Yazılar

Sarı nokta hastalığının bilinmeyenleri

Sarı nokta hastalığının bilinmeyenleri

Gelin birkaç saniye gözlerinizi kapatıp hayal edin; çevrenizi görüyor ama baktığınız kişinin yüzünü göremediğinizi… Oturduğunuz yemek masasını algılayıp önünüzdeki tabağın içinde ne olduğunu seçemediğinizi… Karşıdan karşıya geçerken arabaların hareketini takip edebilseniz de hemen önünüzdeki arabayı fark edemediğinizi… Ya da kitap okumak isteyip kitabı göremediğinizi, ayakkabınızı görüp bağlayamadığınızı, cep telefonunuz çalsa da çevredeki diğer objeleri görmenize rağmen hemen yanı başınızdaki telefonu göremediğinizden elinize alamadığınızı! İşte, bu ve benzeri örnekler pek çoğumuzun adını bile duymadığı, önemli bir göz hastalığı olan Sarı Nokta hastalığının yol açtığı sorunlardan sadece bir kaçı!

Ülkemizde bir milyonu aşkın kişi bu hastalık nedeniyle günlük yaşam faaliyetleri son derece kısıtlanmış, sosyal hayattan mecburen soyutlanmış olarak yaşıyor ve ‘baktığı noktanın’ sadece dekileri algılayıp, o merkez noktayı ise görememe sorunuyla mücadele ediyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Öner, halk arasında Sarı Nokta Hastalığı olarak bilinen, tıptaki adıyla Makula Dejenerasyonu’nun bazı erken sinyaller verse de çoğunlukla fark edilmediğinden erken teşhis ve tedavi şansının kaçırıldığını ve görme bozukluğunun ilerlediğini söylüyor.

Prof. Dr. Ayşe Öner

İşte o basit ama etkili test!

Peki sinsice ilerleyen bu hastalığın basit bir testle farkına varmak mümkün mü? Evet! Bunun için (yakın gözlüğü kullanıyorsanız gözlüğünüzü takarak) kareli bir A4 kağıdını alın ve çizgilere birkaç saniye dikkatlice bakın!

A şıkkı) Kareli çizgileri tamamen net ve sağlıklı mı görüyorsunuz?

B şıkkı) Kareli çizgileri eğri/kırık/çarpık şekilde mi görüyorsunuz?

Cevabınız B şıkkı ise; Sarı Nokta Hastalığı ile kapınızı çalmış ve tedaviyi daha fazla geciktirmemek için hemen Retina Uzmanına başvurmanız gerekiyor demektir.

Prof. Dr. Ayşe Öner, 6 noktada Sarı Nokta Hastalığı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı;  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu:

  1. Sarı Nokta Hastalığı (Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu) nedir?

Makula bölgesi (gözümüzün arkasındaki sarı nokta alanı) keskin ve renkli görmeden sorumlu retina tabakasının ortasında bulunan küçük bir alandır. Bu bölgeyi etkileyen yaşa bağlı Makula Dejenerasyonu hastalığı halk arasında Sarı Nokta hastalığı olarak bilinmektedir. Bu hastalığın iki tipi vardır; bunlar yaş tip ve kuru tiptir. Hastaların yaklaşık yüzde 90’ında kuru tip bulunur. Bu tip daha yavaş gelişir ve görme kaybının oluşması yıllar alabilir. Yaş tip ise hastaların yüzde 10’unda görülür ancak bu tipte görme kaybı daha ani başlar ve hızlı ilerler.

pause sağlık

  1. Dikkat! Bu faktörler riski artırıyor!

Sarı Nokta hastalığında en önemli risk faktörü ilerleyen yaştır. Özellikle aile öyküsü varsa 50 yaşından sonra düzenli göz kontrolleri yapılmalıdır. Bunlar dışında sigara kullanımı öyküsü, açık renkli göz, hipertansiyon, kalp hastalığı ve UV ışınlarına maruz kalmak da hastalığı arttıran diğer risk faktörlerdir.

  1. Bu belirtiler varsa!

Renkleri soluk görme, yazıları bulanık görme ve düzgün olan çizgileri eğri olarak görme hastalığın başlangıç şikayetleridir. Ayrıca bakılan cismin ortasında bulanık bir alan veya karanlık bir leke görme gibi problemler de yaşanabilir. Hastalık ilerlediğinde kişilerin görme alanlarının ortasında yoğun görme kayıpları oluşur. Bu problemler kişilerin okumak, araba kullanmak gibi önemli faaliyetleri yapmalarına engel olur ve hayatlarını kısıtlar. 

  1. Tam tedavi mümkün değil ama!

Sarı Nokta hastalığı genel olarak geri dönüşü olmayan bir hastalıktır. Kuru tip sarı nokta hastalığı için henüz etkinliği gösterilmiş bir tedavi yöntemi yoktur ancak çeşitli vitamin, mineral takviyeleri ve lutein gibi bazı antioksidan özelliğe sahip olan ilaçlar kullanılmaktadır. Ayrıca sigara içiliyorsa bırakılması ve güneşten korunulması, UV ışınlarından koruyan güneş gözlüğü önerilmektedir. Yaş tip sarı nokta hastalığı erken safhada tespit edildiğinde tedavi ile görme mevcut seviyede korunabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Tedavide belli aralıklarla göz içine ilaç enjeksiyonları uygulanır. Tedaviden iyi sonuç alabilmek için hastaların tedaviye uyum sağlaması ve düzenli kontrole gelmesi önemlidir.

  1. İlerlemesini engelleyecek en yeni gelişmeler!

Bu konuda çok sayıda bilimsel araştırma yapılmaktadır. Kuru tip sarı nokta hastalığı için son yıllarda kök hücre tedavileri başarı ile uygulanabilmektedir. Kök hücre tedavisi ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilmekte hatta bazı hastalarda görme kazanımları olabilmektedir. Ayrıca kuru tipin ilerlemesini durdurmaya yönelik yeni ilaçların yakında kullanıma girmesi beklenmektedir. Yaş tip sarı nokta hastalığı için ise yine uzun etkili anti-VEGF ilaçların geliştirilmesi konusunda çok sayıda araştırma mevcuttur.

  1. Tiplerine göre bu noktalara dikkat!

Pek çok kişi makula probleminin olduğunu bulanık görme ortaya çıkana kadar fark etmez. Dolayısıyla genellikle başka bir nedenle yapılan göz muayenesinde tesadüfen teşhis edilir. Sarı Nokta hastalığı açısından 50 yaş ve üzerindeki herkesin rutin kontrol edilmesi gereklidir. Ailesinde ve yakın akrabalarında bu hastalık olanlar çocuk yaşlardan itibaren düzenli takip edilmelidir. Sigara kullananlar, diyabet hastaları, hipertansiyon gibi kalp damar hastalığı bulunanlar hastalık açısından yüksek riskli olduklarından erken yaşlarda kontrol edilmelidirler. Hastalığın tamamen düzelmesi mümkün olmadığı için tedavi devamlılık gerektirir. Hastaların belli aralıklarla düzenli olarak retina muayenesinden geçmeleri önerilir.

Sanat ve lezzet Piu Art Cafe’de buluşuyor

Sanat ve lezzet Piu Art Cafe’de buluşuyor

Büyükdere’de yer alan Piu Art Cafe, sanat, lezzet ve doğaseverleri buluşturuyor.

Bu özel mekan, misafirlerine sadece mükemmel bir kahve ve lezzetli tatlılar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda değişen sanat eserleri ve doğal güzelliklerle dolu dinamik bir deneyim sunuyor.

Kahvaltıda bowl çeşitleri ve farklı içeriklerde tabaklar hazırlayan Piu Art Cafe’de tuzlu ve tatlı pek çok lezzet de yer alıyor. Kahvelerin taze kavrulduğu bir kahve barı bulunan kafede laz böreği, muzlu rulo pasta, kruvasan gibi el yapımı lezzetler de bulunuyor. Günün her saati farklı seçenekler sunan Piu Art Cafe’de vegan bowl, vegan browni gibi ürünlerin yanı sıra vejateryan burger, smoothie, frozen ve Piu’ya özel çeşitli içecekler de misafirleri bekliyor.

Kafe, sergiler, atölye ve workshoplara ev sahipliği yapacak.

Adres: Büyükdere Mahallesi Çayırbaşı Caddesi No 114/1 Sarıyer

Doğuş Çabakçor “EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN GELİŞİM MÜHENDİSLİĞİNİ YAPIYORUZ”

Doğuş Çabakçor “EĞLENCE SEKTÖRÜNÜN GELİŞİM MÜHENDİSLİĞİNİ YAPIYORUZ”

Röportaj: Ahu Çağdaş

Milyonla liraların döndüğü “Eğlence Sektörü” aslında ekonomiye güç katan önemli destek kollarından biri… Bu sektörü sadece müzik dinlemek, eğlenmek olarak düşünmemek gerekiyor. Yeme içmeden, ev dışı tüketime, ulaşımdan, istihdama kadar lüks kategoride hizmet verilen bir alanda ciddi bir sermayenin dönmesi sağlanıyor… Bu sektöre öncülük edebilmek, bir marka olabilmek, etkileşim sağlayabilmek ise çok ciddi bir iş kafasına sahip olmayı gerektiriyor.  Eğlence sektörünün yöneticileri diye, konumlayabileceğimiz isimler örneğin bir DJ düşünün; her gün ayrı bir insan gurubunu, ayrı bir ortamı, ayrı bir kurumsal markanın eğlence dünyasını, her gün ayrı bir kitleyi yönetmenin sorumluluğunu üsteleniyor. Yüzlerce binlerce insanı gittiği yere sürükleyebiliyor.

Bir CEO’nun yöneticiliğini yaptığı kurumda her gün aynı kişileri yönetmek de bile yüzlerce güç durumla karşılaşılırken hizmet sektörü, eğlence sektöründe ismini markalaştırmak hiç kolay bir şey olmasa gerek. Üstelik oluşturduğunuz markanın; eğlence sektöründe çekim kuvvetti yaratması, etkileşim sağlaması, eğelenmeye gelen kitlenin kaliteli bir çizgide tutulması, o alanda kendini göstermek isteyen sponsor markaların beklentisinin başarı ile karşılanması derken çok çaba, dikkat ve disiplin gerektiriyor.  Pause dergide bu ay “eğlence sektörünün mühendisliğini yapıyoruz” diyen dünyaca ünlü Türk DJ Doğuş Çabakçor ile görüştük. Sektörü, sektörün ihtiyaçlarını, ön yargıları konuştuğumuz sevgili Doğuş ile merak ettiğiniz her şeyi konuştuk. Sizler için hazırladığımız keyifle okuyacağınız söyleşi ve fotoğraf çekimlerini; Galataport’un en değerli konumlamasında yer alan butik ve kişiselleştirilmiş lüksü odağına alan “The Maestro Hotel”in muhteşem ev sahipliğinde gerçekleştirdik. Değerli yöneticilerine ve çalışanlarına buradan da teşekkür ederiz.  

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel

Müzik kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası ne zaman oldu?

Coco Clementine partisi sanırım 2008 yıllarıydı… O parti sonrası bana Miami’den teklif geldi ve ben bir buçuk iki ay oraya çalmaya, kalmaya davet edildim. Hemen akabinde W İstanbul’da çalışmaya resident DJ olmaya başladım. Gelecek vaat eden yedi DJ den biri olarak seçilip ufak çapta bir dünya turuna çıktım. Yaklaşık on beş ülke dolaştım. Ardından 2012 Londra Olimpiyat oyunlarında David Guetta ile aynı sahnede çaldım. Bunlar çok kazanımlar.

 Müzik tarzınızı nasıl tanımlarsınız ve bunu oluştururken nelerden ilham aldınız?

DJ lik yaparken karşındaki kitleyi en şaşırtan ya da en çok eğlendiren şey; hiç beklenmedik tınılarla karşılaşmasıdır. Yıllardır gözlemlediğim hiç beklenmedik bir anda, beklemediğiniz bir müzik bir şarkı girdiğiniz zaman dinleyiciler daha çok heyecanlanıyor ve daha çok eğlenmeye başlıyorlar. Dolaysıyla ben biraz beklenmedik şeyleri yapmayı ve buna uygun bir tarz belirlemeyi seviyorum. Söyleyebileceğim net şu tarzda müzik çalarım diyemem. Yirmi sene oldu. Müzik dinlemeyi sevdiğim için farklı müzik tarzlarına hakimim… Ama bana şahsen sorsanız çalmaktan en çok keyif aldığım müzik Afro ve melodic house diyebilirim

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel

Kariyeriniz boyunca çalıştığınız en büyük marka iş birlikleri neler oldu ve bu iş birliklerinin size kattıkları nelerdir?

Herhangi bir markadan bana bir teklif geldiği zaman birincil önceliğim ticari olarak bakmıyorum ben o teklife… Çünkü bu markaların çok uzun süredir global ölçekli ve her kes tarafından bilinen markalar olduğu için bunların bana paradan daha öte katabileceği bazı şeyler var. Bana hangi fırsatları sunabilirler, benim hangi özelliğim o markanın hangi özelliği ile örtüşebilir bunlar benim açımdan çok önemli… Ve ilk başta aklıma gelen W Otelleri diyebilirim. Yurtdışında çok fazla partilerine davet edildim. Çok fazla kontaklar sağladım.  Sonra uzunca bir süredir iş birliğim devam eden bir başka büyük marka Adidas… Aslında çok fazla marka ile iş birliği yaptım ve çok da fazla keyif alıyorum markalarla is birliği yapmaktan. Bu yıl bitmeden çok başarılı birkaç marka ile yine iş birliklerim olacak. Sürprizleri bekleyelim…

DJ’lik kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bu zorlukları nasıl aştınız?

Açıkçası bu soruyu duyunca aklıma ilk gelen zorluk Pandemi dönemi oldu. Pandemi de biliyorsunuz bütün müzisyenler, DJ’ler maalesef hepsi evlerinde oturmak zorunda kaldı. O dönem ben bir değişiklik yaptım. Halihazırda bir YouTube kitlesi ile interaktif olarak iletişimde olduğum için, o dönem eğlenerek evde çaldığım müzikleri insanlarla paylaştım ve bu şekilde dezavantajı, avantaja çevirmiş oldum. Süreci iyi yönettiğimi düşünüyorum. Etkileşimlerime ara vermedim.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel

Müzik endüstrisindeki teknolojik gelişmelerin Dj’lik kariyerinize etkisi nedir ve bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

DJ’lik ile teknoloji aslında çok ayrı kulvarda yürüyen iki ayrı başlık. Ben bu işe amatör olarak başladığım yirmi sene önce analog dönemden, dijital döneme yeni yeni geçiliyordu ve gerçekten bizim o zamanlarda kullandığımız ekipmanlarla şu an kullandıklarımız arasında inanılmaz bir fark var. Eskiden sadece duyarak yapılan bir meslekti ama günümüzde bakıyorum ki çoğu genç arkadaşım müziği dinleyerek mixlemekten ekrana bakarak yapıyor. Yani dinleyerek değil görerek mixliyorlar… Ben buna çok karşıyım. Çünkü Müziğin doğasında görerek ve hissederek çalabileceğiniz, DJ lik yapabileceğiniz bir olay. O yüzden ben teknolojiyi bu yönde geliştiği için herkesin DJ’lik yapabilmesi için bir kolaylık sağlaması olarak görüyorum. Ama bir yandan da gerçekten o DJ’lik hissini de büyük bir ölçüde törpülediğini düşünüyorum. 

Sosyal Medyanın müzik endüstrisine etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu platformları nasıl kullanıyorsunuz?

Yani bütün dünya sosyal medya üzerinden dönüyor diyebilirim. Markaların reklam bütçeleri her geçen gün dijitale daha fazla yatırım yapıyor. DJ’lik artık bir Show business… Eskiden rock yıldızları nasıl Showlar yapıyorlarsa kıyafetleriyle, sahne performanslarıyla. Şu an bu dönem DJ’lik yapanlar için geçerli. Ve bunu yaptıkları zaman kitlelere ulaştırmanın en efektif yolu sosyal medya… O yüzden doğru kullanıldığı zaman sosyal medyanın gücü DJ’lik ve müzik endüstrisi için tartışılamaz en önemli etken diyebilirim.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel

İş dünyası ile olan ilişkinizi nasıl yönetiyorsunuz? Müzik kariyerinizle iş dünyası arasında nasıl denge sağlıyorsunuz?  

Benim profesyonel mesleğim evet DJ lik… Yirmi seneyi geride bıraktım. Bu çok ciddi bir süre… Ama bir taraftan da bu kadar iş, bu kadar insan, bu kadar marka, bu birliktelikler ola ola bu güne vardık… Bir yandan da Doğuş Çabakçor’u bir marka olarak düşünün; bunun bir müzik tarafı olan, bir yandan anlaşmaları marka iş birlikleri olan, bir yandan sosyal medya projeleri olan, bir yandan öğrenci yurdu olan, tekstil markalarıyla ve bir yandan da diğer işlere yaptığım yatırımlarla kendimi çok yönlü bir insan olarak değerlendiriyorum. Müzik kariyerim beni yeni insanlarla tanıştırma konusunda çok yardımcı oluyor. Sosyal bir iş. Böylece çok güzel bağlantılarla, çok güzel insanlarla tanışıyorum. Bu sayede farklı sektörlerde farklı iş birlikleri yakalamaya çalışıyorum.

 Seyahat etmeyi sever misiniz?

Çok seviyorum. Hatta bu mesleği yapmamdaki en büyük etken bol bol seyahat etme isteğimdi diyebilirim. Seyahat etmek benim olmazsa olmazım.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Hayata bakış açınız nasıl? Rahat bir insan mısınız, nasıl bir yapıya sahipsiniz?

Elimden geldiğince relax olmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Çok kontrolcüyüm. Her şeyi çok fazla ciddiye alıyorum. Mesleğimi, yaptığım işi… Saygısızlığa ve haksızlığa asla gelemiyorum… O yüzden biraz ciddi biraz da kontrolcü bir yapım, bakış açım var hayata karşı.

İdolüm dediğiniz biri var mı?

İdolüm olmadı hiçbir zaman… Bunu çok samimi söylüyorum. Ne bir kişiye hayranlığım ne de bir insanı kafamda devleştirmek gibi bir düşünce asla yapmadım. Hiç kimseyi içimde devleştirmedim.

Çocukluğunda hayalini kurduğunuz işi yaptığınızı söyleyebilir misiniz?

Evet.. Diyebilirim aslında çünkü; çocukluğumda ve ilk başlarda teknolojiye, bilgisayara fazlaca merakım olduğu için bilgisayar mühendisliği düşünüyordum ama sonuçta bizim yaptığımız iş de “Müzik Mühendisliği”…  Her gün her akşam, farklı insanların olduğu farklı bir kitle var. Yaratıcılığa çok fazla ihtiyacı olan bir alan…

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Sizce başarının sırrı nedir?

Bu konuda herkes farklı şeyler söylüyor ama ben biraz kendi kurallarımdan geri adım atmayı seven biri değilim. Neyi yapmaktan hoşlanıyorsam kendi mesleğimde ve onun doğru olduğunu düşünüyorsam sonuna kadar onun savunucusu oluyorum. Yaptığım iş bazılarının hoşuna gitmese de eğer yaptığım şeyin doğru olduğunu düşünüyorsam iş açısından; tabi ki burada bir bencillik söz konusu değil ama eminsem, düşüncemin arkasında istikrar ve disiplinle dururum kesinlikle. Hayal kurmak çok önemli. Her kesin belirli periyodlarda hayallerinin olması çok önemli. Örneğin benim 20 yaşındayken 25, 30 yaşındayken 35 için yani hep böyle benim beş yıllık hayallerim olurdu. Bunlardan bazen çok ileride kalıyorsunuz, bazen de gerisinde kalabiliyorsunuz. Önde giderken tabiki bir problem yok ama geride kaldığınızda bir hatırlayıp hızlanabiliyorsak bu insanı bayağı bir kamçılıyor. Benim için başarının sırrı hayallere tutunmak diyebilirim.

DJ’lik mesleğini değerli kılan size göre nedir? En çok neye dikkat edersiniz?

Popüler olmak için yapılabilecek bir iş değildir. Prensipli olmak gerekir. Mesleği değerli kılan şey; yan yana iş yaptığınız markalar, insanlardır… Düşünün Luxury bir mekân yapıyorsunuz içi boş kaldıktan sonra ne anlamı var? Ama bu mekâna gelen misafirlerinin çizgisi, kalitesi, feedback, sizi yani markanızı belli bir noktaya taşıyor. Bizim işimizde de her yaptığım güzel iş; emin olun bana beş yeni iş daha getiriyor. Her yaptığım kötü iş de; olabilir insanız hepimiz. Kötü günümde olabilirim, biri bana ters konuşmuştur. Ben de ona layıkı ile aynı cevap vermişimdir. Kötü feedback veriyor. Onlara çok dikkat ederim. Her iş böyle… Markaların beni tercih etme nedeni de bu… Bugün yine bir marka ile görüşmem oldu. Teklif geldi. Görüşmeyi yapan tepe isim biliyor ki; “ben Doğuş’la çalışırsam, markama uygun giyer, kurumsal paylaşımlara hassasiyet gösterir, markaya uygun paylaşımlar yapar. İnsanalar O’nu seviyor etkileşim olur.” diye planlı programlı kurumsal marka yönetimi… Eğlence sektörü gibi görünse de işin arka planında iş tarafı business tarafı çok fazla.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

DJ olmak çok kolay bir iş mi?

DJ olmak çok kolay ama işin arka tarafı çok farklı… İşletme tarafı mühim…

İşin arka tarafı derken?

İşletme, business tarafı… Benim bakış açım ne yaparsam yapayım en iyisini yapmak için çalışmak üzerine odaklıdır…  Meslek ön yargı ile yaklaşılan bir sektör…  TEDx Konuşmacısı

olarak davet edildiğimde, ön yargılar üzerine bir konuşma yapmam istenmişti.   DJ lere ön yargı her zaman vardır. Bizim iş öyle bir sektör ki; ön yargısız neredeyse bir günümüz geçmiyor.  Ama insanlar anlayınca yaptığımız işin çok ciddi bir iş olduğunu fark ediyorlar. İnanılmaz bir sektör dönüyor.

Örnek verebilir misiniz bu söylediklerinize?

Fransız DJ David Guetta, çok yakın bir tarihte Türkiye’ye geliyordu. Hastalandığı için iptal oldu. Gelseydi 750 Bin Euro alıyor olacaktı. Şimdi DJ’lik mesleğine nasıl bu bir meslek değil denilebilir? İş değil denilebilir mi? Bu şekilde bir kazancı olan sektör nasıl bir meslek, ya da tercih edilen bir iş olmasın?  Yine iki üç gün önce DJ Arvin geldi. Davet ettiler beni de tanıştırmak için bir geceliğine 400 bin Euro teklif alarak geldi ülkemize…  Bu kadar ciddi dönen bir sektör… Globalde büyüyen bir iş, dünyada trend ve binlerce, milyonlarca genci de peşimizde sürükleyebildiğimiz bir etki alanı var. Bunun artık ön yargısının olmaması lazım.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Ön yargıyı yıkmak için neler yaptınız?

2014 senesinde DJ eğitimi vermeye başladım. Çok büyük bir ilgi etkileşim ve popülarite olduğu için mesleği ciddi ciddi anlatmaya başladım. DJ’lik yapmak isteyen çok fazla genç var ama bunun için iş kafası olması gerekiyor. Her işte çürük elma olabilir. Bir insan sabah 9 akşam 5 çalışırken de kötü alışkanlıkları olabilir ya da ev de hiçbir şey yapmayıp evinde otururken de kötü alışkanlıklara sahip olabilir. Bunu sadece DJ’ler için düşünülmemesi gerektiği, DJ’liğin aslında ne olduğunu, nasıl bir disiplin gerektirdiğini gençlere anlatırken, bir yandan da bu işin teknoloji ile beraber tekniği çok gelişmeye, değişmeye başladığı noktasında farkındalık oluşturuyorum.

 DJ olmak için yetenekli olmak kafi mi?

Eskiden DJ olmak gerçekten yetenek gerektiren bir şeydi. Şimdi bu iş; yetenekten daha çok, müzik arşivi yapmak, müzik toplamak, teknoloji iyi kullanmakla örtüşür hale geldi.

Sizin bir de DJ’lik okulunuz akademiniz var? Bahseder misiniz?

Mesleğin hızlandığı zamanlardı. Çok soru alıyordum. Biz de bunu bir eğitim haline getirelim dedik. İlk başta çok profesyonelce düşünmedik. Özellikle gençlere destek veren biri olduğum için ve hiçbirimiz aynı yaşta kalmadığımız için yeni geleceklere hem biz bir şeyler katalım hem de onların enerjisinden biz yararlanalım düşüncesiyle 2014’te böyle bir eğitime başladık. Bayağı iyi oldu. Keyifli oldu. Aşırı yetenekli gençlerle tanıştım. Onların enerjisi bana enerji kattı. Sonra 2022 de bu oluşumun adını değiştirdik.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Nasıl oldu? Neden değiştirdiniz?

YouTube’a ne zaman başladığımı hatırlamıyorum. 2018 ya da 2019’da soy ismim çok popüler oldu. Eskiden sadece müzik dinleyenler ya da gece hayatının içinde olan insanlar bilirdi. Sonra birdenbire YouTube videolarım çok çok izlenmeye başlayınca; yediden yetmişe herkes takip etmeye başladı. Dolayısıyla stüdyomuzun ismini “Çabakçor Akademi”ye çevirdik. Eğitimlere aynı şekilde devam ettik. Ve böylece hem profesyonel olarak bu işi yapmak isteyenler hem de amatör ruhla hobby olarak bu işte kendini ilerletmek isteyen herkese ben ve arkadaşlarım destek olmaya çalışıyoruz.

Enteresan hikayelerle karşılaştığınız oluyor mu?

Genç arkadaşım DJ’lik eğitimi almak istiyor. Hobby olarak DJ’lik yapmak istiyor. Ailesi de; ya çok büyük bir markanın, yerin sahibinin oğlu kızı… Ya da eğitimi çok iyi gittiği için büyük potansiyeller barındıran çocuklar… Orada aileler bir şeyi gözden kaçırıyor. Herkesin; bizim yaşlardakilerin, çocukların hatta bebeklerin, orta ya da ileri yaş grubunun deşarj olacağı bir şeye ihtiyacı var… Kimi spora gider, kimisi kedisi ile vakit geçirir, kimi çiçekleriyle uğraşırken deşarj olur. Herkeste bu durum farklıdır. Mesela ben müziğin sesini açıp dinleyerek ve bağıra bağıra sözlerini söyleyerek deşarj olurdum. Bütün çocukluğum böyle geçti. Bana gelen insanlarda da biraz onu hissediyorum aslında…  Müzik dinlemeyi çok seven ve neden bu çok sevdiğim şeyi bir hobby haline dönüştürmüyorum deyip gelenler var. Tabi bunu aileye izah etmek kolay olmuyor. Ön yargılar var. Benim çocuğum lisede okul eğitimi alıyor. Üniversite eğitimi alacak gibi… Orada biz biraz bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Ortam nasıl? Kaç öğrenci yetiştirdiniz?

Bizim orada arkadaşlık ve birbirine destek vermek çok fazla var. Çünkü; herkesin farklı özellikleri var.  Biz hep beraber imece usulü birbirimize destek olarak yeni DJ’ler yetiştiriyoruz. Şu ana kadar benden 260 civarı kişi çıktı benden…

Çoğunluk kız mı, erkek mi? Nasıl bir fark var aralarında?

Yüzdesel olarak veremeyeceğim ama erkekler daha ağırlıkta…

Sadece tarzları farklı. Kız öğrenciler geldiği zaman; iki üç arkadaş birlikte grupları ile geliyorlar. Erkekler ise gruplarıyla değil tek gelmek istiyorlar. Aradan sıyrılıp grupta farklı bir yönle sivrilmek istiyor erkekler.

Sizce erkekler neden böyle bir tutum içinde?

DJ’ lik havalı bir iş. Hem görünürlük, bilinirlik olarak hem de kabine geçtiğiniz zaman… İyi müzik çalabiliyorsan, popülariten varsa, herkesin gözü senin üzerinde oluyor. Erkekler bu popülariteyi kendileri yaşamak isterken diğer bir taraftan da kimse ile paylaşmak istemiyorlar. Kızların geliş sebebi biraz daha farklı. Onlar bu işi gerçekten sevdikleri için ya da hobi olarak ilerletmek istedikleri için geliyorlar.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

Öğrenmek için gelip çalanlar var mı?

Öğrenmek için gelen ama çok profesyonel olup, bizden çıkıp iki üç yerde çalan kız arkadaşlarımız da var. Erkeklerin sayısı kızlara göre çok daha fazla… Birçok mekânın resident DJ’i benim akademimden çıkma…  Benim yapmaya çalıştığım amaçladığım da bu… Hep şunu söylüyorum.  Ben bugüne kadar örnek 100 tane kapı açtım. Bir şeyler yarattım. Arkamdan gelen herkese de elimden geldiğince destek oluyorum ama bir yerde bu pil bitiyor. Eskiden kendimi hatırlıyorum. On yıl önce iki gece uykusuz kalırdım. Devam ederdim. Şimdi bir gece uykusuz kalıyorum ertesi gün insanın aklı karışıyor. Yani dedim mi demedim mi? Mesajı attım mı atmadım mı double check yapmak durumunda kalıyorum. O yüzden yeni gelenlere hep diyorum ki; biraz da siz kapı açın, siz bana yol gösterin. Çünkü jenerasyonlar arasında bir fark var. Benim mesela bir şarkım TikTok  da çok popüler oluyor. Benim tabi ki bundan haberim oluyor ama onların benden daha önce haberi oluyor. Ben onlardan bunu istiyorum.

 Maddi bir beklentiniz var mı?

Onlardan hiçbir maddi gelir kaynağım ya da bir çıkarım yok. Hatta çaldığım yerlerde ya da çalacağım yerlere ben onların çalması için destek olmak istiyorum. Bundan da dolayı hiçbir ticari ilişkim yok. Onlar çalsın, onlar mutlu olsunlar. İşlerini iyi yapsınlar çünkü DJ’lik mesleğini ayaklar altına aldırtmamaya çalışıyorum. Çünkü gerçekten; sadece bir gecelik içki için ya da sadece popüler olmak için bu işi yapmak isteyen bir kafa yapısı da var. Ama o zaman; bu işi gerçekten de profesyonelce para kazanıp, hayatını idame ettirmek için yapanlara saygısızlık oluyor. Yani “iki kişi çıkıp ben bedava çalarım. Benim yemeğimi verin, suyumu verin” dediği zaman, bu işte ayakta kalmak için yapacak ve bunu çok seven insanlara çok büyük saygısızlık oluyor.

Doğuş Çabakçor, The Maestro Hotel, Ahu Çağdaş

 Sendikanız var mı?

Sendikamız yok ama biraz aslında bu mesleği korumaya da çalışıyorum.

 Sizin burslu öğrencileriniz hatta bir yurdunuz var. Yoksul öğrencilerin rahat yer bulması konaklaması için. Biraz anlatır mısınız?

Babamın direk mülk sahibi olduğu bir bina vardı. Sürekli kiraya veriyordu. Ben de dedim ki burayı kiraya vermeyelim. Daha etkili bir şekilde kullanabiliriz. O sırada nereden nasıl oldu bilmiyorum ama yurtlar ile ilgili haberler oluyordu. Bunun daha güzelini, kalitelisini yapabiliriz diye düşündüm. Kardeşim de iç mimar. O da dedi ki; buranın mimarisini, çizimini ben yaparım. Yurt dışındaki örnekleri araştırdık ve dedik ki resmi bir yurt olacağı için ya kız ya erkek olması gerekiyor. Altı ay yapalım mı yapmayalım mı diye düşündük…

 Sizi ne düşündürdü?

Olay yapmak değil bir de işletme tarafı var. Çok fazla işletme kuralı var. Kızlar yurdunda erkekler çalışamıyor. Bütün işleri yapanların kadın olması gerekiyor. İki kişilik odalar yasak. Odalar 1,3,5,6, olabiliyor. KYK ya bağlı olmak çok ciddi sorumluluk getiriyor. Açılan yerlere depremde zarar görmüş insanların, ailesini kaybeden, evini kaybeden insanların yakınlarına, çocuklarına yasal kuralların izin verdiği ölçüde yardımcı olmaya çalıştık. Maalesef depremde evini ve ailesini yitirenler oldu. Onlardan yurtta kalanlara bütün eğitim hayatı boyunca misafirimiz olun dedik. 178 tane kız öğrencimiz var. Full kapasitede… Ben de elimden geldiğince destek oluyorum.

Burcu Güneş’ten  “Her şeye inat Gülümse”ye klip geldi  

Burcu Güneş’ten  “Her şeye inat Gülümse”ye klip geldi  

Türk Pop Müziğinin En güçlü kadın isimlerinden Burcu Güneş – Benim Yolum albümünün sevilen şarkısı “Gülümse”nin video klibini sevenleriyle buluşturuyor. Albümün “Anıları Yak”, “Kör Kuyular” ve “Şerefine” kliplerinden sonra yönetmen koltuğunda Bedran Güzel’in oturduğu uzun zamandır beklenen “Gülümse” yeni dönemin önemli isimlerinden KERRO ve Mili B imzası taşıyor.

Tiktok  platformunda 70.000’i aşan içerik çekimiyle viral olan “Gülümse”, hareketli ve mutlu tarzı ile heyecan yaratan “Her şeye inat Gülümse” Mottosu ile dinleyicilerine sesleniyor. Şarkı, modern soundların, latin – pop  – hiphop tarzların harmanlanmış haliyle sevenlerine sunuluyor.

Buray’dan yeni albüm müjdesi

Buray’dan yeni albüm müjdesi

Besteleri ve şarkılarıyla gönüllerde taht kuran Buray, Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu BtcTurk 10. Yıl Konserleri’de kendisini izlemeye gelenlere müzik şöleni yaşattı.

KerkiSolfej’in düzenlediği sonbahar konserleri kapsamında İstanbullu hayranlarıyla buluşan Buray, en güzel şarkılarını bitmek bilmeyen enerjisi ve muhteşem dans şovlarıyla izleyicilerine sundu. Sahneye Esra Gürses imzalı kıyafetiyle çıkan sanatçı, tarzıyla da beğeni topladı. Biletleri günler öncesinden tükenen konsere hayranları yoğun talep gösterdi

‘Olmuşum Leyla’ Rekora Koşuyor

Konser öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Buray, son şarkısı ‘Olmuşum Leyla’ hakkındaki mutluluğunu: “Yeni şarkımız çok beğenildi. Dinlemeleri beklentimizden çok yukarıda. Spotify’da top 50de yükseliyor. Radyolarda bin bire vurduk. Yaz çıkışı dinleyicilerimize güzel bir hediye verdik.” sözleriyle paylaşarak herkese teşekkürlerini iletti.

Yeni Albüm Kasım Ayında Geliyor

Sahnede sevenlerine 17 Kasım’da piyasaya çıkacak olan albüm müjdesini veren Buray, alkış yağmuruna tutuldu. 14 parçalık keyifli bir albüm çıkaracağını ve albümde sürpriz isimlerin olacağını belirtti.

Akşam boyunca keyifli anlar yaşatan sanatçı, konserini İstersen ve Aşk Mı Lazım şarkılarına yaptığı bisle son verdi.

İmparator İstanbul’da

İmparator İstanbul’da
Muhteşem bir yaz sezonun ardından İstanbul Günay Restaurant’ta sahne alan İbrahim Tatlıses, sevenlerine unutulmaz bir gece yaşattı.
Usta sanatçı konserini ‘Yanlızım’ şarkısıyla başlatırken gece boyunca ‘Bir Kulunu Çok Sevdim’, ‘Haydi Söyle’, ‘Yalan’ ‘Bebeğim’ ve
‘Kara Üzüm Habbesi’ gibi imparator klasikleri hep bir ağızdan söylendi. ‘Bebeğim’ parçasını vallahi billahi tillahi kime yazdığımı hatırlamıyorum ama iyiki de yazmışım bu parça yüzyıllarca dillerden düşmeyecek.
Sahneden alkışlarla ayrılan İbrahim Tatlıses, hayranlarının tezahüratlarına sessiz kalamadı. 2,5 saat süren canlı performansıyla Günay Sahnesi’nde yerli ve yabancı misafirlerin yoğun ilgi ve alakasından dolayı 7 Ekim’de bir kez daha sahne alacak.

Adana’da 100. Yıl Marşı

Adana’da 100. Yıl Marşı

Türk pop müziğinin duayeni Erol Evgin, Kerki Solfej’in düzenlediği yaz konserleri kapsamında Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verdi.

 Dört Nesil Adana Korosu

Adanalı müzikseverlerin coşkulu alkışları eşliğinde sahneye “Söyle Canım” isimli şarkısını söyleyerek çıkan Evgin, gece boyunca Türk pop müziğine damga vurmuş şarkılarını dört nesilden oluşan Adana korosu eşliğinde söyledi.

Sanatçı, konserini Cumhuriyet’in 100. yılına özel bestelediği “100 Yılda Yüz Akıyla” isimli 100. Yıl Marşı ile sonlandırdı. İzleyenler Erol Evgin’e, ayakta ve hep bir ağızdan eşlik ettiler.

Yıldız ‘Dizine Dursun’ ile rekora koşuyor

Yıldız ‘Dizine Dursun’ ile rekora koşuyor
Pop müziğin yıldızı Yıldız Tilbe’nin yeni tekli çalışması Dizine Dursun’un klibi üç günde 700 bin kez izlendi…
Yıldız Tilbe’nin Özdemir Plak imzalı yeni tekli çalışması
Dizine Dursun tüm dijital platformlarda yayınlandı.
Sözleri Yıldız Tilbe’ye bestesi Tassopoulos Fıvos’a ait olan aranjörlüğünü Esad Fidan’ın yaptığı şarkının klibini Kemal Başbuğ yönetti. Klipte şıkır şıkır dans eden Yıldız’ın şarkısı da klibi de büyük beğeni topladı. Klip YouTube’da üç günde 700 bin kişi tarafından izlendi. Şarkının Yıldız Tilbe imzalı sözleri de oldukça dikkat çekici bulundu…

Türkiye Cumhuriyeti 100 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 100 yaşında

29 Ekim’e özel programlar

 My Agenda Nazan Ortaç

Boğazı’nın benzersiz manzarasına hâkim Four Seasons Hotel Bosphorus ve tarihi yarımadanın büyüleyici atmosferine sahip Four Seasons Hotel Sultanahmet, Cumhuriyet’in kuruluşunun 100’üncü yılında 29 Ekim’i daha da büyük bir coşkuyla ve özel içeriklerle kutluyor. Four Seasons Hotel Bosphorus 29 Ekim’i sanatçı Kenan Işık’ın ‘Kırmızı ve Beyaz İstanbul’ isimli sergisinin açılışı için düzenlediği özel bir davet ile karşılarken, Four Seasons Hotel Sultanahmet ise 23-29 Ekim haftasına özel menüler, çay saati ve güne özel lezzetlerin yanı sıra araştırmacı-yazar Hasan Mert Kaya katılımı ile gerçekleşecek söyleşi ile misafirleri tarihte bir yolculuğa çıkarıyor.

SİNEMA

Zübeyde, Analar ve Oğullar

Kuzey Amerika’nın en büyük Güney Asya filmleri festivali olan IFFSA Toronto’nun açılışı “Zübeyde, Analar ve Oğullar” filmiyle gerçekleşecek. Film, 12 Ekim’de THY ve TEPAC desteğiyle Kanada Toronto’da Cineplex Cinemas Courtney Park salonunda ücretsiz olarak gösterilecek. “Bir kadın dünyayı değiştirebilir” diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın hayatını anlatan filminin hikayesi, Osmanlı’nın son dönemlerinde karışıklık içindeki Selanik’te başlıyor ve Cumhuriyet’in ilanına kadar olan süreci yansıtıyor. Aslıhan Güner’in ‘Zübeyde’ karakterine hayat verdiği filmde Alican Yücesoy da ‘Mustafa Kemal’i canlandırıyor.  Filmde ayrıca Devrim Nas, Emre Kınay, Sitare Akbaş, Wilma Elles, Enes Demirkapı, Ali Sağ ve Turgay Tanülkü gibi tanınmış oyuncular rol alıyor.

Zübeyde, Analar ve Oğullar

SAHNE

‘1923’ müzikali sezonu açıyor

Milli Mücadele’nin başladığı Bandırma Vapuru’ndan Meclis’in açılışına, Büyük Taarruz’dan Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan Cumhuriyet hikayesini fantastik ögelerle anlatan ‘1923’ müzikali 23-24 Eylül tarihlerinde Zorlu PSM’de sezonu açıyor. Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu, Piu Entertainment ve Zorlu PSM ortak yapımı, Zorlu Holding ve Grup şirketlerinin katkılarıyla sahneye konan eserin başrollerinde başarılı oyuncular Kerem Alışık, Özge Özder ve Ece Dizdar yer alıyor. Türk tiyatro tarihinin en büyük ve en kapsamlı yerli müzikal projelerinden biri olarak hayata geçirilen müzikalde izleyiciler görkemli ve fantastik bir zaman yolculuğuna çıkıyor.

‘1923’ müzikali sezonu açıyor

MÜZİK

  1. Yıl onuruna özel beste

Borusan Sanat, Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı onuruna, Türk bestecilerin çalışmalarını desteklemek ve Türk müzik kütüphanesine katkıda bulunmak misyonuyla üç Türk besteciye eser siparişi verdi. Sezonun açılış konserini 12 Ekim Perşembe günü saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirecek olan BİFO, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ın Borusan Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği 6. Senfonisi “100 Yaşında Bir Çocuk” ile dünya konser salonlarında ilk kez, bu sezonun ilk konserinde, izleyicileriyle buluşacak. Can Okan yönetimindeki bu özel konserde Fazıl Say, Mozart’ın 21. Piyano Konçertosu’nu seslendirecek.

Borusan Sanat

MODA

Efsane geri döndü

Global ikon Rihanna ve spor giyim markası Puma, en yeni ürün serisini resmi olarak tanıttı. Rihanna, FENTY x PUMA’nın Kreatif Direktörü olarak markaya dönüş yaptı. Uzun yıllar sürecek iş ortaklığı kapsamında çok sayıda ürün lansmanı yapılacak. FENTY x PUMA’nın geri dönüşü, PUMA’nın spor sektöründeki köklü geçmişi ve mirası ile Rihanna’nın müzik, kültür ve moda alanındaki ikonik liderliğini birleştiriyor. Ortaklığın ilk ayakkabı serisi ise FENTY x PUMA Avanti oldu.

Rihanna

FESTİVAL

Oktoberfest başlıyor

Yılın heyecanla beklenen festivali Oktoberfest İstanbul hosted by The Populist, bu yıl 6 – 8 Ekim tarihleri arasında iyi yemek ve iyi eğlencenin adresi Yapı Kredi bomontiada ve Galataport İstanbul’da! eçtiğimiz yıl, üç gün boyunca 25bin kişinin ağırlandığı festival, bu yıl da iyi yemek ve iyi eğlencenin adresi olacak. The Populist, sevilen DJ performansları, yaratıcı atölyeler ve sürpriz etkinliklerle şehrin havasını değiştirerek eğlence dolu saatlere ev sahipliği yapacak.

HEDİYE

Sevdiklerinize sürpriz yapın

Sebepsiz sürpriz hediyeleri kim sevmez? Yeni nesil lifestyle markası Ecrou, erişilebilir fiyatlarla hediye alıp vermeyi zamansız ve sebepsiz hale getiriyor. Birçok kategoride çeşitli ürün yelpazesi sunan Ecrou, seyahatten giyime, iç giyimden çantaya, dekorasyondan güzellik ve bakıma kadar pek çok kategoride cıvıl cıvıl ürünler sunuyor. Ecrou’da ürün skalası sürekli olarak yenileniyor; yeni kategorilerle birçok ürün seçeneğine ulaşılabiliyor.

Sevdiklerinize sürpriz yapın

DİZİ

İlk bölümler yayında

Prime Video’nun, The Boys evreninden doğan ve merakla beklenen yeni Amazon Original dizisi Gen V’nin ilk bölümleri gösterime girdi. Her hafta bir bölüm yayınlandıktan sonra 3 Kasım Cuma günü epik bir sezon finali yayınlanacak. Dizinin başrollerini Jaz Sinclair, Chance Perdomo, Lizze Broadway, Shelley Conn ve Maddie Phillips paylaşıyor. Patrick Schwarzenegger, Sean Patrick Thomas ve Marco Pigossi aynı karakterler olarak rol alıyor.

ÇAY SAATİ

Metro Türkiye’nin kendi markalarıyla sunduğu hazır pasta ve tatlılar, çay saatlerine hem lezzet hem keyif katıyor. Tiramisudan cheesecake’e, mozaik pastadan dilimli kek ve kurabiye çeşitlerine, katmerden künefeye dilediğiniz ikramlıklar, Metro Türkiye raflarında sizleri bekliyor. Kolay ve pratik bir şekilde hazırlayabileceğiniz tatlı çeşitleriyle, dakikalar içinde misafirlerinize enfes ikramlıklar sunmanız mümkün.

-İzmir Körfez manzaralı odaları ve misafirlerine ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi yaşatan Hyatt Regency İzmir İstinyePark, ‘Hyatt Dolu Çay Saati’ ile konuklarına keyifli anlar yaşatıyor. Otelin lobi alanında orijinal sanat eserlerine karşı ayrıcalıklı hissedeceğiniz ‘Hyatt Dolu Çay Saati’nde mini tatlı tuzlu atıştırmalıklar, ev yapımı çikolatalarından seçkiler ve misafirlerin favorisi macaronlar servis ediliyor.

-Vakko Patisserie kış mevsimine özel olarak sunduğu ve Fransız şeflerin usta ellerinde hayat bulan reçeteleriyle menüsünde yenilikler yaptı. Eklenen yeni lezzetler arasında yerini alan Banana Brownie Chocolat, Cheese Cake Citron, St.Honore Chocolat, Snickers ve 5K Coco Pistache tatlıları, çay ve kahve sohbetlerinin favorisi olmaya aday.

Soft Analog ilk albüm ‘’Dans İllüzyon’’ geliyor

Soft Analog ilk albüm ‘’Dans İllüzyon’’ geliyor

Tarzları ile büyük bir hayran kitlesi yaratmayı başaran alternatif pop ikilisi Soft Analog, 20 Ekim tarihinde yayımlayacakları ‘’Dans İllüzyon’’ adlı ilk konsept albümleri öncesi, projenin son teklisi ‘’Beni Saran Bi’ Boşluk’’u müzikseverlerin beğenisine sunuyor.

Albümün duygu derinliğinin en yoğun şekilde hissedildiği şarkılardan biri olan Beni Saran Bi’ Boşluk’un söz ve müzikleri ikilinin ortak imzasını taşıyor. Albümün açılan beşinci teklisi Beni Saran Bi’ Boşluk, daha önce yayımlanan Tuzak, Tanıdık Bir Koku, İstila ve KAÇ’ın ardından albüme dair dinleyicileri heyecanlandıracak birçok sürpriz ve ipucunu beraberinde getiriyor.

Synthwave, disco, dream pop ve rock türlerini barındıran ve toplam 11 şarkıdan oluşacak Dans İllüzyon, bilim kurgu öğeleri ve metaforlar ile ön plana çıkıyor. Oluşturdukları dünyayı dinleyicileri ile paylaşırken konsept işler üretmeye özen gösteren Soft Analog, Dans İllüzyon albümünde toplumsal yabancılaşma ve değişim ile kilit rol oynayan bir farkındalık evreni kurguluyor.