Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Bu hatalar böbrek taşına yol açabiliyor!

Aniden başlayan ve dayanılmaz şiddette yan ağrısı, bulantı ve kusma gibi şikayetlerle kişinin acil servise kendini zor attığı böbrek taşı ‘ancak çeken bilir’ denilecek türden bir sorun! Yapılan araştırmalara göre,  ülkemizde her 12 kişiden birinde bulunan böbrek taşı son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Genetik ve çevresel faktörlerin yanı sıra, sağlıksız beslenme, yeterince su içmeme, fazla kilo ve hareketsizlik gibi günlük yaşantımızda bazı yanlış alışkanlıklarımız da böbrek taşı oluşumuna yol açıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Karabay “Taşın yer değiştirmesi ya da büyümesi, şiddetli ağrılara ve idrar yollarında tıkanmalara neden olabilir. Genellikle; şiddetli yan ağrısı, idrar yaparken yanma ve ağrı, idrarda kan görülmesi, bulantı, kusma ve sık idrara çıkmaya yol açar. Böbrek taşı tedavi edilmediğinde; idrar yolu enfeksiyonlarına, böbrek iltihaplanmalarına, böbrek fonksiyonlarında azalmaya ve hatta böbrek yetmezliğine dahi yol açabilir” diyor. Doğru beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı değişiklikleri ile böbrek taşı oluşumunun engellenebileceğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Karabay, 13 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında yaptığı açıklamada böbrek taşına karşı 8 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Emre Karabay

Doç. Dr. Emre Karabay

  • Günde 2 litre su tüketin

Böbrek taşlarının oluşumunu önlemek için yeterli su içmek şarttır. Yapılan çalışmalara göre; günde 2-2,5 litre su içmek, vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olurken, böbrek taşı oluşum riskini yüzde 40 azaltmaktadır. Suyu küçük yudumlarla ve gün içine yayarak tüketin.

  • Tuz tüketimini azaltın

Aşırı tuz tüketimi, böbrek taşı oluşumunu tetikleyen en önemli faktörlerden biridir. Günde 2 gramın üzerinde tuz tüketimi böbrek taşı oluşum riskini yüzde 30 artırmaktadır. Bu nedenle, tuz tüketimini sınırlandırın, işlenmiş gıdalar tüketmeyin ve düşük sodyumlu gıdalar tercih edin.

  • Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersiz böbrek taşı riskini azaltır. Vücudun sıvı dengesini koruyarak taşların oluşmasını ve idrarda taş yapıcı maddelerin birikmesini engellemeye destek olur. Bu nedenle haftada en az 3-4 gün, 30-60 dakika yürüyüş veya bisiklet sürme gibi kardiyo egzersizleri yapın.

  • Meyve, sebze ve lifli gıdalar tüketin

Mevsim meyve ve sebzeleri ile lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin. Meyve ve sebzeler yüksek su içerikleri sayesinde yeterli sıvı alımını sağlamaya katkı sağlar. Aynı zamanda alkali özelliklere sahip olduklarından idrar pH’ını artırarak taş oluşumunu engellemeye yardımcı olabilirler.

  • Oksalat içerikli gıdalardan kaçının

Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Karabay “Oksalat açısından zengin gıdaların (Ispanak, pancar, kuruyemiş vb) aşırı tüketiminden kaçınmak gerekir. Yüksek oksalat seviyeleri kalsiyum oksalat taşlarının oluşumuna neden olabilir. Taş geçmişi veya yüksek oksalat atılımı olan bireylerin bu gıdalara dikkat etmeleri önemlidir” diyor.

  • Gelişigüzel C vitamini takviyesi almayın

Vitamin C, oksalatın bir öncüsüdür ve taş oluşumundaki rolü hala tartışmalıdır, ancak aşırı alımı kalsiyum oksalat taşlarının riskini artırabilmektedir. Kalsiyum oksalat taşı oluşumuna yatkın bireylerin yüksek dozda vitamin C takviyelerinden kaçınmaları önerilmektedir.

  • Hayvansal proteini kısıtlayın

Hayvansal proteinler, et, tavuk ve balık gibi gıdalar aşırı miktarda tüketilmemelidir. Yüksek protein alımı, taş oluşumunu artıran bazı metabolik değişikliklere yol açar. Bu nedenle hayvansal protein alımını vücut ağırlığınız başına 0,8-1,0 gram ile sınırlayın.

  • Kalsiyum alımına dikkat edin

Kalsiyum alımının yetersiz olması, taş oluşumu riskini artırabilir. Bu nedenle diyetinizde yeterli kalsiyum almaya dikkat edin. Ancak doktor tavsiyesi olmadıkça kalsiyum takviyelerinden kaçının.

Gökhan Keser’den duygu yüklü şarkı

Türk pop müziğinin sevilen ismi Gökhan Keser’in yeni slow şarkısı ‘Yeter’ dinleyicisiyle buluştu. 22 Music Entertainment etiketiyle Volga Tamöz prodüktörlüğünde yayımlanan şarkı 90’ların naif melodilerini bugünün güçlü sounduyla birleştiriyor, dinleyiciyi geçmişe götürüyor. Ayrılığın hüznünü hissettiren “Yeter” müzik severleri üç buçuk dakikalık nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Sözü ve müziğinde sanatçı kendi imzasını Volga Tamöz ve Gülsen Karatoprak ile birleştiriyor.

Sağlıklı iftar önerisi

Ramazan ayıyla birlikte oruç tutmanın genel sağlığa faydaları da gündeme geliyor. Dengeli ve düzenli bir beslenme planın yanı sıra yeterli fiziksel aktiviteyle birlikte geçen oruç sürecinin hem kilo kontrolüne yardımcı olduğunu hem de bağışıklık sistemini olumlu etkilediğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Oruç tutmanın faydalarından yararlanabilmek için göz önünde bulundurulması gereken ilk adım, oruç tutacak kişinin herhangi bir hastalığının olmamasıdır” dedi.

Bilinçli sürdürülmeyen orucun ise yarardan çok zarar getireceğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Uzun süreli açlık sonrası hızlı ve ağır yemekler tüketmenin mide ve bağırsak rahatsızlıkları, sahur ve iftar arasında yeterli miktarda sıvı almamanın dehidrasyon, yetersiz ya da hatalı beslenmenin halsizlik ve tansiyon düşüklüğü gibi olumsuzluklara sebep olabileceği unutulmamalı” şeklinde konuştu.

Uzman Diyetisyen Tuba Örnek

Uzman Diyetisyen Tuba Örnek

  1. Gün boyu tok kalmayı sağlayan sebze, meyve, yulaf ezmesi ve tam tahıllı ekmekler gibi lifli besinler sahur sofrasında öncelikli olarak tercih edilmeli. Peynir, yumurta, yoğurt ve kefir gibi protein açısından zengin gıdaların da yeterli miktarda alındığından emin olunmalı.
  2. İftar yemeğine hurmayla başlamak hızlı enerji verdiği ve mideyi rahatlattığı için oldukça faydalı. Hurmanın ardından da çorba ile hafif bir başlangıç yapılmalı.
  3. Şeker ve krema içermeyen, kızartılmayan, yağ ve tuz oranı yüksek olmayan ana yemekler hazırlanmalı. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı.
  4. Yoğurt ve salata çeşitleri iftar sofrasında mutlaka yerini almalı.
  5. Yemek esnasında su tüketimi sindirimi zorlaştırabileceği için kısıtlanmalı, iftardan yaklaşık 1 saat sonra artırılmalı.
  6. Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler vücutta sıvı kaybına yol açabileceği için aşırıya kaçılmadan tüketilmesine dikkat edilmeli.
  7. İftarın üstünden en az 2 saat geçmesi koşuluyla, tatlı veya atıştırmalık ihtiyacı için şerbetli seçenekler yerine süt ürünleriyle yapılmış tatlılara yönelinebilir. Tatlıya alternatif olarak meyve veya bir avuç kadar ceviz, fındık veya badem gibi kuru yemişler de tercih edilebilir.
  8. Herhangi bir sağlık problemi olmadığı sürece sahur öğünü kesinlikle atlanmamalı.
  9. Sindirimi kolaylaştırmak için yemekler yavaş ve iyi çiğnenmeli.
  10. Dehidrasyonun önlenmesi için sahur ve iftar arasında en az 2 litre su tüketilmeli.

Kadın-erkek eşitliği toplum için ne kadar önemli?

Ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi (%68), kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin sağlanmasını önemli bulduğunu belirtiyor. Bireylerin %16’sı  ise bu konuyu önemli bulmadığını söylüyor. Kadınlar (%74), erkeklere kıyasla (%62) cinsiyet eşitliğini daha önemli buluyor.

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Dünya Kadınlar Günü, 168 yıl önce 8 Mart 1857’de New York’ta kadın dokuma işçilerinin daha iyi çalışma koşulları ve eşit işe eşit ücret talepleriyle başlattıkları grev sırasında çıkan yangında 129 işçinin hayatını kaybetmesi ile başlamış bir mücadele günü. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi o günden bu yana sürüyor. Elbette yol katettik ancak şu anda geldiğimiz noktada hala konuşacağımız ve konuşmayı asla bırakmamamız gereken birçok nokta var.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Ipsos’un 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için 30 ülkede 23 binden fazla kişi ile gerçekleştirdiği Global Advisor Araştırması’na göre her üç kişiden ikisi (%68), kadınlar ve erkekler arasında eşitliğin sağlanmasını önemli bulduğunu belirtiyor. Türkiye’de ise bu ifadeye katılanların oranı %78. Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırması sonuçlarına göre, ülkemizde genel olarak kadınlara ve erkeklere eşit davranıldığını düşünen bireylerin oranı son 4 yıldır pek değişmiyor. Her 5 kişiden biri eşit davranıldığı görüşünde (%19). Aile içine baktığımızda ise bireylerin %41’i aile içinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını düşünüyor. Toplum genelinde ve aile içine baktığımızda dikkat çeken en kritik nokta, bir fikir beyan etmek istemeyenlerin oranındaki kayda değer artış. Bu durum, cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusundaki tartışmalar ve bu tartışmalardan dolayı oluşan gündemden dolayı insanların bu konuyla ilgili olumlu ya da olumsuz fikir beyan etmekten kaçındığını gösteriyor. Bu araştırmayı daha önceki yıllarda yaptığımızda böyle bir durum olmamıştı.  Kadınların karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri de uğradıkları şiddet. Her iki kişiden biri kadınların hayatın her alanında erkek şiddetine maruz kaldığını düşünüyor, kadınlar arasında bu şekilde düşünenlerin oranı daha yüksek, %64. Kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığını düşünenlerin oranı %60, kadınlar arasında ise bu oran biraz daha yüksek %66. Alınması gereken önemli bir mesaj daha. Şiddet varken ve cezasız kalıyorken kadınların güvende hissetmemeleri de çok normal, yaklaşık üç kadından ikisi dışarıda yalnızken veya yanlarında kadınlar varken kendilerini güvende hissetmediklerini belirtiyor. Kadınların iş yaşamına katılımında hangi noktadayız yakından bakmakta ve hafızalara kazımakta fayda var. TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranı kadınlarda %35,8, erkeklerde ise %71,2 oldu. Yani 15 yaşın üzerindeki her üç kadından ikisi işgücüne dahil değil, işsiz olabilmek için bile öncelikle işgücüne dahil olmak gerekiyor. İşgücüne dahil olabilen azınlık için de durum kötü, istihdam oranı erkeklerde %65,7 iken kadınlarda %31,3. Gündeme Dair araştırmamız gösteriyor ki daha en başında sorunlu bir noktadayız. Çünkü her iki kişiden biri kadınların eşlerinden ya da ailelerinden izin almadan çalışamadığı tespitine katılıyor. Araştırmamıza katılanların çoğunluğu, engelleri aşıp da işgücüne dahil olabilen kadınların işyerlerinde ayrımcılığa maruz kaldıklarını, aynı iş için erkeklerden düşük ücretler ile çalıştıklarını belirtiyor. Eşit işe eşit ücret alınmadığı tespitine katılanların oranı %41, bu oran kadınlarda genel ortalamaya göre daha yüksek. İş yerinde kadın ve erkek çalışanlara eşit davranılıp davranılmadığı sorulduğunda ise her dört kişiden biri eşitlik olduğunu düşünüyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için tüm dünyada sesler çıkıyor, önemli aksiyonlar alınıyor, peki kat edilen yol yeterli mi? Ipsos’un Global Advisor araştırmasına dönecek olursak 30 ülkenin ortalamasında, bireylerin yarısı (%50), kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması konusunda ülkelerinde yeterince yol katedildiğini düşünüyor. Türkiye’de de bireyler benzer görüşte. Bu konuda bir şeylerin daha iyiye gitmesi için kadınların iş dünyasında ve hükümette daha fazla kadın lider olması şart. Araştırma sonuçlarına göre bireylerin yarısından fazlası da (%54), kadınların yönetimde olmadığı sürece ülkelerinde eşitlik sağlanamayacağını düşünüyor. Kadınlarda bu ifadeye katılım oranı erkeklerden daha yüksek %60. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları için katetmemiz gereken uzun bir yol var. İş dünyasında, siyasette, ailede ve sokakta kadınların hak ettikleri eşitliği yaşayabilmeleri için hem bireysel hem de kurumsal düzeyde sorumluluk almamız şart. Daha adil, daha eşit ve daha güvenli bir dünya için konuşmaya, sorgulamaya ve elimizden geleni yapmaya durmaksızın devam etmeliyiz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!

Zeynep Casalini yeni şarkısı “Uzak Selamlar”

Türk pop müziğinin en güçlü kadın vokallerinden Zeynep Casalini yeni şarkısı “Uzak Selamlar” ile tüm insanlık adına kocaman bir çığlık atıyor ve hayatın adeta kalbine vuruyor.

İsim annesinin Sezen Aksu olduğu “Uzak Selamlar”ın sözü ve müziği Sadettin Dayıoğlu’na ait. Şarkının düzenlemesi Nail Evrim Doğ imzası taşıyor. Bodrum TheFatLab stüdyolarında kaydedilen şarkının kayıt, mix ve masteringi Ali Rıza Şahenktarafından yapıldı. Şarkının klibi ise yine Ali Rıza Şahenk yönetmenliğinde çekildi.

Vespa’dan koleksiyonerlere özel: Vespa 946 Snake

Vespa, her yıl Çin Takvimi’ne göre tasarladığı sınırlı sayıda koleksiyon modelleriyle farkını ortaya koymaya devam ediyor.

2024 yılında Çin Takvimi’nde “Ejderha Yılı” özel tasarım modelini piyasaya sunan Vespa, 946 Dragon modelinden dünya genelinde sınırlı sayıda üretimiyle koleksiyoncular tarafından büyük ilgi görmüştü. 2025 yılında ise Çin Takvimi’nde yapraklar “Yılan Yılı”nı gösteriyor. Çin Takvimi’ne atfen sınırlı sayıda üretilecek “Vespa 946 Snake” özel tasarım modele ait model koleksiyonu tüm dünyada Vespa tutkunlarıyla buluşuyor.

Vespa Snake 946 özel tasarım modelinde tek silindirli, 4 zamanlı, 3 valfli elektronik enjeksiyonlu motor görev yapıyor. 155 cc motor hacmine sahip Vespa Snake 946 12,7 beygir güç üretiyor. Otomatik şanzımana sahip motorda çift kanal ABS ve ASR çekiş kontrol güvenlik sistemleri yer alıyor. Vespa’nın tasarım çizgisinden ödün vermeden, stil ve ikonik çizgilere sahip Vespa 946 Snake yılan derisi dokusunu andıran özel sele tasarımı ve elcikler, yakıt kapağı ve çamurlukta 3D krom yılan motifleri, ışığa göre değişen iridyum mavi renk tonlarında gövde tasarımı dikkat çekiyor.

Yasemin Olur “Golgota Sanayi Sitesi”      

Düşbaz Kitaplar’ın yeni dizisi Düşbaz Kısa, Yasemin Olur’un yeni öykü kitabı Golgota Sanayi Sitesi’ni okurlarla buluşturdu!

Yürek burkan öykülerini güçlü bir anlatımla kaleme alan Yasemin Olur, 11 öyküden oluşan kitabında, imgelemlere ve göndermelere yer verirken kurmacanın da sınırlarını zorluyor. Farklı metin türleri arasında başarıyla gezinen Golgota Sanayi Sitesi, edebiyatseverlere yorumlara açık ve çok katmanlı bir okuma sunuyor.

CROSSWAY Serisi Türkiye pazarında

IVECO BUS, Avrupa intercity segmentinin lider modeli CROSSWAY’i Antalya’da düzenlediği özel bir lansman etkinliğiyle Antalyalı sektör profesyonellerinin beğenisine sundu.

Avrupa’da yüzde 50’nin üzerinde pazar payına sahip olan IVECO BUS, CROSSWAY Serisi Türkiye pazarına girişinden itibaren önemli bir ivme kazandı. IVECO BUS, Crossway modeli ile şimdiden Balıkesir, Kocaeli, Muğla ve Manisa Belediyeleri tarafından havaalanı transferleri ve kültür gezileri gibi alanlarda aktif bir şekilde kullanılıyor.

Dünya genelinde yaklaşık 70.000 adet satılan CROSSWAY, her türlü görev ve zorlu hava koşulunda müşterilerin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için tasarlanmıştır. Kendi segmentinde güvenilirlik, yakıt tasarrufu, düşük işletme maliyetleri, sürüş güvenliği ve yolcu konforu konularında liderliğini kanıtlayan CROSSWAY, FPT Industrial tarafından üretilen ve HVO ile uyumlu olan TECTOR motoruyla donatılmıştır. Bu motor, üstün performansı ve uzun servis aralıkları ile dikkat çeker. Türkiye pazarında satışa sunulan araçların her biri, 55 yolcu kapasitesine uygun olarak tasarlanmış ve son teknoloji ADAS güvenlik sistemleri ile donatılmıştır.

Nissan araştırması ne çıktı?

Nissan tarafından Economist Impact’e gerçekleştirilen küresel gençlik araştırması, elektrikli araçların tercih edilen mobilite olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya çapında 15 şehirde 3.750 katılımcıdan alınan yanıtlara dayanan bulgular, genç nesillerin elektrikli araçları tercih ettiğini ortaya koyarak Nissan’ın elektrifikasyon alanında devam eden çabalarını ve gelişen ihtiyaçları karşılamak için sürdürülebilir çözümlere olan bağlılığını güçlendiriyor.

Araştırma katılımcılarının temel bulguları şöyle sıralanıyor:

  • Genç şehir sakinlerinin çoğunluğu (%57) karbon ayak izini azaltmak için seyahat alışkanlıklarını değiştirmeye istekli; gelişmekte olan şehirlerde yaşayanlar ise çevresel kaygıları mobilite tercihleri için bir aciliyet olarak görüyor.
  • Elektrikli araçlar (EV’ler) tercih edilen mobilite şekli olarak ortaya çıkıyor; katılımcılar arasında EV sahipliğinin bugün %23’ten önümüzdeki on yıl içinde %35’in üzerine çıkması bekleniyor.
  • Gelişmekte olan şehirlerdeki elektrikli araç sahipliği arzusu daha  güçlü; gelişmiş şehirlerdeki %31’e kıyasla %44’ü önümüzdeki beş yıl içinde elektrikli araç kullanmayı öngörüyor; kirlilik gerçekleri onları sürdürülebilirliği düşünmeye .
  • Daha genç şehirliler enerji depolama, alternatif yakıtlar ve araçtan her şeye (V-to-X) gibi yeniliklere yoğun ilgi göstermekte ve yaklaşık yarısı (%40’tan fazlası) bu teknolojilerin mobilite tercihlerini etkileyeceğini belirtiyor.

Economist Impact Asya-Pasifik Sürdürülebilirlik Lideri Ritu Bhandari, “Bu araştırma, genç nesillerin mobilitenin geleceğini nasıl tasavvur ettiklerini araştırıyor; onların seçimleri gelişen mobilite ortamını doğrudan şekillendireceği için önemli bir bakış açısı” dedi. “Bulgularımız, sürdürülebilir mobilitenin başarıya ulaşması için şehirlerin çevresel hedefleri, uygun fiyat, kolaylık ve kapsayıcılık gibi gerçek yolcu öncelikleriyle dengelemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bunu başarmak için toplu taşıma, elektrikli araçlar, ortak hareketlilik ve aktif ulaşımı, farklı ihtiyaçları olan tüm sakinler için bağlantılı, erişilebilir bir ağa sorunsuz bir şekilde entegre eden esnek, çok modlu çözümler gerekiyor.”

 

“Bir Renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu”

Sanatçı Devrim Erbil, Fenerbahçe takımının tarihini ve ruhunu sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Usta sanatçı, The Stay Boulevard Nişantaşı’nda sanatseverlerle buluşan “Bir Renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu” başlıklı sergisinde, kendine özgü çizgilerini Fenerbahçe’nin renkleriyle resmediyor, sanat ve sporun ortak noktalarını özgün bir perspektifle ele alıyor.

Çağdaş Türk sanatının usta isimlerinden, ‘Resmin Şairi’ Devrim Erbil, kendisine ilham veren İstanbul’un bir parçasi olan Kadiköy ve Fenerbahçe Spor Kulübü için özel bir koleksiyona imza attı. 1907 Art platformunun ilk projesi olan “Bir renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu” başlıklı sergi, İstanbul’un merkezinde tasarım odaklı konsepti ve sanat projeleriyle öne çıkan The Stay Boulevard Nişantaşı’nda sanatseverlerin karşısında.

Birbirinden farklı alanlar gibi görünse de tutku, bağlılık, disiplin gibi ortak noktalar barındıran sanat ve spor, Devrim Erbil’in benzersiz çizgilerinde hayat buluyor. Fenerbahçe Spor Kulübübü’nün tarihini, Fenerbahçe’nin ruhunu yansıtan önemli unsurlardan biri olan Kadıköy ve Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun İstanbul’un siluetindeki özel yeri sanatçı Devrim Erbil’in yorumuyla eserlerinde yeniden canlanıyor, Erbil’in fırçasıyla İstanbul’un ikonik mekanları adeta ölümsüzleşiyor.

Küratörlüğünü Renk Erbil’in üstlendiği sergi, Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonunda yer alan

dört adet  yağlı boya dört adet led aydınlatmalı ışıklı enstalasyon eser ve on sekiz adet limitli seri ipek baskı eserden oluşuyor. Sergide ayrıca misafir sanatçılar Beste Alperat’ın “Humming Birds” ve  “Hug” adlı heykelleri ve İnci Tezel’ in “Tutku”ve“Coşku”  eserleri de yer alıyor.

Sergi, 28 Nisan tarihine dek The Stay Boulevard Nişantaşı’nın 1. katındaki sergi alanında görülebilir.