ile engelleri aşarak elde edilebileceği fikrini benimsiyor.

Converse, bu iş birliğinin kampanyasında yer alması için, İngiltere’nin en ikonik hiphop müzisyenlerinin doğduğu Güney Londra Peckham’dan müzisyen Sam Akpro ile güçlerini birleştiriyor. Çevresinin farklı beklentilerine rağmen punk müzik sahnesinde öne çıkan bir figür olmayı başaran Sam, Converse x Patta iş birliği koleksiyonunun vermek istediği mesaja dikkat çekerek “kendisi olma” cesaretini gösteriyor. Geçmişinde birçok zorlukla yüzleşen ünlü fotoğrafçı ve şair Caleb Femi ise yönetmenliğiyle kampanyaya hayat veriyor. Filtresiz, cesur işleriyle öne çıkan bu iki isim, “Rain or Shine” Koleksiyonu’nun vizyonunu mükemmel bir şekilde yansıtıyor.

Deniz Seki’ye sürpriz kutlama

Deniz Seki’ye sürpriz kutlama

Türk pop müziğine şarkıları ve yorumculuğu kimliği ile damga vuran Deniz Seki’ye, asistanı Cemal Günbaş yakın dostlarının katıldığı mini sürpriz bir doğum günü kutlaması yaptı. Seki, kendisinin haberi olmadan yapılan bu kutlama karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Kutlamaya sanatçının menajeri Haluk Şentürk, asistanı, sevgilisi ve arkadaşları katıldı.

Swissotel’de akşam saatlerinde yapılan sürpriz partide Seki’nin resminin olduğu pastanın mumlarını üfleyen ünlü sanatçı önce sağlık diledi. Deniz Seki, doğum günü bu yıl kutlamayacağını, kendisine hediye almak isteyen sevenlerinin ve yakın arkadaşlarına Tödev’e bağış yapmalarını sosyal medyadan yaptığı bir paylaşımla açıklamıştı.

Karaciğer yağlanmasında ilaç tedavisi yok; ama!

Karaciğer yağlanmasında ilaç tedavisi yok; ama!

Vücudumuzun en büyük organı olan karaciiğerimiz,  toksik maddeleri temizlemekten enerji kaynaklarını depolamaya, enzim, protein ve kan pıhtılaşma faktörlerini üretmekten sindirim ve metabolizma sistemlerinin çalışmasını sağlamaya dek sayısız hayati işlev üstleniyor!  Ama tüm bu önemine rağmen ne yazık ki karaciğer sağlığına gerekli özenin gösterilmediğini ve son yıllarda karaciğer hastalıklarının görülme sıklığının arttığını belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı “Karaciğer sağlığımız için; dengeli ve sağlıklı beslenmek, katkı maddeleri içeren işlenmiş gıda ve alkolden uzak durmak, fazla kilo ve obezite ile mücadele etmek, hareketli bir yaşam tarzını benimsemek, gereksiz ilaç kullanmaktan kaçınmak, piyasada kontrolsüz şekilde satılan ve içeriği tam olarak bilinmeyen zayıflama çayları gibi muhtemel toksik maddelerden uzak durmak, temizlik ve hijyene dikkat etmek son derece önemlidir” diyor. Ülkemizin canlı vericili karaciğer naklinde ise başarısıyla dünya listesinde ilk sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, yağlanmadan siroza ve nakile gidebilen süreci ve karaciğer naklinde son gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sağlıksız beslenmeden hareketsizliğe, alkol tüketiminden fazla kiloya dek günlük yaşantımızda yaptığımız bazı yanlışlar, vücudumuzda hayati rol oynayan karaciğerimizi hızla yıprandırıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı “Vücutta yağlanma arttıkça karaciğer hücrelerinde de damlacık şeklinde yağ birikiyor ve karaciğer toplam ağırlığının yüzde 30 ve daha fazlası yağ hücrelerinden oluşana kadar sinsice ilerliyor, belirti göstermiyor hatta kan tahlillerinde bile görünmüyor. Yağlanma arttıkça hepatit denilen karaciğer iltihaplanması, ardından karaciğerin giderek sertleşip normal yapısını kaybetmesiyle siroza dönüşüyor. Sadece obezite değil, alkol tüketimi de aynı senaryoya neden olarak karaciğeri yağlandırıp, işlev kaybı ve karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor. Uzun süreli ve aşırı alkol tüketenlerin yüzde 90’ında karaciğer yağlanması görülüyor, bu şekilde alkol kullanımının devamı da yüzde 20 olasılıkla siroza yol açıyor” diyor.

Prof. Dr. Hamdi Karakayalı

Prof. Dr. Hamdi Karakayalı

Son aşamada nakilden başka çare kalmıyor

Karaciğer yağlanmasının bilinen bir ilaç tedavisi olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, buna karşı alınacak bazı önlemlerle karaciğerin kendini yenileme özelliğine sahip bir organ olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “Alkol tüketimi, bilinçsiz ilaç ve reçetesiz ürünler gibi kötü alışkanlıklarından kurtulup, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile kötüye giden süreç durdurulabilir. Ancak bunun için geç kalınmamalıdır çünkü karaciğerin yapısı bozulup siroz geliştiğinde artık geri dönülemez ve bu aşamadaki birçok hasta için tek umut hastalıklı karaciğerin çıkarılarak yeni ve sağlıklı bir karaciğer nakledilmesidir.” Öte yandan her yıl siroz hastalarının yüzde 2-3’ünde karaciğer kanseri gelişme riski bulunduğunu ancak zamanında tanı konulursa bu hastaların karaciğer nakli ile hem siroz hem de kanserden kurtulabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, ülkemizde, tedavisi için karaciğer nakli dışında bir ümit kalmamış ve bağışlanacak bir organı bekleyen, Sağlık Bakanlığı Organ Nakli Bekleme Listesi’ne kayıtlı 2 bin 600 hasta bulunduğunu söylüyor. Prof. Dr. Karakayalı “Organ bağışı ihtiyacı karşılamaya yetmiyor ve hastaların çoğu bekleme sürecinde ne yazık ki hayatını kaybediyor, bu sırada listeye sürekli yeni hastalar ekleniyor. Buna karşın donör bulan hastaların tedavi edilmesini sağlayan canlı vericili karaciğer nakli sayılarına bakıldığında ülkemiz 1. sırada yer alıyor” diyor.

Çapraz Nakil ile 2 hastaya eşzamanlı nakil yapılıyor

Nakil aşamasında farklı teknikler uygulanıyor. Örneğin “Domino Nakil” tekniği özel bazı hastalıklarda nakil sırasında hastadan çıkarılan karaciğeri, bir başka hastaya naklederek kişinin yaşamına devam etmesini sağlıyor. Canlı vericiden alınacak olan karaciğer kısmının hastaya küçük gelmesi ve aynı durumda ikinci bir verici adayının da olması durumunda, “Dual Nakil” tekniğiyle her 2 donörün karaciğer parçaları aynı anda alıcıya naklediliyor ve sorun çözülüyor.

Ayrıca uygun eşleşme sağlandığında “Çapraz Nakil” yöntemiyle, kan grubu uymayan hastaların vericilerini birbirleriyle değiştirerek 2 hastaya eşzamanlı olarak karaciğer nakli yapılabiliyor. Bütün bu çözüm üreten gelişmelerin temelinde ise giderek artan tecrübe, bilgi birikimi ve hastane genelinde sağlanmış olan uyumlu ekip çalışması yatıyor.

Eskiden hayal olan tıbbi gelişmeler yaşanıyor!

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hamdi Karakayalı, karaciğer naklinde ülkemizde kısa zaman önce hayal bile edilemeyecek ameliyatların, günümüzde başarıyla uygulandığını vurgulayarak “Özellikle canlı vericili nakil tecrübesi geliştikçe eskiden nakil şansı olmayan pek çok durum için yeni yöntemler uygulanıyor. Kapalı laparoskopik hatta robotik yöntemlerle tedavi başarıyla yapılabiliyor. Beklenen yaşam sürelerinin aylar hatta haftalar ile sınırlı olduğu ileri evre karaciğer kanserlerinde, önce tümör küçültücü tedaviler uygulayıp, arkasından yaptığımız karaciğer nakilleri ile hastanın yıllarca siroz ve tümörden kurtulmuş olarak yaşamasını sağlıyoruz” diyor.

Anıl Piyancı ve Kaan Boşnak’tan yeni şarkı sürprizi

Anıl Piyancı ve Kaan Boşnak’tan yeni şarkı sürprizi

Anıl Piyancı & Kaan Boşnak ikilisinin her çalışması büyük ilgi gören iş birliğinden bir yeni şarkı daha dinleyiciyle buluşacak.

5 Temmuz’da Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak Nedeni Göremem şarkısı, bambaşka iki vokalin bir araya gelerek ortaya koyduğu özgün ve dikkat çekici bir sentez olma özelliği taşıyor. Albümü müjdeleyen bu single, ikilinin birlikte hazırladığı 4. Şarkı. Nedeni Göremem, 5 Temmuz’da tüm dijital platformlarda yayında.

Yaz keyfiniz kabusa dönüşmesin!

Yaz keyfiniz kabusa dönüşmesin!

Sınavlar ve okul döneminin yerini doyasıya tatile bıraktığı yaz mevsiminde açık havada geçirilen süre ve aktiviteler artarken, bazı yaz tehlikeleri ise çocukları gözetliyor! Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, “Yazın diğer diğer mevsimlerden farklı olarak yoğun güneş ışınlarına maruziyet, yaz döneminde ortaya çıkan böcek/sinek ısırıkları, yüksek hava sıcaklığına bağlı oluşabilecek enfeksiyonlar ve vücut reaksiyonları, daha hareketli olunması nedeni ile kazalar ve su ile ilişkili kazaların yaygınlaştığı görülmektedir” diyor. Bu nedenle çocuklu ailelerde özellikle tatil yörelerine gidilirken bazı önlemlerin mutlaka alınması, ebeveynlerin olası bir sorun karşısında ne yapılması gerektiği konusunda bilgili olması ve sağlık hizmetleri ile ilgili merkezlere ulaşımın kolaylığını da gözden kaçırmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Çetin, çocuklarda yazın en sık karşılaşılan sorunları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Evşen Çetin

Dr. Evşen Çetin

• Böcek sokmaları
Yazın en sık rastlanan böcek sokmasının sivrisinek ısırıkları olduğunu belirten Dr. Evşen Çetin “Bu durumda şişlik ortasında kabarık bir nokta vardır. Arı sokmalarında ise deride küçük bir delik oluşur. İğne deride kalmışsa çıkarılması gerekir. Alerjik reaksiyon, şok ya da nefes almada zorluk varsa çocuk hemen acil servise ulaştırılmalıdır. Kızarıklık ve şişlik yerinde günler içinde enfeksiyon gelişirse de mutlaka doktora başvurulması gerekir” diyor. Böceklerin dikkatini çeken parlak renkli kıyafetler ve parfümlerden kaçınılmasının önemine dikkat çeken Dr. Çetin, iki aydan küçük bebeklerde kimyasal böcek kovucular kullanılmasının önerilmediğini, kıyafetlere sinek kovucu losyonun günde iki kez sürülebileceğini, cibinliğin fayda sağlayabileceğini söylüyor.

• Güneş yanığı
Yaz mevsiminde çocukların ve ailelerin tatilini kabusa dönüştürebilen güneş yanığı; vücutta hassasiyet, kabarcık ve soyulma şeklinde görülebiliyor. Derinin, güneşin ultraviyole ışınlarına maruziyeti sonucu oluşan iltihaplanmaya karşı en iyi tedavi yönteminin ‘baştan önlem almak’ olduğunu belirten Dr. Çetin sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaygın bir güneş yanığı alanı varsa; deri ısı düzenleme yeteneğini kaybederek güneş çarpması denilen durumla da beraber olabilmektedir. Bol sıvı almak, cildin hava ile temasını devam ettirmek ve ıslak müslin bezlerle rahatlatmak işe yarayabilir. Güneş çarpması durumunda özellikle başağrısı, mide bulantısı, kusma gibi şikayetlerde baş ve boyun bölgesine soğuk uygulama yapmak gerekir. Baş ağrısının devam etmesi ve bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı, yanık bölgesinde kabarcıklar ve ateşin devam etmesi durumunda acilen doktora başvurulmalıdır.” Dr. Evşen Çetin, şapka ve güneşten koruyucu kıyafet ile çocuğun yaşına uygun güneş koruyucu krem kullanımının önemli olduğunu vurgularken, çok küçük bebeklere güneş kremi önerilmediğini, özellikle güneş ışınlarının yoğun geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkılmaması gerektiğini söylüyor.

• Kesik ve sıyrıklar
Küçük kesik ve sıyrıklar yaz tatilinde hemen her çocukta görülebiliyor. Bu küçük kesikler ve sıyrıkların evde tedavi edilebileceğini, akan suyun altında bol sabunla en az 10 dakika yıkanması gerektiğini belirten Dr. Çetin sözlerine şöyle devam ediyor: “Kesik derinse ve kanama fazlaysa dikiş gerekebilir ve kan kaybına bağlı şok gelişebilir. Bu nedenle hastaneye başvurulması gerekir. İltihaplanma riski olduğu için bu kesiklerin temizlendikten sonra tampon uygulanarak günlük pansumanı yapılmalıdır. Kanamanın devam etmesi durumunda acil servise başvurulmalıdır. Yara kirli bir yüzey nedeni ile oluştuysa tetanoz aşısı ve antibiyotik kullanımı gerekebilir.”
• İshal
Yazın özellikle aşırı sıcaklarda enfeksiyonların hızla çoğalması ve yayılması nedeniyle ishal vakalarına çok sık rastlanıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Evşen Çetin, ishale karşı alınması gereken önlemleri ve uyarılarını şöyle anlatıyor: “Özellikle yaz sıcaklarında besin hijyeni sağlamanın zorlaşması ve dışarıdan güvenilir olmayan yerlerden alınan enfekte gıdalar bu enfeksiyonların vücuda girmesine neden olur. Ellerin sık yıkanması, enfeksiyon etkeni olup aşılama ile engellenebilen etkenlere karşı bağışıklanma, hijyenik olmayan yerlerde hızlı bozulabilecek gıdaların tüketilmemesi hastalığa karşı koruyucu önlemlerdir. Yoğun ve beslenmeye engel olacak düzeyde kusma ve bol sulu ishal çocuklar için sıvı ve besin ihtiyacı karşılanamayacağı için tehlikeli olabilmektedir. Halsizlik ve bu bulgular varlığında çocuk acil servise götürülmelidir.”

• İsilik
Yazın özellikle bebeklerde daha sık görülen isilik; ter bezlerinin yoğun olduğu boyun, omuz, dirsek, kasık ve diz arkası gibi kat yerlerinde, sönük kırmızı lekeler halinde ortaya çıkıyor. Ter bezi ağzının ter içeriği ile tıkanması sonucu oluşan ve doğrudan sıcakla ilişkili olan isiliği önlemek için; bebeklerin hava sıcaklığına uygun giydirilip, kalın kıyafetlerden kaçınılması gerekiyor. Sıcak havalarda bebeğin her gün duru su ile yıkanmasının bebeği rahatlatacağını ve isilik riskini en aza indireceğini belirten Dr. Evşen Çetin “Çamaşırlar için kullanılan kimyasal temizleyici ve yumuşatıcılar deri ile temasla isilik gelişimini hızlandırabileceğinden bu tür maddelerden kaçınılmalıdır. İsilik bebeğin serin tutulması ile genellikle kendiliğinden geriler ama eğer gerileme olmazsa hastaneye başvurulması diğer nedenler ve hastalıklardan ayırım için önemlidir” diyor.

Diyabet tedavisinde beslenmenin payı büyük!

Diyabet tedavisinde beslenmenin payı büyük!

Diyabetin, vücuttaki birçok organı etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, diyabet tedavisinin amacının kan şekerini normal sınırlarda tutarak, sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek olduğunu söylüyor.

Diyabetli bireylerin beslenme programlarının vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Çoğu diyabetli birey pilav ve makarnayı daha az tüketmesi gerektiğini bilir ancak aralarda tükettiği şekersiz etiketi ile sunulan tatlandırıcılı diyet tatlıları rahat tüketilebileceğini düşünür.” dedi. Tip 2 diyabetli bireylerin çoğunun fazla kilolu olduğunun da altını çizen Yiğit, “Birçok klinik çalışma yüzde 10 kilo kaybının, tip 2 diyabet gelişme riskini yüzde 50 oranında azalttığını bildirmektedir.” şeklinde konuştu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, diyabetli bireylerin beslenmede sık yaptıkları hatalar ve dikkat edilmesi gerenler hakkında bilgi verdi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

İyi kontrol edilmeyen kan şekeri büyük sorunlara neden olabiliyor

Diyabetin, vücuttaki birçok organı etkileyen, çoğunlukla kan şekeri yüksekliği (hiperglisemi) ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Diyabette tedavinin amacı kan şekerini normal sınırlarda tutarak, sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek veya önlemektir. Bu nedenle diyabetin tedavisinde beslenmenin payı büyüktür. İyi kontrol edilmeyen kan şekeri, ilerleyen yaşlarda gözlerde, böbreklerde metabolik sorunlara ve sinir hücrelerinde harabiyete sebep olabilmektedir.” dedi.

“Tip 2 diyabetli bireylerin çoğu fazla kilolu”

Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 başta olmak üzere farklı türleri olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, Tip 1 diyabette insülin üretiminin olmadığını, bu nedenle dışarıdan enjekte edildiğini aktardı. Tip 2 diyabette ise insülin üretiminin olduğunu ifade eden Hülya Yiğit, “Ancak vücut bazı nedenlerden dolayı, insülini kullanamaz. Tip 1 diyabette insülin enjekte edildiği zaman dışarıdan verilen insülinin etki süresine göre öğün sayılarının, öğün saatlerinin, alınması gereken karbonhidrat miktarının düzenlenmesi oldukça önemlidir. Tip 2 diyabetli bireylerde ise öğün araları ve öğün sayıları daha esnek olabilmektedir. Tip 2 diyabetli bireylerin çoğu fazla kiloludur. Birçok klinik çalışma yüzde 10 kilo kaybının, tip 2 diyabet gelişme riskini yüzde 50 oranında azalttığını bildirmektedir.” şeklinde konuştu.

Büyük porsiyonlar da et tüketimi de kan şekerini yükseltebiliyor

Diyabetli bireylerin beslenme programlarının vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyoekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından düzenlenmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit şöyle devam etti:

“Diyabetli bireyler, bir besini tüketirken, o besinin  kan şekerini yükseltme hızına yani glisemik indeksine ve yediği miktara yani glisemik yüküne dikkat etmeli. Ana öğünlerinin karbonhidrat ve protein içeriği dengeli olmalı. Çoğu diyabetli birey pilav ve makarnayı daha az tüketmesi gerektiğini bilir ancak aralarda tükettiği galetaları, kepekli bisküvileri, şekersiz etiketi ile sunulan tatlandırıcılı diyet tatlıları rahat tüketilebileceğini düşünür. Bunların da kan şekerini olumsuz etkileyebileceği, dengeyi bozabileceği unutulmamalı. Diyabetli bireyler tarafından karbonhidratsız olduğu düşüncesi ile bir öğünde büyük porsiyonda kırmızı et tüketimi de oldukça yaygın görülür. Ancak büyük porsiyonlarda tüketilen kırmızı etin de kan şekerini, tatlılar kadar hızlı olmasa da yükseltebileceği göz ardı edilmemeli.”

Diyabetli bireylerin tüketebileceği pratik bir tatlı…

Diyabetli bireylerde kan şekeri dengesi için porsiyon kontrolünün önemine vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, tatlı ihtiyacı için de uygun porsiyonda meyve tüketiminin oldukça iyi bir alternatif olduğunu söyledi.

Hülya Yiğit, diyabetli bireylerin de porsiyon kontrolüne dikkat ederek tüketebileceği pratik bir tarif paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Şekersiz bal kabağı tatlısı hazırlaması kolay ve tatlı isteğini bastırabilecek pratik bir tatlı. İhtiyacımız olan malzemeler, 2 dilim bal kapağı, 4-5 adet çubuk tarçını (mümkünse seylan), 2 yemek kaşığı tahin ve çekilmiş ceviz. Kabakları küp küp büyük parçalar halinde doğrayıp, içine tarçın ekleyerek kabaklar yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirin. Tarçın tadını seviyorsanız miktarını arttırabilirsiniz. Piştikten sonra üzerine tahin ve ceviz ekleyerek tüketebilirsiniz, tabi porsiyon kontrolüne dikkat etmeyi unutmayın. Afiyet olsun.”