Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Sıla Sevgililer Günü’nde sahne alıyor

Sıla Sevgililer Günü’nde sahne alıyor
Türk pop müziğinin en sevilen kadın sanatçılarından Sıla, önceki akşam Kerki Solfej’in kış konserleri kapsamında hayranlarının karşısına çıktı. Ocak ayında ikinci kez Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde İstanbullularla buluşan Sıla, performansıyla herkesi mest etti.
Konserinin açılışını ‘Açık Deniz’ şarkısıyla yapan sanatçı, salonu dolduran dinleyicisiyle şarkılarını hep birlikte söyledi. Şarkılarının hep birlikte söylendiğinde anlamlı olduğunu söyleyen Sıla, kendisini izlemeye gelenlere unutulmaz bir akşam yaşattı.
Nazım Hikmet’in doğumunun 120. yılı nedeniyle sahnesinde şairi anan Sıla, seslendirdiği Nazım Hikmet’in şiirinden bestelenen  ‘Karlı Kayın Ormanı’ şarkısıyla alkış yağmuruna tutuldu.
Sıla, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde yeniden Zorlu PSM’de sevenlerinin karşısına çıkacak.

Dünyada en sık görülen 3. kanser türü!

Dünyada en sık görülen 3. kanser türü!

Kolon kanseri aslında büyük oranda önlenebilen ve erken tanı konulduğunda tedaviden oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınabilen bir kanser türü. Çünkü bu kanserin yüzde 90 gibi büyük bir oranının nedeni polipler oluyor ve düzenli yapılan kolonoskopi taraması sayesinde bu lezyonlar kansere dönüşmeden önlenebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Emir Çapkınoğlu, kolon kanserinden korunmak için hiçbir risk faktörü olmasa bile herkesin 45 yaşından itibaren düzenli olarak kolonoskopi taraması yaptırması gerektiğini belirterek, “Rutin taramalarda; her yıl gaitada gizli kana bakılması ve 5 yılda bir kolonoskopi açısından değerlendirilmeniz öneriliyor. Ancak tarama sıklığı, risk faktörleriniz ve ek hastalıklarınız gibi birçok etkene bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Polipler kolonoskopide tespit edildiği takdirde işlem sırasında hemen alınabiliyor ve böylece daha sonra gelişebilecek olan kolon kanseri büyük oranda önleniyor. Ayrıca kanser gelişmiş ise erken evrede yakalanması sayesinde tamamen iyileşme sağlanabiliyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Emir Çapkınoğlu

Pek çok etken sorumlu olsa da…

Kolon kanserinin oluşum nedeni henüz tam olarak bilinmese de, pek çok etkenin sorumlu olabileceği belirtiliyor. Kolon kanserinin oluşum sebepleri; önlenebilir ve önlemez olarak ikiye gruba ayrılıyor. Önlenemez nedenlerin en önemlisi, ailede kolon kanseri öyküsü bulunması. Ayrıca 50 yaşından büyük olmak, kolonda polip varlığı öyküsü, inflamatuar bağırsak hastalığı tanısı almış olmak da önlenemez sebepler arasında gösteriliyor. Sigara, kronik alkol alımı, hareketsiz yaşam sürmek ve obezite ise önlenebilir nedenler arasında yer alıyor. Pek çok etken sorumlu olsa da, bağırsak içinde yerleşen polipler, kolon kanserinin en sık görülen nedeni olarak ilk sırada yer alıyor. Hemen herkeste gelişebilen polipler genellikle zararsız oluyorlar. Ancak poliplerden bazıları, 8-10 yıl gibi bir zaman diliminde, ölümcül olabilen kolon kanserine dönüşebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Emir Çapkınoğlu, çoğunlukla semptom vermedikleri için  kolon poliplerinin ancak düzenli yapılan kolonoskopi yöntemiyle tespit edildiklerini anlatarak, “Kolon polipleri, 10-15 dakikada tamamlanan kolonoskopi yöntemiyle güvenli bir şekilde ve tamamen çıkartılabiliyor. Dolayısıyla kolon kanserinden en iyi korunma yöntemi, poliplerin düzenli olarak taranması ve çıkartılmasıdır” diyor.

Erken dönem belirtilerine dikkat!

Kolon kanserinde belirtiler genellikle polipler kanserleşmeye başladıkça ortaya çıkıyor. Çoğunlukla daha sık veya daha az tuvalete gitme gibi bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler, karında şişkinlik ve gaitaya kan bulaşması gibi bazı belirtilerle kendini gösteriyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Emir Çapkınoğlu, “Semptomlarını bilmek en azından kolon kanserinin erken evrede yakalanmasına yardımcı oluyor” diyerek, şöyle devam ediyor: “Kolon kanserinin en erken belirtisi çoğunlukla dışkıya bulaşan gizli kanama oluyor. Karın ağrısı ve şişkinlik gibi semptomlar ise genellikle tümör biraz daha büyüyünce ortaya çıkıyor”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Tedavinin başarı oranı çok yüksek!

Erken dönemde tanı konulduğunda kolon kanserinin tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor. Öyle ki özellikle bağırsak duvarına sınırlı şekilde yakalanmış olan erken evre kolon kanserinde 5 yıllık yaşam şansı yüzde 90 gibi yüksek bir oranda seyrediyor. Erken yakalanan kolon kanserinde, genellikle ilk olarak cerrahi yönteme başvuruluyor. Bu yöntemde tümörlü bölge ile çevresindeki dokular, lenf düğümleriyle birlikte çıkartılıyor. Lenf düğümleri, kanserli hücrelerin kolonun ötesine yayılıp yayılmadıklarının belirlenmesi için mikroskop altında inceleniyor. Kanser hücreleri çevreye yayılmamışsa erken evre kolon kanserinden bahsetmek mümkün oluyor, ancak çevreye yayılım tespit edilirse, ileri evre kolon kanseri olarak değerlendiriliyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Emir Çapkınoğlu, çoğu hastada kanserli bölüm çıkartıldıktan sonra kolonun iki ucunun hemen bağlanabildiğini belirterek, “Bu sayede hasta günlük yaşantısına daha hızlı dönüş yapabiliyor ve hayat kalitesi kaybı yaşanmıyor“ diyor. Kanserin evresine göre; ameliyat öncesinde veya sonrasında kemoterapi, nadiren de radyoterapi yöntemine başvuruluyor. Dr. Emir Çapkınoğlu, uzak organlara yayılmamış olan erken evre kolan kanserlerinde robot ve laparoskopi gibi kapalı tekniklere başvurulduğuna işaret ederek, “Bu yöntemler daha az ağrı ve daha az enfeksiyon riski sayesinde hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmeleri gibi önemli faydalar sağlıyorlar” diyor.

Serdar Ortaç “Bütün borçlarım bitti”

Serdar Ortaç “Bütün borçlarım bitti”

Türk pop müziğinin sevilen ismi Serdar Ortaç önceki akşam Maslak 1453’teki Yeni Gazino’da muhteşem bir geceye imza attı.

Sahne öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Serdar Ortaç; “2022’ye çok güzel başladım, bütün borçlarımı ödedim. Hayata yeniden başlıyor gibiyim. Borç yiğidin kamçısı derlermiş, büyük kamçı aldım ama hepsi bitti. Şükürler olsun Allah’a, şimdi tertemiz pamuk gibi sahneye çıkacağım” dedi.

“BUNDAN SONRA KAZANDIĞIM HER KURUŞU ARKADAŞLARIMA DAĞITACAĞIM”

Röportajın devamında, bundan sonraki planlarınız neler olacak sorusuna ise, “Bundan sonra kazandığım her şeyi tek başıma yeme gibi bir durumum yok. Artık kazandığım her kuruşu arkadaşlarıma dağıtacağım” şeklinde yanıtladı.

“ANNEMİ DİNLEMEDİM ALLAH BELAMI VERDİ”

Sahneye beyaz bir ceketle çıkan Serdar Ortaç; “Annem sarışından hayır gelmez demişti. Eşim de sarışın oldu, sevgilim de sarışın oldu. Annemi dinlemedim Allah belamı verdi”  sözlerini dile getirdikten sonra “Karabiberim” şarkısını hayranlarıyla birlikte seslendirdi.

Hülya Avşar sahneyi sevdi

Hülya Avşar sahneyi sevdi

Ünlü sanatçı Hülya Avşar, önceki akşam Maslak 1453’teki Yeni Gazino’da sevenleriyle buluştu.

Rezervasyonların saatler öncesinde dolduğu gecede, Özlem Kaya imzalı kristal taşlarla süslenmiş, dekolteli siyah elbise ile sahneye çıkan Avşar, kusursuz fiziği ile kendine hayran bıraktı.

Gece boyunca ağırlıklı olarak Türk Sanat müziği şarkılarına yer veren ünlü şarkıcı, ayrıca seyircilerden gelen yoğun istek üzerine mavi ve Hülya şarkılarını da söyleyerek sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.

Gülşen yine yürekleri hoplattı

Gülşen yine yürekleri hoplattı

Pop müziğinin yıldızı Gülşen önceki akşam eğlencenin en popüler adreslerinden Cahide Palazzo’da sahne aldı.

Misafirlerini Cahide Palazzo sahnesinden selamlayan Gülşen, şahane bir repertuarla unutulmaz bir akşam yaşatacağını söyleyerek eğlencenin startını verdi. Şarkıları ve dans şovlarıyla büyük beğeni toplayan Gülşen, dur durak bilmeyen performansıyla kendine hayran bıraktı.

Sevenlerinin karşısına New Arrivals imzalı transparan bir elbiseyle çıkan Gülşen, kıyafet konusundaki iddiasını Cahide Palazzo’da da sürdürdü.

Gece boyunca hit olmuş şarkılarını seslendiren sanatçı, alkışlar eşliğinde sahneden indi.

Demans ve alzheimer arasındaki farklar nelerdir?

Demans ve alzheimer arasındaki farklar nelerdir?

Demans, beynin bilgi, davranış ve gündelik yaşamı sürdürme gibi işlevlerinde gösterdiği aksaklıklardır. Genellikle ileriki yaşlarda görülür ve Alzheimer’a göre daha yavaş ilerler.

Bireylerde bellek kaybı görülmesi, konuşma ve alet kullanma becerilerinde aksaklıklar tespit edilmesi hususunda demans teşhisi konulabilir. Fakat kişide görülen her unutkanlık belirtisi demans demek değildir.

Avrasya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Türkan Uslu, demans ve alzheimer hakkında değerli bilgiler veriyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Türkan Uslu

Demans Belirtileri Nelerdir?

Halk arasında Alzheimer başlangıcı olarak adlandırılan demansı yalnızca hafıza problemi olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Kişiler bellek kaybının yanında:

  • Giyinme, düzgün bir biçimde yemek yeme, alet kullanma gibi edinilmiş becerilerini gerçekleştirmekte güçlük çekebilir,
  • Bireyler kişilik ve davranış değişiklikleri gösterebilir
  • Dili kullanmada ve konuşulanları anlamada güçlük çekebilir,
  • Yol bulamama, aritmetik işlemlerde zorluk, içe kapanma, halüsinasyon görme gibi problemler yaşayabilir.

Demansın tüm bu belirtileri beynin etkilenme bölgelerine göre oluşur. Dolayısıyla kişide ayrı ayrı ya da bir arada görülebilir.

Başlangıçta hastanın genellikle hafızasıyla ilgili belirgin bir şikayeti olmaz. Bireyin ailesi hastanın daha önce yaptığı işlerde bir miktar zorluk yaşadığını belirtebilir. Fakat yapılan bellek testlerinde belirgin bir fark ortaya çıkmayacaktır. Dolayısıyla bu evre, hafif bilişsel bozukluk ya da hafif hafıza bozukluğu olarak da adlandırılır.

Demans ve Alzheimer Aynı Şey Midir?

Alzheimer bir demans türüdür fakat her demans Alzheimer değildir. Alzheimer haricinde demansa sebep olan pek çok durum ve hastalık bulunur.

Alzheimer olan bireyin en çok ve öncelikle hafızası etkilenir. Zamanla hafıza kaybına yön bulamama, idrar tutamama, giyinememe ve karar verememe gibi çeşitli davranış bozuklukları dahil olur.

İleri yaşlılık, Alzheimer’da en önemli risk faktörüdür ve hastalığın görülme oranı yaşla birlikte artar.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kimler Demans Riski Altındadır?

  •  Ailede demans hastası olması,
  • Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve şeker hastalığı gibi risk faktörleri
  • Kafa travması öyküsü
  • Sosyal izolasyon
  • Düşük eğitim seviyesi
  • İleri yaş (80+) demans için risk faktörlerini oluşturur.

Demans Teşhisinde Neler Yapılır?

Öncelikle hasta ve onu iyi gözlemleyen bir yakınıyla görüşülerek bireyin hayatında nelerin değiştiği ya da neleri unuttuğu tespit edilir. Daha sonra çeşitli nöro-psikolojik testler yardımıyla bireyin bilişsel hafızası ve kapasitesi test edilir.

Demans hastalığı konusunda emin olabilmek için hastanın tiroit hormonlarına ve B12 vitamini düzeyine de bakılır. Tüm testlerin sonucunda demans teşhisini destekleyen bulgulara ulaşılırsa, hastadan MR görüntüsü istenebilir. Çünkü beyindeki yapısal bozulmalar, MR görüntülerinde ortaya çıkacaktır.

PET şeklinde isimlendirilen beynin çalışmasını gösteren teknikler ve fonksiyonel MR (fMRI) görüntülemeleriyle demans hastalarının beyinlerindeki yavaşlayan bölgeler daha hızlı şekilde tespit edilebilir. Böylelikle hem tanı desteklenirken hem de tedavi süreci kapsamlı şekilde planlanabilir.

Unutkanlık Tedavi Edilir mi?

Beyinde ödem oluşumuna, tiroit hormonlarının az salgılanmasına ya da B12 vitamini eksikliğine bağlı şekilde oluşabilen unutkanlıkların tedavisi mümkündür.

Alzheimer’da kullanılan ilaçlar, sinir hücreleri arasındaki iletimde bulunan maddelerin aynı düzeyde kalmasını sağlar ve ayrıca hücre ölümünü yavaşlatır. Fakat Alzheimer sürecini durdurmak veya geri döndürmek günümüzde ne yazık ki mümkün değildir.

Her iki erkekten biri prostata yakalanıyor

Her iki erkekten biri prostata yakalanıyor

Dünyada ortalama yaşam süresinin uzaması, yaşa bağlı bazı hastalıkların daha sık görülmesine yol açıyor. İlerleyen yaş nedeniyle erkeklerde görülen hastalıkların başında da iyi huylu prostat büyümesi (BPH-Benign Prostat Hiperplazisi) geliyor. Öyle ki, 60 yaşındaki erkeklerin yarısı bu rahatsızlıktan kaynaklanan şikayetlerden yakınırken 85 yaşında bu oran yüzde 90’a ulaşıyor. BPH’nin tedavisine erken dönemde başlanması gerektiğini belirten Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, ilerleyen BPH hastalarında böbrek yetmezliği, mesane taşları ve buna bağlı komplikasyonlar gibi birçok sağlık sorunun yaşanabileceğine dikkat çekiyor.

BPH, erkeklik hormonu olan testosteron hormonunun ilerleyen yaşlarda düzeyi azalırken prostat dokusunda artmasına bağlı olarak gelişiyor. Bu nedenle ilerleyen yaş en önemli risk faktörü. Öte yandan genetik geçiş de önemli bir rol oynuyor. Birinci derece akrabalarında BPH olan erkeklerde bu hastalığın oluşma oranı artıyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Mustafa Sofikerim

Belirtiler şiddetlenebiliyor

Prostat bezi, üretrayı (vücudun idrarını dışarı taşıyan tüp) çevrelediğinden prostat büyümesi tüpün tıkanmasına neden olabiliyor. Bu rahatsızlık, idrar akışında yavaşlama veya birikme, idrara çıkma zorluğu, sık idrara çıkma, ani idrara çıkma ihtiyacı ve idrar yapmak için gece sık sık uykudan uyanma gibi şikayetlerle ortaya çıkıyor. Belirtiler ilerledikçe genişleyen prostatın üretrada tıkanıklık yapabileceğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, oluşabilecek sağlık sorunlarını “Mesane taşları veya mesane enfeksiyonu oluşabilir. Mesaneden tam boşaltılamayan idrar nedeniyle oluşan geri basınç, böbreklere zarar verebiliyor. İdrar borusunun ani tıkanması ise, idrara çıkmayı imkansız hale getirebilir.” diyor.

İyi huylu prostat büyümesi kanser değildir!

İyi huylu prostat büyümesinin kanser olmadığına ve kansere zemin hazırlamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, “Ancak bir hastada hem BPH hem de kanser olabileceğini belirterek muayene ve tetkikler yapılarak tanı konulması gerektiğini belirtiyor. Hastalığın şikayetlerine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri bulunduğunu belirten Prof. Dr. Sofikerim;

“Hafif semptomları olan hastalar, gözlem altında tutulur, tedavi de gerekmeyebilir. Ancak belirtiler şiddetliyse, bir dizi tedavi seçeneği vardır.  Öncelikle ilaç tedavisi uygulanabilir. Prostat bezinin büyümesini etkileyen hormon dihidrotestosteron (DHT) üretimini yavaşlatan ve prostattaki kası gevşeterek idrar tüpü üzerindeki baskıyı azaltan ilaçlar kullanılabilir. İdrar akışını bloke eden prostat dokusunu çıkarmak için ise birtakım cerrahi işlemler de uygulanabilir.”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sinirlere hasar vermiyor

Bu tedavilerin yanı sıra son yıllarda prostatın boyutunu etkili bir şekilde azaltan ve idrar tıkanıklığını hafifleten, ancak sağlıklı dokuya cerrahi müdahaleden daha az zarar veren yeni yöntemler tercih ediliyor. Bu yöntemlerin hastanede kalma süresini kısalttığını, yan etkileri azalttığını ve iyileşme süresini hızlandırdığını kaydeden Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, “Bu tedavilerden birisi de HoLEP yöntemidir” diyerek şöyle devam ediyor:

“Holmium Lazer ile yapılan prostat ameliyatı HoLEP (lazerle prostat çıkarılması) yöntemi ile iyi huylu prostat tedavisi başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. HoLEP, idrar kanalından girilip holmium lazer kullanılarak gerçekleştirilen bir prostat ameliyatı. Bu yöntem kapalı olarak gerçekleştirilmesine rağmen açık prostat ameliyatına benzer bir metotla prostatın tamamı alınır. Ameliyat sırasında spinal anestezi yeterli olmaktadır. Prostat hastalığına cerrahi tedavi düşünülen bütün hastalar HoLEP için uygun aday sayılabilirler. Bu yöntem tüm prostat boyutlarında uygulanabilir. Hasta idrar yaparken yanma hissi yaşamaz. Sinirleri hasarlar görmediğinden cinsel fonksiyonlarında da bir sorun oluşmaz.

HoLEP yöntemiyle hastanın ameliyatın ertesi günü taburcu edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, “Hastalardan 24 saat gibi kısa bir sürede sonda alınır ve normal hayatlarına başlayabilirler.” diyor.

Damakları şenlendiren İtalyan tatlıları

Damakları şenlendiren İtalyan tatlıları

Terrazza Italia, İtalyan mutfağının dünyaca ünlü lezzetlerini profesyonel bir bakış açısıyla yorumlamaya devam ediyor.

İtalyan tatlıları ‘Tiramisu Gelato al Carrello’, ‘Latte Portoghese’ ve ‘Torta Al Cioccolato Amaro’ misafirlerin favori tatlıları arasına girmeye aday.

Mascarpone dondurma, dünyaca ünlü Marsala şaraplı sabayon, kahve, çikolata, fındık ve kedidili ile hazırlanan ‘Tiramisu Gelato al Carrello’ kusursuz uyum sergileyen lezzetleri bir araya getiriyor.

Yoğunlaştırılmış manda sütlü krem karamelin eşşiz tadını turunçgillerle buluşturan ‘Latte Portoghese’  farklı detaylardan, keyif dolu, bağımlılık yaratan bir tat sunuyor.

‘Torta Al Cioccolato Amaro, Sale E Gelato All’Espresso’ sıra dışı tadıyla eşşiz bir lezzet deneyimi yaşatıyor. Ekstra bitter çikolatalı tart, deniz tuzuyla birleşerek zıtlıklardan doğan mükemmel bir uyum ortaya koyuyor. ‘Ristretto’ espresso dondurma ile taçlanan lezzet, unutulmaz bir şölen yaşatıyor.

Terrazza Italia, ev konforunda, sıcak ve samimi bir ortamda misafirlerini karşılayan restoran, geniş teras alanı ve boğaz manzarasıyla Zorlu Center’da Eataly’nin içerisinde misafirlerini ağırlamayı sürdürüyor.

160 kişilik kapasiteye sahip olan Terrazza Italia, Pazar – Perşembe 12:00-22:00, Cuma ve Cumartesi günleri 12:00-23:00 saatleri arasında açık.

Argos in Cappadocia lüks seyhat listesinden

Argos in Cappadocia lüks seyhat listesinden

Argos in Cappadocia, global seyahat ajansı Virtuoso’nun lüks seyahat ortakları portföyüne dahil oldu.

Argos in Cappadocia, 100 ülkede 2 binden fazla seçkin marka ile lüks ve deneyimsel seyahat konusunda uzmanlaşmış bir turizm ağı olan Virtuoso’na katıldı.

Argos in  Cappadocia, Ocak 2022 tarihinden itibaren lüks seyahat ağının önde gelen sehayat ajansları arasında yer alan Virtuoso’nun dünya çapındaki üstün hizmet ve deneyim sunan en iyi lüks oteller, tatil köyleri, yolcu gemileri, havayolları, tur operatörleri ve diğer tederikçilerinden oluşan geniş ağına dahil oldu.  22 binden fazla danışmanı ile lüks ve deneyimsel seyahat konusunda uzmanlaşmış bir turiz ağı olan Virtuoso katılan Argos in Cappadocia’nın bölgenin tüm güzelliklerini ortaya koyan, her detayı incelikle tasarlanan mimarisi ve üstün hizmet anlayışı da böylelikle bir kez daha tescillenmiş oldu.

Kuruyan ciltte önlem almazsanız egzamaya dönüşebilir!

Kuruyan ciltte önlem almazsanız egzamaya dönüşebilir!

Cildinizde pullanma ve kepeklenme var mı? En sık bacak bölgelerinde mi oluşuyor bu şikayetleriniz? Banyo veya yüzme sonrasında cildiniz size gergin geliyor mu? Bu yakınmalarınıza ara ara kaşıntı mı eşlik ediyor? Cildiniz normalden daha cansız ve renksiz mi görünmeye başladı? Bu sorunlardan tümü veya bazıları size tanıdık geliyorsa, dikkat! Yakınmalarınızın nedeni, kış aylarında çoğumuzun ortak derdi olan ve önlem alınmadığında egzama ya da enfeksiyon gibi önemli sorunlara yol açabilen “ciltte kuruluk” olabilir!

Kuru deri, tıptaki adıyla kserosis cutis; ciltte fazla su veya yağ kaybına bağlı olarak gelişen değişiklikler olarak tanımlanıyor. Özellikle ‘atopik cilt’ denilen tabloda cilt doğuştan nemlendirici proteinleri yeteri kadar sentezleyemediği için bu grupta kuruluk daha şiddetli olarak gelişebiliyor. Kış mevsiminde havadaki buharlaşma azaldığı ve nem oranı düştüğü için ciltte kuruluk yaz aylarına nazaran çok daha sık görülüyor. Ayrıca kuru ve soğuk rüzgar da kuruluk şikayetini daha da artırılabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, hemen her yaşta gelişebilen ciltte kuruluk sorununun mutlaka önlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Cildimizdeki kuruluğu ciddiye almazsak üzerinde egzama gelişebiliyor. Egzama oluşan yerler kaşınıyor ve buna bağlı olarak cildimizdeki problemler kısır bir döngüye girebiliyor. Dahası, cildimiz kaşınan yerlerden enfeksiyon da kapabiliyor, bunun sonucunda daha ağır ve ciddi tedaviler gerekebiliyor” diyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, kış aylarında cilt kuruluğuna karşı almanız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Süleyman İzzet Karahan

Çok sıcak suyla banyo yapmayın

Çok sıcak suyla banyo yapmak ciltte kuruluk şikayetini arttırabiliyor. Ilık su tercih etmeniz hem ciltteki kuruluğu hem de kuruluğun yaptığı kaşıntı hissini azaltıyor. Dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta da, banyo süresi olmalı! Suyla uzun süreli temas tek başına cilt kuruluğuna neden olabileceği için kış aylarında banyo süresini de 5 dakika gibi kısa süreyle sınırlı tutmayı alışkanlık edinin.

Bol bol su için

Kış aylarında cilt kuruluğundan kaynaklı şikayetlerinizin artmaması için bol bol su içmeniz çok önemli. Günde en az 2-2.5 litre su tüketmeniz, kuruluk şikayetinizi büyük oranda azaltacaktır.

Odanın nemini artırın

Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, ev ve işyerinizde bulunduğunuz odanın nem oranını arttırmanın ciltte kuruluk şikayetini azaltabileceğine işaret ederek, “Bulunduğunuz mekandaki nem oranının yüzde 60 civarında olmasına özen gösterin. Sıcak veya soğuk hava cilt kuruluğunu arttırabildiği için oda sıcaklığını da 21-25 derece arasında tutmayı alışkanlık haline getirin” diyor.

Soba başında fazla durmayın

Cildinizin daha da kurumaması için bulunduğunuz ortamlara da dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin soba veya şömine başında uzun zaman geçirmek ciltteki kuruluğu arttırıyor. Klor oranı yüksek kapalı havuzlar da cildi çok daha fazla kurutuyorlar. Dolayısıyla cildinizin kuramaması için bu tür ortamlarda geçirdiğiniz süreyi kısaltmanızda fayda var.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Antioksidan ve omega-3 önemli

Kış aylarında antioksidandan ve omega-3’ten zengin beslenmek kuruluk şikayetini bir miktar azaltabiliyor. Bunun nedeni ise antioksidanların cildimize zarar veren serbest radikallere karşı bariyer oluşturmaları. Yabanmersini, domates, havuç, fasulye, bezelye, mercimek ve balık yağı, bu içeriklerden zengin olan besinlerden bazıları. Soğuk havalarda düzenli olarak meyve ve sebze tüketmeyi de asla ihmal etmeyin, çünkü normal döngüsünü devam ettirebilmesi için cildimiz bu gıdalardaki vitaminlere de gereksinim duyuyor.

Hindistan cevizi yağı kullanın

Cildiniz kuruysa Hindistan cevizi yağı cildinizi nemlendirmek için iyi bir seçenek olabiliyor. Bu yağ gözaltı gibi vücudumuzun en hassas bölgelerine bile sürülebilirken, diğer bir avantajı ise başka bir taşıyıcı yağla karıştırılmadan cilde doğrudan uygulanabilmesi.

Banyoda yulaf kepeği kullanın

Yulaf kepeğiyle banyo yapmak da cilt kuruluğuna karşı etkili olabilen bir yöntem. Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, yulaf kepeğinin özellikle nemlendirici ve kaşıntı giderici özelliği sayesinde kuruyan ciltleri önemli ölçüde rahatlatabildiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Yulaf kepeğini blenderden geçirip toz haline getirdikten sonra, küvetteki ılık banyo suyuna bir buçuk su bardağı kadar ekleyebilirsiniz. Küvette 15-20 dakika kadar beklemeniz yeterli olacaktır. Yulaf kepekli uygulamayı haftada 2 gün yapabilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bakım ürününüz cilt tipinize uygun olsun

Kış aylarında özellikle cilt tipinize uygun ürün kullanmak son derece önemli. Kışın akneli ciltlerde akne problemi artabileceği gibi, kuru ciltlerde de egzama sorunu artabiliyor. Bu nedenle akneli bir cilde sahipseniz daha güçlü, kuru cilde sahipseniz daha nazik temizleyiciler tercih edebilirsiniz. “Kimi kişiler karma cilde sahip olabiliyor; vücut kuru olup egzamaya meyilli iken, yüz yağlı olup akneye meyilli olabiliyor. Bu nedenle yüze ve vücudumuza kullandığımız ürünler mutlaka farklı olmalı” diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, şöyle devam ediyor: “Kış döneminde kuruluk şikayetimizi arttırabileceği için özellikle kuru cilde sahip kişilerin çok sık peeling yapmalarını önermiyoruz. Evde yapılan peelinglerde de içeriğine dikkat etmek gerekebiliyor, çünkü fazla derin yapılan işlemler kuruluk şikayetini arttırabiliyor”

Terleten kıyafetler giymeyin

Kış aylarında yünlü kıyafetler cildimizi tahriş ederek kuruluk ve kaşıntı şikayetini arttırabiliyor. Ayrıca sentetik ürünler de cildimizi daha çok kurutup kaşındırabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, özellikle kuru cilde sahipseniz pamuk gibi hava alan ve cildi tahriş etmeyen kıyafetleri tercih etmeniz gerektiğini vurgulayarak, ”Bunların yanı sıra kışın kalın dokumalı tek kat giysiler terlemeye neden olabileceği için birkaç kat ince kıyafetler giymeniz daha doğru olacaktır. Böylelikle ortamın ısı durumuna göre kıyafetinizi çıkartarak terlemeyi önleyebilirsiniz” diyor.

Cildinize kese yapmayın

Yıkanırken banyo süresinin kısa olması ve ılık suyun tercih edilmesi kadar, kullandığımız ürünlere de dikkat etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla duş jelleri ve sabun gibi kimyasal ürünler yerine daha az kimyasal içeren bebek ürünleri kullanmanız daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca lif ve kese gibi cildi temizlerken tahriş eden malzemeler kullanmayın. Bunların yerine cildinize nemlendirici etkiye sahip, tane formunda olan peelingleri uygulamanız daha doğru bir tercih olacaktır.