Yazılar

Rüya Ersavcı’dan Yeni Tekli: Yaşlanıyoruz

Sevilen sanatçı Rüya Ersavcı, uzun bir aradan sonra müzikseverlerle buluşuyor. Yeni teklisi Yaşlanıyoruz, hayatın hızına yetişmeye çalışırken büyümenin ve değişmenin tuhaflığını anlatan, yer yer gülümseten bir pop şarkısı olarak dikkat çekiyor.

Söz ve müziği Sezgin İnceel’e, düzenlemesi ise Altay Ekren’e ait olan şarkı; gündelik hayatın içinden yakaladığı detaylarla dinleyicide kolayca karşılık buluyor. Keyifli ve samimi anlatımıyla, büyümenin zor taraflarını gülümseten bir dille aktaran eser, kendinden bir parça bulmak isteyen herkese eşlik ediyor.

Şarkı, YAPIM etiketi (yapim.com) altında 11 Eylül Cuma günü tüm dijital platformlarda yayımlandı.

 

#RüyaErsavcı #Yaşlanıyoruz #YeniTekli #PopMüzik #MüzikHaberi #Sezginİnceel #AltayEkren #YAPIM #DijitalMüzik #Müzik2026

Üçüncü Göz’den Hafta Sonu Sohbeti Tadında Yazılar

Sahne sanatçısı Ayşegül Aldinç, iki buçuk yıl boyunca kaleme aldığı notlarını Velhasılıkelâm kitabında topladı. İnkılap Kitabevi’nin markası Üçüncü Göz  tarafından yayımlanan eser; sahne hayatının kulisinden gündelik yaşamın absürtlüklerine, çocukluk anılarından sosyal medya çağının hâllerine uzanan yetmişten fazla yazıyla okura keyifli bir “hafta sonu sohbeti” sunuyor.

 

Aldinç’in arkaik kelimelerle günümüzün popüler jargonunu aynı cümlede buluşturan üslubu, kitabı bir güncenin ötesine taşıyor. Velhasılıkelâm, geçmişi yad etmek, bugünü irdelemek ve sanatçının özgün kaleminden hayatın farklı yönlerini keşfetmek isteyenler için özel bir okuma deneyimi vaat ediyor.

 

#AyşegülAldinç #Velhasılıkelâm #İnkılapKitabevi #ÜçüncüGöz #KitapHaberi #YeniKitap #Edebiyat #HaftaSonuSohbeti #OkumaÖnerisi #SanatVeHayat

Şule Gazioğlu Gallery Londra’da İlk Sergisini Açıyor

Şule Gazioğlu Gallery, Londra’daki ilk sergisini İrlandalı ressam Hector McDonnell’ın “Istanbul’s Light” sergisiyle gerçekleştiriyor. 21–26 Eylül 2026 tarihleri arasında Gallery 8’de düzenlenecek sergi, İstanbul’u dışarıdan bakan bir ressamın kişisel gözünden yeniden yorumluyor.

McDonnell’ın eserlerinde İstanbul’un siluetinden çok iç mekânları, gündelik yaşamı ve ışığı öne çıkıyor. Apartman dairelerinden saraylara, kafelerden otel salonlarına kadar farklı mekânlar, şehrin hafızasını ve atmosferini yansıtan resimlere dönüşüyor. Sanatçı, İstanbul’u yalnızca tarihsel mirasıyla değil, ışığı ve yaşanmışlığıyla ele alıyor.

Serginin Öne Çıkan Yanları

  • Işık ve atmosfer: Doğal ışık, yansımalar ve gölgeler aracılığıyla mekânlar yeniden şekilleniyor.
  • Gündelik yaşam: İstanbul’un apartmanları, mutfakları, terasları ve sokakları resimlerde yer buluyor.
  • Uluslararası görünürlük: Galeri, Photo London katılımının ardından Londra’daki ilk sergisiyle uluslararası programını genişletiyor.

#ŞuleGazioğluGallery #IstanbulsLight #HectorMcDonnell #LondraSanat #ÇağdaşSanat #SanatGalerisi #İstanbulSanatı #Gallery8 #UluslararasıSanat #SanatHaberleri

Doğal Malzemelerle Sanat ve Bellek

Ekolojik sanatçı Neslihan Yetişkin, yeni sergisi “Aidiyet Bahçesi” ile 1–15 Eylül 2026 tarihleri arasında Bozcaada Itırlı Bahçe’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, bitkilerin başka topraklarda yeniden kök salma biçimlerinden yola çıkarak insanın yer, ev, bellek ve aidiyetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

Doğal Malzemelerle Sanat

Sergide balmumu batik ve doğal boyama tekniklerini kullanan Yetişkin; keten kumaşları siyah havuç, meşe palamudu, pas ve doğal boyalarla dönüştürüyor. Doğal renklerin zamanla geçirdiği değişim, eserlerin bir parçası haline geliyor. Sergide ayrıca bir çadır enstalasyonu da yer alarak aidiyet kavramını farklı bir boyuta taşıyor.

Mimari Bellek ve Kökler

“Aidiyet Bahçesi”nin dikkat çekici unsurlarından biri, kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltılan bir yapının kömürlüğünde bulunan eski mimari çizimlerin kullanılması. Bu çizimler, bitkiler ve köklerle yan yana gelerek değişen kent ve mekânların bellekte bıraktığı izleri sanatla buluşturuyor.

Doğayla Birlikte Üretim

Uzun yıllardır resim, tekstil ve tasarım alanlarında çalışan Yetişkin, kimyasal boyalara karşı geliştirdiği alerji sonrası doğal malzemelere yöneldi. Anadolu’nun kadim boya reçetelerini araştırarak toprak pigmentleri, kök boyalar ve organik malzemelerle kendi renklerini üretiyor. Doğa, sanatçının üretim sürecinde yalnızca malzeme değil, aynı zamanda eserlerin dönüşümüne katkı sağlayan bir ortak haline geliyor.

Bozcaada ile Bağ

Bozcaada, Yetişkin’in sanat yolculuğunda özel bir yere sahip. İlk kişisel sergisini burada açan sanatçı, adanın yanan ormanlarının küllerini eserlerinde kullanmıştı. Çocuklarla yaptığı çalışmalarla da sanatını adanın doğasıyla buluşturmuştu. “Aidiyet Bahçesi” sergisiyle Yetişkin, bu kez köklenme ve aidiyet üzerine yeni bir düşünsel alan yaratıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

#AidiyetBahçesi #NeslihanYetişkin #BozcaadaSanat #EkolojikSanat #DoğalMalzemeler #SanatSergisi #BellekVeAidiyet #BozcaadaFestivali #KültürSanat #YerelYönetim

Doğa ve Hafıza Paris’te Buluşuyor

Muse Contemporary, yeni sezonu Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor.
18 Eylül – 18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek sergi, sanatçının yeni üretimlerini bir araya getirerek kişisel hafızayı kültürel mirasla buluşturuyor. Doğa, insan ve insan doğası arasındaki ilişkiyi evrensel bir anlatı üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

 Kültürel Hafızanın İzleri
Serginin çıkış noktası, Akira Kurosawa’nın Düşler filmindeki “Tilki Düğünü” sahnesi ile Karadeniz’de aynı doğa olayının “Çakal Düğünü” olarak adlandırılması arasındaki beklenmedik bağdan doğuyor. Bu karşılaşma, farklı coğrafyalarda ortak sembollerle yaşayan kültürel hafızanın görünür kılınmasını sağlıyor.

Malzemeler ve Anlatı
Canan Savaş, ahşap, ip ve Joss Paper gibi malzemelerle görünmeyen hikâyeleri mekâna taşıyor. Ahşap insanı temsil ederken, ip ve Joss Paper kırılganlık ile dayanıklılığı, ritüelleri ve yaşamın dönüşümünü simgeliyor. Yerleştirmeler, doğanın ritmi ile insan hafızası arasında şiirsel bir bağ kuruyor.

Sanatçının Sözü
Sanatçı, “Yanabilir ama kokusu kalır; sonuçta hikâyesi kalır. Bir kız çocuğu bunu babasından dinler…” sözleriyle sözlü kültürün kalıcılığına ve hikâyelerin kuşaklar boyunca aktarılan gücüne dikkat çekiyor. Böylece bireysel bir anı, kıtaları aşan ortak bir kültürel belleğe dönüşüyor.

Canan Savaş’ın “Çakal Düğünü” sergisi, 18 Ekim 2026 tarihine kadar Muse Contemporary’de ziyaret edilebilecek.

 

 

 

#CananSavaş #ÇakalDüğünü #MuseContemporary #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #KültürelBellek #SanatHaberleri #İstanbulSanat #SergiEtkinliği #ContemporaryArt

Ayrılık Teması Hôtel Langlois’de Hayat Buluyor

Ramize Erer’in “Séparation” (Ayrılık) başlıklı yeni sergisi, 19–31 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’teki Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluşuyor. Çağdaş sanat fuarı Art Basel Paris paralel etkinlikleri kapsamında düzenlenen serginin küratörlüğünü Nazlı Pektaş üstleniyor. Ayrılık fikrinin farklı katmanlarını ele alan sergi, portre, figür ve natürmortlardan oluşan 25 eseri bir araya getiriyor.

Serginin Kavramsal Dünyası

  • Sergi, kimseye kalıcı olarak ait olmayan bir otel odasında kuruluyor.
  • Hôtel Langlois’nin geçici doğası, ayrılık temasını mekânın kendisiyle bütünleştiriyor.
  • Aynı yatak, aynı gece içinde hem bir varışın hem de bir ayrılışın izini taşıyor.

Ramize Erer’in Sanat Dili

Erer’in resimlerinde porselen inceliğinde ten dokuları, solgun renkler ve kalın yağlıboya darbeleri öne çıkıyor. Sanatçının paletinde tekrar eden gül pembesi yanaklar ve izleyiciye yönelen gözler, eserlerde kendine özgü bir duygu dünyası yaratıyor.

Küratör Yorumu

Nazlı Pektaş, sergiyi “yarıda kalmış bir yasın yankısı” olarak tanımlıyor. Otel odasının geçici doğası, ayrılık temasını mekânın kendisinde yeniden üretirken, sergiyi estetik bir teşhir alanından varoluşsal bir sığınağa dönüştürüyor.

Ramize Erer’in “Séparation” sergisi, 19–31 Ekim 2026 tarihlerinde Paris’teki Hôtel Langlois’nin 44 numaralı odasında ziyaret edilebilecek.

 

#RamizeErer #Séparation #ArtBaselParis #HôtelLanglois #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #ParisSanat #NazlıPektaş #SanatHaberleri #SergiEtkinliği

Menopozda Zinde Kalmanın 7 Altın Kuralı

Günümüzde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, kadınların hayatında yeni bir dönemin kapısını aralayan menopozu iyi hissederek, güçlü, fit ve zinde geçirmek büyük önem taşıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova “Menopoz yalnızca hormonların değiştiği bir dönem değil, kadının bedenini yeniden tanıdığı, ihtiyaçlarını yeniden keşfettiği ve gelecekte nasıl yaş almak istediğine bugünden karar verdiği yeni bir yaşam evresidir. Bu dönemde hedef; sadece sıcak basmalarını azaltmak, uyku problemlerini çözmek veya kilo kontrolünü sağlamakla sınırlı kalmamalı. Asıl hedef; kaslarımızı, kemiklerimizi, kalbimizi, beynimizi ve ruhsal iyilik halimizi birlikte koruyarak sağlıklı, güçlü, hareketli ve kaliteli bir yaşam sürmek olmalı”  diyor. Dr. Seyidova menopozda fit ve zinde olmanın basit ama etkili 7 yolunu anlattı; bu süreci ‘ikinci bahar’a çevirmek için mutlaka yanıtlanması gereken kritik soruyu açıkladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Parvana Seyidova

Dr. Parvana Seyidova

Kaslarınıza yatırım yapın

Menopoz döneminde en önemli konulardan biri kas sağlığıdır. Yaşla ve hormonal değişimlerle birlikte kas kütlesinde ve gücünde azalma görülebilir. Oysa kaslarımız yalnızca bedenimizi şekillendirmez; metabolik sağlığımızı, insülin duyarlılığımızı, dengemizi, kemiklerimizi ve ileri yaşlardaki bağımsızlığımızı da destekler. Bu nedenle yürüyüş çok kıymetli olsa da tek başına yeterli olmayabilir. Haftalık yaşam düzeninize mutlaka kuvvet ve direnç egzersizlerini ekleyin. Güçlü ve zinde olmak, tartıdaki rakamdan çok daha önemli.

⁠Kemiklerinizi geleceğiniz gibi koruyun

Menopoz sonrası östrojen seviyelerinin azalmasıyla kemik kaybı hızlanabilir. Bu nedenle kemik sağlığını menopozun ilk yıllarından itibaren korumak çok değerlidir. Ağırlık taşıyan egzersizler, direnç çalışmaları, yeterli protein ve dengeli beslenme temel yaklaşımımız olmalı. Kalsiyum ve D vitamini gereksinimi ise her kadının bireysel özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz açısından kişisel risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü güçlü kemikler, ileri yaşlarda özgürce hareket edebilmenin temelidir.

⁠Metabolizmanızı aç bırakmayın, doğru besleyin

Menopoz döneminde vücut kompozisyonu değişebilir ve özellikle karın çevresinde yağlanma eğilimi artabilir. Burada çözüm sürekli daha az yemek değildir. Benim yaklaşımım; bedeni aç bırakmak yerine doğru beslemektir. Yeterli ve kaliteli protein, rengarenk sebzeler, liften zengin besinler, sağlıklı yağlar ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalar günlük beslenmenin temelini oluşturmalıdır. Beslenme planı yalnızca kilo vermeyi değil; kasları, bağırsak mikrobiyotasını, kan şekeri dengesini, kalp-damar sağlığını ve enerjiyi desteklemelidir. Amaç, “diyet yapmak” değil, bedeni uzun ve sağlıklı bir yaşama hazırlamaktır.

⁠Uykunuzu lüks değil, tedavinin bir parçası olarak görün.

Menopoz döneminde uykuya dalmakta güçlük, gece uyanmaları veya sıcak basmalarına bağlı uyku bölünmeleri sık görülebilir. Oysa kaliteli uyku; sağlıklı yaş alma ve zinde, uzun yaşam için vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü bedenin kendini yenilediği en kıymetli zamanlardan biri uykudur. Hormonal ve metabolik dengeden iştah kontrolüne, bağışıklık sisteminden zihinsel performansa kadar birçok süreci etkiler. Düzenli uyku saatleri, akşam ışığının azaltılması, geç saatlerde ağır yemek ve aşırı kafeinden kaçınmak gibi küçük değişiklikler bile önemlidir.

⁠Ruhunuzu da bedeniniz kadar önemseyin

Sağlıklı yaş almak yalnızca laboratuvar sonuçlarından ibaret değildir. Bir kadının kendini nasıl hissettiği, hayattan ne kadar keyif aldığı, sosyal ilişkileri, stres düzeyi ve kendisine ayırdığı zaman da iyilik halinin bir parçasıdır. Yoga, meditasyon, nefes çalışmaları, doğada yürüyüş, sevdiğimiz insanlarla zaman geçirmek, yeni şeyler öğrenmek ve bazen yalnızca kendimizle kalabilmek. Bunların hepsi sağlıklı yaş alma yolculuğunun parçalarıdır. Bedenimize gösterdiğimiz özeni ruhumuza da göstermeliyiz.

 ⁠Menopoz planınız size özel olsun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, her kadının menopoz hikayesinin farklı olduğunu, bu nedenle herkese aynı vitaminleri, aynı beslenme programını veya aynı hormon yaklaşımını uygulamanın doğru olmadığını belirterek şöyle konuşuyor: “Menopoz değerlendirmesinde semptomların yanında; kalp-damar ve metabolik riskler, kemik sağlığı, kas kütlesi ve gücü, uyku, ruhsal iyilik hali, cinsel sağlık ve yaşam tarzı birlikte ele alınmalıdır. Uygun kadınlarda menopoz hormon tedavisi de yaş, menopozdan geçen süre, belirtiler, kişisel ve ailesel riskler dikkate alınarak hekimle birlikte bireysel olarak değerlendirilmelidir.”

Bu soruyu mutlaka sorun: 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz?

Menopozu ikinci bahara çevirmek için her kadının mutlaka kendine sorması gereken tek bir soru olduğunu vurguyan Dr. Seyidova, bu soruyu şöyle açıklıyor: “10–20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz? Güçlü mü? Enerjik mi? Hareketli mi? Bağımsız mı? Hayatın içinde ve kendisiyle barışık mı? İşte ruhsal, zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı ve zinde olmak, sağlıklı yaş almak tam olarak burada başlıyor.”

 

#Menopoz #İkinciBahar #SağlıklıYaşam #ZindeKal #KadınSağlığı #FitKadın #MenopozdaYaşam #SağlıkveEnerji #YaşAlmak #GüçlüKadın #KasSağlığı #KemikSağlığı #DoğruBeslenme #KaliteliUyku #Ruhsalİyilik #SağlıklıYaşlanma #Kadınlarİçin #Hayatınİçinde #BağımsızKadın #EnerjikYaşam

“Making Worlds. Systems of Being”

Sevil Dolmacı Gallery, 9 Eylül–9 Ekim 2026 tarihleri arasında Villa İpranosyan’da uluslararası sanatçıları buluşturan “Making Worlds. Systems of Being” sergisine ev sahipliği yapıyor.

Küratör Dorothea Strauss’un hazırladığı sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Christian Jankowski, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in eserleri yer alıyor. Sergi, gerçeklik algımızı biçimlendiren görünür ve görünmez sistemleri sorgularken; kültürel kodlar, toplumsal roller, teknoloji ve hafıza gibi unsurların dünyayı nasıl şekillendirdiğini tartışmaya açıyor.

Villa İpranosyan’ın tarihi ve mimari dokusu, serginin küratöryel kurgusunun bir parçası olarak öne çıkıyor. Yapının geçmişi, göç ve kültürel etkileşim izleriyle serginin temalarıyla kesişiyor. Farklı odalarda beden, kimlik, kültürel hafıza ve dijital gerçeklik gibi konular sanatçılar aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor.

Dorothea Strauss’un İstanbul sanat ortamıyla uzun yıllara dayanan ilişkisi, bu sergiyle yeni bir boyut kazanıyor. Strauss, 2013’te Zürih’te düzenlenen “Hot Spot Istanbul” sergisiyle Türkiye’deki soyut ve kavramsal sanat pratiklerini ele almıştı. “Making Worlds. Systems of Being” ise bu diyaloğun günümüz gerçeklik ve kimlik tartışmalarıyla devamını temsil ediyor.

 

#SevilDolmacıGallery #MakingWorlds #DorotheaStrauss #Villaİpranosyan #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SergiHaberi #SanatEtkinliği #KültürelMiras #SanatVeGerçeklik

Rashid Al Khalifa “Inhabited Crate – Multicolored”

Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden Contemporary Istanbul, bu yıl 24–27 Eylül 2026 tarihleri arasında Tersane İstanbul’da gerçekleşiyor. Etkinlik, Bahreynli sanatçı Rashid Al Khalifa’nın “Inhabited Crate – Multicolored” adlı büyük ölçekli yerleştirmesine ev sahipliği yaparak İstanbul’un kültür ve turizm sahnesine uluslararası bir perspektif kazandırıyor.

Küratörlüğünü Cenevre Sanat ve Tarih Müzesi Direktörü Marc-Oliver Wahler’in üstlendiği eser, galvanize çelik ağ ve çok renkli toz boya kaplamadan oluşan şeffaf bir yapı olarak tasarlandı. İzleyiciyi yalnızca bakmaya değil, içine girip deneyimlemeye davet eden bu çalışma; ışık, gölge ve insan hareketiyle sürekli değişen bir mekânsal deneyim sunuyor.

Kültür Turizmine Katkı

Tersane İstanbul’un dört yüzyılı aşkın denizcilik mirasıyla çağdaş sanatı buluşturan bu yerleştirme, İstanbul’un kültürel altyapısına ve turizm ekonomisine değer katıyor. Etkinlik, uluslararası sanat koleksiyoncuları, yatırımcılar ve kültür profesyonellerini bir araya getirerek Türkiye’nin sanat odaklı turizm potansiyelini güçlendiriyor.

Sanat ve Yatırım Perspektifi

Contemporary Istanbul, her yıl olduğu gibi bu edisyonda da Türkiye’nin kültür ekonomisine katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Rashid Al Khalifa’nın eseri, sanatın mimari ve endüstriyel formlarla buluştuğu noktada kültürel yatırımın yeni yüzünü temsil ediyor.

#ContemporaryIstanbul #RashidAlKhalifa #InhabitedCrate #Tersaneİstanbul #KültürTurizmi #SanatYatırımı #MarcOliverWahler #ÇağdaşSanat #İstanbulEtkinlikleri #EkonomiHaberi #PauseDergi  #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yanlış Kullanım Hayati Risklere Yol Açabilir

Son yıllarda obezite tedavisinde çığır açan gelişmeler arasında gösterilen ve kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi ve özellikle sosyal medyadan etkilenerek ya da arkadaş tavsiyesiyle kullanılması ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati riske neden olabiliyor! Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin “Çünkü bu ilaçlar yalnızca kilo kaybını hedeflemiyor; metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri düzenlenmesi üzerinde de etkili güçlü tıbbi tedaviler arasında yer alıyor. Bilinçsiz kullanımı pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi başta olmak üzere pek çok organı olumsuz etkileyebiliyor” diyor. Dr. Çetin, zayıflama iğnesinde 5 hayati kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Ferhat Çetin

Dr. Ferhat Çetin

Uzman kontrolü şart!

Zayıflama iğnelerinin, her kilo vermek isteyen kişi için uygun olmadığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin şöyle konuşuyor: “Unutulmamalı ki, bu ilaçlar bir takviye ürünü ya da vitamin- mineral desteği değil; insülin direnci, kalp- damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, diyabet gibi pek çok metabolik bozukluk ve hastalığın altında yatan hormonal bozuklukları düzelten bir tıbbi tedavi ajanıdır. Nasıl ki antibiyotiği, kemoterapiyi ya da apandisit cerrahisini profesyonel ellere emanet ediyoruz, bu tedaviyi de mutlaka uzman kontrolünde kullanmak elzemdir. İnternetten edinilen bilgiler doğrultusunda tedaviye başlamak, doz değiştirmek veya ilacı kontrolsüz şekilde temin etmek sağlık açısından ciddi risk oluşturur.”

Bu hastalıklarınız varsa kullanmayın!

Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar, medüller tiroit kanseri açısından risk taşıyanlar ve ileri düzey mide-bağırsak sistemi hastalığı olan kişilerde bu ilaçların kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kontrol altında olmayan kalp-damar hastalıkları, çok yüksek trigliserid düzeyleri, kronik alkol kullanımı ve ailede pankreas veya safra hastalığı öyküsü bulunan kişiler de mutlaka ayrıntılı değerlendirilmelidir. Tedavi kararı yalnızca kiloya göre değil, kişinin tüm sağlık geçmişi dikkate alınarak verilmelidir.

Tedavi öncesi bu tetkikleri mutlaka yaptırın!

Obezite tedavisinde doğru ilaç kadar doğru değerlendirme de hayati önem taşır. Tedavi öncesinde açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Gerektiğinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonografiyle incelenmesi, gizli kalmış sağlık sorunlarının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Yapılmayan her tetkik, gözden kaçabilecek bir riski de beraberinde getirir.

Dozu kendiniz değiştirmeyin!

Dr. Ferhat Çetin “”Biraz daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm” düşüncesi en tehlikeli hatalardan biridir. Bu ilaçlarda doz artışı belirli bir plan doğrultusunda ve yalnızca hekim kontrolünde yapılmalıdır. Gereğinden hızlı doz artırılması bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak yakınmaları, sıvı kaybı ve tedavinin bırakılmasına neden olabilecek yan etkilere yol açabilir. Aynı şekilde ilacı düzensiz kullanmak veya enjeksiyon günlerini değiştirmek de tedavinin etkinliğini azaltabilir” diyor.

Bu belirtilerde hemen doktora danışın

Tedavi sırasında gelişen her yakınma ‘normal yan etki’ olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler pankreas ya da safra yollarıyla ilgili ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında ilacı kendi kendine kullanmaya devam etmek yerine zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

İlacı bırakınca bu hataya düşmeyin!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, zayıflama iğnesi kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin tedavi sonrası eski alışkanlıklara dönmek olduğunu vurguluyor. Dr. Çetin, “Tedavinin bitmesi sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. Amaç yalnızca kilo vermek değil, verilen kiloyu koruyacak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazanmaktır. Beslenme ve hareket düzeni değişmezse, ilacın iştah azaltıcı etkisi ortadan kalktığında kilolar yeniden alınabilir” diyor. Tedavi sonrası özellikle ilk 3-6 ayda kilo, bel çevresi ve metabolik değerlerin düzenli takibi büyük önem taşıyor.

 

 

 

 

 

 

#Zayıflamaİğnesi #ObeziteTedavisi #SağlıklıYaşam #Metabolizma #İnsülinDirenci #GLP1 #KiloKontrolü #SağlıkUyarısı #Endokrinoloji #Beslenme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity