Yazılar

Nissan X-Trail 25 Yılda 8 Milyondan Fazla Satışla SUV İkonu Oldu

SUV segmentinin güçlü temsilcilerinden Nissan X-Trail, 25 yıllık geçmişinde dünya genelinde 8 milyondan fazla satış gerçekleştirerek otomotiv dünyasında kalıcı bir iz bıraktı. Dayanıklılığı, çok yönlülüğü ve maceracı ruhuyla öne çıkan model, hem şehir yaşamına hem de zorlu yol koşullarına uyum sağlayan yapısıyla geniş bir kullanıcı kitlesine hitap ediyor.

İlk kez yollara çıktığı günden bu yana kompakt SUV anlayışına yeni bir bakış kazandıran X-Trail, cesur tasarımı ve güvenilir karakteriyle küresel bir başarı hikâyesine dönüştü. Değişen kullanıcı beklentilerine uyum sağlayarak her nesilde gelişen model, günlük konfor ile gerçek SUV dayanıklılığını bir arada sunma vizyonunu sürdürdü.

Türkiye’de de önemli bir başarıya imza atan X-Trail, 2023 yılında Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD) tarafından “Yılın Otomobili” ödülüne layık görülerek hem uzmanların hem de kullanıcıların beğenisini kazandı.

Nissan’ın mühendislik birikimi ve yenilikçi yaklaşımıyla şekillenen X-Trail, çeyrek asırlık yolculuğunda sağlamlığı ve güvenilirliği temsil ederek SUV dünyasındaki güçlü konumunu geleceğe taşımaya devam ediyor.

#NissanXTrail #SUVİkonu #OtomotivHaber #25Yıl #8MilyonSatış #Dayanıklılık #MaceraRuhu #YılınOtomobili #NissanTürkiye #SUVDünyası #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ali Rıza Akdolu’dan “Aliens” Sergisi

26 Şubat – 31 Mart 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşan “Aliens” sergisi, küratörlüğünü Dr. Feride Çelik’in üstlendiği özel bir seçkiyle mücevherin bedenden koparıldığında nasıl farklı bir varlığa dönüştüğünü sorguluyor.

Ali Rıza Akdolu, mücevherin alışıldık işlevini askıya alarak onu takılamayan, taşınamayan ama mekânda devleşen “yabancı” formlara dönüştürüyor. Bu sergide yabancı olan nesnenin kendisi değil; izleyicinin onunla kurduğu yeni ve mesafeli ilişki.

Taş yüzeyleri, metalik dokular ve incelikli işçilik, izleyicide aşinalık duygusu yaratırken; nesneler artık bedene eşlik etmek yerine onun yokluğunu ima ediyor. Sergi, süs, kimlik ve aidiyet kavramlarının çözülmeye başladığı bir eşikte izleyiciyi durmaya davet ediyor.

#AliRızaAkdolu #AliensSergisi #SanatHaber #ÇağdaşSanat #MücevherSanatı #KüratörFerideÇelik #İstanbulSanat #Sergi #SanatEtkinliği #AidiyetVeSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Can Bonomo’dan Dördüncü Şiir Kitabı: Mümkansız Şeyler

Sanatçı Can Bonomo, dördüncü şiir kitabı Mümkansız Şeyler’i Mart ayında Holden Kitap etiketiyle okuyucularla buluşturdu. Daha önce yayımlanan Delirmek Belirmektir, Şu Sevdalar Tevatürü ve Parya Koma kitaplarının ardından gelen bu yeni eser, Bonomo’nun şiir yolculuğunun en olgun durağı olarak değerlendiriliyor.

Kitapta babalık deneyimi, geçmişle hesaplaşma, çocukluk yaraları ve ölüm fikri öne çıkıyor. Oğluna adanmış satırlarda yalnızca bir babanın şefkati değil, aynı zamanda kendi gençliğine ve hatalarına dönük bir yüzleşme de yer alıyor.

Bonomo’nun müzikal kimliği şiirlerine ritim ve tempo duygusu kazandırırken, metinler şarkı sözü olmaya direnip dilin imkânlarıyla yetinmeyi seçiyor. Sahnedeki görünürlük ile yazı masasındaki yalnızlık arasındaki gerilim, şiirlerinde güçlü bir şekilde hissediliyor.

Can Bonomo’nun dört kitabı birden Holden Kitap tarafından yayımlanarak Mart ayında raflardaki yerini aldı.

#CanBonomo #MümkansızŞeyler #HoldenKitap #ŞiirKitabı #Edebiyat #TürkŞiiri #KitapHaber #SanatVeEdebiyat #YeniKitap #Şair #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Iron People Sergisi: Demiryolları Bir Direniş ve Umut Hattına Dönüşüyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 4. yılında savaşın derin izlerini anlatan “Iron People” fotoğraf sergisi Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. Hollandalı ödüllü fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Jelle Krings tarafından hazırlanan sergi, savaşın başladığı ilk andan itibaren birer kurtarma görevlisine dönüşen Ukraynalı demiryolu çalışanlarının mücadelesini çarpıcı karelerle aktarıyor.

Bugüne kadar 230 bin demiryolu işçisi sayesinde 6,5 milyon sivil güvenli bölgelere ulaştırıldı. Sergi, tren raylarının bir ulaşım aracından öte, bir umut hattına nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, demiryollarının tarih boyunca savaşta ve barışta hayatı sürdüren kritik unsurlar olduğuna dikkat çekerek, serginin koleksiyonun tarihsel perspektifi ile günümüzün insani gerçekliği arasında güçlü bir bağ kurduğunu vurguladı.

Fotoğraf sanatçısı Jelle Krings, Ukrayna’daki savaşın ilk üç buçuk yılını demiryolu işçileriyle geçirdiğini belirterek, onların öyküsünü Türkiye’ye taşımaktan onur duyduğunu ifade etti. Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga ise demiryolu çalışanlarının mücadelesinin Ukraynalıların cesaretini ve direncini ortaya koyduğunu söyledi.

Sergi, 3-22 Mart tarihleri arasında Rahmi M. Koç Müzesi’nin Tersane Binası’nda görülebilecek.

#IronPeople #RahmiKoçMüzesi #FotoğrafSergisi #UkraynaDemiryolu #JelleKrings #SanatVeDireniş #UmutHattı #Savaşınİzleri #SanatHaber #İstanbulSergi

Bir Panik Ataklının Günlüğü” Okurla Buluştu

Ayşegül Günsür’ün yirmi yıla yayılan panik atak mücadelesini tüm gerçekliğiyle kaleme aldığı ilk kitabı Bir Panik Ataklının Günlüğü, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Kitap, panik atağın beden ve zihin üzerindeki etkilerini içeriden bir tanıklıkla aktarırken; yalnızlaştırıcı, yaşam alanını daraltan ve hayatı parça parça sıkıştıran bu süreci filtresiz bir şekilde okura sunuyor. Günsür, hastane koridorlarından yanlış teşhislere, ilaçlardan iş ve özel hayata kadar yaşadığı tüm deneyimleri paylaşarak “Yalnız değilsin. Ve bu bir kader değil.” mesajını veriyor.

Psikolojik derinliğiyle dikkat çeken eser, panik atağı yaşayanların iç dünyasına ışık tutarken aynı zamanda okuru kendi iç sesini yeniden keşfetmeye davet ediyor.

#BirPanikAtaklınınGünlüğü #AyşegülGünsür #DestekYayınları #YeniKitap #Edebiyat #GerçekHikaye #PanikAtak #KitapHaber #OkumaÖnerisi #YalnızDeğilsin #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

60/60 Kuralı ile İşitme Sağlığınızı Koruyun

Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor

Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir.

Kalıcı işitme kaybına yol açabilir

Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.

Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;

  • İşitme kaybı riski: Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10’unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.
  • Enfeksiyon ve bakteri artışı: Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.
  • Baş ağrısı ve rahatsızlık: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.
  • Denge ve genel sağlık etkileri: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.
  • Sistemik riskler: Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.

Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun

 60/60 Kuralı: Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60’ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.

Temizlik: Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin.

Model seçimi: Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.

Düzenli kontrol: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.

Alternatifler: Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.

#KulakSağlığı #İşitmeKaybı #KulaklıkKullanımı #DünyaKulakVeİşitmeGünü #MemorialAntalya #DoçDrNeslihanYaprakBarıt #SağlıkUyarısı #Tinnitus #GençlerdeRisk #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hyundai i30, Yeni 1.6 T-GDI Motoruyla Daha Güçlü

Hyundai Motor Türkiye, C segmentinin sevilen modeli i30’u yeni 1.6 T-GDI 150 PS motor seçeneğiyle satışa sundu. 250 Nm tork üreten motor, 7 ileri DCT şanzımanla birleşerek daha güçlü, daha akıcı ve daha dinamik bir sürüş deneyimi sunuyor.

Yeni motoruyla i30, 206 km/s maksimum hıza ulaşırken, 0-100 km/s hızlanmasını 9,2 saniyede tamamlıyor. Turbo beslemeli yapısı sayesinde düşük devirlerden itibaren canlı bir karakter sergileyen i30, hem şehir içi hem uzun yol sürüşlerinde dengeli performans sağlıyor.

Konfor ve Teknoloji

i30, geniş panoramik cam tavanı, 10,25 inç dijital gösterge paneli ve dokunmatik bilgi-eğlence sistemiyle modern bir kokpit deneyimi sunuyor. Apple CarPlay ve Android Auto uyumluluğu, USB Type-C girişleri ve kablosuz şarj ünitesi günlük kullanım pratikliğini artırıyor.

Güvenlik Donanımları

Hyundai’nin Smart Sense güvenlik teknolojileri i30’da standart olarak sunuluyor. Ön Çarpışma Önleme Asistanı (FCA), Şeritte Kalma Asistanı (LKA), Akıllı Hız Limit Asistanı (ISLA) gibi sistemler sürücüyü aktif olarak destekliyor.

Türkiye’de “Prime” ve “Comfort” donanım paketleriyle satışa sunulan hatchback gövde tipindeki i30, yeni motoruyla birlikte C segmentinde rekabet gücünü daha da artırıyor.

 

#Hyundaii30 #YeniMotor #TGDI #OtomotivSektörü #PerformansVeKonfor #HyundaiTürkiye #Csegment #SmartSense #OtomobilHaber #YeniHyundaii30 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Toplumsal Baskının Sessiz Çığlığı: Anemonlar Okurla Buluştu

Zeynep Kesler Özdoğan’ın kaleme aldığı Anemonlar, Ceres Yayınları etiketiyle yayımlanarak raflardaki yerini aldı. “İçindeki sesi dinlemeye cesareti olanlara…” ithafıyla başlayan eser, bireyin toplumsal baskılar karşısında yaşadığı sessizlik, korku ve özgürleşme arayışını derin bir anlatıyla okura sunuyor.

Roman, farklı zaman dilimleri arasında gidip gelen kurgusuyla çocukluk travmalarını, aile içi suskunlukları ve kuşaktan kuşağa aktarılan korkuları görünür kılıyor. Özdoğan, sıradan hayatların içindeki çatlakları işleyerek sessizliğin aslında en yüksek çığlık olabileceğini gösteriyor.

Psikolojik derinliğiyle dikkat çeken Anemonlar, bireyin özgürleşme mücadelesini kadın kimliği ve aidiyet temaları üzerinden sorgularken, okuru kendi iç sesini yeniden keşfetmeye davet ediyor.

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #Anemonlar #ZeynepKeslerÖzdoğan #CeresYayınları #YeniKitap #Edebiyat #Roman #ToplumsalBaskı #KadınKimliği #KitapHaber #OkumaÖnerisi

Scorpions’tan Türk Hayranlarına Özel Mesaj

Rock tarihinin 60 yıllık efsanesi Scorpions, 24 Haziran 2026’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleşecek konser öncesi Türkiye’ye özel bir video mesaj gönderdi. Grubun unutulmaz vokalisti Klaus Meine, “24 Haziran’da İstanbul’u kasırga gibi sallayacağız!” diyerek hayranlarına seslendi.

Meine’nin “kasırga” vurgusu, grubun dünya çapında marşa dönüşen hit parçası “Rock You Like a Hurricane”a gönderme niteliği taşıyor ve İstanbul’da yaşanacak yüksek enerjili stadyum atmosferinin ipuçlarını veriyor.

1965’te Hannover’de kurulan ve 100 milyonun üzerinde albüm satışıyla rock tarihine damga vuran Scorpions; “Wind of Change”, “Still Loving You”, “No One Like You” ve “Rock You Like a Hurricane” gibi kuşakları aşan şarkılarıyla dünyanın en güçlü canlı performans gruplarından biri olarak kabul ediliyor.

Coming Home — 60 Years of Scorpions turnesi kapsamında gerçekleşecek İstanbul konseri, grubun altmış yıllık sahne mirasını dev stadyum prodüksiyonu ve yüksek enerjisiyle Türk hayranlarıyla buluşturacak.

24 Haziran 2026: İstanbul için Scorpions gecesi.

#Scorpions #İstanbulKonseri #RockYouLikeAHurricane #WindOfChange #StillLovingYou #RockEfsanesi #BKMOrganizasyon #BeşiktaşTüpraşStadyumu #60YearsOfScorpions #RockKonser #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor.

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor 

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın önemli nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:

Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.

Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.

Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.

Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.

Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa,  zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonu, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında arasında bulunmaktadır.”

#Horlama #UykuApnesi #SağlıkSinyali #GençlerdeHorlama #Obezite #UykuSağlığı #KBB #DoçDrZerrinBoyacı #Acıbadem #SağlıklıYaşam #UykuBozukluğu #SolunumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity