Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Bahar’da Kapadokya turu

Bahar’da Kapadokya turu

Özellikle Bahar aylarında yoğun ziyaretçi alan Nevşehir’in incisi; Seyr-i Balon, Safari, Türk Geceleri, Taş ve Halı Atölyeleri gibi çeşitli aktiviteleriyle misafirlerini kaliteli bir deneyime davet ediyor.

Türkiye’nin değerli bölgelerinde kaliteli tatil deneyimlerine aracılık eden Tatilbudur.com, sezonun ilgi çeken rotasına uygun kampanyalar sunarak kültür turlarında yol arkadaşı oluyor. Farklı bütçeler için fiyat alternatifleri sunan TatilBudur fiyatlara ek %10 indirim, 4 aya varan erteleme ve Maksimum kart ile yapılan ilk harcamaya 400 TL MaxiPuan gibi ödeme yöntemleri sunuyor.

Kapadokya’da Romantik Bir Uçuş İçin Hazır Olun!

Kapadokya denince hemen herkesin aklına bölgeyle özleşen balon turları, büyüleyici manzara ve yarattığı romantik ortam geliyor. Sabahın ilk ışıklarında ve gün batımının en güzel tonlarında Seyr-i Balon turlarıyla romantik bir atmosfere ev sahipliği yapan Kapadokya’da keyifli bir balon deneyimi için 120 / 180 Euro arasında bir bütçe ayrılması gerekiyor. Bu fiyat bölgedeki turlara göre değişiklik gösterebiliyor. Günün ilk saatlerinde başlayan tur ortalama 20 kişilik bir ekip ile yükselişe geçiyor ve Nevşehir semalarında gezintiye çıkarıyor. Aynı anda binlerce balonun uçuşa geçtiği dakikalar Kapadokya’da görsel bir şölen oluşturuyor.

Gökçe Bahadır dünya evine girdi

Gökçe Bahadır dünya evine girdi

Ekranların sevilen başarılı oyuncusu Gökçe Bahadır bir süredir birlikte olduğu sevgilisi piyanist Emir Ersoy dünya evine girdi.

Alaçatı ‘da yakın aile ve arkadaşları arasında düzenlenen törenle evet diyen çiftin mutluluğu kameralara yansıdı. Gökçe Bahadır’ın şahitliğini Ahmet Koraltürk, Gülay Sütçü, Tuğba Ebren ve Cansu Tosun yaparken; Emir Ersoy’un şahitleri ise Kenan Doğulu, Volkan Öktem, Eylem Pelit ve Veli Çelik oldu. Züleyha Kuru imzalı gelinlik ve damatlıkla göz kamaştıran çift, Gökçe Bahadır’ın devam eden dizisi sebebiyle balayına çıkamayacak.

Metaverse ekonomiyi ve tüketicileri nasıl etkileyecek?

Metaverse ekonomiyi ve tüketicileri nasıl etkileyecek?

İnternetten sonra en önemli buluş ve geleceğin dijital dünyası olarak nitelendirilen Metaverse, oluşturduğu sanal evrenler ile çevrimiçi kullanıcılara yakın zamanda yepyeni bir deneyim sunacak. Büyük teknoloji devlerinin farklı evrenlere yönelik yatırımlarına ek olarak, şirketlerin Metaverse dünyasındaki yatırımları ve çalışmaları da yeni bir ekonomi oluşturacak.

Yeni istihdam kaynakları sağlayacak

İngilizce “Meta” ve “Universe (Evren)” kelimelerinin kısaltılmışı olarak kullanılan Metaverse, gerçek ve sanal dünyanın birleştiği yeni bir ‘dijital dünya’ olarak tanımlanıyor. Böyle bir dijital dünyada insanlar, farklı dijital evrenlere/ortamlara Metaverse’e uygun aletlerle geçiş yapabilecek ve sanal ortamda iletişim kurma fırsatı yakalayacak. Metaverse dijital evreni, herkesin bu dijital dünyada oluşturacağı 3D avatarlar (sanal karakterler) sayesinde gelecekte işe gidip gelmeden ofisteymiş gibi çalışma olanağının yanı sıra arkadaşlarla birlikte bir konsere katılma veya bir arkadaş davetine hologram olarak ışınlanabilme ve dahil olma olanağı sunacak.

Yeni bir dijital dünya vadeden Metaverse teknolojisi, yeni istihdam ve insan kaynaklarına yönelik ihtiyaçları beraberinde getirecek. Sanal emlak uzmanı, risk yönetimi uzmanı, blockchain geliştiricisi, dijital dedektif, oyun tasarımcısı, dijital satış uzmanı, siber güvenlik uzmanı ve pazarlama yöneticisi gibi meslek grupları Metaverse evreninde ilgi görecek.

 Yatırım alanları oluşacak

Metaverse kavramının ortaya çıkması ve tüm dünyada hızlı bir şekilde yaygınlaşması sonucunda küçük, orta ve büyük ölçekli şirketlerin yatırım stratejilerinde köklü değişiklikler meydana gelecek. Şirketler Metaverse ekosistemi içerisinde hızlı bir şekilde yerini almaya başlayacak. İlerleyen yıllarda Metaverse evrenine yatırım yaparak faaliyetlerini yürüten şirketlerin sayısında artış olacak.

NFT satışları yaygınlaşacak

Günümüzün bir diğer teknoloji trendi NFT, Metaverse ile eş zamanlı yükselişini sürdürüyor. Türkçe karşılığı ile “Değiştirilemeyen Token”  ya da “Değişmesi mümkün olmayan para” olarak tercüme edilen ve bir blok zinciri (blockchain) teknolojisi olan NFT, metaverse evreniyle birlikte daha fazla önem kazanacak teknolojilerden biri olacak. Günümüzde hem finans hem de sanat dünyasında popüler hale gelen ve ‘Non-Fungible Token’in kısaltması olan NFT, blockchain adı verilen teknoloji sayesinde dijital dünyada birbirinin yerine geçemeyen benzersiz öğeleri temsil edebiliyor. Metaverse evrenlerinde NFT müzayedelerinin açılması ve bazı Metaverse platformlarında yer alan tüm parçaların NFT statüsünde değer görmesi, NFT pazarını canlandıracak. “The First 500 Days”, “Crypto Punk”, “Crossroad” ve “Ocean Front” gibi önemli NFT parçalarının da değerinin artması bekleniyor.

Kripto para borsaları artacak

Günümüzde birçok kripto para borsası ve binlerce kripto para birimi bulunuyor. Metaverse platformlarının Sand, Mana, Ceek, AXS ve OVR gibi kendi kripto para birimlerini oluşturduğu veya farklı kripto para projelerini desteklediği görülüyor. Birkaç yıl içerisinde Metaverse ekosistemine yönelik ortaya çıkan kripto para birimlerinin büyük değerlere ulaşacağı ve kripto para borsalarının sayısının artacağı tahmin ediliyor.

Yeni teknolojik ürünlere ihtiyaç doğacak

Başta sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve karma gerçeklik olmak üzere birçok teknolojik ürünün Metaverse evreninin ihtiyaçlarına göre yeniden revize edilmesi bekleniyor. Ayrıca ilerleyen yıllarda Metaverse evreninin gelişimine paralel olarak yeni teknolojik ürünlerin de piyasaya sürüleceği düşünülüyor.

Generali Sigorta

Gebelikte beslenme bebeğin sağlığını şekillendiriyor

Gebelikte beslenme bebeğin sağlığını şekillendiriyor

Gebelikte beslenme hem bebeğin büyüyüp gelişmesi hem de annenin gereksinimlerinin karşılanması nedeniyle dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor. Bebeğin tek besin kaynağı annenin dengeli ve düzenli beslenmesi, bebeğin sağlıkla dünyaya gelmesi için büyük önem taşıyor. Gebelik dönemindeki kadınların enerji ihtiyaçları artıyor. Ayrıca vitamin ve mineral eksikliği gebelik sürecinde ortaya çıkıyor ve eksik olan vitamin ve minerallerin tamamlanması gerekiyor. Bu nedenle anne adaylarının uzmanların önerilerini dikkate alarak beslenmeye önem vermesi gebelik sürecinin sağlıklı geçirilmesinde altın standart oluyor. Medstar Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Funda Manav, gebelikte doğru beslenme hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Funda Manav

Daha fazla yemek değil daha yararlı besin seçmek önemli

Sağlıklı bir gebelik süreci ve sonunda sağlıklı olan bir bebeğin doğması için anne adayının dengeli beslenmesi gerekir. Hamilelik sürecinde kadınlar fazla besin almayı değil, dengeli olarak beslenmeyi tercih etmelidir. Ana öğünler arasına ara öğünler koyarak, günlük enerji ihtiyacını düzenli olarak karşılamalıdır. Gebeliğin ilk 3 ayından sonra hormonlar düzene girer ve anne adayı daha rahat bir hamilelik geçirmeye başlar. Gebelikte beslenme hamileliğin 3.ayından sonra daha önemli bir rol oynamaktadır. Bebek de anne karnında büyüdüğü için bu dönemde öğünler 2 katına çıkarılmalıdır. Yani 3 ana öğün arasına 3 ara öğün sıkıştırılmalıdır. Bu ara öğünler meyve, süt, yoğurt gibi kan şekerini ayarlayacak besinler olabilir.

 Folik asit alımına özen gösterin

Bebeğin kilo alması tamamen annenin sağlıklı beslenmesi ile ilgilidir. Gebeliğin son üç aydaki döneminde anne adayının kilosu ve beslenme şekli, bebeğin doğum ağırlığını belirler. Gebelik başlangıcında uygun bir kiloyla gebe kalmış olan kadın, düzgün ve doğru beslendiğinde gebelik süresince yaklaşık olarak 9-12 kg alır. Hamile kadınlar günde 80 g protein, 1,5 g kalsiyum, 30-60 g demir, A, B1, B2 ve C vitamini ihtiyacı duyar. Bunları beslenme listesinde olan yiyeceklerden düzenli olarak almalıdır. Folik asit alımı çok önemlidir, hatta gebe kalmadan önce başlanması büyük önem taşır. Bu vitamin gebelikte nöral tüp defekti adı verilen anomalinin önlenebilmesi açısından gereklidir.

Gebelik sürecinde proteinden zengin beslenin

Özellikle ikinci ve üçüncü üç ay dönemlerinde, hamilelikte beslenme adına bebeğin gelişimi için protein önemli bir besin maddesidir.

  • Öğlenleri tavada pişmiş yumurta ya da omlet tercih edin.
  • Akşam yemeklerinde somon filetoya yer verin.
  • Salatanıza nohut ya da siyah fasulye ekleyin.
  • Balık da mükemmel bir protein kaynağıdır ve bebeğin beyin gelişimine katkıda bulunur. Ancak midye ve cıva zengini balıklardan kaçının.

Az su tüketmek gebeliği riske sokabilir

Hamilelikte ortalama 10 bardak sıvı tüketilmesini tavsiye edilir. Su, meyve suları, kahve, çay ve alkolsüz içecekler günlük sıvı ihtiyacını karşılar. Ancak bazı içeceklerde şeker oranı yüksektir ve bu da istenmeyen kilo artışına sebep olabilir.  Hamilelik ilerledikçe, çok az su tüketmek prematüre doğum ya da erken doğuma sebep olabilir.

Surf Arabesk “Senin Olsun”

Surf Arabesk “Senin Olsun”

Alternatif müziğin Ankara çıkışlı yetenekli sanatçıları Fırat Ağacık ve Abkountry, Surf Arabesk ismini verdikleri proje kapsamındaki yeni şarkıları “Senin Olsun”u Universal Müzik Türkiye etiketiyle bugün yayımladı. “Daha Kaç Çeşit Hoşçakal”, “Sen Bana Mecbur Değilsin” ve “Hayal Etmek Güzel”in ardından gelen yeni şarkı, serinin dördüncü şarkısı olarak dinleyicinin beğenisine sunuluyor. Modern arabesk dokunuşları ve psychedelic tınılarıyla dikkat çeken şarkının sözü ve bestesi Fırat Ağacık ve Abkountry ortaklığında yazıldı.

MAW “Benim Olsan Sen”

MAW “Benim Olsan Sen”

Trap müziğin genç ve yetenekli isimlerinden MAW, yeni şarkısı “Benim Olsan Sen”i Universal Müzik Türkiye etiketiyle bugün yayımladı.

Myndless’la bir araya gelerek kaydedilen “Benim Olsan Sen”, ikili tarafından kaleme alındı. Prodüktörlük görevini GOKO!’nun üstlendiği şarkı, enerjisini kaybetmeyen dinamik altyapısı ve sözleriyle dikkat çekici bir ortak çalışmayı dinleyiciyle buluşturuyor.

Sık görülen ama  ‘nadir’ olduğu bilinmeyen 3 hastalık!

Sık görülen ama  ‘nadir’ olduğu bilinmeyen 3 hastalık!

Toplumda görülme sıklığı 2.000 kişide 1’den daha düşük olan hastalıklara ‘nadir hastalıklar’ deniliyor. Ancak nadir görülseler de tıbbın birçok branşını doğrudan ilgilendiren bu hastalıkların sayısı yaklaşık 8 bini buluyor ve genel popülasyonun yüzde 5-7’sini etkiliyor. Bu oranlar dikkate alındığında; dünyada 300 milyon, ülkemizde de ortalama 5-6 milyon kişinin farklı nadir hastalıklarla mücadele ettiği gözler önüne seriliyor. Üstelik günümüzde nadir hastalıkların sayısı her geçen gün artıyor ve her ay yaklaşık 4-5  yeni nadir hastalık tanımlanıyor. Nadir hastalıkların yüzde 80’i kalıtsal oluyor ve yaklaşık yüzde 75’i çocukluk çağında görülüyor. Genellikle kronik ve ilerleyici hastalıklar olan nadir hastalıkların belirtileri ise sıklıkla doğumda veya çocukluk döneminde ortaya çıkıyor. Ancak nadir görülmeleri nedeniyle tanı genellikle geç konuyor, bunun sonucunda tedavisi mümkün olabilen hastalıklarda çocuklar tedavi şansını yitirebiliyor. Ülkemizde akraba evliliğinin görülme oranının yüzde 20 oranlarında olduğu ve bunların yüzde 57,8’inin birinci derece kuzen evlilikleri olduğu dikkate alındığında sorunun önemi daha net anlaşılıyor.

Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar Merkezi Müdürü ve Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Özbek, nadir hastalıkların sadece ülkemizde değil küresel düzeyde diğer tüm ülkeler için de ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Nadir hastalıklar diğer hastalıklara nazaran bazı daha önemli sorunlar içeriyorlar. Bunların başında kllinik tanı konmasının güçlüğü ve tanı konulana kadar geçen sürenin uzunluğu geliyor. Oysa ne kadar erken tanı konulursa hastalık o kadar tedavi edilebiliyor ve yönetilebiliyor. Ayrıca nadir hastalıkların laboratuvar testlerinin olmaması ya da sadece sınırlı sayıda olması, birçoğunun güncel tedavi protokollerinin ve imkânlarının olmaması da ciddi bir sorun” diyor. Bunların yanı sıra tedavi amacıyla kullanılan ilaçların güçlükle tedarik edilmelerinin ve ücretlerinin pahalı olmasının da önemli bir sorun olarak devam ettiğini vurgulayan Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Uğur Özbek, “Hastalıkların nadirliğinden kaynaklanan bilgi ve deneyim eksikliği, hastalıkların sayısal olarak yüksek ve çok çeşitli olmaları nedeniyle nadir hastalıkların genel sağlık sistemi içinde ayrı kategoride ele alınmaları gerekiyor” diyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Özbek,  28 Şubat Dünya Nadir Hastalıklar Günü kapsamında 3 nadir hastalığı anlattı; önemli uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Uğur Özbek

ALBİNİZM: BEYAZ CİLT VE SAÇLAR

Albinizm; gözlerimize, cildimize ve saçlarımıza rengini veren melanin pigmentinin üretimini kısmen ya da tümüyle önleyen genetik mutasyonlar sonucu oluşan kalıtsal bir hastalık. Bu nedenle albinizmde hastalar çoğunlukla beyaz ciltleri ve saçlarıyla dikkat çekiyorlar. Melanin eksikliği nedeniyle ciltleri güneş ışınlarına karşı korunmadan yoksun olduğu için albinizmli hastaların cilt kanserine yakalanma riskleri de artıyor. Ayrıca ışığa karşı ciddi derecede hassasiyet ve görme eksikliği ile karakterize olan albinizm hastalığından ülkemizde yaklaşık 4 bin kişinin etkilenmiş olduğu düşünülüyor. Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Uğur Özbek, albinizm hastalığının gelişmesi için biri anneden biri babadan olmak üzere iki genin mutasyona uğramış olması gerektiğini belirterek, “Her iki birey de hastalığa yol açan bir mutasyonun taşıyıcısı oluyorlar. Bu çiftlerde albinizmli çocuğun dünyaya gelme olasılığı yüzde 25 oranındadır” diyor.

Belirtileri neler? Çok ince beyaz cilt ve saçlar en tipik belirtilerini oluşturuyor. Gözler ışığa duyarlı oluyor ve bu hassasiyet nedeniyle istemsiz bir şekilde ileri ve geri hareket edebiliyor.

Nasıl tedavi ediliyor? Albinizm hastalığının spesifik bir tedavisi yok. Tedavi semptomlara özgü oluyor ve düzenli oftalmolojik takip muayenesini içeriyor. Işığa karşı hassasiyeti azaltmak ve kontrast duyarlılığını arttırmak için filtreleme gözlükleri veya kontakt lensler (kırmızı renkli veya kahverengi) ve koruyucu cilt kremleri kullanımı öneriliyor.

FENİLKETONÜRİ: ZİHİNSEL YETERSİZLİĞE NEDEN OLABİLİYOR

Fenilketonüri; amino asit metabolizmasındaki bir sorun nedeniyle oluşan ve tedavi edilmediğinde hafif veya şiddetli zihinsel yetersizliğe yol açabilen bir hastalık. Ülkemizde her 4 bin yenidoğan bebekten biri fenilketonüri hastalığıyla dünyaya gözlerini açıyor. Besinlerle alınan ve vücudumuz için gerekli olan fenilalalin adlı amino asidin işlevlerini yerine getirebilmesi için tirozin ve fenilalalin hedroksilaz adlı enzimlere dönüşmesi gerekiyor. Bu dönüşümde bir hata olursa, kanda ve vücudun diğer sıvılarında artan fenilalalin beyinde hasar oluşturarak hafif veya şiddetli zihinsel yetersizliğin yanı sıra yürüme ve oturma gibi becerilerin gelişememesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabiliyor.

Belirtileri neler? Fenilketonüri yenidoğan taramasıyla tespit edilerek tedavi edilebilen bir hastalık. Ancak tanı konulup tedavi edilmezse doğumdan birkaç ay sonra belirtiler çok hafif veya şiddetli olarak başlıyor. Kademeli gelişim gecikmesi, kusma, titreme, egzama, soluk cilt, bodur büyüme, nörolojik nöbetler, küf kokusu (deride, idrarda veya nefeste) davranış bozuklukları (hiperaktivite) bu hastalığın bazı belirtilerini oluşturuyor.

Nasıl tedavi ediliyor? Fenilketonüri hastalığının erken tanısı ile fenil aleninsiz diyet tedavisi uygulanarak nörolojik ve diğer sorunlar engellenebiliyor, hastalar sağlıklı bir yaşam sürdürebiliyor. Tedavinin temel dayanağı düşük fenilalaninli diyet uygulanması ve amoniosit karışımı ilaç kullanımı oluyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

HEMOFİLİ: DİNMEYEN KANAMA

Hemofili; pıhtılaşma faktörleri olarak adlandırılan proteinlerin eksikliğine bağlı olarak gelişen, kanın gerektiği gibi pıhtılaşmaması nedeniyle kanamanın geç durması veya durmamasıyla karakterize, kalıtsal bir hastalık. Kanama çarpma veya travmalar nedeniyle dışarıdan olabileceği gibi, iç kanama şeklinde de gelişebiliyor. Ülkemizde her 10 bin bebekten 1’ine hemofili tanısı konuyor. Hemofili çoğunlukla erkekleri etkilese de kadın taşıyıcılarda da genellikle hastalığın daha hafif formları görülebiliyor.

Belirtileri neler? Kanama anomalileri genellikle bebekler yürümeyi öğrenmeye başladıklarında ortaya çıkıyor. Şiddeti ise pıhtılaşma faktörünün eksikliğinin derecesine bağlı olarak değişiyor. Pıhtılaşma faktörünün biyolojik aktivitesi düşükse hemofili şiddetli oluyor ve cerrahi işlemden, diş çekiminden, yaralanmadan, hatta basit bir travmadan sonra bile ani ve anormal kanama oluşabiliyor. Kanama çoğunlukla eklemlerin çevresinde ve kaslarda gelişse de travmadan veya yaralanmadan sonra herhangi bir bölgede de başlayabiliyor.

Nasıl tedavi ediliyor? Hemofili hastalığında prenatal tanı mümkün oluyor, etkin tedavi sayesinde çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebiliyor. Hastalığın tedavisi, eksik olan pıhtılaşma faktörlerinin vücuda damar yoluyla verilmesi esasına dayanıyor. Tedavi kanamadan sonra veya kanamayı önlemek için uygulanabiliyor. Bazı durumlarda cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulabiliyor.

Ferhat Göçer’den Sabahattin Ali şarkıları

Ferhat Göçer’den Sabahattin Ali şarkıları

Ferhat Göçer’in Sabahattin Ali’nin aşkları, heyecanları, hüzünleri ve hasretlerini sahnelediği “Aldırma Gönül Müzikali”nin Zorlu’daki gösterimi, Kültürel Dönüşüm Derneği ev sahipliğinde gerçekleşti.

İş, sanat ve cemiyet hayatından ünlü simaların katılarak destek verdiği müzikalden elde edilen gelir, Sabahattin Ali’nin müzisyen Kızı Filiz Ali’nin Ayvalık’ta açtığı konservatuarda eğitim gören gençlerin yararlanması için konservatuara bağışlandı.

Anlamlı geceye katılan davetliler Ferhat Göçer’in usta yorumu karşısında keyifli anlar yaşarken bir taraftan da Sabahattin Ali’nin Türk edebiyatına bıraktığı şiirleri dinleme ve eserlerine eşlik etme fırsatı buldu.

Ezel Akay’ın yönettiği müzikalde Ferhat Göçer seyircilere duygu dolu bir gece yaşattı. Göçer, Çocuklar Gibi’, ‘Melankoli’, ‘Göklerde Kartal Gibiydim’, ‘Ben Gene Sana Vurgunum’, ‘Aldırma Gönül’, ‘Geçmiyor Günler’, ‘Dağlar’, ‘İstek’ ve ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz şarkılarını izleyicilerle koro halinde söyledi ve gecenin sonunda ayakta alkışlandı.

Firuze Gamze, sahnelerin “Toz”unu atmaya geldi

Firuze Gamze, sahnelerin “Toz”unu atmaya geldi

Yenilikçi bir pop sound’u romantizm’le birleştiren Firuze Gamze, yeni teklisi “Toz” ile müzikseverlerle buluşuyor. Low end frekansların ağırlıkta olduğu, doublebeat alt türüne dahil olan Toz’un düzenlemesi, Firuze Gamze’nin güçlü sesini parlatarak açığa çıkarıyor.

Ayrılık acısı, dimdik bir duruş ve yarına dair umutla kucaklayan bir kalbin hikayesini anlatan “Toz”, Firuze Gamze’nin uzun yıllardır sahnelerde sürdürdüğü müzik kariyerini, müzik listelerine taşıyor ve dinleyicilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Özen yönetmenliğinde Şile’de sahil kenarında ve Kadıköy’de eski bir evde çekilen klipte Firuze Gamze kendi kendine kalmış ve bununla yüzleşen bir kadını canlandırıyor. Sözleri Esin İris’e, bestesi yine Esin İris ve Özgür Aksüyek’e, düzenlemesi ise Emir Özgören’e ait olan “Toz”, DMC etiketi ile tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Güven Kıraç’ın sergisinde buluştular

Güven Kıraç’ın sergisinde buluştular

Four Seasons Hotel Bosphorus, sanatçı Güven Kıraç’ın ‘Haiku’ isimli sergisine ev sahipliği yapıyor.

Güven Kıraç’ın resim tutkusunu yansıtan ve 30’dan fazla sanat eserinin yer aldığı serginin açılışı, Four Seasons Hotel Bosphorus’ta, Atik Pasha Fuaye’de gerçekleşti.

Çok yönlü oluşuyla dikkat çeken Güven Kıraç’ın bir diğer tutkusu olan resim alanında son dönem çalışmalarını kapsayan eserlerinin yer aldığı sergide sanatçının 30’dan fazla eseri bulunuyor. Kanvas üzerine akrilik tekniği ile çalışan Kıraç’ın sergisi farklı tarzlarda ve ruh hallerinde form, stil ve tekniklerin denemelerinden oluşuyor.