Yazılar

Tatlı krizine çözüm

Tatlıya düşkünlük ve tatlı yeme isteğine karşı koyamamak sıklıkla rastlanan bir durum. Tatlı krizinin masum bir kaçamak gibi görünse de fazla şekerin vücuda verdiği zarar nedeniyle sağlığı tehdit ettiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Tatlı krizleri toplumda kendi alt kültürünü oluşturacak ölçüde yaygın görülüyor bu da ciddi bir sorunun habercisi. Tatlı krizinin nedenleri; stres, regl dönemi, genetik yapı, uyku bozuklukları ve kişinin kendini şartlandırması olarak sıralanabilir” dedi. Prof. Dr. Nevrez Koylan tatlı yeme isteğini yönetebilmenin yollarını paylaştı.

Tatlı krizlerinin genellikle öğün aralarında, akşam saatlerinde veya stresli dönemlerde daha yoğun bir şekilde kendini hissettirdiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yoğun tatlı yeme isteği, kan şekeri düzeyinin ani düşüşü veya beyindeki ödül sistemiyle ilgili olabilir. Tatlı krizleri bir kısmı fizyolojik ve bir kısmı da psikolojik olmak üzere pek çok nedenden ötürü ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir beslenme programı, düzenli egzersiz ve stres kontrolü gibi yöntemlerle tatlı krizlerini kontrol altında tutmak mümkün” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Nevrez Koylan, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için aşırı tatlı yeme isteğiyle baş edebilmeyi kolaylaştıran 8 öneriyi sıraladı:

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Beslenme alışkanlarınıza dikkat edin

Karbonhidrat, protein ve yağ dengesi sağlandığında kan şekeri seviyesi daha stabil olur ve tatlı isteği azalır. Yüksek proteinli gıdalar da daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar ve kan şekeri dalgalanmalarını önler. Lifli gıdalar ise sindirimi yavaşlatarak kan şekeri seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca gün içinde küçük ama sık öğünler yemek de kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur ve tatlı krizlerini azaltır.

Ruhsal gerilimlerinizi kontrol altında tutmayı öğrenin

Stres, tatlı krizinin başlıca nedenlerinden biridir. Stresten kurtulmak veya stresi yönetebilmek için çeşitli teknikler bulunabilir. Stresi veya diğer olumsuz duyguları kontrol altında tutmak duygusal açlığın da ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Bu konuda kendinizi eğiterek farkındalık kazanmaya çalışın. Gerekli olan durumlarda bir uzmanın yardımına başvurun.

Hayatınızdan hareketi çıkarmayın

Egzersiz, tatlı krizlerini yenmek için etkili bir yöntemdir. Fiziksel aktivite, kan şekeri seviyesini düzenler ve endorfin salgılanmasını artırarak tatlı isteğini azaltır.

Tatlı ihtiyacınızı sağlıklı meyvelerden giderin

Kişi hayatından tatlıyı tamamen çıkartmak yerine doğal tatlandırıcılar ve düşük kalorili tatlılar tercih edebilir. Bu çok daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığıdır.

Uyku düzeninize önem verin

Yetersiz uyku, hormon dengesizliklerine dolayısıyla da tatlı krizlerine neden olabilir. Bu yüzden yeterli, düzenli ve kaliteli bir uyku tatlı krizlerini önlemeye yardımcı olur.

Vücudunuzu susuz bırakmayın

Yeterli su tüketimi tatlı krizlerini azaltabilir. Bunun sebebi vücudun susuz kalması durumunda ortaya çıkan belirtilerin tatlı isteğiyle karıştırılabiliyor olmasıdır.

Mineral eksiklerine dikkat edin

Krom ve magnezyum eksikliği tatlı yeme isteğine yol açabileceği için yeterli düzeyde tüketilmesine dikkat edilmeli.

Gerekli noktada psikolojik destek alın

Tatlı krizleriyle baş edilemediği durumlarda iki temel uzmandan yardım alınabilir. Birincisi, bir diyetisyenden beslenme alışkanlarınızı değiştirmek için yardım talep edebilirsiniz. İkincisi de sorunun psikolojik boyutu için bir psikologdan terapi desteği alabilirsiniz.

Ayvalık’ın yeni mekânı LoCanda

Ayvalık’ın en yeni mekânı LoCanda Rahmi M. Koç Müzesi’nde kapılarını açtı. Ege’nin incisi Ayvalık’ın endüstriyel mirasını günümüze taşıyan Rahmi M. Koç Müzesi, LoCanda ile de ziyaretçilerine ve dışarıdan gelen misafirlere keyifli bir mola olanağı sunuyor.

Ege’nin incisi Ayvalık’ın en yeni mekânı LoCanda’nın deneyimli şefleri, konukları Ege’nin yöresel tatlarından ve dünya mutfağının seçkin örneklerine uzanan bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Ayvalık Rahmi M. Koç Müzesi, Ayvalık’ın endüstriyel mirası içerisinde önemli bir yeri olan 200 yıllık tarihi bir zeytinyağı fabrikasında hizmet veriyor. 2021 yılında RMK Kültür Faaliyetleri A.Ş. tarafından satın alınan bina, yapının özgün malzeme ve yapım teknikleri korunarak onarıldı ve titizlikle yürütülen restorasyon çalışmasının ardından kültür sanat odaklı bir konseptle Ayvalık’a kazandırıldı.

Adres: Sakarya Mahallesi, 26031 Sokak, No:8 Ayvalık/Balıkesir

Telefon: 0266 312 34 00

Lezzetin ve müziğin buluştuğu festival Foodiefest

Türkiye’nin en heyecan verici gastronomi ve müzik festivali Foodiefest, yoğun ilgi üzerine ikinci kez kapılarını açıyor!

7 binden fazla müzik ve lezzet severin katılımıyla gerçekleşen Foodiefest, yoğun ilgi üzerine ikinci kez düzenleniyor. 29 Eylül Pazar günü LifePark’ta gerçekleşecek olan Foodiefest 2, gastronomi ve müzik tutkunlarını yeniden bir araya getirecek.

Festivalde, yemek dünyasının en lezzetli köşelerinden gelen 50’den fazla hamburger, hotdog, kokoreç, tantuni gibi sokak lezzetlerin yanı sıra vegan tatlar da ziyaretçilere sunulacak. Ayrıca, festival boyunca 5 farklı sanatçı grubunun konserleri ile müzikseverler harika bir gün geçirecek.

Sahne alacak sanatçılar:

Foodiefest 2’de, müzik dünyasının en sevilen isimleri sahne alacak. Açılışı yapacak olan Cem Yenel, güçlü sesi ve sahne performansıyla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak. Ardından, pop müziğin genç ve yetenekli ismi Melis Fis sahne alacak; dinamik ve enerjik sahne performansıyla izleyicileri coşturacak. Emre Fel ise, “Veda Türküsü” albümü ve “Merhabalar”, “Senden Güzeli Mi Var” gibi hit şarkılarıyla Anadolu rock müziğinin yeni temsilcisi olarak sahneye çıkacak ve müzikseverlere enerjik bir performans sunacak. Yeni Türkü, yıllardır hafızalardan silinmeyen şarkıları ve eşsiz sahne performansıyla dinleyicilere nostalji dolu anlar yaşatacak. Festivalin kapanışını ise, Türk pop müziğinin efsanevi ismi Mirkelam yapacak. Mirkelam, sahnedeki enerjisi ve dillere pelesenk olmuş şarkılarıyla izleyicilere unutulmaz bir gece yaşatacak.

Bu eşsiz festivali kaçırmak istemeyenler, biletler ve detaylı bilgi için www.lifepark.com.tr adresini ziyaret edebilirler.

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin ikinci sezon başlıyor

Güç Yüzükleri’nin büyük bir merakla beklenen yeni sezonu 29 Ağustos’ta Prime Video’da yayınlanacak.

San Diego, Prime Video’nun büyük bir heyecanla beklenen epik dizisi Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin ikinci sezonunun tanıtıldığı bir Orta Dünya’ya dönüştü. İkonik Hall H sahnesinde, yapımcılar J.D. Payne ve Patrick McKay ve Emmy adayı aktris Yvette Nicole Brown tarafından yönetilen canlı ve bilgilendirici bir sohbette, bir düzineden fazla oyuncuyla bir araya geldi.

6500 hayranla dolu devasa kongre merkezinde heyecan yaratan ekip, yaklaşan sezon için daha önce görülmemiş özel bir fragman sundu. Aksiyon dolu fragman, uzun süredir korkulan kötü karakter Sauron’un yeniden ortaya çıkışına odaklanarak, yıllar süren barışın ardından Orta Dünya’ya karanlığın ve kötülüğün geri dönüşünü müjdeledi. Fragman ayrıca Sauron’un aldatma ve manipülasyon güçleriyle dövülen daha fazla Güç Yüzüğü’nün yaratıldığını da vurguladı.

Hayranlar, genç Shelob, Barrow-wights ordusu, Hill-troll Damrod, Sea Worm ve hatta Entler gibi birçok fantastik yaratığın ipuçlarını ve ikinci sezon hikayelerinin kilit noktalarını oluşturacak birkaç büyük savaş sahnesini fragmanda görmekten büyük heyecan duydular.

Hall H sahnesinde gerçekleşen panele katılan oyuncular arasında Cynthia Addai-Robinson, Robert Aramayo, Maxim Baldry, Morfydd Clark, Ismael Cruz Córdova, Charles Edwards, Trystan Gravelle, Sam Hazeldine, Ema Horvath, Tyroe Muhafidin, Sophia Nomvete, Lloyd Owen, Megan Richards, Charlie Vickers, Benjamin Walker ve Daniel Weyman yer aldı.

 

Asıl adı Adela…

Adile Naşit
17 Haziran 1930’da doğdu.
Tiyatro oyuncusu Amelya ve komedyen Naşit, kızlarına Adela adını uygun gördü…
 Avrupalı rengârenk bir kelebek türü de böyle anılır.
Gerçekten de renkli bir kelebek olacaktı Adela.
Annesi Amelya, Ermeni kökenli bir annenin ve Rum kökenli bir babanın kızıydı…
 Dedesi Kemani Yorgo Efendi, anneannesi de meşhur kantocularından Küçük Verjin’di.
Ne çıkar oyuncudan başka böyle bir aileden?
O da sahnenin yolunu tuttu, tozunu yuttu.
Düşünün, 14 yaşında çıktı tiyatro sahnesine ilk.
Sayısız film yaptı, ünlendi…
Ona rağmen utangaçlığı ve mütevazılığı hep baki kaldı…
Tiyatro oyuncusu Ziya Keskiner ile 1950’de evlendi…
İki yıl sonra Ahmet dünyaya geldi. Ahmet’in eve kattığı mutluluk bir süre sonra gölgelendi.
Kalbinde sorunla doğmuştu çocuk, ameliyat olması gerekiyordu.
 Ancak bu ameliyat o yıllarda sadece ABD’de mümkündü.
İki oyuncuda bunu karşılayacak para ne gezer?
Eşleri, dostları seferber oldu.
Denkleştirdiler parayı.
 Çocuğu alıp götürdüler…
 Ancak umulduğu gibi olmadı, masada kaldı çocuk.
Gülüşüyle dağı taşı titreten kadın işte o çocuğun annesidir.
Kendini tiyatroya, sinemaya ve çocuklara adadı o da.
Ödüller aldı. Halkın belleğinde silinmez izler bıraktı.
 Türkiye karanlık yıllarına yaklaşıyordu.
Tek kanallı siyah beyaz devlet televizyonunda nasıl olduysa ona da yer açtılar…
“Uykudan Önce” çocuklara masallar anlatması isteniyordu. Her gece evinde fotoğrafını bağrına basarak oğluna anlattığı masalları bundan sonra beyaz camdan bütün çocuklarına anlatacaktı…
Bu kadar anne olabilmesi belki de anneliğinin bir annenin başına gelebilecek en büyük felaketle sonuçlanmasındandı…
 Hem bir kuşaktan bütün çocukların hem de yeşil perdenin “annesi” olmayı başardı. 1985’te ”Yılın Annesi” seçildi. Bana kalırsa bütün yılların annesidir hâlâ…
1987’de 57 yaşında öldü. Geride sade bir gülüş bıraktı…
Gülüşü gülden güzel bir kadındır nihayetinde. Hababam Sınıfı’nın hademe Hafize’si, Neşeli Günler’in inatçı Saadet’idir…
Siz onu Adile Naşit olarak biliyorsunuz…

Dünya olimpiyatlara kitlendi mi?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un gerçekleştirdiği Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bulgular bu dosyada yer almaktadır. Ülkemizin de içinde olduğu 33 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları; çoğu ülkede 16-74 yaşları arasında ve Kanada, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaşları arasındaki 24,531 yetişkini kapsamaktadır

Yapılan çalışmada;

  • Dünya; ‘Paris Yaz Olimpiyatları’yla ne kadar ilgili?
  • “Paris Olimpiyatları Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak.” ifadesine ne derece katılım gösteriliyor.
  • Çalışmaya katılan ülkelerin genel ortalamasına bakıldığında; dünyanın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğunu düşünenlerin ortalaması yüzde kaç?
  • Olimpiyatlar ülke toplumlarını bir araya getirir mi?
  • Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde toplumlar ülkeleri ile gurur duyuyorlar mı? Türkiye’nin bu konudaki düşüncesi olumlu / olumsuz ne yönde? Toplumun yüzde kaçı ne düşünüyor?
  • Bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı sizce hangisi gibi konularda, bireylerin ifade, görüş tutum ve düşüncelerini içeren bültenimizi bilgilerinize paylaşırız. 

PARİS YAZ OLİMPİYATLARI İLE NE KADAR İLGİLİSİNİZ?

Bu sene Paris’te gerçekleşecek olan yaz Olimpiyatlarına olan ilgi, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na olan ilgiye göre çok daha yüksek.  Hemen hemen tüm ülkelerdeki ilgi düzeyi artarken, Türkiye’de bireylerin ilgisi önceki olimpiyatlara olan ilgi ile benzer seviyede (%56)

Ipsos Global Advisor

 PARİS OLİMPİYATLARI DÜNYA2NIN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR  FIRSAT MI? 

Paris Olimpiyatları’nın Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak ifadesine katılanların oranı % 75. Otuz üç  ülke ortalamasında toplumların %75’i Paris Olimpiyatları’nın, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğu görüşünde buluşuyor.  Türkiye’de de bu oran %78 ancak  2020 Tokyo Olimpiyatları’nda bu oran 3 puan daha yüksekti.  Bu konuda en düşük katılımı gösteren ülkeler Japonya ve Fransa…

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR ÜLKEMİ BİR ARAYA GETİRİR…

Bu ifadeye 33 ülkenin ortalamasında katılım yüksek olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir olan kişilerin oranı %77 ile genel ortalamanın üzerinde…

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYAT TAKIMLARIMIZ ÜLKEMLE GURUR DUYMAMI SAĞLIYOR…

Her 10 kişiden 8’I,  Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor. Türkiye’de, gurur duyduğunu belirtenlerin oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde.  Avrupa ülkelerinde yine bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı daha düşük.

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR GELECEK NESİLLERE SPOR YAPMALARI İÇİN İLHAM VERİYOR.

Olimpiyat oyunlarının gelecek nesillere spor yapmaları için  ilham vereceğine katılanların oranı %80 ve bu oran,  yıllar içinde değişmiyor.

Türkiye’de bu ifadeye katılım oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde ancak Tokyo Olimpiyatları döneminde bu konudaki katılım oranı daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLARDA EN ÇOK İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI…

İlgilenilen spor dalları her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından dolayı, bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı ülkemizde voleybol olarak öne çıkıyor. Futbol ve basketbol ise ilgi duyulan diğer 2 spor dalı.  Okçuluktaki başarımızdan dolayı, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; “ Paris 2024 Olimpiyatları’nın heyecanı uzun zamandır içimizde taşıyoruz. Dünyanın birlik ve bütünlük ruhuna ihtiyacı olduğu bu zamanlarda, sporun birleştirici gücü hepimize iyi gelecek.  Ipsos, Olimpiyat Oyunlarına dair ülkelerdeki bakış açısında ilişkin 33 ülkede 24 binden fazla kişi ile bir araştırma gerçekleştirdi. Global Advisor Araştırması’nın sonuçlarına göre, oyunlara ilgi pandemi gölgesinde gerçekleşen Tokyo Olimpiyatları’na kıyasla daha yüksek. Hem 2021 hem de 2024 araştırmalarında yer alan ülkelerde, Türkiye hariç tümünde Tokyo Olimpiyatları’na göre ilginin arttığını görüyoruz. Türkiye’de ise üç yıl önceki ilgi seviyesi ile bu seneki ilgi aynı (%56).

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Genel olarak tüm ülkelerde Paris Olimpiyatları’nın insanlar üzerinde olumlu, birleştirici bir etkisi olduğu düşünülüyor. Her dört kişiden üçü (%75) oyunların, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat sunduğunu söylüyor. Türkiye’de de bu oran %78, ancak 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda 3 puan daha yüksekti.  “Olimpiyatlar ülkemi bir araya getirir.” ifadesine katılan kişiler, 33 ülke ortalamasında yüksek oranda olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise her on kişiden sekizi Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir. Müsabakaların başlaması ve başarılı sonuçların gelmesiyle bu oranın daha da artacağını, heyecan yükselirken birlik ruhunun ülkemizi saracağını öngörebiliriz. Türkiye 18 branşta 102 sporcusu ile madalya arayacak.  Dünyada ve Türkiye’de her on kişiden sekizi, Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor.

Olimpiyat Oyunları, sahip olduğu ruhla en büyük ilham kaynaklarından biri. Bir sporcunun yarıştığı en yüksek düzeydeki müsakabaları seyreden bir çocuğun bu başarıdan etkilenmemesi çok zor. Araştırmamızın sonuçlarına göre de on kişiden sekizi, Olimpiyat Oyunları’nın gelecek nesillere spor yapmaları konusunda ilham verdiğini söylüyor.  “Bu seneki Olimpiyatlarda en çok ilgilendiğiniz 3 spor dalını belirtir misiniz?” sorusuna verilen cevaplar, her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından ötürü, Türkiye’de en çok ilgilenilen spor dalı voleybol. Türkiye, futbol ve basketbol alanında temsil edilmiyor ancak bu iki spor, ülkemizde en çok ilgi duyulan sporlar arasında. Okçuluktaki başarımızdan dolayı da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Olimpiyatlar, sadece sporun değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve ilhamın da simgesi. Türkiye olarak, sporcularımızın başarısıyla gurur duyuyor, onların azmi ve çabasıyla ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyoruz. Sonuçlar ne olursa olsun, onların ülkemiz için gösterdiği her çaba, bizler için büyük bir gurur kaynağı.Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda yarışacak tüm sporcularımıza gönülden başarılar diliyorum.

Zorlu yol koşullarında güçlü çekiş: Traction+ Teknolojisi

Egea Cross, yeni bir özelliğe daha kavuştu. Traction+ çekiş sistemi Egea Cross’un tüm versiyonlarında standart donanım oldu.

Egea Cross’un SUV özelliğini destekleyen, sürüş performansını zorlu zeminlerde ve arazi koşullarında daha da ileri taşıyan bu sistemle kullanıcılara keyifli bir sürüş deneyimi vaat ediliyor.

Yeni genel güvenlik standartlarının tamamını karşılayan ve ilave güvenlik özellikleri eklenen Egea Cross modellerinde Şerit Takip Asistanı, Otomatik Acil Durum Freni, Trafik İşareti Tanıma Sistemi, Geri Görüş Kamerası ve Yorgunluk Asistanı giriş seviyesinden itibaren tüm versiyonlarda standart olarak sunuluyor.

Türkiye otomotiv pazarının en çok tercih edilen otomobillerinden biri olan, tasarımı, yerden yüksekliği, ileri teknolojik özellikleri ve sürüş dinamikleriyle müşterilerin beğenisini toplayan Egea Cross modelinde Traction+ çekiş sistemi standart donanım olarak devreye alındı.

Egea Cross’un SUV özelliğini destekleyen, sürüş performansını zorlu zeminlerde ve arazi koşullarında daha da ileri taşıyan bu sistemle kullanıcılara keyifli bir sürüş deneyimi vaat ediliyor.

Heyecanlanan beklenen konserin tarihi yaklaştı

7 Eylül Cumartesi günü İstanbul’un en iyi festival alanı Lifepark’ta gerçekleşecek olan K-Pop festivali, DreamCatcher ve PurpleKiss’in büyüleyici performanslarına ev sahipliği yapacak. Geniş bir hayran kitlesi kazanan bu gruplar, enerjik sahne şovlarıyla unutulmaz anlar yaşatacak.

DreamCatcher: 2017 yılında çıkış yapan Güney Koreli bir K-Pop kız grubudur. Rock ve elektronik müziği başarılı bir şekilde harmanlayarak kendi tarzını oluşturmuşlardır. Hit parçaları arasında “OOTD,” “DejaVu,” “Chase Me,” “Good Night” ve “Fly High” bulunur. Türkiye’de de büyük bir sevgi ve ilgiyle takip edilen DreamCatcher, Lifepark’da sahne enerjisiyle unutulmaz anlar yaşatacak.
PurpleKis: Güney Koreli bir başka popüler K-Pop grubu olan PurpleKiss, festivalde DreamCatcher ile birlikte sahne alacak. PurpleKiss, etkileyici vokalleri ve dinamik sahne performanslarıyla dikkat çekiyor. Grup, kısa sürede geniş bir hayran kitlesi edindi ve bu festivale katılarak hayranlarına unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Biletler Biletix’te.

 

Polat  Holding’in kurucusu İbrahim Polat hayatını kaybetti

Polat Holding’in kurucusu ve Galatasaray Kulübü’nün eski başkanı Adnan Polat’ın babası olan İbrahim Polat, vefat etti.

Polat Holding’in kurucusu olan 93 yaşındaki İbrahim Polat’ın vefatıyla ilgili olarak, Galatasaray Kulübü’nden başsağlığı mesajı yayınlandı

Kulübümüzün eski başkanlarından Adnan Polat’ın babası İbrahim Polat’ın vefat ettiği haberini derin üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Cenaze 28 Temmuz 2024 Pazar günü Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı Aile Kabristanlığı’na defnedilecek.

Yazın böbrek taşı oluşumu artıyor!

Böbrek taşı oluşma riskinin yaz mevsiminde arttığını biliyor muydunuz? Peki son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle yetişkinlerin yanı sıra çocuklarda da hızla yaygınlaştığını? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, yol açtığı şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çeviren böbrek taşının, bazı basit kurallara dikkat edilerek önlenebileceğini belirterek “Özellikle yaz aylarında aşırı sıcakların ve nemin de etkisiyle vücudun kaybettiği sıvının yetersiz su tüketimi nedeniyle yerine konulamaması, tuzlu kuruyemişler, işlenmiş peynir ve et ürünleri gibi yüksek sodyum içeren besinler ve fast-food yiyecekler tüketilmesi, yüksek proteinli diyetler yapılması böbrek taşına zemin hazırlayabilmektedir” diyor. Tedavi edilmeyen böbrek taşının ileride böbrek kaybına bile yol açabildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özveri böbreklere zarar veren 5 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Hakan Özveri

Doç. Dr. Hakan Özveri

  • Yetersiz su tüketimi

Yazın aşırı sıcaklar ve nem terlemeyi artırdığından vücuttan su kaybı da hızlanıyor. Ancak su içme alışkanlığı olmayan hatta suyu zorla içen pek çok kişi, bu nedenle sadece susadıklarında su içiyor ya da su yerine şekerli, gazlı içecekleri tüketiyor. Ancak özellikle yaz aylarında mutlaka günde 2,5 litre su içmek gerekiyor. Şekerli ve gazlı içecekler fayda yerine sağlığa zarar verirken, çay ve kahve içmek de sanıldığının aksine suyun yerine geçmediği gibi diüretik etkileri dolayısıyla vücuttan su atılmasına neden oluyor. Yetersiz su tüketimi böbrek taşı başta olmak üzere bir çok böbrek hastalığına zemin hazırlarken, tedavi edilmediğinde böbrek kaybına bile yol açabiliyor.

  • Aşırı tuz tüketimi

Ülkemizde ne yazık ki tuz tüketimi, olması gereken seviyenin çok üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük tuz tüketimi kesinlikle 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemeli. Pek çok kişinin yemeklere ayrıca tuz eklediğini, bunun da kalp ve hipertansiyon gibi hastalıkların yanı sıra böbrekte de taş oluşumuna neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Hakan Özveri sebzeden süt ürünlerine dek pek çok yiyeceğin içerisinde tuz bulunduğunu, bu nedenle ayrıca yemeklere tuz eklememek gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda fast- food tarzı beslenme, hazır gıdalar ve çeşit çeşit atıştırmalıkların büyük ilgi gördüğünü ancak bu ürünlerin içinde çok yüksek miktarlarda tuz bulunduğunu belirten Doç. Dr. Özveri sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını söylüyor.

  • Yetersiz sebze tüketimi

Yaz aylarında dışarıda geçirilen sürenin artması, tatil dönemlerinde özellikle açık büfelerde sebze yemekleri yerine kızartma ve et ağırlıklı beslenme ile kahvaltıda işlenmiş et ürünlerine ağırlık verilmesinin de böbreklere zarar verdiğini vurgulayan Doç. Dr. Hakan Özveri, hayvansal proteinlerin aşırı tüketilmesi durumunda taş oluşumuna neden olduğunu, bu nedenle tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini söylüyor.

  • Sağlıksız diyet

Özellikle yaza girerken ve yaz mevsiminde tatile çıkmadan önce zayıflama amacıyla yapılan diyetler bir süre sonra sürdürülemeyip bırakılabiliyor hatta bırakıldıktan sonra çok daha fazla kilo olarak geri dönebiliyor. Fazla kilo şüphesiz sağlığın en önemli düşmanlarından biri olduğu gibi böbrek sağlığı için de son derece zararlı. Öyle ki aşırı kilolu ya da obezite tanısı konulan kişilerde böbrek taşı riskinin arttığı görülüyor. Ancak aşırı kilolardan kurtulmak için sürdürülebilirliği olmayan, fayda yerine zarar veren, yüksek proteinli şok diyetlerden ve her türlü ‘bitkisel’ adı altında satılan ürünlerden kaçınmak gerekiyor.

  • Sıcak ve nem nedeniyle eve kapanmak

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem adeta göz açtırmıyor ve özellikle riskli gruptaki kişilerin güneşin dik olduğu saatlerde mümkünse evde kalmalarında fayda var. Yine, güneş ışınlarının dik ve yoğun geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarıda spor yapmak da tehlikeli olabileceğinden, günün erken ya da akşam saatleri dışarıda yürüyüş/ spor için uygun zamanlar. Ancak bazı kişiler yazın mevsimsel koşulları nedeniyle dışarıda değil yürüyüş yapmak, hiçbir aktivitede bulunmayarak eve kapanabiliyorlar. Hareketsizlik de sağlığa pek çok açıdan zarar verdiği gibi böbrek taşının görülme sıklığının da artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle egzersizi ihmal etmemek, hareketsiz kalmaktan kaçınmak gerekiyor.