Yazılar

Emre Alkin’den Yeni Roman: Hâlâ Mükemmeli Arayan Kadın

Ekonomi profesörü ve yazar Emre Alkin, Mükemmeli Arayan Kadın’ın ardından bu kez ilişkilerdeki kırılganlıkları ve sosyal medyanın yarattığı yanılsamaları tartışmaya açıyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan Hâlâ Mükemmeli Arayan Kadın, dışarıdan kusursuz görünen bir evliliğin içindeki görünmez çatlakları gözler önüne seriyor.

Roman, Gizem ve Kerem’in sosyal medyada “mutlu çift” imajı sürerken aynı evin içinde giderek birbirinden uzaklaşmasını anlatıyor. Alkin, günümüz ilişkilerinde ihanetin ya da ayrılığın tek bir olayla başlamadığını; beğenilme ihtiyacı, iletişimsizlik, yaşlanma korkusu ve sosyal medyanın sunduğu alternatif hayat ihtimalinin birleşerek en sağlam görünen bağları bile kırılganlaştırdığını vurguluyor.

35 yıllık akademisyenlik deneyimini kadın-erkek ilişkileri üzerine çalışmalarıyla birleştiren Alkin, aşkın aslında “mükemmel insanı” bulmak değil, eksiklerle birlikte kalabilmeyi öğrenmek olduğunu hatırlatıyor.

 

 

#EmreAlkin #HâlâMükemmeliArayanKadın #DestekYayınları #YeniRoman #KitapHaberi #Edebiyat #İlişkiler #KadınErkek #RomanÖnerisi #OkumaKeyfi

Üçüncü Göz’den Hafta Sonu Sohbeti Tadında Yazılar

Sahne sanatçısı Ayşegül Aldinç, iki buçuk yıl boyunca kaleme aldığı notlarını Velhasılıkelâm kitabında topladı. İnkılap Kitabevi’nin markası Üçüncü Göz  tarafından yayımlanan eser; sahne hayatının kulisinden gündelik yaşamın absürtlüklerine, çocukluk anılarından sosyal medya çağının hâllerine uzanan yetmişten fazla yazıyla okura keyifli bir “hafta sonu sohbeti” sunuyor.

 

Aldinç’in arkaik kelimelerle günümüzün popüler jargonunu aynı cümlede buluşturan üslubu, kitabı bir güncenin ötesine taşıyor. Velhasılıkelâm, geçmişi yad etmek, bugünü irdelemek ve sanatçının özgün kaleminden hayatın farklı yönlerini keşfetmek isteyenler için özel bir okuma deneyimi vaat ediyor.

 

#AyşegülAldinç #Velhasılıkelâm #İnkılapKitabevi #ÜçüncüGöz #KitapHaberi #YeniKitap #Edebiyat #HaftaSonuSohbeti #OkumaÖnerisi #SanatVeHayat

Funda Özyurt “Şurimşinem”

Şair Funda Özyurt, edebiyat çevrelerince “Şems’in Kadın Hali” olarak anılan güçlü kalemiyle sekiz yıldır sürdürdüğü En El Aşk serisini yeni kitabı “Şurimşinem” ile devam ettiriyor.

2018’de başlayan interaktif şiir yolculuğu, klasik şiir anlayışının ötesine geçerek okurla canlı bir bağ kurdu. Serinin dördüncü kitabı Şurimşinem, Lazca’da “canımın içi” anlamına gelen özel bir kelimeden adını alıyor ve şairin annesine ithaf edilerek kişisel bir hatıradan evrensel bir hafızaya dönüşüyor.

Sekiz yılda 4.000’den fazla okura ulaşan seri, şiirin dijital çağda hâlâ kalplere dokunabildiğini kanıtlıyor. Özyurt’un “Rağmenci” ve “Sonrasızlık” kavramlarıyla beslenen şiir anlayışı, yeni kitabında gönül coğrafyasının en derin ve vefalı durağını okura sunuyor.

 

 

 

 

#FundaÖzyurt #EnElAşk #Şurimşinem #ŞiirYolculuğu #TürkEdebiyatı #Rağmenci #Sonrasızlık #ŞemsinKadınHali #KitapHaberi #Edebiyat #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Elif Elkin  “Kendi Sağlığının CEO’su Ol”

 

Kurumsal esenlik ve bütünsel sağlık yönetimi danışmanı Elif Elkin, Mona Kitap etiketiyle yayımlanan ilk kitabı “Kendi Sağlığının CEO’su Ol” ile kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaştı. İş dünyasının yoğun temposunda göz ardı edilen en kritik unsur olan sağlığın nasıl yönetileceğini anlatan eser, gördüğü yoğun ilgi sayesinde 3. baskıya ulaştı.

Kitap, geleneksel sağlık rehberlerinden farklı olarak yalnızca “ne yapılması gerektiğini” söylemekle kalmıyor; bilimsel verileri ve uzman görüşlerini günlük yaşamda uygulanabilir bir yönetim sistemine dönüştürüyor. Okurlar, bedenlerinin sinyallerini doğru okumayı, enerjilerini yönetmeyi ve sürdürülebilir alışkanlıklar kurarak kendi sağlık sistemlerini inşa etmeyi öğreniyor.

Elkin, “Bu kitabı yazmamın asıl amacı hastalığı değil sağlığı yönetmenin önemini vurgulamaktı” diyerek, iş dünyası profesyonellerini kendi sağlıklarının CEO’su olmaya davet ediyor.

 

 

#ElifElkin #KendiSağlığınınCEOsuOl #MonaKitap #SağlıkYönetimi #KurumsalEsenlik #SağlıklıYaşam #KitapHaberi #BeyazYakalıYaşam #SağlıklıPodcast #Edebiyat #PauseDergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Boyunda Şişlik ve Boğaz Ağrısına Dikkat!

Boğazda şişlik ve ağrı, genellikle boğaz enfeksiyonu sanılarak hafife alınabiliyor ancak bu belirtiler tek taraflı ve uzun süreliyse; bademcik kanseri olasılığını göz ardı etmemek gerekiyor. Bademcik dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan bademcik tümörünün tedavisinde erken tanının büyük önem taşıdığını, bu nedenle özellikle bazı uyarıcı işaretlere dikkat etmek gerektiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır, “Tümörlerin tamamı kanser değildir ancak erişkin bir kişide geçmeyen boyun şişliği, tek taraflı boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya kulağa vuran ağrı mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması halinde ‘nasıl olsa enfeksiyondur’ düşüncesiyle beklenmemelidir. Erken başvuru, daha sınırlı tedaviyle daha başarılı sonuç alınmasını ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlayabilir” diyor. Prof. Dr. Bayır, erkeklerde görülme olasılığı yaklaşık 4 kat daha fazla olan bademcik kanserinde mutlaka dikkate alınması gereken belirtileri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Genellikle orta ve ileri yaşlarda rastlanılan bademcik kanseri, dil köküyle birlikte boğaz kanserlerinin en sık görüldüğü alanlardan biri. Uzun süre tütün ürünü kullananlar, yoğun alkol tüketenler ve bu iki alışkanlığa birlikte sahip olanlar bademcik kanseri açısından risk altında bulunuyor.

Son yıllarda Human Papilloma Virüs (HPV) ile ilişkili vakaların artması nedeniyle bademcik kanserinin önemli bir baş-boyun kanseri türü olarak karşımıza çıktığını belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır şöyle konuşuyor: “Bademcik kanserinin başlıca iki gelişim yolu vardır: Uzun süreli tütün ve yoğun alkol kullanımına bağlı kanserleşme ile yüksek riskli HPV enfeksiyonuna bağlı kanserleşme. Tütün ve alkol birlikte kullanıldığında risk daha da yükselir. HPV, özellikle bademcik ve dil kökü kanserlerinde son yılların en önemli konularından biridir. HPV ile ilişkili hastalığın yaygın olduğu ABD gibi ülkelerde orofarenks kanserlerinin yüzde 60–70’inin HPV’ye bağlı olduğu bildirilmektedir; ancak bu oran ülkeler arasında önemli ölçüde değişmektedir. HPV-16, bu tümörlerle en güçlü ilişkisi bulunan yüksek riskli tiptir. HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilir. Ancak yüksek riskli enfeksiyon yıllarca kalıcı olduğunda hücrelerde kontrolsüz çoğalma ve zaman içinde kanserleşme gelişebilir.”

Prof. Dr. Ömer Bayır

Prof. Dr. Ömer Bayır

Bademcik kanserinde ihmale gelmez sinyaller!

Bademcik kanserinin başlangıçta hiçbir yakınmaya yol açmayabileceği gibi boğaz enfeksiyonuna benzeyen şikayetlerle de kendini gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Bayır “Bademcik kanserinde genellikle ilk bulgulardan biri, boynun tek tarafında ortaya çıkan ve geçmeyen ağrısız bir şişlik olabilir. Bunun nedeni kanserin boyun lenf bezlerine yayılması olabilir. Tek taraflı ve kalıcı boğaz ağrısı, yutarken ağrı veya takılma hissi, bademciklerde belirgin büyüklük farkı, ağızda ya da bademcik üzerinde iyileşmeyen yara, kulak muayenesi normal olduğu halde tek taraflı kulak ağrısı, ses değişikliği, kanlı tükürük ve açıklanamayan kilo kaybı diğer uyarıcı belirtilerdir. Bu belirtilerin iki-üç haftayı aşması halinde ‘nasıl olsa enfeksiyondur’ düşüncesiyle beklenmemesi, ayrıntılı bir KBB muayenesiyle nedeninin belirlenmesi gerekir” diyor.

Erişkin bir kişide büyüyen veya enfeksiyon bulgusu olmadan devam eden boyun kitlesinde iki haftayı beklemeden değerlendirme yapılmasının daha doğru olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Bayır, nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü veya kanama varsa acil başvuru yapılması gerektiğini vurguluyor.

Erken tanı kritik önem taşıyor!

Bademcik kanserinde erken tanının tedavi sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Bayır sözlerine şöyle devam ediyor: “Erken tanı, tümörün daha küçükken ve çevre dokulara ya da uzak organlara yayılmadan tedavi edilmesini sağlar. Erken evrede cerrahi veya radyoterapi tek başına yeterli olabilir. Uygun hastalarda tümör, ağız içinden uygulanan transoral lazer ya da robotik cerrahiyle dışarıdan büyük bir kesi yapılmadan çıkarılabilir. Gerektiğinde boyundaki lenf bezleri de temizlenir. Patoloji sonucunda riskli özellikler saptanırsa ameliyatın ardından radyoterapi veya kemoradyoterapi uygulanabilir. İleri evrede kemoterapi ve radyoterapi birlikte uygulanırken, tekrarlayan veya yayılmış hastalıkta immünoterapi ve diğer sistemik tedavilerden yararlanılabilir. Özellikle erken evrede ve HPV ilişkili hastalarda oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir.”

Erkeklerde yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor!

Bademcik kanseri erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor. Bu oran ülkeye ve tümörün HPV (Human Papilloma Virüs) ile ilişkisine göre değişebilse de özellikle HPV ilişkili boğaz kanserlerinin yaygın olduğu toplumlarda fark daha belirgin hale geliyor. Erkeklerde oral HPV enfeksiyonunun daha sık görülmesi bu farkın önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Ömer Bayır, “Erkeklerde tarihsel olarak tütün ve yoğun alkol kullanımının daha yüksek olması da aradaki risk farkını artırıyor. Tütün ürünlerinin tamamından uzak durmak, tütün kullanımını bırakmak ve alkol tüketimini sınırlandırmak riski azaltmak açısından önem taşıyor. Ancak bademcik kanserinin yalnızca sigara kullanan kişilerde görüldüğü düşünülmemeli. HPV, sigara kullanmayan ve görece genç bireylerde de hastalığın gelişmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla risk değerlendirmesi yapılırken hastanın yaşı, alışkanlıkları ve HPV ile ilişkili faktörler birlikte ele alınmalıdır” diyor.

 

 

 

#BademcikKanseri #BoğazAğrısı #BoyundaŞişlik #ErkenTanı #KBBHastalıkları #HPV #BaşBoyunCerrahisi #SağlıkHaberleri #KanserFarkındalığı #AcıbademMaslakHastanesi #ProfDrÖmerBayır #ErkekSağlığı #TütünVeAlkol #YutmaGüçlüğü #BoğazEnfeksiyonu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Cemal Türkmen “Bir Başka Kubilay”

Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan “Bir Başka Kubilay”, Cumhuriyet tarihinin ilk şehit öğretmeni Mehmet Zeki Dündaralp’in trajik hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor.

Şeyh Sait İsyanı’nın hazırlıklarını fark ederek yetkilileri uyaran Dündaralp, ihbarı dikkate alınmadığı için görevinden uzaklaştırıldı ve hapse mahkûm edildi. Sekiz gün sonra isyan başladı ve Dündaralp isyancılar tarafından katledildi. Cemal Türkmen, arşiv belgeleri, mektuplar ve dönemin kaynaklarıyla bu çarpıcı ve az bilinen hikâyeyi yeniden görünür kılıyor.

#BirBaşkaKubilay #CemalTürkmen #DestekYayınları #CumhuriyetTarihi #ŞehitÖğretmen #TürkEdebiyatı #KitapHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şerivan Tutuş’tan Müzik ve Resmi Buluşturan Disiplinlerarası Sergi

Ressam Şerivan Tutuş, uluslararası üretim pratiğinin yeni halkası olan “Sesin Hafızası: Müzikten Resme Belleğin Katmanları” sergisiyle 8–14 Ağustos 2026 tarihleri arasında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Mihri Müşfik Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşuyor. Serginin sanat koordinatörlüğünü Rozerin Tutuş üstleniyor.

Sergi Konsepti

Bellek, göç, kimlik ve ses arasındaki ilişkiyi odağına alan sergi, filozof Henri Bergson’un bellek anlayışından ilhamla farklı coğrafyalardan seçilen 22 müzik eserini 22 özgün resim aracılığıyla yeniden yorumluyor. Her eserin yanında yer alan QR kodlar sayesinde ziyaretçiler, resimlere ilham veren müzikleri dinleyerek görsel ve işitsel deneyimi birlikte yaşayabiliyor.

Kültürel Buluşma

Ahmet Kaya’dan Fazıl Say’a, Goran Bregović’ten Mozart’a uzanan müzik seçkisi; göç, aidiyet ve ortak hafızaya dair farklı kültürel anlatıları aynı sergide bir araya getiriyor. “Sesin Hafızası”, izleyiciyi yalnızca resimlerle değil, sesin bellekte bıraktığı duygusal izler üzerinden düşünmeye davet ediyor.

 

 

SERGİ PROGRAMI

Sergi: Sesin Hafızası: Müzikten Resme Belleğin Katmanları

Sanatçı: Şerivan Tutuş

Sanat Koordinatörü: Rozerin Tutuş

Tarih: 8–14 Ağustos 2026

Açılış: 8 Ağustos 2026 Cumartesi | 18.00

Yer: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Resim ve Heykel MüzesiMihri Müşfik Sergi Salonu

 

 

#ŞerivanTutuş #SesinHafızası #AnkaraResimHeykelMüzesi #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #MüzikVeResim #KültürSanat #BellekVeKimlik #SanatHaberleri #DisiplinlerarasıSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hareketsiz yaşam ve aşırı kilo hemoroid riskini artırıyor

Hemoroid, halk arasında basur veya mayasıl olarak bilinen, anal kanaldaki normal damar yastıkçıklarının büyüyerek aşağı doğru sarkması sonucu ortaya çıkıyor. Makattan kanama, kaşıntı, ele gelen şişlik, akıntı ve bazı hastalarda ağrı gibi belirtilerle kendini gösteren hemoroid, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Şikâyetlerin şiddeti; hemoroidin evresine, yerleşimine ve eşlik eden diğer anal hastalıkların varlığına göre değişiklik gösterebiliyor. Bazı hastalarda yalnızca hafif rahatsızlık hissi görülürken, bazı kişilerde günlük yaşamı olumsuz etkileyen ciddi yakınmalar gelişebiliyor. Tedavide klasik cerrahi yöntemlere alternatif olarak uygulanan lazer hemoroid cerrahisi, kesi ve dikiş gerektirmemesi sayesinde iyileşme sürecini kısaltabiliyor ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmelerine yardımcı olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ameliyatlarında kullanılan lazer yöntemi hakkında bilgi verdi.

Op. Dr. Ali Can Yalı

Op. Dr. Ali Can Yalı

Hemoroid hastalığı dört evrede değerlendiriliyor

  • Evre 1: Kanama görülebilir, ancak dışarı sarkma yoktur.
  • Evre 2: Dışkılama sırasında dışarı çıkar ve sonrasında kendiliğinden içeri döner.
  • Evre 3: Dışarı çıkar ve elle içeri itilmesi gerekir.
  • Evre 4: Sürekli dışarıdadır ve içeri itilemez.

Hemoroid hastalığında evreleme, tedavi planının belirlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Her evrede uygulanacak yaklaşım farklılık göstermektedir. Erken evrelerde yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavileri yeterli olabilirken, ileri evrelerde girişimsel yöntemler veya cerrahi tedavi gerekebilmektedir. Bu nedenle yalnızca hastanın şikâyetleri değil, muayene bulguları da ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.

Hareketsiz yaşam ve aşırı kilo hemoroid riskini artırıyor

Toplumda sık görülen hemoroidin birçok nedeni bulunmaktadır. Bu sebepler şöyle sıralanabilmektedir:

  • Kronik kabızlık veya uzun süre ıkınma
  • Liften fakir beslenme
  • Tuvalette uzun süre oturma
  • Gebelik
  • Obezite
  • Ağır kaldırma
  • İleri yaş

Bunlara ek olarak hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz sıvı tüketimi ve aile öyküsü de hemoroid gelişme riskini artırabilmektedir. Özellikle masa başında uzun saatler çalışan kişilerde ve düzenli dışkılama alışkanlığı olmayan bireylerde şikâyetler daha sık görülmektedir. Risk faktörlerinin azaltılması, hem mevcut yakınmaların hafiflemesine hem de tedavi sonrasında hastalığın tekrarlama riskinin düşürülmesine katkı sağlayabilmektedir.

Lazer uygulamasıyla hemoroidal damarlar küçültülüyor

Lazer hemoroit cerrahisi, uygun hastalarda hemoroid dokusuna lazer enerjisi uygulanarak damarların küçültülmesini amaçlayan minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Genellikle seçilmiş evre 2 ve evre 3 hemoroitlerde, bazı uygun evre 4 vakalarında da uygulanabilmektedir. Ancak her hemoroit hastası lazer tedavisi için uygun değildir. Bu nedenle tedavi yöntemi, ayrıntılı muayene sonrasında belirlenmelidir. Bu yöntemde amaç, hemoroid dokusunu kontrollü şekilde küçültmek ve çevre dokulara mümkün olduğunca az zarar vermektir. İşlem süresi hemoroidin yapısına ve hastanın klinik durumuna göre değişebilmektedir. Bazı hastalarda aynı seansta ek girişimlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu nedenle lazer tedavisi, standart bir uygulama değil kişiye özel planlanan bir cerrahi seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Lazer tedavisi daha konforlu bir iyileşme süreci sunabiliyor

Uygun hastalarda lazer hemoroid cerrahisi şu avantajları sağlayabilmektedir:

  • Daha az doku hasarı
  • Daha düşük kanama riski
  • Günlük yaşama daha kısa sürede dönüş
  • Anal kanal anatomisinin daha iyi korunması

Bunlara ek olarak bazı hastalarda işlem sonrası bakım süreci daha konforlu geçebilmekte ve hastanede kalış süresi kısalabilmektedir. Ancak her cerrahi yöntemde olduğu gibi lazer tedavisinde de hastalığın tekrarlama riski bulunmaktadır. Tedavinin başarısı; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve hastanın yaşam tarzı alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Özellikle kabızlığın önlenmesi, lif açısından zengin beslenme ve düzenli tuvalet alışkanlığı kazanılması tedavi sonuçlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Başarılı sonuçlar için doğru hasta seçimi belirleyici oluyor

Lazerle hemoroid cerrahisi, uygun hastalarda güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Ancak en doğru tedavi yöntemi; hemoroidin evresi, hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve eşlik eden sağlık sorunları değerlendirilerek genel cerrahi uzmanı tarafından belirlenmelidir. Her hastada aynı tedavi yönteminin uygulanması mümkün olmayabileceği için kişiye özel planlama yapılması büyük önem taşımaktadır. Doğru hasta seçimi yapıldığında lazer tedavisi, hem şikâyetlerin azaltılmasına hem de iyileşme sürecinin daha rahat geçirilmesine katkı sağlayan etkili bir seçenek olabilmektedir.

 

 

 

#Hemoroid #LazerTedavi #GenelCerrahi #SağlıkHaberi #BasurTedavisi #Minimalİnvaziv #YaşamKalitesi #Kabızlık #Obezite #Sağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’de Çeyrek Milyon Qashqai Sahibi Var

Nissan, Avrupa’da 4 milyon ve Türkiye’de çeyrek milyona yakın satış ile SUV segmentindeki liderliğini pekiştirdi. 2006’daki lansmanından bu yana Qashqai; pratik tasarımı, günlük kullanım kolaylığı ve Avrupalı müşteriler için geliştirilen teknolojileriyle markanın en büyük başarı hikâyelerinden biri haline geldi.

Üç nesildir gelişimini sürdüren Qashqai, e-POWER hibrit teknolojisi, ProPILOT sürücü destek sistemleri ve sezgisel dijital çözümleriyle günlük sürüşü daha güvenli ve konforlu hale getiriyor. Model, bugüne kadar farklı ülkelerde kazandığı 20 Yılın Otomobili ödülü dahil 110’dan fazla uluslararası ödül ile güvenilirliğini kanıtladı.

Türkiye’deki yaklaşık 250 bin Qashqai sahibine yönelik hazırlanan yeni YouTube video serisi, aracın gizli kalmış özelliklerini keşfetmeyi ve teknolojilerden en iyi şekilde yararlanmayı amaçlıyor.

 

 

#NissanQashqai #SUV #ePOWER #ProPILOT #OtomobilHaber #SatışRekoru #NissanTürkiye #Qashqai2026 #ElektrikliSürüş #Otomotiv #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Osmanlı Sarayında Bir Kadının Özgürlük Mücadelesi

Mundi Kitap etiketiyle yayımlanan Macide – II. Abdülhamit’in Gelininin Anıları, Osmanlı hanedanının iç dünyasına ışık tutan sıra dışı bir hatırat olarak raflarda yerini aldı. İlk kez 1927’de Macaristan’da yayımlanan bu eser, II. Abdülhamit’in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi ile evlendirilen Macide Mustafa’nın kişisel mücadelesini ve Osmanlı sarayındaki gündelik yaşamı içeriden gözlemlerle aktarıyor.

Osmanlı sarayından bir kadının mücadelesi

Henüz 13 yaşında istemediği bir evliliğe sürüklenen Macide Mustafa, çocuklarıyla birlikte sürgün hayatı yaşarken yılmayı reddeden, boşanarak ekonomik özgürlüğünü elde eden ve modern dünya görüşüyle ticarete atılan öncü bir kadın olarak öne çıkıyor.

II. Abdülhamit dönemi ve hanedan yaşamı

Anılarında Osmanlı sarayının katı, muhafazakâr ve erkek egemen geleneklerini eleştiren Macide Mustafa, çocuklarının velayeti için verdiği mücadeleyi, film yıldızı olarak yaşadığı deneyimleri ve güzellik salonu açarak modern dünyaya uyum sağlayışını samimi bir dille aktarıyor.

Eser, yalnızca bir hanedan üyesinin kişisel hikâyesi değil; aynı zamanda kadınların özgürlük mücadelesine ve Osmanlı toplumunun sosyal yapısına dair güçlü bir tanıklık sunuyor.

#MacideMustafa #MundiKitap #OsmanlıSarayAnıları #IIAbdülhamit #HanedanYaşamı #KadınMücadelesi #KitapHaberleri