Yazılar

Alice Cooper: “Şok Artık Hayatta, Sahnede Değil”

İstanbul’da sahneye çıkmadan önce Alice Cooper’la konuşmak, bir rock efsanesiyle röportaj yapmaktan çok, onun yarattığı teatral evrenin içine kısa bir bakış atmak gibi. Yıllardır sahnede korkuyu, mizahı, karanlığı ve rock’n roll’u aynı hikâyenin içinde buluşturan Cooper, bugün hâlâ yalnızca bir müzisyen değil; kendi mitolojisini yaratmış yaşayan bir performans ikonu.
Telefonun diğer ucunda sakin, ölçülü ve şaşırtıcı derecede sıcak bir ses vardı. Ancak konu sahneye geldiğinde, Alice Cooper hâlâ o bildiğimiz Alice Cooper’a dönüşüyor: giyotinlerin, yılanların, kara mizahın ve dev prodüksiyonların efendisine. Rock tarihinin en teatral figürlerinden biri olarak anılan sanatçı, İstanbul konserini anlatırken bunu yalnızca bir turne durağı gibi değil, “gerçek bir rock gösterisi” olarak tanımlıyor.
13 Haziran gecesi Lifepark sahnesinde izleyiciyi bekleyen şey ise klasik bir konserden çok daha fazlası olacak. Yarım asrı aşan kariyerine rağmen enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen sanatçı, bugün hâlâ seyirciyi şaşırtmanın yeni yollarını arıyor ve İstanbul’daki bu geceyi de tam olarak böyle tanımlıyor ; yüksek sesli, karanlık, teatral ve unutulması zor bir rock gösterisi.
Ve röportaj boyunca hem rock’n roll’un geçmişini hem de yaklaşan İstanbul konserini konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Alice Cooper

60 yıla yaklaşan bir kariyer nasıl hâlâ aynı enerjiyle devam ediyor?
Çünkü sahneye çıkmayı hâlâ seviyorum. Ama insanlar bunun sadece rock’n roll kaosu olduğunu düşünüyor; gerçek öyle değil. Asıl mesele yalnızca disiplin değil, aynı zamanda seyirciye duyulan saygı. İnsanlar bilet aldıklarında sizin yorgun olmanızı umursamazlar; onlar hayatlarının en iyi Alice Cooper şovunu görmek ister.
Bu yüzden perde açıldığı anda yüzde yüzünüzü vermek zorundasınız. Benim iş anlayışım her zaman bu oldu ve hâlâ aynı şekilde devam ediyor. Bir Alice Cooper konseri aslında baştan sona fiziksel bir performans: iki saat boyunca koşuyor, bağırıyor ve karakterin içinde kalıyorsunuz. Bunu sürdürebilmek için de yıllar içinde kendime bir atlet gibi bakmayı öğrenmek zorunda kaldım.

Hâlâ sahneye çıkmadan önce aynı heyecan var mı?
Evet, bence biraz korku da olmalı zaten. Eğer hiç gergin değilseniz, artık umurunuzda değil demektir. Perde açılmadan hemen önce hâlâ o elektriği hissediyorum ve dürüst olmak gerekirse, bu işin en sevdiğim kısmı da tam olarak o an.

Alice Cooper

70’ler ve 80’ler rock sahnesi çok daha kaotikti. Bugün aynı hissi görüyor musunuz?
O dönem daha filtresizdi. Daha hamdı. Bugün her şey daha profesyonel, daha temiz. Ama bazen fazla temizlik ruhu öldürür. Yine de gençlerde aynı şey var: karşı çıkma ihtiyacı. Sadece ifade biçimi değişti.
Bugünün müzik endüstrisi artık algoritmalar ve platformlar üzerinden şekilleniyor. Rock’n roll böyle bir düzende nasıl varlığını sürdürüyor?
Rock hiçbir zaman bir sistemin ürünü olmadı. O yüzden sistem değiştiğinde rock değişmez. Rock kontrol edilebilir bir şey değildir. Bir algoritma sana ne çalacağını söylüyorsa, orada zaten rock yoktur. Rock dediğiniz şey bir reaksiyondur.

Hard rock yıllardır değişen müzik türleri arasında sabit kalan nadir alanlardan biri. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Çünkü hard rock bir moda değil, bir yapı. Bir refleks. İnsanlar değişir, dönemler değişir ama gitarın yarattığı enerji değişmez. Aerosmith’i, Rolling Stones’u, Guns N’ Roses’ı dinlediğinizde aslında aynı şeyi duyarsınız: kontrolsüz bir özgüven ve doğrudanlık. Biz bunu süslemiyoruz, sadece sahneye koyuyoruz.

Alice Cooper

‘Shock rock’ denince akla ilk gelen isim sizsiniz. Ama artık şok kavramının değiştiğini söylüyorsunuz. Bugün sahnede ne kaldı?
Bugün şok artık sahnede üretilen bir şey değil. Dünya zaten şok edici. Ben sahnede şok yaratmıyorum. Bir kontrast yaratıyorum. Bir hikâye kuruyorum: korku, mizah, drama… Hepsi kontrollü bir evren içinde. Seyirci bunun bir oyun olduğunu biliyor ama yine de içine giriyor.

İstanbul’a ve Lifepark sahnesine geri dönüyorsunuz. Bu sizin için ne ifade ediyor?
İstanbul çok güçlü bir şehir. Orada sahneye çıktığınızda bunu hemen hissediyorsunuz. Lifepark’ta çaldığımda seyirci sadece konser izlemiyordu, şovun bir parçası olmuştu. Bu her yerde yaşadığınız bir şey değil. Hollywood Vampires turnesinde 2023’te Lifepark sahnesine çıktığımda bir gün tekrar geri dönmek istediğimi söylemiştim. Şimdi bunu gerçekleştiriyoruz ve bu güzel bir his.

Seyircinize ne söylemek istersiniz?
Onlara söyleyecek bir şey yok. Zaten ne olacağını biliyorlar. Biz sahneye çıkacağız, hikâyeyi anlatacağız. Geri kalanını onlar tamamlayacak.”

Alice Cooper

#AliceCooper #ShockRock #Lifeparkİstanbul #RockKonseri #HardRock #RockEfsanesi #İstanbulKonserleri #PauseDergi #MelisBayraktar #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kadın Palyaçolar Sergisi Gama Gallery’de

Çağdaş mozaik sanatçısı Gözde Tolan küratörlüğünde hazırlanan kolektif sergi Kadın Palyaçolar, 21 Mayıs’ta Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. 19 sanatçının 40 eserle yer aldığı seçki, gündelik yaşamda taşınan yüzlere ve parlak kabukların ardında biriken sessiz anlatılara odaklanıyor.

Carl Gustav Jung’un “Persona” kavramı ve “Palyaço” arketipinden beslenen sergi, görünür kimlik ile içsel ses arasındaki eşiği aralıyor. Kadınların toplumsal yaşamda üstlendiği rollerin yarattığı görünmeyen ağırlıklara ışık tutan eserler, izleyiciyi yüzeyin ötesini görmeye davet ediyor.

Doğal taş, cam, yarı değerli taş, kumaş ve seramik gibi farklı malzemelerin bir araya gelişi, parçalı bir varoluşu hatırlatan güçlü bir dil kuruyor. Sergi aynı zamanda toplumsal bir fayda misyonu taşıyor: elde edilecek gelirin bir bölümü Hatay’da kadınların güçlenmesine yönelik projelere destek sağlamak üzere Birİz Derneği’ne bağışlanacak.

Sergi Alanı: Gama Gallery

Adres: Turnacıbaşı Cd. No: 21 Beyoğlu/İstanbul

Tarih: 21 Mayıs – 20 Haziran 2026

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00 – 18:00 arası

 

 

#KadınPalyaçolar #GamaGallery #SanatSergisi #GözdeTolan #ÇağdaşSanat #Persona #PalyaçoArketipi #KadınSanatçılar #SanatVeToplum #BirİzDerneği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Albert Camus’den Ölüm Cezasına Sert İtiraz

Fransız edebiyatının ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Albert Camus, ölüm cezasına karşı kaleme aldığı “Giyotin Üzerine Düşünceler” ile adaletin karanlık eşiğinde okuru etik bir hesaplaşmaya davet ediyor.

Camus, bu kısa ama çarpıcı metinde idamın caydırıcılık iddiasını, adaletin yanılmazlığı mitini ve “suça karşı suç”u meşrulaştıran intikam mantığını sorguluyor. Ona göre idam cezası toplumu korumaz; aksine şiddeti yasallaştırır. Hukukun görevi doğayı taklit etmek değil, onu düzeltmektir.

“Giyotin Üzerine Düşünceler”, yalnızca ölüm cezasına karşı bir itiraz değil; aynı zamanda adalet adına öldürmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan derin bir etik metin olarak öne çıkıyor.

 

#AlbertCamus #GiyotinÜzerineDüşünceler #CanYayınları #ÖlümCezası #Adalet #EtikHesaplaşma #Felsefe #EdebiyatHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İntizar’dan Yeni Tekli: Müebbet

Sevilen sanatçı İntizar, trend listelere giren “Bıçak” ile yakaladığı çıkışın ardından yeni teklisi “Müebbet” ile müzik dünyasındaki iddiasını sürdürüyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan şarkının söz ve müziği İntizar’a ait. Düzenlemede Tarık İster, mix ve masteringde ise Utku Ünsal imzası bulunuyor.

Arabesk sound’un güçlü damarını modern bir anlatımla buluşturan “Müebbet”, ilk bakışta başlayan ve kaçınılmaz bir yazgıya dönüşen aşkı merkezine alıyor. Yoğun duygusal geçişleriyle dikkat çeken şarkı, dinleyiciyi ilk andan itibaren içine çeken çarpıcı bir atmosfer yaratıyor. Müebbet, tüm dijital müzik platformlarında yayında.

#İntizar #Müebbet #YeniŞarkı #SonyMusicTürkiye #ArabeskPop #MüzikHaberleri #TürkMüziği #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Edebiyat ve Rock Müziği Buluşturan Proje

Türk rock müziğinin önde gelen isimlerinden Demir Demirkan, edebiyat ve müziği buluşturduğu özel projesi “Zamanda Saklı” albümünü dinleyicilerle paylaştı. Sanatçının geçtiğimiz yıl yayımlanan aynı adlı kitabından ilham alan albüm, romanın bölümlerini müzikal bir anlatıya dönüştürüyor.

Toplam 10 şarkıdan oluşan albüm, zaman, seçimler ve içsel yüzleşmeler üzerine bir yolculuk sunuyor. Daha önce yayımlanan “Yüreğime Vur Kadehi”, “Suçlusun”, “İki Yürek Bir Ömür” ve “Çok Güzelsin” gibi parçalar albümde yer alırken; “Tesadüfler De Tercihtir”, “Kendime Tutsak”, “Neden?”, “İnan”, “Zamana Sakladım” ve “Çaren Yok” şarkılarıyla hikâye tamamlanıyor.

Söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyonun tamamına Demir Demirkan imza atarken; davulda Onur Akça, miks aşamasında Tarkan Gözübüyük, mastering’de ise Evren Göknar katkı sağladı. Albüm, 8 Mayıs 2026 itibarıyla Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#DemirDemirkan #ZamandaSaklı #YeniAlbüm #TürkRock #SonyMusicTürkiye #MüzikHaberleri #EdebiyatVeMüzik #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gerçek Bir Hikâyeden İlham: Destina

Türk müziğinin sevilen isimlerinden Bora Duran, gerçek bir hikâyeden ilham alınarak yazılan “Destina” adlı şarkısını müzikseverlerle buluşturdu. Şarkının sözleri Sedat Kunduracı imzası taşıyor ve denize açıldığı sırada yelken yaparken yaşanan trajik bir kazada hayatını kaybeden Destina Beyza Bulut anısına kaleme alındı.

Klip çekimleri İstanbul’un sahil semtlerinden Dragos’ta gerçekleştirilen şarkı, tüm dijital platformlarda yerini aldı. Bora Duran, şarkının hikâyesine dair yaptığı açıklamada, “Gerçek bir hikâye olması insanı derinden etkiliyor. Ben de seslendirirken çok etkilendim. Dinleyen herkesin bu şarkıdan aynı duyguyu alacağını düşünüyorum” dedi.

“Destina”, yalnızca bir şarkı değil; aynı zamanda bir anının, bir hayatın ve bir kaybın müzikal yansıması olarak öne çıkıyor. Bora Duran’ın güçlü yorumuyla birleşen eser, hem müzik hem de duygusal anlamda dinleyicilerde derin bir iz bırakmayı hedefliyor.

#BoraDuran #Destina #SedatKunduracı #MüzikHaberleri #Magazin #YeniŞarkı #TürkMüziği #Dragos #DuygusalŞarkılar #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaz Konserleri Gurme Tatlarla İstanbul’da

İstanbul, 2026 yazında yalnızca dünya müzik sahnesinin değil, aynı zamanda gastronomi kültürünün de merkezine dönüşüyor. Şehir, uluslararası sanatçıların konserleriyle müzikseverleri ağırlarken, aynı zamanda İstanbul’un zengin mutfak kültürünü de öne çıkarıyor. Stadyum konserleri ve açık hava etkinlikleriyle birleşen bu sezon, hem müzik hem de lezzet tutkunları için unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Tüpraş Stadyumu ve LifePark İstanbul gibi büyük konser alanlarında, etkinlik günlerine özel hazırlanan menüler ve sokak lezzetleri dikkat çekiyor. Konser öncesi ve sonrası sunulan yerel tatlar, İstanbul’un gastronomi mirasını uluslararası izleyicilerle buluşturuyor.

  • Andrea Bocelli konseri öncesinde Boğaz’ın klasikleşmiş tatlarıyla özel menüler hazırlanıyor.
  • Max Korzh konserinde genç kitleye yönelik sokak lezzetleri ve ferah içecekler öne çıkıyor.
  • Alice Cooper ve The Offspring konserlerinde burgerler, craft içecekler ve açık hava barları rock kültürüne eşlik ediyor.
  • BABYMETAL performansında Japon mutfağından esinlenen özel atıştırmalıklar İstanbul sahnesine taşınıyor.

Bu yaz, İstanbul konserleri yalnızca müzik değil; tatların, kültürlerin ve atmosferin birleştiği çok boyutlu bir festival ruhu yaratıyor. Şehir, hem müzik hem gastronomi turizmi açısından küresel bir cazibe merkezi haline geliyor. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, konserlerin enerjisini İstanbul’un eşsiz mutfak deneyimiyle birleştirerek yaz boyunca şehrin ritmini yaşayacak.

 

#İstanbul2026 #YazKonserleri #GurmeDeneyim #MüzikVeLezzet #AndreaBocelli #MaxKorzh #AliceCooper #BABYMETAL #TheOffspring #İstanbulGastronomi #FestivalRuhu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

C.M. Köşemen’den Kült Bilimkurgu: Bütün Yarınlar

C.M. Köşemen’in kült eseri “Bütün Yarınlar”, Karakarga Yayınları etiketiyle Türkçe’ye kazandırıldı. Resimli bilimkurgu-klasik olarak öne çıkan kitap, insanlığın evrimini, tükenişini ve yeniden doğuşunu sarsıcı bir anlatıyla okura sunuyor.

Köşemen’in özgün çizimleriyle desteklenen eser, milyar yıllık bir zaman ölçeğinde farklı insan türlerini grotesk ve düşündürücü tasvirlerle aktarıyor. “Bütün Yarınlar”, yalnızca karanlık bir evrim hikâyesi değil; aynı zamanda uygarlık, bilinç ve kimlik üzerine derin sorular soran bir düşünsel yolculuk.

 

#BütünYarınlar #CMKöşemen #KarakargaYayınları #Bilimkurgu #TürkçeÇeviri #KültKitap #Evrim #İnsanlığınGeleceği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Klasik ile Çağdaşın Buluşması: Leblebici’nin Katmanlı Dünyası

Ankara’nın önemli kültür merkezlerinden CerModern, 9 Mayıs – 21 Haziran tarihleri arasında Serdar Leblebici’nin “Seriler Arası Yolculuk” sergisine ev sahipliği yapıyor. Klasik resim geleneği ile çağdaş ifade olanaklarını buluşturan sergi, sanatçının çok katmanlı görsel dünyasını izleyiciyle buluşturuyor.

Leblebici’nin üretiminde geçmişin imgeleri bugünün bakışıyla yeniden ele alınıyor. Sanatçı, klasik resim geleneğini reddetmeden; görsel kurgu, renk kullanımı ve anlatım biçimlerinde yeni yollar arıyor. Bu yaklaşım, Transavantgarde akımının etkilerini taşıyan özgün bir görsel evren ortaya çıkarıyor.

Katmanlı Görsel Evren

Sanatçının eserlerinde renkli dışavurumculuk, informel sanat ve figüratif fragmanların güçlü bir sentezi öne çıkıyor. Koyu arka planlardan yayılan ışık, olağandışı renk değerleri ve katmanlı yüzeyler, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; imgeleri okumaya ve yeniden anlamlandırmaya davet ediyor.

Portre serisi, klasik figür anlayışının izlerini taşırken; manzara ve mekâna dair ipuçlarını da barındırıyor. Bu seride en dikkat çekici öğe, renklerin girdap gibi aktığı yüzeylerden izleyiciye yönelen antropomorfik göz. Bu güçlü bakış, ikonografik olarak Türk kültüründeki nazardan korunma geleneği ile ilişkilendirilebilecek bir anlam alanı açıyor.

Lotus serisi ise renk, ışık ve derinlik ilişkisi üzerinden serginin bir diğer eksenini oluşturuyor. Lotuslar, doğanın doğrudan temsili olmaktan çıkarak daha derin yapısını ve gerçekliğini araştıran bir ifade aracına dönüşüyor.

Geçmiş ile Bugün Arasında

Leblebici’nin kendinden emin fırça darbeleri, ışık ve gölge kullanımıyla üç boyutlu bir derinlik hissi yaratıyor. “Seriler Arası Yolculuk”, sanatçının geçmiş ile bugün, gelenek ile deney, temsil ile soyutlama arasında kurduğu çok katmanlı ilişkiyi görünür kılıyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca görsel bir deneyime değil; algı, hafıza ve sanat tarihinin dönüşen imgeleri üzerine düşünmeye davet ediyor.

 

#SerdarLeblebici #SerilerArasıYolculuk #CerModern #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #AnkaraSanat #Transavantgarde #Sanatseverler #ResimSanatı #SergiHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Semptom Beklemek Yanılgı”: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Kadın sağlığında 30’lu yaşlar, biyolojik takvimde sadece fiziksel değil; hormonal ve metabolik değişimlerin de ivme kazandığı bir “başlangıç noktası” olarak kabul ediliyor.

Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Sadık Şahin, bu dönemde yapılacak düzenli kontrollerin sadece kanser riskini değil; kemik erimesi, diyabet ve tiroid gibi sessiz ilerleyen hastalıkları da durdurabileceği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.

Prof. Dr. Sadık Şahin

Prof. Dr. Sadık Şahin

Jinekolojik Taramalarda “Hayati” Üçlü

Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Sadık Şahin, 30 yaş sonrası kadınların sağlık ajandasında jinekolojik kontrollerin ilk sırada yer alması gerektiğini vurguluyor:

  • Smear ve HPV DNA Testi: Rahim ağzı kanserini henüz hücre aşamasındayken tespit eden bu testlerin 3 yılda bir yapılması, kansere karşı %100’e yakın koruma sağlıyor.
  • Pelvik Ultrason: Hiçbir şikayet olmasa dahi rahim ve yumurtalıkların fiziksel yapısını inceleyen bu yöntemle; kist, miyom ve polipler erken evrede yakalanıyor.
  • Meme Ultrasonu: 40 yaş altı kadınlarda meme dokusu yoğunluğu nedeniyle mamografiden önce tercih edilen bu yöntem, elle muayenede fark edilemeyen kitleleri görünür kılıyor. Özellikle aile öyküsünde kanser olan kadınlara önerilir.
  • Mamagrofi: 40 yaş sonrası meme kanserini tespit etmek için önerilir.

Sağlık Ajandasına Eklenmesi Gereken 5 Kritik Madde

Bütüncül bir sağlık yönetimi için jinekolojik kontrollerin yanı sıra şu 5 taramanın da rutin hale getirilmesi gerekiyor:

  1. Tiroid Fonksiyonu (TSH): Halsizlik ve kilo değişimlerinin ardındaki gizli sebep olan tiroid bozukluklarına karşı basit bir kan testi hayat kalitesini koruyor.
  2. D Vitamini ve Kemik Rezervi: Kemik yoğunluğunu korumak için 30 yaşın en kritik dönem olduğu belirtilirken, D vitamini eksikliğinin bağışıklık üzerindeki etkisi hatırlatılıyor.
  3. Kardiyovasküler Risk Takibi: Kolesterol ve kan şekeri (HbA1c) ölçümleriyle diyabet ve kalp hastalıklarına karşı erken önlem alınıyor.
  4. Cilt ve Ben Haritalaması: Güneşin yıllar içinde biriken etkilerine karşı dermatolojik ben taraması, deri kanseri riskini minimize ediyor.
  5. Doğurganlık Bilinci (AMH Testi): Adet gecikmeleri olan 6 ay içinde gebelik istemi olup gebe kalamayan kadınlarda jinekolojik muayene ile birlikte yumurta rezervini tespit etmek için istenir.

Bu testlere ek menopoz öncesi ve sonrası kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmak fayda sağlar.

Kadın hastalıklarının çoğunun “sessiz ve derinden” ilerliyor, ağrı veya adet düzensizliği gibi semptomların belirmesinin bazen geç kalınmış bir sinyal olabiliyor. Bu nedenle 30 yaş sonrasında bu kontrolleri düzenli yaptırmak erken tanı ve tedavide önemli rol oynuyor.

 

#KadınSağlığı #30YaşSonrası #ErkenTanı #SağlıkKontrolleri #JinekolojikTarama #MemeKanseri #TiroidSağlığı #KemikErimesi #CentralHospital #ProfSadıkŞahin #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity