Yazılar

Neşe Sapmaz’dan Fenerbahçe üzerine çarpıcı yazı: futbol dünyasında yankı uyandırdı!

Türk basın dünyasında kalemiyle iz bırakan eski gazeteci ve yogi Neşe Sapmaz, futbolda gündemi sarsan gelişmelere kayıtsız kalmadı. Özellikle son dönemde Fenerbahçe’nin yaşadığı çalkantıları mercek altına alan etkileyici bir yazı kaleme aldı. Cesur ve derin analizleriyle dikkat çeken bu yazı, kısa sürede büyük ses getirdi.

Neşe Sapmaz, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun değil, aynı zamanda strateji, psikoloji ve büyük bir kültürel yapı olduğunu vurgularken, Fenerbahçe’nin karşı karşıya olduğu sorunları kendine has üslubuyla ele aldı. Hem futbol tutkunlarının hem de spor dünyasının yakından takip ettiği bu yazı, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak sosyal medyada hızla yayıldı.

Futbolun dinamiklerini ve kulüplerin iç dengelerini ustalıkla irdeleyen Sapmaz, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumu derinlikli bir bakış açısıyla ele alırken, okuyucularına ezber bozan analizler sundu. Yazının yankıları sadece spor camiasında değil, iş dünyasında ve medya çevrelerinde de büyük ilgi uyandırdı.

Yazının linki: https://nesesapmaz.com/27052025.html

Gai Maraque yaza sezonuna hazır

Giyim sektöründe 11 yıllık tecrübesiyle Ankara cemiyet ve iş dünyasının yakından tanıdığı başarılı girişimci Neşe Aykut, iki yıl önce kurduğu Gai Maraque markasıyla moda dünyasında kendine özgü bir yer edindi. Bugüne kadar birçok ünlü ismi giydiren ve kişiye özel üretimleriyle dikkat çeken Aykut, geçtiğimiz günlerde Ankara’daki mağazasında düzenlediği “Yaza Merhaba” davetiyle yeni koleksiyonunu tanıttı.

Ankara ve İstanbul’un tanınmış isimlerinin katıldığı özel gecede zarafet ve şıklık ön plandaydı. Yeni sezonun öne çıkan tasarımlarının sergilendiği etkinlikte, konuklar hem modanın hem de sosyal sorumluluğun bir arada olduğu bir deneyim yaşadı. Etkinlik kapsamında, bugüne özel olarak sokak hayvanları yararına bağış da yapıldı.

Neşe Aykut, açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Bu markayı kurarken ilhamım, sadece moda değil; özgünlük, zarafet ve sorumluluk duygusuydu. Bugün burada sadece yeni koleksiyonumuzu tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda iyilik dolu bir amaçla da buluşuyoruz. Bu birliktelikler bize güç veriyor.”

Ankara’da köklü bir müşteri kitlesine ulaşan Gai Maraque, önümüzdeki dönemde İstanbul’da da yeni bir mağaza açmayı hedefliyor. Markanın özgün çizgisi ve özel tasarım anlayışı, moda tutkunlarının ilgisini çekmeye devam edecek.

Yepyeni ikonik MICRA altıncı nesliyle geri dönüyor

B segmentine damga vuran Nissan MICRA, yepyeni görünümü, tamamen elektrikli altıncı nesili ile yollara geri dönüyor. İddialı kişiliğini sıfır emisyonlu mobilite ile birleştiren yepyeni MICRA, önceki beş jenerasyonunun başarısı, 40 yılı aşan popülerliği ile ikonik kompakt model olma iddasını farklı ve yeni karakteri ile devam ettirme iddiasını sürdürecek. Yeni Nissan MICRA 2025 yılı sonunda Avrupa’da ve 2026 yılında da Türkiye’de satışa sunulacak.

İddialı tasarım

Nissan’ın Londra’daki Avrupa Tasarım Merkezi’nde (NDE) tasarlanan Yepyeni MICRA, SUV benzeri bir tasarım, sade ve düzenli yüzeyler ve baştan sona ince detaylarla premium bir dış görünüme sahip olacak.

Tamamen Yeni MICRA, ister sade, güçlü ve ince bir görünüm, ister öne çıkmayı sevenler için cesur ve baş döndürücü bir görünüm olsun, her ihtiyaca uygun olarak 14 dış renk ile sunulacak. Ayrıca, gövde rengini siyah veya gri tavanla birleştirme seçeneği sunan iki tonlu renkler de her zevkten sürücü için ayırt edici bir görünüm sağlayacak.

Nissan MICRA

İç mekan zarafeti

Japonya’nın en ünlü simgesi Fuji Dağı’nın kalıplanmış bir taslağı da dahil olmak üzere ince gizli tasarım özellikleriyle Japon mirasına da işaret ediyor. “Kabinde yaşam, farklı kaplamalar, aydınlatma ve daha fazlası ile müşteri tercihlerine göre net ve farklı bir ambiyans yaratacak şekilde tasarlandı. Farklı renklerin, malzemelerin ve kaplamaların özenle seçilmesi kabine farklı kişilikler kazandırıyor.

Nissan MICRA

Kompakt ve Kullanışlı

4 metrenin altında uzunluğu ve 1,8 metreden daha az genişliği ile Yeni MICRA, ağırlığının çok üzerinde bir performans sergiliyor ve şehir hayatının dar virajları ve yoğun yollarına mükemmel uyum sağlıyor. 2,54 metrelik dingil mesafesi iç mekanda daha fazla alan sağlarken, yolda dinamik bir duruş, çeviklik ile optimum denge sağlıyor.

Nissan MICRA

408km’ye varan menzil ve etkileyici hızlı şarj ile kusursuz elektrikli araç sürüşü

İlk kez tamamen elektrikli bir model olarak sunulan tamamen Yeni MICRA, günlük yaşam için mükemmel olan EV sürüşü sunuyor. 40kWh ve 52kWh olmak üzere iki batarya seçeneği bulunan model, bir şehir otomobili için önemli bir güç ve menzil sunuyor:

Pil kapasitesi* 40kWh* 52kWh*
Maksimum güç 90kW 110kW
Maksimum tork 225Nm 245Nm
Menzil 310km 408km
Ağırlık 1400kg 1524kg

Tamamen Yeni MICRA sınıfındaki en iyi hızlı şarj seçeneklerinden birini de sunuyor.

Nissan MICRA

Singer MOMENTO ile harikalar yarattı

Dikiş makinesi markası Singer, tasarımı özgürleştiren ve yaratıcılığa ilham veren yeni hobi kesim makinesi MOMENTO’yu, özel bir davetle tanıttı.

Etkinlik, Ece Vahapoğlu’nun enerjik sunumuyla başlayan tanıtımda Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak’ın ürün hakkında bilgi verdi.

Etkinlik, Ece Vahapoğlu’nun enerjik sunumuyla başladı ve sahneye davet edilen Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak’ın konuşmasıyla devam etti.

Parlak “MOMENTO, sadece bir hobi kesim makinesi değil; aynı zamanda kişisel tasarımları gerçeğe dönüştürmeyi kolaylaştıran yaratıcı bir asistan. Hobi tutkunlarından profesyonel tasarımcılara kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden MOMENTO ile özgün fikirlerin hayata geçmesini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Modacı Tuvana Büyükçınar, Singer MOMENTO ile yaptıklarını konuklara gösterirken, ürün hakkında da bilgi verdi. Büyükçınar, “Ürün, yaratıcılığı besleyen ve fikirleri gerçeğe dönüştüren bir teknoloji sunuyor. Moda dünyasında her zaman hayalleri gerçeğe dönüştürmek için farklı yollar arıyoruz. MOMENTO, bunu çok daha kolay ve erişilebilir kılıyor. Sadece moda değil; ev tekstilinden aksesuara kadar pek çok alanda hayal gücünü pratiğe dönüştürmeyi mümkün kılıyor. Bence MOMENTO, üretmek isteyen herkesin yanında olması gereken ilham verici bir yol arkadaşı.” dedi.

Lansman kapsamında Büyükçınar, MOMENTO ile şık ve özgün bir ceket tasarladı. Ceketin tasarım süreci de özel olarak hazırlanan bir video ile izleyicilerle paylaşıldı.

MOMENTO, Cam, ahşap, vinil, kâğıt, karton, keçe ve kumaş gibi pek çok farklı yüzeye uygulama yapabilme özelliğiyle dikkat çeken MOMENTO, malzeme çeşitliliği açısından da kullanıcılarına sınırsız bir yaratıcılık alanı sunuyor.

Hyundai INSTER şimdi Türkiye’de

Hyundai Motor Türkiye, uzun zamandır beklenen A – SUV segmentindeki kompakt elektrikli modeli INSTER’ı satışa sundu.

Hyundai, INSTER modelini satışa sunmasıyla birlikte Hyundai, tamamen elektrikli SUV segmentindeki varlığını güçlendiriyor. INSTER, sıradan bir model olmanın çok ötesinde, dikkat çekici tasarım konsepti, kendinden emin duruşu, etkileyici iç mekanı ve çok yönlülüğü ile küçük bir SUV’un da son derece etkileyici olabileceğini kanıtlıyor. Tamamen elektrikli modelin genel tasarım konsepti, Hyundai’nin EV kimliğini somutlaştıran, özellikle dış kısımdaki piksel ışık özelliğinde belirgin olan ayırt edici bir tasarımla karakterize edilen, fütüristik ve yüksek teknolojili unsurların bir karışımı olarak öne çıkıyor. İç tasarım ise heyecan verici ve ilgi çekici kullanıcı deneyimleri yaratmaya odaklanıyor.

Hyundai INSTER

INSTER, 2021’de satışa sunulan ve yalnızca Kore’de üretilen benzinli CASPER’ın tasarım mirasını baz alıyor. Hyundai’nin Kore dışındaki diğer pazarlar için stratejik olarak geliştirdiği INSTER’in stili, daha fazla iç alan ve sağlam bir yol tutuşu sunmak için uzatılmış gövdeden oluşuyor. Geniş bir dingil mesafesi ile desteklenen otomobil, her ne kadar A segmentinde yer alsa da kendinden çok daha büyük araçlarla yarışır bir iç mekan konforu sunuyor. Böylelikle, tam olarak A segmenti ile B segmenti kompakt modeller arasında konumlanıyor.
INSTER’ın dış görünümü, düz, temiz yüzeyler ve uyumlu ön ve arka stil ile sağlam ancak kompakt bir SUV gövde profiline sahip. Yüksek teknolojili görünümü, fütüristik LED gündüz farı imzası ve piksel desen LED ön sinyal lambaları, stop lambası ve tamponu ile diğer küçük EV’lerden farklılaşarak cesur ve göz alıcı bir izlenim yaratıyor. Aracın ön ve arka tarafındaki eklentiler ise sağlam görünümünü artırıyor ve ek koruma sağlıyor.

Hyundai INSTER

Piksel desenine sahip parlak siyah ön ızgara ve uyumlu ön ve arka kapı kemer çizgileri, şık ve tutarlı tasarıma katkıda bulunuyor. Tavan raylarının tasarımı ise hem stil hem de işlevsellik katıyor. Hyundai’nin Kore kökenleri, hanji kağıdının doğal tonlarından esinlenen INSTER’ın renk paletinde yansıtılıyor. Geleneksel olarak, bu özel kağıt, yerel kağıt dut ağacının iç kabuğundan el yapımı olarak yapılıyor.

Ferah iç mekan
INSTER’in iç mekanı da genişletilmiş 10,25 inç dijital gösterge paneli, 10,25 inç bilgi-eğlence dokunmatik ekranı ve daha geniş bir ferahlık hissi yaratan sıkıştırılmış bir konsolda kablosuz şarj yuvası ile sürücü için yükseltilmiş rahatlık sağlıyor. Piksel teması, direksiyon simidindeki grafiklerle tekrarlanarak modelin yüksek teknoloji imajını güçlendiriyor. Harita cepleri ile ekstra depolama alanı sağlanıyor. Aracın standart iç mekan rengi ise bej olarak hazırlanıyor. İlk sıra, kabinde daha iyi hareket kabiliyeti için geliştirilmiş bir geçiş yolu sunarak sürücü ve ön yolcu koltukları arasında kolay erişim sağlıyor. Sürücü koltuğu da dahil olmak üzere tüm koltuklar, artırılmış çok yönlülük için düz bir şekilde katlanabiliyor. Arkadaki 50/50 kayan ve yatırılabilen koltuklar, daha fazla konfor ve daha geniş bacak mesafesi için geriye taşınmış.

Hyundai INSTER

Üstün bir şarj deneyimi
INSTER, standart olarak 11 kW’lık bir yerleşik şarj cihazıyla donatılmış. DC hızlı şarj cihazı kullanıldığında, INSTER yaklaşık 30 dakikada %10 ila %80 oranında şarj edebiliyor. INSTER’ın menzili ise 49 kWh bataryasıyla 360 kilometre (WLTP). DC hızlı şarj kapasitesi, uzun mesafelerde seyahat ederken kısa duraklamalara olanak tanıyor. Araç, özellikle daha soğuk iklimlerde şarj performansını artıran bir batarya ısıtma sistemiyle donatılmış. Yüksek verimli ısı pompası, enerji kullanımını optimize ederek aracın genel performansına ve menziline katkıda bulunuyor.

Hyundai INSTER

Performans
Otomobil, 84,5 kW (115 PS) güç üretirken tek bir motorla hareket ediyor ve maksimum tork değeri ise 147 Nm. Aracın 100 km’deki ortalama enerji tüketimi ise 15,3 kWh olarak veriliyor.
INSTER, McPherson destekli ön süspansiyon ve birleştirilmiş burulma kirişli arka aks ile hassas bir sürüş sunuyor. Bu sistem, rahat kullanım için Kolon tipi Motor Tahrikli Hidrolik Direksiyon ile tamamlanmış. Araç, engebeli yollarda, hız tümseklerinde ve otoyollardaki bozuk zeminde darbeleri emerek dengeli ve keyifli bir sürüş sunuyor. Buna ek olarak INSTER, güç dağıtımı, otomatik tutma, tam durma özellikli akıllı hız kontrolü ve adaptif rejeneratif frenleme gibi gelişmiş özellikler sunuyor. Güçlendirilmiş gövde sızdırmazlığı ve kalın kapı camı gibi gelişmiş yalıtım donanımları da yol gürültüsünü ve titreşimleri önemli ölçüde azaltıyor. INSTER, tam kapalı arka tampon ve aktif hava kapağı gibi aerodinamik iyileştirmelerle 0,309’luk bir sürtünme katsayısına ulaşıyor.

Her 4 kişiden biri reflü hastası!

Modern çağın stresli ve yoğun temposunda, sağlıksız beslenme ve yanlış yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle reflü hastalığı hızla yaygınlaşıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, “Dünyada ve ülkemizde reflü hastalığı özellikle son yıllarda oldukça sık görülmektedir. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması anlamına gelen reflü, hastalarda; yutma zorluğu, göğüs ağrısı, yemek borusunda takılma ve yanma hissi, ağrılı yutma, seyrek olarak bulantı, kronik öksürük, seste kabalaşma vb şikayetlere neden olmaktadır” diyor. Reflüye bağlı göğüs ağrısının kalp ağrısını taklit edebildiğini ve göğüste, yemek borusunda yanma, sırta, çeneye ve kola yayılan bir ağrıya neden olabildiğini belirten Prof. Dr. Şenateş “Bu ağrı birkaç dakika olabildiği gibi saatlerce de  sürebilir, kendiliğinden veya anti-asit ilaçlarla geçebilir. Genellikle yemeklerden sonra meydana gelir, hastayı uykudan uyandırır ve duygusal stres ile de tetiklenebilir” diye konuşuyor. Tedavi edilmeyen reflünün yaşam kalitesini düşürerek, kişinin hem sağlığını hem de iş hayatındaki performansını olumsuz etkilediğini, kanser dahil olmak üzere çok ciddi hastalıklara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenateş, buna karşın toplumda bazı yanlış düşünce, inanışlar ve önyargılar nedeniyle hastaların tedaviden mahrum kalabildiklerini vurguluyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş, reflü hakkında toplumda doğru sanılan 9 yanlış bilgiyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

Prof. Dr. Ebubekir Şenateş

  • Reflü sadece yaşlılarda görülür: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bu düşünce/inanış doğru değildir. Reflü hemen her yaşta insanda görülebilir. Üstelik günümüzde aksine genç erişkinlerde, ergenlerde ve hatta çocuklarda dahi görülür hale gelmiştir.  Yenidoğanlarda reflü sıklığı yüzde 5-9 iken, çocukluk yaşında yüzde 10 civarında, adolesan yani 10-19 yaş aralığını kapsayan ergenlik döneminde ise bu oran yüzde 20’ye kadar çıkabilir.

  • Reflü basit bir hastalıktır, kalıcı bir tıbbi duruma yol açmaz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü aslında oldukça yaygın, ülkemizde her 4 kişiden birinde görülen, oldukça önemli ve olumsuz tıbbi durumlara yol açabilen bir hastalıktır. Bunlar arasında yemek borusunda yaraların ve bu yaralara bağlı kanamaların gelişmesinden kansere dek çok ciddi hastalıklara neden olabilir. Reflü nedeniyle iş perfomansında azalma, kendini iyi hissetme halinin bozulması, yemek borusunda yanma gibi nedenlerle sık acile başvurma da sık görülen durumlardır. Reflü ciddi bir hastalıktır, tedavi ve gerekli girişimler uygulanmazsa ciddi sonuçlara yol açabilir.

  • Reflü için doktora gitmeye gerek yok, eczaneden bir mide ilacı almak yeterlidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Altta yatan neden mide fıtığı, alt özofagus sfinkterinde gevşeklik ve diğer anatomik sorunlar olduğunda, basit bir mide ilacı kullanarak reflüye karşı yeterli önlem alınamaz. Ayrıca farkında olmadan reflüye bağlı Barrett özofajiti gelişmişse (ki bu durum kronik reflü durumunda yaklaşık yüzde 10 civarında gelişebilir) mutlaka endoskopik takip, bazen de endoskopik müdahale gerekir” diyor.

  • Reflü ve göğüste yanma aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflüde göğüs yanması daha uzun sürer, kroniktir, anti-asit ve mide koruyucu (proton pompası inhibitörleri) ilaçlarla geçer. Göğüs yanması bazen akut kalp krizi, aort anevrizma yırtılması gibi ciddi kardiyovasküler hastalıklara bağlı olabilir. Göğüs yanması olunca, mutlaka bir hekime başvurulması gerekmektedir.

  • Sadece mide koruyucu ilaçlarla reflüden kurtulabilirim: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Mide koruyucu ilaçlar reflü tedavisinde 30 yıldan fazladır kullanılmaktadır. Ancak sadece bu ilaçlarla reflüden kurtulmak mümkün değildir. Mutlaka yaşam tarzı değişikliği denlen; diyet, uyku düzeni, yeme-içme ile ilgili düzenlemelerin de ilaçlara ek olarak devreye alınması gerekir. Ayrıca, mide-yemek borusu birleşimindeki kapakta bir gevşeklik varsa, mide fıtığı varsa endoskopik müdahaleler (ARMA, Gerdx gibi) veya cerrahi müdahale de gerekebilir.

  • Reflü esas olarak baharatlı gıdalara bağlı gelişir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Baharatlı gıdalar sanıldığı gibi, reflünün nedeni değildir. Reflüsü olan bir kişide baharatlı gıdalar reflünün semptomlarını daha görünür kılabilir. Ancak esas neden altta yatan ve devam eden reflüdür. Anatomik bozukluklar, aşırı yağlı -çikolatalı yiyecekler,  aşırı yemek yeme,  sigara içme, obezite, gebelik, yemekten hemen sonra yatma, bazı ilaçlar ve aşırı stres reflüye neden olabilir.

  • Reflünün tek tedavi yolu cerrahidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Şenateş “Cerrahi, reflünün tedavisinde oldukça seyrek ihtiyaç duyulan bir yöntemdir. İlaçlar, diyet değişikliği, kilo kontrolü ve yaşam tarzında değişiklikler çoğu zaman reflü yakınmalarının kontrolünde işe yarar ve daha ciddi sonuçların meydana gelmesini önler. Ayrıca son 10 yılda ortaya çıkan ve tüm dünyada kullanılan ARMA, GERDx gibi endoskopik yöntemler de ameliyat gerektirmeden, günübirlik işlem şeklinde başarılı şekilde uygulanmaktadır” diyor.

  • Reflü ile gastrit aynı şeydir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflü esas olarak mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluşur. Ancak gastrit esas olarak midede inflamasyon (yangı, bir tür iltihap) oluşmasıdır. Gastritin nedenleri, tedavisi, takibi reflüden oldukça farklıdır. Reflü gastritten tamamen ayrı bir hastalıktır; tanı kriterleri, tedavisi ve takibi de farklıdır.

  • Reflünün herhangi bir bedeli yoktur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Reflünün hem tıbbi, hem de mali bedeli oldukça fazladır. Yemek borusunda yara (özofajit, ülser), kanama, darlık, Barrett, kanser gelişmesi gibi komplikasyonlar hayatı tehdit ederler. Bu nedenle reflü hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın oluşturulması ve tanı ve tedavisinde gecikilmemesi büyük önem taşımaktadır.

Hamilelikte obezite tehlikesi!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu haline geldi.  Zira, obezite pek çok kronik hastalığın gelişme riskini artırırken, dünya çapında ölüm nedenlerinin de başında geliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, görülme sıklığı dünya ile birlikte ülkemizde de giderek artan obeziteden kadınların daha fazla etkilendiğini belirterek, “Öyle ki Sağlık Bakanlığı tarafından 2017 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nın raporuna göre; obezitenin erkeklerde görülme sıklığı yüzde 24.6 iken bu oran kadınlarda yüzde 39.1’e yükselmektedir. Birçok çalışmanın verileri, doğurganlık çağındaki 20-39 yaş grubu kadınlarda obezite görülme oranının yüzde 20-35 olduğunu ve morbid obezite görülme oranlarında giderek artış gözlendiğini göstermektedir” diyor.

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Çocukluk çağı obezitesi riskini 2 kat artırıyor!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, obezite sorunu yaşayan anne adaylarında hamilelik sürecinin düzenli ve yakın takip gerektirdiğine dikkat çekerek, “Obezite hem anne adayının hem bebeğin sağlığını tehdit edebilmektedir.  Örneğin, bu annelerin bebeklerinde, çağımızın önemli sorunu olan ve görülme sıklığı giderek artan çocukluk çağı obezitesinin gelişme riski ciddi oranda artmaktadır. Yapılan çalışmalar, gebeliğin ilk  3 ayı içindeki maternal obezite ile çocukluk çağı obezitesi arasında ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonuçlarına göre; annesi gebeliğin ilk 3 ayında obez olan çocukların 2 yaşına geldiklerinde obez olma riskleri 2 kat artarken, 3 – 5 yaşlarına geldiklerinde bu risk artış göstererek 2.3 kat olmaktadır” uyarısında bulunuyor.

Bebeklerde kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabete zemin hazırlıyor!

Bebeklerin fizyolojilerinin hamilelik sürecinde anneden gelen besinlere uyum sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu adaptasyonun bebeklerin metabolizmalarını kalıcı olarak değiştirebildiğine işaret ederek, “Anne karnındayken programlanmış olan bu değişiklikler bebeklerde obezitenin yanı sıra kalp hastalığı, hipertansiyon ve insüline bağımlı olmayan diyabet dahil olmak üzere yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan çeşitli hastalıklara da zemin oluşturmaktadır” diyor.

Annede kalıcı sorunlara yol açabiliyor!

Obezite, hamilelik sürecinde sadece anne karnındaki bebekte değil anne adayında da ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu hastalıkları şöyle özetliyor: “Obezite sorunu yaşayan anne adaylarında gebelik şekeri 2.6, gebelikte yüksek tansiyon 2.5 ve preeklampsi 3.2 kat artış göstermektedir. Gebelik sürecinde ve lohusalıkta damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek sorunlar da yaşanırken, doğum sonrasında tip 2 diyabet yaşanırken, doğum yüksekliği gibi sağlık sorunları kalıcı olabilmektedir.”

Yakın takip ve tedaviyle önlenebiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ,  aslında hamilelikte obezitenin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek,  “Düzenli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve her şeyden önemlisi gebeliğe ideal kiloyla başlamak ve bunun için doğum öncesi danışmalık almak, sorunların oluşmasını önlemenin etkili ve ulaşılabilir bir yoludur” diyor.  Obezitenin oluşturacağı riskleri en aza indirmek için hamileliğin ilk haftalarından itibaren yakın takip  ise büyük bir öneme sahip.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, ilk muayenede obezitenin neden olabileceği sağlık sorunlarının araştırıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun için diyabet açısından açlık kan şekeri, üç aylık kan şekeri göstergesi olan HbA1C ve gerekirse şeker yükleme testi yapılır.  Kalp sağlığı açısından kan yağları ve ihtiyaç halinde kardiyolojik değerlendirme istenebilir. Tansiyon takibi günlük bakılabilir ve yüksek tansiyona eşlik eden baş ağrısı veya görme bulanıklığı gibi bulgular açısından anne adayı bilgilendirilir. Bebeğin gelişimi, kilo alımı, anneye ait risk faktörlerinden etkilenme durumu ve iyilik hali her görüşmede değerlendirilir.”

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite şart

Hamileliğine aşırı kilolu veya obezite sorunuyla başlayan anne adaylarında aylık kilo alımının bir plana oturtulması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Halenur Bozdağ, diyetisyen eşliğinde kişiye özel bir diyet listesi oluşturularak sağlıklı beslenme ve kalori kontrolünün yapıldığını belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, fiziksel aktivite konusunda da anne adaylarının desteklenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Düzenli açık hava yürüyüşleri günlük hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Her gün 30 dakikalık açık havada yürüyüş veya ev içinde günde 3 kez 20 dakikalık aktivitede bulunmak, hamileliğin sağlıklı geçmesi için son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Obezite sorunu varsa 5-9 kilodan fazla alınmamalı!

Hamilelikte ne kadar kilo alınması gerektiği ise hamileliğin başlangıcındaki kiloya göre değişiyor. Vücut Kitle İndeksine göre zayıf olan anne adaylarının hamilelik sonuna kadar 12.5-18 kilo; ideal kiloda olanların 11.5-16 kilo; fazla kilosu olanların 7-11.5 kilo almaları öneriliyor. Obezite sorunu yaşayan anne adaylarının  ise 5-9 kilodan fazla almamaları önem taşıyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, “Genel olarak bakıldığında, Vücut Kitle İndeksi’ne göre zayıf ve normal ağırlıktaki gebelerde ayda en fazla 2 kilo alımı, kilolu veya obezite sorunu olan gebelerde ise en fazla bir kilo alımı önerilmektedir” diyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un yazlık mekânı C BAR kapılarını açtı

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Boğaz’ın yanı başında yer alan mekânı C Bar ile yazı karşılıyor. C Bar; ‘Red Passion’dan ilham alan şık dekorasyonu, İtalyan aperitif kültürünü yansıtan özenle hazırlanan kokteylleri, leziz atıştırmalıkları ve canlı DJ performansıyla İstanbul’un en seçkin buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. Yazın gelişiyle yeniden açılan C Bar, Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde gün batımına karşı tadılacak imza kokteyllerini, müziğin ritmini yakalayan DJ performansları ile buluşturarak eğlence tutkunlarına sunuyor.

Salı günleri hariç haftanın her günü saat 18.00 – 01.00 arasında misafirlerini ağırlayan C Bar, her Cuma ve Cumartesi saat 18.00 – 23.00 arasında canlı DJ performansları ile hareketlenmeye devam ediyor.

Bilgi; 0212 326 46 20

AYE “Yasak Elma” adlı yeni single’ını müzikseverlerle buluşturdu!

R&B sahnesinin genç ve özgün ismi AYE, daha önce yayımladığı “Reenkarnasyon” adlı şarkısının ardından, “Yasak Elma” ile kendine özgü bir ses yaratıyor. Sözleri AYE ve Erdem Fırat’a ait olan bu şarkı, enerjik yapısı ve özgür ruhuyla dikkat çekiyor. Mix&Mastering’i ise Özgür Özzeytin üstleniyor.

Aydilge yeni akustik single “Parmak İzlerin”

Türk popunun farklı ve özgün sesi Aydilge, son dönemde gittikçe dijitalleşen ve duygusunu yitiren ilişkilere dair “Parmak İzlerin” adlı şarkısını bu kez solo ve akustik bir düzenlemeyle yeniden yorumluyor.

Daha önce Birol Namoğlu ile düet olarak yayımlanan ve geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan şarkı, bu yeni versiyonunda sadeleşmiş yapısıyla dinleyiciyle daha doğrudan bir bağ kurmayı hedefliyor. Aydilge şarkısını, anlaşılmadığını, görülmediğini, duyulmadığını hisseden insanlara ithaf ediyor.

Sözü ve müziği Aydilge’ye ait olan şarkıda, sanatçıya kemanda eşi Utku Barış Andaç eşlik ediyor. Düzenlemesi Samuray Gökçe’ye ait olan “Parmak İzlerin (Akustik)”, Avrupa Müzik etiketiyle şimdi tüm dijital platformlarda yayında!