Yazılar

Hyundai Santa Cruz görücüye çıkıyor

Hyundai Santa Cruz görücüye çıkıyor

Hyundai, merakla beklenen Santa Cruz modelinin ilk çizimlerini paylaştı. Dünya prömiyeri, online bir lansmanla gerçekleştirilen otomobilin, genellikle maceraperest kullanıcıların ilgi alanına girmesi bekleniyor. Ayrıca Santa Cruz, tamemen farklı bir araç kategorisi sunarak hem SUV hem Crossover hem de Pick-up segmentlerinde yeni bir çığır açacak.

 

TOGG iF Tasarım Ödülü’ne layık görüldü

TOGG iF Tasarım Ödülü’ne layık görüldü

TOGG, 2022 yılı son çeyreğinde ilk seri versiyonunu banttan indireceği C-SUV modeli ile dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden iF Design Award’da, Türkiye’den mobilite alanında ödül kazanan ilk marka oldu.

TOGG tasarım ekibinin 150 bin saatlik çalışması, Pininfarina’nın stratejik ortak olarak iş birliği ve Murat Günak’ın yönlendirmesiyle tasarlanan C-SUV, “Profesyonel Konsept” kategorisinde ödüle layık görüldü.

Mercedes-EQ markasının lüks sınıftaki ilk elektrikli otomobili EQS

Mercedes-EQ markasının lüks sınıftaki ilk elektrikli otomobili EQS

Mercedes-EQ markasının lüks sınıftaki tamamen elektrikli ilk otomobili EQS, dijital dünya lansmanı ile tanıtıldı.

Mercedes-EQ, tamamen elektrikli ilk lüks sedan modeli EQS ile lüks araç segmentini yeniden tanımlıyor. EQS aynı zamanda lüks ve üst sınıf elektrikli araçlara yönelik modüler mimariye dayanan ilk model olmasıyla da dikkat çekiyor. Üstün teknoloji, tasarım, işlevsellik ve bağlanabilirlik özelliklerini birleştiren EQS, hem sürücü hem de yolculara odaklanıyor. İlk aşamada 245 kW gücündeki EQS 450+ ve 385 kW gücündeki EQS 580 4MATIC modelleri tanıtılan EQS’in, Türkiye’de ise EQS 580 4MATIC modeliyle 2021 yılının son çeyreğinde satışa sunulması planlanıyor.

Markanın elektrikli otomobil vizyonu

Mercedes-Benz, Ambition 2039 girişiminin bir parçası olarak önümüzdeki 20 yıl içinde karbon nötr yeni bir araç filosu sunmayı hedefliyor. Şirket, 2030 yılında, sattığı otomobillerin yarısından fazlasının elektrikli ve şarj edilebilir sistemler dahil elektrikli güç-aktarma sistemlerine sahip olmasını planlıyor. Mercedes-Benz birçok alanda geleceği bugünden düşünüyor. Yeni EQS de bu yaklaşıma uygun olarak, sürdürülebilir bir şekilde tasarlandı. Araçlar karbon nötr bir yaklaşımla üretiliyor ve geri dönüştürülmüş iplikten üretilen halı gibi malzemelerle kaynaklarını verimli kullanıyor. Mercedes-Benz bu nedenle geliştirme ve tedarikçi ağından kendi üretim sürecine kadar tüm değer zincirini dikkatle ele alıyor. Mercedes-Benz AG’nin iklim koruma hedefleri, Science Based Targets Initiative (SBTI) tarafından da onaylandı.

En aerodinamik seri üretim otomobil

Aerodinami uzmanları ile tasarımcıların yakın iş birliği ve “Amaca Yönelik Tasarım” yaklaşımını kapsayan çok sayıda titiz detay sayesinde elde edilen 0,20 Cd sürtünme katsayısı ile en iyi Cd değerine ulaşıldı. Bu, EQS’i dünyanın en aerodinamik seri üretim otomobili yapıyor. Söz konusu değer, özellikle sürüş menziline olumlu yansıyor. EQS, aynı zamanda düşük rüzgar sürtünmesi ile en sessiz araçlardan biri olarak öne çıkıyor.

EQS aynı zamanda enerji geri kazanımı için de çok iyi değerler kaydediyor: DAuto enerji geri kazanım programında 5 m/s², yavaşlama anında 3 m/s² geri kazanımla (2 m/s² tekerlek frenleri) yavaşlama sağlanıyor. Bu durum, fren pedalını kullanmadan durma noktasına kadar yavaşlamayı sağlarken, aynı zamanda menzil de yüksek geri kazanım seviyesinden (290 kW’a kadar) yararlanıyor. Örneğin trafik ışıklarında önde algılanan bir araç olması halinde durma noktasına kadar yavaşlama uygulanıyor. Akıllı enerji geri kazanım sistemi, ECO Assist yardımıyla, sürüş koşullarına göre optimize ediliyor ve diğer unsurların yanı sıra trafik koşullarını veya topografyayı dikkate alarak araç öngörülü bir sürüş tarzı ile hareket ediyor. Sürücü ayrıca direksiyon üzerindeki kulakçıkları kullanarak süzülme fonksiyonunu ayarlayabiliyor ve üç ayrı enerji kazanım seviyesinden birini seçebiliyor.

Yüksek menzil ve düşük tüketim değerleri

770 kilometreye (WLTP) varan menzilleri ve 385 kW’a varan güç üretimi ile EQS’in güç-aktarım sistemi, S-Serisi segmentindeki kullanıcıların gereksinimlerini karşılıyor. Ayrıca 560 kW’a kadar bir performans versiyonu da planlanıyor. Tüm EQS versiyonlarının arka aksında bir elektrikli güç-aktarma sistemi (eATS) bulunurken, 4MATIC versiyonlarının ön aksında da bir eATS bulunuyor.

EQS, çok daha yüksek enerji yoğunluğuna sahip yeni nesil bataryalarla sunuluyor. İki bataryadan daha büyük olanı, 107,8 kWh enerji kapasitesine sahip. Bu rakam, EQC’ye kıyasla yaklaşık yüzde 26 daha yüksek bir kapasite anlamına geliyor (EQC 400 4MATIC: Karma elektrik tüketimi: 21,5-20,1 kWsa/100 km; CO2 emisyonları: 0 gr/km).

15 dakikada 300 km’lik menzil

EQS, doğru akımlı hızlı şarj istasyonlarında 200 kW’a kadar şarj edilebiliyor. 300 kilometreye kadar (WLTP) menzil için yalnızca 15 dakikalık bir şarj yeterli oluyor. EQS, evde veya halka açık şarj noktalarında entegre şarj cihazı kullanılarak AC ile 22 kW’a kadar şarj edilebiliyor. Ayrıca konuma ve batarya tasarrufu sağlayan şarj gibi işlevlere bağlı olarak otomatik olarak etkinleştirilebilen çeşitli akıllı şarj programları bulunuyor.

Elektrikli Zeka özelliğine sahip navigasyon, şarj molaları da dahil olmak üzere en hızlı ve en uygun rotayı birçok etkeni göz önünde bulundurarak planlıyor ve örneğin trafik sıkışıklığına veya sürüş tarzındaki değişikliklere anlık olarak tepki veriyor. Yeni bir özellik olarak EQS’in bilgi-eğlence sistemi (MBUX – Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) mevcut batarya kapasitesiyle şarj olmadan ilk hareket noktasına dönmenin mümkün olup olmadığını görselleştiriyor. Rota hesaplamasında manuel olarak eklenen rota üzerindeki şarj noktaları tercih edilebiliyor veya önerilen şarj noktaları hariç tutulabiliyor. Ayrıca şarj başına tahmini ücretlendirme maliyetleri de hesaplanıyor.

 Otomatik konfor kapılar

Opsiyon olarak önde ve arkada otomatik konfor kapılar sunuluyor. Sürücünün araca yaklaşmasıyla ilk olarak kapı kolları yuvasından dışarıya çıkıyor. Kullanıcı daha da yaklaştığında sürücü kapısı otomatik olarak açılıyor. Sürücü, MBUX’i kullanarak -örneğin çocukların okul önünde araca güvenle binmesini sağlamak için- arka kapıları açabiliyor.

EQS, donanıma bağlı olarak 350 adede kadar sensörle donatılıyor. Bu donanımlar mesafeleri, hızları ve ivmelenmeleri, aydınlatma koşullarını, yağış ve sıcaklıkları, koltuk doluluğunu ve hatta sürücünün göz kırpma sıklığını ve yolcuların konuşmalarını takip ediyor. Tüm bu bilgiler, algoritmalar tarafından kontrol edilen ve yıldırım hızında kararlar veren özel kontrol üniteleri tarafından işleniyor. Yeni EQS, Yapay Zeka (AI) sayesinde öğrenme yeteneğine sahip ve buna bağlı olarak yeteneklerini yeni deneyimlere dayalı olarak geliştirebiliyor.

Ses temaları ve ENERGIZING NATURE

EQS’te çok yönlü ses deneyimi, geleneksel bir araçtan, sesi olan bir elektrikli otomobile geçişi sağlıyor. Çeşitli ses temaları, bireysel bir akustik kuruluma izin veriyor. Burmester® surround ses sistemi ile birlikte EQS, Silver Waves ve Vivid Flux olmak üzere iki farklı ses teması sunuyor. Ses Deneyimleri, merkezi ekrandan seçilebiliyor veya kapatılabiliyor. Ayrıca etkileşimli sürüş sesi de iç mekandaki ses sisteminin hoparlörleri ile üretiliyor.

Orman Açıklığı, Denizin Sesi ve Yaz Yağmuru olmak üzere üç farklı ENERGIZING NATURE programı ENERGIZING COMFORT’un yeni özelliği olarak sunuluyor. Bunlar, sürükleyici ve etkileyici bir kabin içi ses deneyimi sağlıyor. Bu sakinleştirici sesler, akustik çevrebilimci Gordon Hempton ile birlikte oluşturuluyor. ENERGIZING COMFORT’un parçası olan diğer programlar gibi, diğer duyulara hitap etmek için aydınlatma modları ve görüntüler de kullanılıyor.

Sürücünün göz kapağını analiz edebilen MBUX Hyperscreen

MBUX Hyperscreen, iç mekân tasarımının en can alıcı noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Büyük ve kavisli ekran, sol A sütunundan sağ A sütununa kadar konsol boyunca uzanıyor. Kavisli camın ardında üç adet ekran bulunuyor ve bunlar bir araya gelerek tek bir ekran gibi görünüyor. Ön yolcuya ait 12,3 inçlik OLED ekran, kişiselleştirme ve kontrol alanı sağlıyor. Yasal düzenlemelere bağlı olarak sürüş esnasında eğlence işlevlerine sadece bu ekrandan erişim sağlanabiliyor. Akıllı kamera tabanlı bir güvenlik sistemi, sürücünün ön yolcu ekranına baktığını algılaması halinde otomatik olarak ekranı karartıyor.

MBUX, uyarlanabilir yazılımıyla kullanıcısına adapte oluyor ve çok sayıda bilgi-eğlence, konfor ve araç işlevi için kişiselleştirilmiş önerilerde bulunuyor. Sıfır katman özelliği sayesinde en önemli uygulamalar duruma ve bağlama göre görüş alanı içinde her zaman en üst düzeyde kullanıma sunuluyor.

En güncel sürüş destek sistemleri, birçok noktada sürücüyü destekliyor. Konsantrasyon Kaybı Yardımcısı ile sunulan mikro uyku işlevi yeni bir özellik olarak devreye giriyor. Sürücünün göz kapağı hareketleri, sadece MBUX Hyperscreen ile sunulan sürücü ekranındaki bir kamera aracılığıyla analiz ediliyor. Sürücü ekranındaki yardım ekranı, sürüş destek sistemlerinin çalışmasını anlaşılır bir tam ekran görünümde gösteriyor

Annelik hayat boyu yapılan bir anlaşma

Annelik hayat boyu yapılan bir anlaşma

Sesiz ve derinden ilerleyen bir isim… Hollywood’da ünlü oyuncuları koçlarıyla çalıştı. Profesyonel oyuncular için düzenlen özel workshopların hepsine katıldı. Mesleki anlamda kendini sürekli yeniliyor. Bu süreçte geçmişten gelen resim yapma sanat yönünü de eş zamanlı besliyor, sürdürüyor.  “Sinema içinde bütün sanatları barındırıyor” diyor. Uzun bir aradan sonra ikinci sergisi yakında sevenleri ile buluşacak… Sergiden elde edeceği gelirle okul kütüphaneleri açmak istiyor.

Oyunculuk okulu hayalinde ve bilgi birikimlerinde olan yani işin sessiz ve derinden ilerleyen kısmı..  Bütün bunlar olurken; hayatın en güzel sanat olayını “çocuk yapmak, annelik” olarak tanımlıyor.  Çocukların gelişimini birebir gözlemlemek, anı yaşamak için televizyon ve sinemaya düzenli set çekim çalışmalarına ara veren sevgili Gülseven Yılmaz yeniden Türiye’de… Pause derginin bu ay ki kapak konuğu sevgili dostum Gülseven Yılmaz ile siz kıymetli okurlarımız için konuştuk. Sizler için çok keyifli bir söyleşi yaptık.

 Oyunculuk çocukluk hayaliniz olan bir meslek miydi?  Bir Rol modeliniz, ilham kaynağınız oldu mu? 

Evet oyunculuk çocukluk hayalimdi. Çok merak ederdim. İnsanlar televizyonun içine nasıl sığıyorlar, küçülüp mü giriliyor diye. Gerçek hayatta küçük küçük insanlar var ve bir tek onlar televizyonun içinde yasayabilirler zannediyordum. Orada da başka bir dünya olduğunu düşünüyordum. Babam haberleri hiç kaçırmazdı. Ben de haber spikerleri ne güzel konuşuyor diye onları dinlemeyi se verdim. Bir gün televizyonun içine girip orada olmak hayalim, isteğim hep olurdu.  Ben küçükken ilham aldığım biri olmadı.

En çok hangi tür filmleri seversiniz? Son zamanlarda bilim kurgu filmleri ve dizilerini seviyorum. Bazen çok kafamı yormak istemediğimde romantik komedi tarzında filmleri seçiyorum. Tamamen ruh halime göre film seyrediyorum.

Sitcom yaparken eğlenceli işler sürerken;  Acı Hayat, Doktorlar gibi çok uzun süreli dizilerde farklı rollere hayat verdiniz. Bu geçişlerde zorlandığınız mı? Bahseder misiniz? 

Eğlenceli isler yapmak çok daha zevkli. Sitcom tecrübem de var. Uzun süreceğine inandığım islerde çok ağır dramatik isler olmamasına özen gösterdim. Çok uzun saatler çalıştığımız için rollerimiz üstümüze yapışabiliyor bazen. Bu rollerden çıkamayan oyuncular da var. En çok kabadayı rollerinde oynayıp gerçek yaşamlarında da öyle davrananları bazen magazinciler bile yakalıyor. Tekliflerin senaryolarını okuduktan  sonra bu karakteri ben sevdim mi diye bakarım hep. Bu karakterin neresi ilginç, dizide bu karakteri nasıl yönlendirebiliriz sorularından sonra hislerime göre secim yaparım. Benim için komedi oynamak da kolay, drama da kolay.

Sonra stüdyo çekimlerine bir anda her şeye ara verdiniz? Neden? 

Aile kurmak istedim. Çocukları çok seviyordum ve çocuk yapmak istedim. Zirvede bıraktı derler ya hani benim için de benzer bir durum oldu. Şartlar çok ağırdı. Çok uzun saatler film çekimleri oluyordu. Senaryolar birbirinin tekrarı gibi olmaya başlamıştı. 18 tane dizi teklifi ve 8 tane başrol teklifi aldım doktorlar dizisinden sonra. Bu fırsatları değerlendir sonra çocuk yaparsın dediler. Sinema sektöründe yeterince tatmin olmuştum ben ve anne olmak istiyordum. Kadınların biyolojik saati vardır ya benimki çalıp duruyordu anlayacağınız. Tamamen isleri bırakmadım ama isteyerek hamile kalınca o  her zaman istediğim çocuğumu doğurmak için Amerika’ya gittim. 1 sene sonra yine dizi, sinema yaparım diye düşünüyordum. Ama insanın kendi bebeğini kucağına aldığında nasıl bir eşsiz mucize yaşadığınıza inanamıyorsunuz. Ayrıca; bebeği büyütmek, çocuk yetiştirmek çok zevkli geldi. O ağzından çıkan ilk kelimeler anne baba demesi bunları kaçırmak istemedim. Büyüdükten sonra değil, büyütürken daha çok şey verebilirim çocuğuma diye düşündüm. Çok önemli bir iş yapıyordum; annelik… Ben de çalışmayı her gelen teklifte erteledim. Anı yaşamak vardır ya ailemle anı yaşadım.

 Annelik size neler hissettirdi? Nası tanımlarsınız bu olay ve sonrasını?

İngilizcede çok sevdiğim bir laf var, annelik için onu söylemek istiyorum. Lifetime commitment, yani hayat boyu yapılan bir anlaşma, sözleşmedir annelik. Anne olunca sorumluluklarım arttı. Bebekken her kucağıma aldığımda göz  göze saatlerce bakışırdık. Hep duyarız ya uyurken bakardım diye, ben çocuklarıma uyanıkken daha çok bakardım. Çocuklarımın büyüdükçe her anini onlarla yasamak istedim, tadını çıkardım anlayacağınız.

Kaç çocuğunuz var? İsimleri nedir?

İki çocuğum var. Efe 8,5 yaşında ve Mars 3,5 yaşında.

İki erkek çocuk annesi olarak sorumluluklarınız büyük, çocuklarınızı yetiştirirken en çok neye dikkat ediyorsunuz?

Yaratıcılıklarının büyüdükçe köreltilmemesine dikkat ediyorum. Dadılara  hemen çocuk gelişimiyle ilgili benim çok beğendiğim kitapları veriyorum. Okullarını ve öğretmenleri ona göre seçiyorum. Hayal kuran, herkes gibi düşünmeyen, fark yaratacak saygı sevgi dolu çocuklar yetiştirmeye çalışıyorum.

Çocuklarınızla aile zamanını nasıl geçiriyorsunuz? Birlikte yapmayı en sevdiğiniz etkinlik nedir? 

Bisiklete binmek. Santa Monica da sahilde bisiklete binmek.

Çocuklarınızda sanata eğilim  var mı? Gözlemleriniz ne yönde size sinyal veriyor? Mesleki konuda anneye mi babaya mı çekmişler? 

Ahahaha çok güzel bir soru. Eşim  inşaat mühendisliği okumuş ama piyano çalıyor, Naile halaları otel sahibi ama seramik sanatıyla ilgileniyor. Bizim ailemizdeki tek sanatçı ben değilim yani. Efe gitar çalıyor ve çok yaratıcı bir çocuk.  Disney çocuğu yetiştiren ajanstan teklif geldi Efe ye ama ben çok erken yasta baslarsa psikolojik olarak etkilenir diye düşündüm. Mars çok çabuk moda giriyor sahne ve mikrofon seviyor.  YouTube kanalını çok istediler. Birlikte çok doğal videolar çekiyoruz, çocuklar bu çalışmalara bayılıyorlar. YouTube da olmayı seviyorlar. İlerleyen zamanlarda ne istiyorlarsa onu destekleriz. Severek yaptıkları isleri olsun.

Amerika’da çocuklarınızı büyütürken,  onların büyümesini birebir gözlemlediniz bu muhteşem bir hayat kazanımı… Peki kendi kişisel ve mesleksel gelişiminizi de farklı yönlerden destekleyen çalışmalar yaptınız mı? 

Elbette yaptım, profesyonel aktörlerin gittiği workshoplara gittim. Oyuncu koçlarıyla çalıştım. Stella Adler, Eric Morris tekniklerini öğrendim. Bradley Cooper in oyuncu koçu Anthony Meindl ile ve Halle Berry’nin oyuncu koçu Margie Haber’le çalıştım. George Clooney’in gittiği Beverly Hills playhouse sahne sanatları eğitimini de aldım. Bu stüdyoların profesyonel aktörler için özel sınıfları oluyor hepsine katildim. Neden yaptığıma gelince bizim işimiz spor yapmak gibi, kasları aktif tutmak lazım. Hem kendimi geliştirdim hem de bir gün bu bilgileri aktarabileceğim bir okul açarım diye düşünüyorum.

Sinema film sektörüyle alakalı orada en çok dikkatinizi ne çekti? 

Setlerdeki konfor. 8 saat çalışma kuralı. Büyük kameralar ve ışıkların araçtan indirilip çekim yerine kadar insan gücü yerine özel tekerlekli taşıyıcı küçük araçlar olması.

Yabancı oyunculardan en sevdikleriniz hangisi?

İşini askla yapan her meslekten herkesi seviyorum. Cate Blachett’ in bende ayrı bir yeri var.

Hollywood’un ünlü oyuncularından dostlarınız yakın arkadaşlarınız oldu. Biraz bahseder misiniz? 

Lion King, little Arthur filmlerinin yapımcı ve yönetmeni arkadaşım. Ev partilerinde bizi de hep davet ederler. Steve Tyler in yakın dostu benim de iyi arkadaşım.  Onların özel davetleri olur. Bu davetlerden birinde Sharon Stone, Leonardo di Caprio da vardı. Bu dünyaca ünlü isimlerle aynı ortamda bulunmak, sohbet etmek çok keyifli… Az sayıda ve ayni ortamda olduğunuz bu davetlerde herkese eşit davranmanız gerekiyor.  Bu benim tespitim. O zaman arkadaşınız gibi yakın davranıyorlar. Rahat olabiliyorlar. Sohbet ediyorsunuz. Arkadaşlık kurabiliyorsunuz. Bunun için de hayran gibi davranmamanız gerekiyor.

Oradaki yakın arkadaşlarınızdan birisi de ünlü şarkıcı Michael Jacakson’un menajeri?  Nasıl arkadaş oldunuz? Sizin görüşmelerinizle nasıl ilgilendi? Nasıl oldu bu hem iş hem dostluk kurulumu?

Evet Jeffre Phillips benim arkadaşlarımdan biri… Beni tanıdığı için mesleğimi de biliyor, ben orada neler yapabilirim diye konuşma konusu yapardı. İşinde çok başarılı bir menajer ve ayni zamanda yapımcı. Showreel vermiştim kendisine. Benden 3 şey çıkarabileceğini söyledi. Hiçbir şekilde audion a gitme dedi. Aksanın olduğu için verecekleri roller seni tatmin etmez ama sana yazılmış özel bir senaryo ile karşına George Clooney gibi birini koyup az bütçeli güzel bir romantik komedi yapabiliriz, bununla Hollywood a adim atmış olursun ve arkası gelir zaten dedi. En büyük iddiası hem Avrupalı, hem İspanyol hem de doğu kültürüne hitap edebilecek çok avantajlı bir yüzüm olduğunu söyledi. İyi bir başlangıçla yolumun çok açık olacağını belirtti. Showreelimi seyrettikten sonra bana çok iyi mi dans ediyorsun diye sordu ve bunu hiç unutmam. Çok şaşırmıştım çünkü gerçekten çok iyi dans ederim bu arada. Bunu çok kısa bir görüntüden anlamış olması,  ne kadar iyi gözlem yapabilen bir menajer olduğunun bir kanıtı bence… Sesi mi de beğeniyordu. Albüm yapalım diyordu.  Ve her gün hangi saatlerde ne zaman ne yapmalıyım? Ve trainer ve voice için kimlerle çalışacağıma, sahne kostümlerimde kimlerle çalışacağımın isimlerine kadar hazırladığı planlamayı benimle paylaştı. İlk defa bu kadar profesyonel bir teklifle karşılaştım. Her şey en ince detaylara kadar düşünülmüş olan planlamada, bir sene sonra çıkartacağımız albümle  nerede olacağımı, konser stratejilerimize kadar anlattı. “Bunu seçersen burada da yolun açık” dedi. Üçüncü seçenek de reality show yapabiliriz marka işbirlikleri çalışabiliriz dedi. Ben workshoplara gidiyordum, bana “değerli bir iş adamının eşisin ama mesleğini yapmak isteyen bütün dünyadan oyuncu olmak için Los Angeles’ a gelip şansını deneyen tüm oyuncuların sesi olursun, ilginç bir hayatin var” dedi. Ve bu çok dikkat çeker diye bayağı konuştu bizimle.  Görüşmelerimiz devam ederken tam o dönemde ikinci çocuğa hamile kalınca, Allah’ın bizim için başka planları varmış deyip teklifi rafa kaldırdım. Dostluğumuz devam ediyor.

Hollywood’dan teklifi aldınız. Teklifi geri çevirdiniz? Hatta bu konuda aile dostunuz Michael Jacakson’un menajeri bile sizi ikna edemedi. Neden? 

İkna etti aslında hatta biz planlar yaptık ama ben ikinci çocuğuma hamile kalınca teklifler öylece kaldı. Sanat yaratmak demek…  En büyük yaratım da çocuk yapmak bence…

Pandemi döneminde ülkemize dönüş yaptınız? Tüm dünyada bir kapanma oldu. Hayat eve sığar dedik. Bu dönemde neler yaptınız?

Mart 2020 de kapanma olduğunda pek çok şeyi sorgulamaya başladık. Los Angeles’ta günlük hayatimiz çok fazla dışarda akıştaydı. Ev ne kadar müstakil ve konforlu olursa olsun evde yasamayı çok seven insanlar değiliz. Her yaz zaten Türkiye’ye geliyorduk. Aile otelimiz Hilton Dalaman ve tekne de vakit geçiriyorduk. Yine haziranda geldik fakat USA da okullar açılmadı, restoranlar kapalı, her şey keyifsiz dolayısıyla kışı da burada geçirelim dedik. Bütün kış otel kapalıydı ama kendimize burada bir düzen kurduk. Bisiklete bindik, kapalı havuzda yüzdük, burada otele ait hayvanat bahçesi var her gün onlara gittik kuzular, tavşanlar, kopekler çocuklara çok iyi geldi. Çocukların hep istediği YouTube kanalımızı yayına başlattık. Ben ikinci resim sergim için eserler ürettim. Bizim için çok verimli geçiyor aslında.

Düzenli Spor yapar mısınız? Beslenmenize dikkat eder misiniz? 

Ah iste o konu… Haftada iki gün hocayla çalışıyorum, diğer günler kendim spor yapıyorum. Biz bu süreçte restaurantın birini açık tuttuk ve aşçı çalıştırdık. Bu konforlu ama çok kotu bir karardı. Çünkü;  kuzu incik, güllaç, içli köfte ne kadar özlediğim Türk yemeği varsa yedim. Los Angeles’a döndüğüm zaman bu yemekleri bulamayacağım diye akışa bıraktım umursamıyorum.

Sizi tekrar farklı roller de görmek mümkün olur mu? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Elbette… Bu sene iki teklif aldım ama İstanbul’da olmadığım için ve tabii pandemi nedeniyle değerlendirmedim. Sanat benim olmazsa olmazım. Kendimi sanatla ifade ediyorum.

Pandemi döneminde televizyon izlenme oranları çok arttı. Ülkemizde bu dönemde diziler de adeta bir birleriyle yarışıyor… Hollywood’dan edindiğiniz izlenimlerle değerlendirdiğinizde ne düşünüyorsunuz? 

Televizyon bence tamamen bitti. Hiçbir zaman benim çalıştığım dönem gibi olmayacak. Hala ayni konularda sabit duruyor Türk sineması. Hep yapılanlar üzerinde yani sürekli güvenli sularda gezildiği surece de gelişemeyecek. Tarihimiz, topraklarımız ve bir sürü köklerimizden gelen farklılıklarımız var. Biraz bunlara çalışılmalı. Topraklarımızda çok değerli insanlar yaşadı. Onların hikayelerine girilmeli diye düşünüyorum. Biz bilim kurgu yapamayız. Arkadaşlarının farklı düşüncelerine bile tahammülü yok insanların. Ama değerlerimizi iyi kullanıp fevkalade güzel işler yapabiliriz.

Beğendiğiniz dizler ve oyuncular var mı?

Snowpiercer gözdem su aralar.

Tekrar tekrar seyrettiğiniz dünya sinemalarından filmler var mıdır? İlk aklınıza gelen hangisidir?

Party filmi Peter Sellers… Her seferinde gülüyorum. İyi ki sordunuz çok uzun zamandır seyretmemiştim.

Sizi en çok ne motive eder?

Bilmediğim şeyleri deneyimlemek. Seyahat etmek gibi..

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Yakında bir sergim olacak. Çok heyecanlıyım. Bir youtube kanalım var. Lifestyle yayın yapıyorum. Her şeyi kendim yaptığım için biraz zorlanıyorum. Yaparken öğreniyorum. Mesela bir videomda tripodun kamerayı koyduğum yerinindeki vida gevsek kalmış, kamera eğilmiş yavaş yavaş ama umursamıyorum onu da yayına koyuyorum. Daha samimi ve neler yaşıyorsak onlar var videolarımda. Hiçbir şeyi planlı çekmiyorum. Pandemide arkadaşlarımızla görüşemeyince kendime böyle bir iletişim kurdum belkide…

Buradaki amacınız nedir?

Gülseven Yılmaz Yotube kanalımda Her hafta 1 video yayınlamak, algoritma için gerekliymiş. Dedim ya bir taraftan da öğreniyorum diye. Seyahatlerim, yeme içme, kullandığım ürünler, çocuklarla yaptığımız aktiviteler, bazı konulardaki fikirlerimle ilgili konuşmalar da çekeceğim yakında, biraz oyunculuk tekniklerinden bahsedenim belki. Canim nasıl isterse öyle ilerliyor. Vlog gibi düşünebiliriz. Kanalım para kazanmaya başlayınca ihtiyacı olan çocukların eğitimine katkıda bulunmak ve okullara kütüphaneler yaptırmayı hedefliyorum.

Hayat felsefenizi nasıl tanımlıyorsunuz? 

Bugün güzelse, yarın zaten güzel olur. Her gün  bir şeyle  tatmin olmuş olarak günü bitirmeye çalışıyorum. Strese girmeden tabiki. Küçük mutluluklarım var benim, istediğim bütün büyük şeyleri başardım.

En çok ne hakkında endişelenirsiniz?

Eskiden çok endişelerim vardı. Çocuklar için en iyi okulu buldum mu? En doğru yerde mi yaşıyorum? Çok araştırmacı bir insanım ve bir insan niye çok araştırma yapar endişeden aslında. Daha

iyisini kaçırmamak için. Pandemi bana sunu öğretti; her ne oluyorsa iyidir. Herkesin doğrusu senin doğrunla eşleşmeyebilir. İsteklerim diğer insanlarınkinden farklı olabilir. Çok sorgulamadan ne istiyorsan yap. Küçük büyük şeyler çok fark etmez.

Başarıyı nasıl tanımlarsınız ve kendi başarınız nasıl ölçümler siniz?

Bir hedefe ulaşmak basaridir. Koyduğum her hedefe fazlasıyla ulaştım.

Hayatınızda yaşadığınız en iyi şey nedir?

Esim Mustafa’yı tanımak. Problem çözme biçimi, olaylara bakış açısı, pozitif yaklaşımı, sınırsız düşünme biçimi, sevgisi hayatıma renk katıyor. Bu hayattaki yaşadığım en iyi şey sevgili çocuklarımın babası kıymetli eşimi tanımak.

 Şimdilerde pek yapmıyoruz ama seyahat etmeyi sever misiniz? 

Bayılırım.  70 -80 ülke gördüm.  Seyahat benim terapim.

Şu anda en çok nerede olmak istersiniz?

Caffe luxxe  da kahve içmeyi çok özledim.

Hayattan aldığınız en önemli öğreti ne oldu? 

Genel doğrulardan uzak dur, kendi doğrularının pesine düş.

 Refik Anadol’ un çok ses getiren güncel sergisi için ne düşünüyorsunuz? Dijital gelişmeler sanatla bütünleşmeli mi? 

Sanatın girmediği yer çok sıkıcı olur. Sanat baktıkça baktırır bir çeşit büyü gibi. Dinlettirir, izlettirir. Dijital gelişmeler sanatla bütünleşmeli elbette. Sanatla her şey halka iner. Sanatla içiçe olan halk sanat yapmasa bile biz o şehirlerde o estetiği görürüz.

Sizce başarının sırrı nedir?

Hedefe giden yolu bulup ısrarla o yolda yürüdüğünüzde, yoldaki fırsatları iyi değerlendirdiğinizde, yolda sevmediğiniz şeyler olduğunda pes etmediğinizde başarılı olursunuz.

Anneler günü için ne mesaj vermek istersiniz okuyucularımıza?

Hayatımızda aldığımız tüm kararlar annelerimizden yıllarca aldığımız uyarılar üzerine kuruludur. Güzel öğretileri olan bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.

Toyota’dan 5 yıl garanti

Toyota’dan 5 yıl garanti

“Toyota Garanti Sistemi’ni” 5 yıl/150 bin kilometreye çıkardı.

Geçtiğimiz ay hafif ticari araç segmentine sunulan Toyota Proace City ile başlayan uzatılmış “Toyota Garanti Sistemi” 24 Mart tarihinden itibaren satışı gerçekleşen tüm modelleri kapsıyor.

Toyota bunun yanında ayrıca “Garanti Spesiyal” ile de garanti uygulamalarında farkını ortaya koyuyor. Bu sisteme göre Toyota kullanıcıları, 5 yıl/150 bin kilometrelik Toyota Garanti Sistemi’nin süresi dolmadan önce araçlarının motor, şanzıman ve diferansiyel komponenetleri  için garanti süresini 2 yıl ve sınırsız kilometre olarak uzatabilecekler. 1600 cc’ye kadar olan modeller ve tüm hibritler için 960 TL, 1600 cc üzeri binek otomobiller, Hilux ve Proace City için 1.110 TL ve SUV modeller için 1.320 TL ödeyerek “Garanti Spesiyal” sistemine dahil olanlar bu süre ve sınırsız kilometre kapsamında araçlarının motor, diferansiyel ve şanzımanlarını garanti altına almış olacaklar.

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Ramazan’da düşük kalorili tatlı alternatifi: dondurma

Diyetisyen Ayşegül Bahar, Ramazan ayında tadını meyvesinden ve zengin içeriğinden alan dondurmaların hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçenekleri arasında olduğunu söylüyor. Dyt. Bahar, “Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılara alternatif olarak 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız” diyor.

Ramazan ayında özenle hazırlanan, çekirdek ailemizle paylaştığımız sofralar her akşam büyük bir heyecan ile çeşit çeşit lezzetlerle donatılıyor. Bu lezzetlerin arasında tatlılar da ayrı bir yer teşkil ediyor, yemek sonrası keyfinde hepimizin ortak noktası oluyor. Diyetisyen Ayşegül Bahar, özellikle Ramazan ayı gibi uzun süre aç kalınan günlerde kan şekerinin aniden yükselmemesi için meyvelerin kendi tadı ile lezzetlendirilmiş dondurmalar gibi hafif tatlılar tüketilmesini öneriyor.

 Şeker ilavesiz, kendi meyvesiyle tatlandırılmış dondurmalar en iyi tatlı seçeneği

Tatlı tercihimizi şerbetli olanlar yerine sütlü, şekersiz ve tadını meyvesinden alan tatlılardan yana kullanmamız gerektiğini belirten Dyt. Bahar şöyle devam ediyor: “Şekerini direkt meyvesinin şekerinden alan, ilave şeker konulmayan dondurmalar Ramazan boyunca ilk tercihiniz olsun. Örneğin şeker ilavesiz hurmalı dondurma, tatlı ihtiyacınızı karşılamak için ideal bir alternatif. Aşırıya kaçmadığınız sürece güllaç, meyveli yoğurtları da tüketebilirsiniz. Taze ve kuru meyveler de zengin besin değerleri ile tatlı ihtiyacınızı karşılamanız için son derece uygundur. Ramazan’da sofralarımızdan eksik olmayan hurma gibi tadını meyvesinden alan, zengin içerikli dondurmalar hafif ve ferahlatıcı özellikleriyle en iyi tatlı seçeneklerindendir. Özellikle yoğun bir iftar yemeği sonrasında şerbetli tatlılar yerine 1-2 top dondurma ile hem tatlı arzunuzu kırar hem de mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunların gelişmesi olasılığını azaltırsınız.”

Hurmanın faydaları saymakla bitmiyor

Şeker ilavesiz hurmalı dondurmanın hem besleyici hem de sağlıklı olduğunun altını çizen Dyt Ayşegül Bahar, hurmanın faydalarını şöyle anlatıyor: “Ramazan sofralarında hepimizin ortak noktası hurma son derece sağlıklı besindir. Hurma, zengin lif içeriği sayesinde tokluk süresini uzatır ve sindirimi düzenleyerek Ramazan’da sıklıkla yaşanan sindirim sistemi sorunlarının giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca hurma yüksek potasyum içeriği sayesinde kalp ve damar sağlığını korur ve yüksek tansiyonu önler. Kendinizi daha zinde hissetmenizi sağlar. Antioksidan içeriği sayesinde beyin sağlığını korur ve hafızayı güçlendirir. Fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi hurmanın içerdiği çeşitli mineraller kemik sağlığını korumak için gereklidir. Tadını meyvesinden alan, şeker ilavesiz hurmalı dondurma ise hurma tüketimi için farklı bir alternatiftir.”

 Volkswagen ID.4’e Dünya Yılın Otomobili Ödülü

 Volkswagen ID.4’e Dünya Yılın Otomobili Ödülü

Volkswagen’in tamamen elektrikli ilk SUV modeli ID.4, 2021 Dünya Yılın Otomobili “World Car of the Year” seçilirken, aynı zamanda Euro NCAP tarafından gerçekleştirilen güvenlik testlerinden de 5 yıldız almayı başardı.

Otomotiv dünyasının en prestijli ödülleri arasında yer alan ve 24 ülkeden 90’ı aşkın otomotiv gazetecisi tarafından belirlenen World Car Awards’ın 17’incisinde, zirvede ID.4 yer aldı.  Dünya Yılın Otomobili (World Car of the Year) ödülüne hak kazanan araçların, yılda en az 10 bin adetlik bir üretim adedine sahip olması ve en az iki kıtada satışa sunulması gibi kriterlere uygun olması gerekiyor.

Eğitimciden geleceğe bakış

Eğitimciden geleceğe bakış

Nişantaşı Eğitim Vakfı Kurucusu Dr. Levent Uysal’ın gelecekle ilgili kurulan düşüncelerini ele aldığı “5.0 Önde Başlamak” isimli kitabı bugünden yarınlara bakarak geleceğe dair sorular soruyor, zihin açıcı cevaplar veriyor. “Gelecek aslında her gün geliyor” sloganıyla öne çıkan çalışma, gelecekle ilgili düşünceleri masaya yatırıyor. Gelecek, gençlik ve liderlik kavramlarının çok boyutlu ve kapsamlı bir analizini arıyorsanız, kitabı okumanızı tavsiye ederiz.

SANAT HAYATINA GERi DÖNDÜ

SANAT HAYATINA GERi DÖNDÜ
Ünlü oyuncu Ceyda Ateş Toplusoy, uzun süre ara verdiği sanat hayatına geri döndü.
Genç iş adamı Buğra Toplusoy ile evlenip, ABD’ye yerleşen Ceyda Ateş, geçtiğimiz kasım ayında anne olmuştu. Hamileliği nedeniyle oyunculuğa ara veren Ateş, uzun süre sanattan ayrı kalamamış. Jada Art Design adı altında bir süredir resim yapan güzel oyuncu, bir süredir eline fırçayı almıyordu. Ancak kızı Talia’nın biraz büyümesiyle yeniden atölyeye girmeye karar vermiş.
Hürriyet-Kelebek

17 milyon euro’luk teklif

Selin Ciğerci’nin markasına 17 milyon euro fiyat biçildi.
Katarlı bir grup Selin Ciğerci’nin markası için dudak uçuklatan bir teklif yaptı.
Ciğerci’nin markasına ilgi bu sıralar artmış durumda. Katarlı bir grup Ciğerci’nin markası için dudak uçuklatan bir teklif yaptı.
Katarlı grup Selin Ciğerci’nin markası için 17 milyon euro teklif etti. Selin Ciğerci aldığı bu teklife nasıl yanıt vereceği merakla bekleniyor.