Yazılar

Tatil sonrası alkol kullanımı sürüyorsa dikkat!

Tatil döneminde değişen günlük rutinlerin, alkol tüketiminin artmasına zemin hazırlayabildiğini belirten uzmanlar, bu durumun bağımlılığa dönüşebildiğini söylüyor.

Özellikle tüketim miktarının giderek artması ve alkolü kontrol etmekte zorlanılmasının riskli kullanıma işaret ettiğini aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “‘Tatildeyim, bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlayan sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, kişinin alkolle kurduğu ilişkinin değişmesine yol açabilir.” dedi. Tatil sonrasında alkol tüketiminin devam etmesinin göz ardı edilmemesi gereken bir belirti olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, alkol kullanımıyla ilgili değişimlerin erken fark edilmesi ve gerektiğinde profesyonel destek alınması gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, tatil döneminde artabilen alkol tüketiminin riskli kullanıma ve bağımlılığa dönüşme riski hakkında açıklamalarda bulundu.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin

Sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, riskli kullanıma dönüşebilir!

Tatil dönemlerinde günlük rutinin değiştiğini, uyku ve beslenme düzeninin bozulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol tüketimi de bu değişimlerden etkilenebiliyor.” dedi.

Tatilin, birçok kişi için sorumluluklardan uzaklaşma ve rahatlama dönemi olarak görüldüğüne işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Ancak ‘tatildeyim, bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlayan sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, kişinin alkolle kurduğu ilişkinin değişmesine yol açabilir. Özellikle her gün alkol alma, içilen miktarı giderek artırma ve alkolsüz eğlenemeyeceğini düşünme gibi davranışlar riskli kullanımın göstergeleri arasında yer alır.” diye konuştu.

Alkolün duyguları düzenleyen bir araç haline gelmesi, bağımlılık riskini artırabilir!

Alkolün kısa süreli olarak gevşeme ve rahatlama hissi oluşturabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bu etki kişinin stres, kaygı ve olumsuz duygularla başa çıkmak için alkole yönelmesini kolaylaştırabilir. Kişi bir süre sonra yalnızca sosyal ortamlarda değil; sıkıldığında, kaygılandığında, uyumakta zorlandığında veya kendisini kötü hissettiğinde de alkol kullanmaya başlayabilir. Alkolün duyguları düzenleyen bir araç haline gelmesi, bağımlılık gelişimi açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir durumdur.” dedi.

Tatilde artan tolerans daha fazla alkol tüketimine yol açabilir!

Aynı rahatlama veya keyif hissini yaşayabilmek için zamanla daha fazla miktarda alkol tüketme ihtiyacı duyulmasının ‘tolerans gelişimi’ olarak tanımlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başlangıçta bir veya iki kadehle yetinebilen kişi, ilerleyen günlerde aynı etkiyi hissedebilmek için daha fazla alkol tüketebilir. Tatil döneminde birkaç gün üst üste devam eden yüksek miktardaki tüketim, kişinin alkol toleransını artırabilir. Tatil sona erdiğinde tüketim eski düzeyine dönmüyorsa veya kişi alkol kullanmadığı zaman huzursuzluk yaşıyorsa profesyonel destek düşünülmelidir.”

Alkol bağımlılığında kullanım sıklığından çok kontrol kaybı önemli!

Alkol bağımlılığının yalnızca her gün alkol içmekle tanımlanamayacağına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kontrol kaybı belirleyici unsurlardan biridir.” dedi.

Bağımlılık açısından asıl değerlendirilmesi gerekenin, kişinin ne kadar sıklıkla içtiğinin yanında alkol kullanımını kontrol edip edemediği olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Kişi planladığından daha fazla içiyor, bırakmayı ya da azaltmayı denemesine rağmen başarılı olamıyor, sorumluluklarını aksatıyor veya zarar görmesine rağmen kullanmayı sürdürüyorsa burada ciddi bir sorun olabilir. Yalnızca tatillerde veya hafta sonlarında alkol kullandığını belirten kişiler kısa sürede yüksek miktarda tüketim yapabilir. Kişinin her gün alkol kullanmaması, kullanım biçiminin güvenli olduğu anlamına gelmez. Kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketmek; muhakeme bozukluğu, denge kaybı, trafik kazaları, düşmeler, şiddet davranışları, korunmasız cinsel ilişki ve alkol zehirlenmesi gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yalnızca kullanım sıklığına değil, bir seferde tüketilen miktara ve ortaya çıkan sonuçlara da bakılmalıdır.” açıklamasını yaptı.

Tatil sonrası alkol tüketiminin sürmesi, sorun işareti olabilir!

Tatil bittikten sonra alkol tüketiminin sürmesi, kişinin içmek için fırsat yaratmaya başlaması veya eski yaşam düzenine dönmekte zorlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kişinin akşamları rahatlamak, uyumak veya günlük stresini azaltmak gibi sebeplerle alkol kullanmaya devam etmesi, geçici bir tatil davranışının kalıcı bir alışkanlığa dönüşmeye başladığını gösterebilir.” dedi.

Alkolle ilgili bazı durumların görülmesi halinde kişinin kullanım alışkanlığının dikkatle değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Planlanandan daha fazla veya daha uzun süre alkol tüketmek, alkolü azaltma ya da bırakma girişimlerinde başarısız olmak, aynı etkiyi hissedebilmek için giderek daha fazla içmek, alkol kullanılmadığında huzursuzluk, titreme, terleme veya uyku sorunu yaşamak, alkol nedeniyle aile, iş veya sosyal yaşamda sorunlarla karşılaşmak, riskli durumlarda alkol kullanmak, yaşanan fiziksel veya psikolojik zararlara rağmen tüketimi sürdürmek, eğlenmek, sosyalleşmek veya rahatlamak için alkole ihtiyaç duyduğunu düşünmek, alkol kullanımını çevreden gizlemek veya tüketilen miktarı olduğundan az göstermek, tatil bittikten sonra da aynı tüketim düzenini devam ettirmek gibi davranışlar ortada bir sorun olduğu anlamına gelebilir.” şeklinde konuştu.

Alkol kullanımı ile altta yatan ruhsal sorun birlikte değerlendirilmeli!

Bağımlılık riskinin herkeste aynı olmadığı bilgisini veren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Gençler, dürtü kontrolü güçlüğü yaşayanlar, depresyon veya kaygı bozukluğu bulunanlar ile ailesinde bağımlılık öyküsü olan kişiler daha yüksek risk altında olabiliyor.” Dedi.

Alkolün bazen ruhsal sorunların belirtilerini geçici olarak bastırıyor gibi görünebileceğini; ancak uzun vadede kaygı, depresif belirtiler, uyku sorunları ve dürtüsel davranışların daha da artabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Çetin, kişi alkolü psikolojik sıkıntılarından uzaklaşmak için kullanıyorsa hem alkol kullanımı hem de altta yatan ruhsal sorunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yoğun alkol kullananlar, bırakma sürecini sağlık profesyoneli desteğiyle planlamalı!

Uzun süredir düzenli ve yüksek miktarda alkol kullanan kişilerin, tıbbi değerlendirme olmadan alkolü aniden bırakmasının riskli olabileceği uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Çetin, “Bağımlılık gelişmiş kişilerde alkolün aniden kesilmesi; titreme, terleme, çarpıntı, yoğun kaygı, uykusuzluk, nöbet ve bilinç değişiklikleri gibi ciddi yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Bu nedenle düzenli ve yoğun alkol kullanan kişiler, bırakma sürecini mutlaka bir sağlık profesyonelinin desteğiyle planlamalı.” dedi.

Alkol kullanımındaki değişimin erken fark edilmesinin önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Alkol kullanımıyla ilgili yardım istemek için kişinin hayatının tamamen bozulmasını beklemek gerekmez. Tüketim miktarı artmışsa, kontrol etmek zorlaşmışsa, tatil sonrasında kullanım devam ediyorsa veya alkol kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığını etkilemeye başlamışsa bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı. Erken dönemde alınan destek, riskli kullanımın bağımlılığa dönüşmesini önleyebilir ve tedavi sürecini kolaylaştırabilir.”

 

 

#AlkolKullanımı #Bağımlılık #TatilSonrası #Psikiyatri #ÜsküdarÜniversitesi #SağlıkHaberi #AlkolRiskleri #ProfesyonelDestek #RuhSağlığı #NPİSTANBUL

OMM’da Yeni Sergi: “Yeryüzü Yankıları”

Odunpazarı Modern Müze (OMM), 26 Eylül 2026 – 12 Eylül 2027 tarihleri arasında “Yeryüzü Yankıları” sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Ana sponsorluğunu ETİ’nin üstlendiği sergi, küratör Defne Casaretto tarafından hazırlandı.

Sergide farklı kuşaklardan sanatçıların resim, fotoğraf, heykel, seramik, tekstil ve video yerleştirme gibi tekniklerle ürettiği 70’in üzerinde eser yer alıyor. Çalışmalar, anlatıların kültürler ve coğrafyalar arasında aktarılırken geçirdiği dönüşümleri ve yeniden yorumlanma biçimlerini ele alıyor.

Üç kata yayılan sergi, doğa, tarih, sanat ve mitoloji ekseninde farklı zamanlardan imgeleri ve sembolleri bir araya getiriyor. Sergi boyunca anlatılar durağan bir miras olmaktan çıkarılarak mekânda yeniden şekillenen canlı bir yapıya dönüşüyor.

 

 

#OMM #YeryüzüYankıları #SanatSergisi #OdunpazarıModernMüze #DefneCasaretto #SanatHaberi #Eskişehir #ÇağdaşSanat #Sergi

Su Yücel’den “Şehrin Gözbebekleri” Galeri Diani’de

Galeri Diani, yeni sezonunu usta sanatçı Su Yücel’in “Şehrin Gözbebekleri” sergisiyle açıyor. Küratörlüğünü Telga Südor Mendi’nin üstlendiği sergi, 10 Ekim – 1 Kasım 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

Su Yücel, İstanbul’un betonlaşan yüzünde kaybolmaya başlayan endemik bitkileri ve şehrin hafızasını tuvale taşıyor. Boğaziçi Keteni, İstanbul Nazendesi, Riva Sığır Kuyruğu ve Çiğdemler gibi türler, edebiyat ve sanatın izlekleriyle buluşarak izleyiciye doğa ve şehir üzerine düşünme fırsatı sunuyor.

Sergi, klasik bir resim sergisinin ötesine geçerek kültür projesine dönüşüyor. Süreç, belgesel niteliğinde bir kitapla kalıcı hale getirilecek. Ayrıca sergi boyunca akademisyenler, sanat eleştirmenleri ve ekologların katılacağı söyleşiler ile Su Yücel’in atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.

 

 

#SuYücel #ŞehrinGözbebekleri #GaleriDiani #SanatHaberi #İstanbulSanat #EndemikBitkiler #ÇağdaşSanat #Sergi #KültürProjesi #Sanat

Škoda Superb 25. Yılında Türkiye’de Rekor Satışa Ulaştı

Škoda’nın amiral gemisi Superb, modern neslinin 25. yılını kutluyor. 2001’de Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan model, dört nesilde dünya çapında yaklaşık 1.8 milyon adetlik satış başarısına ulaştı.

Superb, konfor, geniş yaşam alanı ve teknolojiyle özdeşleşirken, bireysel kullanıcıların yanı sıra filo müşterilerinin de tercih ettiği bir model oldu. Türkiye, 2002’den bu yana 100 bin adede yakın satış ile sedan gövde tipinde dünyanın en büyük pazarı konumunda. Škoda Auto CEO’su Klaus Zellmer, “Superb sedan üretiminin yarısı Türkiye’ye gönderiliyor. Bu araç adeta Türkiye için geliştirildi” dedi.

Modelin kökleri 1934 yılına uzanıyor. 2001’de yeniden hayat bulan Superb, sonraki nesillerde TwinDoor bagaj sistemi, Combi gövde tipi, dört tekerlekten çekiş ve şarj edilebilir hibrit gibi yeniliklerle gelişti. 2023’te tanıtılan dördüncü nesil ise konfor, güvenlik ve dijitalleşme alanında ileri çözümler sundu.

 

 

#ŠkodaSuperb #OtomotivHaberi #25Yıl #Sedan #TürkiyePazarı #ŠkodaTürkiye #YüceAuto #VolkswagenGroup #Otomobil #Teknoloji

Zeynep Mansur’dan Yeni Şarkı: “Di mi?”

Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Zeynep Mansur, Haziran ayında yayımladığı “Loş”un ardından slap house tarzındaki yeni şarkısı “Di mi?” ile müzikseverlerle buluştu.

Mansur, şarkısında günümüz ilişkilerinde sıkça karşılaşılan “love bombing” ve “ghosting” gibi kavramları eğlenceli bir dille sorguluyor. “Aşkın zamana ihtiyacı var” diyen sanatçı, “Di mi?” ile dinleyicileri aşk üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Şarkının söz ve müziği Altuğ Bilsev’e, düzenlemesi Levent Lodos’a ait. Vokal koçluğunu ise ünlü sanatçı Ercüment Vural üstlendi. Enerjik soundu ve modern altyapısıyla dikkat çeken şarkı, Mansur’un müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açıyor.

#ZeynepMansur #DiMi #Loş #YeniŞarkı #SlapHouse #TürkçePop #MüzikHaberi #Magazin #AltuğBilsev #LeventLodos #ErcümentVural

Fettah Can’dan 30. Yılda Senfonik Albüm

Türk pop müziğinin güçlü isimlerinden Fettah Can, 30. sanat yılını kutladığı görkemli projesi “Senfonik Live” albümüyle dinleyicilerle buluştu. Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kaydedilen canlı performans, Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı.

Albümde “Olan Bize Oldu”, “Duvar”, “Kalp Ağrısı”, “Sen En Çok Aşksın”, “Bu Aşkın Katili Sensin”, “Delirme”, “Boş Bardak”, “Yonca Bahçesi”, “Işıklı Yol” ve “Yalnızlık” olmak üzere toplam 10 şarkı yer alıyor. Zamansız hitler, senfonik düzenlemelerle yeniden yorumlanarak dinleyiciye güçlü bir sahne deneyimi sunuyor.

Fettah Can’ın vokali ile orkestranın katmanlı yapısı birleşerek her şarkının duygusal derinliğini ve kırılganlığını sahne ihtişamıyla buluşturuyor. Albüm, sanatçının kariyerinde yeni bir anlatım dili kurduğu özel bir proje olarak öne çıkıyor.

#FettahCan #SenfonikLive #TürkçePop #SonyMusicTürkiye #YeniAlbüm #MüzikHaberi #Magazin #PopMüzik #Albüm #30SanatYılı

Chi Art Gallery “KANZEN”

Chi Art Gallery, 9 Eylül – 10 Ekim 2026 tarihleri arasında Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran’ın farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getiren KANZEN sergisine ev sahipliği yapıyor.

Japonca’da “tamlık” ve “bütünlük” anlamına gelen kanzen, serginin düşünsel çerçevesini oluşturuyor. Sergi, farklılıkların benzerlik aramadan yan yana durarak nasıl bir bütün oluşturabileceğini sorguluyor. Fotoğraf, resim ve çizim üzerinden gelişen üç ayrı sanatçı pratiği, ayrışmalarını koruyarak ortak bir zeminde buluşuyor.

Serap Görünme: Su altı fotoğraflarıyla beden ve çevre arasındaki ilişkiyi duyusal bir deneyime dönüştürüyor.

Hayal Köseoğlu: Renk ve biçimi içsel deneyimlerin görünürlük kazandığı bir ifade alanı olarak kullanıyor.

Mehmet Sinan Kuran: Çizgi ve karakterlerle özgün bir evren kurarak farklılıkların bütünlük içinde var olabileceğini gösteriyor.

Bu üç ayrı dünya, KANZEN sergisinde benzetilmeden, kendi bütünlükleri korunarak yan yana geliyor. İzleyici, önce her sanatçının bağımsız dünyasına giriyor; ardından geri çekildiğinde farklılıkların yan yana durabilme biçiminden doğan uyumu deneyimliyor.

 

 

 

#ChiArtGallery #KANZEN #SanatSergisi #İstanbulSanat #SerapGörünme #HayalKöseoğlu #MehmetSinanKuran #ÇağdaşSanat #SanatHaberi #Sergi

Bartosz Sztybor “Çılgınlık” 

Cyberpunk: Edgerunners evreni, yeni manga “Çılgınlık” ile hayranlarını Rebecca ve Pilar’ın geçmişine götürüyor. Bartosz Sztybor’un yazdığı, Asano’nun çizdiği eser; iki kardeşin edgerunner olmadan önce Night City’nin tehlikeli sokaklarında para, silahlar ve çeteler arasında geçen yaşamını anlatıyor.

Rebecca’nın edgerunner olma hayali ve Pilar’la kurduğu kardeşlik bağı, manganın merkezinde yer alıyor. Kitapta ayrıca karakter tasarımları, profil sayfaları ve Night City’de hikâyenin geçtiği noktaları gösteren özel harita gibi ek içerikler bulunuyor.

Anime hayranları için Cyberpunk: Edgerunners Çılgınlığı, Rebecca ve Pilar’ın bilinmeyen geçmişine açılan yeni bir kapı sunuyor.

Deniz Doğruyol “Inner Talks”

Art Rooms, yeni sergi sezonunu Deniz Doğruyol’un “Inner Talks” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor. Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki iç konuşmaları resim, obje ve mekân yerleştirmeleriyle görünür kılan sergi, hatırlamanın ve değişmenin bugünün içinde nasıl yaşamaya devam ettiğini sorguluyor.

Büyük gözlü kız figürleri, çizgili çoraplar, el yazıları ve tabela biçimindeki nesnelerle kurulan görsel dünya, çocuksu bir atmosferin altında yetişkin benliklerle karmaşık bir ilişkiyi ortaya çıkarıyor. Doğruyol, masumiyet ile bugünün sesini aynı anlatıda buluşturuyor.

Sergi, 17 Eylül – 19 Ekim 2026 tarihleri arasında pazar hariç her gün 13.30 – 20.30 saatleri arasında Girne’deki Art Rooms’da ziyaret edilebilecek.

 

 

 

#DenizDoğruyol #InnerTalks #ArtRooms #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #GirneSanat #SanatHaberi #KişiselSergi #İçKonuşmalar #Sergi

Sıradan bir şikayet gibi başlayabiliyor!

Kadın kanserleri her zaman belirgin bir şikayetle ortaya çıkmayıp, sinsice ilerleyebiliyor.  Bazen vücudun verdiği küçük bir sinyal, günlük hayatın yoğunluğu içinde yorgunluk, stres, hormonal değişimler ya da basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilebiliyor. Ancak dikkat! Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, “Bazı belirtilerin alışılmışın dışında olması, tekrarlaması, giderek artması veya iki haftadan uzun sürmesi mutlaka dikkate alınmalı ve zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Çünkü olası bir kanser başlangıcı için iki hafta bile tedavinin seyrini değiştirebiliyor” diyor.

Özellikle rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerinde görülebilen bazı değişikliklerin mutlaka kanser olduğu anlamına gelmediğini, ancak vücudun normal düzeninde ortaya çıkan ve geçmeyen nedenlerin araştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Yassa,

“Jinekolojik kanserlerde en büyük fark, tanının hangi evrede konduğuyla belirleniyor. Örneğin; rahim kanseri erken evrede yakalandığında beş yıllık sağ kalım yüzde 90’ın üzerinde. Aynı hastalık ileri evrede yakalandığında bu oran keskin biçimde düşüyor. Erken evre demek, çoğu zaman daha küçük bir ameliyat, daha az ek tedavi ve daha hızlı toparlanma demek” diye konuşuyor.

Doç. Dr. Murat Yassa kadın kanserlerinde 5 erken uyarı işaretini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Murat Yassa

Doç. Dr. Murat Yassa

  • Menopoz sonrası kanama veya adet dışı kanama

Menopoza girdikten sonra görülen her kanama, miktarı ne olursa olsun, muayene gerektirir. Rahim kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 90’ında ilk belirti menopoz sonrası kanamadır. Menopoz sonrası kanama yaşayan kadınların ise yaklaşık yüzde 9’unda rahim kanseri saptanır. Menopoz öncesinde geçiş dönemindeki adetler arasında kanama, alışılmadık şekilde uzayan veya yoğun ve şiddetli kanamalar da aynı şekilde değerlendirilmelidir.

  • Geçmeyen şişkinlik ve çabuk doyma

Yumurtalık kanserinin erken belirtileri sindirim sistemi şikayetlerine benzer. Karında sürekli şişkinlik, az yemekle doyma, kıyafetlerin bel bölgesinde daralması ve karında dolgunluk hissi bunların başında gelir. Bu şikayetler yeni başladıysa, neredeyse her gün tekrarlıyorsa ve birkaç haftadır sürüyorsa kadın hastalıkları muayenesi de gerekir. Doç. Dr. Murat Yassa “Hastaların önemli bir kısmı aylarca hazımsızlık ilacı kullanıp kadın doğum uzmanına en son geliyor. Şişkinlik geçmiyorsa mutlaka yumurtalıklar da değerlendirilmelidir” diyor.

  • Cinsel ilişki sonrası kanama ve olağandışı akıntı

İlişki sonrası kanama, kanlı veya kötü kokulu akıntı rahim ağzı kanserinin erken dönem belirtileri arasındadır. Rahim ağzı kanseri, yıllar süren öncü lezyon döneminde tarama testleriyle yakalanabildiği için önlenebilir kanserler arasında sayılır. Türkiye’de 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV testi ulusal tarama programı kapsamında ücretsiz sunulmaktadır. HPV aşısı da rahim ağzı kanserine karşı etkili koruma sağlar.

  • Sürekli kasık ağrısı, sık idrara çıkma ve bağırsak alışkanlığında değişiklik

Kasıkta veya alt karında geçmeyen ağrı ya da baskı hissi, yeni başlayan sık idrara çıkma isteği ve nedeni bulunamayan kabızlık, yumurtalık ve rahim kanserlerinde görülebilen belirtilerdir. Bu şikayetler tek başına çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlıdır. Yeni başlamışsa, giderek artıyorsa ve birden fazlası bir arada görülüyorsa ayrıntılı değerlendirme gerekir.

  • Dış genital bölgede geçmeyen kaşıntı, yara veya renk değişikliği

Vulva kanseri daha nadir görülür, ancak belirtileri uzun süre mantar enfeksiyonu sanılarak ihmal edilir. Haftalarca süren kaşıntı, iyileşmeyen genital yaralar, kalınlaşmış veya renk değiştirmiş cilt alanı ve yeni beliren kabarıklık muayene edilmelidir. Kremle geçmeyen kaşıntıda biyopsi kararı erken verilmelidir.

Belirti yokken de tarama şart!

Yumurtalık ve rahim kanserleri için toplum genelinde uygulanan bir tarama testi bulunmadığından dolayı, belirtilerini bilmek ve düzenli jinekolojik muayeneye gitmek erken tanı için kritik önem taşıyor. Doç. Dr. Murat Yassa, normalin üstünde kilolu olan ve/veya polikistik over sendromu olanlarda da rahim kanseri riskinin ciddi şekilde arttığını, bu nedenle daha sık takip edilmeleri gerektiğini söylüyor. Ailesinde meme, yumurtalık, rahim veya bağırsak kanseri öyküsü olan kadınlar için kalıtsal risk değerlendirmesi ve daha yakın izlem gerekebiliyor. Şikayetlere, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli yorgunluk da eşlik ediyorsa gecikmeden hekime başvurmak büyük önem taşıyor.

Erken tanı, daha küçük ameliyat

Doç. Dr. Murat Yassa, rahim ve yumurtalık kanserlerinde tedavinin temelinin cerrahi olduğunu ve erken evrede yapılan ameliyatın genellikle daha sınırlı kaldığnı belirterek şöyle konuşuyor: “Erken evrede yakalanan rahim kanseri olgularının uygun olanlarında ameliyatı karında kesi açmadan, vajinal laparoskopiyle (vNOTES) tam kapalı izsiz cerrahi yapabiliyoruz. Bu hastalar çoğunlukla ertesi gün eve dönüyor ve daha az ağrı yaşıyor. Ancak bu seçeneğin kapısını açan şey hastalığın erken evrede yakalanmış olması. Belirtiyi erteleyen hasta, hem tedavi şansını hem de daha az zorlayıcı tedavi seçeneklerini kaybediyor.”

 

 

#KadınKanserleri #ErkenTanı #SağlıkHaberi #RahimKanseri #YumurtalıkKanseri #HPVAşısı #Jinekoloji #Acıbadem #MuratYassa #Sağlık