Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Sevgililer gününe “Heart Cake

Sevgililer gününe “Heart Cake”

Aşkın evrensel sembolü olan kalbin, mimari pastalarıyla dünyaca ünlü Dinara Kasko’nun elinde yeniden biçimlendiği Heart Cake, ateş kırmızısı renginin yanı sıra acıyla tatlının birbirine karıştığı greyfurt aromasıyla aşkın bu kimyasını mükemmel bir şekilde anlatıyor.
Marka şefliğini yaptığı Flosophia Pastry ile benzersiz görünüm ve lezzetlere sahip pastalarının dünyadaki dördüncü üretim noktası olarak İstanbul’u seçen Dinara Kasko’nun aşkı her şeyiyle yansıtan Heart Cake’i, Sevgililer Günü’nde sevgi dolu beraberlikleri kutlamak için sıra dışı bir tada ve çok güçlü mesajlara sahip. Acı tatlı ne yaşanırsa yaşansın birlikte paylaşmaya hazır olanlara Dinara Kasko’nun Heart Cake’i, 14 Şubat’ta verilecek en anlamlı hediyelerden biri olarak dikkat çekiyor.

At nalı böbrek hastalığı nedir?

At nalı böbrek hastalığı nedir?
Normal şartlarda bir insanda bulunan börek sayısı ikidir ve bu börekler birbirinden ayrı olarak sağ ve solda konumlanır. Ancak kesin nedeni bilinmese de bazı durumlar anne karnındayken bebeğin böreklerinin birleşmesine yol açar. Şekil olarak at nalına benzeyen bu duruma at nalı böbrek hastalığı denir. Avrasya Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Arman Çitçi, at nalı böbrek hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor.

At nalı böbrek hastalığı nedir ve nasıl oluşur?
Böbrekler anne karnındayken omuriliğin iki tarafında olacak şekilde oluşmaya başlar. Bebeğin rahimde oluşması sırasında aşamalı olarak ilk oluşan organların başında böbrekler gelir. Normal bir süreçte böbrekler ayrı olarak bebek büyüdükçe gelişimini sürdürür ve doğru noktada pozisyon alır. Ancak anormal olan bazı şartlar bu süreçte bazı kusurlara yol açar ve böbrekler birleşir. Hamileliğin 7. ve 9. haftaları arasında ortaya çıkan bu durum çok sık görülmemekle birlikte hayati bir tehlikeye yol açmaz. Ancak yapılan araştırmalar at nalı böbrek hastalığı olan kişilerin çok daha kolay böbrek taşı hastalıklarına yakalandığını ortaya koymaktadır.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Arman Çitçi

At nalı böbrek hastalığının belirtileri nelerdir?
Bazı durumlarda hiç belirti vermeyen at nalı böbrek hastalığının en sık görülen belirtileri şu şekildedir:
• Böbreklerde ağrı,
• Bulanık idrar,
• İdrar sırasında acı ve yanma,
• İdrarda görülen kan,
• Halsizlik ve yorgunluk,
• Yüksek ateş,
• Mide bulantısı,
• Kusma şikayetleri,

Bu hastalıklara dikkat!
At nalı böbrek hastalığı her ne kadar hayati bir tehlikeye yol açmasa da kişileri bazı hastalıklara karşı daha savunmasız bırakır. Beraberinde;
• Böbrek taşları,
• Böbrek kanseri,
• Wilms tümörü,
• İdrar birikmesi sonucu oluşan böbrek şişliği,
• Beyinde ekstra sıvı birikmesi,
• Ayrık omurga,
• İskelet problemleri
• Polikistik böbrek hastalıkları görülebilir.

At nalı böbrek hastalığı nasıl teşhis edilir?
At nasıl böbrek hastalığı genel olarak hamilelik döneminde bebek anne karnındayken ortaya çıkar. Rutin kontroller için yapılan ultrason görüntülerinde bebekteki bu durum ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra teşhis için kullanılan diğer yöntem ise böbrek ultrasonudur.

Pause Sağlık, Pause Dergi
At nalı böbrek hastalığı tedavi edilebilir mi?
At nalı böbrek hastalığının herhangi bir tedavisi yoktur. Ancak bu durumun yol açtığı hastalıklar tedavi edilerek hastanın şikayetleri önlenebilir. Ayrıca bu durumun yaratacağı etkileri en aza indirmek için çeşitli önlemler alınabilir. Bunlar;
• Böbreklerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için en önemli yaşam kaynağı olan su bol bol tüketilmelidir.
• Böbrek için faydalı gıdalarla beslenmeye özen gösterilmelidir.
• Tam tahıllı gıdalar beslenme listesinde mutlaka yer almalıdır.
• Alkol ve sigara kişinin hayatından tamamen çıkmalıdır.
• Hareketsiz yaşama dur denmeli ve fiziksel aktivite oranı arttırılmalıdır. Bunun için günde en az yarın saat tempolu yürüyüş yapılmalıdır.
• Periyodik ultrason kontrolleri ile at nalı böbreğin durumunun takibi yapılmalıdır.

16 yıl sonra gelen babalık davası

16 yıl sonra gelen babalık davası

Cemiyet hayatının renkli isimlerinden Sinan Akıman 16 yıl sonra gelen babalık davası ile sarsıldı. Bir dönem çapkınlıkları ile magazin sayfalarında sıkça rastladığımız Mahmut Sinan Akıman 16 yıl önce yaşadığı bir kaçamak şimdilerde başını ağrıtmaya başladı.

2004 yılında Bodrum’a çalışmaya gelen Ebru Gülhan ile tanışan Sinan Akıman, kısa süre içinde arlarında gelişen yakınlaşmanın ardında birlikte olmuş. Kendini oğlu Akan adını kullanarak tanıtan Sinan Bey, kısa bir flörtün arından Ebru Gülhan Çetinkaya’dan ayrılmış ve iletişimi kesmiş.  Marmaris Macig Life Otel’de iş bulan Ebru Gülhan, Bodrum’dan ayrılmış. Hamile kaldığını anlayınca konuyu ailesi paylaşmış ve çocuğu doğurmaya karar vermiş.  Fethiye Lokman Hekim Hastanesi 7 Mart 2005 yılında oğlu Uygar doğduktan 8 ay sonra Abdurrahman Çetinkaya ile evlenerek oğlunu onun nüfusuna kayıt ettirmiş. Evliliği sırasında eşinde şiddet görmeye başlayan Ebru Gülhan Çetinkaya 3 ay sonra eşi ile evini ayırmış.

Eşine boşanma davası açarken çocuğunun babası olduğunu iddia ettiği Sinan Akıman içinde Bursa Adliye’sinde babalık davası açmış. Dava öncesi Sinan Bey ile facebook üzerinden 2015 yılında iletişime geçip durumu anlatan Ebru Hanım hakaret dolu mesaj alınca dava açmaya karar vermiş.

Bursa’da açılan Babalık davası duruşma 17.03.2022 yılında görülecek. Şuan Amerika’nın Los Angeles şehrinde yaşayan Mahmut Sinan Akıman yerine davaya avukatları İdil Öztürk katılacak.

Zatürre ölümcül olabilir!

Zatürre ölümcül olabilir!

Aniden yükselen ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve öksürük zatürreye işaret ediyor olabilir. Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşur ve dünyada en sık karşılaşılan, ölüme neden olan hastalıkların başında gelir. En tehlikeli solunum yolu hastalıklarından biri olduğunu ve bu süreçte erken tanı ve tedavinin önemli olduğunu vurgulayan Avrasya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Kanan Abbaslı zatürre hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Kanan Abbaslı

Zatürre Nedir?

Tıp dilinde pnömoni olarak da bilinen zatürre akciğerin en uç yapısını oluşturan ve havadaki oksijenin vücuda girdiği bölgede bulunan hava keseciklerinin iltihaplanmasıdır. Zatürre başta bakteriler olmak üzere birçok çeşitli mikroorganizmalara bağlı olarak oluşur. Her yaştan insanda hafif ya da ağır hastalıklara neden olabilen hastalık kimi zaman karşımıza bir grip komplikasyonu olarak da çıkabilir.  Bazı pnömoni türlerinde hastalığın hasta kişilerden sağlıklı kişilere doğrudan bulaşma riski söz konusudur.  Ancak zatürre çoğunlukla hastanın kendi ağız, boğaz ya da sindirim kanalında bulunan mikropların akciğere ulaşmasıyla ortaya çıkar. Özellikle vücut savunması zayıf düşmüş kişilerde pnömoni riski daha fazladır. Bu nedenle hastalığın bulaşma riskinden çok kişinin vücut direncinin zayıf oluşu en büyük risk faktörünü oluşturur.

Zatürre belirtileri nelerdir?

Genellikle ani öksürük, iltihaplı balgam, ateş, üşüme ve titreme, halsizlik, yan ağrısı ile kendini gösterir. Ayrıca beraberinde nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi belirtiler de görülür.  Bazı kişilerde ise sinsi bir başlangıç söz konusudur. Birkaç gün devam eden eklem ve kas ağrıları, iştahsızlık ve halsizliğe kuru öksürük, ateş, kusma ve baş ağrısı gibi reaksiyonlar da eşlik edebilir. Özellikle çocuklarda zatürre belirtileri çocuğun yaşına ve hastalığa yol açan etkenlere göre farklılık gösterir.  Kimi zaman tek bulgu hızlı solunum olabilirken kimi zaman da ateş, karın ağrısı ya da kusma gibi şikayetler bir arada görülebilir. Göğüs ağrısının meydana geldiği kişilerde, göğüs boşluğunda bir sıvı birikmesi söz konusu olabilir. Bu durum erken tanı ve tedaviyle tamamen ortadan kaldırılabilir ancak hastalığın ilerlediği durumlarda ise yoğun bakıma yatmak ya da bir tüp aracılığıyla göğüste biriken iltihaplı sıvıyı almak gerekebilir.  Genellikle nedenleri bakteriler ve virüsler olsa da kimi zaman bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilmektedirler.

Pnömoni bulaşıcı mıdır ve risk faktöreleri nelerdir?

Zatürre hastalığına zemin hazırlayan viral solunum yolu enfeksiyonları bulaşıcıdır. Öksürük ya da hapşırıkla yayılabildikleri gibi kişinin kullanmış olduğu bardak, mendil, çatal gibi eşyalar aracılığıyla da yayılabilirler. Pnömoni çok sık rastlanılan ve ölüme sebep olabilen hastalıklar arasındadır. Özellikle de bebeklerde, yaşlılarda, çocuklarda ve hastalığı bulunan başka kişilerde ölümcül olabilmektedir.  İleri yaş, kronik hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları, yutma güçlüğü yapan durumlar, sigara kullanımı, kusmalar, alkol, geçirilmiş uzun süreli ameliyatlar erişkinlerde zatürre hastalığına yakalanmayı kolaylaştıran risk faktörleri arasındadır.

Zatürreden korunmak mümkün

  • Hastalıktan korunmak için öncelikle pnömoni oluşumuna zemin hazırlayan faktörler ortadan kaldırılmalıdır. Kronik hastalık varsa tedavisi ve kontrolü düzenli bir şekilde yapılmalıdır,
  • Stresten kaçınılmalı, dengeli beslenmeye ve hijyene önem verilmelidir,
  • Alkol, tütün kullanımı tavsiye edilmez,
  • Grip durumunda kalabalığa temasın azaltılması, maske kullanılması tavsiye edilir,
  • Gripten korunmak için aşılar geliştirilmiştir ve bir yıl süreyle koruma sağlayan bu aşılar her yıl Eylül, Ekim, Kasım aylarında bir doz kas içine yapılmaktadır. Aşının, gribe yakalanma riski yüksek veya hastalığı çok ağır atlatan kişilere uygulanması tavsiye edilir.

Pnömokok aşısı önerilen kişiler

  • 65 yaş ve üzerindeyseniz,
  • Kronik hastalığınız varsa,
  • Pnömonektomi geçirdiyseniz,
  • Beyin omurilik sıvısı kaçağı varsa,
  • Dalak bozukluğu söz konusuysa,
  • Bağışıklık yetmezliğiniz varsa,
  • Kronik alkol probleminiz varsa aşı yapmanız önerilir.

Zatürre (Pnömoni) teşhisi ve tedavisi

Öncelikle muayene sırasında stetoskopla kişinin akciğerleri dinlenir ve söz konusu hastalıktan şüphelenilirse akciğer röntgeni istenir. Röntgen zatürre olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verecektir ancak kandaki oksijen miktarının, solunum yollarının ne durumda olduğunun bilinmesi adına ekstra testlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Beyaz kan hücre sayısının kontrolü için tam kan sayımı, zatürenin boyutu ve akciğer yaprakları arasında sıvı varlığı için tomografi taraması balgam testi, akciğerlerde sıvı birikmesi söz konusu ise plevral sıvı kültürü ve balgam çıkaramayan antibiyotiklere yanıt vermeyen dirençli zatüre varlığında bronkoskopik yöntemler kullanılmaktadır.

Zatürre tedavisi öncelikle enfeksiyonun iyileştirilmesini ve mevcut komplikasyonların önlenmesini içermektedir.  Genellikle antibiyotikler, istirahat, bol sıvı alımı, ateş düşürücüler ve ağrı kesiciler kullanılır. Bazı durumlarda kişinin hastaneye yatması gerekebilir. Özellikle çok ağır zatürre söz konusu ise yoğun bakımda yatış ve solunum desteği uygulanabilir.  Hastalığa neden olan mikrobun belirlenmesi her zaman mümkün olmayabilir ancak zatürre tanısı konulduktan kısa süre sonra antibiyotik tedavisine başlanılmalıdır.  Bu nedenle hastanın yaşı, varsa kronik hastalıkları, zatürrenin şiddeti gibi durumlar dikkate alınarak tedaviye başlanır. Tedavi süreci bu etkilere göre de uzayabilir ya da kısa sürede olumlu sonuçlar elde edilebilir. Çünkü zatürre ani başlangıçlı ve genellikle tedaviyle hızla iyileşebilen bir hastalıktır.  Tedaviden 72 saat sonra ateşiniz düşmemiş, öksürüğünüz şiddetli şekilde devam ediyorsa hemen bir uzman hekime görünmelisiniz.

Katar’da “Çöl Detoksu”

Katar’da “Çöl Detoksu”

Katar Turizm zihniniz, bedeniniz ve ruhunuz için çölde detoks yapın, sağlıklı besinlere doyun ve yeni yılda tazelenin.

Orta Doğu’nun en büyük wellness destinasyonu Chiva-Som Zulal Wellness Resort Katar’da açıldı

Katar Turizm, ziyaretçilerini yeni yılda bütüncül ve doğal wellness kaçamakları ile yenilenmeye ve canlanmaya davet ediyor. Çok sayıda spa merkezi, aktivite ve rahatlatıcı geziyi bir araya getiren Katar’daki ‘çöl detoksu’ temalı sağlık tatili seçeneği; zihni temizlemek, bedeni beslemek ve ruhu iyileştirmek için birebir…

Katar’da yeni açılan Chiva-Som Zulal Wellness Resort Orta Doğu’nun en büyük wellness destinasyonu olma niteliği taşıyor. Yıldızlar altında spa keyfinden kum tepelerinde glampinge, gün batımında yoga derslerine… Katar’ın mükemmel ‘çöl detoksu’ ile yepyeni bir ‘ben’ yaratabilirsiniz.

Katar Turizm, çölde kaçamaktan sağlıklı yemeklere, huzur dolu mekânlarda lüks molalara ve tam teşekküllü wellness programlarına kadar ince detayları bulunan ‘çöl detoksu’ için en iyi sağlık turizmi seçeneklerini bir araya getirdi.

Katar'da “Çöl Detoksu”

Chiva-Som Zulal Wellness Resort’ta Zihin Beden inzivası

Bu inziva ile bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu dengeye getirip gençleşeceksiniz. İnzivada çeşitli şifa gelenekleri ve bütüncül faaliyetlerle sağlığı destekleme ve bağışıklığı güçlendirme hedefleniyor. İnziva için 3 ile 14 gece arasında konaklama rezervasyonu yapılabiliyor.

Yıldızlar altında glamping

Sıcacık çöl kumlarına adımınızı atın ve Katar’ın nefes kesen içdenizi Khor Al Adaid’e yolculukta doğa ile bütünleşin. Yıldızlar altında bir gece geçirmeden önce deveye binebilir, çöl sürüşü yapabilir, geleneksel lezzetlerle ziyafet çekebilirsiniz.

Stresi boyayla at

Boyama yapmak sadece çocuklara has değil. Artist Cafe’de yetişkinler de rahatlamak için boyama yapıyor. Katar İnci Adası’nın Qanat bölgesinde yer alan bu mekân, ziyaretçilerine zihinlerini özgür bırakma ve her bir fırça darbesiyle stres atma şansı veriyor.

Esne, gerin, rahatla

Anantara Banana Island Resort Doha’da günübirlik veya tüm hafta sonu inzivaya çekilebilir, Ashtanga, Hatha ve stretch yoga grup derslerine katılabilir veya özel ders alabilirsiniz. Detoks suları ile vücudunuzu canlandırabilir veya lüks spada ses banyosu yapabilirsiniz. Şehirde kalmak isteyenler, Doha’nın kalbine Paris zarafetini taşıyan Sisley Spa’nın dünyadaki en büyük tesisinin açılışını gerçekleştiren W Doha’yı ziyaret edebilirler.

Sağlıklı öğünler

Katar’daki seyahatinizde vücudunuzu yerel ürünlerin kullanıldığı, besleyici, enfes öğünlerle ödüllendirebilirsiniz. Doha’nın ilk %100 vegan kafesi

Katar'da “Çöl Detoksu”

Purple Island (Mor Ada)’da kano ile enerjik bir gezinti

Katar’ın en güzel doğa hazinelerinden Al Thakira’nın mangrovları arasında kanoyla gezinerek tabiatla bağınızı güçlendirebilirsiniz. Eşsiz bitki örtüsünün yanı sıra flamingoların ve balıkçılların da dahil olduğu muhteşem canlı çeşitliliğinin keyfini kano turuyla çıkarabilirsiniz.

Güzel kal, mutlu kal

Yerel doğal kaynakları kullanan Botany’nin organik ürünleri ile cildinize ışıltısını yeniden kazandırın.

Dolunay yogası

Ay’ın titreşimlerini ve enerjisini alarak bedeninizle bağlantı kurun, derinleşin ve enerjiyle dolun. Evolve Mind Body Soul ile yoga derslerini kaçırmayın. Bu program ile ay ışığı altında öz farkındalığınızı artıracak, zihninizi berraklığa kavuşturacaksınız.

Sesle şifa

Niya Yoga’da Tibet çanakları, ziller, çanlar ve daha birçok enstrüman ile gerçekleştirilen meditasyon derslerine katılın ve ruhunuzu uyandırın. Bu faaliyet ile zihninizi sakin, meditatif hâle getirin.

Dijital detoks

Mandarin Oriental, Doha, sürekli koşturmaca halinde olan ve ekrana yapışık yaşayanlar için Dijital Wellness Kaçamağı ile dijital cihazların sık kullanımının sebep olduğu stres ve gerginliği atma fırsatı sunuyor.

Yıldızlar altında spa

Katar’da sınırların ötesinde bir dünyayı deneyimleyin ve eşsiz tecrübeler edinin: Saray Spa’nın küratörlüğünü yaptığı “Yıldızlar Altında”, Marriott Marquis Doha’nın 50.katında yer alan helikopter pistinde gerçekleşiyor!

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ev dışı faaliyetler geriliyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 90. dönem verileriyle toplumda; Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları neticesinde oluşan salgının sona ermesine yönelik beklentileri, vaka sayılarındaki bu artışın endişeye etkisi, ev dışı sosyal faaliyetlerde sondurum ve bireylerin hissettiği duyguların ve hislerin ne olduğuna yönelik ifade, tutum, davranışları incelenmiştir.

EV DIŞINDA YAPILAN SOSYAL FAALİYETLER DE AZALIYOR.

Toplumda yaşanan endişe duygusu kişilerin dışarıda daha az vakit geçirmesine de neden oluyor. Aralık ayında ev dışında herhangi bir sosyal faaliyette bulunan kişilerin oranı %45 iken bugüne gelindiğinde %37’e gerilemiş durumda. Özellikle daha az kişi bu dönemde arkadaşlarıyla buluştuğunu, dışarıda cafe, restaurant gibi yerlerde yemek yediğini belirtiyor.  

 SALGININ SÜRESİNE YÖNELİK TOPLUM DAHA TEDİRGİN.

Omicron varyantı ile birlikte hızla artan vaka sayıları toplumun salgının sona ermesine yönelik beklentilerini olumsuz etkilemiş durumda. Toplumun %64’ü salgının çok daha uzun sürmesine, %20’si biraz daha uzun sürmesine neden olacağı görüşünde. Bununla birlikte salgının kontrol altına alınmasına yönelik de süre uzuyor. 20 Aralık haftasında salgının 2022 sonu veya daha ileri bir tarihte biteceğini düşünenlerin oranı %68’ken bugüne gelindiğinde bu oran %76’ya çıkmış durumda.

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTINDAN DOLAYI ARTAN VAKA SAYILARI TOPLUMUN ENDİŞESİNİ DE ARTTIRIYOR.

Kasım sonunda %51 seviyesine gerileyen kendisinin veya ailesinden birinin Covid-19’a yakalanmasından duyulan endişe Ocak ayının başında tekrar %60 seviyelerine ulaşmış durumda. Ayrıca her 2 kişiden biri bu yeni varyanttan dolayı endişesini arttığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUMUN HİSSETTİĞİ OLUMSUZ DUYGULAR ARTIYOR

Koronavirüs salgını başladığı ilk günden beri toplumun hissettiği ilk 5 duygu değişmiyor. Yorgunluk, endişe, bıkkınlık, üzgün olma ve kafa karışıklığı bireylerin ilk günden beri hissettiklerini belirttikleri duygular. Kafa karışıklığının son dönemde yükseldiği görülüyor. Son 2 ay içinde başka olumsuz duyguların da arttığı görülüyor. Özellikle hayal kırıklığına uğradığını söyleyenlerin oranı %20’den %30’a çıkarken, mutluyum diyenlerin de oranı %20’den %12’ye geriliyor.  

Ipsos Türkiye

  Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu haftanın araştırma sonuçlarına dair bir yorum yapmadan önce Dünya’da 8 Ocak gününün istatistiklerine baktım. ABD’de 468 bin olan günlük vaka sayısı Fransa’da 300 binin üzerinde. Toplamda 2.2 milyondan fazla vaka ve 5205 ölüm. Türkiye günlük vaka sayısında ilk 10 ülke arasında, vaka sayıları her geçen gün katlanarak artıyor. Aşı ve virüsün geçirdiği mutasyon sayesinde ölüm oranının azaldığı bir gerçek, ancak şu da gerçek ki salgın dizginlenemiyor. Her gün Dünya’nın çeşitli yerlerinde binlerce insan hayatını kaybediyor. Bir kesim için aşı olmanın getirdiği bir güven duygusu var ancak yine de daha geniş bir kitle için yükselen endişenin önüne geçilemiyor. On kişiden altısı çok endişeli. Hatta öyle ki endişeli olanlar artık daha fazla endişeli, biraz sakinleşmiş olanlar yeniden tedirgin. Her üç kişiden ikisi, Omicron varyantı nedeni ile salgının daha uzun sürede sona ereceğini düşünüyor. Toplumun yarısından fazlası, salgının bu yıl bitmeyeceğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

Yorgunluk, endişe hali, bıkkınlık gibi hakim duygulara son dönemde bir de kafa karışıklığı eklendi. Yeni varyant, 3.doz aşı, artan vaka sayıları, acaba okullar erken mi tatil olsa vs derken üzerine düşünecek yeni konular çıktı. Bu olumsuz ruh hali dışarıda daha az vakit geçirmeye yol açıyor. Aralık ayı ortasından beri her hafta dışarıda vakit geçirenlerin oranı düşüyor. Salgın artık bitecek derken geldiğimiz bu ruh halinin sonucu geniş bir kitle için büyük hayal kırıklığı anlamına geliyor. Çok uzak değil, Kasım ayında en baskın duygumuz mutluluk idi, şimdi esamesi okunmuyor desek yeridir.

Yaz aylarında, kış mevsimi ile birlikte bu gibi bir noktaya gelme ihtimalimizi konuşuyorduk. Karşılaştığımız durum çok şaşırtıcı değil, ancak şimdi yeniden önümüze bakma zamanı. En az kayıp ile atlatmak için uğraşacağımız bir kaç ay var önümüzde.

Parkurlarının yeni gözdesi Hyundai i20 N Rally1

Parkurlarının yeni gözdesi Hyundai i20 N Rally1

Hyundai Motorsport, 2022 Dünya Ralli Şampiyonası’nda yarışacak yeni aracını tanıttı.

Hyundai Motorsport, 2022 yılında FIA Dünya Ralli Şampiyonası’nda (WRC) yarışacak yeni ralli otomobilini tanıttı. B segmentinin en hızlı modellerinden biri olan i20 N modeli baz alınarak geliştirilen Yeni i20 N Rally1, ilk kez 20-23 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilecek Monte Carlo Rallisi’nde ter dökecek.

Hyundai i20 N Rally1

Hyundai i20 N Rally1, geleneksel 1,6 litrelik içten yanmalı turbo motorunu plug-in hibrit bir üniteyle birleştirilerek gücünü geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine dört tekerleğe aktarıyor.

Hyundai’nin elektirifikasyon ve seri üretim bilgisinden yararlanan Hyundai Motorsport ekibi, yeni sezonda aracı farklı isimlerle yarıştıracak. Takımın ana pilot kadrosu arasında yine Belçikalı Thierry Neuville/Martijn Wydaeghe ve Estonyalı Ott Tänak/Martin Järveoja ikilisi olacak. Almanya Alzenau merkezli takımda üçüncü bir Hyundai i20 N Rally1 daha olacak. Sezon boyunca bu aracı İsveçli yükselen yıldız Oliver Solberg ve deneyimli İspanyol Dani Sordo paylaşacak.

Hyundai i20 N Rally1

Hyundai pilotları, çakıl, asfalt, kar ve buzdan oluşan çeşitli zorluklara sahip 13 farklı rallide görev alacak. Covid-19 salgını nedeniyle son iki sezondur yapılamayan Yeni Zelanda Rallisi ve Japonya Rallisi ise 2022 yılında izleyenlere ve ekiplere yepyeni bir heyecan yaşatacak.

Obezite ameliyatı sonrası önemli kurallar

Obezite ameliyatı sonrası önemli kurallar

Modern çağın salgın hastalığı obezite dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla yaygınlaşıyor. Özellikle yaklaşık iki yıldır hareketlerin kısıtlandığı, eve kapanmaların yaşandığı ve yeme alışkanlıklarının değişerek abur cubur tüketiminin arttığı pandemi sürecinde obezitenin çok daha sık görüldüğünü belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Bu tehlikeli hastalık ayrıca diyabetten kalbe, kas iskelet sistemi hastalıklarından kansere, hipertansiyondan inmeye dek birçok ciddi hastalığa yol açmaktadır. Obezite tedavisi amacıyla kilo verilmesine yardmcı olmak için yapılan ameliyatlar, yaşam şekli değişikliği yapılmazsa başarıya ulaşamaz. Hedeflenen kiloya ulaşmak ve kilo almadan hayata devam etmek için obezite ameliyatı sonrası bazı kurallara dikkat etmek gerekir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı, obezite ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gereken 8 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı

Günlük yemek yeme düzenine sadık kalın

Obezite sorunu olan kişilerde yeme alışkanlıkları genellikle düzensiz, daha çok atıştırma veya geç saatte yemek yeme şeklindedir. Bu ameliyatlardan sonra bu tür olumsuz beslenme alışkanlıkları yerine, yeterli beslenebilmek için 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün şeklinde beslenmeye dikkat edilmelidir. Kişinin ihtiyaçlarına uygun hazırlanan beslenme programına uygun davranılmalıdır. Böylece kişinin kan şekeri dengesi de düzenlenmiş olur. Yemekleri yavaş yemek, ağızda çok çiğnemek gerekir.

Yeterli su içmeye özen gösterin

Yeterli su içmenin kilo kaybını kolaylaştırdığı unutulmamalı, yemek aralarında azar azar en az bir buçuk litre su içilmelidir. Yetersiz sıvı alımı halsizlik, baş ağrısı, kabızlık ve yorgunluk hissine sebep olabilir. Özellikle soğuk kış aylarında su içmek çoğu hasta için zor gelebildiği için su alımı yetersiz kalabilir. Bu nedenle gün içerisinde mutlaka en az bir buçuk litre su tüketmeyi ihmal etmeyin.

Size özel hazırlanan beslenme düzenine uyun

Kusma, bulantı gibi sorunların olmaması için size özel hazırlanan beslenme şekline ve miktarına uyulmalıdır. Bu operasyonlar çoğunlukla midenin büyük bir bölümünün alınması ve kapasitesinin küçültülmesi şeklinde yapıldığı için; az miktarda gıda ile doymak, açlık hissetmemek sık görülen durumlardır. Ayrıca yemekler iyi çiğnenmeden hızlı yendiğinde kusma, şikinlik gibi sorunlarla karşılaşılır. İlk haftalarda sıvı kıvamda gıdalar ile küçük porsiyonlarda beslenmek ve yavaş yemek bu sorunları engeller. Yemek kıvamlarının yavaş yavaş artırılması ve değişen beslenme şekline adaptasyon bu sorunların yaşanmaması için önemli bir kuraldır.

Proteini yüksek besinler tüketin

Protein vücut çalışması için çok gerekli, kasların ana yapı taşı, B grubu vitamin kaynağı ve tokluk hissi veren gıda maddeleridir. Obezite cerrahisi sonrası hızlı kilo kaybı kas kaybına da neden olmaktadır. Yemek yerken önceliği proteinden zengin gıdaya vermek, onu yedikten sonra eğer yenebilirse diğer gıdaları tüketmek ihtiyacı karşılamak için gereklidir. Yeterli protein alınamadığı durumlarda destek proteinler kullanılabilir.

Vitamin ve minerallerinizi düzenli kullanın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Obezite cerrahisi sonrası özellikle demir, B12, diğer B vitaminleri ve bazı mineral eksiklikleri görülebilmektedir. Bunun nedeni yapılan operasyonun emilimleri etkilemesi ve/veya yeterli miktarda tüketilememesidir. Sağlıklı vücut işleyişi için gerekli olan bu vitamin ve minerallerin 1 yıl kadar destek olarak alınması gerekebilir; bu konudaki doktor önerilerine uyulmalıdır. Bu vitaminlerin yetersizliği halsizlik, saç dökülmesi, kansızlık gibi sorunlara yol açabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Alkolden ve gazlı içeceklerden uzak durun

Gazlı içecekler reflü şikayetlerine ve uzun vadede mide kapasitesinin genişlemesine yol açmaktadır. Ayrıca içerdikleri şeker nedeniyle kalori içerikleri yüksektir. Aynı şekilde alkol de kalori içeriği yüksek bir içecek olduğu için yapılan bu tür girişimlerin başarısını engeller. Bu içecekler küçültülmüş mideden kolaylıkla geçebileceği için tüketilen miktarları fazla olabilir. Bu nedenle bu tür şeker ve kalorisi yüksek sıvı içeceklerin alımından kaçınılmalıdır.

Egzersiz yapma alışkanlığı kazanın

Egzersiz sağlıklı kilo verme ve kas yapısının korunmasında çok önemli bir rol oynar. Obezite cerrahisi sonrası hızlı verilen kilolar nedeniyle oluşabilecek sarkmaların daha az olması da egzersiz desteği ile mümkündür. Operasyon sonrası sık yaşanılan kabızlık sorununun çözümüne de yardımcı olur. Bu faydaları nedeniyle egzersiz obezite ameliyatları sonrası takip ve tedavinin önemli bir parçasıdır. İlk 8 hafta ağır egzersiz önerilmemekle birlikte operasyonun ertesi günü yürümeye başlanmalı ve düzenli yürüyüşlere devam edilmelidir.

Ameliyat sonrası doktor ve diyetisyen takiplerini aksatmayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Obezite ameliyatı sonrası düzenli takip hastada karşılaşılabilecek olumsuz durumları engellemek için çok önemlidir ve bu tedavinin başarısını kesinleştirir. Bu operasyonların  tekrar kilo alınmaması garantisi yoktur. Yapılan çalışmalar, ameliyattan iki yıl sonra kilo artışlarının söz konusu olabileceğini, bu nedenle hasta takiplerinin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla kaybedilen kiloların geri alınmaması, kazanılan faydaların kaybedilmemesi için ameliyat sonrası doktor ve diyetisyen takiplerini aksatmayın” diyor.

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Bu hastalıklar çocukları etkisine aldı!

Son günlerde Covid-19’un yanı sıra nezle, influenza (domuz gribi) ve üst solunum yolu enfeksiyonları hızla yaygınlaşırken, çocuklar her zamankinden fazla risk altında! Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Pandemi sürecinde kış mevsiminin de etkisiyle özellikle okul çağı çocuklarında üst solunum yolu enfeksiyonları, çok hızlı bulaş riski taşıyan influenza (domuz gribi), Covid-19 ve bağırsak enfeksiyonları çok sık görülüyor. Her ne kadar maske kullanılsa da kapalı ortamda uzun zaman geçirilmesi bu hastalıkların hızla yaygınlaşmasına yol açıyor” diyor. Solunum, öksürük ve hapşırıkla bulaşan; yüksek ateş, burun akıntısı, öksürük ve karın ağrısı başta olmak üzere birçok şikayetle kendini gösterebilen bu hastalıklarda zaman kaybedilmeden hekime başvurulması ve test sonucuna göre uygun tedaviye başlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Demet Matben, bazen de yüksek ateş görülmeyebildiğini, bu nedenle çocukta ‘ateşi yok’ diye yanılgıya düşülmemesinin çok önemli olduğunu söylüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, son dönemde çocukları etkisine alan hastalıkları anlattı, sağlıklı bir kış geçirilmesi için ihmale gelmez 5 önlemi sıraladı.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Demet Matben

Nezle (Soğuk Algınlığı)

Burun akıntısı ve hapşırık gibi belirtilerle kendini gösteren soğuk algınlığı ihmal edildiğinde orta kulak iltihabına ve akut bakteriyel sinüzite, hatta alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Tedavisinde; serum fizyolojikle burnun yıkanması ve bol bol su içilerek biriken sümüksü salgının temizlenmesi yeterli. Ancak Covid-19 ihtimaline karşı ilk etapta sıkı bir gözlem yapılması, çocuğun okula gönderilmeyip evde dinlenmesi çok önemli.

 İnfluenza (Domuz Gribi)

Dr. Demet Matben, son günlerde çok sık görülen ve hızla yaygınlaşan domuz gribinin yüksek ateş, baş ağrısı, titreme, öksürük, bulantı, kusma ve boğaz ağrısı ile kendini gösterebildiğini belirterek “Bazı çocuklarda hafif geçirilirken, bazı çocuklarda ise zatürreye bile yol açabiliyor. Bu şikayetlerden biri olduğunda zaman kaybetmeden hekime danışmak ve test sonucuna göre tedaviye başlanmak önemli” diyor.

Bronşiolit

Akciğerlerdeki küçük hava kanallarının iltihaplanmasına yol açan bronşiolit, soğuk algınlığıyla benzer belirtilerle kendini gösteriyor ancak öksürük, hırıltılı ve hızlı solunum ve nefes almada zorluk da görülebiliyor. Zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor.

Pause Sağlık, Pause DergiGrip

Kış aylarının başlıca hastalıklarından olan grip hızla yaygınlaşıyor. Grip şikayetiyle hastaneye getirilen çocukların sayısında son dönemde çok önemli artış yaşanıyor. Kalabalık yerler ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi de bulaş riskini artırıyor. Burun akıntısı, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük gibi şikayetlerle kendini gösteren grip; Covid-19’un belirtileri ile de karışabiliyor.

Orta kulak iltihapları

Özellikle kapalı alanlarda sık zaman geçiren çocuklarda bulaş riski çok yüksek olan üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından orta kulak iltihabı görülebiliyor. Baş ağrısı, yüksek ateş, kulak ağrısı ve işitmenin azalması ile kendini gösteren orta kulak enfeksiyonu tedavi edilmezse önemli sorunlara yol açabiliyor. Orta kulak iltihabının tedavisinde antibiyotik verilebiliyor.

Covid-19

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben “Son günlerde en sık polikliniğe Covid-19 hastaları baş vuruyor. Özellikle okul çağı çocuklarda ve onlarla temaslı bebeklerde bile çok yaygın. Aileler ‘ateşi yok’ yanılgısına düşmemeli çünkü yüksek ateşe yol açmayıp, burun akıntısı, öksürük, kas, eklem ve özellikle baş ağrısı görülebiliyor. Sadece burun akıntısı ile gelen çocuklarda bile Covid-19’a rastlayabiliyoruz. O nedenle burun akıntısı semptomu olsa bile bu şikayetlerin göz ardı edilmemesi, kişilerin test vermesi ve hızlıca izolasyona alınması gerekmekte. Aşı zamanı gelen ebeveyn ve 12 yaş üstü çocukların aşılanması en önemli korunma yöntemi. Tedavi semptomatik ve vücut direncini artırarak yapılıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Rinovirüs

Havaların soğumasıyla özellikle kış aylarında çok sık görülen Rinovirüs; ateş, burun akıntısı, öksürük hatta alt solunum yolu enfeksiyonuna neden olan bir hastalık. Özellikle küçük bebeklerde ağır seyrediyor.

 Dikkat! Bu 5 kural ihmale gelmez!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, çocuklarda yaygın görülen hastalıklara karşı korunma önlemlerini şöyle sıralıyor;

  • Maske kullanımı ve el yıkamaya özen gösterin. Kapalı yerlerde virüs ve bakterilerin yayılması kolaylaşıyor. Bu nedenle maskenin çıkarılmaması, doğru takılması ve gerektiğinde değiştirilmesi çok önemli.
  • Kapı kolları, merdiven trabzanları hatta çocukların sıkça temas ettiği cep telefonları canlı virüsler için en uygun yerlerden ve bolca bulunuyor. Bu nedenle gün içerisinde elleri sık sık yıkamak ve elleri yüze, gözlere ve ağıza sürmemek kritik önem taşıyor.
  • Aşılamalarını zamanında yaptırın.
  • Sağlıklı beslenmelerine, C vitamini içeren mevsim sebzeleri ve meyvelerinden tüketmesine özen gösterin.
  • Kapalı ve kalabalık alanlarda virüs ve bakteriler kolay bulaştığından, pencereleri gün içerisinde belirli aralıklarla düzenli açarak ortamı havalandırın.

 “Rüzgargülü”nün yayın tarihi belli oldu

 “Rüzgargülü”nün yayın tarihi belli oldu

Başrollerini Murat Akkoyunlu, Hande Katipoğlu ve Yılmaz Gruda’nın paylaştığı “Rüzgargülü” filminin ilk fragmanı yayınlandı.

Yıldız oyuncu kadrosuna sahip Rüzgargülü ilk okuma provasını kasım ayında gerçekleşmişti. Yönetmen koltuğunda Meryem Beyza Er’in oturduğu, Ka Yapım ve Kum Filmin ortak projesi olan “Rüzgargülü”nün yapımcılığını Kerim Altıntaş üstleniyor.

Başrollerini Murat Akkoyunlu, Hande Katipoğlu ve Yılmaz Gruda’nın paylaştığı filmde, uzun süredir ekranlarda olmamayı tercih eden Pelin Sönmez’de izleyicilerin karşısına çıkıyor. Türkiye’nin en başarılı çocuk oyuncularını kadrosunda toplayan “Rüzgargülü”nde, ödüllü oyuncu Ebrar Alya Demirbilek, Alihan Türkdemir, Batuhan Davutoğlu, Miraç Sözer ve Ada Mina Küçük de izleyiciyle buluşacak.

Merakla beklenen iddialı aile filmi “Rüzgargülü” 18 Şubat’ta sinemalarda yer alacak.

Filminin konusu

Birbirleri ile uzakta büyümek zorunda kalmış beş çocuk, dedelerinin planı ile kendilerini bir oyun şatosunda gizemli bir oyunun içinde bulurlar ve rüzgargülü dönmeye başlar. Bu oyun şatosunun içerisinde çocuklar hem eğlenecek hem de dede karakterini canlandıran Yılmaz Gruda’dan hayata dair mesajlar alacak.