Yazılar

Mustafa Erol’dan akustik “Canım Sevgilim”

Çıkardığı akustik çalışmalarla kısa sürede büyük beğeni toplayan Mustafa Erol, Kayahan’ın “Allah’ım Neydi Günahım” ve Yıldız Tilbe’nin “Delikanlım” şarkılarının ardından bu kez yine akustik versiyonuyla daha önce Baha’nın seslendirdiği “Canım Sevgilim” şarkısını yorumladı.

Düzenlemelerini Ercan Bakalımoğlu’nun üstlendiği şarkıların klipleri İstanbul’da bir stüdyoda çekildi. Akustik çalışmalarına devam edecek olan Mustafa Erol, “Yakında yeni yapacağımız 4 şarkıyla da müzikseverlerin karşısında olacağım” dedi.

Emre Aydın’dan yine bir hit geliyor “Son yalancı”

Duygusal derinliği yüksek şarkıları ve kendine has anlatımıyla Türk rock müziğinin en güçlü temsilcilerinden Emre Aydın, yeni teklisi “Son Yalancı” ile geri dönüyor.

Uzun zamandır müzikseverler tarafından beklenen şarkı, Sony Music Türkiye etiketiyle yayında olacak. Söz ve bestesi Seçkin Türk’e, düzenlemesi Burak Bedirli’ye ait olan “Son Yalancı”; aşk, hayal kırıklığı ve kabulleniş temalarını yalın ama etkileyici bir dille ele alıyor. Emre Aydın’ın içten vokali ve parçanın güçlü rock altyapısı, dinleyicileri yine derinden etkilemeye aday. “Son Yalancı”, 6 Haziran’da tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşurken, Kenan Haliloğlu yönetmenliğinde çekilen klibi de Emre Aydın youtube kanalında yayında olacak.

Meri’nin ilk teklisi “Arada”

Meri, modern pop, R&B sound’u ve etkileyici sözleriyle dikkat çeken ilk teklisi “Arada” ile müzikseverlerle buluşuyor.
Ateş Atilla’nın yazdığı sözlerle yalnızlığı sahiplenen ama duygularından da kaçmayan bir karakterin iç sesi gibi bir anlatım sunan şarkı, enerjik R&B/pop altyapısıyla dinleyiciyi etkisi altına alıyor.
Çarpıcı klibiyle de dikkat çeken “Arada”, Meri’nin müziğe getirdiği taze ve özgün bakış açısını yansıtıyor.

Zen-G, yeni albümü “GOLDSCHOOL”

Türk rap sahnesinin üretken ve çok yönlü isimlerinden Zen-G, yeni albümü “GOLDSCHOOL” ile dinleyicilerle buluşuyor.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan albüm, Zen-G’nin söz yazarlığı, flow çeşitliliği ve üretim gücünü yansıtan en kapsamlı işlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Toplam 14 şarkıdan oluşan “GOLDSCHOOL”, hem sound hem de içerik olarak sokak kültürünü, mücadeleyi ve kişisel dönüşümü yansıtırken, rap müziğin farklı dönemlerine ait unsurları aynı potada eritiyor.

Zen-G’nin yeni albümü ‘’GOLDSCHOOL’’, klasik rap müziğin temel taşlarından biri olan boom bap tarzıyla başlayıp günümüzün modern trap sound’larına uzanarak geniş ve çok yönlü bir müzikal yelpaze sunuyor.

Zen-G’nin yıllar içinde edindiği müzikal olgunluğunu, sanatçı olarak evrimini ve hip-hop kültürüne duyduğu güçlü bağlılığı yansıtan albüm, sanatçının yaşamından, gözlemlerinden ve içsel yolculuğundan izler taşıyor.

REST’ten ikinci tekli: “Hacıyatmaz”

İlk teklileri “Yan” ile Türkçe rock sahnesine “merhaba” diyen REST, ikinci şarkısı “Hacıyatmaz” ile yolculuğuna bir kez daha sağlam bir adımla devam ediyor.

2000’lerin Türkçe rock ruhunu bugünün sound’uyla yeniden kurgulayan grup, bu kez pes etmeyenlerin, yükü sessizce sırtlayanların ve yedi kez düşse de sekiz kez ayağa kalkanların hikâyesine ses veriyor.

“Hacıyatmaz”, yalnızca bir metafor değil; direnmenin, devrilmeden yeniden doğrulmanın ve yoluna devam etmenin müzikal karşılığı.
REST’in kendi deyimiyle: “Hacıyatmaz, sarsılsa da devrilmeyenlerin şarkısı.”

Türk-Yunan dostluğu bu festival ile perçinlendi

Fethiye Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Gastronomi Kültür ve Dostluk Festivali, renkli görüntülere sahne oldu.

Festival, Türkiye ile Yunanistan’dan ünlü şefleri, akademisyenleri, gazetecileri ve yazarları Fethiye’de bir araya getirdi. Fethiye’nin sahip olduğu geleneksel mutfak kültürü ve coğrafi işareti almış ürünleri bu festivalde tanıtıldı.

Fethiye meydanında yapılan sirtaki ve folklor gösterisi başlayan festival, Yunanlı ünlü sanatçı Christina Golia, konseri ile devam etti. Sanatçı Golia, söylediği Türkçe ve Yunanca şarkıları ile misafirleri eğlendirdi.

Misafirler, S.S. Fethiye Kadın Girişimi Üretim İşletme ve Kalkınma Kooperatifi’nin stantlarında kadınların el emeği göz nurları hazırladığı ürünleri yakından görme şansı bulurken, yerel ürünlerden alma imlanı buldular. Üreticiden tüketiciye direk ulaştırılan organik Cuma pazarını gezen şefler, festival için hazırlayacakları menülerin alışverişini burada yapma imkanı buldular.

Konuklar Fethiye’nin Kayaköy gibi tarihi ve ören yerlerini gezme imkânı da buldular.

Şef Maria Ekmekçioğlu Fethiye’den Yunan televizyonlarına canlı olarak bağlanarak festival hakkında bilgi verdi.

“Fethiye’de turizm atağına kalktık”

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, Yunanistan’dan gelen akademisyen, yazar, gazeteci, iş insanlarını makamında ağırlarken Fethiye’de yaptıklarını anlatma imlanı buldu. Tüm soruları tüm içtenliği ile yanıtlayan Karaca sözlerine şöyle devam etti. “Göreve geldiğimizden bu yana paydaşlarımızla birlikte büyük bir turizm atağı başlattık. Dört yıl önce Hollanda’dan gelen turist sayısı çok azdı. Orada yaptığımız çalışmalar sayesinde bu sayıyı üç katına çıkardık. Aynı şekilde Londra ve Almanya’daki fuarlarda da yer aldık. Fethiye’nin en büyük yatırımlarını birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirdik. Şu anda devam eden 14 projemiz var. Fethiyemize hizmet etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

“Türk-Yunan mutfağının benzerliklerini ve farklılıklarını birlikte görme şansı bulduk”

Organizasyona katkı sağlayan ünlü şef Maria Ekmekçioğlu, Türk ve Yunan medyası ile bir araya geldi. Her iki yakada yaşamanın avantajı ile konuşan Ekmekçioğlu, Türk-Yunan dostluğu böylesi festivaller daha da perçinleyeceğini belirtti.

Şef Maria Ekmekçioğlu sözlerine şöyle devam etti. “Fethiyemizin dört bir yanında ziyaretlerde bulunduk. Şeflerimizle birlikte yerel ürünleri yerinde inceledik. Türk-Yunan mutfağının benzerliklerini ve farklılıklarını birlikte görme şansı bulduk” dedi.

“Fethiye’nin ürünlerini uluslararası pazarda”

S.S. Fethiye Kadın Girişimi Üretim İşletme ve Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çiğdem Karaca, “Kadınların geri adım attırılması, ülkemizin her alanda geri gitmesine neden oluyor. Şu anda 1500 kadın üyemiz var. Fethiyemizin ürünlerini uluslararası pazarlarda tanıtmak ve satmak için büyük bir çaba içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

GilbertAchcar “Yeni Soğuk Savaş”

Önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanı Soğuk Savaş’ın bitişinden Ukrayna’daki savaşa kadar uzanan kilit aşamaları gün ışığına çıkarmaktadır.

Gilbert Achcar, 1999’daki Kosova Savaşı’nın akabinde dünyanın Birleşik Devletler, Rusya ve Çin’in savaşa her daim hazırlıklı bulunmalarıyla nitelenen bir Yeni Soğukavaş’a adım attığını iddia etmişti. Achcar’ın analizinde dikkat çekecek ölçüde ileri görüşlü olduğu ortaya çıkmıştı. O gün bugündür ABD kendini bir küresel egemen şeklinde konumlandırmış; Çin Rusya’yla bağlaşık bir ekonomik güç merkezi halini almış; Rusya da NATO’yu engellemek için, Vladimir Putin’in 2022’deUkrayna’yı kanlı istilasıyla doruk noktasına varan önleyici savaşları açmıştı.

Helga Rittersberger-Tılıç “İsyan ve İtaat Arasında”

İsyan ve İtaat Arasında, Gezi Direnişi’nin görkemli eylem çeşitliliği ve yaratıcı repertuvarının etkisinin ardından, 2013 sonrasında Türkiye’deki toplumsal hareketlere ilişkin geniş bir alanı tartışıyor. Hareketlerin hem tahayyül gücünü hem dönüştürücü potansiyellerini hem de siyasal etkilerini teorik olarak kavrama çabasının yanında saha araştırmalarına dayanan makaleler aracılığıyla somut olgu ve arayışlara da ışık tutuyor.

Tove Jansson “Heykeltıraşın Kızı”

Tove Jansson’un tanımlanmış her şeyle şiddetli geçimsizliği vardır. Adların, sıfatların bir şeyleri işaret etmekten çok şekillendirdiğini, kurumsallaştırdığını düşünür. “Teselli etmek, hayranlık duymak, boyun eğmek, sere serpe bir erkeğe bağlanmamak ve savaşa yem olacak bir çocuk yapmamak için” evlenmez. Nazi Almanya’sını eleştirdiği sivri dilli karikatürleri, Finlandiya devletiyle başını belaya sokar.

Sporda ağırlık kaldırırken, dikkat!

Tablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… Tüm bunlar ve daha pek çok etken nedeniyle bel bölgesinin omurları arasında yer alan diskler kayma veya yırtılma sonucu, sinirler ile omuriliğin geçtiği kanala doğru yer değiştiriyorlar. Bel fıtığı olarak adlandırılan bu tabloda disklerin sinire baskı yapmaları sebebiyle gelişen bel ağrısı, bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk ve kas zayıflığı gibi sorunlar, hastaların günlük aktivitelerini ciddi boyutlarda kısıtlayabiliyor. Genellikle 30-50 yaş arasında başlayan bel fıtığının son yıllarda katlanarak artan bir oranda yükseldiği belirtiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, üstelik bel fıtığının son yıllarda gençler arasında da giderek daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2022 yılında yapılan Türkiye Sağlık Araştırması’na göre; 15 yaş ve üzeri kişilerde son 12 ay içinde bel bölgesi sorunlarının görülme oranı yüzde 29,7 olarak belirlenmiş.  Ülkemizde, 15-49 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da; bel ağrısı nedeniyle tanı alanların yüzde 67,5’ine bel fıtığı teşhisi konulduğu bildirilmiş.  Bu veriler, Türkiye’de her yıl bel fıtığı tanısının ne kadar yüksek oranda olduğunu ve görülme yaşının ne kadar düştüğünü göstermektedir” diyor.

Prof. Dr. Ferda Özdemir

Prof. Dr. Ferda Özdemir

Az hareket etmekten hatalı teknikle ağırlık kaldırmaya…

Bel fıtığının son yıllarda dünyada ve ülkemizde gençlerde daha sık görülmesinde modern yaşam tarzı ve çevresel faktörler rol oynuyor.  Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde giderek yaygınlaşan daha az hareket etme şeklindeki yaşam tarzının bel fıtığının gelişiminde çok önemli bir etken olduğunu belirterek, “Spor ve açık hava aktiviteleri yerine; tablet, telefon ve bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek ve öne eğilmek ya da kambur oturmak gibi hatalı duruş alışkanlıkları omurganın üzerinde ciddi baskı oluşmaktadır” uyarısında bulunuyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde trend haline gelen ağırlık kaldırmaya yönelik sporun da bu yaş grubunda görülen bel fıtığının bir başka önemli sebebi olduğuna işaret ederek, “Yanlış teknikle ağırlık kaldırmak veya taşımak da omurga sağlığını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla, gençlerin ağırlık kaldırma egzersizlerinden önce mutlaka ısınma hareketleri yapmaları ve bir uzmandan ağırlıkları doğru kaldırma konusunda bilgi edinmeleri gerekmektedir” bilgisini veriyor.  Prof. Dr. Ferda Özdemir, çağımızın önemli sorunu olan obezitenin, sürekli stres altında olmanın ve sigara kullanımın da gençlerde yaygın görülen diğer bel fıtığı sebepleri olduğunu söylüyor.

Ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlıyorsa, dikkat!

Bel bölgesindeki omurlar arasında yer alan diskler, omurganın esnekliğine ve vücut dengesine yardımcı oluyorlar. Bu disklerin yaşlanma, aşırı zorlanma veya ani hareketler nedeniyle zarar görmeleri durumunda fıtık gelişebiliyor ve sinirlere baskı yapabiliyor. Bunun sonucunda, hastada yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek boyuta ulaşabilen çeşitli yakınmalar gelişebiliyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Özellikle ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlayan bel ağrısının yanı sıra istirahatte bile geçmeyen; öksürme, hapşırma veya ıkınma ile artan; özellikle bacağa yayılan ağrı; ayakta ya da parmaklarda uyuşma ve güçsüzlük, bel fıtığının tipik belirtilerini oluşturmaktadır” diye konuşuyor.

Tedaviyle ağrı kontrol altına alınıyor

Bel fıtığının tedavisinde temel hedef; omurganın hareketliliğini yeniden kazandırmak, sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak, böylece ağrıyı azaltmak oluyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm bel fıtığı hastalarının sadece yüzde 5-10’u ameliyat gerektiriyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, sinir hasarı olmayan tabloların yüzde 80-90’ında; ilaç, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşan konservatif tedaviyle ağrının kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek,  şunları söylüyor: “Bel fıtığında erken teşhis, iyiliğin korunmasında ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle düzenli yapılan egzersizlerle kaslar güçlenmekte,  omurga daha iyi desteklenmekte ve sinir baskısı azalmaktadır.   Bu etkiler sayesinde ağrı uzun süreli olarak önemli ölçüde hafiflemekte hatta bazı hastalarda geçmektedir.”  Ancak hasta hatalı duruş, hareketsizlik ve ağır kaldırma gibi istenmeyen hataları yapmaya devam ederse ağrının tekrar başlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Düzenli egzersiz yapmak, doğru oturma ve yük kaldırma tekniklerine dikkat etmek, omurgayı destekleyen kasları güçlendirmek ve kilo kontrolü sağlamak bel fıtığından korunmada önemli faktörlerdir” diyor.