Yazılar

Sebebi yüksek topuklu ve dar ayakkabılar olabilir!

Halk arasında “başparmak çıkıntısı” olarak bilinen Halluks Valgus, ayak başparmağı kemiğinin dışa ve ayaktaki birinci tarak kemiğinin içe doğru dönmesiyle oluşan karmaşık bir şekil bozukluğu olarak tanımlanıyor.  Toplumda oldukça yaygın görülen bu deformiteye, özellikle 18-65 yaş aralığındaki kişilerin yüzde 23’ünde rastlanıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, Halluks Valgus’un kadınlarda erkeklere nazaran 15 kat daha fazla görüldüğünü belirterek, “Ülkemizde  kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unda, yani her 3 kadından 1’inde Halluks Valgus teşhis edilmektedir. Bu deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde ayağın anatomisine uygun olmayan ayakkabı kullanımının, bağ dokusunda esnekliğin ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir” diyor.

Dr. Tural Khalilov

Dr. Tural Khalilov

Stres kırığına yol açabilir!

Halluks Valgus’un ilerleyici bir özelliğe sahip olması nedeniyle deformite ilerledikçe  ağrının şiddeti de artıyor ve ayağın yük dengesi bozuluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, bu durumun komşu parmaklarda da deformiteye ve aşırı yüklenmeye bağlı stres kırıklarına neden olabileceğine işaret ederek, “Stres kırıkları göz ardı edildiğinde ağrı şiddetlenerek çok acı veren bir hale dönüşebilmektedir. Ayrıca, deformite şiddetlendikçe ayakta artroza, yani kireçlenmeye yol açabilir. Bu durum  Halluks Valgus tedavisini zorlaştırarak daha büyük cerrahi müdahalelere gerek duyulmasına sebep olabilir.  Bu nedenle, erken teşhis etmek, çok daha önemlisi önlem almak bu deformasyonda büyük önem taşımaktadır. Hastalarımıza önlem olarak,  pençesi dar olmayan ve ayak iç kavisini destekleyen, topuğu yüksek olmayan rahat ayakkabı kullanmalarını önermekteyiz” bilgisini veriyor.

Genetik faktörlerden dar ayakkabılara…

Kesin bir nedeni olmamakla beraber Halluks Valgus’un gelişiminde genetik ve çevresel faktörler etkili oluyor. Her iki başparmağın da etkilenebildiği bu deformitede genetik yatkınlıkta risk yüzde 70 gibi oldukça yüksek bir oranda seyrediyor. Ayak başparmak deformitesinde önemli sebeplerden olan genetik yatkınlık içsel faktör olarak nitelendiriliyor. Bağ dokusu esnekliği, düztabanlık, serebral palsi ve romatolojik eklem rahatsızlıkları  diğer içsel faktörleri oluşturuyor. Yüksek topuklu ve dar ayakkabı kullanımı ise dışsal faktör olarak nitelendiriliyor.

Deformite arttıkça ağrı daha çok şiddetleniyor!

Halluks Valgus’un belirtileri başparmaktaki deformite arttıkça daha çok büyüyor. Hastalar en çok ayak başparmağındaki kemik çıkıntısının ayakkabıya sürtünmesi nedeniyle oluşan ağrıdan yakınıyorlar. Başlangıçta sadece ayak başparmağı kenarında oluşan ağrı tablo ilerledikçe daha çok şiddetleniyor ve ayak tarak kemiğinin altında bile hissediliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, Halluks Valgus’un belirtilerini şöyle özetliyor:

  • Başparmakta dışa doğru yamukluk ve başparmak çıkıntısında ağrı
  • Ayak tarak kemiğinin altında ağrı
  • Ayakkabı giymede güçlük
  • Ayakta deformasyona bağlı nasır oluşması
  • Diğer komşu parmakların üst-üste binmesi

Tedavi hastalığın şiddetine göre planlanıyor

Ayak başparmağındaki kemik çıkıntısında tedavinin şekli hastalığın şiddetine göre planlanıyor.  Deformiteyi düzeltmeden semptomları kontrol etmek amacıyla başvurulan konservatif (ameliyat dışı) yöntemlerde; ayakkabı modifikasyonu, pedler, parmak arası silikon makaralar ve Halluks Valgus atellerinden faydalanılıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, ancak ameliyat dışındaki hiçbir yöntemin ayak başparmağındaki şekil bozukluğunu düzeltmediğini hatırlatarak, “Halluks Valgus’ta kesin sonuç ancak cerrahi müdahale ile mümkün olabilmektedir” diyor.

Ameliyatla deformite düzeltiliyor

İlk basamak tedaviler fayda sağlayamadığında, hastada ağrı  ve ayakkabı giymekte zorluk gibi şikayetlerin devamında, ameliyat seçeneği gündeme geliyor. Ayakta başparmak çıkıntısı ameliyatında deformitenin düzeltilmesi ve böylece ağrı ve ayakkabı giymekte zorluk  gibi semptomların kontrol altına alınması hedefleniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, günümüzde bu işlemlerin minimal invaziv cerrahi, bir başka deyişle küçük kesilerle yapıldığını belirterek, “Ameliyatta başparmak ve tarak kemiğini  aynı eksene getirip vidayla tespit ediyor ve böylece aralıklı duran tarak kemiklerini yaklaştırıyoruz. İşlemleri küçük kesiler ile gerçekleştirdiğimiz için dokular fazla hasar görmemekte ve bu sayede iyileşme süresinin kısalmasına olanak sunmaktadır“ diyor. Hastaların genellikle bir gün sonra hastaneden taburcu olduklarını söyleyen Dr. Tural Khalilov, ameliyat sonrasındaki iyileşme sürecini ise şöyle özetliyor: “Hastaların 3-4 hafta ayağın üzerine yük vermemelerini ve özel ayakkabıyla yürümelerini önermekteyiz.  İyileşme dönemi deformitenin şiddetine bağlı olarak 4-6 hafta arasında değişebilmekte ve bu sürecin sonunda hastalarımız iş ile sosyal yaşamlarına geri dönebilmektedirler.”

Concept THREE’nin ilk çizimleri paylaşıldı

Hyundai, IONIQ alt markasının kompakt elektrikli otomobil konsepti Concept THREE’nin ilk tanıtım çizimini yayınladı.

Hyundai, IONIQ alt markasının ilk kompakt elektrikli konsepti olan Concept THREE’nin en yeni tanıtım çizimini yayınladı. Geçen hafta paylaşılan ilk tanıtım görsellerinin ardından Hyundai, modelin adını Concept THREE olarak resmen doğruladı. Otomobil, Münih’te düzenlenecek IAA Mobility 2025’te dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

Yeni görsel, Concept THREE’nin geleceğe dönük tasarımını sergiliyor. Yan profili, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım diliyle şekillenen cesur ve enerjik bir duruş ortaya koyuyor. Çeliğin bükülme ve akışından ilham alan gövde; heykelsi yüzeyler, net hatlar ve belirgin karakter çizgileriyle hem hareketi hem de hassasiyeti vurguluyor. Bu etkileyici yan görünüm ayrıca, kompakt elektrikli siluetini yeniden yorumlayan “Aero Hatch” tasarım anlayışına da göz kırpıyor.

Detaylar şimdilik gizli tutulsa da Concept THREE, 9–14 Eylül tarihleri arasında Münih’te gerçekleşecek IAA Mobility 2025’te dünya sahnesine çıkacak. Hyundai’nin Avrupa’nın en büyük mobilite fuarına dört yıl aradan sonra geri dönüşü, markanın Avrupa pazarına olan bağlılığını ve sürdürülebilir inovasyondaki liderliğini yeniden teyit ediyor.

Beslenme kalitesi eğitim başarısını arttırıyor

Uzmanlar, okulların açılmasıyla birlikte sağlıklı beslenmenin çocukların akademik başarısı ve zihinsel gelişimi için kritik hale geldiğini söylüyor.

Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları yüksek olduğu için günde üç ana öğün yapılmasını öneren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Güne peynir ve yumurta gibi protein içeriği yüksek bir kahvaltı ile başlamak, odaklanma ve hafıza performansını destekler.” dedi. Yumurta, balık, kuruyemişler, yeşil yapraklı sebzeler ve probiyotik besinlerin beyin gelişimini destekleyen en önemli gıdalar arasında yer aldığını vurgulayan Yiğit, paketli ve şekerli ürünlerin yerine ev yapımı atıştırmalıkların tercih edilmesinin dikkat dağınıklığını önleyebileceğini aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, okul çağındaki çocukların sağlıklı beslenmesinin hem akademik başarıları hem de gelişimleri üzerindeki etkisinden bahsetti.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit,

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Çocuklar üç ana öğün yemeli…

Okulların açılmasıyla birlikte hem akademik başarı hem de sağlıklı gelişim açısından beslenme düzeninin önem kazandığını aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu dönem, çocuklara doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve beyin gelişimini desteklemek için değerli bir fırsat sunar.” dedi.

Çocukların günün büyük bir kısmını okulda geçirdiği düşünüldüğünde, yeterli enerji, protein, vitamin ve mineral almalarının, fiziksel ve zihinsel performanslarını olumlu yönde etkileyebildiğini kaydeden Yiğit, “Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları yüksektir; bu nedenle günde üç ana öğün yapılması önerilir. Güne peynir ve yumurta gibi protein içeriği yüksek bir kahvaltı ile başlamak, odaklanma ve hafıza performansını destekler. Kahvaltı yapılamadığı durumlarda, ilk teneffüslerde tüketilebilecek yeşillikli sandviçler veya esmer unla hazırlanmış ev yapımı peynirli poğaçalar sağlıklı bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Kahvaltıda enerji sağlaması amacıyla tercih edilen çikolatalı kremalar yerine, tahin-pekmez veya şekersiz fındık/fıstık ezmeleri önerilir.” şeklinde konuştu.

Beyin gelişimini destekleyen 8 süper besin

Yeni eğitim döneminde zihinsel performansı, dikkat süresini ve hafızayı güçlendirmek için sofralarda mutlaka yer verilmesi gereken besinler olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, bu besinleri şöyle sıraladı:

Yumurta: Kolin içeriği sayesinde hafıza ve öğrenme süreçlerini güçlendirir.

Yağlı balıklar: Somon, uskumru ve sardalya gibi Omega-3 zengini balıklar, odaklanmayı artırır.

Ceviz, Fındık, Badem gibi kuruyemişler: Sağlıklı yağlar ve magnezyum açısından zengindir; beyin hücrelerinin enerji ihtiyacını karşılar.

Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler: Folat ve demir içerikleriyle zihinsel performansı destekler.

Tam Tahıllar: Kompleks karbonhidratlarla uzun süreli enerji sağlar, B vitaminleriyle beyin fonksiyonlarını güçlendirir.

Süt ve Süt Ürünleri: Protein ve kalsiyum kaynağıdır; sinir sistemi sağlığını korur.

Mevsimsel Renkli Meyveler: Antioksidan içerikleriyle hafıza dostudur ve bağışıklığı güçlendirir. Eğer çocuk meyve suyu tüketmeyi seviyorsa, taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir; bu mümkün değilse, üzerinde yüzde 100 meyve suyu ibaresi bulunan cam şişelerdeki ürünler daha sağlıklı bir seçenek olacaktır.

Probiyotik İçeren Besinler (kefir, yoğurt, tarhana, ev yapımı turşu): Bağırsak mikrobiyotasını dengeler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve bağırsak-beyin ilişkisi sayesinde dikkat ile öğrenme süreçlerini destekler.

Okul başarısı ve gelişim için sağlıklı beslenme ile düzenli hareket önemli…

Çocukların öğünlerinde sebzelerin mutlaka yer alması gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “En az bir ana öğünde sebze yemeği bulunmalı; ayrıca tabağı dört eşit parçaya bölerek her besin grubuna yer vermek, beslenme çeşitliliği açısından önem taşır.” dedi.

Paketli kekler, çikolatalı gevrekler ve basit şeker içeriği yüksek ürünlerin, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat dağınıklığına yol açabildiğine vurgu yapan Yiğit, “Bu nedenle beslenme çantalarına ev yapımı, katkısız atıştırmalıklar eklemek çok daha sağlıklı bir seçimdir. Ayrıca, günün büyük bölümünü sıralarda oturarak geçiren çocukların yeterli fiziksel aktivite yapmasına fırsat tanımak hem okul başarısına hem de genel gelişimlerine katkı sağlar. Sağlıklı beslenme ve düzenli hareket, zihinsel performansı desteklerken öğrenme süreçlerini de güçlendirir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Çocuklarda okul başarısını düşürüyor!

Okul zilinin çalmasına çok az bir zaman kaldı.  Ebeveynler, okula yeni başlayacak olan çocuklarının okul öncesindeki son hazırlıklarının tatlı bir telaşını yaşıyorlar. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, okula başlayacak olan çocukların eğitim sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamalarında genel sağlık kontrollerinin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Sağlıklı büyüme  ve gelişmenin değerlendirilmesi, hastalıkların erken dönemde saptanması, eksik aşıların tamamlanması, temel kan değerleri ve vitamin değerlerinin okul öncesinde gözden geçirilmesi, uzun soluklu bir maraton olan okul döneminde anne ve babalara hem destek hem de kılavuz olmaktadır” diyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, bu kontrollerin bazı hastalıklara erkenden müdahale edilmesini de sağladığını belirterek, “Yine  bu kontrollerde eksik aşılar da tamamlanır. Bu sayede, çocuklarımızı aşıyla önlenebilir hastalıklardan korumamız mümkün olmaktadır. Muayenelerde, çocuğun sosyal, motor ve bilişsel fonksiyonlarının değerlendirilmesi de yapıldığından eksiklerin giderilmesi durumunda okul başarısının da artması sağlanacaktır” diye konuşuyor. Peki, okul öncesinde çocukların hangi sağlık kontrollerinden geçmeleri öneriliyor? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, okul öncesinde yapılması gereken muayeneleri anlattı; önemli bilgiler verdi.

Göz muayenesi: Göz tembelliğinden kırma kusurlarına!

Rutin göz muayenesinin dışında, okula başlamadan yapılacak olan göz muayenesi; şaşılık, göz tembelliği, katarakt, kırma kusurları ile kayma gibi sorunların önceden saptanması ve gerekli müdahalelerin (gözlük, operasyon, göz kapama tedavisi gibi) yapılması çocuğun okul başarısını doğrudan etkiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, görme problemi yaşayan çocukların okulda başarısız ve hırçın olabildiklerini belirterek,  “Unutmayalım ki bazı görme kusurları erken dönemde tedavi edilmelidir, zira ileri yaşta tedavisi güçleşebilir, hatta mümkün olmayabilir” diyor.

Kulak ve işitme muayenesi: İşitme kaybından alerjik tabloya!

Ülkemizde yenidoğan bebeklere işitme testi rutin olarak yapılırken, okul öncesinde işitmenin tekrar değerlendirilmesi son derece önemli. Çünkü, işitme kaybı çocuğun öğrenme güçlüğüne sebep olurken dil gelişimini de olumsuz yönde etkiliyor. Kulak ve işitme muayenelerinde; işitme kaybı, geniz eti ve bademcik problemleri erkenden saptanabiliyor.  İşitme kaybı varsa işitme cihazları; geniz eti, bademcik ve alerjik durumların saptanması durumunda da medikal veya cerrahi yöntemlere başvuruluyor.

Diş muayenesi: Diş çürüğünden ağız ve çenede yapısal bozukluklara

Ağız ile diş bakımı da çocukların büyüme ve gelişimlerini etkiliyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, okul dönemindeki çocuklarda bu kontrollerin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Diş hekiminizin yapacağı rutin kontrollerde ağız ve çene yapısı bozuklukları saptanabilir ve ortodontik tedaviler uygulanabilir. Ayrıca, florür uygulaması gibi dişleri koruyucu tedaviler ile çürük tedavileri de okul öncesinde mutlaka yapılmalıdır” bilgisini veriyor.

Rutin muayene: Vitamin eksikliğinden yüksek tansiyona…

Çocuğunuzun genel doktor muayenesi de okul öncesinde büyük bir önem taşıyor. Muayene sırasında kan basıncı ve nabız ölçümleri yapılıyor. Tam kan sayımı, tam idrar tahlili, kan kolesterol-lipid düzeyi, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, dışkıda parazit incelemesi, tam idrar analizi, ailevi hastalık var ise  açlık kan şekerine mutlaka bakılması gerekiyor. Sık hastalanan çocuklarda bağışıklık sistemi testlerinin de yapılabildiğine işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, “Bu analizlerde aşı karnesi gözden geçirilmeli, eksik aşılar varsa, okul öncesi dönemde mutlaka tamamlanmalıdır. Son zamanlarda özel olarak uygulanan takvim dışı meningokok aşıları da yapılmalıdır. Ağır spor yapan çocuklarda kardiyolojik muayene de  çok önemlidir” diye konuşuyor. Rutin çocuk hekimi muayenesinde, ayrıca, çocuğun boy ve kilo ölçümlerinin de yapıldığını anlatan Dr. Pınar Atılkan, “Büyüme geriliği saptanan çocuklarda gerekli testlerin istenmesi ve endokrinoloji bölümüne yönlendirilmesi gerekebilir” diyor.

Demir, B12 ve D Vitamini eksikliğinde okul başarısı düşüyor!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyen demir, B12 ve D vitamini eksikliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Dr. Pınar Atılkan, bu vitaminlerin ve demir eksikliğinin neden olduğu sorunları şöyle özetliyor:

B12 vitamini eksikliği: Tipik bulguları arasında; yorgunluk, konsantrasyon ve öğrenme güçlüğünün yanı sıra unutkanlık, halsizlik, el ve ayaklarda uyuşukluk ile karıncalanma gibi şikayetler yer alıyor. Kabızlık, iştahsızlık, denge sağlamada güçsüzlük, bellekte zayıflama ve kilo kaybı da B12 vitamini eksikliği göstergeleri arasında. B12 eksikliği ayrıca kansızlığa da sebep olarak okul başarısında ciddi bir düşüşe sebep olabiliyor.

Demir eksikliği: Zekâ işlevleri ve okul başarısı üzerinde olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Demir eksikliği anemisi erken tanı konulup tedavi edilmediği durumda, çocukta ileride demir tedavisiyle kan değerleri normale ulaşsa bile beyin gelişiminde demir elementinin rol alması nedeniyle zeka düzeyinde düşüklük görülebiliyor. Demir eksikliği anemisi olan çocuklarda gelişme geriliği, algılamada gerilik ve dikkat dağınıklığı başlayabiliyor. Demir eksikliği anemisi devam ederse, giderek ilerleyen halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık günlük yaşamı da zorlaştırıyor. Ağır demir eksikliği anemisinde kalp yetmezliği de oluşabiliyor.

D vitamini eksikliği: Halsizlik, kemik ve eklem ağrıları gibi belirtilerle kendini gösteriyor.

Doğası ile dikkat çeken Endonezya

Endonezya takımadaları, kültür, manzara ve şehir çeşitliliğiyle anlatılmamış hazineler barındıran bir adalar topluluğudur. Yetki alanındaki 17.000’den fazla adayla Endonezya, antik tapınakları keşfetmekten aktif yanardağlarda yürüyüşe ve büyük ölçüde el değmemiş sularda dalışa kadar herkese uygun bir macera ve cazibe merkezi sunar.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Bali plajları ve kültürü

Endonezya’nın tartışmasız en popüler tatil noktası olan Bali, burayı ziyaret etmeye değer kılan çok sayıda kültürel simge yapıya ve turistik cazibe merkezine sahiptir.

Ancak birçok kişi için Bali, adanın güzel plajlarıyla özdeşleşiyor. Eğer aradığınız şey bir plaj tatiliyse, Bali’nin lüks sahil tesislerinden birine gidip güneşin tadını çıkarabilirsiniz.

Bali’ye seyahat eden herkesin aklında sıcak kumlar ve masmavi sular vardır ve ada sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Kuta, en ünlü plajdır ve güneş, sörf ve sosyalleşmeyi bir arada sevenler için harika bir yerdir. Popülerliği sayesinde burada çok sayıda restoran ve aktivite bulacaksınız.

Borobudur

Bu antik tapınak, Endonezya’nın en ünlü ve kültürel açıdan önemli simgelerinden biridir. Borobudur, 8. yüzyılda inşa edilmiş ve geleneksel bir Budist mandala şeklindedir. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve dünyanın en önemli Budist mekanlarından biri olarak kabul edilir.

Nüfusun büyük bir kısmının volkanik patlamalar nedeniyle Doğu Cava’ya göç ettiği düşünülen bu devasa tapınak, yüzyıllar boyunca unutulmuştu. Ancak 1800’lerde yeniden keşfedildi ve bugün Cava’nın en önemli cazibe merkezlerinden biri.

Gün doğumunda tapınağa meşaleli bir tırmanış yapmak ve kompleksin güneş ışığıyla yıkanmasını izleyerek nefes kesici bir deneyim yaşamak için ziyaret edin.

Borneo Orangutanları

Endonezya’ya yapılan hiçbir gezi orangutanları görmeden tamamlanmış sayılmaz ve Borneo bu güzel ve nesli tükenmekte olan yaratıkları ziyaret etmek için harika bir yerdir.

Orangutanlar hâlâ vahşi doğada yaşasa da arazi geliştirme çalışmaları doğal yaşam alanlarını ihlal ettiği için birçok koruma alanı orangutanları kurtarıyor ve koruyor. Borneo’nun Endonezya’ya ait kısmı olan Kalimantan’daki Tanjung Puting Milli Parkı, dünyanın en büyük orangutan popülasyonlarından birine ve diğer primatlara, kuşlara ve sürüngenlere ev sahipliği yapıyor.

Gili Adaları

Gili Adaları, yıllar içinde sırt çantalı gezginler ve turistler arasında popülerlik kazanan Lombok’un önemli bir cazibe merkezidir. Bu tablo güzelliğindeki adalar, güzelliğiyle Bali’yi aratmayan plajların yanı sıra, bir kaplumbağa koruma alanında dalış ve hatta şnorkelli yüzme fırsatları sunar.

Daha fazla kaplumbağa aktivitesi arıyorsanız, her yıl yüzlerce kaplumbağanın doğduğu bir kaplumbağa kuluçkahanesini ziyaret edebilirsiniz.

Komodo Milli Parkı

Hayatında en az bir kez ejderha görmeyi kim hayal etmemiştir ki? Endonezya’daki komodolar efsanevi yaratıklar değil; ancak vahşi ve ölümcül hayvanlardır.

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Komodo Milli Parkı, üç ana ada ve birkaç küçük adanın yanı sıra çevredeki deniz alanlarını da kapsamaktadır. Bu adaların suları, dünyanın en zengin ve en çeşitli sularından bazılarıdır.

Komodo ejderhaları, parka yapılan her ziyaretin yıldızıdır; ancak ziyaretçiler ayrıca yürüyüş yapabilir, şnorkelli yüzme yapabilir, kano yapabilir veya adalardaki küçük köyleri ziyaret edebilirler. Bir diğer önemli nokta ise Komodo Adası’ndaki Pembe Plaj’dır . Bu pembe kumlu plaj, Endonezya’nın en iyi plajlarından biridir.

Kutsal Maymun Ormanı, Ubud

Ubud, Bali’nin kültürel kalbidir ve adanın kadim ihtişamını hissedebileceğiniz huzurlu bir alan olan Kutsal Maymun Ormanı Koruma Alanı’nı burada bulabilirsiniz. İnsanlar buraya maymunları görmek için gelse de devasa ağaçlar, orman patikaları, yosun kaplı heykeller ve yoğun ormanın içinden geçen yüksek köprüleriyle muhteşem bir ortam sunar.

Güneydoğu Asya’da yaygın olarak görülen bir maymun türü olan birçok uzun kuyruklu makak göreceksiniz. Kutsal alanda ayrıca 1350 yılından kalma üç Bali Hindu tapınağı da bulunmaktadır. Ormanda dolaşırken, maymunların dikkatini çekebilecek herhangi bir yiyecek veya eşya (şemsiye ve su şişesi gibi) göstermekten kaçının. Taşıdığınız her şeyi çalmaya çalışabilirler!

Bromo Dağı

Endonezya, dünyanın en aktif yanardağlarından bazılarının bulunduğu Ateş Çemberi üzerinde yer almaktadır. Merapi Dağı gibi ülkenin birçok yanardağı, şiddetli patlamaları ve göz alıcı ama tehlikeli güzellikleriyle ünlüdür.

Yanardağ, Cava Adası’nın en yüksek zirvesi olan Semeru Dağı’nı da içeren Bromo Tengger Semeru Milli Parkı’nın bir parçasıdır. Park, kökenleri antik Majapahit imparatorluğuna dayanan izole bir etnik grup olan Tengger halkına ev sahipliği yapmaktadır.

Tana Toraja

Güney Sulawesi Eyaletindeki Tana Toraja’yı ziyaret ettiğinizde, sadece zamanda geriye gitmiş gibi hissetmezsiniz, aynı zamanda Endonezya’nın köklü kültürlerinin zenginliğine ve çeşitliliğine de bir göz atarsınız.

Tongkonan’ın mimari tarzı, tekne şeklindeki evleri ve diğer binaları ilk bakışta göze çarpsa da bu doğal cennet parçasını bu kadar özel kılan şey insanlarıdır. Birçok kişiye göre, seyahat ederken karşılaşabileceğiniz en dost canlısı ve misafirperver insanlardır.

Kalimantan, Borneo

Borneo kadar vahşi ve evcilleşmemiş bir macera sunan çok az yer vardır. Dünyanın ekolojik açıdan en çeşitli yerlerinden biri olan Borneo, orangutanlara, egzotik kuşlara, Sumatra gergedanlarına, cüce fillere ve daha birçok canlıya ev sahipliği yapar.

Endonezya’nın Borneo adasında bulunan Kalimantan’da, Endonezya’nın en uzun nehri olan Kapuas Nehri boyunca seyahat edebilir, yerli Dayak halkının köylerini ziyaret edebilir, yol boyunca uzanan liman ve şehirlerde Çin, Malezya ve hatta Avrupa’dan gelen yabancı etkileri gözlemleyebilirsiniz.

Borneo’nun ünlü yaban hayatını bizzat görme şansı için yağmur ormanlarında yürüyüşe de çıkabilirsiniz.

Toba Gölü

Endonezya’nın bir diğer doğa harikası olan Toba Gölü hem bir su kütlesi hem de bir süper yanardağdır. Bir kraterin içinde yer alan göl, 69.000 ila 77.000 yıl önce oluşmuş ve felaketli bir patlamanın sonucu olduğuna inanılıyor.

Gölün yüzölçümü 1.145 kilometrekare, derinliği ise 450 metre. Burada hâlâ düzenli olarak volkanik faaliyetler kaydediliyor ve bazı adalar su yüzeyinin üzerine çıkmış durumda.

Toba Gölü, güzelliğin ve gezegenimizdeki güçlü güçlerin bir örneğidir. Burada yüzmeye, su kayağı yapmaya, kanoya binmeye veya balık tutmaya gidebilir veya çevredeki bölgeyi yürüyerek veya bisikletle gezebilirsiniz.

Krakatau Dağı

Endonezya’nın en ünlü yanardağı Krakatau’nun 1883’teki patlaması, şüphesiz tarihin en büyüğüydü. Patlama, dünya genelindeki iklim koşullarını ciddi şekilde etkiledi ve yakınlardaki Cava ve Sumatra’da insan yaşamına yıkıcı bir darbe vurdu. “Krakatau’nun Çocuğu” Anak Krakatau, 1883 patlamasıyla oluşan adaların en genci olup, 1930’da yüzeye çıktı.

Bu genç ve değişken yanardağ, 2018 yılında büyük bir çöküş ve patlama yaşadı; bu da onu yeniden şekillendirdi ve Endonezya’nın her köşesinde yüzeyin hemen altında bulunan muhteşem, görünmeyen gücün bir hatırlatıcısı olarak hizmet etti.

Raja Ampat

Yemyeşil, koni şeklindeki adaların mavi ve turkuaz sulara karşı oluşturduğu bu masal diyarı, Endonezya’nın en muhteşem manzaralarından biridir. Yüzlerce ada ve koy bu tropikal cenneti oluşturur, ancak güzellik su yüzeyinin altına da uzanır.

Rengarenk balıklar ve çeşitli deniz canlıları, ılık ve berrak sularda hayat bulur. Hatta buradaki mercan resifleri, gezegendeki en fazla biyolojik çeşitliliğe sahip resiflerden biridir ve bu da onu Endonezya’da dalış için popüler bir alan haline getirir.

Rinjani’nin Günlüğü

Endonezya’nın ünlü yanardağlarından biri olan Gunung Rinjani, Lombok’un en önemli turistik yerlerinden biridir. Rinjani, diğer bazı yanardağların yaşadığı patlama ve hareketliliklere maruz kalmasa da 13. yüzyılın sonlarındaki kaldera oluşturan patlamasının insanlık tarihinin en güçlü patlamalarından biri olduğuna inanılıyor. Rinjani’nin kalderasında bir göl ve gölün içinde bir diğer aktif yanardağ olan Baru Dağı bulunmaktadır.

Park, yürüyüşlerin zorlu olduğu konusunda uyarıyor, bu nedenle dağa tırmanmayı planlıyorsanız, iyi bir fiziksel sağlığa sahip olmanız ve uygun ekipmanlarla hazır olmanız gerekiyor.

Pura Tanah Lot

Etkileyici bir sahil manzarasına sahip olan bu tapınak, Bali’nin en popüler tapınaklarından biridir. Deniz kıyısındaki bir kaya oluşumu üzerine inşa edilmiş olan tapınağa, gelgit başlamadan önce yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Orijinal oluşum bir noktada bozulmaya başladığı için kayanın bir kısmı artık yapay. Yine de Pura Tanah Lot, özellikle gün batımını izlemek için gelenlerin akınına uğruyor.

Banda Adaları

Bali ve Lombok’un denenmiş ve gerçek tatil yerleri olmasının bir sebebi var, ancak daha az bilinen Banda Adaları, alışılmışın dışında bir kaçamak olarak kendine has bir çekiciliğe sahip. 10 küçük adadan oluşan bu küme, derinliği 6.500 metreyi aşan Banda Denizi’nin kıyısında yer alıyor.

Bandalar, zengin hindistan cevizi kaynakları sayesinde baharat ticaretiyle uğraşanların uzun zamandır radarındadır. “Doğu Endonezya’nın en iyi saklanan sırrı” olarak adlandırılan Bandalar, özellikle dalgıçlar ve denizciler için anlatılmamış heyecanlar barındırır.

Bozulmamış dalış noktaları köpekbalıklarını, deniz kaplumbağalarını, balinaları, endemik Ambon iskorpit balığını, ıstakozları ve daha birçok canlıyı görme şansı sunuyor.

Jatiluwih Pirinç Tarlaları, Bali

Bali denince akla ilk gelen plajlar olabilir, ancak yemyeşil pirinç tarlaları da hemen ardından gelir. Jatiluwih Pirinç Tarlaları’nın terasları o kadar yemyeşil ve hayat vericidir ki, Bali’nin Subak Sistemi’nin bir parçası olarak UNESCO Kültürel Peyzajı olarak belirlenmiştir.

Özenle ekilip sulanan tarlalar, Bali’deki doğal kaynakların zenginliğinin ve yerel çiftçilerin özenle geliştirdiği becerilerin bir kanıtıdır. Bu zengin alanları görmeden Bali’ye yapılan hiçbir ziyaret tamamlanmış sayılmaz.

Cakarta

Endonezya’nın hareketli başkenti, ülkenin ünlü plajları, pirinç tarlaları ve yanardağlarıyla tam bir tezat oluşturuyor. Burada turistler, bu geleneksel destinasyonun kozmopolit yönünü keşfedebilirler.

Şehirde her biri mağazalar, lüks restoranlar ve sinemalarla dolu 170’ten fazla alışveriş merkezi bulunmaktadır.

Cakarta’nın diğer önemli noktaları arasında birçok önemli müze bulunmaktadır. Nispeten yeni olan MACAN Müzesi, 800’den fazla çağdaş sanat eserini sergilemektedir. Ayrıca, 70.000’den fazla esere ev sahipliği yapan arkeolojik ve etnolojik bir kurum olan Ulusal Müze ve uçurtma yapım sanatına adanmış canlı Layang-Layang Müzesi de bulunmaktadır.

Çiçek

Komodo ve Lembata adaları arasında, Endonezya’nın en güzel yerlerinden biri yer alır: Flores. Ada, el değmemiş yemyeşil tropikal manzaralarla doludur. Flores’in en ünlü turistik yeri Kelimutu yanardağıdır. Her biri suyun asitliğine göre değişen kendine özgü bir renge sahip üç gölüyle ünlüdür.

Ayrıca Bena köyünde Taş Devri’nden kalma megalitleri ziyaret edebilir, Wae Rebo’da Mbaru Niang olarak bilinen geleneksel konik evleri görebilirsiniz.

“Çevrem klasik Batı müziği eğitimi alan insanlarla doluydu”

Uzun yıllardır profesyonel olarak müzikle ilgilenen, kendine özgü yorumuyla seslendirdiği ‘Samsak Döveci’ türküsüyle adından daha çok söz ettirmeye başlayan Elif Buse Doğan, şimdilerde 5 şarkılık mini albümünün heyecanını yaşıyor; “Müzikal yolculuğum, tekerlemeli türkülerin ötesinde, çok daha geniş bir repertuvara dayanıyor” diyor.

Elif Buse Doğan’ın ismini 2022’de bir programda söylediği ‘Samsak Döveci’ şarkısının sosyal medyada viral olmasıyla duyduk. Onu İstanbul’daki iyi mekânların sahnelerinde de görüyoruz; canlı müzik eğlencesinin iyi, popüler isimlerinden. Şimdilerde ‘Aşk Başımda Bela’ adıyla 5 şarkılık mini bir albüm çıkardı. Elif Buse Doğan’la yoğun konser programının arasında internet üzerinden buluşup konuştuk.

Elif Buse Doğan

‘Samsak Döveci’ çok ses getirmişti. Nasıl geçti o süreç, hayatında neler değişti?

Böyle bir etki beklemiyordum. Televizyon programında söylediğim türkü şubatta yayımlanmıştı, mart ayındaysa bir TikTok fenomeni tekerlemeli olan kısmıyla video çekip üzerine dikkat çekici bir caption (açıklama) eklemiş. Ardından içerik hızla yayıldı. Önce TikTok’ta viral oldu, sonra Instagram’da. Bildirimlerden telefonumu sessize almak zorunda kaldım, o derece yoğundu ilgi. Elif Buse Doğan ismi biliniyordu ama ‘Samsak Döveci’yle tanınırlığım bambaşka bir seviyeye ulaştı. Bu sayede geçmişteki şarkılarım da daha çok dinlenmeye başladı. Yaptığım projeler çok daha geniş kitlelere ulaştı. Hem yorucuydu hem çok keyifli bir dönemdi. Aynı yıl İbrahim Selim’in programına konuk olduğumda “Başka tekerlemeli şarkı var mı bildiğin” diye sorunca aklıma bu kez ‘Adam Sandım Fos Çıktı’ geldi. O da yayıldı.

‘HER ZAMAN HAYALİMDİ’

Sosyal medyada yayılan bir şarkıyla tanınır olmak hoşuna gitti mi?

Bir süre sonra viral akıştan biraz uzaklaşmayı tercih ettim. Çünkü yapmak istediğim şey bu değildi. Yorumcu kimliğimi ön plana çıkarmak istiyordum. ‘Samsak Döveci’nin katkısı elbette çok büyük ama müzikal yolculuğum, tekerlemeli türkülerin ötesinde, çok daha geniş bir repertuvara dayanıyor.

En başa dönersek müzik hayatına nasıl girdi?

Bilinçli olarak hatırladığım kadarıyla müzikle ilk bağım 7 yaşlarında kuruldu. Ailemde neredeyse herkesin müzikle bir ilişkisi var. Bir dedem bağlama çalıyor, diğer dedem hem bağlama hem Karadeniz kemençesi… Anneannem, babaannem, annem, babam, teyzelerim, dayım, herkes bir şekilde türkü söylüyor. Böyle bir ortamda büyüdüm.

Elif Buse Doğan

Müzik eğitimi aldın mı?

Önce dedemden bağlama eğitimi almaya başladım. Sonra özel bir müzik merkezine devam ettim ve Kocaeli Belediyesi’nin konservatuvarına geçtim. Eğitimim güzel sanatlar lisesiyle devam etti, sonra İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’na girdim. Orada lisans ve Haliç Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Doktora sürecim devam ediyor.

“Dedemden eğitim aldım” dedin…

Bildiği kadarıyla bana eğitim vermeye çalıştı. Ondan birkaç türkü öğrendim. Sonra “Ben artık yetemem sana” dedi ve özel bir kursa yönlendirdi.

Sahnede olmak hep hayalin miydi?

Hep hayalimdi. Aldığım tüm eğitimler ve ailemin desteği beni bugüne hazırladı diyebilirim. Güzel sanatlar lisesine başladığımda keman ve piyano eğitimime dahil oldu. Ardından İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda ses eğitimi bölümünü bilinçli tercihle seçtim. Konservatuvara girdiğim günden beri bu işi yapmak, sahnede olmak istedim.

Elif Buse Doğan

Türkü söylemeyi çok seviyorsun…

Türkülerin içinde büyüdüm. Bu sevgi bize geçti ama hiç dayatmadan, doğal şekilde… Çevremdeki birçok kişi pop müzik dinlerken ben hem pop hem türkü dinliyordum.

Kariyerindeki kırılma noktaları nelerdi?

İstanbul’a gelişim, TRT Müzik’te program sunmaya başlamam ve en büyük kırılma da ‘Samsak Döveci’…

Repertuvarında neler var?

Türkülerle tanındım ama kendimi yorumcu olarak görüyorum. Çocukluğumdan beri halk müziği, sanat müziği ve Batı müziği eğitimi aldım. Arabesk müziği küçük yaşlardan itibaren severek dinledim. Hatta ben çocukken arabesk dinlemek bazen yadırganırdı. Çevrem klasik Batı müziği eğitimi alan insanlarla doluydu. Ama benim ruhum hep oradaydı, hâlâ da öyle. Bunu bir sofraya benzetiyorum… Sadece zeytin, sadece peynir yemezsiniz; herkes sofradaki çeşitliliği ister. Benim sahneme gelen dinleyici de o çeşitliliği talep ediyor. Ben de sesime yakışan her şeyi söylemekten keyif alıyorum.

Elif Buse Doğan

En çok neler isteniyor?

‘Seni Yazdım Kalbime’, ‘Hatıran Yeter’, ‘Ona Söyle’ ve ‘Karalım’ sahnede sürekli istenen şarkılar. Türkülerdeyse ‘Cahildim Dünyanın Rengine Kandım’ ve ‘Yalan Dünya’…

EP’den önce ‘Aşk Başımda Bela’ yayımlandı…

Haziran’da çıktı. Aslında bu EP’nin ön duyuru şarkısıydı. Kalan 4 şarkı 4 Temmuz’da yayımlandı…

Düzenlemeler kime ait?

Çağrı Telkıvıran. Altyapıları önceden hazırladı, stüdyoda hem çekim yaptık hem canlı çaldı orkestra arkadaşlarım, ben de canlı söyledim. Konser kaydı gibi oldu. Yönetmenim kuzenim Kaan Yorulmaz.

Elif Buse Doğan

Yazı nasıl geçireceksin?

‘Aşk Başımda Bela’ya benzer bir şarkı hazır ve dinleyicimle buluşturmak istiyorum. Ağustosta, olmazsa eylülde düşünüyoruz. Sonra da ‘Akustik Renkler 2’ albümü gelecek. Bu kez konuk sanatçılar da olacak.

Kendini nasıl hissediyorsun sahnede?

İki saat boyunca sahnede kalıyorum ama o süre bana bir ‘an’ gibi geliyor. O kadar severek yapıyorum ki zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamıyorum. Hasta olsam bile sahneye çıktığım anda iyileşiyorum; mutsuzsam mutlu iniyorum.

Canlı müzik mekânları gece hayatını ele geçirmiş durumda. Bir rekabet var mı bu sahnelerde?

Hem sanatçılar hem de mekânlar arasında görünmeyen ama hissedilen bir rekabet söz konusu. Herkes kitlesini oluşturmuş durumda ve kitleyi korumak ya da büyütmek için ciddi bir çaba var. Bu da doğal olarak rekabet ortamı yaratıyor.

Repertuvarında farkın ne?

Öncelikle kendi şarkılarımı okuyorum. Dinleyicilerimin benden duymak istediği şarkıları okuyorum, interaktif olmaya çalışıyorum. Canlı performans yaptığım için çok fazla istek geliyor ve çoğu zaman o an gelen isteklerle repertuvarı yönlendiriyorum. Tekrara düşmemeye, her sahnede yeni bir şey sunmaya özen gösteriyorum.

Sen kimleri dinlemeyi seviyorsun gece dışarı çıktığında?

Yıldız Tilbe, Hakan Altun, Sibel Can, Berkay, Ersay Üner… Yeni nesilden de Seda Mete ve Yusuf Aslan’ın sahnelerini seviyorum.

Elif Buse Doğan

Bir fırsatın olsa hangi isimle beraber şarkı söylemek istersin?

Belki çok kişi söylemiştir ama Tarkan. Onunla aynı sahneyi paylaşmak beni çok mutlu ederdi. Hatta sadece sahnede değil, bir projede de birlikte yer almak isterim. Bu benim için çok özel bir hayal.

 Sektörde kadın olmanın zorlukları var mı?

Zor şeyler yaşadım, yaşamaya devam ediyorum ama anlatmayacağım. Görsel odaklı bir iş yapıyoruz.  Sahne kıyafetlerinden tutun, müzikle ilgisi olmayan insanların yorumlarına kadar çok şeyle karşılaşıyoruz. Eleştiriler zaman zaman can sıkıcı olabiliyor. Ne yazık ki sözlü taciz gibi durumlarla da karşılaştım.

Nasıl başa çıkıyorsun?

Süreci ekibimle yönetiyoruz. Hiçbir şeyi tek başıma yapmıyorum. Kulisimden sahneye, sahneden kulise ve oradan doğrudan eve geçiyorum. Şimdiye kadar büyük bir olay yaşamadık. Sadece bir kez bir durum oldu ve hukuki süreci başlattık.

Güzellik ve dış görünüş sahnede avantajlı bir durum mu?

Avantajları ve dezavantajları olduğunu düşünüyorum. Bazı bakışlar rahatsız edici olabiliyor ama bunu çok büyütmüyorum. Somut olarak tarif edemem ama sahnede sadece görünüşle değil, ses ve duruşla da var oluyorsun.

Eylül 2025 burç yorumları

Koç

Bu ay, Güneş’in çalışma alanınızdaki varlığı sayesinde işinizde parlıyorsunuz. Merkür’ün 2’sinde Başak burcuna geçişi, durumları bir patron gibi müzakere etmenize yardımcı oluyor. Bu kombinasyon sizi şirket merdivenlerinin tepesinde tutmaya söz veriyor. Yöneticiniz Mars, 4’ünde Jüpiter’le kare açı yaptığında tartışmalara dikkat edin; işler hızla patlayabilir. Mümkünse 7’sini boş bırakın. O gün gerçekleşecek bir Ay Tutulması, dinlenmek ve düşünmek için mükemmel bir bahaneniz olacak. Merkür 18’inde vites değiştirecek ve ortaklarınızla iletişimi en üst sıraya koyacak. Yanlış anlamalar şimdi giderilebilir, bu yüzden çatışmaları çözmekten çekinmeyin. Venüs 19’unda iş sektörünüze girdiğinde iş arkadaşlarınızla uyumunuz yolda. Ancak 21’indeki bir Güneş Tutulması sizi yeni bir pozisyona veya işe sokabilir. O gün civarında bir fırsat gelirse, kaçırılmayacak kadar iyi olabilir. Yönetici gezegeniniz Mars, 22’sinde 8. evinizde olacak ve para hırsınızı artıracak. Çok çalışırsanız önemli kazanımlar elde edebilirsiniz. Güneş 22’sinde ilişki düşkünü Terazi burcuna geçtiğinde romantizm parlayacak. İlişkilerde heyecan dorukta ve çok geçmeden bir bağlılık söz konusu olabilir.

Boğa

Bu ay romantizm heyecan verici. Merkür 2’sinde Güneş’e katılıyor ve flörtünüzü güçlendiriyor. Kirpiklerinizi şıklatın ve o ilginç yeni gelenle bağlantı kurabilirsiniz. Zaten partneriniz mi var? Uzun sohbetler yeni bir yakınlık getiriyor. 7’sindeki Ay Tutulması bir arkadaşınızdan şaşırtıcı bir açıklama getiriyor. Bu, ileride arkadaşlığınızda bir değişiklik olabileceğinin işareti olabilir. 15’i cesur ve romantik bir jest yapmak için harika. Venüs o zaman Mars’la olumlu bir açıda olacak ve iddialı bir flört için ideal. Merkür 18’inde Terazi burcuna girdiğinde işteki toplantılar sizin katkınızı gerektiriyor. Neyse ki, bu geçiş size mükemmel miktarda diplomasi bahşediyor. Düşüncelerinizi incelikle iletmekte hiçbir sorun yaşamayacaksınız. Yönetici gezegeniniz Venüs, 19’unda haritanızın gerçek aşk bölümüne adım atarak aşk hayatınıza tatlılık katıyor. İlişkiler balayı aşamasına girebilir; şarap ve yemek keyfine hazır olun! 21’indeki Güneş Tutulması bir nişan, evlilik, hamilelik veya yeni bir partnerin habercisi olabilir. O gün ne olursa olsun, hoş bir sürpriz olabilir! Mars 22’sinde 7. evinize girdiğinde saldırganlığınızı kontrol edin. Çok ısrarcı olursanız, sevdiklerinizi kızdırabilirsiniz. Güneş’in 22’sinde iş alanınıza girmesi sizi liderlik pozisyonuna taşıyacak. Sizin liderliğinizde ekibiniz zafer kazanabilir.

İkizler

Yönetici gezegeniniz Merkür, 2’sinde ev sektörünüze girdiğinde aile ve ev işleriyle ilgilenin. Sevdiklerinizle birlikte bakım projeleri veya akşam yemekleri planlamak için birkaç haftanız olacak. Uranüs 6’sında burcunuzda geri hareketine başladığında radikal değişikliklerden kaçının. Saç stilinizi veya gardırobunuzu değiştirmeden önce gelecek yıl düz hareketine geçmesini bekleyin. Bunun yerine, işe yarayan şeylere bağlı kalın. 7’sindeki Ay Tutulması, kariyerinizde şok edici bir gelişmeye yol açacak. Halı altınızdan çekilebilir, ancak bu, atasözündeki gizli bir lütuf olabilir. Merkür 18’inde Terazi burcuna girdiğinde flört becerileriniz hızlanacak. Zodyak’ın en büyük oyuncususunuz ve bu geçiş itibarınızı daha da yükseltecek. Venüs 19’unda 4. evinize girdiğinde ev güzelleştirme çalışmaları hız kazanacak. Yeni mobilyalara veya peyzaj malzemelerine yatırım yapın. Yakında eviniz bir şatoya benzeyecek! 19’unda yöneticiniz Merkür, Uranüs ve Plüton ile olumlu açılarda bulunuyor; bu, engelleri aşmak için irade gücü sağlıyor. 21’indeki Güneş Tutulması büyük projelere başlamak için mükemmel. Diyelim ki çimleri biçmek istiyorsunuz? Bu, tam bir dönüşüm için yeşil ışığınız. Bir ev satın almak istiyorsanız, bu gün planlar yapmanıza olanak tanıyan önemli haberler alabilirsiniz. Mars, 22’sinde iş bölgenize girdiğinde işteki hırsınız fark edilir. İnisiyatif alın ve şirket basamaklarını tırmanın. Kasım ayı geldiğinde, en tepede olabilirsiniz. Ay, Güneş 22’sinde haritanızın gerçek aşk bölümüne girdiğinde umut verici bir romantik notla kapanıyor. Bu “o kişi” olabilir mi? Belki.

 

Yengeç

Seyahat bu ay bardağınızı dolu dolu tutuyor. Kısa yolculuklar veya uzun mesafeli seyahatler yazınızı güzel bir notla sonlandıracak, bu yüzden Eylül bitmeden tatlı bir şeyler ayırtmaktan çekinmeyin. 2’sinde Başak burcundaki Merkür, en iyi fırsatları bulmanıza yardımcı oluyor ve bu da hayır demeyi zorlaştırıyor. 7’sindeki Ay Tutulması bir gemi yolculuğu için muhteşem. Yedi denizde yelken açarken Ay’ı izlediğinizi hayal edin! Merkür 18’inde başlayarak birkaç hafta boyunca Terazi burcuna yerleştiğinde ev ve yol arasındaki dengeyi bulmak daha kolay hale geliyor. Sevdikleriniz, Venüs 19’unda kısa seyahat sektörünüze girdiğinde büyük maceralarınıza katılmak istiyor. İkinci bir balayı veya komşu şehre spontane bir gezi, arkadaşlarla daha iyi! Hayatınızı değiştirecek bir gezi için en iyi günlerden biri 21’indeki Güneş Tutulması. Yeni bir bakış açısına ihtiyacınız varsa, bunu ana üssünüzün dışında bulmak için doğru gün bu olabilir. 22’sinde Mars aşk bölgenize ateş kattığında romantizm kızışıyor. Tutku Kasım ayına kadar güçlü kalacak, bu yüzden samimi buluşma geceleriyle bu atmosferden en iyi şekilde yararlanın. Güneş 22’sinde ev hayatınıza odaklanacak. Haftalarca uzakta kaldıktan sonra, ev gibisi yoktur.

Aslan

Bu ay mali durumunuz iyi anlamda öngörülemez olabilir. Merkür, 2’sinde para bölgenizdeki Güneş’e katıldığında fikirler kârlı hale geliyor. 7’sindeki Ay Tutulması civarında beklenmedik bir kazanç geliyor. Ancak tutulmalar beklenmedik olaylardır; kazancınız geldiği kadar çabuk yok olabilir. Merkür, 18’inde başlayarak birkaç hafta boyunca 3. evinizden geçtiğinde iletişim sorunları çözülüyor. İlişkilerinizi iyileştirmek istiyorsanız, hassas konuları tartışmanın incelikli yollarını bulacaksınız. Venüs, 19’unda Güneş’e yaklaştığında nakit çekme yeteneğiniz artıyor. Şimdi parayı yörüngenize çekmek daha kolay görünebilir. 21’indeki Güneş Tutulması yeni bir gelir akışını ortaya koyuyor. Bu daha iyi bir iş veya ek bir iş olabilir. En kısa sürede harekete geçin. 22’si, Mars’ı evinize getiriyor ve size yuvanızı yenileme isteği veriyor. Yeni bir kat boya harikalar yaratabilir! Güneş 22’sinde haritanızın kısa seyahat bölümüne girdiğinde yaz sonu seyahatlerinizi planlayın. Hava soğumadan önce birkaç son dakika kaçamağı, sezonu neşeli bir şekilde sonlandırabilir. Büyük bir değişiklik yapmanız gerekiyorsa, 24’ündeki Güneş-Plüton üçgeni, dağları yerinden oynatma gücü sağlar.

Başak

Güneş, 2’sinde yöneticiniz Merkür ile birleşiyor; bu astrolojik ikili, varlığınıza ışıltı katıyor. Bu sizin mevsiminiz, yani parlamanın zamanı geldi! Özgüveninizi kesinlikle artıracak olumlu bir ilgi bekleyin. 7’sindeki Ay Tutulması, bir ilişki hakkında önemli bilgiler ortaya koyuyor. Bu gün öğreneceğiniz her şey kalıcı bir değişime yol açabilir. Bunun sizin için en iyisi olduğuna güvenin. 17’sinde Merkür Satürn’e karşıt açı yaptığında karar almaktan kaçının. Merkür’ün 18’inde para bölgenize girmesini bekleyin; bu, iş görüşmeleri veya mali danışmanınızla uzun görüşmeler için mükemmel bir geçiş. Venüs 19’unda burcunuza girdiğinde görünümünüzü güncelleyin. Yeni bir kıyafet, ruh halinizi mükemmel bir şekilde yükseltir. Yeni bir saç kesimi istiyorsanız, şimdi kuaförünüzün takvimine kaydolmanın tam zamanı. 21’indeki Güneş Tutulması’nda yeni görünümünüzü sergileyin. Tüm dikkatleri üzerinize çekmeye hazır olun! 21’inde Akrep burcundaki Mars düşüncelerinizi güçlendiriyor. Dağları yerinden oynatacak bir iradeye sahip olacaksınız. Dinleyin, durdurulamaz olacaksınız! Güneş 22’sinde 2. evinize geçtiğinde, hırslarınızı para kazanmaya harcamaya hazır olacaksınız. Çok çalışın, önümüzdeki dört hafta boyunca paranız artacaktır.

Terazi

Huzurunuzu korumak istiyorsanız bu ay sessizliğe ihtiyacınız var. Merkür, 2’sinde iç gözlem bölgenizdeki Güneş’e katıldığında sükunetinizi bulabilirsiniz. Bu gerçekleştiğinde, uzun süre “ben” zamanına ihtiyaç duyabilirsiniz. Genellikle “biz” insanısınız, bu yüzden bu size yabancı gelebilir, ancak yalnızlıkta teselli bulmanız uzun sürmeyecektir. 7’sindeki Ay Tutulması’nda sağlık uygulamalarınızı gözden geçirin. Kişisel bakımınızı öncelik haline getirdiniz mi? Belki de başlamanın zamanı gelmiştir. Bu günü sağlık uzmanlarınızla randevular ayarlamak için kullanın. Merkür 18’inde burcunuza girdiğinde içinizdeki söz ustası canlanacak. Şimdi, etkili sohbetler veya yazmak istediğiniz roman için doğru kelimeleri bulabilirsiniz. Yöneticiniz Venüs 19’unda 12. evinize girdiğinde gizli romantik kaçamaklar mümkün. Dedikleri gibi, Vegas’ta olan Vegas’ta kalır! 21’inde Güneş Tutulması gerçekleştiğinde şok edici bir gerçek ortaya çıkıyor. Bu, sizi kritik bir karar almaya iten “aha” anı olabilir. 22’sinde para sektörünüzdeki Mars, nakit hırsınızı artırıyor. Kasım ayı boyunca çok çalışacak ve bu da daha kabarık bir banka hesabına yol açacak. 22’sinde burcunuzdaki Güneş, sizin sezonunuzun geldiğini gösteriyor! Parlayın ve gülümsemenizle dünyayı canlandırın!

Akrep

Eylül ayının sosyal takvimi, özellikle Merkür 22’sinde Başak burcuna geçtiğinde oldukça yoğun geçecek gibi görünüyor. Yaz sonu şenlikleri, konserler veya festivaller sizi her zamankinden daha fazla evden uzak tutacak. 7’sindeki Ay Tutulması romantik bir sürpriz getirebilir. Bu, yeni bir talip ile rastgele bir karşılaşma veya eski sevgilinizin beklenmedik dönüşü olabilir! Merkür 18’inde iç gözlem sektörünüze girdiğinde hangi kararları vermeniz gerektiğini bileceksiniz. Bu ilişkiyle ilgili cevap yüksek ve net olacak ve içinizde! Venüs 19’unda haritanızın sosyal bölümüne giriyor ve bu da aşk hayatınız için iyiye işaret. Randevu geceleri gündemde olabilir veya çeşitli etkinliklerde kendinizi hayranlarınızla çevrili bulabilirsiniz. 21’indeki Güneş Tutulması bir parti için harika en iyi arkadaşlarınızı toplayın ve şehri kırmızıya boyayın! Büyük haber: Yönetici gezegeniniz Mars, 22’sinde burcunuzda olacak. 4 Kasım’a kadar sürecek olan bu geçiş, size enerji katacak. İrade gücünüz harekete geçecek ve engelleri aşmanıza ve her hedefe ulaşmanıza yardımcı olacak. 22’sinde Güneş Terazi burcuna geçiyor ve bu da bol bol dinlenerek kendinizi dengede tutmanız gerektiğini hatırlatıyor. Ne kadar cazip gelse de, aşırıya kaçmayın.

Yay

Eylül, kariyeriniz için önemli bir ay. Güneş, haritanızın en yüksek noktasında parlıyor ve Merkür 2’sinde ortaklık kuruyor. Bu kombinasyon, ilham verici bir lider olarak rolünüzü yükseltiyor. Bu dinamik havaya yaslanırsanız iş arkadaşlarınızı veya halkı etkileyebilirsiniz. Ancak, 4’ündeki Mars-Jüpiter karesi ikiyüzlü yönünüzü ortaya çıkarabilir. İtibarınızı korumak istiyorsanız bundan kaçının. 7’sindeki Ay Tutulması civarında bir aile meselesiyle ilgilenmeniz gerekecek. Bu zorlu bir gün olabilir, bu yüzden sorunları hızla ele almaya hazır olun. Merkür 18’inde 11. evinize girdiğinde sosyal hayatınız canlanıyor. İşe bu kadar odaklandıktan sonra, şimdi eğlence zamanı! 19’unda Başak burcundaki Venüs, itibarınız gelişmeye devam ederken övgüler getiriyor. 21’indeki Güneş Tutulması gerçek bir yıldız dönümü anı olabilir. Bir terfi, yeni bir fırsat veya şöhret mümkün. 22’sinde iç gözlem bölgenizdeki Mars, perde arkası projeleriniz için adeta bir bomba. Ancak, Güneş’in 22’sinde sosyal kelebek Terazi burcuna girmesi sizi parti dünyasına çekiyor ve kişisel projelerinizden uzaklaştırıyor. İş bekleyebilir.

Oğlak

Yaz sona ererken, hava kasvetli olmadan önce bir seyahate daha çıkmak isteyebilirsiniz. Yoğun bir seyahat sektörü, istediğiniz kadar uzağa gitme fırsatı sunar. Seyahatleriniz için en iyi günler 7’sindeki Ay Tutulması ve 21’indeki Güneş Tutulması. Bu tarihlere bir şeyler planlayabilirseniz, kaçamaklarınız unutulmaz olabilir! Merkür 18’inde 10. evinize yelken açtığında kariyeriniz ivme kazanır. Ayaklarınızın üzerinde durabilme yeteneğiniz sizi birçok durumda şirketin kahramanı yapabilir. Venüs 19’unda Başak burcuna geçtiğinde seyahatler romantik bir hal alabilir. Bu, partnerinizle seyahat etmeyi planlıyorsanız iyi bir haber. Ancak bekarsanız, radarınızı yeni olasılıklar için açık tutmak isteyebilirsiniz. Mars 22’sinde vites değiştirdiğinde arkadaşlarınızla birçok aktivite bekleyin. Gece boyunca yıldızların altında dans etmek veya son dakika partileri sizi sabaha kadar uyanık tutacak. Dinlenmeyi unutmayın; Güneş de o gün burç değiştiriyor ve doğrudan kariyer alanınıza doğru ilerliyor. Tükenmiş bir siz yeterli olmayacak. Eğlence dolu bir uyku ile enerjik bir dinlenme arasında dengeyi bulun.

Kova

Mali durumunuzu elden geçirmek için harika bir ay. Güneş, özellikle Merkür 2’sinde Başak burcuna girdiğinde bütçe sorunlarına ışık tutuyor. Durumunuzu ince eleyip sık dokuyun. Daha önce gözden kaçırdığınız sızıntıları keşfedebilirsiniz. Yöneticiniz Uranüs, 6’sında geri hareketine başlıyor ve bu, bir dönüm noktası yaratmadan önce duraklamanız gerekebilecek aylarca sürecek bir dönemi işaret ediyor. 7’sindeki Ay Tutulması, dikkat etmeniz gereken bir mali durumu ortaya koyuyor. Beklenmedik bir fatura gibi bir şey çıkarsa, hemen halledin. Merkür 18’inde haritanızın uzun yolculuklar bölümüne girdiğinde seyahat sizi stresten uzaklaştırıyor. Nereye gitmek istiyorsunuz? Bütçeniz izin veriyorsa bir seyahat rezervasyonu yapın. İyi haber: Venüs 19’unda ortak kaynak bölgenize girdiğinde para çekme yeteneğiniz artıyor. Bir zam, beklenmedik bir kazanç, vergi iadesi veya partnerinizin terfisi sizi tekrar kara geçirebilir. 21’indeki Güneş Tutulması, potansiyel olarak iyi bir ekonomik sürpriz daha sunuyor. Beklenmedik bir gelir kaynağı kucağınıza düşebilir ve içinizi rahatlatabilir. 22’sinde Mars kariyer alanınıza girdiğinde profesyonel hırsınız harekete geçecek. Bu, tüm doğru riskleri almaya hazır olduğunuz uzun bir dönemi işaret ediyor. Kasım ayına geldiğinizde, muhtemelen liderlik görevleriyle daha büyük bir rolde olabilirsiniz. 22’sinde 8. evinizdeki Güneş, finansal kazanç şansınızı artırıyor. İş yerindeki yıldızınız yükseldikçe, geliriniz de yükseliyor.

 

Balık

İlişkiler bu ay sabrınızı sınayacak. Güneş ve Merkür, üretken sohbetler için mükemmel bir fon oluşturuyor, ancak Satürn’ün 1’inde burcunuzda geri hareketi, sınırlarınızı belirleme yeteneğinizi zorluyor. Son birkaç yılda hayır demeyi çok öğrendiniz ve şimdi kararlı durmayı pratik etmeniz gerekecek. 7’sindeki Ay Tutulması dayanıklılığınızı sınayacak. Birisi o gün sınırlarınızı zorlamaya çalışabilir; buna izin vermeyin. 18’inde Terazi burcundaki Merkür, nakit akışınızda iyileşmeler getirecek. Fikirler karşılığını verecek ve size nefes alma alanı sağlayacak. 19’unda ilişki bölgenizdeki Venüs, sevdiklerinizle ilgili sorunları çözecek. 21’indeki Güneş Tutulması, bir partnerle -veya yeni bir sevgiliyle- yeni bir başlangıç ​​getirebilir! O gün ne olursa olsun, kişisel hayatınızı daha uyumlu bir yola sokacak. 22’sinde Mars seyahat sektörünüze girdiğinde macera tutkunuz hızlanacak. Bu havayı değerlendirin ve Kasım ayından önce birkaç uzun mesafeli yolculuk planlayın. 22’sinde Güneş de 8. evinizde olacak ve bu geçiş sezgilerinizi güçlendirecek. Sezgilerinizin peşinden gidin; şaşırtıcı derecede doğru olabilirler!

175 yıllık efsane Türkiye’ye geliyor

175 yıllık köklü geçmişiyle dünyanın en prestijli bale topluluklarından Gürcistan Devlet Balesi, Pyotr Tchaikovsky’nin ölümsüz eseri The Nutcracker (Fındıkkıran)’ı Ocak ayında PIU Entertainment organizasyonu ile Türkiye’de sanatseverlerle buluşacak. Efsanevi sanatçı Nina Ananiashvili’nin sanat yönetimi ve koreografisi ile sahnelenecek olan gösteri, 17 Ocak’ta Zorlu PSM, 18 Ocak’ta ise ATO Congresium sahnesinde izleyiciyle buluşacak.

Karlar altındaki büyülü sahneler, rengarenk kostümler, görkemli dekorlar ve Tchaikovsky’nin zamansız müzikleriyle The Nutcracker (Fındıkkıran), 1892’deki prömiyerinden bu yana dünyanın en sevilen klasik bale eserlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Biletler: Biletinial, Biletix, Bubilet ve Passo’da satışta.

Aromalı sütlere dikkat!

Aromalı sütlerin renkli ambalajları ve tatlı aromalarıyla çocuklar için cazip göründüğünü belirten uzmanlar, bu sütlerin çocukların ilgisini çekse de sağlıklı bir alternatif olmayabileceğini söylüyor.

Bu ürünlerin faydalı besin öğeleri içerse de yüksek miktarda şeker ve katkı maddeleri de barındırabildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi. Ayrıca aşırı süt tüketiminin demir emilimini azaltarak kansızlığa yol açabildiğini kaydeden Yiğit, evde doğal meyvelerle veya kakao ile hazırlanan sütlerin ise çok daha sağlıklı ve güvenli seçenekler sunduğunu vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, çocukların tükettiği aromalı sütlerin içerik ve tüketim miktarının neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

İçeriği ve tüketim miktarı kontrol edilmeli!

Renkli ambalajları, çizgi film karakterleri ve tatlı aromalarıyla aromalı sütlerin, çocukların dikkatini kolayca çekebildiğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu ürünler, süt tüketmeyen çocuklar için cazip bir seçenek gibi görünse de içerik ve miktar açısından dikkatli değerlendirilmesi gerekir.” dedi.

Yiğit, “Aromalı sütler, gazlı içecekler ve soğuk çaylar gibi şekerli içeceklere göre elbette daha besleyici olabilir. Ancak evde doğal malzemelerle hazırlanan aromalı sütlerden daha sağlıklı oldukları söylenemez.” şeklinde konuştu.

Şeker içeriği sağlık sorunlarına neden olabilir!

Ticari aromalı sütlerin, kalsiyum, protein ve D vitamini gibi faydalı bileşenler içerse de çoğu zaman yüksek miktarda eklenmiş şeker ve aroma vericiler de barındırdığını kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu içerikler, uzun vadede çocuklarda kilo artışı, diş çürükleri, insülin direnci gibi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Tatlı aromalara alışan çocukların doğal gıdalara ilgisinin azalabileceği ve beslenme alışkanlıklarının olumsuz etkilenebileceği konusunda uyaran Yiğit, şunları söyledi:

“Bazı araştırmalar, fazla şeker tüketiminin vücut yağ oranını artırarak hormonal dengeyi etkileyebileceğini ve bu durumun kız çocuklarında erken ergenlik riskini artırabileceğini gösteriyor. Ayrıca, günde 600 ml ve üzeri inek sütü tüketiminin, demir emilimini azaltarak bazı çocuklarda kansızlık riskini artırabileceği de belirtiliyor.”

Evde hazırlamak hem besleyici hem de güvenli…

Evde hazırlanan doğal aromalı sütlerin ise çocuklar için hem daha güvenli hem de daha besleyici bir alternatif olduğunu vurgulayan Yiğit, “Örneğin; 5-6 adet çilekle hazırlanan çilekli süt ya da şekersiz kakao, az miktarda bal veya hurma özü ile yapılmış kakaolu süt, katkı maddesi içermeyen sağlıklı seçenekler sunar. Alerjik yapıya sahip çocuklar için ise bu tarifler keçi sütüyle hazırlanarak da uygulanabilir.” dedi.

Çocukların sütle olumlu bir ilişki kurabilmesi için birlikte süt hazırlamanın, farklı meyve veya sunumlarla süreci eğlenceli hâle getirmenin beslenme alışkanlıklarını da olumlu etkileyeceğini dile getiren Yiğit, “Sonuç olarak, aromalı sütler bazı koşullarda süt tüketimini teşvik edebilir. Ancak içeriğindeki şeker, katkı maddeleri ve tüketim miktarı göz önünde bulundurularak değerlendirilmeli. Mümkün olduğunca evde hazırlanan, sade ve doğal içeriklerle zenginleştirilmiş sütler tercih edilmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.

Gaye Özen “Nefes”

Gaye Özen’in minyatür sanatından ilham alan sergisi “Nefes”, Maison Magi’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı Gaye Özen’in minyatür ve tezhip sanatına getirdiği özgün bakışıyla şekillenen sergisi “Nefes”, 29 Ağustos-13 Eylül 2025 tarihlerinde Eski Datça’nın sanat rotası Maison Magi’de ziyaretçilerini bekliyor.