Yazılar

İstanbul ve Bodrum’da Inari Omakase’den gurme yılbaşı deneyimi

İstanbul ve Bodrum’daki dört lokasyonuyla hizmet veren Inari Omakase, yılbaşı gecesi için hazırladığı özel menüsüyle misafirlerine rafine bir gastronomi deneyimi sunuyor. Geleneksel Uzak Doğu tekniklerini modern yorumlarla buluşturan restoran, yılın en özel gecesini çok katmanlı bir lezzet hikâyesine dönüştürüyor.

Inari Omakase

Menü; tatlı–ekşi dengesiyle zenginleştirilen edamame ile başlıyor, ardından orkinos, somon ve Hamachi üçlüsünü buluşturan tartar ile devam ediyor. Somon ceviche turunçgillerin canlılığıyla sofralara tazelik katarken, keçi peyniri ve yılan balığını bir araya getiren ravioli tabağı aromatik yoğunluk sunuyor.

Ana yemeklerde misafirler iki farklı yorum arasında seçim yapabiliyor: kırmızı şarap ve soya ile pişirilmiş dana kaburga ya da taze otlar ve kapari kremasıyla servis edilen bütün çipura. Finalde ise beyaz çikolata ve tahinle hazırlanan, kabak baharatlarıyla zenginleştirilmiş dondurma eşliğinde kremsi tatlı yer alıyor.

Inari Omakase

Alternatif olarak, restoranın en sevilen tatlarından oluşan “All Time Favourites” menüsü de yılbaşı gecesi için sunuluyor. Inari Omakase, Japon gastronomisini sadece tabakta değil, bütünsel bir deneyim olarak kurgulayarak misafirlerini zarif bir yılbaşı akşamına davet ediyor.

#InariOmakase #YılbaşıMenüsü #GurmeLezzetler #RestoranHaberleri #İstanbulYemeİçme #BodrumGastronomi #FineDining #JaponMutfağı

Bulut’tan efsane çıkış: “Yıldızların Altında”

Rock müziğin yeni ve güçlü sesi Bulut, kariyerine unutulmaz bir eserle adım attı. Türk müzik tarihinde klasikleşmiş “Yıldızların Altında” şarkısını yeniden yorumlayan sanatçı, nostalji ile modern rock tınılarını buluşturarak dinleyicilerin karşısına çıktı.

Aranjesini de kendisi üstlenen Bulut, parçaya genç bir ruh ve güçlü rock enerjisi kattı. Modern unsurlarla harmanlanan bu yorum, sanatçının sahne duruşunu ve müzikal vizyonunu yansıtarak dikkat çekiyor.

Dinleyicilerini yıldızlı bir gecenin büyüsünde geçmişin sıcaklığına ve geleceğin heyecanına davet eden “Yıldızların Altında” , GROW etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Attila Atasoy’dan babasının aşkına şarkı: “Ah Matike”

Türk pop müziğinin usta ismi Attila Atasoy, yeni single çalışması “Ah Matike”yi müzikseverlerle buluşturdu. Sözü ve müziği Atasoy’a, düzenlemesi ise Mehmet Sonay Yağız’a ait olan şarkı, sanatçının babasının gençliğinde kısa bir aşk yaşadığı ve dönemin gençlerinin hayranlıkla andığı “Süslü Matike” adlı kadına ithaf edildi.

Atasoy, şarkının hikâyesini şu sözlerle anlattı: “Matike, 1930’lu yılların Marmaris’inde ‘Süslü Matike’ namıyla bilinen levanten ve fettan bir kadındır. Babamın gençliğinde kısa bir aşk yaşadığı bu göz alıcı kadına ithafen yazdım şarkıyı.”

Tatlı bir flört havası taşıyan “Ah Matike”, nostaljik atmosferiyle dinleyeni gülümsetiyor. Atasoy, bu çalışmasında tecrübesini ve müzikal olgunluğunu bir kez daha ortaya koyarak Türk pop müziğinde farkını hissettiriyor.

Şarkı, Avrupa Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Sonbahar hamilelerine özel öneri

Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Gebelikte bağışıklık sistemi anne adaylarını virüslere karşı daha savunmasız hale getirir. Influenza (grip) gebelerde bazen beklenenden daha ağır seyredebilir, solunum güçlüğü ve yüksek ateş gibi belirtilerle anne sağlığını tehdit edebilir. Düşük, erken doğum, su kesesinin erken açılması ve yenidoğanın enfeksiyonu gibi durumların riskini artırabilir” diyor. Bu nedenle sonbahar döneminde anne adaylarının alacakları bazı önlemlerle, hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığını korumalarının mümkün olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sonbahar hamilelerine özel 8 önerisini sıraladı, önemli açıklamalar yaptı.

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

  • Grip aşınızı ihmal etmeyin

Hamilelikte ve emzirme döneminde en etkili korunma yöntemlerinden biri olan grip aşısı, canlı virüs içermediğinden gebelikte güvenle uygulanabilir ve hem anne adayını hem de doğumdan sonraki ilk aylarda bebeği korur. Ancak hamileliğin ilk 3 ayı bebeğin organ gelişim dönemi olduğu için gerekmedikçe beklenmelidir. İkinci veya üçüncü trimesterde olan ve sonbahar-kış dönemine giren anne adaylarının aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları önemlidir.

  • Ellerinizi sık yıkayın 

Ellerin sık sık sabunla yıkanması enfeksiyona karşı korur. Su ve sabun olmadığında alkol içeren el antiseptikleri tercih edilebilir. El yıkamak, influenza dahil pek çok virüsten korunmanın en etkili yollarından biridir. Gripli bir hastayla veya salgılarıyla temas edilmesi halinde de ellerin yüze, göze veya buruna temasından kaçınılmalı ve eller mutlaka sabunla yıkanmalı veya alkol içeren bir mendille silinmelidir.

  • Kalabalık ortamlardan uzak durun

Sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması virüslerin yayılmasını kolaylaştırır. Hamilelerin alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları veya kalabalık toplantılarda mümkünse kısa süre bulunması, bulaş riskini azaltır. Hasta kişilerden mümkünse uzak durulması, gereken durumlarda maske kullanılması, kapalı ortamlarda en azından 1 metre mesafe uzaklıkta bulunulması önemlidir.

  • Dinlenmeye zaman ayırın ve stresi azaltın

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Stres, bağışıklık sistemini baskılayan önemli bir faktördür. Gebelikte stres düzeyini azaltmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. Güne hafif yürüyüşlerle başlamak, nefes egzersizleri yapmak ya da sevdiğiniz aktivitelerle zaman geçirmek bedeni ve zihni rahatlatır” diyor.

  • Ev ve iş ortamınızı temiz tutun ve havalandırın

Soğuk günlerde evde daha çok vakit geçirilir, fakat kapalı ortamlar mikroorganizmalar için ideal üreme alanıdır. Günde birkaç kez kısa süreli pencere açarak ortamı havalandırın. Düzenli olarak evde ve/veya işte yüzeyleri dezenfektan ile temizleyin. Nem oranının çok düşmesi solunum yollarının kurumasına yol açabilir; bu durumda nemlendirici cihazlardan faydalanabilirsiniz.

  • Beslenmenizi bağışıklık dostu hale getirin

Bağışıklık sisteminin güçlü olması için doğru beslenme son derece önemlidir. C vitamininden  zengin meyve ve sebzeler (portakal, kivi, brokoli), çinko içeren kuruyemişler ve omega-3 yönünden zengin balıklar bağışıklık direncini artırır. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik kaynakları bağırsak sağlığını destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca yeterli su tüketimi ve taze gıdalarla beslenmek de vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirir.

  • Yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin

Gebelik döneminde hormonal değişiklikler uyku düzenini zorlayabilir; ancak dinlendirici bir uyku hem anne hem bebek sağlığı için önemlidir. Günde 7–8 saat kaliteli uyku, bağışıklığın güçlü kalmasına yardımcı olur. Uyumadan önce ekran maruziyetini azaltmak, ılık bir duş almak veya gevşeme egzersizleri yapmak uykuya geçişi kolaylaştırabilir.

  • Şüpheli belirtilerde doktora başvurun

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Ateş, öksürük, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler fark edildiğinde ihmal edilmemelidir. Hamilelikte enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle belirtiler başladığında zaman kaybetmeden hekiminize başvurun. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın; uygun tedaviyle hem siz hem de bebeğiniz güvende kalırsınız” diyor.

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan yeni hit: “Duy Beni”

Alternatif müziğin en özgün gruplarından Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni teklisi “Duy Beni” ile dinleyicileri nostaljik ama taze bir yolculuğa davet ediyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak, prodüktörlüğünü Mert Medeni’nin yaptığı şarkının sözü ve bestesi Kaan Boşnak, düzenlemesi Yüzyüzeyken Konuşuruz imzası taşıyor.

“Duy Beni”, Yüzyüzeyken Konuşuruz’un kendine has hikaye anlatımını korurken, Türkçe rock’ın altın dönemlerine bir selam niteliği taşıyor. Gitar rifleri, melodik bas yürüyüşleri ve duygusal vokal performansıyla dikkat çeken parça, grubun müzikal evriminde yeni bir sayfa açıyor.

70’ler prensibiyle çalışılmış analog tınılarını duyduğumuz bu şarkıyı modern prodüksiyonla buluşturan grup, geçmişle bugünü aynı duyguda birleştiriyor.

Didem Zeynep Gürpınar “Inspirational Art Collection”

Renklerle Terapi: “Inspirational Art Collection” Serisinin 2. Kitabı Raflarda. Sanatçı Didem Zeynep Gürpınar, “İlham Verici Sanat Koleksiyonu” boyama kitabı serisinin ikinci kitabını sanatseverlerle buluşturdu.

Yeni kitapta 90 eser (45 resim ve 45 çizim) yer alıyor. Yağlı boya, sulu boya, akrilik ve pastel gibi farklı tekniklerle hazırlanan çalışmalar, her yaştan okuyucuyu renklerin dünyasına davet ediyor.

Bir psikiyatristin değerlendirmesiyle desteklenen kitap, boyamanın stres azaltıcı, odak artırıcı ve duygusal dengeyi güçlendirici etkilerine dikkat çekiyor.

Gürpınar, kitabın amacını şöyle özetliyor: “Gerçek hayata kısa bir mola verip sanatın büyülü dünyasında kaybolmak isteyen herkes için hazırladım. Her sayfa hayal gücünü geliştirecek bir yolculuk sunuyor.”

Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!

Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara  gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 85’inin sigara kullanımı nedeniyle geliştiği belirtiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserinden korunmanın veya riski azaltmanın en etkili yolunun  sigara ile tütün ürünlerinin bırakılması ve mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçınılması olduğuna dikkat çekerek, “Sigara ve tütün ürünlerinin bırakılmasıyla akciğer kanseri önlenebilmektedir. Ayrıca çevresel risk faktörlerini kontrol etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek riskin azaltılmasında büyük bir önem taşımaktadır” diyor. Akciğer kanserinin genellikle erken dönemlerinde belirti vermemesi ve en tipik sinyali olan öksürüğün sigara kullanımına bağlanması nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis edildiğine vurgu yapan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, “Tanının gecikmesi de tedaviden etkin sonuç alınamamasına ve bunun sonucunda hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilmektedir. Her kanserde olduğu gibi akciğer kanseri de ne kadar erken teşhis edilirse tam şifa şansı o kadar yükselmektedir. Bazen tarama yöntemleriyle tespit edilen çok erken evre akciğer kanserinde hastalarda sadece ameliyat ile şifa sağlanabilmektedir” diyor.

Prof. Dr. Faysal Dane

Prof. Dr. Faysal Dane

Risk grubundaki 50 yaş ve üzeri kişilere tarama önerisi

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserine aslında tarama yöntemleriyle erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, “Erken evrede teşhis edilebilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş; yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş ve üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması önerilmektedir. Bu sayede henüz belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabilmektedir” bilgisini veriyor.

Kadınlarda akciğer kanseri artıyor, çünkü…

Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin genetik olarak bazı değişimlere uğradıktan  sonra kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü. Genel olarak erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 ila 3,5 kat daha sık görülüyor. Erkeklerin sigara ve tütün kullanımının kadınlardan çok daha yaygın olmasının bunun başlıca nedeni olduğu düşünülüyor. Ancak, günümüzde kadınlarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte akciğer kanseri oranları kadınlarda da yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark giderek azalıyor.

Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!

Akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara kullanımı gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85’inin sigarayla ilişkili olduğu belirtiliyor. Sigara dumanında bulunan çok sayıda kimyasal maddenin bir kısmı kanserojen özellik taşıyor. Bu kanserojen maddeler akciğer dokusunda hücrelerin genetik yapısını bozarak akciğer kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın bırakılması sonrasında akciğer kanseri riskinin azalması için üzerinden uzun bir süre geçmesi gerektiğini anlatarak, “Ayrıca, uzun dönem yoğun sigara içen kişilerde sigaranın bırakılması riski azaltsa da bu risk hiçbir zaman içmeyenler seviyesine düşmez; çünkü akciğerlerde bir miktar hasar mutlaka oluşmuştur. Bu nedenle, sigaraya hiç başlamamak en doğrusudur” diyor.  Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon gazı veya asbest maruziyeti, genetik faktörler, pasif içicilik ve ev içi duman maruziyetinin de risk faktörleri arasında yer aldığını söylüyor.

Genellikle tesadüfen teşhis ediliyor

Akciğer kanseri şikayete yol açtığında sıklıkla ileri evrede oluyor. Geç teşhis edilmesinin nedeni ise kanserin çoğunlukla uzun süre belirti vermemesi veya öksürük gibi yakınmaların sigaraya bağlanarak önemsenmemesi. Ayrıca yoğun sigara kullanan hastalarda tarama yöntemlerinin olmaması da geç teşhisin bir diğer sebebini oluşturuyor. Erken evrede çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle bu dönemde ancak rastlantısal çekilen bir görüntüleme yöntemi sonrasında fark ediliyor. İleri evrelerde ise uzun süreli öksürük, kan tükürme, nefes darlığı, boyunda şişme, göğüs bölgesinde ağrı, hırıltı veya ses kısıklığı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, bu tür belirtilerin mutlaka akciğer kanseri yönünden tetkik edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya sıvı toplanmasını gösterebilmektedir. Şüphe olan hastalarda düşük doz bigisayarlı tomografi çekilmesi en uygun olan yöntemdir. Asıl teşhis ise görülen kitleden biyopsi yapılarak alınan numunenin mikroskop altında incelenmesiyle konulmaktadır” diyor.

Tedavide çığır açan gelişmeler yaşanıyor!

Akciğer kanserinin tedavisinde; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemlerine başvuruluyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, kanser tedavisinde çığır açan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların son yıllarda akciğer kanserinde de uygun hastalarda hem erken evrede hem de ileri evrelerde  kullanılmaya başlandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eskiden immünoterapi tedavisi bu hastalıkta daha ileri evrede fayda sağlarken, son birkaç yıldır erken evrede de temel oyunculardan biri haline gelmiştir. Aynı şekilde, eğer hastanın tümörü hedefe yönelik ilaçlar için uygunsa,  bu ilaçlara artık hem erken evre hem de ileri evre hastalıkta başvurabilmektedir. Bunların yanı sıra günümüzde hastanın tümöründen alınan bir parçadan kapsamlı gen analizi yapılarak hangi ilacın bu hastanın kanserinde etkili olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır. Tüm bu gelişmeler sayesinde  son yıllarda akciğer kanserinde hastaların yaşam sürelerinde ciddi artışlar kaydedilmiştir.”

Atölye Restaurant’ta Karadeniz lezzetleri sofraya taşınıyor

The Ritz-Carlton, Istanbul’un ana restoranı Atölye, 17–30 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Karadeniz Haftası ile misafirlerini ağırlıyor. Bölgenin köklü mutfak geleneklerinden ilham alan özel menü, Executive Chef Ali İhsan Özkan ve ekibinin modern dokunuşlarıyla hazırlandı.

Menüde; başlangıçlarda Bafra pidesi, karalahana çorbası, turşu kavurma, ara sıcaklarda hamsi kuşu, pazı diblesi, Sinop mantısı, ana yemeklerde palamut tava ve ızgara lüfer, tatlılarda ise fındıklı sarma ve Hamsiköy sütlacı yer alıyor.

Mahsun Kırmızıgül Günay’da unutulmaz bir geceye imza attı

Arabesk müziğin güçlü sesi Mahsun Kırmızıgül, Günay Restaurant sahnesinde dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı.

Geçmişten günümüze en güzel şarkılarının yankılandığı gece adeta nostalji ve duygusallığın buluştuğu bir müzik şölenine dönüştü. Kırmızıgül, sevilen şarkılarını kendine has yorumu ve güçlü sahne enerjisiyle seslendirirken, dinleyiciler zaman zaman duygusal anlar yaşadı, zaman zaman da tempolu parçalarla coştu.

Şıklığıyla da dikkat çeken sanatçı, sahnede “Bu sahnede olmak benim için her zaman çok özel. Günay, müzikle büyüdüğüm yerlerden biri.” diyerek duygularını paylaştı. Müzik dolu gecede unutulmaz bir akşam yaşandı.

Cengiz İmren Almanya yolcusu

Yaptığı söz ve bestelerle gönüllerde taht kuran Cengiz İmren, yönetmenliğini Hayrettin Güneş’in üstleneceği “Ağa mısın, paşa mısın?” isimli yeni şarkısının klip çekimleri için Almanya’ya gidiyor. Daha önceki kliplerinde de Almanya’yı tercih eden İmren, ”Almanya’da çektiğim klipler bana uğurlu geliyor. Çok deneyimli bir yönetmen olan Hayrettin Güneş ile yine harika bir klibi sevenlerimizin beğenisine sunmak için kolları sıvadık. Her bir çalışmam benim çocuğum gibi, en iyisi olması için her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. ”Ağa mısın, paşa mısın?” da tam bir Cengiz İmren şarkısı oldu. Daha çıkmadan merakla bekleyenlerin olduğunu da biliyorum. Bu çalışmamda dahil 12 şarkım hazır. Yine bir Cengiz İmren resitali sunmaya hazırlanıyorum” dedi.