Yazılar

Fatih Şimşek’ten İlk Kişisel Sergi: İnsan Atlası

Gala Galeri, genç sanatçı Fatih Şimşek’in ilk kişisel sergisi “İnsan Atlası”na ev sahipliği yaptı. Açılış gecesi yoğun ilgi gören sergi, sanatseverleri insan ile doğa arasındaki ilişkinin ilkel, dönüşen ve süreklilik gösteren yapısını keşfetmeye davet etti.

“İnsan Atlası”, dağlar, toprak, ağaçlar, hayvanlar ve insan figürlerinin iç içe geçtiği resimlerden oluşuyor. Zaman, mekân ve beden algısının dönüşerek yeni bir anlatı alanı yarattığı eserler, izleyiciyi yaşamın bütüncül yapısı üzerine yeniden düşünmeye yönlendiriyor. Açılış gecesinde sanatçının düşsel ve katmanlı dünyasıyla buluşan ziyaretçiler, sergiyi büyük bir ilgiyle karşıladı.

Fatih Şimşek’in sanat yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olan İnsan Atlası, 7 Haziran 2026 tarihine kadar Gala Galeri’de görülebilecek.

 

#FatihŞimşek #İnsanAtlası #GalaGaleri #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #KültürSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Selda Güneş’ten Gizemin Rengi

Futy Art Gallery, 20 Mayıs – 4 Haziran tarihleri arasında Selda Güneş’in “Gizemin Rengi” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Uzun yıllar mimarlık ve iç mekân tasarımı alanında üretim gerçekleştiren sanatçı, bu sergide doğadan beslenen görsel dili ile pouring tekniğinin akışkan yapısını bir araya getiriyor.

Katmanlı yüzeyler, organik geçişler ve renklerin kontrollü rastlantısallığı üzerinden şekillenen eserler; doğanın içsel ritmine ve dönüşen yapısına odaklanıyor. Selda Güneş’in mekânsal hafızadan beslenen yaklaşımı, çalışmalarında güçlü bir denge duygusu yaratırken; yüzey üzerinde oluşan akışlar sezgisel bir anlatım alanına dönüşüyor.

“Gizemin Rengi”, doğayı doğrudan temsil etmekten çok onun bıraktığı hisleri, dinginliği ve sürekliliği görünür kılmayı amaçlıyor. Renk, sanatçının pratiğinde yalnızca görsel bir unsur değil; derinlik kuran, duygusal geçişler yaratan ve izleyiciyi yüzeyin ötesine davet eden bir ifade biçimi olarak öne çıkıyor. Sergi, doğanın görünmeyen katmanlarına odaklanan şiirsel atmosferiyle izleyiciyi yavaşlamaya, bakışını derinleştirmeye ve akışın içinde saklı olan detayları keşfetmeye çağırıyor.

Sanatseverler, Selda Güneş’in bu özel sergisini 20 Mayıs – 4 Haziran 2026 tarihleri arasında Futy Art Gallery’de ziyaret edebilir.

 

#SeldaGüneş #GizeminRengi #FutyArtGallery #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #KültürSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

MyLouz by Selagro, Tatlı Bir Davetle Sahneye Çıkıyor

Bilfen Şirketler Topluluğu üçüncü kuşak temsilcilerinden Selin Öztürk, aile köklerinden aldığı ilhamı gurme dünyasına taşıyor. Balıkesir Manyas’taki aile topraklarında yetişen bademleri rafine tatlarla buluşturan MyLouz by Selagro, premium bir lezzet markası olarak gastronomi sahnesine adım attı.

Geçtiğimiz günlerde The Grand Tarabya Spring Fest’te ilk kez geniş kitlelerle buluşan marka, festival ziyaretçilerine yalnızca bir tat değil; zarif, modern ve duyusal bir deneyim sundu. Standın etrafında oluşan yoğun ilgi, MyLouz by Selagro’nun gurme dünyasında yeni bir yıldız olarak parladığını gösterdi.

Koleksiyon; sütlü çikolatanın kadifemsi dokusundan bitterin güçlü karakterine, beyaz çikolata ve hindistan cevizinin dengeli uyumundan kakaonun yoğun aromalarına; matcha, dulce de leche ve deniz tuzunun sofistike birlikteliğine kadar uzanan seçkin bir tat yelpazesi sunuyor. Selin Öztürk’ün vizyoner yaklaşımıyla MyLouz by Selagro, Türk bademini uluslararası pazarlarda temsil etmeyi hedeflerken, aynı zamanda gurme yaşam kültürünün yeni adresi olmayı vaat ediyor.

Bu davet, yalnızca bir tanıtım değil; tatlı bir keşif yolculuğu… MyLouz by Selagro, lezzeti premium bir deneyime dönüştürmek isteyen herkesi bu yolculuğa katılmaya çağırıyor.

 

#MyLouzbySelagro #SelinÖztürk #PremiumLezzet #GurmeTatlar #ÇikolataKültürü #TürkBademi #GıdaHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

29. Araştırma Zirvesi: Akıl ve İçgüdü Üzerine

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), 7 Mayıs 2026’da Raffles İstanbul’da düzenlenen 29. Araştırma Zirvesi ile araştırma, reklam, pazarlama, akademi ve medya dünyasının profesyonellerini bir araya getirdi. “İnsanın İki Yüzü: Akıl ve İçgüdü” temasıyla gerçekleşen zirvede, bireysel davranışlardan toplumsal dönüşümlere uzanan çok katmanlı bir yaklaşım ele alındı.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, açılış konuşmasında araştırma sektörünün yalnızca veri üreten değil, toplumu anlamlandıran ve stratejik içgörü sağlayan bir yapı olduğuna dikkat çekti. Yapay zekâ, etik, metodoloji ve nitelikli insan kaynağının önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacağını vurguladı.

Zirvede öne çıkan oturumlarda; Ahmet Pura araştırmanın iletişim ve iş dünyası açısından yön gösterici rolünü, Azmi Gümüşlüoğlu sürdürülebilir denge için farklı sesleri anlamanın önemini, Pladis ve eBrandValue ise yapay zekâ destekli veri analitiğinin pazarlama süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı. NielsenIQ oturumunda ise agentic AI yaklaşımıyla dijital raf düzeninin ve tüketici yolculuğunun yeniden tanımlandığı paylaşıldı.

Akademi ve iş dünyasından birçok isim, tüketici davranışlarının rasyonellik sınırlarını, toplumsal tepkiyi, ekonomi politikalarını ve yapay zekâ ile insan aklı arasındaki etkileşimi tartıştı. Gün boyu süren paneller, ödül töreni ve networking seansıyla tamamlanan zirve, araştırma sektörünün geleceğine ışık tuttu.

 

 

#AraştırmaZirvesi #TÜAD #Akılveİçgüdü #AraştırmaSektörü #VeriAnalitiği #YapayZeka #Pazarlama #İletişim #Ekonomi #PauseDergi  #PauseTv #PauseJournal  #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Filiz Aygündüz’ün Sarsıcı Romanı Nisa Raflarda

Gazeteci ve yazar Filiz Aygündüz, yeni romanı Nisa ile okurları 1960’lardan günümüze uzanan sarsıcı bir yaşam öyküsüne davet ediyor. Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan eser, ailesi tarafından sahip çıkılmayan kadınlara adanıyor ve yaralarını güce dönüştürerek kendini yeniden var eden kadınların hikâyesini anlatıyor.

Roman, Sivas’tan İstanbul’a uzanan yolculukta bir kadının toplumun biçtiği rollerle hesaplaşmasını, acının içinden filizlenen umudu ve dayanışmayı görünür kılıyor. Nisa’nın kurduğu “Hırka Ören Kadınlar” atölyesi, yalnız bırakılmış kadınların onur ve özgürlük mücadelesinin simgesi haline geliyor.

 

 

#FilizAygündüz #NisaRomanı #DoğanKitap #KadınHikayeleri #Edebiyat #Roman #KültürSanat #PauseDergi

Catherine Lacey’den Kimlik ve Gerçeklik Üzerine Çarpıcı Roman

Amerikalı yazar Catherine Lacey, yeni romanı X’in Biyografisi ile okurları kimlik, gerçeklik ve kurgu arasındaki bulanık çizgide sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Can Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, geleneklere başkaldıran sanatçı X’in ölümünden sonra geride bıraktığı gizemli boşluğu ve eşi C.M. Lucca’nın hakikat arayışını konu alıyor.

Roman, biyografi türünün sınırlarını zorlayarak “X gerçekten yaşamış mıydı?” sorusunu gündeme getiriyor. Uydurulmuş belgeler, çalınmış biyografiler ve siyasi firarların gölgesinde şekillenen bu anlatı, okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: “Bir kişi hakkında her şeyi bilmek mi daha korkunçtur, yoksa onun aslında hiç kimse olduğunu anlamak mı?”

 

#XinBiyografisi #CatherineLacey #CanYayınları #Roman #Edebiyat #HakikatveKurgu #KimlikArayışı #PauseDergi

Alice Cooper: “Şok Artık Hayatta, Sahnede Değil”

İstanbul’da sahneye çıkmadan önce Alice Cooper’la konuşmak, bir rock efsanesiyle röportaj yapmaktan çok, onun yarattığı teatral evrenin içine kısa bir bakış atmak gibi. Yıllardır sahnede korkuyu, mizahı, karanlığı ve rock’n roll’u aynı hikâyenin içinde buluşturan Cooper, bugün hâlâ yalnızca bir müzisyen değil; kendi mitolojisini yaratmış yaşayan bir performans ikonu.
Telefonun diğer ucunda sakin, ölçülü ve şaşırtıcı derecede sıcak bir ses vardı. Ancak konu sahneye geldiğinde, Alice Cooper hâlâ o bildiğimiz Alice Cooper’a dönüşüyor: giyotinlerin, yılanların, kara mizahın ve dev prodüksiyonların efendisine. Rock tarihinin en teatral figürlerinden biri olarak anılan sanatçı, İstanbul konserini anlatırken bunu yalnızca bir turne durağı gibi değil, “gerçek bir rock gösterisi” olarak tanımlıyor.
13 Haziran gecesi Lifepark sahnesinde izleyiciyi bekleyen şey ise klasik bir konserden çok daha fazlası olacak. Yarım asrı aşan kariyerine rağmen enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen sanatçı, bugün hâlâ seyirciyi şaşırtmanın yeni yollarını arıyor ve İstanbul’daki bu geceyi de tam olarak böyle tanımlıyor ; yüksek sesli, karanlık, teatral ve unutulması zor bir rock gösterisi.
Ve röportaj boyunca hem rock’n roll’un geçmişini hem de yaklaşan İstanbul konserini konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Alice Cooper

60 yıla yaklaşan bir kariyer nasıl hâlâ aynı enerjiyle devam ediyor?
Çünkü sahneye çıkmayı hâlâ seviyorum. Ama insanlar bunun sadece rock’n roll kaosu olduğunu düşünüyor; gerçek öyle değil. Asıl mesele yalnızca disiplin değil, aynı zamanda seyirciye duyulan saygı. İnsanlar bilet aldıklarında sizin yorgun olmanızı umursamazlar; onlar hayatlarının en iyi Alice Cooper şovunu görmek ister.
Bu yüzden perde açıldığı anda yüzde yüzünüzü vermek zorundasınız. Benim iş anlayışım her zaman bu oldu ve hâlâ aynı şekilde devam ediyor. Bir Alice Cooper konseri aslında baştan sona fiziksel bir performans: iki saat boyunca koşuyor, bağırıyor ve karakterin içinde kalıyorsunuz. Bunu sürdürebilmek için de yıllar içinde kendime bir atlet gibi bakmayı öğrenmek zorunda kaldım.

Hâlâ sahneye çıkmadan önce aynı heyecan var mı?
Evet, bence biraz korku da olmalı zaten. Eğer hiç gergin değilseniz, artık umurunuzda değil demektir. Perde açılmadan hemen önce hâlâ o elektriği hissediyorum ve dürüst olmak gerekirse, bu işin en sevdiğim kısmı da tam olarak o an.

Alice Cooper

70’ler ve 80’ler rock sahnesi çok daha kaotikti. Bugün aynı hissi görüyor musunuz?
O dönem daha filtresizdi. Daha hamdı. Bugün her şey daha profesyonel, daha temiz. Ama bazen fazla temizlik ruhu öldürür. Yine de gençlerde aynı şey var: karşı çıkma ihtiyacı. Sadece ifade biçimi değişti.
Bugünün müzik endüstrisi artık algoritmalar ve platformlar üzerinden şekilleniyor. Rock’n roll böyle bir düzende nasıl varlığını sürdürüyor?
Rock hiçbir zaman bir sistemin ürünü olmadı. O yüzden sistem değiştiğinde rock değişmez. Rock kontrol edilebilir bir şey değildir. Bir algoritma sana ne çalacağını söylüyorsa, orada zaten rock yoktur. Rock dediğiniz şey bir reaksiyondur.

Hard rock yıllardır değişen müzik türleri arasında sabit kalan nadir alanlardan biri. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Çünkü hard rock bir moda değil, bir yapı. Bir refleks. İnsanlar değişir, dönemler değişir ama gitarın yarattığı enerji değişmez. Aerosmith’i, Rolling Stones’u, Guns N’ Roses’ı dinlediğinizde aslında aynı şeyi duyarsınız: kontrolsüz bir özgüven ve doğrudanlık. Biz bunu süslemiyoruz, sadece sahneye koyuyoruz.

Alice Cooper

‘Shock rock’ denince akla ilk gelen isim sizsiniz. Ama artık şok kavramının değiştiğini söylüyorsunuz. Bugün sahnede ne kaldı?
Bugün şok artık sahnede üretilen bir şey değil. Dünya zaten şok edici. Ben sahnede şok yaratmıyorum. Bir kontrast yaratıyorum. Bir hikâye kuruyorum: korku, mizah, drama… Hepsi kontrollü bir evren içinde. Seyirci bunun bir oyun olduğunu biliyor ama yine de içine giriyor.

İstanbul’a ve Lifepark sahnesine geri dönüyorsunuz. Bu sizin için ne ifade ediyor?
İstanbul çok güçlü bir şehir. Orada sahneye çıktığınızda bunu hemen hissediyorsunuz. Lifepark’ta çaldığımda seyirci sadece konser izlemiyordu, şovun bir parçası olmuştu. Bu her yerde yaşadığınız bir şey değil. Hollywood Vampires turnesinde 2023’te Lifepark sahnesine çıktığımda bir gün tekrar geri dönmek istediğimi söylemiştim. Şimdi bunu gerçekleştiriyoruz ve bu güzel bir his.

Seyircinize ne söylemek istersiniz?
Onlara söyleyecek bir şey yok. Zaten ne olacağını biliyorlar. Biz sahneye çıkacağız, hikâyeyi anlatacağız. Geri kalanını onlar tamamlayacak.”

Alice Cooper

#AliceCooper #ShockRock #Lifeparkİstanbul #RockKonseri #HardRock #RockEfsanesi #İstanbulKonserleri #PauseDergi #MelisBayraktar #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Škoda Epiq: 440 Km Menzilli Elektrikli SUV

Škoda, elektrikli ürün gamına yeni bir model daha ekledi. Markanın merakla beklenen kompakt SUV modeli Epiq, dünya prömiyeriyle tanıtıldı. 2027 Haziran’dan itibaren Türkiye’de satışa sunulacak olan Epiq, Škoda’nın elektrikli mobilite stratejisinde önemli bir rol üstlenecek.

Škoda Epiq

Elektrikli SUV’da Yeni Dönem

Enyaq ve Elroq’un ardından konumlanan Epiq, yaklaşık 440 km menzil sunuyor. Hızlı şarj desteğiyle bataryası %10’dan %80 seviyesine yalnızca 24 dakikada dolabiliyor. Yeni nesil MEB+ platformunu kullanan ilk Škoda modeli olan Epiq, çift yönlü şarj teknolojisini de destekliyor.

Škoda Epiq

Modern Solid Tasarım

Epiq, Škoda’nın yeni Modern Solid tasarım dilini kullanan ilk seri üretim modeli oldu. Parlak siyah “Tech-Deck” ön yüz, T şeklindeki far imzası ve aerodinamik gövde yapısı ile dikkat çekiyor. 0.275 Cd sürtünme katsayısı sayesinde enerji verimliliği artırıldı.

Škoda Epiq

Teknolojik ve Sürdürülebilir İç Mekân

Kabin tasarımında %100 geri dönüştürülmüş polyester lifler ve yeni Techtona malzemesi kullanıldı. 13 inçlik Android tabanlı bilgi-eğlence sistemi, Spotify ve YouTube gibi uygulamalara erişim sağlıyor. Ayrıca kablosuz şarj, panoramik cam tavan ve Matrix LED farlar gibi donanımlar da sunuluyor.

Škoda Epiq

Güvenlik ve Sürüş Destek Sistemleri

Epiq, Ön Bölge Frenleme Asistanı, Şerit Değiştirme Asistanı, Trafik İşareti Tanıma ve Sürücü Uyarı Sistemi gibi gelişmiş güvenlik teknolojilerini standart olarak sunuyor. Yedi hava yastığı ve opsiyonel Travel Assist 3.0 sistemiyle kompakt SUV sınıfında güvenlik standartlarını yükseltiyor.

Škoda Epiq

#ŠkodaEpiq #ElektrikliSUV #ModernSolid #MEBPlus #440KmMenzil #HızlıŞarj #SürdürülebilirİçMekan #OtomobilHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Osman Hamdi Bey’in Eserleri Pera Müzesi’nde, The Met’te Oryantalizm Sergisinde

Dünyanın en köklü sanat kurumlarından The Metropolitan Museum of Art (The Met), Haziran ayında “Orientalism: Between Fact and Fantasy” başlıklı kapsamlı bir sergiye hazırlanıyor. New York’ta 12 Haziran 2026 – 28 Şubat 2027 tarihleri arasında düzenlenecek sergide, Osman Hamdi Bey’in eserleri de yer alacak.

The Met’in Avrupa Resimleri ve İslam Sanatı bölümlerinin iş birliğiyle hazırlanan sergi, kurumun Oryantalizm’i merkeze alan ilk sergisi olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 180 eserlik seçki, Napolyon’un Mısır seferinden Osman Hamdi Bey’in yapıtlarına uzanan bir tarihsel anlatı kuruyor.

Osman Hamdi Bey’in nadir görülen eserleri, Jean-Léon Gérôme ve dönemin diğer Oryantalist ressamlarının yapıtlarıyla birlikte sergilenecek. Bu birliktelik, sanatçının Batılı Oryantalist geleneğe verdiği özgün yanıtı yeniden değerlendirme fırsatı sunuyor.

Osman Hamdi Bey’in Başyapıtları Pera Müzesi’nde

The Met’teki sergiyle eş zamanlı olarak, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde sanatçının eserlerinden bir seçki izleyiciyle buluşuyor. Müzenin Oryantalist Resim Koleksiyonu’nda yer alan yapıtlar, Osman Hamdi Bey’in çok yönlü kimliğini ve Osmanlı modernleşmesi içindeki özgün konumunu yansıtıyor.

Aralarında “Kaplumbağa Terbiyecisi” ve “İki Müzisyen Kız” gibi başyapıtların da bulunduğu eserler, sanatçının figür kurgusunu ve resim dilini yakından inceleme olanağı sunuyor.

Pera Müzesi, Salı–Cumartesi günleri 10.00–19.00, Pazar günleri 12.00–18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00–22.00, Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında öğrencilere ücretsiz giriş imkânı sunuluyor.

 

#OsmanHamdiBey #TheMet #PeraMüzesi #Oryantalizm #OrientalismExhibition #KaplumbağaTerbiyecisi #TürkSanatı #SanatTarihi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Süper 1 Takım Gala ile Tanıtıldı

Grafi2000 Prodüksiyon imzasını taşıyan ve Kral Şakir’in yaratıcısı Varol Yaşaroğlu’nun yapımcılığını üstlendiği “Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi”nin görkemli galası Kanyon Paribu Cineverse’de gerçekleşti. Çocuklara özel hediyeler ve renkli görüntülerle dolu gecede, sanat, medya ve iş dünyasından birçok isim yer aldı. Kral Şakir hayranlarının yoğun ilgi gösterdiği galada, Varol Yaşaroğlu ile fotoğraf çektirmek isteyenler uzun kuyruklar oluşturdu.

Film gösterimi öncesinde Yaşaroğlu ve çocuk oyuncu Gece Işık Demirel basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yaşaroğlu, “Türkiye olarak güçlü bir aileyiz, Süper 1 Takım da bu ruhu yansıtıyor” diyerek filmin kültürel değerleri öne çıkardığını vurguladı. Bodrum Kalesi, Göbeklitepe ve Kapadokya gibi tarihi mekânların da filmde yer aldığını belirten Yaşaroğlu, bu yapımların kültür elçisi rolü üstlendiğini ifade etti.

Gece Işık Demirel ise heyecanını dile getirerek, “Kral Şakir hayranıyım, Süper 1 Takım’ı da çok sevdim. İzleyenler de benim gibi çok sevecek” dedi. Çizgi filmde Ayı Dede, Birce, Birol, Yapay Zekai gibi kahramanların yanı sıra Kral Şakir ve Fil Necati de sürpriz şekilde yer alıyor. Film, 22 Mayıs’tan itibaren Türkiye’de tüm sinema salonlarında vizyona girecek.

#Süper1Takım #VarolYaşaroğlu #ÇizgiFilm #KralŞakir #MagazinHaber #FilmGala #ÇocukFilmleri #TürkiyeSinema #Animasyon #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity