Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Kanser ‘kolonoskopi’ yöntemiyle önlenebiliyor

Kanser ‘kolonoskopi’ yöntemiyle önlenebiliyor

Kolon, kalınbağırsak sindirim sisteminin son bölümünü oluşturuyor. Kolon kanseri ülkemizde en sık görülen kanserler arasında 3. sırada yer alıyor. Dünyada her yıl 2 milyon, ülkemizde de yaklaşık 20 bin kişi kolon kanseri tanısı alıyor. Dahası hatalı beslenme alışkanlıklarının ve obezitenin giderek yaygınlaşması nedeniyle son yıllarda görülme sıklığı 50 yaş altındaki kişilerde giderek artıyor. Erken dönemde hemen hiçbir belirti vermemesi nedeniyle en çok yaşam kaybına neden olan kanser türlerinden biri olan kolon kanseri aslında düzenli yapılan kolonoskopi taramasıyla önlenebiliyor. Ayrıca kanser oluşsa dahi erken tanı sayesinde hastada tamamen iyileşme sağlanabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Oğuz Önder, risk faktörü olmayan kişilerin hiçbir yakınması olmasa bile 45 yaşından itibaren her 5-10 yılda bir kolonoskopi yaptırmaları gerektiğini belirterek, “Ailesinde kolon kanseri öyküsü olan kişilerin ise tarama programına daha erken yaşlarda başlamaları gerekebiliyor. Yakın akrabalarında kolon kanseri tespit edilen kişiler, akrabasının tanı aldığı yaştan 10 yıl çıkartarak kendilerinin kolon kanseri taramasına başlama yaşını tespit edebilirler” diyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Oğuz Önder, Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, kolon kanseri riskini artıran 10 etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Fatih Oğuz Önder

Aile öyküsü

Aile öyküsü kolon kanserinin risk faktörleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Kolon kanseri teşhisi konulan hastaların yüzde 20’sinde genetik geçiş söz konusu oluyor. Bu nedenle ailesinde kolon kanseri hastası olanlar kendi tarama programları konusunda çok daha özenli olmalılar.

İleri yaş

İleri yaş kolon kanserinin önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Öyle ki kolon kanseri tanısı konulan hastaların yüzde 90’ından fazlası 40 yaş üzerinde oluyor ve bu yaştan itibaren kolon kanserine yakalanma riski her 10 yılda bir ikiye katlanarak artıyor.

Kolon polipleri

Kolonu örten tabakanın büyüyerek bağırsak kanalına çıkıntı yapması ‘kolon polipleri’ olarak adlandırılıyor. Yapılan çok sayıda çalışmaya göre; kolon kanserinin yüzde 90-95’inden, ilerleyen yaşla birlikte görülme sıklığı artan kolon polipleri sorumlu oluyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Oğuz Önder, iyi huylu tümörler olan poliplerin yüzde 10-20’sinin yaklaşık 10 yılda kansere dönüştüğü uyarısında bulunarak, “Genellikle kanserleşmeden önce herhangi bir yakınmaya yol açmadıkları için ‘gizli tehlike’ olarak adlandırdığımız polipler düzenli yapılan kolonoskopi taramaları sayesinde tespit edilip, çıkartılabiliyor. Böylece kansere dönüşmeleri önlenebiliyor” diyor.

Liften fakir beslenmek

Hatalı beslenme alışkanlığı kolon kanseri oluşumunda önemli bir risk faktörü. Özellikle lif yönünden zengin olan sebze ve meyve gibi besinlerin az tüketilmesi kolon kanserine adeta davetiye çıkartıyor. Bol meyve ve sebze içeren diyet sayesinde kabızlık önleniyor ve kolon hücrelerinin kanserojenlere maruziyeti azalıyor. Bunun yanı sıra yüksek fiberli diyetler bağırsak içindeki yararlı bakterilerin birtakım kimyasallar üretmelerine yardımcı olarak kanserin gelişme riskini azaltıyor. Dolayısıyla kolon kanserinden korunmak için liften zengin besinler sofrada düzenli olarak yer almalı.

 Mangal alışkanlığı

Uzmanlar her fırsatta mangalda pişen etin kolon kanseri riskini arttırdığı konusunda uyarıda bulunuyorlar. Bunun nedeni ise ateşe doğrudan maruz kalan etlerde heterosiklik amin ve polisiklik aromatik hidrokarbon denilen kimyasalların açığa çıkması. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Oğuz Önder, bu kimyasalların kolon kanseri riskini artırdığını hatırlatarak, “Bu nedenle etin ateşe en az 15 cm’den uzak mesafede olmasına dikkat edilmeli. Ayrıca etin dumanla temas etmesi de kanser riskini arttırıyor”

Pause Sağlık, Pause Dergi

Sigara ve alkol

Yapılan bilimsel çalışmalar, sigara ve alkol kullanımının pek çok kanserin yanı sıra kolon kanseri açısından da ciddi bir risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan bir araştırmada; sigara içenlerin kolon kanserine yakalanma risklerinin içmeyenlere göre 18 kat daha fazla olduğu ortaya kondu. Yapılan çok sayıda araştırma da günde 50 ml veya daha fazla alkol tüketen kişilerde kolon kanserinin hiç içmeyenlerle kıyaslandığında 1.5 kat arttığı tespit edildi.

Obezite

Çağımızın önemli bir problemi olan obezite pek çok hastalığın yanı sıra kolon kanseri riskini yüzde 50 oranında yükseltiyor. Obezite, insülin/IGF-1 ve kandaki iltihap hormonlarını arttırarak kanserin gelişmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca obezite hastalarında kötü beslenme alışkanlığı daha fazla görülüyor.

İşlenmiş et ürünleri

Salam, sucuk, sosis ve pastırma gibi işlenmiş et ürünleri kanserojen besinler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçmak da özellikle kolon kanseri riskini artırıyor.

Bazı iltihabi hastalıklar

İltihaplı bağırsak hastalıkları olan ülseratif kolit ve Crohn hastalığı kolon kanseri riskini arttıran etkenlerden. Hastalık tanısından 5 yıl sonra kanser riskindeki artış belirgin düzeye ulaşıyor. Bu nedenle iltihabın baskılanması ve durdurulması büyük önem taşıyor.

Hareketsiz yaşam

Hareketsiz yaşam; obezite ve birçok kanserle birlikte kolon kanseri riskini arttırıyor. Öyle ki kolon kanseri riski yüzde 30 oranında yükseliyor. Yaşınıza uygun bir programla haftada 2 gün egzersiz yapmanız, kalp-damar hastalıklarıyla birlikte kanser riskini de azaltıyor.

Sokak hayvanlarını besledi

Sokak hayvanlarını besledi

Ünlü modacı Emel Yıldırım Fairmont Quasar Istanbul tarafından organize edilen etkinlikte sokak hayvanlarını besledi.

Fairmont Quasar Istanbul, Haytap yararına hayata geçirdiği “Patili Elçi” sosyal sorumluluk projesi kapsamında Eyüp Pirinçli Köyü’nde sokak hayvanlarını besleme etkinliği düzenledi.

Fairmont Quasar Istanbul’un Genel Müdürü Nicolas Kipper ev sahipliğinde gerçekleştirilen besleme etkinliğine Emel Yıldırım katıldı. Hayvanların durumlarına çok üzülen Emel Yıldırım, iyililik için yapaılan her etkinlikte olacağını söylerek açık çek verdi.

“Fransızların şaraplı armut tatlısı var, neden rakılı armut tatlısı olmasın”

Tuncay Gülcü “Fransızların şaraplı armut tatlısı var, neden rakılı armut tatlısı olmasın”

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Chayote’nin yenilikçi şefi Tuncay Gülcü oldu. Şef Tuncay Gülcü ile kariyerini ve mutfak deneyimlerini konuştuk. Keyifle okumalar…

Tuncay Gülcü şef, okurlarımıza kendini tanıtır mısın? Mutfağa nasıl takıldın?

Merhaba Pause Dergi okurları. Baba tarafından Antalyalı, anne tarafından da Muğlalıyım. Bu iki bölgenin arasında kalan yer tarihte Likya uygarlığının tam ortasındanım. Bu yüzden aslen Likyalıyım.

Eğitim hayatıma sanat tarihi okuyarak başladım, yarıda bırakıp sinema bölümünü okuyup bitirdim. Bir süre film ve dizi setlerinde yönetmen yardımcılığı yaptım. Aynı zamanda kendi filmsel üretimlerimi de yapmaya devam ettim. Yaş 30 olduğunda da aşçılık okuluna gidip mutfağa girdim. Aslında ilk etapta düşüncem mutfak kariyeriyle ilgili profesyonel bir gelecek değildi. Kendi görsel işlerime farklı bir bakış açısı katmak için aşçılık okuluna başlamıştım ancak okul sürecinde kararım değiştirip mutfakta kalmaya karar verdim.

Tuncay Gülcü

Tuncay Gülcü

Kariyerin ilk iş tecrübeni doğru kronolojide paylaşır mısın?

Mutfağa 2014 yaz alancha alaçatı (staj), 2014-2015 alancha istanbul (arge departmanı), 2016 şiraz moda (chef), 2017 drinkNbite (kişisel proje) (chef&owner), 2020 Nomadic Supper (pop-up restoran projesi)(chef&owner), 2022 Chayote Kaş (chef&owner), Chayote yeni ve en önemli projem.

Chayote’den bahsedebilir misin?

Öncelikle anlamından başlayayım isterim. Antalya bölgesinde dikenli kabak adında bir tür kabak tüketilir bu ürün sıcak iklimlerde yetişip tüketilen bir kabak türüdür aslen ve adı chayote’dir.

Çocukluğumdan beri evimizde tüketilen dikenli kabağı hem tüketmeyi hem hazırlamayı çok sevdiğim için mekanımın adını da chayote olarak belirledim. Kaş’ın yarımada bölgesinde plajı, barı ve restoranı olan bir yer burası. Akşam menüsü imza yemeklerim ile Akdenizli, Egeli yerel mutfağın keyifli yorumları ile beraber mevsimlik değişen bir şekilde yürüyor. Olmazsa olmazlarım Hibeş, oğlak tandır, tirmis favası, rakılı armut tatlısı, tahin mus ve adını sığdıramadığım onlarca yemeğim bu mekanın menüsünde var olmaya devam edecekler.

Chayote

Senin yemeğini yedim. Ama sem kendini nasıl tanımlarsın? Nasıl bir lezzet kategorisi? Nasıl bir stil? Ana karakteri nasıldır mutfağının?

Lokal malzeme ve lokal mutfak kültürü üzerine kurulu benim mutfak anlayışım. Bu üç farklı yol haritası üç farklı anlayış çıkartıyor aslında. Birincisi yerel malzeme ile enternasyonal bir mutfak ürününü yeniden üretme, ikincisi yerel bir yemeğin üretim sürecini değiştirip farklılaştırmak; üçüncüsü ise bulduğum yerel ve özel ürünlerle farklı ve yeni bir yemek üretmek.

Bu noktalardan bakacak olursak mutfağım bir inovasyon çizgisi üzerinde duruyor. Bir kaç örnek verecek olursam. Fransızların şaraplı armut tatlısı vardır mesela, bu armuttu biz neden rakılı yapmayalım diyerek yola çıktığım ve fümelenmiş yoğurt mus ile servis ettiğim bir ‘Rakılı armut tatlısı’ var mesela.

Başka bir örnek de erişte için verilebilir. El kesmesi erişteyi kavurup su ile pişirmek yerine, hazırladıktan sonra kombu yosunu ile demlediğim bir mantar stok ile pişirip Bergama tulum peyniri ile bağlayarak servis ediyorum. Karidesi ızgaralayıp portakal suyunu ve esmer tereyağını bağlayıp servis ettiğim bir tabak daha var. Mesela ve yine benzer bir şekilde bizim sokak atıştırmalığımız olan tirmisten baklanın bir tür olmasından kaynaklı daha önce hiç yapılmamış olan Bu ve benzeri onlarca farklı şekilde hazırlanmış bir skalam var.

Chayote

Antalya diye mutfağı halen ulusal veya küresel bilinmeyen bir bölgenin kreatif mutfağını yaratıyorsun. Bu çok değerli bir kavram bunu biraz açar mısın? Nasıl bir ARGE nasıl bir ÜRGE ye dönüşüyor?

Az önce de belirttiğim gibi var olan bir yemeği yeniden yorumlamak ve bulduğum bir ürünü farklı şekillerle ve tekniklerle birleştirip yeni bir yemek yaratmak üzerine kurulu bir mantığım var. Nasıl olduğunu tam olarak tarif etmesi zor aslında. Bu süreç tamamen ürünü ya da yemeği tattığımda bundan şöyle bir şey olur diyerek ortaya attığım içsel bir dürtüyle oluşuyor bir nevi refleks diyebiliriz buna.

Bazen ilk aklıma gelen fikri denediğimde çok güzel bir sonuç alıyorum bazen de bir dizi ekleme ile zaman içinde geliştiriyorum.

Ayrıca bölgemdeki yemeğin ve malzemenin nasıl bir hikayesi ve nasıl bir yolculuğu olduğunu bildiğim için ben de bu hikayeye, bu yolculuğa kendimce bir iki kelime ekleyebiliyorum. Yani aslında işin özü bilmekten araştırmaktan geçiyor. Temel ilkelerini ve geçmişini bilmediğiniz herhangi bir şeyi geliştirip büyütmeniz mümkün değil hiç bir şekilde.

Chayote

Konsept restoran olgusunda genç şeflere ne tavsiye ediyorsun? Nelerden esinlenmeliler? Hikayeleri ne olmalı?

Öncelikle yaptığınız her işte, her projede kendi hayatınızın mutlaka bir izi olmalı. Her insan gözlerini dünyaya açtığı andan son nefesini verdiği ana kadar yaşadığı her şeyi hafızasında tutar. Bu aslında hayat deneyimidir. Gençlere bu anlamda en büyük tavsiyem hayat deneyimlerini geliştirmeleri. Okumaları, araştırmaları, izlemeleri, denemeleri, gezmeleri ve anlamaya çalışmaları gerekli. Özellikle genç yaşlardan itibaren ne kadar çok deneyime sahip olurlarsa meslek hayatlarında ileriye dönük olarak o kadar başarılı olurlar. Bütün bu deneyimle beraber kendi köklerini kendi hikayelerini birleştirmeyi de becerebilirlerse gerisi çorap söküğü gibi gelir zaten. Ve unutulmaması gereken en önemli şey, imkansız diye bir şeyin olmadığıdır. Kendi potansiyelinizi bildiğinizde bunu da hayat deneyimizle birleştirdiğinizde imkansız yoktur.

Bahar ile yenilenen hayat…

Bahar ile yenilenen hayat…

Mart… Bu ayın büyük özellikleri vardır. En başta ilkbahar müjdecisidir. Kış, bahar mevsimleri gibi hem soğuk hem ılık hatta hem sıcaktır. Eğlence, yeme içme sektöründe yaz sezonu için yeni kararlar alınır, yeni mekanlar seçilir, ya da eskiler yenilenir… Kısacası tam bahar ayıdır. Ben de bunları yaşıyorum. Gelen minik teklifleri değerlendiriyorum. Tercihler yaparken fazla pozitif olduğumdan dostluklarımı ön planda tutuyorum tabii ki.

Gelgelelim geçtiğimiz Şubat ayına.

Eğlence sektöründe olduğum içindir belki gece hayatını pek kovalamam.  Bu ay içinde epey coştum. Daha doğrusu coşturuldum bol bol gezdim. Ve de arada pozitif te oldum. Korona da atlattım. Neyse ki şükürler olsun çabuk ve kolay geçti.

Gelelim ‘İstanbul by night’ lara

İstanbul’un en iyi susshi ve Uzakdoğu restoranlarından biri boğazdaki Mandarin otelde bulunan Novikon’u şiddetle tavsiye ederim. Servis, lezzet ve manzara mükemmel. Tabii ki Bebek oteldeki Dragon Restoranı’da anmadan geçemem.

Kıbrıs’ta Ebru Gündeş performansı

Bu arada sazlı sözlü geceleri de anmak isterim. Kıbrıs’ta Özcan Deniz ve Niran Ünsal sahne aldığı muhteşem geceye katıldım. Öğle eğlendik ki gece uzun oldu. Konseri dinelemeyen gelen Fatih Ürek’te ısrarlar üzerine sahneye çıkıp geceye renk kattı. Ertesi günde Ebru Gündeş’i dinleme şansı buldum. Gündeş her zamanki formunda ve performansı ile mekanın kraliçesi olduğunu gösterdi.

Seyhan Sapmaz, Arzu Aslan, Türkan Şerbetçi

Cahide doludizgin devam ediyor

İki sezon işletmesinde yer aldığım Cahide Palazzo her zamanki gibi tıklım tıklımdı. Sevgili dostlarım Seyhan Sapmaz, Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan’ın eşi Arzu Aslan ve mekanın sahibesi Türkan Şerbetçi ile aynı masada Sibel Can’ı dinledik. Sibel’in sahne aldığı anda sevgili Arzu Aslan Livingroom günlerimizi andık. Bana Sibel’i ilk sahneye çıkardığım günleri hatırlattı. Sibel’in hala aynı aşkla sahnede olması beni çok mutlu etti.

Sibel Can’ın Televizyon programı ile tanıma şansı bulduğu tiyatrocu Uğur Aslan’ı tüm arkadaşlara anlatmış ve tavsiye etmiştim. Hatta Cahide’nin işletmecilerinden Barış Demirtaş kardeşime de tavsiye ettim. Haftaya da bizde çıkıyor deyince Barış’tan hemen bir masa istedim.  Bu şov kaçmazdı. Süper bir gece oldu.

Serdar Ortaç, Besim Kazado

Hülya’ya niyet Seren’e kısmet…

İlk Hülya Avşar’ın sahnesi ile duyduğum Yeni Gazinoya gitmek Seren Serengil’in sahnesinde oldu. Gece hayatının renklenmesi ve rekabetin olması kaliteyi de getirmiş. Mekanlar hınca hınç dolu. Demek ki güzel şeyler yapınca başarıda kazançta peşinen geliyor. Yeni Gazinoyu alkışlıyorum.  Sahneye ilk Serdar Ortaç çıktı. Sahnede zor duruyordu. Hastalıktan mı? Alkolden mi? anlayamadım. Seni seviyorum Serdar biraz dikkat et kendine…

Çocukluğunu bildiğim Seren Serengil, 15 yıl aradan sonra tekrar sahnede. Seren’i sahnede görünce onun kadar heyecanlandım. Sahne terbiyesi, kıyafeti, repertuarı ile tam bir assolistti. Canım kızım alkışlıyorum seni.

Besim Kazado, Kenan İmirzalıoğlu

Kenan İmirzalıoğlu hayranı…

Kos adasında çok sevdiğim saydığım bir iş adamı arkadaşım var. Yunan televizyonları yerine Türk Televizyonları seyreden ve beş defa Ezel dizini seyredecek kadar Kenan İmirzalıoğlu hayranı… İstanbul’a gelince hemen onu uçaktan alıp Kenan İmirzalıoğlu’nun yanına götürdüm. Program çekimi arasında tanıştırma şansı buldum. Kenan’ın İngilizcesine hayran kaldım. Her şeyi ile dört dörtlük bir sanatçı ve insan…

Thierry Mugler Müzesi açıldı

Thierry Mugler Müzesi Son haberi vermeden yazımı bitirmeyim.  En ünlü ve en değişik tarzda çalışan modacıların dan Thierry Mugler’in Paris’te müzesi kapılarını açmış. Ziyaret etmek için tanıdığım birçok kişi Paris’e akın etmiş. Le musee Des Arts Decorations Accueille adı ile açılan müzede daha önce yapılan defilelerin video gösterileri dev ekranlarda yayınlanırken ünlü kişilerin daha önce giydiği kıyafetler sergileniyor… Müze 24 Nisan 2022 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Bilginiz olsun…

Size muhteşem bir bahar diliyorum…

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Meriç Bozan

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu Meriç Bozan

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu eğlence ve yeme-içme sektörüne Maslak Ocakbaşı ile merhaba diyen işletmeci Meriç Bozan oldu.

1-İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?

İşletmede olmazsa olmaz denilecek tek bir şey yok. Personelden, hijyene, ürün tazeliğinde lokasyona kadar birçok kurallar zinciri var. Her şey bir birini tetikliyor. Birinin olmaması masanın bir bacağı olmaması gibi dengeyi bozar.  Benim kuralım; güler yüzlü, iyi bir personel,  taze ürünler, sıcak ve samimi bir ortam.

2-İyi işletmeciyi tarif eder misin?

İyi bir işletmeci, misafirlerini tanıyan yada tanımaya çalışan ve çözüm odaklı olmalı. İyi bir ekip kurup servisten, mutfağa kadar nabzı iyi tutmaktır. Bence müşteri memnuniyetinin ön planda tutan iyi bir işletmecidir..

3-Eğlence veya yemek sektöründe şimdiki trendi nedir?

Şuan eğlence ve yeme-içme sektöründeki trend, canlı performansların olduğu mekanlar ve butik lezzetler yer aldığı restoranlar.  Bizde kendimiz butik lezzetler bölümünde konumluyoruz. Maslak Ocakbaşı şuan en trend mekanlar içinde. Klasikleşen kebap, modern mezeler ve DJ eşliğinde 70’ler 80’ler şarkısı ile yeni nesil ocakbaşı iyi bir örneği. Klasik kebaplar, yetenekli barmenlerin elinden çıkan birbirinden lezzetli kokteyller eşliğinde ikram ediliyor.

Kebap kültürü Türkiye’de hiç bitmiyor ama bazen göz ardı ediliyor. Şuan yeni nesil meyhane ve yeni nesil ocakbaşlar tren mekanlar arasında yer alıyor.

Maslak Ocakbaşı, Meriç Bozan

4-En iyi yemek en iyi eğlence hangi ülkede?

Seyahat etmeyi severim. Eşimle ile birlikte birçok ülkeyi dolaşma şansı buldum. Gittiğimiz şehirlerde bir turistik gezmek yerine, yerel insanlar gibi arka sokaklarda dolaşmayı severim. Yeni mekanlar yeni lezzetler tatmak için keşfe çıkarım. Londra’daki eğlence ve lezzet çeşitliliği hayranım. Diğer ülkelere göre çok ileride.

5- En Popüler mutfak?

En popüler mutfak birinci sırada tartışmasız İtalyan mutfağı…  7’den 70 herkesin sevebileceği ortak lezzetleri barından İtalyan mutfağı benimde favorim. Türk mutfağı ve kebap tüm dünyada gereken değeri görmediğini düşünüyorum. Biraz daha çabalarsak döner gibi kebaplarımızda dünya markası haline gelebilir.

6- En popüler içki?

Hiçbir dönem değerini kaybetmeyen içkimiz rakı favori içecekler arasında. Rakı, her yemekle iyi giden bir içki…  Son zamanlarda ve özellikle bizim restoranlarımızda da en çok tercih edilen içki margarita… Şuan trendi içki Margarita diye biliriz.

Maslak Ocakbaşı, Meriç Bozan

7 – Trendleri kim belirliyor?

Trenleri yeni jenerasyonun ve yıllarını bu sektöre vermiş duayen işletmecilerin belirlediğini düşünüyorum. Bizde onlardan ilham almaya çalışıyoruz.

8- Hayalindeki mekandan bahseder misin?

Hayalimdeki mekan;  İnsanların sekizde gelip gece ikide çıkılan, ortalama bütçelerle iyi, kaliteli yemek eşliğinde güzel müzik dinlendiği ve gecede bir mekan gezmenin yeterli olacağı bir yer. Sanırım hayalimdeki mekana kavuştum. Maslak Ocakbaşı böyle bir mekan oldu.

Şimdilerde Bodrum’da bir mekan hazırlığı içindeyim.  Belki bir hayalim daha gerçekleşecek. Onunla ilgili detayları ilerleyen tarihte paylaşılırım.

9- Müşteriyi bir görüşte analiz edebilir misin?

Bir baktığımızda insanları tanıyorum demek hayli iddialı olur. Bizim şansımız, mekanımızın Maslak 1453 yaşam projesi içinde yer alması. Müşterilerimiz ağırlıklı komşularımız.  O nedenle herkes bir birini tanıyor. Güzel sıcak bir ortamımız var. Dışarıdan gelen misafirlerimizde ise ben ve personelimiz bu konuda çok tecrübeli. Bakışlarından bile ne istediğini anlaya biliyoruz.

10 –Kariyerinden bahseder misin?

Yeditepe Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon mezunuyum. Halkla ilişkiler üzerine aldığım ekstra derslerde var. 10 yıl kadar tesis yönetim firması olan ve hali hazırda 20 yakın A plus sitenin yönetimini yapan aile şirketinden yöneticilik yapmaktayım. Restoran işletmeciliği daha yolun başındayım. Ama severek yapmaktayım.

Lüks tüketicilerin ortaya çıkması zaman alır mı?

Top 5 By Dilek Birgen

Lüks tüketicilerin ortaya çıkması zaman alır mı?

 Moda ve lüks dünyasına giren ürünler sürekli bir değişim döngüsü içinde olduğunu kimi zaman fark ediyoruz kimi zamanda fark etmeden kendimizi o değişimin içinde deneyimlerken buluyoruz. Lüks markalar son iki yılda eksilen tüketicilerini geri dönmesini sağlamak için tamamen farklı ve anlamlı hikâyeler anlatarak, beraberinde birden fazla platformlarda deneyimler yaratarak, etkileşimi artırarak ve tüketicilerle olan duygusal bağını olabildiğince derinleştirerek ilerliyorlar. Bu derinlikli yaklaşımla kendi marka savunuculuğu oluşturarak etik ve değer temelli satışları da odaklarına aldılar. Markalar bu süreçte değerlere dayalı tüketicileri de çekmek için tüketici değişimlerini anlama konusunda her geçen gün daha da ustalaştılar. Gelelim bizim ustalaştığımız alana ve değerli Pause dergi okurlarımız için hazırladığımız Top5 listemize…

Roberto Bravo

 1.Roberto Bravo ve mavi pırlantalar…

Mücevher tutkunlarını değerli taşların gizemli ve büyüleyici dünyasına doğru yeni bir yolculuğa davet etmekte ve yaratıcı ruhun hayranlarına büyüleyici bir yaşam stili sunuyor. Marka bugün çağdaş çizgileri, ileri teknolojisi, sıradışı tasarımları, usta işçiliği, etkileyici koleksiyonları ve geniş ürün yelpazesi ile tüm dünya çapında güçlü bir mücevher akımı yaratıyor. El yapımı işçiliği ile ilgi gören ürünler, çeşitliliği ile de dikkat çekiyor. Şimdilerde trend olan mavi pırlanta; altınla birleşmesi ile tasarlanan koleksiyonlarından Naviblue ve Salsa en çok talep gören çalışmalar bazıları… Merkezi İstanbul’da olan Roberto Bravo’nun; Vicenza ve Moskova ofislerinde yönetim faaliyetleri sürüyor. Türkiye, İtalya ve Kore ofislerinde ise tasarım ve üretim faaliyetlerine ağırlıklı devam ediliyor.

Shiseido Ginza

2.Shiseido Ginza İle Tutkunu Harekete Geçir!

5 yıl aradan sonra çıkardığı parfümü Ginza, adını 148 yıl önce Shiseido’nun hikayesinin başladığı, Tokyo’nun kalbinin attığı yer olan Ginza’dan alıyor. Shiseido’ya göre parfümler bölgelere göre farklı anlamlar taşıyor ve kokular Japonya’da daha kişisel ve manevi bir anlam kazanıyor. Bu felsefeden yola çıkan  marka bu yeni parfümü ile kadınlığı yücelten bir koku sunuyor. Koku; hafiflik ve parlaklık, kırılganlık ve güç, sağduyu ve tutku gibi nitelikleri simgelerken, Paçuli, sandal ağacı ve Hinoki notalarının gücüyle harmanlanan yasemin, manolya, frezya ve Japon orkidesi akorları ile kadınların kişiliğini sihirli bir güce dönüştürüyor.  Japonya’nın koku geleneğini modernizme dayandıran ve şişe tasarımındaki siyah hançerle samurayların cephaneliğine bir övgü sunan Shiseido Ginza, tüm farklı yönleri ve zıtlıklarıyla her kadının sahip olduğu içsel gücü hatırlatıyor.

FOREO Imagination

3.FOREO Imagination ile Eşsiz Bir Maske Deneyim​i….

İsveçli güzellik teknolojisi cilt bakımında ezber bozacak yeni ürünü FOREO Imagination™ ile tanıştırıyor. Türünün ilk örneği olan ürünü, mutfağınızdaki taze malzemeleri kullanarak hazırladığınız ev yapımı maskelerin etkisini arttırmaya ve kremsi bir yapıya sahip olmalarına yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 47’si ise evde yaptıkları güzellik rutinlerini eğlenceli ve tedavi edici bulduklarını söylüyor. Bu bilinçle hareket eden İsveçli güzellik teknolojisi markası bu yeni ürünü ile Türkiye’de de raflardaki yerini alıyor.  Hiçbir ürünle karıştırmadan tek başına nemlendirici bir maske olarak da kullanabileceğiniz FOREO Imagination™ temiz içeriğiyle de dikkat çekiyor. Paraben, sülfat, mineral yağ, alkol, parfüm içermiyor.

Alexander Mcqueen Slim Tread Bot

4.Alexander Mcqueen Slim Tread Bot

Tırtıklı tabanlar, yeni sezonda kalın lake topuğa, daha ince ve hafif dizayna sahip Slim Tread Bot’ta hayat buluyor. Ayak bileğine oturan ve bacağı saran streç tasarımıyla dikkat çeken bot, ayağın üst kısmından başlayan gümüş rengi metal fermuarla zenginleşiyor. Kauçuk tabanında Alexander McQueen imzası ile damgalanan botlar; siyah /bej renk seçenekleri, siyah, bej ve mercan tonlardaki taban alternatifleriyle  sunuluyor.

Etro Crown Me Flap

5.Etro Crown Me Flap Koleksiyonu

2022 İlkbahar Yaz sezonunda Crown Me Koleksiyonu’nu ikonik şal desen kumaş ve taç süslemelerinden ilham alan yeni çantası ETRO Crown Me Flap ile genişletiyor. İlk olarak geçtiğimiz sezon tanıtılan Crown Me aksesuarları, pirinç ve antika gümüş renkli 3D makro metal çivilerle çevrelenen siyah ve turkuaz rengi kabaşon taşlı tasarımıyla markanın boho-chic ruhunu yansıtıyor.  2022 İlkbahar Yaz’ında tanıtılan çantalar; değerli taçları çağrıştıran özel tasarımıyla sezona neşe, özgürlük ve güç taşıyor. Deri ve ikonik şal desen kumaşın benzersiz kombinasyonuyla üretilen çanta, omuz askısında ve ön kapağındaki kabartma Pegasus damgalı klipsindeki taş süslemelerle değerli mücevherlere vurgu yaparak göz kamaştırıyor.

Elif İnci Aras “International Women’s Day message”

International Women’s Day message

Elif İnci Aras

Aras Holding Yön Kur. Bşk Yrd.

Beykoz Üni. İşletme Danışma Kurulu Üyesi ve Öğretim Üyesi

Kadınlar gününün sizdeki anlam ve önemi nedir? Özel hayatınızda ve iş yaşantınızda başarıyı yakalamış bir kadın olarak yanıtınız ne olur?

8 Mart’ ın özel bir gün olarak kutlanmasından ziyade artık kadının her alandaki başarısının her an alkışlanmasını ve desteklenmesini tercih ederim. Böyle bir dünya oluşana kadar da elbette bir gün dahi olsa sesini daha gür çıkartan tüm kadınlar için özel bir günün kutlanmasını anlamlı buluyorum.

Size ilham veren kadın ya da kadınlar var mıdır?

İş ve özel hayatını birlikte yürütüp başarılı olan tüm kadınlar benim için çok özel. Bazen birden fazla kimliğimiz olduğunda birini daha çok sahiplenebiliyor, diğer kimliğimizden ödün verebiliyoruz. Ancak hem çocuğu ile kaliteli vakit geçirebilen bir anne, hem hayat arkadaşı ile anın tadını çıkartan bir eş ve hem de başarılı projelere imza atabilen lider kadınlardan ilham alıyorum.

Siz de ilham veren bir isim olarak; sizi beğenen örnek alanlara rol modelisiniz… Bu anlamda Kadın-erkek tüm Pause dergi okurlarımız için, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajınız olarak neler söylemek istersiniz?

Evinde ya da işinde emeğinin ve kendisinin kıymetini bilen, hayatın her alanında üretime katkı sağlayan tüm kadınların günü kutlu olsun…

Sizce başarının sırrı nedir?

İnanmak. İnandığınızda tüm dünya sizi hedefinize ulaştırmak için var gücüyle çalışıyor.

Doğa harikası adalar “Bonaire, Saba ve St. Eustatius”

Doğa harikası adalar “Bonaire, Saba ve St. Eustatius”

“BES adaları” olarak da bilinen Bonaire, St. Eustatius ve Saba, Karayip Hollandası olarak adlandırılan Hollanda topraklarının üçlüsünü oluşturur. Birçok doğasever ve eko-turistin ilgisini çeken üç ada da dalış, yüzme, şnorkelle yüzme ve yürüyüş için mükemmel fırsatlar sunuyor.

Venezuela’nın kuzey kıyısında, Curaçao ve Aruba yakınlarında bulunan Bonaire, öncü koruma çabalarıyla ünlüdür. Adanın çoğu korunuyor ve deniz parkı Karayipler’deki en iyi dalışlardan bazılarını sunuyor. Rüzgar sörfü ve kano, Bonaire’de yapılacak diğer en iyi şeylerdir ve adanın çeşitli ekosistemleri arasında kaktüslerle kaplı tepeler, tuz tavaları, mangrovlar, mercan resifleri ve güneşte pişmiş plajlar bulunur.

“Statia” olarak da bilinen St. Eustatius, Porto Riko’nun doğusunda yer alır ve sönmüş bir yanardağ olan Quill’e ev sahipliği yapar. Bu küçük adanın çeşitli arazileri, yağmur ormanlarını, kayalık plajları ve dalış için mükemmel fırsatlar sunan canlı mercan resiflerini içerir. St. Eustatius, bir zamanlar 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen bir limandı. Bugün ada, doğal varlıklarını ve miras binalarını korumak için çaba sarf ediyor.

St. Eustatius’un kuzeybatısındaki Saba, yalnızca 13 kilometrekarelik bir alanla küçücük olabilir, ancak yanardağının 887 metrelik zirvesi Hollanda’nın en yüksek noktasıdır. Uygun bir şekilde adlandırılan Mount Scenery’nin yamaçlarında yürüyüş yapmak mükemmeldir ve deniz parkı gerçekten bozulmamış dalış alanları sunar.

Bonaire, St. Eustatius ve Saba’daki en iyi turistik yerler listemizle Karayip Hollanda’sında ziyaret edilecek en iyi yerleri keşfedin.

Bonaire Ulusal Deniz Parkı, BonaireBonaire Ulusal Deniz Parkı, Bonaire

Saçaklı resifler, deniz otu yatakları, mangrovlar, plajlar ve lagünlerden oluşan bir sistemden oluşan Bonaire Ulusal Deniz Parkı, Karayipler’in dalış için ziyaret edilmesi gereken en önemli yerlerinden biridir. Park, tüm Bonaire ve Klein Bonaire adacıklarını çevreler ve su berraklığı, sakin denizleri ve balık çeşitliliği ile ünlüdür.

Şnorkelle yüzenler, bazı resiflere kıyıdan erişebilir. Park, öncü deniz koruma çabalarıyla dikkat çeken, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu tarafından korunmaktadır. Kalıcı demirleme ağına sahip ilk deniz parkıydı.

Manzara Dağı Yürüyüşü, SabaManzara Dağı Yürüyüşü, Saba

Saba yürüyüşü oldukça faydalı olabilir ve en popüler parkurlardan biri Mount Scenery’dir. Saba’nın sönmüş yanardağının 887 metre yüksekliğindeki bu zirvesi, Hollanda’nın en yüksek noktasıdır.

Zirveye yapılan en popüler yürüyüş, Saba’nın en büyük ikinci kasabası olan Windwardside’da başlıyor. Bu zorlu parkur, bazıları yosun ve çamurla kaygan olan binden fazla adım tırmanmayı içerir, ancak buna değer. Zirveye yakın bir yerde sisle kaplı bir bulut ormanı var ve açık bir günde zirvede durabilir ve Saba ve komşu adaların panoramik manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz. Yürüyüş yaklaşık 90 dakika sürer ve yürüyüş direkleri ve sağlam ayakkabılar şiddetle tavsiye edilir.

Saba Ulusal Deniz Parkı, SabaSaba Ulusal Deniz Parkı, Saba

Saba Ulusal Deniz Parkı bu küçük adayı çevreler ve balık tutma, dalış, yüzme ve tekne gezintisi için ayrı alanları olan çeşitli su aktiviteleri için bölgelere ayrılmıştır.

Saba volkanik kökenli olduğundan, dalgıçlar adanın çevresinde kaplıcalar ve su altı lav tünelleri bulacaklar. Volkanik aktiviteyle oluşan The Pinnacles, parkın en popüler dalış alanları arasında yer alıyor. Deniz tabanından yükselen mercanlar ve süngerlerle kaplıdırlar ve göz kamaştırıcı bir balık çeşitliliğine ev sahipliği yaparlar.

Tüm dalışlar, adanın dalış operatörlerinin rehberliğinde korunan deniz parkında gerçekleştirilir ve kalıcı demirleme yerleri onaylanmış alanları işaretler.

Parkın korunması, turistler tarafından asgari düzeyde etkilenerek, renkli mercan ve süngerlerden oluşan lekesiz bir deniz manzarası ve deniz kaplumbağaları, vatozlar ve tropikal balıklar gibi bol miktarda su yaşamı ile sonuçlandı.

Saba’nın kıyı şeridi kayalıktır ve birkaç kumsal vardır, ancak şnorkelle yüzenler Torrens Point’in keyfini çıkaracaktır.

Washington-Slagbaai Ulusal Parkı, BonaireWashington-Slagbaai Ulusal Parkı, Bonaire

Bonaire adasının yaklaşık beşte birini kaplayan Washington-Slagbaai Ulusal Parkı, kaktüslerle kaplı yamaçları, mangrovları, plajları, kum tepelerini ve tuzlaları kapsar. Park, engebeli toprak yollar nedeniyle en iyi dört tekerlekten çekişli bir araçta gezilebilir.

Bu, adanın birçok kuş türünü tespit etmek için mükemmel bir yerdir. Flamingolar, balıkçıllar ve muhabbet kuşları burada sıkça görülür ve bitki yaşamı adanın kurak iklimini yansıtır. Birçok kaktüs türü, mesquite ve Brazilwood ağaçları burada yetişir.

Parkta bulunan diğer hayvanlar arasında eşekler, keçiler ve iguanalar ve dört Karayip deniz kaplumbağası türü de plajlarda yuva yapıyor.

Adanın en yüksek noktası olan Subi Brandaris, çevrenin güzel bir manzarasını sunmaktadır. Havanın açık olduğu günlerde, Venezuela kıyılarını bile görebilirsiniz. Parka girmek için 45 dolarlık bir ücret olduğunu unutmayın.

Klein Bonaire, BonaireKlein Bonaire, Bonaire

Bonaire Ulusal Deniz Parkı’nın bir parçası olan Klein (“küçük”) Bonaire, Bonaire’in içbükey batı kıyısından sadece 800 metre uzaklıkta bulunan düz, ıssız bir adacıktır. Beyaz kumlar, turkuaz sular ve deniz yaşamıyla dolu mercan resifleriyle çevrili bu ada, dalgıçların ve şnorkelle yüzenlerin gözdesi. Büyük resif balıkları, birçok pelajik tür, kaplumbağa ve denizatı bu yarı saydam sularda yüzer ve birçok dalış alanına kıyıdan erişilebilir.

Buradaki No Name Beach, tartışmasız Bonaire’deki en iyi plaj. Su taksileri ve dalış tekneleri, ziyaretçileri Kralendijk’in karşısına taşır, ancak kendi yiyecek, içecek ve gölge korumanızı getirmeniz gerekir.

Lac Körfezi, BonaireLac Körfezi, Bonaire

Bonaire’in rüzgara karşı doğu tarafında, Lac Bay (Lac Baai) rüzgar sörfü için sıcak bir noktadır. Pürüzsüz sular ve sabit rüzgârlar, hem yeni başlayanlar hem de daha ileri düzey rüzgar sörfçüleri için mükemmel koşullar yaratır.

Koyun sığ suları ve bol deniz yaşamı sayesinde ayakta kürek sörfü ve kano burada da popülerdir.

Lac Bay’in mangrov ormanı, Karayipler’de en iyi korunmuş ormanlardan biridir. Mangrovlar ve resif arasındaki deniz otu yataklarında şnorkelle yüzenler kraliçe kabukluları, vatozları ve ıstakozları görebilirler.

Mangrov Kayık Turları, BonaireMangrov Kayık Turları, Bonaire

Mangrove Bilgi Merkezi, Lac Körfezi’nin bozulmamış mangrov ormanlarında rehberli kano ve şnorkelli yüzme turları sunmaktadır. Buradaki deniz otu yatakları, deniz kabukluları, ıstakozlar, vatozlar, yavru resif balıkları ve yeşil kaplumbağalar gibi deniz türleri için verimli bir ortamdır ve berrak, sığ sular şnorkelli yüzme için mükemmeldir.

Bu kırılgan ortamda kürek çekerken, bitkilerin ve hayvanların burada hayatta kalmak için nasıl benzersiz bir şekilde adapte oldukları hakkında her şeyi öğreneceksiniz. Kayak yapmayı tercih etmeyenler için güneş teknelerinde de turlar düzenleniyor.

Kralendijk, BonaireKralendijk, Bonaire

“Mercan resifi” anlamına gelen Kralendijk, Bonaire’nin başkenti ve ana limanıdır. Sokakları parlak pastel renklerle boyanmış Hollanda sömürge evleri ve yolcu gemileri Kasım’dan Nisan’a kadar buraya demirliyor.

Bir alışveriş düzeltmesi gibi mi hissediyorsunuz? Ana alışveriş caddesi Breedestraat’ta deniz kabuğu sanatı, yerel oymalar, kumaşlar ve giysiler satın alabilirsiniz. Gümrüksüz satış mağazaları da bu yol boyuncadır ve balıkçılar her sabah avladıkları balıkları limanda satarlar. Yolcu gemileri ziyaret ettiğinde, Wilhelmina Meydanı çevresinde ada yapımı ürünler satan pazar tezgahları açılır.

Bonaire ve Karayipler’in tarihi hakkında bilgi edinmek için harika Terramar Müzesi’ne uğrayın. Şehir merkezinde restore edilmiş tarihi bir binada yer alan müze, adanın 7.000 yıllık tarihinin izini sürüyor. Adaya ilk geldiğinizde ziyaret etmek için harika bir yer.

Şehri keşfettikten sonra sadece deniz kenarında dinlenmek istiyorsanız Ocean Oasis Beach Club’a gidin. Burada, aperatifler ve serinletici içecekler ile plaj boyunca şezlonglarda uzanabilirsiniz. Palapas bol miktarda gölge sağlar.

Su taksileri, Kralendijk’ten dalgıçları ve şnorkelle yüzenleri körfez boyunca ıssız Klein Bonaire adacığına götürür.

Quill Yürüyüş Parkurları, St. EustatiusQuill Yürüyüş Parkurları, St. Eustatius

The Quill on St, Eustatius’u kaçıramazsınız. Quill/Milli Park’ta deniz seviyesinden 600 metre yükselen bu volkanik koni, adanın baskın topografik özelliğidir. Ve yukarı yürümek, St. Eustatius’ta yapılacak en iyi şeylerden biridir.

Bu engebeli arazide sekiz farklı patika ilerliyor. En popüler olanı, sizi yemyeşil ormanlardan krater kenarına götüren Quill Trail’dir. Buradan Mazinga Patikasını adanın en yüksek noktasına götürebilirsiniz. Burada dinlenmek için durun ve muhteşem manzaraları içinize çekin.

Farklı bir bakış açısı için, uygun bir şekilde adlandırılan Crater Trail’de yemyeşil ormanın içinden kraterin derinliklerine girebilirsiniz. Daha kısa yollar, yabani orkideler, eğrelti otları ve meyve ağaçları da dahil olmak üzere çeşitli tropikal bitki örtüsünden geçer. Beyaz Duvar olarak bilinen bir kireçtaşı oluşumu yanardağın güney tarafında yer alır.

Sıcaklığı yenmek için güne erken başlayın ve enerjinizi patikalarda yürüyüş yapmak için saklamak istiyorsanız, patikaya gitmek için bir taksiye binmek en iyisidir. Bol su da getirmeyi unutmayın.

The Quill’den sadece iki mil uzaklıktaki Boven Ulusal Parkı, adanın Kuzey Tepelerini kaplar ve çok daha kurudur. Kaktüs, akasya ve kaya çıkıntıları otlakları süsler ve kurak araziyi yürüyüş parkurlarında da keşfedebilirsiniz. Mükemmel piknik yeri mi arıyorsunuz? Buradaki Venüs Körfezi, uyluk yakan patikalarla uğraştıktan sonra yorgun bacaklarınızı dinlendirmek için pitoresk bir mekandır.

Statia Ulusal Deniz Parkı, St. EustatiusStatia Ulusal Deniz Parkı, St. Eustatius

Deniz parkında dalış yapmak, St. Eustatius’ta yapılacak en popüler şeylerden biridir. Kuzey ve Güney Rezervlerinden oluşan Statia Ulusal Deniz Parkı, adayı çevreler ve yalnızca yerel operatörlerin eşlik ettiği ziyaretçilere açıktır.

Dalış alanları, volkanik çatlaklar ve mini duvarlardan düşmelere, zirvelere ve batıklara kadar her şeyle çeşitlidir. Nispeten sağlıklı doğal ve yapay resiflerdeki deniz yaşamı da bir o kadar çeşitlidir. Bol bol tropikal balığın yanı sıra köpekbalıkları, ıstakozlar, kaplumbağalar, denizatı ve ahtapot görebilirsiniz. Dalış demirlemeleri, resife zarar vermeden sitelere erişmeyi kolaylaştırır.

Şnorkelle yüzmeyi tercih ederseniz, rezerv içindeki üç alanı keşfedebilirsiniz, ancak hem dalgıçlar hem de şnorkelle yüzenler, demirleme bakımına giden bir dalış izni satın almalıdır.

Eşek Tapınağı BonaireEşek Tapınağı Bonaire

Bir eşek aşığı olmasanız bile, Bonaire’deki Donkey Sanctuary’i ziyaret etmek içinizi ısıtacaktır. Eşekler ilk olarak 17. yüzyılda İspanyollar tarafından Bonaire’e getirildi, ancak artık ihtiyaç duyulmadığı için bu kuru, çorak adada kendi başlarının çaresine bakmaya bırakıldılar. Kutsal alan yaralı ve hasta eşekleri kurtarır, onları sağlığa kavuşturur ve yetim hayvanları yetiştirir.

Bu karizmatik yaratıklardan yüzlercesi, siz vardığınızda arabanızı sarar, başlarını camlardan içeri sokar ve satın alınabilecek havuçları nazikçe kabul eder. Giriş ücretiniz ve bağışlarınız tüm eşeklerin bakım masraflarına gidiyor.

Oranjestad, Aziz EustatiusOranjestad, Aziz Eustatius

St. Eustatius’taki tek kasaba olan Oranjestad, adanın batı kıyısında, Karayipler’e bakan bir uçurumun tepesinde yer almaktadır. Bu eski ticaret merkezi Yukarı ve Aşağı Kasabalara ayrılmıştır.

Yukarı Şehir’deki işletmeler ve daha yeni gelişmelerle birlikte, körfezin etrafındaki alt alanda 18. yüzyıldan kalma bir dizi harabeyi keşfedebilirsiniz. Aşağı Oranjestad’a bakan, korunmuş 17. yüzyıldan kalma Oranje Kalesi, toplarını ve burçlarını koruyor.

Oranjestad’daki St. Eustatius Tarih Vakfı Müzesi, ev ve denizcilikle ilgili eşyaları ve antikaları sergiliyor ve Hollanda Reform Kilisesi, çatısı 18. yüzyılda yıkıldığından beri harap durumda, ancak yine de adanın net bir manzarasını görmek için kulesine tırmanabilirsiniz. .

Oranjestad yakınlarında, bir tepenin üzerinde, komşu St. Kitts’e uzanan güzel okyanus manzarasına sahip 18. yüzyıldan kalma Fort de Windt’in kalıntıları bulunmaktadır.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Pause Dergi Mart sayısı yine dopdolu

Pause Dergi Mart sayısı yine dopdolu
Mart sayısı kapak konuğu Bahçeşehir Koleji ve Uğur Okulları  İcra Kurulu Üyesi. SEY Vakfı Başkan Kurucu  Yardımcısı Begüm Yücel oldu

Tolga Atalay ile Chef&Chef konuğu Chayote’nin yenilikçi şefi Tuncay Gülcü

Başkanlar konuşuyor konuğu Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin

Türkiye’nin güçlü kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajları

“10 soru da” işletmeci Meriç Bozan

Dünyanın en iyi tropikal tatil destinasyonları

Doğa harikası adalar “Bonaire, Saba ve St. Eustatius”

Burcunuza en uygun meditasyon hangisi?

YouTube kanal: pausetv

PAUSE Dergi
#pausedergi #intermedya #pause #pausetv #pausefood #pausetravel  #lezzet #tat #gurme #gourmet #gusto #travel #life #food #gezi #macera #yasam #festival #turizm #seyahat #tatil # #tolgaatalay #fatmasahin #begumyucel #mericbozan #tuncaygulcu #elifinciaras #begumkutuk #elifdurust

“Bu şehri anlatmaya ne dil yeter ne de kalem”

The president speaksing

“Bu şehri anlatmaya ne dil yeter ne de kalem”

Fatma ŞAHİN

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı

 Köklü medeniyetlere ev sahipliği yapmış Gaziantep üzerine Evliya Çelebi’nin de dikkat çektiği üzere “Bu şehri anlatmaya ne dil yeter ne de kalem.” Böyle bir kente hizmet vermek emeklerin en büyüğünü gerektiriyor. Biz yorulmuyor, her adımımızla biraz daha artıyoruz. Sanatı, kadim medeniyetlere beşikliği, lezzetleri ve kültürü ile Gazi kentimiz için tüm teknik, mühendislik projelerimizin yanı sıra kültürel dengeyi de sağlamak adına aralıksız devam eden faaliyetler içindeyiz.

FATMA ŞAHİN

DÜNYANIN KALBİ ARTIK YERELDE ATIYOR

Biz yaşamayı, paylaşmayı, anlatmayı görev bildik. Gelişen ve değişen dünya modellerinde artık, kentler birbirleriyle yarışıyor. Biz de bu algıdan hareket ederek Gaziantep’i kendine özgü, kültür anlayışıyla dile getirip gelişmesine, büyümesine ve küresel ölçekte tanınmasına öncülük edebiliriz. Yönetimimiz süresince ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışını savunarak şehirde yaşamını sürdüren vatandaşların sözlerine kulak verdik ve hizmet ağımızı buna göre şekillendirdik. Dünyanın kalbi artık yerelde atıyor. Gaziantep’in olan, burada doğan tüm dünyaya hızla yayılıyor ve yerelimiz, global değerlere taşınıyor. Biz buranın kaynağı, doğuş noktası olarak her bir değerimizi, kültürümüzün her bir taşını, tüm kadim coğrafya ve tarihimizi hakkıyla anlatmalı, tanıtmalı ve günümüz dünyasına örnekler çıkarmalıyız.

FATMA ŞAHİN

MEDENİYETLERİN İZLERİNİ GÜNÜMÜZE TAŞIYAN ESERLERİN EV SAHİBİYİZ

İşte bu örnekler bizim gayretimizin de gücü oluyor. Zeugma’nın Çingene Kızı’nın “Heykel Tarlası” olarak akıllarda yer edinen Yesemek Rumkale, Antep Kalesi, Dülük Antik Kenti gibi birçok medeniyetin izlerini beraberinde günümüze taşıyan eserlerin ev sahipleri olarak bizler, dünyanın rekabetçi şehirleri arasında 7’nci sırada bulunuyoruz. Yaşayan kültürüyle, mağaralardan günümüze uzanan üretim geleneğiyle şehrimizin asırlarca biriken kültür ve sanat gücüyle besleniyoruz. Biz, yüz yıllarca süren bu geleneğin Anadolu’da sağladığı gelişimi yine Gaziantep olarak devam ettirmek ve bu kodlar üzerinden çalışmalarımızı sürdürmenin gayreti içerisindeyiz.

Gaziantep’e ve Gazi şehrin evlatlarına hizmet edebilme aşkıyla koyulduğumuz bu yolda, bu şehrin kültürel ve sanatsal gücünü gün yüzüne çıkartarak küresel arenada hak ettiği mertebeye ulaşması için canla başla çalışıyoruz.

FATMA ŞAHİN

GAZİANTEP MODELİMİZ DÜNYAYA ÖRNEK

Gaziantep büyüyor, Gaziantep değerleri üzerinden yükseliyor, Gaziantep geleceğe yürüyor. Enerjimizi, gücümüzü büyüyen Gaziantep için harcamaya devam edeceğiz. Gaziantep için hayallerimizi, hedeflerimizi birlikte gerçekleştireceğiz. Gaziantep modelimizi her daim koruyacağız. Bu model bizim kültürel kimliğimize de şekil vermektedir.

Bizim görevimiz Ensar şehrimizin kimliğini koruyarak, medeniyet ve şehir arasındaki ilişkiyi doğru okuyarak yeniden kurgulamaktır. Antepli, hayal gücünü potansiyeliyle birleştirdiğinde her şeyi başarır. Bu dönüşümü birlikte sağlayacağız. Kültürümüzü, benliğimizi, geleneğimizi yenilikçilikle harmanlayarak Gaziantep’i büyütmeyi sürdüreceğiz. Bu nedenle yazdığımız, söylediğimiz her kelimeyi düzenlediğimiz her organizasyonun, her buluşmanın, her etkinliğin altında bizi bir yapan, nesillerimize varacak olan kültürümüz yatıyor. Tarihi, medeniyeti, kültürü ile kentimizin her bir değerinin elçisiyiz. Bunun için de son nefesimize kadar çalışmaya devam edeceğiz.

FATMA ŞAHİN

TARİHİMİZDEN GÜÇ ALIYORUZ

101 yıl önce Gazi Meclis, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Ayıntab’ı “Gazi” yapmak için toplandı. Ayıntab’ı Gazi yapıp bütün Anadolu’nun kurtulma kıvılcımını, moralini motivasyonunu yükseltmek için toplandılar. İşte 101 yıl sonra bugün bu ecdatla, bu şehirle onur duyuyoruz. Bu şehir ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyenlerin şehridir. Bu şehir, ‘topu vurdukça tüfekler, onu top dindiremez’ diyenlerin şehridir. Başka hiçbir şehirde kadın şehit anıtı yoktur. Başka hiçbir şehirde çocuk şehit anıtı yoktur. Bu şehir, bu şehitlerin kanlarıyla sulanmış bir şehirdir. İşte o yüzden 15 Temmuz’da da inanmış bir toplumun, kalesinden bayrağının indirilemeyeceğini, ezanının susturulamayacağını bir kez daha hatırlattık. Gazi torunlarının fazileti ve erdemiyle bütün dünyaya yeniden ‘sakın bir daha aklına getirme’ dedik. İnanan taş üstüne taş, baş üstüne baş kalmayan Gaziantep, 10 milyar dolar ihracat yaparak dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olma yolunda ilerleyen Türkiye’ye sağladığı destekle, gücünü göstermeye devam ediyor.

Farabi; medeniyet ve mükemmel şehre ulaşmanın ‘Hikmet’ ile gerçekleşeceğini savunur. Mükemmel medeniyetin ve şehri ayakta tutacak hikmetin gerçekleşmesini şehrin tüm organlarının, dinamiklerinin iş birliği içerisinde ortak akılla hareket etmesine bağlar. Biz, insanı merkeze alan, insan odaklı bir bakış açısıyla şehrin yönetiminde, o şehirde yaşayanların esas söz sahibi olması gerekliliğini savunarak hizmet vermeye çalışıyoruz.

FATMA ŞAHİN

BİZLER BÜYÜYEN TÜRKİYE’NİN BÜYÜYEN GAZİANTEP’İYİZ

Dünyada, artık şehirler yarışıyor, kalkınma yerelde başlıyor, demokrasi yerelde başlıyor. Biz artık birbirimizle yarışmıyoruz. Biz Amerika’daki, Çin’deki, Avrupa’daki herhangi bir şehirle, bir belediyenin başkanıyla yarışıyoruz. 2023 vizyonuna giderken dünyanın 10’uncu ekonomisi olurken, artık yerel kalkınmanın yükselen bir değer olduğunu biliyoruz. O yüzden rekabeti yönetirken eylem ve söylem birliğini ve eşit şartlar oluşturmamız gerektiğini biliyoruz. Bu vizyonla Gaziantep’in ekonomisine yön vermek için büyük bir gayretle çalışıyoruz.

FATMA ŞAHİN

HAZIRLIĞIMIZ GELECEĞİN ŞEHİRLERİNDE YER ALAN GAZİANTEP İÇİN

Ekonomi alanında ve şehrimizin yaşam kalitesini arttırmak için, imar, yol, köprü, kavşak çalışmaları, kanalizasyon, altyapı, çevre düzenlemeleri, peyzaj, ulaşım, trafik, eğitim, sağlık, sosyal tesisler, sosyal aktiviteler, kültür ve sanatsal çalışmalar, engelli desteği, kadın, çocuk ve gençleri destekleyecek projeler, yaşlı bakımı, kültürel varlıkların korunması, restorasyon ve sokak düzenleme çalışmaları, turizm potansiyelimiz, çiftçimize verdiğimiz destek, muhtarlarımızla kurduğumuz ilişkimiz, kısacası bu şehri ilgilendiren her şeyi, hiçbir ayrım gözetmeksizin önemli ve öncelikli görmekteyiz. Hiçbir konuyu atlamadan şehrin yaşamına, kalbine dokunmaya, Gaziantep’i geleceğin şehirleri arasında ilk sıralara taşımaya devam ediyoruz.

Bizim görevimiz şehrimize bir kimlik kazandırma, medeniyet ve şehir arasındaki ilişkiyi doğru okuyarak yeniden şekillendirmektir. Şehrin gönlü, gözü olmayı başarabilmektir. Antepli, hayal gücünü potansiyeliyle birleştirdiğinde her şeyi başarır. Bu dönüşümü birlikte sağlayacağız. Kültürümüzü, benliğimizi, geleneğimizi yenilikçilikle harmanlayarak Gaziantep’i büyütmeye devam edeceğiz. FATMA ŞAHİN

NELERLE BU HEDEFLERE İLERLİYORUZ?

İktisadi İş birliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) tarafından dünya toplumlarında yaşanan sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin yerel yönetimler düzeyinde çözüme kavuşturulması amacıyla 2016 yılında kurulan OECD Kapsayıcı Büyüme İçin Şampiyon Belediye Başkanları Koalisyonu’na Türkiye’den ilk defa Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildik.

FATMA ŞAHİN

TÜRK-JAPON DOSTLUĞU ÖDÜLLE TAÇLANDI

Yurtdışında elde edilen başarılar ve Japonya ile yürüttüğümüz iş birliği için Japonya Dışişleri Bakanı Ödülü’nü aldık. Yürüttüğümüz projeler, uluslararası problemlerde kurum olarak aldığımız rol, ulusal ve özellikle uluslararası alanda yakaladığımız başarılar ile bu ödüle layık görüldük.

FATMA ŞAHİN

GAZİANTEP LONDRA’DA YEŞİL ŞEHİR İLAN EDİLDİ

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Gaziantep’i Yeşil Şehir ilan etti. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi (GBB) şehrin yeşile geçişte kapsamlı bir yatırım programına dahil edilmesi için Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile güçlerini birleştirdi. GBB Başkanı olarak, EBRD Sürdürülebilir Altyapı Yönetici Direktörü Nandita Parshad Londra’daki EBRD merkezinde anlaşmayı resmileştirdik.

Fatma Şahin

BÜYÜKŞEHİRE KENTTE KURULACAK GÜNEŞ ENERJİ SANTRALİ İÇİN 17 MİLYON AVROLUK DEV DESTEK!

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile Londra’da resmileştirdiği anlaşma çerçevesinde kentte kurulacak “27 Megavat Güneş Enerji Santrali” projesi için 17 milyon avroluk finansman desteği sağlanacak.

Fatma Şahin

GAZİANTEP’TE KURAKLIK ENDİŞESİ TARİH OLDU

Düzbağ İçme Suyu İsale hattı açıldı. Artık Gaziantep kaliteli ve temiz içme suyunu projenin geri kalan etaplarının da tamamlanmasıyla birlikte, 2050 yılına kadar teminat altına alabilecek. Düzbağ projesi ile Gaziantep’e kesintisiz su temini sağlamak için toplam uzunluğu 144 kilometreyi bulan isale, iletim ve dağıtım hattı ile regülatör tamamlanarak kullanıma hazır hale getirildi. Kentin acil içme ve kullanma suyu sorunu çözüldü. Düzbağ İsale Hattı’nın inşaatı 07 Şubat 2017 tarihinde başlarken Temmuz 2019 tarihinde de faaliyete hazır hale getirildi. Böylelikle projenin 1’inci aşamasında Gaziantep yeterli, kaliteli, uygun maliyetli suya kavuştu.

Fatma Şahin

YERLİ VE MİLLİ TREN KENT ULAŞIMINI KÖKTEN DEĞİŞTİRECEK

Şehir içi trafiğini rahatlatmak amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve TCDD arasında yapılan protokol çerçevesinde yapımına başlanan GAZİRAY, kent merkezini, 6 organize sanayi bölgesini ve küçük sanayi bölgelerini birbirine bağlayacak. 16 istasyondan oluşacak, 1,2 milyar TL bütçeli dev yatırımla, mevcut 25 kilometrelik banliyö hattı yenilenecek, kara tren GAZİRAY’a dönüştürülecek. İlk etapta günlük 200 bin yolcu taşıması hedefleyen GAZİRAY, kentin trafik yükünü alacak. Gaziantep’in ulaşımını büyük oranda rahatlatacak ve kentin metropol kimliğine yenilik kazandıracak GAZİRAY Projesi’nde hizmet verecek yerli ve milli 32 araçlık 8 tren seti yıl sonunda Gaziantep’te olacak.

Fatma Şahin

GAZİANTEP SANAYİSİNDE BİRLİKTEN GÜÇ DOĞACAK

Büyükşehir Sanayi ve Endüstri Merkezi (BÜSEM) Projesi’nde inşaat çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Çarpık kentleşmenin önüne geçerek, dağınık vaziyette üretim yapmak zorunda kalan bazı sektörleri, bir çatı altında toplamayı amaçlayan merkezin hayata geçirilmesi için yoğun bir tempoyla çalışan Fen İşleri Daire Başkanlığı, kent merkezinden BÜSEM’i birbirine bağlayacak yeni yolların yapımını sürdürürken projede 24 kilometrelik yol çalışmasını tamamlandı. 1,8 milyon metreküp dolgu ve 500 bin metreküp yarma çalışması gerçekleştirdi.