Yazılar

Muhteşem Bodrum manzarası ayaklarınızın altında

Muhteşem Bodrum manzarası ayaklarınızın altında

Muhteşem Bodrum manzarası eşliğinde tüm yıl hizmet veren Hillstone Bodrum Hotel & SPA, oda kahvaltı konsepti ile sizleri bekliyor.

Bulunduğu konum itibariyle oldukça özel. Halikarnas Balıkçısının bahsettiği; Bodrumu ilk gördüğünüz ve asla unutmayacağınız Yokuşbaşında yer alan otel, benzersiz bir Bodrum manzarasına sahip. Hem şehir merkezine çok yakın hem de şehirden tamamen uzak kalabileceğiniz bir deneyim yaşamanız mümkün.

Hillstone Bodrum Hotel bünyesindeki Mama’s Home restoran her kültüre hitap eden, şık ve zarif dekorasyonu, merkezi konumu sunum şıklığı ve çeşit zenginliğiyle açık büfe ve serpme kahvaltı menüleriyle kısa sürede hem konaklayan misafirlerimiz hem de yeme içme tutkunları için semtin klasikleşen ve uğrak mekanlarından biri haline geldi.

Pazar brunchlarının da gözde oteli olan Hillstone Bodrum, A La Carte restoranları Mondale ve Vavilon Nights Bodrumluların tercihi.

GIZIA Brasserie yeniden kapılarını açtı

GIZIA Brasserie yeniden kapılarını açtı

Moda sektöründen tanıdığımız Gizia, yeme içme sektöründe hizmet vermeye başlayan Gizia Brasserie, kademeli normalleşmeyle beraber kapılarını tekrar açtı.

Nişantaşı’nın en sevilen sokağı ve yenilenen Abdi İpekçi Meydanı’nda bulunan Gizia Brasserie, misafirlerine sabah ve öğle öğünlerinde ve günün her saatinde tecrübeli ekibi ve hızlı servisi ile Dünya mutfağının seçkin lezzetlerini sunuyor.

Özel odun ateşinde 12 farklı pizza, geniş salata alternatifleri, birbirinden lezzetli makarna ve risottolar, balık, et ve deniz ürünlerinden oluşan ana yemekler ve popüler atıştırmalıklarıyla her yaş ve her beslenme düzenine hitap ediyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’in fit tariflerinin yer aldığı seçenekler ise formunu korumak isteyenler için alternatif oluşturuyor.

Gizia Brasserie, iç ve dış alandan oluşan keyifli atmosferinde iddialı tatlı ve kahve önerilerini de öğün arası ve yemek sonrasında müşteri memnuniyeti önceliğiyle sunuyor. Menüde vegan ve vejeteryan lezzetler yanısıra sağlıklı smoothie ve kahveler de dikkat çekiyor. Gizia Brasserie’nin üst katında yer alan 15 kişilik VIP bölüm ise özel organizasyonlara ev sahipliği yapıyor.

Güne 08:30’da sabah kahvaltısı servisi ile başlayan Gizia Brasserie, akşam 19:00’a kadar öğlen yemekleri ve kahve arası buluşmalarında hem semt sakinlerini hem de Nişantaşı severleri ağırlıyor.

Fiyortlar ülkesi Norveç

Fiyortlar ülkesi Norveç

Arktik tundrayı keşfe çıkmak, eşsiz manzaralı takımadalarda gezinti, görkemli fiyortların cazibesi ve hiç batmayan gece yarısı güneşinin sıcaklığı. Bu deneyimler ve daha fazlası, Norveç’te yazın en iyi şekilde tadını çıkarmanın yolunu oluşturan seçeneklerden bazıları. Evet bu yazımda sizlere yazın çıkılacak Norveç tatilinde deyimleyebileceğiniz sıradışı etkinliklerden bahsedeceğim.

GECE YARISI GÜNEŞİNİ GÖRMEK İÇİN TELEFERİKLERE BİNİN

Kuzey Norveç’in Fløya Dağı’ndaki Storsteinen’in (Big Rock) görkemli manzaralarını deneyimleyin. 420 metre yüksekliğe sahip Storsteinen’in Fjellheisen teleferiği ile yukarıya doğru çıkılması kabaca dört ila beş dakika sürüyor. En tepede, Tromsø ve çevresindeki adaların muhteşem manzarasını sunan bir gözlem güvertesi bulacaksınız. Yaz aylarında, teleferik saat 1: 00’e kadar çalışmaktadır. Güneybatı sahil kasabası Bergen’deki ikonik Fløibanen füniküleri, sizi deniz seviyesinden 1.050 metre yüksekte, şehri çevreleyen yedi dağdan biri olan Fløyen’e götürür. Zirveye ulaşmak beş ila sekiz dakika sürüyor ve siz yukarıya çıkarken seyahatin kendisi Bergen limanının ve tarihi mimarisinin muhteşem manzarasını sunuyor. Füniküler yıl boyunca çalışıyor ve saat 11: 00’e kadar açık.

TROLLSTİGEN’İN NEFES KESİCİ MANZARASINI KEŞFEDİN

Strynefjell ve Romsdal arasındaki manzaranın içinden 66 mil hızla geçen popüler bir yol olan etkileyici Geiranger-Trollstigen Ulusal Turist Rotası boyunca cesaretiniz varsa araba kiralayın. Yol boyunca uçurumlar, dik dağ sıraları ve derin fiyortların yanı sıra şelaleler yer almaktadır. 1936’da açılan Trollstigen (Troll Yolu), Kongen (Kral), Dronningen (Kraliçe) ve Bispen (Piskopos) gibi görkemli isimlere sahip dağlarla çevrilidir ve 11 tane adrenaline neden olan büküm ve yüzde 9’luk keskin bir eğim sahiptir. Fotoğraf fırsatları için durabileceğiniz ve panoramik manzaraların tadını çıkarabileceğiniz altı dinlenme alanı da cabası!. En popüler durak Flydalsjuvet’tir ve UNESCO tarafından korunan Geirangerfjord’a bakan görüntüleme platformuna sahiptir.

NORVEÇ FİYORTLARI ARASINDA GEMİ GEZİYE ÇIKIN

Muhtemelen Norveç’in ihtişamını tecrübe etmenin en popüler yolu, derin fiyortlarını dik dağ yüzlerini gemi gezisi ile görüntülemektir. Hurtigruten, ülkenin sahil şeridini ve fiyortlarını (Lysefjord, Hardangerfjord ve Sognefjord gibi yol boyunca duran) kapsamlı bir şekilde barındıran yolculuklar sunmaktadır. Lysefjord 26 mil uzunluğunda ve 1.384 fit derinliğinde ve ikonik Preikestolen (Müezzin Kayası), Lysefjord’un üzerinde 1.982 fit yüksekliğe sahip düz bir platodur. Norveç’in en büyük ikinci fiyortu 111 mil uzunluğundaki Hardangerfjord’dur. Hardangerfjord’daki duraklar arasında, 560 metreden daha fazla bir şelale olan Vøringsfossen için bilinen Eidfjord belediyesi yer alıyor. Nærøyfjord 11 mil uzunluğunda ve en dar noktasında sadece 820 feet genişliğindedir ve asma vadileri ve konik kanyonları vardır. Ve Norveç’in  büyükannesi ve en büyük fiyortu olan Sognefjord, deniz seviyesinden 4.593 feete kadar yükselen ve küçük tarım toplulukları ve şelaleleri ile noktalanmış dikey dağ yüzlerine sahip en dramatik fiyort manzaralarını sunmaktadır.

Son olarak Norveç’e gitmek için, İstanbul’dan her gün Oslo-İstanbul arası direk ve aktarmalı uçuş bulmak mükündür. Norveç AB üyesi olmamasına rağmen, Schengen Vizesi kabul etmektedir.

MG’nin elektrikli aracı

MG’nin elektrikli aracı

İngiliz kökenli efsanevi otomobil markası MG (Morris Garages), yeni elektrikli modelleriyle dikkatleri üstüne çekmeye devam ediyor.

Markanın ZS EV modelinin Türkiye’de satışa sunulmasına çok az bir zaman kala, Avrupa pazarlarındaki planlarında önemli bir rol oynayacak yeni nesil %100 elektrikli premium SUV modeli Marvel R Electric de tanıtıldı. MG Marvel R Electric, yenilikçi tasarıma, yüksek performansa ve uzun bir menzile sahip çekici fiyatlı premium bir elektrikli SUV talep eden Avrupalı sürücülere yönelik geliştirilmiş bir model olmasıyla öne çıkıyor. Marvel R Electric, 400 kilometrenin (WLTP) üzerindeki menzili ile kullanıcıların gereksinimlerini rahatlıkla karşılıyor. MG Marvel R Electric’in bir diğer çarpıcı özelliği de V2L (vehicle-to-load), yani araçtan cihaza elektrik aktarım sistemi. Bu teknoloji, aracın yüksek voltajlı bataryasının, bir elektrikli scooter, dizüstü bilgisayar, hava pompası hatta bir başka EV gibi harici bir elektrikli araç veya cihazı şarj edebilmesini sağlıyor. Bu yenilikçi teknoloji, çevreci mobilite çözümlerinin gelişmesi yönünde önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Yenilikçi tasarım

Marvel R Electric, MG’nin “Evolution Design” (Evrimsel Tasarım) diliyle tasarlandı. MG’nin en yeni modeli teknolojiyle duyguyu birleştiren bir  araç olarak dikkat çekiyor. Modern ve sade tasarım çizgisini yüksek teknolojiyle harmanlayan Marvel R Electric; üst sınıf SUV pazarına yeni bir nefes getiriyor. MG Marvel R Electric 4.674 mm uzunluğa, 1.919 mm genişliğe ve 1.618 mm yüksekliğe sahip. 2.800 mm’lik aks mesafesi ile içeride geniş bir yaşama alanı sunuyor. Marvel R Electric, yüksek teknolojiyi öne çıkaran dış tasarımını aracın iç mekanına da yansıtan 19,4 inçlik dokunmatik ekran ve 12,3 inçlik dijital gösterge paneline sahip. 357 litrelik bagaj hacmi arka koltukların katlanmasıyla 1.396 litreye kadar çıkabiliyor. Ayrıca, ZS EV modelinde olduğu gibi MG Pilot sistemiyle en üst seviyede aktif güvenliği de kullanıcısına sunuyor.

Elektrikli yaşam

MG Marvel R Electric, tasarım, donanım ve performansın yanı sıra rekabetçi bir fiyata uzun bir menzil ve hızlı şarj yetenekleri sunan bir elektrikli SUV olarak öne çıkıyor. Marvel R Electric, 400 kilometrenin  (WLTP) üzerindeki menziliyle kullanıcıların gereksinimlerini rahatlıkla karşılıyor. 11 kW kapasiteli yerleşik şarj cihazına (on-board charger) sahip olan Marvel R Electric, AC şarjda da aracın hızlı bir şekilde şarj edilmesine olanak sağlıyor. Bunun yanında aracın bataryası hızlı şarj (DC) ile %80 seviyeye sadece 30 dakikada ulaşabiliyor. Ayrıca entegre ısı pompasına sahip iklimlendirme kontrolü sayesinde düşük sıcaklıklarda dahi optimum şarj performansı sağlayabiliyor.

V2L teknolojisiyle farklı bir dünya

MG Marvel R Electric’in bir diğer çarpıcı özelliğini de V2L, yani araçtan-cihaza şarj sistemi oluşturuyor. Bu teknoloji, aracın yüksek voltajlı bataryasının, bir elektrikli scooter, dizüstü bilgisayar, hava pompası hatta bir başka EV gibi harici bir elektrikli cihaza enerji aktarmasına olanak tanıyor. Bu teknoloji, temiz enerjiye geçişi ve günümüzün en önemli lojistik konularından olan son kilometre çözümü için de önemli bir yenilik olarak kabul ediliyor.

Elektrikli ve 4×4

MG Marvel R Electric sadece tasarımıyla ve üstün donanımıyla değil yüksek performansıyla da hayranlık uyandırıyor. Marvel R Electric, biri ön aksta diğer ikisi arka aksta olmak üzere üç elektrik motorlu, gelişmiş bir 4×4 çekiş sistemine sahip. Araç, bu üst seviye çekiş sistemiyle 288 PS güç ve 665 Nm maksimum tork üretiyor. Sahip olduğu bu özelliklerle MG Marvel R Electric 4,9 saniyede 0’dan 100 km/sa hıza ulaşabiliyor. 200 km/s’lik azami hıza sahip Marvel R Electric’in ayrıca arkadan itişli iki elektrik motorlu versiyonu da satışa sunulacak.

Azka yeni sezona hazır

Azka yeni sezona hazır

Ege’nin incisi Bodrum’un en gözde yeri Bardakçı Koyu’nda bulunan Azka Otel, yaz sezonuna 1 Nisan’da merhaba diyor.

Yeni sezonda Güvenli Turizm Belgesi ile misafirlerini ağırlayacak olan otel, geçen sezon olduğu gibi bu sezon da maksimum hijyen anlayışıyla güvenli bir ortam sunmaya devam edecek. Konaklayan tüm misafirlerin HES kodu bilgileri alınarak, tesise giriş anı ve tüm outlet alanlarda infared ısı ölçümü yapılıp, misafirlere giriş anında maske ve eldiven desteği sağlayıp, ortak kullanım alanlarını ve odalar sürekli olarak dezenfekte edilerek tedbirler bu sezon da uygulanmaya devam edecek.

Denize Sıfır Tatil

Tarihi dokusu, göz alıcı denizi ile son zamanların en gözde yerlerinden biri olan Bardakçı Koyu’nda, 100 metre uzunluğundaki iskelesi, kumu ve eğlence hizmetleri ile denize sıfır olan Azka Otel, bu yıl da misafirlerine tatil anlayışını en renkli şekilde sunacak. Bu sezon spa ve açık havuzunun da açık olacağı Azka Otel’de aynı zamanda gym, fitness alanı, hamam, sauna hizmetleri de olacak. Toplam 197 odası bulunan otel, 100 deniz manzaralı, 24 deluxe, 19 bahçe, 20 apart villa, 8 suit, 2 business suite ve 2 engelli odası ile misafirlerine unutulmaz anlar yaşatacak.

Azka Otel, 10-11 Nisan tarihlerinde 27 yıl sonra Bodrum’da gerçekleşecek ilk ralli olan Rally Bodrum’un sporcularını otelde ağırlayacak.

Amanruya Bodrum yaza hazır

Amanruya Bodrum yaza hazır

Amanruya Bodrum, Nisan ayında 2021 sezonunu başlatıyor. Doğaya duyduğu saygı ile hiçbir ağaca dokunmadan Osmanlı mimarisini bölge ile buluşturan Amanruya; büyüleyici avlusu, eşsiz manzaralı terasları ve ultra lüks konsepti ile kusursuz bir tatilin kapılarını aralıyor.

Bodrumun popüler tatil mekanlarından Cennet Koyu’nun hemen yanında, Amanruya; 60 dönüm ormanlık arazi içinde bölgenin doğal yapısı korunarak tasarlanan 36 adet çağdaş taş villadan oluşuyor.  Doğa ile eşsiz bir uyum içinde olan villaların her birinde kendine özel büyük bir bahçe ve havuz yer alıyor. Osmanlı köylerini anımsatan yapısı ile göz dolduran tesis, doğanın kaynağından sonsuz maviye açılan 50 metrelik dev havuzu ile de otantik görünümü taçlandırıyor ve büyüleyici atmosferiyle konfor alanını üst seviyelere taşıyor. 

Amanruya Bodrum, Doğanın Cömertliğini Vurguluyor

Yoğunluğu ile bilinen Bodrum’da Amanruya, misafirlerine; özenle tasarlanmış yüksek tavanlı yemek ve yatak odaları, hamam tarzı geniş banyoları ve Türk kömür şöminelerinin yanı sıra kekik kokulu terasları, kendilerine ait havuzları, kabanaları ve huzur veren köy manzarası ile tüm tatil ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılandığı bir yaşam alanı sunuyor. Yine misafirlerine, kendi kıyısında bulunan sınırların olmadığı, özgür ve masmavi bir koyda serinlemenin ayrıcalığını sağlıyor. Doğal güzelliklerin arasına şık dokunuşlarla yerleştirilen divanlar, yataklar ve iskele ile otel doğanın tüm cömertliğini en şık şekilde gün yüzüne çıkarıyor. Otelin içinde bulunan ortak alanlar da çağdaş taş tasarımlarından oluşuyor. Her şeyin eşsiz bir bütün olarak ahenkle bir araya geldiği konsept içinde yine taş yapılardan oluşan şarap ve puro salonu, 3 katlı bir kütüphane, yemek villaları ve sanat galerisinin yanı sıra tesisin tam kalbinde Antalya’dan getirilen özel yeşil ve turkuaz mermerden yapılan 50 metrelik sonsuzluk havuzu bulunuyor.

Eşsiz Manzaraya Açılan Bir Pencere…

Ege’nin mavisini, yeşilini ve doğanın tüm güzel tonlarını bir arada kullanarak şık bir tasarıma dönüştüren Amanruya, restoran ve mutfak kültürü ile de hayranlık uyandırıyor. Şık restoranı ile deniz kenarında, Bodrum’un doğal güzelliklerine bir pencere açan otel, mutfağını Şef Cihan Beyit ’in sihirli dokunuşlarına bırakıyor. Şef menüsünde taptaze deniz ürünlerine, yerel malzemeler ile yapılan özel Akdeniz yemeklerine, Türk ve dünya mutfağının en özel lezzetlerine yer veriyor.

Katar tarihi ve kültürü ile dikkat çekiyor

Katar tarihi ve kültürü ile dikkat çekiyor

Ortadoğu’da zengin bir kültürel deneyim arayanlar için Katar, yeni ve benzersiz deneyimlere sahip bir destinasyon olarak dikkat çekiyor. Ülke, her tür gezgin için birbirinden farklı çok sayıda aktivite seçenekleri sunuyor.

Orta Doğu kültürünün zenginliklerini deneyimlemek isteyenlere muhteşem kültürel deneyimler sunan Katar’da İslam Eserleri Müzesi, UNESCO Al Zubarah Arkeolojik ören yeri, Katar Ulusal Müzesi ülkenin ve bölgenin tarihini yakından tanımak için mutlaka ziyaret edilmeli.

Modern sanat organizasyonları ve etkinliklerini tarihle içi içe sunan Katar’da İslam Eserleri Müzesi’nden çıkıp 1800’lerden kalan Barzan Kuleleri’nin seyir terasından şehre bakabilir, geleneksel bir yelkenli ahşap tekne olan Dhow ile gezintiye çıkarak Doha’yı denizden keşfedebilir, akşam ise Katar Ulusal Tiyatrosu veya Katar Filarmoni Orkestrası’nda eserler izleyebilirsiniz.

Katar Ulusal Turizm Konseyi (QNTC) Katar’ın kültürel açıdan önemli noktalarını şöyle sıralıyor:

 İslam Eserleri Müzesi

Doha Corniche gezinti yolunda yer alan İslam Eserleri Müzesi, üç kıtadan İslam sanatını sergiliyor. 7. yüzyıldan kalma metal işleri, seramikler, mücevherler, ahşap işleri, tekstil ürünleri ve cam işlerini içeren kapsamlı eser koleksiyonu, Arap kültürel mirasına ilgi duyan herkes için görülmeye değer bir nitelikte.

UNESCO Al Zubarah Arkeolojik ören yeri

Katar’ın zengin mirasını keşfetmek isteyenler için ülkenin en büyük ören yeri olan UNESCO Al Zubarah Arkeolojik ören yeri de dahil olmak üzere keşfedilmesi gereken birkaç antik ören yeri mevcut. Kasaba, 18. yüzyılda son derece hareketli bir ticaret limanıydı, ancak bugün ziyaretçiler şehrin etkileyici duvarını, camileri, konut saraylarını ve evleri ile bir zamanların canlı pazar ve endüstriyel bölgelerini keşfedebilir.

Katar Ulusal Müzesi

Katar, hayranlık uyandıran çok sayıda mimari yapıya ve doruk noktası Katar Ulusal Müzesi olan giderek gelişen bir sanat ortamı sunuyor. Bina, çöl güllerinin yapraklarından esinlenen çarpıcı bir manzaraya sahip. Müze, her biri ziyaretçilere Katar tarihinin üç önemli bölümüne rehberlik eden 11 sürükleyici ve deneyimsel galeriye ev sahipliği yapıyor: Başlangıç, Katar’daki yaşam ve ülkenin modern tarihini bu müzede görebilirsiniz.

“Keşkelerim yok benim. Neysem oyum”

“Keşkelerim yok benim. Neysem oyum”

25 yıldır sahnelerde besteci ve söz yazarı… Aşk şarkıları ondan sorulur çünkü bu şarkılar en çok O’nun sesine, O’na yakışıyor.  Düştü kalktı yaralandı şimdi hepsini geride bıraktı. Ayakta hem de öyle güzel bir boyutta ki… Artık şarkılarını söylerken bir felsefi anlatım, fakındalık var. Ömründen sekiz bir imtihan da gitti. Sonra bir beyaz güvercin uçurdu. O şimdi çok başka biri. Kimseye küskün, kırgın, dargın değil. İki kitabı yüzlerce bestesi, sözü şarkısı var. İki güzel kitabı, çok büyük bir yüreği var. Kimseye benzemiyor. Şahsına münhasır. Çok sevgili Deniz Seki bu ay Pause Dergimizin kapak konuğu. Kendisi ile hayatını, çalışmalarını, çok konuşulan güzelliğini, değişimini ve yeni çalışması Savaş ve Aşk’ı siz kıymetli okuyucularımız için konuştuk. Keyifli okumalar…

Nereden başlayalım. Bütün dünya da değişmeyen bir şey kalmadı ama son günlerde en çok senin değişimin konuşulur oldu. Sosyal medyada ve diğer mecralarda bu güzellik halleri konuşuluyor? Neler oldu böyle? 

Eski Deniz’i yolladım ve şimdi yeni Deniz’i getirdim.. Hepimiz kendimizi güzel görmek isteriz. Sağlıkla yaşamak isteriz. Kilolu halimi beğenmiyordum. Şeyda Coşkun ile bir programa başladım. Bana “hep gözümün önünde olmalısın” diyordu. Protein ağırlıklı, düzenli beslenme ve neredeyse her gün yürüyüş yaptım.  Artık normal yaşam şeklim haline dönüştürdüm. Bacaklarım, vücudum incecik oldu. Çok şükür, olmam gereken kıvama geldim. Kendimi, bu halimi seviyorum. Daha öncede kilo vermiştim ama bu kez en sağlıkla ulaştığım, beğendiğim istediğim gibi bir sonuca ulaştım.

Yeni şarkının tanıtımına yönelik çektirdiğin fotoğraflarla her tarafta konuşuluyorsun.  Herkesin merak ettiğini ben sorayım o fotoğrafların ne kadarı photoshop, ne kadarı gerçek?

“Ne kadar photoshop var” lafına çok kızıyorum.

Neden?

Buse Tirman, Türkiye’nin en önemli fotoğraf sanatçılarından biri ve onun çektiği fotoğraflar… Hepsi gerçek. Hepsi yeni ben… Bunun içinde photoshop gibi şeyler aramayın. Yakında sahnelerden de görürsünüz zaten. Şu an pandemi nedeniyle çok fazla ortaya çıkmayı istemiyorum herkes gibi bende kendime dikkat etmeye çalışıyorum.  Biliyorsunuz  annem yaşlandı  ve rahatsızlıkları var. Üç büyük ameliyat geçirdi. Kendimi muhafaza ediyorum.

Dürüst ve yalansız ir insan olduğunu biliyorum. Estetik ameliyat var mı?

Var bir göğüs operasyonu geçirdim. Doku toplattım. Minik bir estetik diyelim. Çünkü çok zayıfladım.

“Deniz kilo vermiş ama bu yüz onun değil” diyenlere ne diyeceksin?

Benim yüzüm… Küçük dokunuşlar var, o kadar. O da normal, 50 yaşındayım. Yoksa Fransız askısı falan yok yani. Olsa onu da söylerdim.

Kilo verme sürecin nasıl oldu? Nasıl geçti o dönem? Alışmak zor geldi mi?

Şeyda Coşkun hayatıma giren sihirli değneğim oldu. Tabii, çok zorlu bir yoldu. Ama Şeyda çok disiplinli… Bana da bu konuda disiplinli olmayı öğretti. Bu bağlamda beslenmeyi ve sporu çok sağlıklı şekilde hayat tarzıma dönüştürecek biri haline getirdi beni… Antidepresan alıyordum. Onu bile bıraktırdı.  Bana hep gözümün önünde ol diyordu. Protein ağırlıklı beslendim. Yemeklerime kadar gönderiyordu. Spor sadece yürüyüştü. Belirli bir kiloya kadar başka bir spor yaptırmadı. Kilolar gittikten sonra platese başladım. Yürümediğim gün yok neredeyse diyebilirim.

Kaç kilo verdin?

Kısa sürede 20 küsur kilo verdim. Ardından koruma dönemine geçtik. İnsan arada 1-2 kilo alıyor, veriyor. Hemen Şeyda’ma başvuruyorum. Detoks sularıyla bir haftalık kamplarla yola devam ediyoruz. Operasyondan ötürü pilates ve spora küçük ara verdim, hemen başlayacağım.

Sosyal medyayı çok aktif kullanıyor musun? Fotoğraf paylaşım trafiğin, öz çekim ya da hikaye çok da paylaşmıyorsun. Neden?

Sosyal mecradan çok anlayan biri değilim. Teknolojiye de pek bayılmıyorum. Ben manuel bir kadınım. Ama dünya bunun üzerine kurulduğu için kendime bunlarla ilgilenen bir ekip kurdum. Yine de gündelik fotoğraflar ve selfie’ler de yüklediğim oluyor. O yüzden bir sıkıntı yok. Ama büyük nazara geldim. Geliyorum da… Evde her gün adaçayı yakılıyor. Geçen gün ocağım patlıyordu. Sonra sağ gözümde kocaman bir arpacık çıktı ve gözüm kapandı. Dikkat etmem gerekiyor. Memnunum böyle…

Eski Denizi gönderdin. Peki yeni Deniz’den memnun musun?

Çok memnunum. Eski hüzünlü, kilolu Deniz’den çok sıkılmıştım. Ama o Deniz’in de sebepleri vardı. Bir sürü yaşanmışlıklar, geçmiş travmalar, annemin hastalığı, kardeşimin beyin ameliyatı… Bunlara çok üzüldüm. Üzüntü insana yarayan bir şey değil. Pandemi sebebiyle de kaç aydır evde yaşıyoruz. Mikrofonumu, alkışlarımı özledim. Ama pandemi ortamında üretmek de içimden gelmedi. Ben de biraz kendime yatırım yaptım. Kendime “Sıkıldığın Deniz’i yolla, İngiltere’den küçük kız kardeşi gelsin” dedim. Sıkıldığım Deniz’i gönderdik.

İçsel olarak nasıl yenilikler var?  Gündemler sizi korkutuyor mu?

Hepimiz gibi gelgitli. Haber izleyemiyorum. Kadına şiddet haberlerini görünce saçlarımı yolasım geliyor. İnsanlar kudurmuş, delirmiş durumda!  “Dünyanın çivisi mi çıktı Allahım” diyorum ama umudumu kesmiyorum. Çünkü umut kaybolunca her şey kayboluyor. Her yeni güne penceremi açıp “Melekler içeri, şeytanlar dışarı” diye başlıyorum, bunu da Kenan Erçetingöz’den öğrenmiştim.

Çok şükrederim. Elimdekilerle memnun olmayı onların değerini anlamış bir Deniz var. Çok sevildiğimi biliyorum. Şarkılarım çok seviliyor. Korkmuyorum… Hep beraber sabırla bu salgın döneminden de çıkacağımıza inanıyorum.

Kadına şiddet demişken fiziğindeki değişimler sebebiyle sosyal medya şiddetine maruz kaldığını düşünüyorum. Nasıl karşılıyorsun?

Medya takip hizmeti alıyorum. Benim haberlerim için kullandığım mecra. Her sabah oradan hakkımda çıkan haberler bana iletiliyor. Bakmıyorum bile. Negatif hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Kötü olan bir şeyi dinlemek istemiyorum. Hemen uzaklaşıyorum. Ben sevgi dolu bir insanım. Herkesin iyi olmasını istiyorum. Allah o insanlara da huzur versin. İç huzuru olmayan insanlar böyle saldırgan tavır alıyorlar. Yoksa çok sevildiğimi biliyorum. Hiç tanımadığım insanlar beni gördüklerinde ailemden biri gibi sevgi gösteriyorlar. Şarkılarımı sahnede hep bir ağızdan söylüyoruz bu muhteşem bir şey… Ötesi yok.  Onun için inanın huzursuz insanların huzursuz şiddetleri ile ilgilenmiyorum. Üç günlük dünya… Ölümlü dünya. Kimseyi ne kırmaya, ne üzmeye gerek yok. Çalışmaya üretmeye ihtiyaç var.

Bu şekilde kendini nasıl geliştirdin?

Çünkü canımı sıkmak istemiyorum. Yıllar içinde o kadar canım sıkıldı ki… Parmağım acıdığı zaman bile ona kıyamıyorum. Kendimi sevmeyi ve bununla baş etmeyi, nasıl yaşamam gerektiğini öğrendim. Eskiden kendimi sevmiyormuşum, “Önce canan, sonra can” diyormuşum. Şimdi tam tersi, “Önce can” diyorum.

Hayatını bir cümleyle özetleyecek olsan ne derdin?

Deniz âşık olunca şaşırır.

 

Hayatında bir şeyi geri alman gerekse…

Benim keşkelerim yok. Neysem oyum. Bana seni 18 yaşına döndürelim deseler, asla istemem. Yaşanmış yaşanmıştır. Olmuşla ölmüşün çaresi yok. Bu dünya bu…

18 yaşındaki Deniz’i bugün görsen ona ne dersin?

Aslan gibisin be, aferin kızım, iyi ki böyle mücadele etmişsin” derim.

Kendinde en gurur duyduğun şeylerden birini söylemen gerekse?

Allah’ın sevgili bir kuluyum. Bir sürü kez düştüm ama aslanlar gibi ayağa kalktım. Güçlü bir kadın olduğum için kendimle gurur duyuyorum.

Kendinde en acımasız eleştirdiğin şey ne?

Sabırsızlığım… Ama sabrın da ne olduğunu öğrendim.

En son ne zaman ağladın?

Rasim Öztekin’in öldüğü an. Bir de sevdiğim arkadaşlarım Ebru ve Aslı’nın annesini kaybettiğimizde ağladım.

Şöhreti hep en uçlarda yaşadın; en zirveyi de gördün, kötü şeyleri de…

Hayat böyle; inişli çıkışlı… Bir sabah kalkıyorsun çok mutlusun, ertesi sabah kalkıyorsun biraz sen de bulutlusun. Herkesin sorumlulukları var. Bunlarla başa çıkabilmenin de ruhsal gidiş gelişleri var.

Keşke şöhret olmasaydım dediğin zamanlar oldu mu?

Şöhreti şöyle algılıyorum; ben müzik aşkıyla yaşıyorum. Eğer müziğe âşık olmasaydım, bu işi bir saniye yapmazdım. Ne kadar okullu olmasam da, Allah tarafından verilen bir yeteneğim var. 5 yaşında da böyleydim, 50 yaşında da böyleyim. O yüzden bu aşkla yaşıyorum.

Peki, bazı gençlerin sadece ünlü olmak için bu mesleği seçmelerine ne diyorsun?

Şöhretli olmayı rengârenk buluyorlar. Oysa şöhret gri bir bulut… Bunu taşıyabilmek, anlamlandırabilmek, orada kalabilmek o kadar önemli ki… Yoksa bir günde de şöhret olursun.

Yeni şarkın ‘Savaş ve Aşk’ yayımlandı…

Hem bedenen hem ruhen kendimi değiştirdim. Yapım şirketimi de… Artık Polat Yağcı’yla çalışıyorum. Yakında bir ‘Best of’ yapacağız. 150’ye yakın şarkı yazmışım. 25’inci yılım, albümde de 25 şarkı olacak. Ama bu meşakkatli bir iş… Bu arada sevenlerime bir şey vermem gerek diye düşündüm. Bu şarkıyı da Polat bana getirdi. Sözler Gökhan Şahin, müzik Nezih Ünen’in. Sözleri itibariyle sanki ben yazmışım gibi hissettim.

Şarkıda “Savaşta ve aşkta her şey mubah” diyorsun. Gerçekten öyle mi?

Evet, mubahtır. Sözler kurşun, dudak silahtır.

Sen aşk için nasıl bir mücadele verdin?

Aşk üç harften oluşan çok küçük bir kelime ama içi çok dolu… A, Ş, K… Çok büyük… Ben de büyük mücadeleler verdim. Aşksız hayatta yaşanmıyor ama aşk sadece karşı cinsine beslenecek bir duygu da değil. O kadar çok şeye âşık olabiliyorsun ki; evindeki kediye, köpeğine, baharda açan çiçeğe…

Peki, hiç aşka olan inancını kaybettin mi?

Aşka olan inancımı kaybedersem yok olurum.

Aşk konusunda mağduriyetlerin oldu mu?

Olmuştur, hayat bu. Ama artık aşka bakış açım çok farklı.

Nasıl?

20’lerdeki, 30’lardaki gibi uçuş uçuş değilim. Başka şeylere önem veriyor ve başka şeylerden keyif alıyorum. Mesela dostlarımı, arkadaşlarımı da çok azalttım. Kendi içimde sevdiklerimle mutlu bir hayatım var.

Neden arkadaşlarını azalttın?

Ayıklamak zorunda kaldığım dönemlerden geçtiğim için.

Oysa sizin dünyanızda herkes dost, can ciğer kuzu sarması görünüyor…

Tabii yalan. Öyle bir dünya yok.

İrfan Bey’le ayrıldığınız yazıldı, doğru mu?

Bana özel, kimseyi alakadar etmez. Artık özelimi paylaşmak istemiyorum, başka yerlere saptırılıyor. Geçmişte bunun çok cezasını gördüm.

Nasıl biri seni etkiler?

Asla şekilci bir kadın olmadım. Ancak aklıyla, duygusal seviyesiyle ruhuma hitap edecek bir erkek hayatıma misafir olabilir.

Sen bir erkek olsan kendinle sevgili olur muydun?

Erkek olsam kendime âşık olurdum.

Senin şarkıların yıllar geçse de dinleniyor. Ama yeni çıkan isimlerin, günümüz şarkılarının ömrü çok kısa sürüyor. Neden?

Çok fazla yeni sanatçı arkadaşım var. Hepsinin yolu açık olsun. Gemisini yürüten kaptandır. Ama bazen dinlemeye tahammül edemediklerim de oluyor. Herkes üretme peşinde, bu bile güzel. Üretin ama her şeyi de bu kadar çabuk tüketmeyin.

Öyle bir dönem mi bu?

Hayat fast food’a dönüştü. İnsanlar her şeyden bunalıyor. Ben herkesi tahammüllü olmaya, tevekkül etmeye davet ediyorum. Tabii bunun için sanırım hayattan bir tokat yemek gerekiyor. Çünkü tokat yemeden ayağa kalkamıyorsun. O sınavdan da aynı hataları yapmamak adına kendine bazı dersler çıkarman lazım.

Peki, YouTuber’ların albüm çıkarmasına, şarkıların başarılarının tıklanma üzerinden ölçülmesine ne diyorsun?

Hayat başka bir türe evrildi. İşlerini saygı, sevgi ve vicdanla yapsınlar. Zaten halk görüyor. Biraz daha kültüre, eğitime, okumaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Düğün yaza

Düğün yaza

Tabanlıoğlu Mimarlık’ın yöneticilerinden Özdem Gürsel, Mehmet Yemeniciler ile nişanşandı

Özdem Gürsel, geçtiğimiz yıl doğum günü partisinde Mehmet Yemeniciler ile aşkını açıklamış ve yakın dostları ile tanıştırmıştı. Sosyal medyada paylaştığı “Yeni yaş, yeni başlangıçlar” notu ile MKY Mermercilik’in sahibi Mehmet Yemeniciler aşkını duyurmuştu.

Yaklaşık bir yıldır aşk yaşayan çift geçtiğimiz günlerde aile arasında yapılan mini tören ile evliliğe adım attı. Özdem Gürsel’in Nişantaşı’ndaki evinde yapılan nişan törenine Türkan Gürsel, Melkan Gürsel ve Mina Tabanlıoğlu ve Mehmet Yemeniciler’in erkek kardeşi katıldı. Çift pandemi nedeniyle dostlarını davet edememenin burukluğunu yaşasa da yaz yapılacak düğünde telafi edecekler. Düğün tarihi pandemi koşullarına göre karar verilecekler.

Ünlü modacı İstanbul’da

Ünlü modacı İstanbul’da

Dünyaca ünlü modacı Elie Saab İstanbul’a geldi. Ünlü modacı Elie Saab yakın dostu Galatasaray Spor Kulübü eski yöneticisi ve Maritza İnşaat’ın sahibi Emir Sarıgül ile Lulu Restoranda yemekte buluştu.

Pandemi nedeniyle uzun süredir görüşemediği dostu Emir Sarıgül ile bir araya gelen Elie Saab, iki gün boyunca İstanbul’da kalacak.

İstanbul’a tatile gelen Elie Saab, özlediği İstanbul’la hasret giderdikten sonra ülkesi Lübnan’a dönecek.

Elie Saab 2019 yılında oğlunu Lübnan’da evlendirmiş, bu muhteşem düğün üç gün üç gece sürmüştü. Dünya jet-Setin katıldığı düğünde tek Türk olarak Emir Sarıgül katılmıştı.