Yazılar

Rosella Karabacak’tan Anneler Günü’nde anlamlı kitap “Beyaz Kiraz Reçeli”

Rosella Karabacak, ailesinin nesiller boyu aktardığı Sefarad yemek kültürünü “Beyaz Kiraz Reçeli” adlı kitabında ölümsüzleştirdi.

“Beyaz Kiraz Reçeli” kitabı, son dönemlerin popüler “Kitap kafesi” Alkent Minoa’da düzenlenen özel bir lansman ve imza günüyle tanıtıldı.

Sirmaison markasının kurucularından Rosella Karabacak, sofra sanatından ev dekorasyonuna uzanan sofistike yaşam tarzı konseptindeki yıllara dayanan tecrübesini bu kitaba yansıtıyor.

Rosella Ennekavi Karabacak’ın derlediği tarifler, Hülya Ekşigil’in anlatımıyla İstanbul Sefarad mutfağının zarif ve köklü geleneklerini modern evlere taşıyor. Türk mutfağının ikram kültürü ve İstanbul’un kendine özgü tatlarıyla harmanlanan bu tarifler hem geleneksel hem de günümüz mutfaklarına hitap ediyor.

Adını Rosella Karabacak’ın annesi Ester Ennekavi’nin meşhur “Beyaz kiraz reçeli”nden alan kitap, pırasa köftesi, erikli balık gibi özgün tariflerin yanı sıra İstanbul’un çok kültürlü sofra geleneğine dair önemli bir mutfak hafızası sunuyor.

“Beyaz Kiraz Reçeli”, Ester Ennekavi’nin yıllar boyunca dostlarını ağırladığı sofralardan süzülen, kuşaktan kuşağa aktarılan aile tariflerini bir araya getiriyor.

 

 

 

 

 

Kalebodur’da ilham veren yolculuk başladı

Kalebodur, yeni vizyonunu ve göz kamaştıran koleksiyonunu, Esma Sultan Yalısı’nın tarihi atmosferinde görkemli bir geceyle tanıttı.

“Yenilik Budur” temasıyla hazırlanan bu özel lansman gecesi, iş, sanat, cemiyet medya mimarlık ve tasarım dünyasından birçok ünlü ismi bir araya getirdi. Boğaz’ın eşsiz manzarasının eşlik ettiği geceye, sanatçı Levent Yüksel de performansıyla renk kattı.

“Yenilik Budur” sloganıyla düzenlenen lansman gecesi, markanın yeni kimliğini ve mimariden tasarıma ilham verecek yeni porselen plaka koleksiyonunu kutlamak için yaklaşık 400 seçkin davetliyi bir araya getirdi. Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay ile Kaleseramik Genel Müdürü Timur Karaoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen gecede, yalnızca markanın yeni vizyonunu ve yeni ürünlerini tanıtılmadı, aynı zamanda Kalebodur’un sektördeki öncü duruşuna ve yenilikçi ruhuna da vurgu yapıldı.

Emre Fel’den yeni şarkı “Mahşerinde Yan İnşallah”

Emre Fel, Mahşerinde Yan İnşallah isimli yeni şarkısını Hoze etiketiyle yayımladı.

Söz, beste ve düzenlemesi Emre Fel’in kendisine ait olan şarkıya Samet Eruzun ve Ümit Şahin yönetmenliğinde klip çekildi. İrem İnançu’nun stil çalışmalarını üstlendiği projenin fotoğraf çekimi Can Şerefoğlu tarafından yapıldı. Şarkının kapak tasarımı ise Sebahattin Çevirgenoğlu imzası taşıyor.

Emre Fel, yeni projesiyle ilgili duygularını şu sözlerle dile getiriyor: ‘’Mahşerinde Yan İnşallah isimli yeni şarkımda; haksızlığa uğramanın sonucunda gösterilen sitemkar haykırışı kaleme aldım. Altyapı müziğini ise ara ara arabesk ara ara pop tınılarında ördükten sonra sounda yakışır bir vokal okuması ile taçlandırıp sizlerle buluşturdum.’’

Emre Altuğ’un unutulmaz hitleri yeniden doğuyor

Emre Altuğ’un Unutulmaz Hitlerine Yepyeni Bir Dokunuş: EM’REMIX “Neyleyim”, “Kapış Kapış” gibi Türkçe pop müziğin klasikleri arasına giren Emre Altuğ şarkıları, yeni nesil prodüktör Whitestone dokunuşuyla yeniden hayat buldu.

Yeni neslin öncü yapım şirketi 22 Music Entertainment etiketiyle yayımlanan mini albüm projesi Volga Tamöz ve Gülsen Karatoprak yapımcılığında hazırlandı. 5 şarkıdan oluşan ve 4 şarkısı Whitestone tarafından yeniden düzenlenen EM’REMIX EP şimdi tüm dijital platformlarda yayında!

Pop müzik tutkunlarını nostaljiyle modern sound’ların buluştuğu özel bir yolculuğa çıkaran bu projede, Emre Altuğ’un eşsiz yorumuyla hafızalara kazınan parçalar, Whitestone’un çağdaş prodüksiyon anlayışıyla yeniden yorumlandı.

BAHR’dan yeni albüm ‘‘Ursine’’

BAHR, folk motiflerini deneysel indie estetiğiyle buluşturduğu yeni albümü “Ursine” ile dinleyici karşısına çıkıyor.

Özgürlük arayışı, direniş ve ilkel dürtülerle örülü Ursine, insan ruhunun doğayla kurduğu vahşi bağı ve toplumsal baskılara karşı yükselen içgüdüsel isyanı sekiz şarkıda anlatıyor.

Albüm ismini Latince “ayıya ait olan, ayıya benzeyen” anlamına gelen ursine kelimesinden alıyor ve savaş, göç, baskı rejimleri ve oryantalizm gibi ağır temaları ele alıyor. BAHR, yalın folk tınılarını endüstriyel dokular, elektronik katmanlar ve sert deneysel unsurlarla harmanlıyor.

Mustafa Erol, Sinan Akçıl ile düet yakında!

Gülşen’in “Gel Çarem” isimli şarkısını akustik versiyonuyla yayınlayıp kısa sürede büyük beğeni toplayan Mustafa Erol, bu kez Kayahan’ın “Allah’ım Neydi Günahım” ve Yıldız Tilbe’nin “Delikanlım” şarkılarını yine akustik versiyonuyla yayınladı.

Düzenlemelerini Ercan Bakalımoğlu’nun üstlendiği şarkıların klipleri İstanbul’da bir stüdyoda çekildi. Akustik çalışmalarına devam edecek olan Mustafa Erol, “Yakında Sinan Akçıl ile yapacağımız düet şarkıyla da müzikseverlerin karşısında olacağım” dedi.

İdrar kaçırma tedavi edilir mi?

İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak biliniyor. Özellikle normal doğum yapmış ve menopoz dönemine girmiş kadınlarda daha sık görülüyor. Yaşın ilerlemesi, pelvik taban kasları olarak sınıflandırılan mesane, rahim ve bağırsakları destekleyen ve idrar kontrolünü sağlayan kasların zayıflaması ile hormonal değişimler, idrar kaçırma riskini artıran başlıca faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Aktoz, kadınlarda idrar kaçırma ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Doç. Dr. Fatih Aktoz

İdrar kaçırma tedavi edilebilir bir hastalıktır

İdrar kaçırma kadınlarda oldukça yaygındır ve yaşla birlikte sıklığı artmaktadır. Normal doğum yapan kadınlarda, pelvik taban kaslarında oluşan gevşeme nedeniyle idrar kaçırma riski artarken, menopoz sonrası östrojen seviyelerinin düşmesi de mesane ve üretra desteğini azaltarak bu durumu daha da kötüleştirebilir. Yapılan araştırmalar, 40 yaş üzeri kadınların yaklaşık %30-40’ının bir tür idrar kaçırma sorunu yaşadığını göstermektedir. Ancak bu oran, doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda %50’lere kadar çıkabilmektedir. Toplumdaki yaygın inanışın aksine idrar kaçırma, yaş almanın ya da doğum yapmış olmanın doğal bir sonucu değildir. Burada vurgulanması gereken en önemli nokta, idrar kaçırmanın normal olmadığı ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğudur.

İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini düşüren ancak uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilen bir sağlık problemidir. Normal doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda daha sık görülse de, her yaşta ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Kişiye özel tedavi planları ile hem cerrahi hem de cerrahi dışı yöntemlerle idrar kaçırmanın önüne geçmek mümkündür.

İdrar kaçırma, farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir ve üç ana tipi bulunmaktadır:

  • Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme veya egzersiz gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda idrarın istemsiz olarak kaçmasıdır. Genellikle pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla ilişkilidir. 
  • Sıkışma (urgency) tipi idrar kaçırma; aniden gelen şiddetli idrar yapma isteği ile birlikte idrarın tutulamaması durumudur ve çoğu zaman eve dönerken kapıyı açmak, soğukta dışarı çıkmak, musluğu açmak veya elleri yıkamak ile tetiklenir. Genellikle aşırı aktif mesane sendromu ile ilişkilidir.
  • Karma tip idrar kaçırma ise hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın bir arada görüldüğü durumdur.

Tedavi kişiye ve belirtilere özel olmalı

İdrar kaçırma tedavisinde, hastanın belirtilerine ve idrar kaçırma tipine göre farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır.

Stres tipi idrar kaçırma tedavisinde tedaviye genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizlerle başlanır. Kegel egzersizleri, pelvik kasların güçlenmesine yardımcı olarak idrar kontrolünü artırabilir. Sonraki basamakta ilaç tedavileri kullanılabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, vajinal lazer tedavisi gibi modern yöntemler devreye girer. Lazer tedavisi, vajinal dokuların yenilenmesini ve bu bölgedeki kan akımın artmasını sağlayarak mesane desteğini artırır ve idrar kaçırmayı azaltabilir. Daha ileri durumlarda, TOT (transobturator tape) ve TVT (tension-free vaginal tape) ameliyatları uygulanabilir. Bu ameliyatlar, mesanenin altına yerleştirilen bir hamak ile üretra denilen idrar yolunun desteklenmesini sağlayarak idrar kaçırmayı önler.

Sıkışma tipi idrar kaçırma tedavisinde öncelikle mesane eğitimi, sıvı tüketiminin düzenlenmesi, kafein ve alkol gibi idrar söktürücü maddelerden kaçınılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler de idrar kontrolünü artırabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, ilaç tedavileri devreye girer. İleri vakalarda perkütan tibial sinir uyarımı (PTNS) uygulanabilir. PTNS, ayak bileği bölgesinden geçen bir sinire hafif elektrik uyarıları verilerek mesane kontrolünün iyileştirilmesini sağlayan bir yöntemdir. Haftada bir ya da iki kez uygulanan seanslar ile mesane fonksiyonları düzenlenebilir ve idrar kaçırma belirtileri azaltılabilir.

Miks yani karma tip idrar kaçırmada ise tedavi, baskın semptomlara göre belirlenir. Hem pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi hem de sinir uyarımı gibi yöntemler birlikte uygulanabilir. Eğer hasta hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırma yaşıyorsa, Kegel egzersizleri, ilaç tedavileri, PTNS ve lazer tedavisi kombine edilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulabilir.

Kurşun’dan yeni EP “Ayar”

Türk rap müziğinin dikkat çeken isimlerinden Kurşun, müzik kariyerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Sanatçı, Azka Müzik etiketiyle, 5 şarkılık yeni EP’sinin ilk video klip projesi olan “Dumanlı Başım” ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Kurşun’un kendine has tarzını yansıttığı “Ayar” isimli EP’deki ilk çıkış şarkısı “Dumanlı Başım”, hem ritmik altyapısıyla hem de derin ve duygusal sözleriyle öne çıkıyor. Rap müzikte hikâye anlatımına verdiği önemle bilinen sanatçı, bu yeni şarkısında da içsel çatışmaları, kayıpları ve yaşanmışlıkları güçlü bir lirik yapı ile işliyor.

Kurşun, 5 eserlik yeni EP albümüyle hem müzikal hem de anlatı açısından olgunlaştığını göstermek istiyor. Sanatçı, her bir şarkıda farklı bir temaya değinerek dinleyicisine derinlikli bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Cilt kanserinin belirtileri

Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor. Hücrelerdeki büyüme, cilt hücrelerinin hızla çoğalmasına ve kötü huylu tümörler oluşturmasına sebebiyet veriyor. Üç farklı türü bulunuyor ve erken evrede tespit edilmesi sayesinde tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak, cilt kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri aktardı.

Cilt kanseri, toplumda oldukça sık görülmektedir. Bazal hücreli karsinom (BCC), skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve melanom olmak üzere üç farklı türe sahiptir. Yaygın belirtiler olarak bilinen cilt üzerinde gözle görülür bende oluşan değişiklikler, yaralar, kanamalar ve derideki soyulmalar, cilt kanserinin en erken evrede tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Ciltte oluşan şüpheli değişimlerin kontrol edilmesi başarılı cilt kanseri tedavisi için oldukça fayda sağlamaktadır.

Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak

Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak

Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor

Cilt kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıklığı yıllar içinde artmaya devam etmektedir. Erkeklerde 5’inci, kadınlarda ise 7’inci en sık görülen kanser türü cilt kanseridir. Toplumda görülme sıklığı ise %2 gibi oldukça yüksek bir orandır. Genellikle yaşlı bireylerde daha sık görülmektedir. Çünkü yaş ilerledikçe cilt daha fazla UV ışınlarına maruz kalmış olmakta ve hücrelerde DNA hasarı birikimi artmaktadır. Ayrıca, cilt kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülmektedir.

  1. Cilt kanserinden şüphelenmek için sayılabilecek belirtiler aşağıdaki gibidir;
  2. Ciltte iyileşmeyen (2-3 hafta boyunca), kanayan, kabuk bağlayan ve iyileşip sonra tekrar kanayan yara oluşumları,
  3. Kubbe şeklindeki büyüme, yani ciltten kabaran kitle oluşumu, bazen kabuklanan bazen de kanayan kitle veya yara oluşumları,
  4. Sınırları düzensiz, asimetrik leke büyümeleri,
  5. Çapı 6 mm’den büyük benlerin gözlenmesi.

Fiziki muayene ve biyopsi ile tanı konulabiliyor

Öncelikle uzman bir dermatolog vücuttaki mevcut benlerde veya diğer cilt lekelerinde değişiklik fark edilip edilmediğini veya yeni ben büyümeleri olup olmadığını değerlendirmektedir. Daha sonra saç derisi, kulaklar, avuç içleri, ayak tabanları, ayak parmakları ve diğer özel bölgeler dahil olmak üzere tüm cilt üzerinde fizik muayene yapmak en doğru adım olacaktır. Fizik muayenenin ardından cilt kanserinden şüphelenilecek bir durum gözlemlenmiş ise biyopsi yöntemine başvurulabilmektedir. Biyopside, bir doku örneği alınmakta ve patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesi sağlanmaktadır. Örneğin incelenmesi sonrasında ciltteki değişimlerin cilt kanseri olup olmadığı ve eğer cilt kanseri mevcut ise hangi tür bir cilt kanseri olduğu kanıtlanmış olmakta ve tedavi süreci başlamaktadır.

Cilt kanserinde tedavi etkilenen alanın durumuna göre değişkenlik gösteriyor

Cilt kanseri tedavisi; kişiye özel tedavi edilmesi gereken bir kanser türüdür. Tümörün büyüklüğü, yeri, derinliği ve hastanın genel sağlık durumu bu tedavinin planlanmasında belirleyici etken olacaktır. Genelde cilt kanserinin tedavisinde eksizyonel cerrahi uygulaması yapılmaktadır. Bu işlemde tümör ve çevresindeki bir miktar sağlıklı dokuyu içerecek şekilde tümör çıkarılmaktadır. Bir diğer işlem de Mohs mikrografik cerrahisi olarak bilinmektedir. Özellikle yüz gibi kritik alanlardaki kanserler için tercih edilen bu yöntemde, tümör katman katman çıkarılmakta ve her katman mikroskop altında incelenmektedir. İşlem, kanserli hücreler tamamen temizlenene kadar devam etmektedir. Bu yöntem, sağlıklı dokunun korunmasını maksimize etmekte ve nüks oranını azaltmaktadır. Bu tedavilerin dışında cilt kanserinde, topikal tedaviler de uygulanmaktadır. Bazı yüzeysel bazal hücreli karsinomlar için topikal kremler (örneğin, imikimod veya 5-fluorourasil içeren kremler) kullanılabilmektedir. Ayrıca Fotodinamik terapi (PDT) de cilt kanserinin tedavisinde etkili olması sebebiyle kullanılabilmektedir. Bu yöntemde, öncelikle kanserli dokuya duyarlaştırıcı bir kimyasal uygulanmaktadır. Birkaç saat sonra bölgeye belirli dalga boyunda ışık verilmektedir. Bu işlemde verilen ışık, uygulanan kimyasalın kanserli hücreleri yok etmesini tetiklemektedir. Tüm bu tedavilerin hangi hastaya uygulanacağı ise hekimin muayenesi ve patoloji sonucuna göre kişiye özel planlanmalıdır.

Her 2 saatte bir güneş koruyucuyu tazelemek gerekiyor

Cilt kanserine neden olan risk faktörleri ve UV ışınlarından korunmak için uygulanması gereken bazı durumlar şunlardır:

  • Her gün SPF’si 15 veya daha yüksek olan geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmayı unutmayın.
  • Gün içinde güneş kreminizi her iki saatte bir yenileyin.
  • Bulunduğunuz alanda gölge mevcut ise mutlaka gölgede kalmaya dikkat edin.
  • Mümkünse hafif ve uzun kollu bir gömlek, pantolon, geniş kenarlı bir şapka ve UV korumalı güneş gözlükleri kullanmaya özen gösterin.
  • Derinizi takip edin, düzenli olarak cildinizi inceleyin ve gözlemlediğiniz dikkat çeken bir değişiklikte doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.

Güneşin zararlı etkilerinden korunmak cilt kanseri riskini düşürüyor

Doğrudan güneş maruziyetinden kaçınmak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00 ile 14:00 saatleri arasında dışarıda olmamaya özen gösterilmek cilt kanseri oluşumunu önlemenin en önemli adımıdır.  Eğer dışarıda bulunulması gerekli ise gölge bir alanda beklemeye dikkat etmek gerekmektedir. Özellikle hem kadın hem de erkeklerin sıklıkla estetik amaçlı tercih ettikleri solaryum gibi zararlı işlemlerden uzak durulması oldukça önemlidir. Solaryumda vücuda verilen ultraviyole ışık, cilt kanserine ve erken cilt yaşlanmasına neden olabilmektedir. Korunmasız ve kontrolsüz güneş maruziyetinin deri kanseri oluşumunun en önemli sebebi olduğunun unutulmaması önemlidir.

Zen-G, yeni albümü Goldschool’un ilk şarkısı “Grafiti”

Zen-G, yeni albümü Goldschool’un açılışını, güçlü bir manifestoyla yapıyor. Sözü ve müziği Zen-G’ye ait olan “Grafiti”, Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sözleriyle sisteme, sahte kimliklere ve rap kültürden uzaklaşmış içeriklere karşı duran Grafiti, bir uyanış çağrısı olarak kaydedilirken hem kültürel mirasa sahip çıkıyor hem de günümüz Hip-Hop sahnesine eleştirel bir bakış sunuyor. Duvarlara yazılmış mesajlardan ilham alarak şekillenen şarkı, güçlü sözleri ve klibindeki arşiv görüntüleriyle dikkat çekiyor. Şarkının sonunda yer alan sesleniş ise unutulmaz bir etki bırakıyor.

Klibinde eski ve yeni grafiti görüntülerinin birleşimiyle, geçmişle bugünü birleştiren bir kolaj sunuyor. Goldschool albümünün ruhunu tanıtan “Grafiti”, Hip-Hop’un özüne dönüş çağrısı yaparken, aynı zamanda Zen-G’nin kendini tanımladığı bir isim oluyor.