Yazılar

Gaziantep’in Yaşam Kültürü Hasan Süzer Müzesi’nde Yaşatılıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Süzer Ailesi iş birliğinde restorasyonu tamamlanan Hasan Süzer Evlilik ve Yaşam Kültürü Müzesi düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Açılışta Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Süzer Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Süzer Grubu Onursal Başkanı Mustafa Süzer ile siyaset, diplomasi ve iş dünyasından seçkin konuklar bir araya geldi.

Gaziantep’in köklü yaşam kültürünü ve evlilik geleneklerini yaşatacak müze, kentin kültürel mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma hedefiyle hayata geçirildi. Geleneksel taş mimarisiyle restore edilen yapı; evlilik, mutfak kültürü, düğün odaları, nazar ve ritüel bölümleriyle ziyaretçileri geçmişten günümüze uzanan kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Müze avlusunda ayrıca Hasan Süzer’in hayat hikâyesinin anlatıldığı özel bir oda bulunuyor.

Açılış töreninde konuşan Başkan Fatma Şahin, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılan bir değer olduğunu vurgulayarak, Hasan Süzer’in Gaziantep’e sunduğu katkıların unutulmayacağını ifade etti. Mustafa Süzer ise, “Bu müze yalnızca bir restorasyon değil; geçmişe duyulan saygının ve geleceğe duyulan inancın güçlü bir ifadesidir” dedi.

Hasan Süzer Evlilik ve Yaşam Kültürü Müzesi, her gün 08:30–17:30 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Müze, Gaziantep’in kültürel hafızasını yaşatırken kent turizmine de önemli katkılar sunacak.

 

#Gaziantep #HasanSüzerMüzesi #YaşamKültürü #FatmaŞahin #MustafaSüzer #KültürelMiras #YerelYönetim #GaziantepTurizmi #EvlilikGelenekleri #MüzeAçılışı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda Kalp Hastalıkları: Erken Belirtilere Dikkat

Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” diyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Murat Şahin

Dr. Murat Şahin

Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi

Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.

Hareketsiz yaşam tarzı

Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.

Çocukluk çağı obezitesi

Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar. Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.

Aşırı tuz tüketimi

Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.

‘Büyüme döneminde olur’ algısı

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.

Şekerli ve gazlı içecekler

Şekerli, gazlı ve kolalı içecekler hem kilo artışına hem de metabolik dengesizliklere yol açarak kalp sağlığını dolaylı olarak bozar. Ayrıca insülin direnci ve diyabet riskini artırır. Kafeinli içeceklerin de çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Çok fazla kahve tüketimi çocuklarda ritim bozukluklarını tetikleyebilmektedir. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.

Yetersiz uyku

Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir.

Duruş ve oturuş bozukluğu

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çocuklar uzun süre tablet, telefon ve bilgisayar başında oturma sırasında, eğilerek bel desteksiz oturdukları için omurgada eğrilikler ve göğüs kafesi şekil bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Bu duruş ve oturuş bozuklukları, çocuklarda göğüs ağrısını tetikleyebilmektedir” diyor.

Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek

Genetik faktörler çocuklarda kalp hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturur. Ailede erken yaşta kalp hastalığı varsa ya da ailede doğuştan gelen kalp hastalığı olan bireyler varsa çocuk da risk altında olabilir. Bu nedenle, aile öyküsü mutlaka doktora belirtilmeli ve çocuk düzenli kontrollerden geçirilmelidir.

Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıklıyor;

EKG (Elektrokardiyografi): Ritim bozuklukları, düzensiz kalp atımı ve bazı yapısal sorunlar hakkında bilgi verir. Çarpıntı, bayılma, göğüs ağrısı veya ani halsizlikte ilk tercih edilen, hızlı ve ağrısız bir testtir. Göğüse yerleştirilen elektrotlarla kalp ritmi değerlendirilir.

EKO (Ekokardiyografi): Kalbin yapısı ve işleyişini ultrasonla gösterir. Kapaklar, kalp kası, doğuştan kalp delikleri ve kan akışı incelenir. Üfürüm (kalpte ses), nefes darlığı, morarma veya gelişme geriliği varsa bu test büyük önem taşır.

Efor Testi (Gerekli Durumlarda): Egzersiz sırasında kalbin performansını ve ritmini değerlendirir. Genellikle koşu bandında yürüyerek yapılır. Aktif spor yapan veya çabuk yorulan çocuklarda hayati önem taşıyabilir. Spor öncesi değerlendirmelerde de tercih edilir.

 

#ÇocukKalpSağlığı #KalpHastalıkları #ÇocukKardiyolojisi #ErkenTanı #KalpKrizi #GençlerdeKalpSorunları #SağlıklıYaşam #KalpSağlığı #ÇocuklardaKalpKrizi #KalpAlarm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bu hatalar gençlerde insulin direnci nedeni!

Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25–35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor. Üstelik çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20’li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, “İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca, uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir” diyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Dr. Belgin Küçükkaya

Hücre içi sinyal iletimi bozulunca…

İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince yanıt veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor.

Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!

Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıralıyor: “Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir.”

Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!

İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıralıyor: “En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir.”  Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği

İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak.  İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor:  “İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır.”

İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!

  • Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak
  • Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
  • Şekerli içeceklerden uzak durmak
  • Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak
  • Sağlıklı kiloyu korumak
  • Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek

 

#İnsülinDirenci #GençlerdeObezite #Tip2Diyabet #Prediyabet #KalpDamarSağlığı #SağlıklıBeslenme #Egzersiz #UykuDüzeni #StresKontrolü #SuTüketimi #FastFoodAzalt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Rahşan Düren’in “Play Again” Sergisi Venedik’te Açıldı

Sanatçı Rahşan Düren’in yeni üretimlerinden oluşan “Play Again” sergisi, Venedik Bienali ile eş zamanlı olarak San Clemente Palace’ta sanatseverlerle buluştu. Açılış, uluslararası sanat çevrelerinden ve koleksiyonerlerden yoğun ilgi gördü. Sanat profesyonelleri, küratörler ve davetliler sergiyi ilk deneyimleyen isimler arasında yer aldı.

San Clemente’nin tarihi atmosferinde gerçekleşen sergi, Düren’i uluslararası sanat sahnesinde güçlü bir bağlama konumlandırıyor. Sanatçının içsel ve dışsal dünyalar arasındaki gerilimleri ele aldığı seçki, oyun kavramı üzerinden yeniden deneme, başa dönme ve yeniden kurma fikrini merkeze alıyor. Toplamda 2 heykel ve 47 resimden oluşan sergi, mekânla kurduğu ilişki sayesinde izleyiciye sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Açılışta sanat ve iş dünyasından Siren Ertan Kayalar, Nazan Ölçer, Sevim Uyar, Selim Uyar, Aydın Esen gibi isimler yer aldı. Program, 11. yüzyıldan kalma özel kilisede Aydın Esen’in piyano resitali ile devam etti; ardından davetliler Venedik’in seçkin restoranlarından La Feluca’da kutlama yemeğinde buluştu.

Sergi, Venedik’teki açılışın ardından 20 Mayıs’ta İstanbul Tarhan Han’da yeni bir bölümle izleyiciyle buluşacak. Böylece “Play Again” kavramsal yolculuğunu farklı mekânsal bağlamlarda genişletmeye devam edecek.

#RahşanDüren #PlayAgain #VenedikBienali #SanClementePalace #ÇağdaşSanat #SanatHaberleri #İstanbulSanat #AydınEsen #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Édouard Louis’ten Sarsıcı Roman: Monique Kaçıyor

Fransız edebiyatının en etkili genç yazarlarından Édouard Louis, annesinin hayatından ilham aldığı yeni romanı “Monique Kaçıyor” ile okurları özgürlük ve kimlik mücadelesine davet ediyor. Can Yayınları etiketiyle Mayıs ayında raflarda yerini alan eser, şiddet ve yoksullukla dolu bir yaşamdan kaçmaya cesaret eden bir kadının hikâyesini anlatıyor.

Roman, Édouard Louis’in annesi Monique’in geçmişin ağırlığına rağmen özgürlüğe yönelişini ve oğluyla kurduğu kader ortaklığını gözler önüne seriyor. Fiziksel bir kaçışın ötesinde, korku ile özgürlük arasındaki ince çizgide verilen bu mücadele, bir kadının kendini yeniden keşfetme cesaretini ve anne-oğul bağının gücünü derin bir anlatıyla aktarıyor.

 

#ÉdouardLouis #MoniqueKaçıyor #CanYayınları #YeniRoman #EdebiyatHaberleri #FransızEdebiyatı #KitapÖnerisi #ÖzgürlükVeKimlik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Albert Camus’den Ölüm Cezasına Sert İtiraz

Fransız edebiyatının ve düşünce dünyasının önemli isimlerinden Albert Camus, ölüm cezasına karşı kaleme aldığı “Giyotin Üzerine Düşünceler” ile adaletin karanlık eşiğinde okuru etik bir hesaplaşmaya davet ediyor.

Camus, bu kısa ama çarpıcı metinde idamın caydırıcılık iddiasını, adaletin yanılmazlığı mitini ve “suça karşı suç”u meşrulaştıran intikam mantığını sorguluyor. Ona göre idam cezası toplumu korumaz; aksine şiddeti yasallaştırır. Hukukun görevi doğayı taklit etmek değil, onu düzeltmektir.

“Giyotin Üzerine Düşünceler”, yalnızca ölüm cezasına karşı bir itiraz değil; aynı zamanda adalet adına öldürmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan derin bir etik metin olarak öne çıkıyor.

 

#AlbertCamus #GiyotinÜzerineDüşünceler #CanYayınları #ÖlümCezası #Adalet #EtikHesaplaşma #Felsefe #EdebiyatHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gökçe Bahadır’dan Yeni Şarkı: “Papatya”

Başarılı oyunculuğunun yanı sıra müzik kariyerinde de özgün işlere imza atan Gökçe Bahadır, yeni şarkısı “Papatya” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Ers Recordz ve Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan şarkının söz, müzik ve düzenlemesi Emir Ersoy imzası taşıyor.
tüm dijital platformlarda yerini alan şarkının video klibi de eş zamanlı olarak YouTube’da yayınlandı. Görsel dünyası Gökçe Bahadır’ın creative direktörlüğünde kurgulanan klibin yönetmen koltuğunda ise Emre Abi oturuyor.

#GökçeBahadır #Papatya #YeniŞarkı #SonyMusicTürkiye #ErsRecordz #EmirErsoy #MüzikHaberleri #VideoKlip #YouTube #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Senfonik Live Serisi Yeni Durağında

Türk pop müziğinin güçlü isimlerinden Fettah Can, 30. sanat yılını kutladığı “Senfonik Live” serisine yeni bir durak ekledi. Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kaydedilen konser serisinin bu bölümünde sanatçı, “Sen En Çok Aşksın” şarkısıyla dinleyicilerle buluşuyor.

Söz ve müziği Cansu Kurtcu ve Fettah Can imzası taşıyan eser, senfonik düzenlemesiyle aşk temasını daha derin ve güçlü bir duygusal noktaya taşıyor. Her performansıyla farklı bir hissi sahneye yansıtan “Senfonik Live” serisi, dinleyiciyi içine çeken bir müzikal anlatıya dönüşmeye devam ediyor. “Sen En Çok Aşksın”, YouTube ve tüm dijital müzik platformlarında yayında.

 

#FettahCan #SenEnÇokAşksın #SenfonikLive #TürkçePop #MüzikHaberleri #YeniŞarkı #CansuKurtcu #DijitalPlatformlar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkçe Pop Globalde Yükseliyor

Türk pop müziğinin güçlü sesi Hadise, merakla beklenen yeni albümü “H.” ile dinleyicilerin karşısına çıktı. Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanan albüm, tamamı Türkçe şarkılardan oluşuyor ve ilk günden itibaren yalnızca Türkiye’de değil; Avrupa ve Orta Doğu’da da dijital platformlarda öne çıkarılarak geniş bir görünürlük elde etti.

Albümde Aleyna Tilki, Motive, Ersay Üner, Murda gibi isimlerle yapılan iş birlikleri dikkat çekiyor. 14 şarkılık albümün açılış parçası “Ara Beni”, güçlü yorumuyla öne çıkarken, geçtiğimiz haftalarda yayımlanan “Labirent” albümün ayak seslerini duyurmuştu.

Hadise’nin “H.” albümü, Türkçe müziğin global ölçekte ulaştığı yeni noktayı temsil ediyor ve şimdi tüm dijital platformlarda yayında.

#Hadise #YeniAlbüm #HAlbümü #TürkçePop #PasajMüzik #MüzikHaberleri #Labirent #AraBeni #GlobalTürkMüziği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yüzüstü uyamak keratokonusu tetikleyebiliyor!

Pek çoğumuzun adını bile duymadığı, geçmişte ‘nadir hastalık’ olarak kabul edilen Keratokonus, günümüzde gelişen teknoloji sayesinde çok sık tanı konulan ilerleyici bir göz hastalığı olarak öne çıkıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, korneanın incelerek öne doğru sivri (konik) bir şekil almasına yol açan Kerakotonusa yönelik hastaların şikayetlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Gözlük numaram çok sık değişiyor”, “Tek gözümle baktığımda harflerin gölgesi var, çift görüyorum”, “Geceleri farların etrafında haleler ve parıltılar oluşuyor, araba kullanmakta zorlanıyorum”, “Parlak ışıkta gözlerim kamaşıyor, sisli görüyorum”, “Astigmatım her kontrolde artıyor, gözlük işe yaramıyor.”

Son yıllarda ekran kullanımının artması, alerjik göz hastalıklarının yaygınlaşması ve kornea topografisiyle erken tanı konulabilmesi dolayısıyla keratokonus hastalarının sayısının ciddi ölçüde arttığını belirten Prof. Dr. Turhan, keratokonusa zemin hazırlayan 6 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan

Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan

  •  Gözleri sık ve sert ovuşturmak

Gözleri kaşımak ya da bastırarak ovuşturmak, gözün önündeki saydam tabakayı (kornea) zamanla inceltir ve zayıflatır. Araştırmalar; gözleri ovuşturmanın sağlıklı kişilerde bile hastalığın gelişmesini kolaylaştırdığını göstermektedir. Kaşıntı hissinde gözü ovuşturmak yerine soğuk kompres yapılmalı ve hekime başvurulmalıdır.

  • Göz alerjisini ve atopik hastalıkları tedavisiz bırakmak

Polen alerjisi, atopik dermatit, egzama, astım ve kronik alerjik konjonktivit, gözde kaşıntıya neden olur ve bu da kişiyi sürekli gözünü ovuşturmaya iter. Bu kısır döngü korneaya zarar verir.  Keratokonus hastalarının önemli bir bölümünde atopi öyküsü mevcuttur. Alerjinin doğru ilaç ve çevresel önlemlerle kontrol altına alınması ovuşturma isteğini keser ve ilerlemeyi yavaşlatır.

  • Yüzüstü veya göze baskı yaparak uyumak

Yüzüstü uyumak ya da uyurken eli göze bastırmak, korneaya sürekli baskı uygulanmasına neden olur. Bu durum zamanla göz yapısını zayıflatabilir ve hastalığın ilerlemesine yol açar.

  • Gözleri güneşten korumamak

Güneşin zararlı UV ışınları, gözün ön tabakasına (kornea) zarar verebilir ve yapısını zayıflatabilir. Genetik yatkınlığı olanlarda ise kornea biyomekaniğini hızla zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yazın değil, yıl boyunca UV400 ve CE sertifikalı kaliteli bir güneş gözlüğü kullanmak önemlidir. Çocuklara da küçük yaştan itibaren bu alışkanlık kazandırılmalıdır.

  • Göz numarasındaki değişiklikleri önemsememek

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan “10–25 yaş aralığında her kontrolde artan miyopi-astigmat, düzensiz astigmat ya da gözlüklü görme keskinliğinin düşmesi keratokonusun en erken işaretidirGözlük numaraları sık değişen ve astigmatizma artışı olan ergen ve genç erişkinlerde yılda bir kornea topografisi içeren tam muayene şarttır; erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir” diyor.

  • Aile öyküsünü göz ardı etmek

Birinci derece akrabalarında keratokonus olanlarda risk kat kat artar. Bu nedenle ailede böyle bir durum varsa, gözle ilgili herhangi bir şikayet olmasa bile düzenli göz kontrolleri yaptırmak çok önemlidir. Bu sayede erken tanı mümkün olur ve tedavi edilebilir.

Keratokonus’un tanı ve tedavisinde heyecan verici gelişmeler!

Günümüzde teknoloji ve tıp alanında ilerlemeler sayesinde keratokonus artık belirtiler ortaya çıkmadan, çok erken dönemde tespit edilebiliyor.  Prof. Dr. Turhan, tedavideki yenilikleri şöyle özetliyor: “Tedavide kornea çapraz bağlama (CXL) ilerlemeyi durdurmada altın standart haline geldi. Bu yöntemin daha hızlı ve farklı tekniklerle uygulanan çeşitleri sayesinde çocuklarda da güvenle uygulanabilir. Ayrıca kornea içine yerleştirilen halkalar, özel lazer tedavileri, göz içine yerleştirilen lensler ve gelişmiş kontakt lensler sayesinde hastaların büyük çoğunluğu kornea nakline ihtiyaç duymadan iyi bir görme seviyesine ulaşabiliyor. Gerekli durumlarda yapılan yarım kat kornea nakli yöntemi ise klasik nakillere göre daha güvenli ve daha uzun ömürlü sonuçlar sunuyor.”

 

#Keratokonus #GözSağlığı #Astigmat #AcıbademAltunizade #ProfSemraAkkayaTurhan #GözHastalıkları #ErkenTanı #SağlıkHaberleri #GözlükNumarası #GözKamaşması #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity