Yazılar

Alev Araslı’dan “Sessizliğin Kıvrımları” Sergisi

Galeri FE, 8 yıl aradan sonra sanatçı Alev Araslı’nın ikinci solo seramik ve heykel sergisine ev sahipliği yapıyor. “Sessizliğin Kıvrımları” başlıklı sergi, sanatçının otuz yıla yayılan üretim pratiğini bir içsel deneyim alanı olarak ele alıyor.

Sessizliğin Kıvrımlarında Sanat

Araslı’nın seramik, porselen, kompozit malzeme ile ürettiği heykeller ve duvar enstalasyonları; tekrar, dönüşüm ve biçimlenme süreçleri üzerinden malzemenin hafızası ile sanatçının kişisel deneyimi arasında köprü kuruyor. Sergi, seramiği yalnızca nesne üretimi olarak değil; zaman, beden ve içsel odaklanma üzerinden gelişen bir düşünme pratiği olarak yorumluyor.

Galeri FE’de İzlenebilir

Yurtiçi ve yurtdışında birçok önemli mekânda eserleri bulunan Araslı’nın “Sessizliğin Kıvrımları” sergisi, 6 – 27 Haziran 2026 tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında Galeri FE’de sanatseverlerle buluşuyor.

 

 

#AlevAraslı #SessizliğinKıvrımları #GaleriFE #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #SeramikSanatı #HeykelSanatı #SanatHaberleri #İstanbulSanat #Sergi2026n #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Güneş çarpmasından yaz ishaline…

Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, bozulan besinler ve havuzlardaki yetersiz hijyen koşulları gibi etkenler bazı hastalıkların daha sık görülmesine neden olabiliyor. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı, yaz aylarında çocuklarda en yaygın görülen üç önemli hastalığı oluşturuyor. Bu hastalıklar zamanında tedavi edilmediğinde çocukların genel sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, aslında alınacak olan basit önlemlerle yaz aylarında gelişebilecek hastalıkların önlenebileceğine dikkat çekerek, “Bu önlemler arasında güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği öğle saatlerinde bebekleri dışarı çıkarmamak, daha büyük çocuklarda şapka, gözlük ve güneş kremi kullanmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, havuz yerine denizi tercih etmek ve sıcak havalarda riskli gıdalardan kaçınmak da kilit rol oynamaktadır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, yaz aylarında en yaygın görülen üç hastalığı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Özlem Altay Yücel

Dr. Özlem Altay Yücel

SICAK ÇARPMASI

Yaz aylarının en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması özellikle uzun süre güneş altında kalan, yeterince su tüketmeyen veya kapalı ve havasız ortamlarda bulunan çocuklarda görülüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda terleme mekanizmasının yetişkinlere göre daha hassas olduğu için vücut ısısının hızlı yükselebildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Özlem Altay Yücel, vücut ısısının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan bu tabloda zaman kaybetmeden hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıyabildiğine dikkat çekerek, “Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölgeye alınması ve tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkarmayın.
  • Güneş çarpmasının en önemli tetikleyicilerinden biri yetersiz sıvı alımıdır. Dolayısıyla susama hissi olmasa bile bol su içmesini sağlayın.
  • Dışarı çıkarken açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin. Bu tür giysiler vücut ısısının dengelenmesine yardımcı oluyor.
  • Dışarı çıkmadan 30 dakika önce en az 30 SPF korumalı güneş koruyucu krem uygulayın. Korumayı her iki saatte bir düzenli olarak yenileyin.
  • Güneş altında uzun süre fiziksel aktivite yaptırmayın, gölge alanlarda oynamasını teşvik edin.
  • Şapka ve güneş gözlüğü kullanımını alışkanlık haline getirin.

YAZ İSHALİ

Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nedeniyle yaz ishali de çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Yaz ishali mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Mikroorganizma barındıran içme suları veya yutulan deniz ve havuz suyu, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yanı sıra sıcakta çabuk bozulan tavuk, deniz ürünleri, et, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar tüketmek ishale neden olabiliyor. 6-12 ay arası bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için yaz ishaline daha sık yakalanıyor.  Ani  başlayan ve bazen şiddetli olan bulantı, karın krampları, kusma, halsizlik, iştahsızlık, sulu ve sık dışkılama ile hafif ateşin yaz ishalinin en yaygın belirtileri olduğunu vurgulayan Dr. Özlem Altay Yücel, “24 saati aşan belirtilerde veya küçük bebeklerde ishal ve kusmanın, hayatı tehdit eden dehidratasyona, bir başka deyişle sıvı kaybına neden olabileceği için hekime başvurulması son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Ellerini sık sık sabunlu suyla yıkayın.
  • Açıkta satılan ve riskli gıdalardan (tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri) kaçının.
  • Evde hasta birey varsa izole olmasına dikkat edin. Kullandığı tuvaleti mutlaka dezenfekte edin.
  • Besinleri 4 °C ve altında muhafaza edin.
  • Yemekleri günlük olarak tüketin ve tekrar ısıtmaktan kaçının.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.
  • Deniz ve havuz suyu yutmaması gerektiği konusunda sık sık uyarın.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Dış kulak yolu enfeksiyonu yaz aylarında çocuklarda sık görülen bir diğer sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Deniz ve özellikle havuz suyu içindeki mikroplar, yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ile kulak yolu mukozasının zarar görmesi dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Kulakta tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı belirtileri arasında yer alıyor. Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda gelişen bu şikayetlerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Kulağının nemli kalmamasına dikkat edin.
  • Kulağını temizlerken kulak çöpü kullanmayın. Havluyla dış bölgesini temizleyin.
  • Özellikle havuza girerken silikon kulak tıkaçları veya sıkı bone kullanmasını sağlayın.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.

 

#YazSağlığı #ÇocukSağlığı #SıcakÇarpması #Yazİshali #KulakEnfeksiyonu #SağlıkHaberleri #AcıbademHastanesi #ÇocuklardaYazRiskleri #GüneştenKorunma #HijyenÖnlemleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gençlerde Kolon Kanseri Riski Artıyor

Kolon ve rektum kanserleri, yani kolorektal kanserler, uzun yıllar daha çok ileri yaş hastalığı olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda bu kanserlerin genç yetişkinlerde daha sık görülmesi dikkat çekiyor. Güncel araştırmalar, bazı bağırsak bakterilerinin ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, özellikle genç yaşta görülen kolorektal kanserlerde DNA hasarıyla ilişkili izler bırakabileceğini gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, kolorektal kanserlerde erken tanının önemine dikkat çekerek endoskopik tedavi yöntemlerinden biri olan ESD ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Süleyman Günay

Doç. Dr. Süleyman Günay

Bu belirtileri göz ardı etmeyin!

Özellikle genç yetişkinlerde makattan kanama çoğu zaman hemoroid olarak değerlendirilmekte, dışkılama düzenindeki değişiklikler ise stres ya da beslenme düzensizliğiyle ilişkilendirilebilmektedir. Oysa genç yaşta olmak, kolorektal kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Son yıllarda 45 yaş altındaki yetişkinlerde özellikle rektal kanserle ilgili artışlar dikkat çekmektedir. Bu nedenle makattan kanama ya da dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler “basit bir sorun” olarak görülmemeli; dışkıda kan, açıklanamayan kansızlık, kilo kaybı, yeni başlayan kabızlık veya ishal gibi bulgular da ciddiye alınmalıdır.

Risk faktörleri yalnızca genetik değil

Kolorektal kanserlerde genetik yatkınlık önemli bir faktör olsa da hastalık yalnızca genetik nedenlerle açıklanmamaktadır. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ve bağırsak florasını etkileyen çevresel faktörler de risk üzerinde etkili olabilmektedir. Gereksiz antibiyotik kullanımı da bağırsak mikrobiyotasında dengesizliğe yol açarak sindirim sistemi sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bağırsak florasıyla ilgili son araştırmalarda kolibaktin adlı toksinin öne çıkması, sindirim sistemi sağlığının korunmasının önemini bir kez daha göstermektedir.

Belirti beklemeden tarama yaptırın

Kolorektal kanserde erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle hiçbir şikayet olmasa bile özellikle 45 yaşından sonra kolonoskopi taraması yapılması önerilmektedir. Ailesinde kolon ya da rektum kanseri öyküsü olanlar veya alarm belirtileri yaşayan kişilerde ise tarama yaşı hekim tarafından daha erken planlanabilir. Kolonoskopi yalnızca kanseri erken yakalamak için değil, kanser gelişmeden önce riskli polipleri saptayıp çıkarmak için de önemli bir yöntemdir. Böylece bazı vakalarda kanser gelişimi başlamadan önlenebilir.

Erken evrede kesi olmadan tedavi mümkün

Kolorektal kanser ya da sindirim sistemindeki bazı riskli lezyonlar erken evrede yakalandığında, her zaman büyük bir ameliyat gerekmemektedir. Endoskopik Submukozal Diseksiyon yani ESD, uygun hastalarda tümörlü ya da kanserleşme riski taşıyan dokunun herhangi bir kesi yapılmadan endoskopik olarak çıkarılmasını sağlar.

ESD işleminde ağızdan ya da makattan girilen ince bir endoskop kullanılır. Karında kesi açılmaz. Yalnızca hastalıklı alan hedeflenir, sağlıklı organ dokusu mümkün olduğunca korunur. Hastalıklı doku milimetrik hassasiyetle çevresinden ayrılır ve tek parça halinde çıkarılır.

Hasta konforu ve organ koruyucu tedavi ön planda

ESD işlemi sonrası süreç hastalar açısından genellikle daha konforludur. Çoğu hasta aynı gün ya da kısa süreli takip sonrasında taburcu edilebilir. Günlük yaşama ve işe dönüş süresi klasik cerrahiye göre daha kısa olabilir. Özellikle kalın bağırsak ve rektum lezyonlarında organ koruyucu yaklaşımlar yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır. Ancak ESD her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir. Bu tedavinin başarısı doğru hasta seçimine, lezyonun erken evrede saptanmasına ve işlemi gerçekleştiren ekibin deneyimine bağlıdır.

 

 

#KolonKanseri #BağırsakFlorası #ErkenTanı #ESDYöntemi #Gastroenteroloji #SağlıkHaberleri #KolorektalKanser #MemorialHastanesi #GençSağlığı #KanserFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ödeşmeler ve Sekizinci Günah Yeniden Okurlarla

Modern Türk edebiyatının en özgün öykücülerinden Tomris Uyar, haziran ayında iki kitabıyla Can Yayınları raflarında yerini alıyor. “Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi” ile “Sekizinci Günah”, yazarın güçlü anlatımını ve insan ruhunun karmaşasına odaklanan özgün bakışını yeniden okurlarla buluşturuyor.

Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi

İlk baskısı 1973’te yapılan Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi ile birleşerek klasik hikâye ile modern öykü arasında özgün bir yerde konumlandı. Tomris Uyar’ın çağımıza alegorik bir uygulama niteliğindeki yorumu, bu kitabı edebiyatseverler için hâlâ canlı ve güncel kılıyor.

Sekizinci Günah

Yasak olana duyulan merak ve birbirine dolanan hayatlar üzerinden insan ruhunun karmaşasına odaklanan Sekizinci Günah, Tomris Uyar’ın modern öykücülüğündeki derinlikli yaklaşımını ortaya koyuyor.

Haziran ayında yayımlanan bu iki eser, hem edebiyat tarihine ışık tutuyor hem de yeni kuşak okurlara Tomris Uyar’ın güçlü kalemini yeniden keşfetme fırsatı sunuyor.

 

#TomrisUyar #CanYayınları #Ödeşmeler #ŞahmeranHikayesi #SekizinciGünah #TürkEdebiyatı #ModernÖykü #KitapHaberleri #EdebiyatSeverler #OkumaKeyfi

Hiperrealist “At” Heykeli Sanatseverlerle Buluşuyor

Bozlu Art Mongeri Binası’nın giriş katında yeni yerleştirmesiyle sanatseverlerin beğenisine sunulan Server Demirtaş’ın “At” isimli kinetik heykeli, hiperrealist yaklaşımı ve çarpıcı ölçüleriyle dikkat çekiyor.

Sanatçı, iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan bu eserinde yalnızca mekanik kurguyu değil, öznenin ruh halini ve iç dünyasını da yansıtmayı amaçlıyor. Günlük hayattan sahneleri yeniden kurgulayan Demirtaş, yarattığı etkinin sınırlarını zorlayarak izleyiciyi hem gerçekçi hem de mekanik bir deneyime davet ediyor.

Çarpıcı Gerçekçilik ve Mekanik Yapı

Heykelin gövdesindeki ipeksi dokunsal gerçekçilik, bacak kısmındaki mekanik yapı ile kesintiye uğruyor ve izleyiciye eserin altındaki teknolojiyi hatırlatıyor. Bu ikilik, eseri hem hiperrealist hem de mekanik bir başyapıt haline getiriyor.

Anri Sala’dan İlham

Sanatçı, Anri Sala’nın 2003 tarihli “Time After Time” videosundan esinlenerek yarattığı “At” heykelini şöyle anlatıyor: “Bir yol kenarında duran siyah bir at… Sahipsiz, susuz, yemeksiz… Onu sabaha kadar çekiyor. Ben çok etkilendim ama o zamanlar bu teknolojiyi yapacak cesaretim yoktu. Birkaç yıl önce artık o cesareti buldum ve 2-2,5 yıl uğraşıp bitirdim.”

Server Demirtaş’ın “At” heykeli, Bozlu Art Mongeri’nin giriş katında sanatseverlere hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunuyor.

 

#ServerDemirtaş #AtHeykeli #BozluArtMongeri #KinetikHeykel #ÇağdaşSanat #Hiperrealizm #SanatHaberi #İstanbulSanat #Sanatseverler #SanatSergisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tiroit nodülleri ülkemizde giderek artıyor!

Tiroit bezi içerisinde gelişen ve çevre dokudan farklı bir yapıda olan tiroit nodülleri dünya genelinde ve ülkemizde yaygın görülen bir sağlık sorunu. Yetişkin nüfusun yüzde 30 ila 50’sinde saptanan tiroit nodülleri çoğunlukla iyi huylu oluyor ve ciddi bir problem oluşturmuyor. Ancak bazı  nodüller büyüyerek nefes darlığı,  yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olabiliyor, boyun bölgesinde belirgin bir çıkıntı oluşturarak estetik kaygı yaratıyor. Geçmiş yıllarda hastada şikâyet oluşturan iyi huylu tiroit nodülleri için cerrahi tedavi ön planda yer alırken, günümüzde ise gelişen teknolojiyle birlikte  ameliyatsız yöntemler ön plana çıkıyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  son yıllarda artık birçok iyi huylu tiroit nodülünün ameliyatsız yöntemlerle  başarılı şekilde tedavi edilebildiğini belirterek, “Bu yöntemler arasında dokunun lazer veya kimyasal maddeler kullanılarak yok edilmesi prensibine dayanan ablasyon yöntemi ön plana çıkmaktadır. Özellikle radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler, seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Bu yöntemlerin sağladıkları en önemli fayda ise birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunması sayesinde ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabilmesi veya tamamen ortadan kaldırabilmesidir” diyor.

Prof. Dr. Melih Kara

Prof. Dr. Melih Kara

İyot eksikliğine dikkat!

Aynaya baktığımızda fark etmediğimiz, hatta yıllarca hiçbir şikâyete yol açmadan sessizce büyüyen tiroit nodülleri, günümüzde artık sadece ileri yaş gruplarında değil, 20’li ve 30’lu yaşlardaki genç erişkinlerde de sıkça rastlanan bir sorun. Bu artışın önemli bir kısmı ultrason kullanımının yaygınlaşması olsa da hatalı beslenme alışkanlıkları ve otoimmün hastalıklardaki artış gibi çeşitli faktörlerin etkili olabileceği düşünülüyor. Tiroit nodüllerinin oluşumunda pek çok etken rol oynuyor. En yaygın nedenlerinden birinin iyot eksikliği olduğunu belirten Prof. Dr. Melih Kara, “ Özellikle yıllarca süren iyot eksikliği tiroit bezinin büyümesine ve nodül oluşumuna yol açabilmektedir. Ayrıca genetik yatkınlık, ilerleyen yaş,  kadın olmak, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimmün tiroit hastalıkları önemli risk etkenleri arasında yer almaktadır” diye konuşuyor.

Kadınlarda yaklaşık 4 kat fazla görülüyor

Tiroit nodüllerinin kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Melih Kara, “Çalışmalarda, yaklaşık her 3 kadından 1’inde, hatta bazı serilerde yaklaşık her 2 kadından 1’inde, ultrason taramasında nodül saptandığı belirtilmektedir. Erkeklere göre kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun başlıca sebebi hormonal etkilerdir. Özellikle östrojenin tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi ve otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık olması nodül oluşumunu tetikleyebilmektedir. Aynı zamanda gebelikler de  tiroit dokusunu etkileyebilmektedir” ifadelerini kullanıyor.

Genellikle uzun yıllar hiçbir belirti vermiyor

Tiroit nodülleri  çoğu zaman uzun yıllar hiçbir belirti vermedikleri için hastaların büyük bir bölümü nodülleri tesadüfen öğreniyor. Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinin belirti vermeye başladığında ise oluşan sorunları şöyle  sıralıyor:

  • Boyunda şişlik veya ele gelen kitle
  • Yutkunurken takılma hissi
  • Boğazda baskı veya dolgunluk hissi
  • Nefes darlığı (özellikle büyük nodüllerde)
  • Ses kısıklığı

Aşırı hormon üreten bazı nodüllerde; çarpıntı, kilo kaybı, terleme ve sinirlilik gibi hipertiroidi belirtilerinin de ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Melih Kara, “Hastaların çok az bir kısmında ise hızlı büyüme, sertlik, lenf bezlerinde büyüme veya kalıcı ses kısıklığı gibi kanser açısından dikkat gerektiren bulgular görülebilir” uyarısında bulunuyor.

Hiçbir şikayetiniz olmasa bile 35 yaşından sonra…

Tiroit nodüllerinde başarılı bir tedavi süreci için erken tanı ve doğru risk analizi kritik bir önemde. Çünkü erken dönemde saptanan riskli nodüller tedavi edildiğinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Özellikle ailede tiroit hastalığının olması, kadın olmak, iyot eksikliği bulunan bölgelerde yaşamak ve boyun bölgesine radyasyon öyküsünün daha dikkatli takip gerektirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Melih Kara, “Şikâyeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir. Sonrasında takip sıklığı; kişinin risk durumuna, nodül varlığına ve ultrason bulgularına göre belirlenmektedir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, hızlı büyüyen kitle veya ele gelen sertlik durumunda ise mutlaka hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor.

Ameliyat ihtiyacı giderek azalıyor, çünkü…

Tiroit nodüllerinin tedavisinde temel hedef kanser riskini dışlamak, hastanın şikayetlerini gidermek ve tiroit fonksiyonlarını korumak. Her iyi huylu nodül doğrudan cerrahi müdahale gerektirmiyor. Küçük ve risksiz nodüllerde sadece takip yeterli olurken, bazı tablolarda ise ilaç tedavileri ve cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor. Gelişen teknolojiyle birlikte artık birçok iyi huylu tiroit nodülünün ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  bu seçeneklerde son yıllarda “ablasyon” yönteminin öne çıktığını belirterek, “Tiroit ablasyonu özellikle iyi huylu olduğu biyopsiyle kanıtlanmış ancak büyümeye devam ederek baskı ya da kozmetik sorun oluşturan nodüllerde tercih edilmektedir. Ayrıca, cerrahi için riskli veya ameliyat istemeyen hastalarda da önemli bir alternatiftir” diyor. Kötü huylu nodüllerde ise temel tedavinin hâlâ çoğu hastada cerrahi yöntem olduğunu anlatan Prof. Dr. Melih Kara, “Ancak küçük, düşük riskli bazı papiller tiroit kanserlerinde ya da ameliyat olamayacak hastalarda ablasyon yöntemleri alternatif veya tamamlayıcı tedavi olarak kullanılabilmektedir” bilgisini veriyor.

Hormon ilacı kullanma ihtiyacını azaltabiliyor

İyi huylu tiroit nodüllerinde ablasyon yönteminin en önemli avantajlarından biri sağlam tiroit dokusunun büyük ölçüde korunması. Klasik cerrahi operasyonlarda bazen tiroit bezinin bir kısmı veya tamamı alınabilirken, ablasyon yönteminde sadece hedef nodül tedavi ediliyor.  Bu sayede birçok hastada tiroit hormonu üretiminin korunduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,  “Böylece ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı azalabilmekte veya tamamen ortadan kalkabilmektedir.  Boyunda hiçbir kesi izinin olmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin kısa olması da yöntemin önemli faydalarını oluşturmaktadır” diye konuşuyor.

Günlük yaşama kısa sürede dönüş

Ablasyon tedavisinin ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında gerçekleştirildiğini anlatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Çoğu zaman hastanede yatış gerektirmeyen bu yöntem ortalama 20-45 dakika içinde tamamlanmaktadır. İnce bir iğne elektrot yardımıyla kontrollü ısı enerjisi verilerek nodülün küçültülmesi sağlanmaktadır. Hastalar genellikle  aynı gün evine dönebilmekte ve kısa sürede günlük yaşamlarına devam edebilmektedir”  diyor.

 

#TiroitNodülü #TiroitSağlığı #AblasyonYöntemi #KadınSağlığı #Endokrinoloji #TiroitTedavisi #İyotEksikliği #SesKısıklığı #NefesDarlığı #AmeliyatsızTedavi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Rastlaşmalar Vol. 2: Frugal Hedonism Sanatla Buluşuyor

42 Maslak’ın ArtPlatform alanı, 11 Haziran–11 Ağustos 2026 tarihleri arasında küratör Esmer Erdem’in hazırladığı “Rastlaşmalar Vol. 2 – The Art of Frugal Hedonism” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Bu özel seçki, sanat yapıtlarını bilindik galeri sınırlarından çıkararak koridorlara ve ortak alanlara taşıyor; İstanbul’da farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiriyor. Resim, heykel, seramik, cam, tekstil, enstalasyon ve karma teknik üretimler, gündelik hayatın ritmiyle buluşarak izleyiciye yeni karşılaşma alanları sunuyor.

Frugal Hedonism Kavramı

Sergi, “frugal hedonism” yaklaşımını çağdaş sanatın malzeme, emek, hafıza ve dönüşümle kurduğu ilişki üzerinden yorumluyor. Haz ile ölçülülük, tüketim ile yeniden kullanım, gündelik olan ile estetik deneyim arasındaki gerilim serginin düşünsel zeminini oluşturuyor. İzleyici, azla çoğalan duyusal deneyimlere ve malzemelerin taşıdığı geçmişe odaklanmaya davet ediliyor.

Malzeme ve Kavramlar

Camdan tekstile, porselenden metale, mermerden tuvale uzanan geniş bir üretim alanı; atık cam, geri dönüştürülmüş metal, taş, boya ve zanaat temelli eserlerle birleşiyor. Bu üretimler kırılganlık, kimlik, beden, doğa, kent, bellek ve dönüşüm gibi kavramlarla birlikte düşünülüyor.

Katılımcı Sanatçılar

Adnan Doğan, Ahmet Öktem Arıç, Arif Çekderi, Aslı Aydemir, Aslı Jackson, Atilla Çakır, Bahadır Kurt, Bahadır Yıldız, Büşra Kölmük, Çağdaş Erçelik, Çağlar Uzun, Çetin Pireci, Deniz Çobankent, Deniz Pireci, Didem Öz, Elif Sözkesen, Eylül Deniz, Fırat Neziroğlu, Gökçe Er, Gül Bolulu, Hafize Melek Hidayetoğlu, İmdat Avcı, Kerim Kılıçarslan, Korkut Sönmez, Mark Erhan Geçim, Mert Çıkılmazkaya, Mehrnoush Esmailpour, Murat Tayfun Başaran, Murat Öz, Muzaffer Tuncer, Nur Akkayalı, Okan Ünal, Özge Biçer, Parisa Nami, Pemra Aksoy, Raşit Metehan Acehan, Refika Onur Mikar, Sanem Tufan, Selçuk Gürışık, Setenay Özbek, Sevim Arslan, Sinem Bezirci, Taha Baydar, Tansu Kırcı, Tina Varon, Yağmur Kevser Barutçu, Yücel Kale.

 

42 Maslak ArtPlatform, bu sergiyle sanatla karşılaşma deneyimini kapalı ve ayrıcalıklı alanlardan çıkararak günlük hayatın akışına dahil ediyor. “The Art of Frugal Hedonism” gösterişten uzak ama duyusal olarak zengin bir estetik alan öneriyor; izleyiciyi malzemeye, emeğe, doğaya ve hafızaya daha dikkatli bakmaya çağırıyor.

 

Tarih: 11 Haziran – 11 Ağustos 2026

Yer:  42 AVM, 5. Kat, ArtPlatform

Adres: Maslak, Ahi Evran Caddesi No: 6, İstanbul

 

#RastlaşmalarVol2 #FrugalHedonism #42MaslakArtPlatform #İstanbulSanat #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #EsmerErdem #SanatlaKarşılaşma #GünlükHayattaSanat #SanatVeDönüşüm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tekin’in Yazın Serüveni Farklı Kalemlerden

Türk edebiyatının özgün sesi Latife Tekin, yeni kitap Ormanın İçinde, Toprak Düzeyinde ile farklı yazarların gözünden yeniden yorumlanıyor. Can Yayınları etiketiyle Haziran ayında yayımlanan eser, Tekin’in kendini tekrar etmeyen yazma biçimini ve edebî birikimini çok yönlü bir bakışla okura sunuyor.

Burcu Şahin’in yayına hazırladığı kitapta; Onat Kutlar, Nurdan Gürbilek, Semih Gümüş, Mine Söğüt, Haydar Ergülen ve daha birçok yazarın kaleminden çıkan yazılar, Tekin’in doğa ile kurduğu edebî bağları ve yenilikçi anlatım tarzını mercek altına alıyor.

Ormanın İçinde, Toprak Düzeyinde; Latife Tekin’in edebiyatındaki doğa, göl, toprak ve aşırılık temalarını farklı perspektiflerle ele alarak, okura hem eleştirel hem de yaratıcı bir kuşatma denemesi sunuyor.

 

#LatifeTekin #OrmanınİçindeToprakDüzeyinde #CanYayınları #TürkEdebiyatı #YeniKitap #KitapHaberleri #Edebiyat #Yazarlar #OkumaKeyfi #ModernTürkEdebiyatı

Melda Kamhi Kosif’ten Yeni Kitap: Ruhun Fısıltısı

Sanat ve edebiyat dünyasında çok yönlü çalışmalarıyla tanınan Melda Kamhi Kosif, yeni kitabı Ruhun Fısıltısı ile okurları modern hayatın gürültüsünden uzaklaştırarak içsel bir yolculuğa davet ediyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan eser; yalnızlık, dönüşüm, aidiyet ve yeniden var olma temaları etrafında şekillenen şiirsel bir anlatı sunuyor.

Kitabın İçeriği

“Uyanmadan Önce”, “Çatlak”, “Durak” ve “Dönüş ve Huzur” gibi bölümlerle insanın kendiyle kurduğu ilişkiyi sorgulayan kitap, tükenmişlik ve ruhsal farkındalık meselelerine farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

Yazarın Yolculuğu

Resim, seramik ve edebiyat alanında üretim yapan Kosif, eserlerinde insan ruhunun derinliklerini ve içsel dönüşümünü odağına alıyor. “İnsan bazen çok şey yapar ama kendine hiç uğramaz” cümlesiyle dikkat çeken kitap, okura yalnızca bir anlatı değil; aynı zamanda duygusal bir deneyim sunuyor.

Ruhun Fısıltısı, edebi dili ve felsefi yaklaşımıyla okurları kendine doğru çağıran özel bir eser olarak raflardaki yerini aldı.

#RuhunFısıltısı #MeldaKamhiKosif #DestekYayınları #KitapHaber #Edebiyat #ŞiirselAnlatı #İçselYolculuk #ModernHayat #YazarHaber #MagazinKitap

Scorpios Bodrum’da Bayram Açılışı

Yazan: Ahu Çağdaş

Bayram tatilinde Bodrum’un enerjisine yeniden kapıldım. Bu sezon Scorpios Bodrum’da açılışı yaptım ve gerçekten iyi ki gitmişim. Akşamüstü başlayan o muhteşem gün batımı, yumuşacık bir ışıkla her şeyi sararken, DJ’lerin özenle hazırladığı çalma listeleri yaz geldiğini hatırlatıyordu. Yemekler hem lezzetli hem de hafifti. Deniz kokusu, iyi bir sohbet ve kusursuz bir ambiyansla birleşince insanın aklına “İşte Bodrum tam da bu” dedirten bir akşama dönüşüyordu.

Ahu Çağdaş

Inari Omakase

EDITION Bodrum’un içindeki Inari’ye gelince… Özellikle sushi severler için burası tam anlamıyla vazgeçilmez bir adres haline gelmiş. Her yıl menüsünü ve sunum kalitesini yenilemeyi aksatmayan bu mekan, sizi daha ilk adımdan özel hissettiriyor. Taze malzemeler, ustalıklı dokunuşlar ve özenli servis bir araya gelince ortaya gerçekten seçkin bir deneyim çıkıyor. Bu güzel markanın arkasındaki vizyoner iş adamı Aycan Akdağ ve ekibini yürekten tebrik ediyorum; bu tür yerler Bodrum’un kalitesini bir üst seviyeye taşıyor.

Ahu Çağdaş

Birkenstock’un Doğal Ojeleri

Birkenstock’un yeni çıkardığı ojeleri kullanan oldu mu? Henüz deneyimlemedim ancak markanın farklı ürünlerini çokça deneyimlediğim için bu ürün konusunda da olumlu düşünüyorum. Tam bir ojeli tırnak tutkunu olduğum için özellikle ilgimi çekti. Marka, ikonik sandaletlerine yakışır şekilde tamamen bitki bazlı, vegan ve su bazlı formüllü bir oje koleksiyonu hazırlamış. Doğal içeriklerden (şeker kamışı ve pancar gibi) üretilen, 23-free formülüyle dikkat çeken bu ojeler, yüksek örtücülük ve parlak bitiş sunuyor. Hem ayak hem el bakımı felsefesine yakışır bir adım; konforu ve doğallığı sevenler için yazın en şık tamamlayıcılardan biri olmaya aday diyebilirim.

Ahu Çağdaş

#ScorpiosBodrum #BayramAçılışı #BodrumYazSezonu #InariOmakase #EDITIONBodrum #SushiDeneyimi #AycanAkdağ #GastronomiBodrum #BirkenstockOjeler #VeganOje #DoğalGüzellik #YazTrendleri #LifestyleBodrum #DenizVeGastronomi #BodrumEnerjisi