Yazılar

‘Sessiz katil’ hipertansiyon hayati sorunlara yol açıyor!

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcakların sıvı ve mineral kaybının yanı sıra, damarlarda genişlemeye neden olduğunu, bu durumun da kan basıncında ani düşüşlere veya dalgalanmalara zemin hazırladığını söylüyor. Ülkemizde her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Dr. Gürbüz “Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun ‘sessiz katil’ olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi.

Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz

Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz

Su tüketimini mutlaka artırın

Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2,5 – 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz.

 

İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin

Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz.

 

11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Gürbüz “Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır. Dışarı çıkmanız zorunluysa, mutlaka gölgeli alanları tercih etmeli, geniş kenarlı şapkalar kullanmalı ve dışarıdaki işlerinizi sabahın erken saatlerine veya akşamüstü serinliğine ertelemelisiniz” diyor.

 

Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin

Sıcak havalarda ağır, yağlı, kızartma türü ve aşırı tuzlu yemekler tüketmek, sindirim sistemini zorlarken kalbin iş yükünü de ciddi şekilde artırır. Tuz tüketiminin kısıtlanması, hipertansiyon yönetiminin olmazsa olmazıdır. Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmelidir. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir.

 

Soğuk duştan kesinlikle kaçının

Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalıdır” diyor.

 

Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun

Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar. İç mekanlardaki klima sıcaklığının 22-24 derece civarında, yani ideal oda sıcaklığında tutulması ve doğrudan klima havasına maruz kalınmaması, kan basıncının dengede kalması açısından kritik bir öneme sahiptir.

 

Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın

Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

 

Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının

Yaz aylarında serinlemek veya keyif yapmak için tüketilen soğuk kahveler, koyu çaylar ve alkollü içecekler sanıldığının aksine susuzluğu gidermez; aksine vücuttan su atılımını hızlandıran idrar söktürücü etkilere sahiptir. Aynı zamanda yüksek kafein ve alkol, kalp hızını artırarak ritim bozukluklarını ve tansiyon ataklarını tetikleyebilir. Bunların yerine şekersiz ev yapımı limonatalar, maden suyu, ayran veya taze sıkılmış meyve suları gibi sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir.

 

Kıyafet seçiminde dikkatli olun!

Sıcak havalarda vücudun kendi ısısını dengeleyebilmesinin en önemli yolu terin ciltten buharlaşmasıdır. Dar, sentetik veya koyu renkli kıyafetler bu doğal soğuma mekanizmasını engelleyerek vücut ısısının artmasına neden olur. Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar.

 

Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz “Yazın rehavetine kapılıp “kendimi iyi hissediyorum” diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz” diyor.

 

 

 

#Hipertansiyon #SessizKatil #YazSağlığı #KalpDamarSağlığı #AcıbademHastanesi #SağlıkHaberleri #TansiyonKontrolü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Los Porfiados

Atlanta’daki High Museum of Art, Şili merkezli sanat, mimarlık ve tasarım stüdyosu gt2P tarafından hazırlanan “Los Porfiados (İnatçılar)” yerleştirmesine ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de “hacıyatmaz” olarak bilinen, devrildiğinde yeniden doğrulan oyuncaktan ilham alan eser; ziyaretçiyi yalnızca izleyen değil, sanat deneyiminin bir parçası haline getiriyor.

İllüstratör ve akademisyen Burcu Aksoy, Atlanta ziyareti sırasında gördüğü yerleştirmenin çağdaş sanatta izleyici deneyiminin değişen rolünü ortaya koyduğunu belirtiyor. Aksoy’a göre eserin anlamı, ziyaretçinin mekâna yaklaşması, çevresinde hareket etmesi ve kurduğu etkileşimle birlikte oluşuyor.

İzleyiciyle Etkileşim

Aksoy’un akademik çalışmaları, sanat eserinin izleyiciyle kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Ona göre kavramsal sanat anlayışı, 1960’lardan itibaren eseri yalnızca sergilenen bir nesne değil; aynı zamanda bir düşünce, süreç ve deneyim alanı olarak ele aldı. Bu dönüşümle birlikte yerleştirme, performans ve katılımcı sanat gibi ifade biçimleri gelişti.

Aksoy, günümüzde müzelerin izleyiciyle sanat arasında yeni ilişkilerin kurulduğu deneyim mekânlarına dönüştüğünü vurguluyor. Kamusal alandaki büyük ölçekli yerleştirmeler, ziyaretçiyi eserin çevresinde hareket etmeye ve eserle fiziksel bir ilişki kurmaya davet ediyor.

Los Porfiados’un Anlamı

Yerleştirme, farklı boyutlardaki şişirilebilir heykellerden oluşuyor. Müzenin açık alanında konumlanan eser, ziyaretçilerin dokunuşu ve hareketiyle sürekli değişen bir yapıya sahip. Bu etkileşim, dayanıklılık fikrini yeniden denge kurma ve değişen koşullara uyum sağlama üzerinden ele alıyor.

Şili’de “mono porfiado” adıyla bilinen oyuncaktan esinlenen gt2P, bu tanıdık nesneyi büyüterek kamusal alana taşıyor. Böylece hacıyatmaz, izleyiciyle birlikte anlam kazanan bir sanat deneyimine dönüşüyor.

#HighMuseum #LosPorfiados #ÇağdaşSanat #KamusalSanat #Hacıyatmazİlhamı #SanatSergisi #AtlantaSanat #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Aynı Rotalar”

Sanat, farklı bakışların ortak bir anlatıda buluşabildiği en güçlü ifade alanlarından biri. Bu anlayışla hazırlanan “Aynı Rotalar” sergisi, resim, fotoğraf ve heykel disiplinlerini bir araya getirerek çok katmanlı bir sanat deneyimi sunuyor.

Sergi, Emel Karakozak, Gülnaz İmren, Mine Zabcı, Nilay Özenbay, Seda Eyüboğlu ve Salih Zeki Sayar’ın eserlerinden oluşuyor. Her eser, farklı yaşam deneyimlerinin ve kişisel yolculukların izlerini taşırken, bütün içinde izleyiciye ortak bir duygu ve düşünce ekseninde buluşma imkânı veriyor.

Disiplinler Arası Diyalog

Artgalerim ile 184 Dereköy iş birliğiyle hayata geçirilen sergi, farklı ifade biçimlerinin birbirini tamamlayan yönlerine odaklanıyor. Fotoğrafın belgeleyen hafızası, resmin yoruma açık anlatımı ve heykelin mekânla kurduğu fiziksel ilişki; izleyiciyi yalnızca eserlere bakmaya değil, disiplinler arasında kurulan diyaloğu deneyimlemeye davet ediyor.

“Aynı Rotalar”, çeşitliliğin yarattığı zenginliği görünür kılarken, sanatın evrensel dili sayesinde farklılıkları yan yana getirerek yeni anlamlar üreten bir karşılaşma alanı oluşturuyor. İzleyici, her eserde yeni bir keşfe, her karşılaşmada yeni bir bakış açısına davet ediliyor.

#AynıRotalar #Artgalerim #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #ResimFotoğrafHeykel #SanatHaberleri #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Milat ve Aylak’tan Yeni Ortak Şarkı: “Olur Mu?”

Rock müziğin başarılı grupları Milat ve Aylak, yeni ortak projeleri “Olur Mu?” ile dinleyicileri yeniden aynı duyguda buluşturuyor. Daha önce “Güzelim” şarkısında güçlerini birleştiren ikili, bu kez etkileyici bir rock altyapısı eşliğinde unutulmaz bir hikâye anlatıyor.

Sözü ve müziği Mehmet Kenan Bakay imzası taşıyan şarkı, biten bir aşkın izlerini bugüne taşıyan duygusal bir anlatıya sahip. İki grup, ikinci ortak projelerinde yakaladıkları güçlü uyumla müzikal birlikteliklerini bir kez daha ortaya koyuyor.

“Olur Mu?”, Avrupa Müzik etiketiyle dijital platformlarda yayında.

 

 

#Milat #Aylak #OlurMu #AvrupaMüzik #RockMüzik #YeniŞarkı #MüzikHaberleri #Magazin #MehmetKenanBakay #PauseDergi #GecelerinRitmi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Can Birben’den Yeni Tekli: “Neural Bloom”

Elektronik müziğin özgün ismi Can Birben, yeni teklisi “Neural Bloom” ile dinleyicileri geleneksel tınılarla elektronik müziğin buluştuğu bir yolculuğa çıkarıyor. Parça, 14 Ağustos’ta Ronada Music etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlanacak.

Hipnotik ritimler ve derin atmosferlerle şekillenen eser, kopuz gibi geleneksel enstrümanları modern elektronik dokularla yeniden yorumluyor. Sanatçı, “Türk tınılarını kendi müzikal dünyamda yeniden yorumlamak önemli. Kopuzun hafızası ile elektronik müziğin ritmik mimarisi arasında kurulan bu diyalog, kişisel ses arayışımın bir yansımasıdır” diyor.

 

 

#CanBirben #NeuralBloom #RonadaMusic #ElektronikMüzik #TürkTınıları #MinimalTechno #OrganicHouse #DubHouse #YeniTekli #MüzikHaberleri #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Bir Zamanlar Şimdi” Sergisi: Beyoğlu’nun Katmanlı Hafızasına Sanatsal Bir Yolculuk

Canopy Istanbul Taksim, kültür ve sanatı otel deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getiren yaklaşımını yeni bir karma sergiyle sürdürüyor. Yasemin Bay küratörlüğünde ve Pi Artworks iş birliğiyle hazırlanan “Bir Zamanlar Şimdi” sergisi, 16 Eylül – 15 Kasım tarihleri arasında farklı kuşak ve coğrafyalardan sanatçıların eserlerini Beyoğlu’nun çok katmanlı kültürel belleği etrafında bir araya getiriyor.

Beyoğlu’nun Belleğine Sanatsal Bir Bakış

İstanbul’un kültür ve düşünce hayatının kalbinde yer alan Canopy Istanbul Taksim, Hilton’un lifestyle vizyonunu Beyoğlu’nun kültürel mirasıyla buluşturarak çağdaş sanat üretimlerine alan açıyor. Tarihi bir Ermeni okulunun izlerini taşıyan yapı, geçmişin mimari dokusunu bugünün yaşamıyla buluşturuyor.

Bu özel atmosferde gerçekleşen “Bir Zamanlar Şimdi” sergisi; Nancy Atakan, Rugül Serbest, Antonio Cosentino, Susan Hefuna, Kemal Seyhan, Ayten Turanlı, Güneş Acur, Osman Dinç, Erdal Duman ve Albano Hernández gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Resim, heykel ve seramik gibi farklı üretim biçimlerini buluşturan seçki; bellek, kent, zaman, malzeme ve katman kavramları etrafında şekilleniyor.

Geçmiş ile Bugün Arasında Katmanlı Bir Diyalog

Küratör Yasemin Bay, serginin yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Beyoğlu’nu benim için özel kılan, geçmişin burada hiçbir zaman bütünüyle geride kalmaması. Farklı dönemler, kültürler ve kişisel hikâyeler hâlâ aynı yüzey üzerinde yaşamaya devam ediyor. ‘Bir Zamanlar Şimdi’yi kurgularken sanatçıların üretimlerini tek bir anlatıya yerleştirmek yerine bu katmanların yan yana var olmasına alan açmak istedik.”

Sergi, Beyoğlu’nu tek bir kimlikle tanımlamak yerine, geçmiş ile bugünün, kişisel ile kolektifin ve yerel ile uluslararası olanın iç içe geçtiği çoğul bir anlatı sunuyor.

#CanopyIstanbulTaksim #BirZamanlarŞimdi #YaseminBay #PiArtworks #BeyoğluSanat #ÇağdaşSanat #İstanbulSergi #KültürSanat #SanatEtkinliği #HiltonLifestyle #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kia Connect ile Akıllı Elektrikli SUV Deneyimi

Kia Türkiye, elektrikli mobilite vizyonunu daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla geliştirdiği yeni kompakt SUV modeli EV2’yi Türkiye’de satışa sundu. Avrupa’da üretilen EV2, markanın ödüllü EV ailesinin mirasını daha erişilebilir bir noktaya taşıyor. EV3, EV6 ve EV9’un ardından pazara sunulan EV2, Kia’nın elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirirken şehir yaşamına uygun kompakt boyutları, akıllı bağlantı teknolojileri ve fonksiyonel iç mekânıyla dikkat çekiyor.

Kia EV2

Kia’nın “Herkes için Elektrikli Mobilite” vizyonunu yansıtan EV2, 4.060 mm uzunluğundaki kompakt ölçülerine rağmen güçlü SUV duruşu sergiliyor. Dikey gündüz farları, “Star Map” aydınlatma imzası ve belirgin hatlarıyla dinamik bir tasarım sunan model, farklı donanım seviyelerinde 16 ve 18 inç jant seçenekleriyle geliyor. İç mekânda ise çevre dostu malzemeler kullanılarak modern bir atmosfer yaratılmış. Üç ekranlı bilgi-eğlence sistemi; 12,3 inç dijital gösterge paneli, 5,3 inç klima kontrol ekranı ve 12,3 inç multimedya ekranıyla sürücüye ve yolculara gelişmiş bir deneyim sağlıyor.

Kia EV2

Türkiye’de EV2 ile birlikte Kia Connect teknolojisi de kullanıma sunuldu. Bu sistem sayesinde kullanıcılar kapıları uzaktan kilitleyip açabiliyor, kabin ısısını sürüş öncesinde ayarlayabiliyor, şarj işlemlerini kontrol edebiliyor ve araç konumunu anlık olarak takip edebiliyor. Vale modu, hız uyarıları, batarya izleme ve hırsız alarmı gibi gelişmiş bildirimler sürüş güvenliğini artırıyor. İç mekânda yatırılabilir arka koltuklar sayesinde 1.201 litreye kadar bagaj hacmi elde edilebiliyor. Ayrıca 15 litrelik ön bagaj günlük kullanım için ek depolama alanı sunuyor.

EV2, iki farklı batarya seçeneğiyle satışa sunuluyor. 42,2 kWh batarya ile 433 km’ye, 61,0 kWh batarya ile ise 641 km’ye varan şehir içi menzil sağlıyor. 11 kW AC şarj desteği, ev ve kamusal alanlarda daha hızlı ve esnek kullanım imkânı tanıyor. Üst segment Kia modellerinden aktarılan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS) sayesinde Kör Nokta Çarpışma Önleme Asistanı gibi özellikler sürüş güvenliğini artırıyor.

Kia EV2

Kia Avrupa Başkanı ve CEO’su Soohang Chang, yeni modelle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir kılma hedefimizin önemli bir parçası olan EV2, Slovakya’da üretilen en kompakt EV modelimiz. Araç; sunduğu menzil, teknoloji ve güvenlik özellikleriyle günlük ulaşım ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt veriyor.”

Yeni Kia EV2, 1.599.000 TL lansman fiyatıyla Türkiye’de satışa sunuldu.

Kia EV2

#KiaEV2 #ElektrikliSUV #KiaConnect #ElektrikliAraçlar #OtomobilHaberleri #KiaTürkiye #ElektrikliMobilite #SUV #BSUV #641KmMenzil #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Özge Özdemir “Büyümek Kolay mı Sandın?”

Felsefe eğitmeni Özge Özdemir, çocukların mutluluk, sağlık, karakter ve toplumsal haklar üzerine düşünmelerine alan açan yeni kitabı “Büyümek Kolay mı Sandın?” ile okurlarla buluştu. Redhouse Kidz etiketiyle yayımlanan eser, “güzel büyüme” ve “iyi oluş” kavramlarını çocukların anlayacağı bir dilde ele alıyor.

Kitap, yalnızca yaş almak değil; zihinsel, ruhsal ve sosyal bir denge arayışının da büyümenin parçası olduğunu vurguluyor. Özdemir’in yazdığı, Gökçe Yavaş Önal’ın neşeli çizimleriyle hayat bulan eser, çocukları felsefi sorular eşliğinde düşünmeye davet ediyor.

Felsefe ve Çocukların Dünyası

  • Aristoteles’in “iyi yaşam ve erdem” fikirleri, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisi, sınav kaygıları ve arkadaşlık çatışmalarıyla buluşturuluyor.
  • Sağlık yalnızca bedensel değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutlarıyla bütünsel bir çerçevede ele alınıyor.
  • Kitap, P4C (Çocuklar İçin Felsefe) yöntemiyle çocukların soru sorma, tartışma ve gerekçelendirme becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor.

Çocukların Sesiyle Yazıldı

Özdemir, kitabı kaleme almadan önce 11–14 yaş aralığındaki çocuklarla görüşmeler yaptı. Bu konuşmalardan elde edilen deneyimler, kitabın içeriğine doğrudan yansıdı. “Güzel büyümek bir hak” vurgusuyla, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne atıfta bulunarak her çocuğun sağlıklı ve mutlu büyüme hakkı hatırlatılıyor.

Ebeveyn ve Öğretmenler İçin Rehber

“Büyümek Kolay mı Sandın?”, yalnızca çocuklar için değil; ebeveynler ve öğretmenler için de bir başucu kitabı niteliğinde. Bölüm sonlarındaki düşünce soruları, konuşma balonları, bilgi kutucukları ve film önerileriyle okuma deneyimi interaktif bir yolculuğa dönüşüyor.

#BüyümekKolayMıSandın #ÖzgeÖzdemir #RedhouseKidz #ÇocukKitapları #ÇocukHakları #FelsefeKitapları #P4C #GökçeYavaşÖnal #ÇocukEdebiyatı #İyiOluş

Sena Şener’den Yeni Albümün İlk Adımı: “Aşkından Ölmemeli”

Türk müzik sahnesinin özgün seslerinden Sena Şener, ikinci albümünün ilk teklisi ve albüme adını veren “Aşkından Ölmemeli”yi video klibiyle birlikte yayımladı.

Retro pop ve soul’un sıcaklığını Yeşilçam’ın sinematik atmosferi ve Anadolu melodileriyle buluşturan şarkı, Şener’in yeni müzikal döneminin başlangıcını simgeliyor. Parça; aşk uğruna tükenmek, kendi ışığını kaybetmek ve sonunda insanın kendi değerini yeniden hatırlamak üzerine kurulu. Merkezinde ise yalın bir fikir var: İnsan sevebilir, çok sevebilir; ama kimsenin uğrunda kendinden vazgeçmemeli.

“Sevmemeliyiz”, “Porselen Kalbim” ve “Teni Tenime” ile geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan, Mahmut Orhan’la yayımladığı “Feel” ile uluslararası ölçekte tanınan Şener; kendine özgü vokali, şarkı yazımı ve prodüktör kimliğiyle Türkiye müzik sahnesinde kendine has bir yerde duruyor. Yeni döneminde retro pop ile soul’un sıcaklığını, Yeşilçam’ın sinematik dünyası ve Anadolu melodileriyle buluşturan sanatçı, kendi müzikal dilini daha da keskinleştiriyor.

 

 

#SenaŞener #AşkındanÖlmemeli #RetroPop #SoulMüzik #YeşilçamAtmosferi #AnadoluMelodileri #TürkMüzik #YeniAlbüm #MüzikMagazin #MahmutOrhan #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gökcan Sanlıman’dan Nostaljik Klip: “Belki”

Türk pop müziğinin üretken isimlerinden Gökcan Sanlıman, Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle yayımlanan “Nasıl Hayat?” albümünün en sevilen parçalarından “Belki”yi sürpriz bir video kliple müzikseverlerle buluşturdu.

Sanlıman, albümle birlikte müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açarken, modern sound’u güçlü hikâyelerle buluşturmaya devam ediyor. Albümün dördüncü video klip çalışması olarak seçilen “Belki”, sanatçının söz ve bestesine imza attığı, romantizmle melankoliyi zarif bir dengede buluşturan eserlerden biri olarak öne çıkıyor.

Video klip, yalnızca bir aşk hikâyesini değil, gerçek bir hayatın en özel anlarını da izleyiciyle paylaşıyor. Sanlıman, anne ve babasının 1984 yılındaki düğününden alınan orijinal görüntüleri klibin merkezine taşıyarak geçmişle bugünü aynı hikâyede buluşturuyor. Bu samimi kareler, şarkının nostaljik atmosferini güçlendirirken sevginin zamanın ötesindeki kalıcılığına vurgu yapıyor.

Atmosferi ve benzersiz hikâyesiyle dikkat çeken “Belki”nin video klibi, Bayhan Müzik’in YouTube kanalında ve tüm dijital platformlarda yayında.

#GökcanSanlıman #Belki #NasılHayat #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #TürkPop #MüzikMagazin #VideoKlip #Nostalji #RomantikŞarkılar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity