Yazılar

IVECO, taşımacılık sektörünü karbondan arındıracak

İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) tarafından IVECO ile ortaklaşa yapılan bir analiz, biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruluyor.

“Kuyudan tekerleğe” diye adlandırılan bu analiz döngüsel ekonomiye de mükemmel bir örnek.

IVECO, İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) Atmosfer Kirliliği Enstitüsü tarafından yürütülen çalışma ile biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruladı.

Kentsel alanlarda atık toplayan araçlarda kullanılan dizel ve sıkıştırılmış doğal gaz gibi geleneksel yakıtlarla karşılaştırıldığında kentsel katı atıkların organik kısmından elde edilen sıkıştırılmış biyometan kullanımının çevresel etkilerinin değerlendirildiği araştırmanın ana destekleyicisi IVECO oldu.

Araştırma için, Avrupa’daki çok sayıda metanla çalışan araçlar nedeniyle CNG yakıt ikmal istasyonlarının yaygın dağılımının bulunduğu İtalya pazarı referans alındı. Gerçekleştirilen çalışma yöntemine “Kuyudan-Tekerleğe” analizi deniyor. Bu da şu anlama geliyor; yakıtların saf bir karşılaştırmasının yapılması için tesislerin, altyapı inşasının ya da bakımın dikkate alınmadan, bir yakıt üretiminin ve kullanımının etkileri baz alınan analiz. Bu analizle, üretim zincirinde CO2

Sapanca, Dedeman Village markası ile buluştu

Türkiye’nin en büyük yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International; Dedeman Village Sapanca ile geleneksel misafirperverlik anlayışını ikinci kez Sapanca’ya taşıdı.

Dedeman ve yatırımcı şirket Mersoy Turizm iş birliği ile Dedeman kalitesini Sapanca’ya taşıyan Dedeman Village Sapanca misafirlerini ağırlamaya başladı.

9 ana markasıyla, misafirlerinin farklı ihtiyaçlarına göre alternatifler sunan marka; Dedeman Village markasını da, bu vizyon doğrultusunda Sapanca’ya taşıyarak, konsept ve özellikleri açısından otel ile birebir uyumlu bir deneyim sunuyor.

Ahşabın ön planda

İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta yer alan Dedeman Village Sapanca, ahşap kullanımının yoğun olduğu mimarisinin yanı sıra, yer yer taşın da eşlik ettiği tasarımı ile dikkat çekiyor. 24 üniteden oluşan ve tamamen ahşap olan otel; 5 adet Karadeniz tipi serender ev, 1 adet standart bungalov ve değirmen konseptli 1 adet taş ev deluxe, 5 adet ısıtmalı havuzlu bamboo house, 7 adet jakuzili delta house, 4 adet family House ve 1 adet balayı süitinden oluşuyor.

 Su sporları, yürüyüş parkurları, ATV turları, gölde yelken, dağda trekking imkanları sunan otel, macera dolu aktiviteler için vazgeçilmez bir tercih. Doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen misafirleri için, bisiklet turları, doğa yürüyüşleri ve piknik alanları gibi çok sayıda seçenek sunan Dedeman Village Sapanca, organik ürünlerle hazırlanan yöresel yemekler ve göl balığı lezzetini de tatmak isteyenler için eşsiz bir seçenek.

Işıl Ayman’dan yaz şarkısı geldi

Şarkıları hem dijital platformlarda hem de TV dizilerinde müzikseverlerin beğenisini kazanan genç yetenek Işıl Ayman, yeni neslin ilişkilerini anlattığı şarkılarıyla yoluna devam ediyor.

Işıl Ayman yakın zamanda yayınladığı ve Spotify da hem Viral 50 listesine üst sıralardan giren ve Trend listesinde halen dinlenen “Böyle Sevmek Olmaz ki”nin ve yine aynı şekilde dinleyicilerden tam not alan Pera grubuyla düeti “Uyanmayalım”ın ardından; cıvıl cıvıl bir yaz şarkısı ile dinleyicileriyle buluşuyor.

Işıl Ayman Söz ve müziği Işıl Ayman’a ait “YOLU AÇIN”nın, düzenlemesi Tarık İster ‘e ait ve şarkının klibi Ahmet Can Tekin tarafından çekildi. Cesur sözleriyle dikkat çekecek ve ilk görüşte aşık olan bir yaz kızının duygularını yaz enerjikliği ve esprili bir dille anlattığı “YOLU AÇIN” 12 Temmuz’da Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda, şarkının müzik videosu da Işıl Ayman’ın Youtube kanalında yayında olacak.

Richard Marsden “Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx”

Richard Marsden’in, insanların eylemlerini kısıtlayan veya mümkün kılan toplumsal ilişkilerin yapısını modelleme amacıyla sermayeyi kaleme aldığı çalışması Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, Ayrıntı Yayınları’nın İnceleme Dizisi kapsamında yayımlandı. Marx ve Foucault’yu eleştirel gerçekliğin merceğinden tekrar okuyan, onların toplumsal teorilerinin esastan uyuşmadığı yönündeki yaygın kanıyı altüst eden kitap, insanların eylem kapasitesinin maddi nedeninin bir modelini inşa ediyor. Sermayenin Doğası: Foucault’dan Sonra Marx, toplum, iktisat ve siyasal teori ile eleştirel organizasyon, yönetim çalışmaları ve postmodernizm alanlarında okuyan ve araştıranların ilgiyle karşılayacağı özgün bir çalışma…

Boğaza nazır İtalyan

Boğaza nazır Oligark İstanbul, İtalyan restoranı Pepe’s ile müdavimlerini eşsiz bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Profesyonel ekibi ve kusursuz hizmet anlayışıyla konuklarının beklentilerini her anlamda karşılayan Oligark İstanbul, yeni lezzet durağı Pepe’s Restoran’ı açtı.  Kuruçeşme’de yer alan Oligark İstanbul, Pepe’s Restoran’da muhteşem Boğaz manzarası eşliğinde İtalyan mutfağının en güzel örneklerini tadabileceğiniz unutulmaz bir akşam yemeği deneyimi sunuyor.

Rahat ve şık dekorasyonuyla misafirlerine keyifli bir akşam yemeği deneyimi yaşatan Pepe’s Restoran, her gün 18.00-00.00 saatleri arasında konuklarını bekliyor.

Gurmelerin ve lezzet tutkunlarının yeni uğrak noktası olmaya aday Pepe’s Restoran, klasik pizzalar ve makarnalardan et ve deniz ürünleri yemeklerine kadar her damak tadına hitap edecek birçok seçenek sunuyor.

Yüksek enerjili eklektik bir atmosfer: Hyde Beach

Yalnızca yetişkinlere özel her şey dahil boho-chic cenneti Hyde Bodrum’un yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunduğu restoranı Hyde Beach, misafirleri büyülemeye devam ediyor.

Gün boyu süren partiler, konsept sanat atölyeleri, yerli ve dünyaca ünlü DJ’lerin performansları ile yemyeşil bir tabiat parkının yanında konumlanan Hyde Beach, misafirlerine sezon boyunca yüksek enerjili eklektik bir atmosfer sunuyor.

HVMZA, Tuğçe & Santi, Aaron Sevilla ve daha fazlasının da aralarında bulunduğu en sevilen sanatçı ve DJ’lere ev sahipliği yapan beach, gün batımı seanslarında eğlence dolu bir müzik serisi sunuyor. Misafirler, her salı ve perşembe Hyde Beach’in akustik performansları eşliğinde yıldızların altında dans etmeye veya Allen Hulsey’in akustik melodileriyle yaz akşamlarını kutlamaya davetli.

Asya dokunuşlarıyla zenginleştirilmiş Akdeniz atıştırmalıklarıyla tasarlanan menüsüyle benzersiz bir lezzet deneyimi sunan Hyde Beach, DJ performansları ve kokteyller ile gün batımına kadar atıştırmalık, yiyecek ve içeceklerle dolu bir masada geçireceğiniz keyifli anların vazgeçilmez mekanı. Deniz mahsullü linguini, popcorn suşiler, sashimi, levrek ceviche, somon tartar, çıtır mantı, dana bonfile ve baby kalamar gibi Asya ve Akdeniz mutfağından imza lezzetlerin yer aldığı menüsü, Tropic Thunder, Coconut Collins ve Frose All Day gibi özel kokteylleri Hyde Beach’in yüksek enerjili eklektik atmosferi için gereken enerji kaynağı olacak.

Dolunayda gerçekleştirilen Full Moon Yoga, Verda Samanlı ile Sanat Atölyesi, Full Moon DJ Performans ve kokteyl atölyeleri ise Hyde Beach’in tesadüfi anların cazibesini yansıttığı birkaç küçük andan sadece birkaçı.

Diyetisyenden kolayca yapacağınız, serinletici içecek tarifleri…

Aşırı yaz sıcaklarında çok da düşünmeden bir çırpıda başımıza diktiğimiz, içimizi ferahlatan soğuk içecekler bilinçsiz tüketildiğinde obeziteden diyabete dek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz “Özellikle yaz aylarında değil terleme yoluyla nefes alıp verirken bile sıvı kaybettiğimiz için vücudumuzun suya ihtiyacı artıyor. Günde ikibuçuk litreden az su içmemek gerekiyor. Ancak pek çok kişi aşırı sıcaklarda su yerine soğuk şekerli içeceklere yönelebiliyor! Oysa gerek vücudumuzun sıvı ihtiyacını karşılamak gerekse serinlemek için kesinlikle sağlıksız, katkılı ve yapay içeceklerden uzak durmak çok önemli” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz aşırı sıcaklarda evde hazırlayabileceğiniz serinleten içecekleri, bir su bardağına (200 ml) denk gelen kalori miktarlarını ve tariflerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz

  • Şekersiz limonata ( 200 ml/ 65 kalori)

Yaz ayı denilince akla ilk gelenlerden biri ev yapımı limonata oluyor. 1 su bardağı limonatanın (200 ml) 65 kalori içerdiğini belirten Sıla Bilgili Tokgöz, içerisinde bal olduğu için 1 yaş altı çocuklardan uzak tutulması gerektiğini söylüyor.

Tarifi:

İki büyük limon ve bir portakalın kabuklarını rendeleyip suyunu sıkın. Üç yemek kaşığı çiçek balı, bir tutam fesleğen ya da nane ve bir litre su ekleyerek derin bir sürahide karıştırın. Buzdolabında en az iki saat dinlenmeye bırakın. Sonra ince bir süzgeç ile süzün. Bol buz, nane veya fesleğen yaprakları ile servis edebilirsiniz.

  • Karpuz ve Kavunlu Maden Suyu (200 ml/120 kalori)

Yazın vazgeçilmez meyvelerinden karpuz ve kavun içeriğindeki yüksek su oranıyla öne çıkıyor. Bu meyveleri maden suyuyla buluşturunca ortaya 120 kalorilik lezzetli bir içecek çıkıyor. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Tokgöz, glisemik indeksi yani kan şekerini yükseltme hızı oldukça yüksek olduğundan diyabet hastalarının bu içeceği daha az ölçüyle ve dikkatli tüketmeleri gerektiğini vurguluyor.

Tarifi:

İki dilim karpuz (200 gr) ve iki dilim kavunu (200 gr) buzlukta iki saat dondurun. Daha sonra taze nane yapraklarıyla blenderden geçirin. Üzerine yarım limon suyu ve bir şiye maden suyu ekleyerek tüketebilirsiniz.

  • Yaban Mersinli Smoothie (200 ml/ 250 kalori)

Özellikle yazın kahvaltı için farklı alternatif arayanların da severek tüketeceği tok tutan ve serinleten içeceklerden biri; yaban mersinli smoothie. Bir bardağı (200 ml) 250 kalori olan bu içeceğin; içerisindeki çilek ve yaban mersini sayesinde C vitamini ve antioksidan açısından oldukça zengin olduğunu söyleyen Tokgöz “Yulaf içerisindeki lif sayesinde mideyi daha geç terkederek daha uzun süre tok kalmaya yardımcı oluyor. Süt hem kalsiyum hem protein bakımından günlük alıma katkı sağlıyor. Glisemik indeksi düşük meyve kullanıldığı için diyabet hastaları da rahatlıkla tercih edebilirler” diyor.

Tarifi:

Sekiz adet yaban mersini, bir su bardağı süt, iki yemek kaşığı yulaf ve bir çay kaşığı toz tarçını bir kaba koyarak blenderden geçirip tüketebilirsiniz. Daha şekerli bir tat arayanlar bu tarife bir adet muz da ilave edebilirler. Süt ve süt ürünlerine intoleransı olanlar ise badem veya yulaf sütü gibi bitkisel içecekler de tercih edebilir.

  • Meyveli Kefir (200 ml/195 kalori)

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili Tokgöz, kefirin probiyotik etkinliği ile bağırsak dostu bir içecek olduğunu vurgulayarak “İçerisindeki kalsiyum ve protein sayesinde kas ve kemik sağlığı için de son derece önemli. Ek gıda döneminde bebeklerin bile rahatlıkla içebileceği hem çok sağlıklı hem de çok doyurucu bir içecek tarifi olarak öne çıkıyor” diyor.

Tarifi:

Bir su bardağının dörtte üçü kadar kefiri, yarım çay bardağı suyu, bir küçük muzu ve iki adet kayısıyı blenderden geçirdikten sonra içebilirsiniz. Diyabet hastaları için; kiraz, şeftali, elma ve çilek gibi kan şekerini hızlı yükseltmeyen besinler tercih edilebilir.

  • Sağlıklı Reyhan Şerbeti (200 ml/32 kalori)

Osmanlı mutfağından günümüze kadar gelen bu vazgeçilmez şerbetin oldukça sağlıklı olduğunu belirten Tokgöz şöyle konuşuyor: “Reyhan, antioksidan-bağışıklık destekleyici ve mide bağırsak yakınmalarına, hazımsızlığa iyi geliyor. Şerbet deyince akla hemen şekerli bir içecek gelse de yüksek şeker ve kalori alımı vücutta yağ olarak depolanıp hızla kilo aldırdığı için rafine şeker kullanmadan da reyhan şerbeti hazırlayabilirsiniz.”

Tarifi:

Bir demet taze reyhanı yıkayıp bir kaseye alın. Üzerine bir litre sıcak su döküp içerisine bir adet kabuk tarçın, beş adet karanfil ve bir adet limon suyu ekleyerek soğuyana kadar bekleyin. Soğuduktan sonra iki yemek kaşığı hurma özü veya balı ekleyip bol buzla servis edebilirsiniz.

  • Soğuk Şeftalili Yeşil Çay (200 ml/60 Kalori)

Hazır satılan soğuk çayların yüksek oranda rafine şeker içerdiğini, bu nedenle evde hazırlayarak hem aşırı sıcaklarda serinleyip hem de sağlıklı içecek olarak tüketebileceğinizi belirten Sıla Bilgili Tokgöz, bir su bardağı (200 ml) içeceğin 60 kalori olduğunu söylüyor. Tokgöz şöyle konuşuyor: “Termojenik etkiye bağlı olarak yeşil çay daha fazla enerji harcanmasını sağlıyor. Aynı zamanda yeşil çay polifenolik bileşenlerinin etkisiyle de kilo kaybına ve ödem atmaya da yardımcı oluyor. Ancak içeriğindeki kafein sebebiyle yüksek tansiyonu, kardiyovasküler hastalığı ve böbrek hastalığı olanların dikkat etmesi gerekiyor.”

Tarifi:

İki adet poşet yeşil çayı ya da bir yemek kaşığı dökme yeşil çayı yarım litre kaynatılmış suda demleyin. Soğumaya bırakın. İki adet olgun şeftaliyi bir çay bardağı su ile blenderden geçirip bir sürahiye süzün. Ardından üzerine soğumuş yeşil çayınızı ekleyip buzla servis edebilirsiniz.

Saygının ve düzenin şehri Tokyo

Dünyanın en büyük şehirleri söz konusu olduğunda, Tokyo’dan daha iyisini bulamazsınız. Derin gelenek ve hızlı tempolu, modern enerjinin bir araya geldiği Japonya’nın başkenti Tokyo, Asya’da ziyaret edilebilecek en iyi yerlerden biridir. İmparatorluk Sarayı’na ve Hükümet ve Parlamento’nun merkezinin yanı sıra lüks otellere, Michelin yıldızlı restoranlara ve harika alışveriş olanaklarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu saygının ve düzenin şehrini gelin birlikte gezelim.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Tokyo’nun Asakusa semtindeki Sensō-ji Tapınağı

Altyapısı ve tasarımı bakımından dünyanın en modern şehirlerinden biri olan Tokyo büyük ölçüde 1923 depremi ve II. Dünya Savaşı’nın yıkımı nedeniyle aynı zamanda dünyanın yaşamak için en pahalı şehri unvanını da elinde tutuyor. Neyse ki, mükemmel demir yolu ve metro ağları sayesinde dolaşması en kolay şehirlerden biri.

İmparator Meiji ve eşi İmparatoriçe Shōken’e adanan görkemli Meiji Tapınağı’nın (Meiji Jingū) inşası 1915’te başladı ve 1926’da tamamlandı. Orijinal yapı II. Dünya Savaşı sırasında yıkılmış olsa da 1958’de yeniden inşa edildi ve Tokyo’nun en önemli dini mekanlarından biri olmaya devam ediyor.

Japonya’nın her yerinde bulunan türleri temsil eden yaklaşık 120.000 ağaca ev sahipliği yapan 175 dönümlük yaprak dökmeyen bir ormanla çevrili olan tapınağın öne çıkan yerleri arasında kraliyet hazinelerinin bulunduğu müzesiyle İç Mahalle (Naien) ve Dış Mahalle (Gaien) yer alıyor.

Tokyo

Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesini keşfedin

Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesi’ni ziyaret ettiğinizde Tokyo’nun en tarihi arazilerinden birinde yürüyün.

Bahçe, üç tür geleneksel bahçeyi bir araya getirdiği için en iyilerden biri olarak kabul edilir: Fransız Resmi, İngiliz Peyzaj ve Japon Geleneksel. Ayrıca, bahçede yaklaşık 1.500 kiraz ağacı bulunduğu için Tokyo’daki kiraz çiçeklerini izlemek için en iyi noktalardan biridir. Ayrıca Himalaya sedirleri, selvi ve lale ağaçları da bulacaksınız. Bahçe, yaprakların kızıl ve altın rengine dönmeye başladığı sonbaharda çok popülerdir. Bahçenin diğer özellikleri arasında bir sera, güzel göletler ve çeşitli pavyonlar yer almaktadır.

Ueno Parkı ve Ueno Hayvanat Bahçesi'nde Doğanın Tadını Çıkarın

Ueno Parkı ve Ueno Hayvanat Bahçesi’nde Doğanın Tadını Çıkarın

Yoğun Tokyo’nun kalbindeki cennet benzeri bir yeşil vaha olan Ueno Park (Ueno Kōen), şehrin en büyük yeşil alanı ve en popüler turistik mekanlarından biridir. Park, güzel arazisine ek olarak keşfedilecek çok sayıda tapınak ve müzeye de ev sahipliği yapmaktadır.

Hoş çakıl yollarıyla kesişen bu 212 dönümlük park, sazlıklarla çevrili Shinobazu göletinde küçük bir tekne gezisi, Bentendo Tapınağı’nın bulunduğu küçük bir adanın etrafından dolaşma gibi önemli noktalara sahiptir. Ayrıca 256 bronz ve taş feneriyle 17. yüzyıldan kalma Toshogu Tapınağı’nı (Nikkō Tōshō-gū) ziyaret ettiğinizden emin olun.

Buradaki bir diğer önemli nokta ise Ueno Hayvanat Bahçesi’dir (Onshi Ueno Dōbutsuen). 1882’de açılan, Japonya’nın en eski hayvanat bahçesidir ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin hediye ettiği pandalarla ünlüdür.

Tokyo

 Sensō-ji Tapınağı’nı ziyaret edin

Tokyo’nun Asakusa semtinde, şehrin en ünlü tapınağı olan zarif Sensō-ji Tapınağı (Kinryū-zan Sensō-ji), maskeler, oymalar, abanoz ve ağaçtan yapılmış taraklar, oyuncaklar, kimonolar, kumaşlar ve değerli kağıt ürünleri satan satıcılara ev sahipliği yapan uzun bir sokak pazarının sonunda yer almaktadır.

Şefkatin Budist tanrıçası Kannon’a adanan tapınak, MS 645 yılında kurulmuş ve birçok kez yeniden inşa edilmesine rağmen orijinal görünümünü korumuştur.

Ziyaretin öne çıkan noktaları arasında, üzerinde “Gök Gürültüsü Kapısı” yazısı bulunan 3,3 metre yüksekliğindeki kırmızı kağıt feneriyle Kaminari-mon Kapısı’nı ve hastalıkları uzaklaştırdığına inanılan ünlü ve çok sevilen Tütsü Küveti’ni görmek yer alıyor.

Tokyo'

Ginza Bölgesinde Yorulana Kadar Alışveriş Yapın

Ginza, Tokyo’nun en yoğun alışveriş bölgesidir ve New York’taki Times Meydanı kadar simgeseldir ve çok daha eskidir. Aslında yüzyıllardır ülkenin ticari merkezi olmuştur ve Japonya’nın büyük şehirlerini birbirine bağlayan beş antik yolun kesiştiği yerdir. Seçkin mağazalar ve görkemli saray dükkanlarıyla çevrili Ginza bölgesi, sadece dolaşmak için de eğlencelidir veya. Daha da iyisi, dünyanın hızla geçmesini izlerken çok sayıdaki çay ve kahve dükkanından veya restoranından birinde oturun.

Hafta sonları, her şey açık olduğunda, trafiğin yasak olduğu ve dünyanın en büyük yaya bölgelerinden biri haline geldiği için alışveriş tutkunlarının cennetidir. Akşam olduğunda, birçok binadaki devasa reklam panelleri Ginza’yı parlak neon ışıklarıyla yıkar.

Tokyo'

Tokyo Skytree’den Manzarayı Görün

Tokyo Skytree’yi kaçırmak zor. 634 metre yüksekliğindeki bu iletişim ve gözlem kulesi, Minato’nun Sumida semtinden devasa bir roket gemisi gibi yükseliyor.

Ülkenin en yüksek yapısı (ve dünyanın en yüksek serbest duran kulesi) olan Tokyo Skytree, 2012 yılında açıldı ve restoranından ve gözlem güvertelerinden sunduğu inanılmaz panoramik manzaralar sayesinde kısa sürede şehrin en çok ziyaret edilen turistik mekanlarından biri haline geldi.

Tokyo Ulusal Müzesi’nde gezinin

Tokyo Ulusal Müzesi, 100’den fazla ulusal hazine de dahil olmak üzere, Japon, Çin ve Hint sanatına ait 100.000’den fazla önemli esere ev sahipliği yapıyor.

1938 yılında açılan ve yaygın adıyla TNM olarak bilinen müzede, 6. yüzyıldan günümüze kadar uzanan Japonya ve Çin’e ait çok sayıda Budist heykelinin yanı sıra eski tekstil ürünleri, tarihi silahlar ve askeri teçhizatlardan oluşan güzel koleksiyonlar yer alıyor.

Ayrıca tarihi Japon kıyafetleri ve Asya seramikleri ve çanak çömleklerinden oluşan geniş koleksiyonları da dikkat çekicidir. Önemli sanat eserleri arasında 7. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar Japon resimleri yer alır ve müzenin çeşitli yüzyıllara ait lake işçiliğinin Japon ve Çin şaheserlerinden oluşan seçkin koleksiyonları da mutlaka görülmelidir. Bunlar arasında lake oyma, altın lake ve sedefli lake örnekleri yer alır. Ayrıca birçok güzel hat sanatı örneği de vardır.

İmparatorluk Sarayı’nı gezin

Tokyo’nun Marunouchi bölgesinin başlıca cazibesi, duvarlar ve hendeklerle çevrili güzel 17. yüzyıl parklarıyla İmparatorluk Sarayı’dır. İmparatorluk ailesi tarafından hala kullanılan İmparatorluk Sarayı, 1457’de Feodal Lord Ota Dokan’ın ilk kaleyi inşa ettiği yerde durmaktadır ve Tokyo şehrinin (veya o zamanki adıyla Edo’nun) kademeli olarak yayıldığı odak noktasıdır.

Saray kadar ünlü olan Nijubashi Köprüsü, adını sudaki yansımasından alan bir yapıdır. Diğer dikkat çekici özellikler arasında sarayı ve kapılarını çevreleyen iki metre kalınlığındaki duvar bulunur, bunlardan biri Doğu Higashi-Gyoen Bahçesi’ne açılır.

Miraikan ve Edo-Tokyo Müzelerini ziyaret edin

Tokyo’nun en yeni müzelerinden biri olan etkileyici Ulusal Yükselen Bilim ve Yenilik Müzesi (Nippon Kagaku Mirai-kan) genellikle sadece Miraikan olarak anılır. Japonya’nın teknoloji alanındaki lider rolüne büyüleyici bir bakış sunuyor.

Japonya Bilim ve Teknoloji Ajansı tarafından yaratılan bu ultra modern, özel olarak inşa edilmiş tesis, depremlerden hava koşullarına, yenilenebilir enerjiden robotiğe kadar her şeyi ele alan birçok uygulamalı etkileşimli sergiyi içerir. Öne çıkanlar arasında Maglev treninin muhteşem bir modeli gibi modern ulaşımla ilgili bir dizi sergi ve bir robotik sergisi yer alır.

Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi'ne uğrayın

Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi’ne uğrayın

Tokyo’nun Ueno Parkı’nda bulunan muhteşem Ulusal Doğa ve Bilim Müzesi 1871 yılında açılmış olup ülkenin en eski müzelerinden biridir.

Tamamen yenilenip modernize edilen müze, aynı zamanda ülkenin en yoğun ve en büyük müzelerinden biri olarak biliniyor; doğa tarihi ve bilimle ilgili yaklaşık 250.000 materyalin yer aldığı geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

Bunlar arasında uzay geliştirme, nükleer enerji ve ulaşım üzerine birçok büyüleyici etkileşimli gösteri yer alır ve her biri ziyaretçilere en son bilimsel ve teknolojik gelişmelere dair benzersiz bir bakış açısı sunar.

Karın ağrısı değip geçmeyin!

Daha önceden var olmayan, yeni ortaya çıkan veya var olup da karakteri değişen belirtileriniz varsa bunları ertelemeden doktora gitmek son derece önemli. Sizin için anlamsız gibi görünen bir belirti, ciddi bir hastalığın işaretçisi olabilir. Belki de karın ağrınız, sandığınız gibi basit ve geçici değildir. Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koruk Gastroenteroloji’de sıkça kullanılan Endoskopik Ultrasonografi (EUS) ve ERCP yöntemini anlattı.

Hızlı ve etkin sonuç
Daha önceden uzun zaman alan zahmetli tedaviler yerini yeni tekniklere ve teknolojik cihazlara bıraktı. Bu gelişim de hastaların hızlıca evlerine gidebilmesine olanak tanıyor. Bu yöntemlerden ikisi Gastroenteroloji’de sıkça kullandığımız Endoskopik Ultrasonografi (EUS) ve ERCP yöntemidir.

Tanı ve tedavide tercih ediliyor
ERCP, endoskopik yolla yapılan, safra yolları ve pankreas hastalıklarının hem tanı hem de tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Özellikle safra kanal taşlarında, tümörlerde, tıkanma sarılıklarında, pankreas kanal taşları, kronik pankreatit, pankreas tümörleri gibi hastalıkların tanı ve eş zamanlı olarak tedavisinde, ehil ellerde, güvenli ve başarılı bir tedavi yöntemidir.
Özellikle safra sistemi ve pankreas hastalıklarında kullanılıyor
EUS ise rutin endoskopik incelemeler için kullandığımız cihazlara ultrasonografinin eklenmesi ile geliştirilen ve yine endoskopik yolla uygulanan bir tanı ve tedavi yöntemidir. Sindirim sistemi organlarının duvarından kaynaklanan tümörlerde, komşu organlardaki hastalıkların tanı değerlendirmesinde, tümör evrelemesinde, özellikle safra sistemi ve pankreas hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılmaktadır.
Hızlı ve etkin sonuç
Bu iki yöntem kimi zaman birlikte kullanılarak tanı ve tedavi süreci daha da hızlandırılmakta ve etkin sonuca ulaşılmaktadır.

İdrar rengi koyuysa dikkat!
Safra yolu hastalıklarının en önemli belirtisi:

  • Sarılık,
  • Karın ağrısı
  • Kaşıntı
  • Ateş yüksekliği, idrar renginde koyulaşma olması da eşlik eder.

Bu bulgular safra akışında bir sorun olabileceğini düşündürür:

  • Ani başlayan şiddetli karın ağrısı,
  • Beraberinde bulantı,
  • Kusma ve ateş olması akut pankreatit işaretçisi olabilir.
  • Kronik karın ağrıları, kilo kaybı, iştahsızlık, kimi zaman sırt ağrıları pankreas tümörlerinin belirtisi olabilir.

Belirli bir şikayeti olmayan kişilerde yapılan rutin taramalar sırasında da bu bölge hastalıkları için şüphe uyandıracak bulgular tespit edilebilmektedir. İşte böyle durumlarda ileri tetkik ve tedavi yöntemi olarak EUS ve ERCP devreye girerek tanıyı hızlandırmaktadır. Çoğunlukla da aynı seansta tedaviyi de uygulamaktayız.

Tedavi planı
Hastaların şikayetlerine yönelik olarak yapılan muayene ve basit tetkiklerle eğer safra sistemi veya pankreas hastalıklarından şüpheleniyorsa ikinci planda gerekli olan diğer görüntüleme ve tetkikler de yapıldıktan sonra tedavi kararı hastayla birlikte verilir.

İşlemler Anesteziyoloji Uzmanı eşliğinde uygulanan sedasyon (uyku hali) altında yapılıyor. Bu sayede de hasta işlemle ilgili herhangi bir ağrı duymamış oluyor.

Sonuca yönelik hedef
EUS, yapılacak hastalarda incelemeyi planladığımız organa yönelik hedef belirlenir ve bu bölge incelemesi yapılır. Örneğin pankreasta şüpheli kitlesi olan bir hastada hedef pankreas incelemesidir;

  • Bu organın mide ve on iki parmak bağırsağı komşuluğu kullanılarak bu bölgeden, çok yakından ve detaylı olarak, pankreas görüntülenir.
  • Pankreasın genel yapısı normal mi değil mi, kanal yapı ve çapı normal mi, kanalda taş veya düzensizlik var mı, organın dokusunda yer kaplayan tümöral oluşum veya kistik kitle var mı tüm bunlar detaylı olarak incelenir.
  • Bu bilgiler ışığında sonraki tedavi yöntemlerine karar verilir.
  • Pankreasta kitle tespit edilen hastalarda bu kitlenin iyi ya da kötü huylu bir tümör olduğunun ayırt edilmesi amacı ile bu kitlenin içinden ince iğnelerle biyopsi yapılarak patolojik kesin tanıyı koyma imkânı sağlar.

Hedef organ safra yolları
Safra yollarında bir problem düşünülen hastada hedef organ safra yollarıdır ve inceleme o bölgeye yoğunlaşır. Bu incelemeyle;

  • Safra yollarının çap ve yapıları normal mi,
  • Genişleme veya darlıklar var mı,
  • Safra yolu içerisinde yer kaplayan taş, çamur, kitle var mı,
  • Karaciğer içi safra yolları düzenli mi tespiti ile tanı konulur.

Özel malzemeler ve aletler yardımı ile kanala ulaşılır
ERCP’de ise endoskopik yolla girilerek safra kanalının oniki parmak bağırsağına açıldığı noktaya (papilla) ulaşılır ve özel malzemeler ve aletler yardımı ile buradan safra kanalları veya pankreas kanalına ulaşılır.

  • Kanal içerisine verilen boyar madde ile alınan görüntülerde tanı ve anatomi teyit edilir.
  • Sonrasında duruma göre kanalın ağzı genişletilerek daha kolay erişim sağlanır. Bu sayede kanal içerisinde var olan çamur ve taşların rahat çıkarılması mümkün olur.
  • Hastada altta yatan sorun safra kanallarındaki darlık ise bu kez darlığın yukarısına geçilerek buraya stent denilen tüpler yerleştirilir ve bu sayede dar bölgeden aşağıya geçemeyen safra rahat bir şekilde boşalır ve mevcut olan sarılık da düzelir.
  • Aynı şekilde pankreas kanalındaki taşlar, kistler de tedavi edilebilmektedir.

Ortalama 20-30 dakika arasında gerçekleşir
Tüm bu işlemler ortalama 20-30 dakika arasında gerçekleşmekte olup hastalar çoğunlukla bir gece hastanede misafir edildikten sonra herhangi bir komplikasyon olmadığı taktirde ertesi gün gerekli tedavileri düzenlenerek evlerine uğurlanmaktadırlar.

Hem manzara hem lezzet Mammadrau’da

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’un imza restoranı Mammadrau, İtalyan mutfağının en leziz örneklerini sunuyor.

Bu özel mutfağın damakta iz bırakan lezzetleri, otelin muhteşem manzarasıyla Mammadrau’da bir araya geliyor.

İtalya’nın zengin gastronomik mirasının lezzet tutkusuyla buluştuğu Mammadrau, ızgara ahtapot, Cioppino, ev yapımı Penne Candela, Deniz Mahsulleri Risotto, fırınlanmış patates eşliğinde Josper fırından dana pirzola, sarımsaklı linguin ve bottarga ile servis edilen ıstakoz ızgara gibi lezzetlerle ve imza tatlısı Cannoli ile misafirlerini İtalya’nın kalbine bir yolculuğa çıkarıyor.