Yazılar

Pankreas kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar!

Pankreas kanseri hakkında doğru bilinen yanlışlar!

Günümüzde ölüme en sık neden olan kanserler arasında 4. sırada yer alan pankreas kanserinin 2030 yılı itibariyle, cinsiyet ayrımı olmaksızın, 2. sıraya yükseleceği öngörülüyor. Pankreas kanserinin  en ölümcül kanserlerden biri olmasının başlıca nedeni, kanserin ileri evrelere kadar çok fazla belirti vermeden sinsice ilerlemesi. Son yıllarda yapılan araştırmalar ışığında, pankreas kanserini daha erken aşamalarda yakalamaya dair çok ciddi bir yol kat edilmiş olması ise yürekleri ferahlatıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, konuyu şöyle açıklıyor: “Bu başarı, gelişen yeni tanı metotlarından ziyade, toplumda özellikle kanser riski yüksek bireylerin saptanarak daha detaylı olarak taranması ile mümkün olduğu için pankreas kanseri hakkındaki toplumsal ve bireysel farkındalığı artırmak kritik öneme sahip. Bu nedenle pankreas kanseri açısından erken tanı şansı olan iki önemli risk grubunu özellikle mercek altına almak gerekiyor. Bunlar, 50 yaşın üzerinde olup son 6 ay içinde yeni diyabet tanısı almış ve tedavi uygulanmadan kilo veren hastalar ile pankreasında kistik lezyon bulunan hastalardır. Bilinç ve bilgi seviyesindeki artış, erken tanı şansını da beraberinde getirdiği için hastalıktan kalıcı olarak kurtulma fırsatı da yaratıyor. Toplumsal ve bireysel farkındalığı artırmak amacıyla, pankreas kanseri hakkında yanlış inanışlara da mutlaka değinmek gerekiyor. Zira toplumda doğru sanılan hatalı bilgiler nedeniyle hem erken tanı oranı azalıyor, hem geciken olgularda hastalığın tedavisi daha da güçleşiyor.” Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, pankreas kanseri hakkında toplumda doğru sanılan yanlış bilgileri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Mert Erkan

Her pankreas kanserinde sarılık oluşur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Pankreas kanserlerinin yaklaşık üçte ikisi organın baş kısmından kaynaklanıyor. Pankreas kanalı, pankreas başı içinden geçen safra kanalı ile birleşerek on iki parmak bağırsağına açılıyor. Dolayısıyla baş bölgesinde yerleşmiş pankreas kanserleri safra yolunu tıkadıklarında hastalarda sarılık oluşuyor. Hal böyle olsa da pankreas gövde ve kuyruk yerleşimli tümörleri olan yaklaşık üçte bir olguda safra kanalı tıkanmadığı için sarılık gelişmiyor.

Her pankreas kanseri ağrı yapar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Pankreas kanserinin sık karşılaşılan semptomlarından biri, sırta vuran karın ağrısı oluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, hastaların bu ağrıyı sıklıkla ‘kuşak tarzında’ olarak tanımladıklarına işaret ederek, “Bu nedenle pankreas kaynaklı ağrılar çoğunlukla ve yanlış olarak böbrek taşı ya da bel ağrısı olarak da yorumlanabiliyorlar. Öte yandan pankreas kanserli hastaların neredeyse yarısında ilk tanı anında ağrı şikâyeti bulunmuyor.” diyor.

 Her pankreas tümörü pankreas kanseridir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Pankreas hem iç (hormon), hem dış (sindirim enzimleri) salgı özelliği olan bir organdır. Sayı olarak en çok bulunan ve dış salgıları üreten asiner hücreler organın büyük bölümünü oluştursalar da pankreas kanserlerinin sadece yüzde 1’ine neden olurlar ve genel olarak klasik pankreas kanserinden daha iyi seyirlidirler. İnsülin gibi hormonları üreten nöroendokrin hücrelerde oluşan tümörlerin büyük bölümü de klasik pankreas kanserine kıyasla çok daha iyi huylu bir seyir izliyor. En tehlikeli olarak bilinen klasik pankreas kanseri ise tüm olguların yüzde 90’ında görülse de, köken aldıkları duktal hücreler pankreasın dış salgı sistemini döşeyen sınırlı sayıdaki kanal hücreleridir. Dolayısıyla her pankreas kanseri ölümcül olmadığı gibi, nöroendokrin tümörler gibi lezyonların bir kısmı da kanser değildir.

Pause Dergi

Pankreas kanserinden kurtulmak mümkün değildir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Günümüzde özellikle risk gruplarında artan farkındalık, gelişen cerrahi teknikler, etkinliği artan kemoterapi ve radyoterapi sayesinde pankreas kanserinde de büyük başarılar kazanılıyor. Eskiden hayal dahi edilemese de son yayınlarda ameliyat olabilen ve etkili bir kemoterapi alabilen hastalarda 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 40’ı aşabiliyor.

Bıçak değdiğinde pankreas kanseri yayılır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan,Pankreas kanserinden kalıcı olarak kurtulmanın tek yolu, etkin cerrahi tedavi ve kemo-radyoterapinin bir arada kullanılmasıdır” diyerek şöyle devam ediyor: “Ameliyat olamayan hastalarda da etkin kemo-radyoterapi protokolleriyle göreceli uzun ve kaliteli bir zaman kazanılabilse de tam iyileşme maalesef mümkün olmuyor. Dolayısıyla tam iyileşme şansını yakalamak için doğru hastada ameliyat mutlaka gerekli oluyor”

Cerrahi tedavi tek etkili tedavidir. YANLIŞ!  

DOĞRUSU: Pankreas kanserinden kalıcı olarak kurtulmanın tek yolu etkin bir cerrahi tedavi ve kemo-radyoterapinin bir arada kullanılmasıdır. Başka bir deyişle, etkili bir kemo-radyoterapi uygulanamayan hastalarda cerrahi tedavi tek başına klinik fayda sağlasa da hastayı tümüyle iyileştirmekte yetersiz kalıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, “Son yıllarda pankreas kanserinde yaşanan en önemli başarı belki de ilk tanı anında ameliyat şansı olmayan hastaların bir kısmının uygulanan etkili kemo-radyoterapi protokolleriyle tümörünün küçültülerek tekrar cerrahi uygulanabilir hale getirilmesidir” diye konuşuyor.

Pankreas kanserinin cerrahisiz tedavisi mümkündür. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Her hastalıkta olduğu gibi pankreas kanserinde de klasik metotlara alternatif tedavi yöntemleri geliştirilmeye çalışılıyor. Bunların bir kısmı genel durumu ve mevcut yandaş hastalıkları nedeniyle cerrahi tedaviye uygun olamayan  hastalar için tasarlanıyor. Bu yeni metotların etkinlikleri ve yan etkileri, yürütülen bilimsel çalışmalar aracılığıyla ölçülüyor. Prof. Dr. Mert Erkan, günümüz tıbbının gelmiş olduğu noktada pankreas kanserinden cerrahi tedavi yapılmadan kurtulmanın hala mümkün olmadığını belirterek, “Bu nedenle bilimsel verilerle ispatlanmış tedavi sonuçları bulunmayan metotlara itibar etmemek gerekiyor” diyor.

Pankreas kanserini erken evrede yakalamak mümkün değildir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Risk gruplarının belirlenmesi, artan farkındalık ve gelişen tanı metotları sayesinde, özellikle kistik lezyonlar zemininde oluşan pankreas tümörlerini, henüz kanser gelişmemiş bir aşamada saptamak dahi mümkün olabiliyor. Kanser öncüsü aşamada yakalanan bu lezyonların cerrahi olarak çıkartılmaları, pankreas kanserini henüz oluşmadan ortadan kaldırabildiği için bu aşamada tedavi edilen hastalarda ameliyat sonrası kemoterapi dahi gerekmeyebiliyor.

Pankreas olmadan yaşanamaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bazı hastalarda, etkili bir cerrahi tedavi yapılabilmesi için pankreasın tümünün alınması gerekiyor. Pankreas hem iç (hormon), hem de dış (sindirim enzimleri) salgı özelliği olan bir organ olduğu için ameliyat sonrasında hastaların kalıcı olarak insülin kullanmaları gerekiyor. Benzer şekilde, özellikle yağ sindirimi için gerekli olan enzim üretimi de böyle bir ameliyatla ortadan kalkacağı için sindirim enzimi takviyesinin ömür boyu alınması önem taşıyor. Düzenli insülin kullanan ve enzim takviyesi alan hastalar pankreasları olmasa da normal bir hayat kalitesiyle yaşayabiliyorlar.

Pankreas kanserli hastalar şeker tüketmekten kaçınmalıdırlar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, kanserli hücrelerin şekerden beslendiğine ve bu nedenle hastanın tüketeceği şekerli gıdaların tümörü büyüteceğine yönelik inanışın doğruyu yansıtmadığına dikkat çekerek, “Açlıkta dahi kan şekeri değerinin normali genel olarak 70-100mg/dl olarak tanımlanmıştır. Yani, hasta hiç şeker tüketmese dahi kan şekeri 70mg/dl’nin altına inmez” diyor.

Pankreas kanserli hastaların yağ tüketmeleri sakıncalıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Prof. Dr. Mert Erkan, yağın sindiriminde pankreasın merkezi bir rolü olması nedeniyle pankreas hastalıklarında yağsız diyet önerilerek organı dinlendirmeye ve korumaya çalışmanın son derece yanlış  bir düşünce olduğunu vurgulayarak, “Öte yandan protein ve karbonhidratlar ile karşılaştırıldığında, yağlar birim başına diğer ikisinden iki kat daha yüksek miktarda enerji veriyorlar” diye konuşuyor. Prof. Dr. Mert Erkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Pankreas kanserli hastalarda ölüme giden yol, hastanın aşırı kilo ve kas dokusunu kaybettiği kaşeksiden geçiyor. Pankreasta oluşan fonksiyon kaybı, yapılan ameliyatlar sonucu azalan emilim fonksiyonu ve uygulanan kemo-radyoterapinin yarattığı ishal göz önüne alınırsa, hastaların yeterli kalori almaları zaten zorlaşmışken karbonhidratsız ve yağsız diyet önermek hem kaşeksiyi daha da arttırıyor hem de insanların beslenme gibi son derece önemli bir hayat zevkini azaltıyor. Doğru olan, hastaların gereken insülin dozunu ayarlayarak yeterli karbonhidrat alımını teşvik etmek, enzim takviyesi yaparak yağ sindirimini kolaylaştırarak sağlıklı ve normal bir diyet tüketmelerini sağlamaktır”

Barbaros ve Yaşar’dan düet

Barbaros ve Yaşar’dan düet

Barbaros ve Yaşar yepyeni şarkıları “Var Mı” Pasion Turca etiketiyle dinleyici ile buluşturuyor.

Güçlü sesi ve başarılı sahne performanslarıyla müzikseverlerin severek takip ettiği Barbaros ile 90’lı yıllardan bu yana pop müzikte iz bırakan Yaşar, söz ve müziği Murat Güneş’e, düzenlemesi Mustafa Ceceli’ye ait “Var Mı?” şarkısında bir araya geldi.

Hilton Istanbul Bosphorus yen yıl ruhunu yaşamaya devam ediyor

Hilton Istanbul Bosphorus yen yıl ruhunu yaşamaya devam ediyor

Hilton Istanbul Bosphorus, sizi yılbaşı ruhunu doyasıya yaşamaya davet ediyor. Özel olarak hazırlanan etkinliklerle unutulmaz bir yeni yıl kutlaması sizi bekliyor.

Hilton Istanbul Bosphorus

Hilton İstanbul Bosphorus, yeni yıl ambiyansını yaşatan süslemeleri ve lobide yer alan çocuklar tarafından büyük ilgiyle karşılanan ginger house ile yılbaşı kutlamalarına başlıyor.

Hilton Istanbul Bosphorus

Hilton İstanbul Bosphorus’un yılbaşı için özel olarak planladığı müzik ve eğlence dolu yılbaşı yemeği & kahvaltısı, gala yemeği, DJ parti ve yeni yıl kahvaltısı ile unutulmaz bir yeni yıl geçirin. İsterseniz otel bünyesinde servis veren Sentinus Spa ile yılbaşı gecesine hazırlanabilir veya yeni yılı muhteşem boğaz manzarasında konaklayarak karşılayabilirsiniz.

Hilton Istanbul Bosphorus

Hilton İstanbul Bosphorus Yılbaşı Programı:

25/26 Aralık – Yılbaşı Yemeği & Kahvaltı (Şadırvan Restoran)

31 Aralık – Gala Yemeği (Şadırvan Salon)

31 Aralık – DJ Parti (Verande Terrace)

01 Ocak – Yeni Yıl Kahvaltı (Şadırvan Restoran)

Ecem Erkek üç proje ile karşımızda

Ecem Erkek üç proje ile karşımızda

Ecem Erkek, bu kez üç özel projeyle seyircinin karşısına çıkıyor. Kısa süre önce “Güzel Günler” isimli dizisiyle izleyenleri ekrana kilitleyen Erkek, bu kez Ahmet Kaya’nın ölüm yıl dönümü için “Kendine İyi Bak” şarkısına Cem Adrian ile yaptığı düetle sevenlerinden tam not aldı.

Ecem Erkek, son olarak “Müjdemi İsterim” isimli filmiyle 18 Kasım tarihinde sinemaseverlerle buluşmaya başladı.

Yepyeni projelerine son sürat devam eden Ecem Erkek’in Ahmet Kural, Mehmet Özgür ve İlker Ayrık ile başrollerini paylaştığı “Müjdemi İsterim” filmi de 18 Kasım tarihinde vizyondaki yerini aldı.

25. yaşını Derya Uluğ ile kutladı

25. yaşını Derya Uluğ ile kutladı

Gloria Hotels & Resorts 25. yılını özel bir davetle kutladı. Bu özel gecede sanatçı  Derya Uluğ sahne aldı.

Gloria Hotels & Resorts sektörde 25 yılı geride bırakırken, başarılarla dolu geçen 25. yılını özel bir davetle, iş ortaklarının ve basın mensuplarının katılımıyla kutladı.

Gloria Hotels & Resorts 200 iş ortağına sunulan plaket töreni sonrası sevilen sanatçı Derya Uluğ sahne aldı.

 ‘Göz kapağı ameliyatı’ olmadan önce şunlara dikkat!

 ‘Göz kapağı ameliyatı’ olmadan önce şunlara dikkat!

Yorgun, uykulu ve bitkin bir yüz ifadesi… Göz kapağı düşüklüğü genellikle estetik bir problem olarak görülse de, aslında hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen işlevsel sorunları da beraberinde getiriyor. Öyle ki düşen kapak göz bebeğini örterek görmeyi önleyebiliyor. Bunun sonucunda hastalar görebilmek için genellikle kaşlarını yukarı kaldırmak, hatta düşüklüğün daha ileri aşamalarında başlarını geriye eğmek zorunda kalabiliyorlar. Göz kapağındaki düşüklük hastaların araç kullanmalarını, spor yapmalarını, yürümelerini ve basit gündelik işlerini yapmalarını bile riskli hale getirebiliyor. Hastalar da sorunlarından kurtulmak amacıyla ‘göz kapağı estetiği’ ameliyatı için hekimlerin kapısını çalıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak, ancak göz kapağı düşüklüğünde herhangi bir medikal veya cerrahi tedaviyi planlamadan önce mutlaka nedene yönelik ayrıntılı değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ederek, “Zira göz kapağı düşüklüğü, kapak işlevlerinden sorumlu göz çevresi kaslarını, bu kasları besleyen sinirleri veya bu sinirlerin köken aldığı beyindeki merkezleri etkileyen her türlü nörolojik sorun veya hastalıktan kaynaklanabiliyor. Bu hastalıklar dışlanmadan yapılan cerrahi tedaviler ne yazık ki hem yüz güldürücü olmayabiliyor, hem olası riskli bir nörolojik hastalığın tanı ve tedavisinde gecikmeye yol açabiliyor.” diyor.

Pause Dergi

Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak

Bu belirtiler varsa, dikkat!

Göz kapağı düşüklüğü özellikle aniden başlamışsa, bu soruna çift görme veya göz bebek boyutlarında değişiklik ya da baş ağrısı eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor. Zira bu belirtiler 3. sinir felci veya Horner Sendromu’nda olduğu gibi acil tanı ve tedavi gerektiren bazı önemli beyin damar patolojileriyle ilişkili olabiliyor. Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak, dikkatli olunması gereken diğer belirtileri şöyle anlatıyor: “Ayrıca özellikle gün içerisinde  değişkenlik gösteren, örneğin akşama doğru belirgin olarak artan göz kapağı düşüklüğü varsa, kapak düşüklüğü taraf değiştiriyorsa veya yine çift görme, bitkinlik gibi başka yakınmalar eşlik ediyorsa miyastenia gravis gibi kas-sinir kavşak hastalıkları açısından mutlaka ayrıntılı nörolojik değerlendirme gerekiyor”

BEYİN VE SİNİRLERDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR

Göz kapak işlevlerinden sorumlu sinirlerin beyinde köken aldıkları bölgelerde veya seyirleri boyunca travma, iskemi ya da bası gibi faktörlerden etkilenmesi sonucu oluşuyor.

Sinir felci

Göz kapağı düşüklüğüne çift görme eşlik ediyorsa, etkilenen taraftaki gözde kayma (şaşılık) veya göz bebeğinde büyüme varsa, nedeni 3. sinir felci olabiliyor. Bu tablo; diyabete, yüksek tansiyona, travmaya ya da beyin sapında köken aldığı bölgede inmeye, damar tıkanıklığına veya kitle gibi lezyonlara bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.

Horner sendromu

Horner Sendromu’nda kapak düşüklüğünden çok, göz kapak aralığında daralma oluyor ve aynı taraftaki göz bebeğinde küçülme izleniyor. Horner Sendromu, tutulan sinir liflerinin beyin, omurilik, hatta göğüs kafesindeki uzun seyrinden dolayı akciğer kanseri dahil ilgili anatomik bölgeleri etkileyen birçok önemli hastalığın belirtisi olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak, “Özellikle akut geliştiyse veya baş ağrısı ile göz bebek boyutlarında değişiklik eşlik ediyorsa, göz kapağı düşüklüğünün acil nörooftalmolojik muayene ve nöroradyolojik tetkikler ile değerlendirilmesi gerekiyor. Zira 3. sinir felci hayatı tehdit eden anevrizma gibi damarsal basılarla; Horner sendromu ise karotis disseksiyonu gibi yırtıklarla da ilişkili olabiliyor” diye konuşuyor.

KAS-SİNİR KAVŞAK HASTALIKLARI

Diğer nörolojik nedenlere göre daha sık görüldükleri, ilaçla tedavi edilebilir oldukları ve kapak cerrahisi planı varsa öncesinde dışlanmaları gerektiği için ‘kas-sinir kavşak’ hastalıklarının tanıda atlanmamaları oldukça önem taşıyor. Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak, “Miyastenia gravis gibi bu tür hastalıklarda kas ve sinirler normal olsalar da bağışıklık sistemini ilgilendiren bir problemden dolayı kas-sinir kavşağındaki iletimde bir problem söz konusu oluyor. Buna bağlı olarak kas işlevini düzgün yapamıyor ve değişken, yorulmakla artan – dinlenmekle düzelen kas güçsüzlüğü ile bitkinlik görülüyor” diyor.

Pause Dergi

Miyastenia gravis

Miyastenia gravis gibi kas-sinir kavşak hastalıklarında en sık ve en erken etkilenen kaslar göz çevresi kasları olduğu için hastalar genellikle ilk olarak akşama doğru artan göz kapağı düşüklüğü ve/veya çift görme yakınmalarıyla hekime başvuruyorlar. Bunun dışında kol ve bacak kaslarında güçsüzlük, yutma, konuşma, çiğneme, hatta solunum güçlüğü de oluşabiliyor. “Bu bulgular oldukça önemli olup solunum yetmezliği ile seyreden ve miyastenik kriz denilen acil klinik tabloyla ilişkili olabiliyor” uyarısında bulunan Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak, “Dolayısıyla hastaların yakın ve düzenli takibi gerekiyor. Hastalık sıklıkla immün tedavi seçenekleriyle iyi kontrol altına alınıyor. Eğer göğüs kafesinde yer alan timüs bezinin kötü huylu tümörü ile ilişkili ise erken cerrahiyle bezin çıkartılması gerekiyor” diye konuşuyor. Sadece göz kaslarının tutulduğu oküler miyasteni hastalarına ise tanı koymak bazen güç olabiliyor, zira taklitçi hastalıklar ile karışabiliyor. Kesin tanı için tek lif elektromiyografisi gibi ileri elektrofizyolojik tetkikler oldukça yardımcı oluyor.

KAS HASTALIKLARI (MİYOJENİK NEDENLER)

Göz çevresindeki kasların etkilendiği kas hastalıkları (progresif eksternal oftalmopleji ve mitokondrial miyopatiler, miyotonik distrofi gibi) genellikle genetik nedenli oluyor. Göz kapağı düşüklüğü çoğunlukla iki taraflı ve simetrik özellik sergiliyor, bazılarında gözlerde ciddi hareket kısıtlılığı eşlik edebiliyor. Bunların yanı sıra kol ve bacak kaslarında güçsüzlük veya kasılma, yutma güçlüğü ve sistemik bulgular da ortaya çıkabiliyor. Oldukça nadir görülen bu tablolarda aile öyküsünün iyi sorgulanması, detaylı nörooftalmolojik ve nöromusküler muayene, elektromiyografi ile genetik inceleme başta olmak üzere ileri tetkiklerle değerlendirme büyük önem taşıyor.

Kontakt lenslerden gözleri ovmaya

Göz kapağının anatomik olarak yerinde durmasını sağlayan kas ve dokuların işlevlerini etkileyen pek çok etken gözlerde kapak düşüklüğüne yol açabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Kahraman Koytak,  göz kapağı düşüklüğünün erişkinlerde en sık göz kapağını kaldıran kastaki bağ dokusunun gevşemesinden veya bağlandığı yerden ayrışmasından kaynaklandığını belirterek, şöyle devam ediyor: “Bu ayrışma yaşlanmayla beraber dokuların incelmesi, kontakt lens kullanımı, göze gelen travma, göz cerrahileri, göz kapaklarının sürekli sert bir şekilde ovulması gibi birçok etkene bağlı gelişebiliyor. Üst göz kapağının üstüne yük bindiren enfeksiyöz veya iltihabi hastalıklar ile tümöral oluşumlar da göz kapağı düşüklüğü yapabiliyor. Ayrıca kozmetik amaçlı göz çevresi ve alın kaslarına uygulanan botulinum toksin uygulamaları da geçici kas-sinir kavşak iletim yetersizliğine bağlı göz kapak düşüklüğüne yol açabiliyor. Bu durum geçici olup, ilacın etkisi geçince düzeliyor.”

Simge’nin akustik konserlerine büyük ilgi

Simge’nin akustik konserlerine büyük ilgi

Ünlü popçu Simge, akustik konser serisinin ilkini İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirdi.

Atlantis Yapım organizasyonuyla sahne alan Simge, kendi şarkılarının yanı sıra sahne de söylemekten hoşlandığı şarkıların akustik hallerini Bostancı konserlerinde binlerce hayranı ile birlikte seslendirdi.

Biletleri günler öncesinden tükenen konser için Kaya Emrah Kaya ve Burak Bayraktaroğlu imzalı 2 özel tasarım giyen ünlü sanatçının sahnesi de özel olarak tasarlandı.

Gelen yoğun istek üzerine 26 Şubat 2023 tarihi için Bostancı Gösteri Merkezi konseri biletleri satışa çıkarıldı.

Rap müziğin kralı Ceza 13 Ocak’da sahne alıyor

Rap müziğin kralı Ceza 13 Ocak’da sahne alıyor

Tüm dünyayı kasıp kavuran rap müziğin Türkiye’deki en başarılı isimlerinden Ceza, 13 Ocak Cuma akşamı KüçükÇiftlik Park sahne alacak.

Türkçe Rap’in mihenk taşı Ceza, konserde “Yerli Plaka”, “Rapstar”, “Med Cezir”, “Yeni Mesaj” gibi akıllara kazınan ve dünden bugüne en sevilen şarkılarını seslendirecek. Kış döneminde kapalı mekâna geçiş yapan KüçükÇiftlik Park’ta, URU organizasyonuyla düzenlenen konserin biletleri Passo’da!

Tilda Tezman yeni kitabını imzaladı

Tilda Tezman yeni kitabını imzaladı

Tilda Tezman’ın yeni kitabı “Oyunname II” için düzenlenen imza gününe iş, sanat ve cemiyet hayatından ünlü isimler katıldı.

2012 yılında yurt içi ve yurt dışında izlediği 2 bine yakın oyunu “Oyunname” adlı kitabında toplayan ve oldukça büyük ilgi gören Tilda Tezman, ikinci kitabı “Oyunname II”yi tanıtmak üzere geçtiğimiz Cumartesi günü D&R’ın Zorlu AVM’deki mağazasında okurlarıyla buluştu.

Yeni kitabının tanıtımı için düzenlenen imza gününde Tilda Tezman’ı yalnız bırakmayan okurlarının Oyunname II’ye ilgisi büyüktü. İmza gününe katılanlar arasında Tilda Tezman’ın eşi Erol Tezman, oğulları Ralf ve Selim Tezman ile eşi Sibel Tezman, torunları Erol ve Alara da vardı.

Ressam kardeşler

Ressam kardeşler

Ressam Yüksel Başaran Yıldız  ve Han Keser kardeşler İstanbul Sanat ve Antika Fuarı’nda eserlerini sergilediler.  Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki fuarda sanatçı kardeşlerin yoğun ilgi gören tabloları ziyaretçi akınına uğradı.

Ressam anne Nilay Yıldız’ın çocukları 11 yaşındaki Yüksel Başaran Yıldız ve 23 yaşındaki Han Keser etnik ve calligraphy abstract çalışmalarından oluşan tablolarını fuarda sanatseverlerin beğenisine sundu. Tablolarında antik yazıtlardan günümüzdeki graffiti sanatından ve özel mistik sembollerden ilham alan Han Keser, küçük yaşından beri resimle ilgilendiğini ve tablolar yaptığını belirtti. 4 yaşından beri resimle ilgilenen Yüksel Başaran Yıldız, fuarda sergilediği tablolarını evrenden insan bedenine akan enerji renklerinden ilham alarak yaptı.