Yazılar

Zygmunt Bauman “Parçalar Halinde Hayatım”

Çağımızın en önemli düşünür ve sosyologlarından Zygmunt Bauman, bu kez kendi hayatına odaklanıyor: Nazizmden kaçışı, Polonya’da geçirdiği yıllar, akademideki yükselişi ve Batı Avrupa’ya uzanan entelektüel serüveniyle Parçalar Halinde Hayatım, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Çok farklı yazıların bir araya getirilmesiyle oluşan bu bütünlüklü çalışma, Bauman’ın sürgünlerle, dönüşümle ve düşünceyle örülü hayatını, düşünsel gelişimini, dünya tarihine tanıklığını samimi ve yalın bir dille aktarıyor. Bauman’ın hem bireysel hem de toplumsal belleğe ışık tutan anlatısı Parçalar Halinde Hayatım, kuramlarının ardındaki insanı görmek isteyenler ve 20. yüzyılın kırılma anlarını bir düşünürün gözünden okumak isteyenler için eşsiz bir kaynak.

Sara Stanley “Neden Düşünmeliyiz?”

Çocukların dünyayı sorgulama biçimlerinden ilham alarak düşünmeyi bir oyun alanına dönüştüren Sara Stanley’nin Neden Düşünmeliyiz? 3 Yaştan 11 Yaşa Kadar Felsefi Oyun adlı kitabı Dinozor Çocuk’tan* çıktı! Çocuklarla felsefi düşünmenin hem mümkün hem de ne kadar gerekli ve eğlenceli olabileceğini gösteren Neden Düşünmeliyiz?, sınıf içinde uygulanabilecek yaratıcı etkinlikler, açık uçlu sorular ve düşünceyi harekete geçiren oyunlardan oluşuyor. Öğretmenler, eğitmenler ve ebeveynler için ilham verici ve pratik bir rehber sunan kitap, ezberci öğrenmenin ötesine geçmeyi, merak duygusunu canlı tutmayı ve çocuklarda eleştirel düşünmenin temellerini atmayı amaçlıyor.

Deniz Gök “Çıkma Teklifi Geri Gelsin”

Eyyy benim âşık olmaktan usanmayan, date’ten date’e koşan, her date’ini sevgilisi yapmak isteyen, umudu bitmek tükenmek bilmeyen ama takılmaktan da öteye gidemeyen güzel kardeşim, flörtler artık el ele gezecek, utanmadan, çekinmeden “O benim sevgilim,” diyecek, fotoğraf paylaşacak, sosyal medya biyografisine baş harfini yazacak. İsmini koluna dövme olarak yaptıracak. Sana andımız olsun: ÇIKMA TEKLİFİNİ GERİ GETİRECEĞİZ.

Chuck Palahniuk “Yargı Günü”

Chuck Palahniuk deyince akıllara ilk olarak tartışmasız Dövüş Kulübü geliyor; yazarın bu kült eserde yaptığı ve yapmaya çalıştığı şeyin çok daha kapsamlısını, çok daha başarılısını ve çok daha iyisini sorarsanız da bu hiç kuşkusuz Yargı Günü olacak.

Kendini beğenmiş, bunak siyasetçiler, artan genç erkek nüfus için kötü bir kader planlıyor. İşçi sınıfı erkekleri, soyluları gömmenin hayalini kuruyor. Üniversitelerdeki profesörler öğrencilere yalnızca kasvet ve buhran dolu bir gelecek vadeden teoriler öne sürüyor. Aylardır ülkenin dört bir yanında hareketlenmeye başlayan öfkeli adamlar, bu kişilere ve daha fazlasına karşı örgütleniyor, plan yapıyor ve başa geçmek için benzer düşüncelere sahip yoldaşlarla işe koyuluyor.

Bu adamlar sadece çok güvendikleri kişilere Yargı Günü’nün yaklaştığını haber veriyor. Yabancılarla konuşmuyorlar. Bir de bu uğurda hazırlanan, kılavuz niteliğindeki Yargı Günü adlı kitapta yer alan emirleri ezberliyorlar. Hesaplaşma günü için hazırlanıyorlar. Bir yandan da ölmeyi hak den kişilerin (profesörler, politikacılar, gazeteciler, akademisyenler vs.) bir listesini yapıyorlar.

Elizabeth Day “Saksağan”

Marisa ve Jake, kusursuz bir çifttir; yeni kiracıları Kate de kusursuz bir ev arkadaşıdır. İnanın sadece ödediği kira, bebek sahibi olma çalışmalarına başlamalarında ihtiyaçları olacak geliri sağlayacağı için de değil. Gerçi tamam, hiç kimse kusursuz değildir, yanlış ifade etmiş olmayalım. Görünüşe bakılırsa Kate, kişisel sınırları pek önemsemez, hatta Jake’le zaman zaman fazla samimi görünür. Yine de Marisa bunun moralini bozmasına izin vermez. Ne de olsa Kate kısa süre içinde gidecektir ve kendisi, Jake ve müstakbel bebekleriyle baş başa kalacaktır. Sorun şu ki hamile kalmak göründüğü kadar kolay değildir. Kısırlık tedavisi ve yanlış başlangıçlarla geçen aylar içinde Jake ile Marisa’nın kusursuz ilişkisi zorlu bir sınava tabi tutulur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de Kate’in sınırları zorlayan tavrı işin tuzu biberi olur: Kate, bu çekirdek aileyi iyice takıntı haline getirir. Peki kimdir bu kadın? Marisa ve Jake ile ilgili her şeyi nasıl bilmektedir? Bu sorunun cevabının peşinden koşan Marisa, her şeyi kaybetmeyi göze alır: kusursuz aşkını, kusursuz ailesini ve kusursuz kendisini.

Mitsuya Majime “Seyrüsefer”

Genbu Yayınevi’nin sözlük editörlüğü departmanının gündeminde “Seyrüsefer” adlı sözlüğün tamamlanması vardır. Yayınevinin genel yayın yönetmeni Matsumoto Hoca’nın uzun yıllardır devam eden bu projesinde beraber çalıştığı kadim yol arkadaşı Araki, işinden ayrılmak zorunda kalır. Yerine geçmesi için bulduğu editör Mitsuya Majime, kelimeler konusunda takıntılı düzeydeki hassasiyeti ve çalışkanlığıyla kısa zamanda doğru kişi olduğunu kanıtlar. Majime bir yandan kelimeler denizinde kürek çekerken bir yandan da kaldığı pansiyonda beliren ay parçasının kalbine giden yolu bulmak için çabalar.

Yazın sağlıklı ve güvenli bir hamilelik için!

Aşırı sıcaklar, yüksek nem, güneşin yakıcı ışınları ve serinlemek için girilen havuzlar derken yaz aylarında anne adaylarının karşılaştığı bazı sorunlarda artış görülüyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı “Yaz mevsiminde özellikle hijyenik olmayan havuzlar ve bazı yanlış davranışlar, hamilelikte mantar veya idrar yolu enfeksiyonu gibi sağlık sorunlarının daha fazla yaşanmasına neden oluyor. Bu enfeksiyonlar, zamanında tedavi edilmezse, erken doğum gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Ancak anne adayları yaz risklerine karşı dikkatli olup önlem alarak sağlıklı ve güvenli bir hamilelik süreci geçirebilirler” diyor. Dr. Meriç Kabakcı hamilelikte yazın sık karşılaşılan 6 sorunu ve alınabilecek önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Meriç Kabakcı

Dr. Meriç Kabakcı

  • Sıvı kaybı ve vücudun susuz kalması

Hamilelikte vücudun sıvı ihtiyacı artar. Buna karşın özellikle yaz aylarında terlemeden dolayı bu kayıp daha da fazlalaşır. Susuzluk; baş dönmesi, halsizlik ve kas kramplarına yol açabilirken, ileri düzeyde sıvı kaybı ise rahim kasılmalarını tetikleyerek erken doğum riskini dahi artırabilir. Bu nedenle anne adaylarının gün içerisinde düzenli aralıklarla su içmeleri, vücuttan su atılmasına neden olacağı için kafeinli içeceklerden kaçınmaları ve sıvı yönünden zengin meyve-sebze tüketmeleri önemlidir. Özellikle dışarı çıkmadan önce ve sonra su tüketilmelidir.

  • Ödem (şişlik) ve dolaşım sorunları

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı “Hamilelik döneminde, özellikle sıcak havalarda vücutta sıvı birikimi artabilir. Bu durum el, ayak ve ayak bileklerinde şişlik olarak kendini gösterebilir ve dolaşım sistemini zorlayabilir. Ayakta uzun süre kalmak ya da otururken bacakları aşağı sarkıtmak ödemi daha da artırır. Bacakları yukarıda dinlendirmek, tuz tüketimini azaltmak ve hafif egzersizler ödemi hafifletebilir. Ayrıca bol, rahat ve hava alan giysiler giymek de oldukça faydalıdır” diyor.

  • Güneş çarpması ve aşırı ısınma

Güneş altında uzun süre kalmak, özellikle hamilelikte ciddi bir risk oluşturabilir. Vücut ısısı zaten normalden daha yüksek olan gebelir, sıcak çarpmasına karşı daha hassastır. Baş ağrısı, halsizlik, mide bulantısı gibi belirtiler güneş çarpmasının ilk işaretleri olabildiğinden, hem anne hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atmamak için, bu sıkıntılar başgösterdiğinde doktora görünmek gerekir. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı, gölgede kalınmalı ve ince, açık renkli giysiler tercih edilmelidir.

  • Cilt lekeleri ve güneş hassasiyeti

Hamilelik hormonları cildin güneşe karşı duyarlılığının artmasına neden olur. Bu durum yüzde koyu lekelerin oluşmasına yol açabilir. Lekeler özellikle alın, yanak ve üst dudak bölgesinde belirginleşir ve bazı durumlarda doğum sonrası bile kalıcı olabilir. Bu nedenle güneşe çıkmadan önce en az 30 SPF içeren bir güneş koruyucu kullanmak, şapka ve güneş gözlüğü takmak cilt sağlığını korumaya yardımcı olur. Gölgeyi tercih etmek ve doğrudan güneş ışığından kaçınmak önemlidir.

  • Beslenme bozuklukları

Sıcak havalar iştahı baskılayabildiğinden günlük besin alımı olumsuz etkilenebilmektedir. Yetersiz beslenme hem anne adayının direncini düşürür hem de bebeğin gelişimini riske atabilir. Ayrıca yazın açıkta besleyen yiyeceklerin bozulma riski daha yüksektir. Bu durum da gıda zehirlenmeleri gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Serin, hafif ama besleyici öğünler tercih edilmeli, sık ama küçük porsiyonlarla beslenme düzeni kurulmalıdır. Mevsim sebze ve meyveleri, yoğurt ve tam tahıllı gıdalar öncelikli olmalıdır.

  • Enfeksiyon riski (İdrar yolu ve mantar enfeksiyonları)

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı “Sıcak ve nemli ortamlar, bakterilerin ve mantarların çoğalması için ideal koşullardır. Terleme ve hijyenin zorlaşmasıyla birlikte, idrar yolu ve genital mantar enfeksiyonları yaz aylarında daha sık görülür. Bu enfeksiyonlar, zamanında tedavi edilmezse, erken doğum gibi ciddi sonuçlara neden olabilir. Riski azaltmak için ıslak mayo ile uzun süre kalmamak, havuz ya da deniz sonrası hemen duş almak, pamuklu iç çamaşırı tercih etmek ve bol su içmek önemlidir” diyor.

Hasan Fidan “Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu?”

Uluslararası ilişkiler, Ortadoğu siyaseti ve hegemonya teorisi alanlarında çalışan araştırmacılar kadar, güncel küresel siyasete ilgi duyan okurlar için de değerli bir eser.

Hasan Fidan’ın Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu? ABD-Mısır İlişkileri başlıklı çalışması, Mısır’ın dış politikasındaki eksen değişimini ve bunun ABD’nin küresel hegemonya stratejisiyle olan bağını teorik ve tarihsel bir çerçevede ele alması bakımından önemli bir katkı sunuyor.

Fidan’ın çalışması, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği uluslararası sistemi tarihsel ve kuramsal düzeyde açıklamakta ve Almanya, Japonya, Avrupa, Brezilya, Şili gibi ülkelerden örnekler vermektedir. Çalışmada, teorik ve tarihsel düzeyde ABD’nin küresel hegemonyası açıklandıktan sonra Mısır’ın bu süreçteki konum ve örneklem olarak anlamı tarihsel ve kuramsal perspektiften açıklanmaktadır. Bu bağlamda yazar, tüm dengelimci bir metodu benimsemiştir.

Dr. Mehmet Rakipoğlu “İşgal ve Soykırımın Anatomisi”

Kitap, İsrail’in Filistin’i “Filistinsizleştirme” projesini ve bunun farklı boyutlardaki uygulamalarını derinlemesine analiz ediyor.

Bu önemli araştırma, İsrail’in eylemlerini sadece askeri bir çatışma olarak değil, çok boyutlu bir soykırım ve yerleşimci sömürgecilik projesi olarak ele alarak, okuyuculara Filistin meselesine dair kapsamlı, eleştirel ve derinlemesine bir bakış açısı sunmaktadır.

Kitap ayrıca, İsrail’in klasik Batılı kolonyal/sömürgeci devletlerden farklı olduğunu iddia etme çabasını da çürütmekte, İsrail’in Filistinlilerin doğal kaynaklarını sömürdüğünü ve topraklarını gasp ettiğini göstermektedir. İsrail’in bu eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Batılı demokrasilerin “İsrail istisnacılığı” ve “Holokostiyanizm” gibi kavramlarla bu duruma nasıl sessiz kaldığını veya ortak olduğunu vurgulamaktadır.

David Lodge “Tebdili Mekân”

Ayrıntı Yayınları, ironik kalemiyle İngiliz edebiyatının en sevilen yazarlarından David Lodge’un eserlerini yayımlamayı sürdürüyor!

Lodge’un kültürel farklılıklar ve akademik yaşam üzerine kahkaha dolu bir hikâyeyi kaleme aldığı ödüllü romanı Tebdili Mekân, üniversiteler arası bir programla yer değiştiren iki akademisyenin, birbirlerinin dünyasında yaşadığı alışılmadık deneyimleri anlatıyor. Tebdili Mekân, mizahi üslubuyla okuru da oyuna katan, metinler arası göndermelerle örülü eğlenceli ve deneysel bir roman.