Yazılar

adidas Originals ve Avavav’dan cesur ve mizahi iş birliği

adidas Originals, Avavav ile moda ve spor dünyasını ironik bir dille buluşturdukları ilk iş birliği koleksiyonunu tanıttı.

adidas Originals, ünlü İtalyan moda evi Avavav ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle dikkat çeken bir koleksiyon sunuyor. İlk olarak Milan Moda Haftası’nda “dünyanın en kısa mesafeli koşu rekorunu kırma” iddiasıyla sergilenen koleksiyon, ikonik adidas tasarımlarını Avavav’ın eğlenceli ve cesur dokunuşlarıyla yeniden yorumluyor. Koleksiyon, adidas’ın spor mirasını Avavav’ın sıra dışı tasarım diliyle buluşturarak modayı spora karşı bir ironi unsuru olarak ele alıyor.

adidas Originals by Avavav koleksiyonu, markanın mirasına mizahi bir yaklaşım getirerek, klasik spor giyim parçalarını abartılı ve dikkat çekici formlara dönüştürüyor. Koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında Avavav’ın ikonik dört parmaklı tasarım detaylarıyla yeniden hayal edilen Superstar spor ayakkabıları, kesik formlu eşofman üstleri ve abartılı omuz tasarımlarıyla dikkat çeken şişme montlar yer alıyor.

Kuzey ışıkları ve Ren geyikleri ile Norveç

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Zengin tarihi ve çeşitli manzaralarıyla İsveç, gezginlerin cenneti ve fotoğrafçıların rüyasıdır. Açık hava etkinliklerini seviyorsanız, kesinlikle daha iyisini bulmanız zordur. Hava ve su tertemizdir ve keşfedilecek binlerce dönümlük bozulmamış ormanlar ve görkemli göller vardır, kıyılarındaki geniş takımadalardan bahsetmiyorum bile.

Yollar ve toplu taşıma mükemmel; vatandaşlar her zaman dost canlısı ve yardımsever ve son yıllarda İsveç mutfağı ancak bir devrim olarak tanımlanabilecek bir şey geçirdi. Ünlü Viking istilacılarından kraliyet hanedanlarına ve imparatorluk entrikalarına kadar akıl almaz bir tarihi de hesaba katarsanız, kesin olan bir şey var: asla sıkılmayacaksınız.

İsveç’in turistik cazibe merkezleri, gösterişli saraylardan ve antik kentlerden uçsuz bucaksız Arktik manzaralarına ve ünlü Buz Oteli’ne kadar uzanır. Yapılacak o kadar çok şey var ki, tüm açık hava maceralarının ve tarihi hazinelerinin tadını çıkarmak için bolca zaman ayırmak isteyeceksiniz.

Gamla Stan, Stokholm

Stokholm’ün Gamla Stan olarak bilinen Eski Kent bölgesi, şehrin 13. yüzyılın ortalarında başladığı küçük ve yoğun bir alandır.

Ortaçağ yerleşim bölgesinin çoğu hala duruyor, ancak tipik İskandinav tarzında, düzenli olarak taze fırçalanmış ve boyanmış. Cazibesi, özellikle eski tüccar evleriyle çevrili ana meydanı Stortorget olmak üzere, meydanlarının etrafındaki dar taş döşeli sokakları ve Arnavut kaldırımlı sokakları boyunca uzanan mimaridedir.

Bu mahallede, çok sayıda mağaza, restoran ve kafenin yanı sıra Nobel Müzesi, Posta Müzesi, Kraliyet Madeni Para Dolabı ve birkaç kilise bulacaksınız.

Vasa Müzesi, Stokholm

Stockholm’deki Vasa Müzesi (Vasamuseet), İsveç’in en popüler müzesidir ve her yıl yaklaşık bir milyon ziyaretçi çekmektedir. Müze, tüm milletlerden turistlere hitap etmektedir ve İngilizce rehberli turlar ve sesli rehberler mevcuttur.

10 ayrı sergi ve dört müze gemisine ev sahipliği yapan Vasa’ya yapılacak bir ziyaret, başlı başına bir günlük gezidir.

Gününüzü dolu dolu geçirmek isteyenler için tesis bünyesinde bir mağaza ve restoran bulunmaktadır.

Ziyaret etmeye değer bir diğer Stockholm müzesi, fotoğrafçılık sanatını kutlayan değişen sergilerin yer aldığı yenilikçi bir galeri olan Fotografiska’dır.

Drottningholm Sarayı, Lovö

Lovö adasındaki masalsı Drottningholm Sarayı (Drottningholms slott) , UNESCO Dünya Mirası Alanıdır. Stockholm şehir merkezine yaklaşık 11 kilometre batıda yer alır (feribotla 45 dakika), bu da burayı Stockholm’den günübirlik mükemmel bir gezi haline getirir. 17. yüzyıldan kalma saray, artık İsveç Kraliyet Ailesi’nin resmi ikametgahıdır.

Pitoresk teraslı parkta, savaş ganimetleri olarak geri getirilen Bohemya ve Danimarka’dan bronz heykeller bulunmaktadır. 1700’lerin sonlarından kalma Çin Pavyonu’nu mutlaka ziyaret edin. 18. yüzyıldan kalma Saray Tiyatrosu (Drottningholms Slottsteater ) yaz aylarında hala performanslar için kullanılmaktadır.

Göta Kanalı, Göteborg’dan Stokholm’e

Genellikle İsveç’in en büyük mühendislik başarısı olarak tanımlanan Göta Kanalı (Göta kanal), 19. yüzyılın başlarından kalmadır ve 190 kilometre uzunluğundadır. Şu anda ülkenin önde gelen turistik cazibe merkezlerinden biridir ve İsveç’in kalbine benzersiz bir bakış açısı sunar.

Ayrıca, Vänern ve Vättern gölleriyle ve Trollhätte Kanalı’yla bağlantı kurarak, kuzeydoğudaki Stockholm’den güneybatıdaki Göteborg’a kadar uzanan bir su bağlantısının parçasını oluşturur.

47 köprü ve 58 kilit bulunan kanal, Vänern Gölü’ndeki Sjötorp’tan Baltık Denizi’ndeki Söderköping’e kadar uzanır. Yolcu gemileri arasından seçim yapabilir veya bir tekne kiralayıp kanalı kendi tarzınızda deneyimleyebilirsiniz.

Kiruna ve Buz Oteli, Lapland

Grönland’ın merkeziyle aynı enlemi paylaşan Lapland’daki Kiruna, İsveç’in en kuzeydeki kasabasıdır. Ayrıca hem Norveç hem de Finlandiya ile sınır komşusu olan ülkenin en büyük komününün ana kasabasıdır. Gece yarısı güneşi burada mayıs ortasından temmuz ortasına kadar görülebilir.

Dünyanın ilk Buz Oteli Jukkasjärvi, şehrin yaklaşık 17 kilometre dışındadır. Muhteşem odaları ve mobilyalarıyla ICEHOTEL, Torne nehrindeki buzdan inşa edilerek her yıl yeni bir tasarımla yeniden yaratılmaktadır.

Skansen ve Djurgården, Stokholm

Dünyanın en eski açık hava müzesi (ve dünyanın en büyüklerinden biri) olan Skansen, İsveç’in dört bir yanından gelen evlerden ve çiftlik evlerinden oluşan tarihi bir köydür. Birlikte, bu etkileyici şekilde korunmuş binalar 1720’den 1960’lara kadar çeşitli dönemlerde hem kırsal hem de kentsel kültürü temsil eder.

Burada kiliseler, okul binaları, malikaneler, dükkanlar, değirmenler, işçi evleri, zanaatkar dükkanları (bir cilthane, matbaa, kunduracı, tenekeci, tarakçı ve cam fabrikası dahil), bir fırın, bir füniküler demiryolu, ren geyiklerinin bulunduğu bir Sami kampı ve bir dizi tamamlanmış çiftlik evi bulunmaktadır.

Her tarafta geleneksel kafeler, restoranlar, büfeler ve hatta oteller bulunmaktadır. Enerjik hissediyorsanız kano ve bisiklet kiralama hizmeti de mevcuttur.

Visby, Gotland

Gotland adasında bulunan, orta çağ tarihiyle dolu, yıkık kiliselerle dolu, güllerle çevrili, surlarla çevrili Visby kasabası, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler için büyük bir çekim merkezidir.

Kasabanın etrafında şirin Arnavut kaldırımlı sokaklar kıvrılıyor ve keşfederken modern dünyada olma hissini kaybetmek çok kolay. Basamaklı alınlıklarla süslenmiş, birçok orta çağ ticaret evi ve 17. ve 18. yüzyıllardan kalma bazı ahşap binalar hala duruyor.

Açıkça, Visby’nin ‘Baltık’ın incisi’ olarak ünü ve UNESCO Dünya Mirası Alanı statüsü fazlasıyla hak edilmiş. Yaklaşık 700 yıl öncesine dayanan muhteşem surların kendi rehberliğinizde veya rehber eşliğinde yapacağınız bir gezi turu şart.

Stockholm Belediye Binası

İsveç’in en ünlü binalarından biri olan Stockholm Belediye Binası (Stockholms stadshus), 1911 ile 1923 yılları arasında, şaşırtıcı bir şekilde sekiz milyon tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Mimar Ragnar Östberg tarafından tasarlanan Ulusal Romantizm’in en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. 106 metre yüksekliğindeki kulenin tepesinde üç taç vardır.

Çok bilgilendirici bir tur, tarihi hakkında bazı bilgiler ve her yıl burada sunulan Nobel Ödülü hakkında bilgiler sunuyor. Turda, Nobel yemeğinin yapıldığı Mavi Salon olan Blå Hallen’i ve 18 milyon altın mozaik karoyla kaplı Altın Salon olan Gyllene Salen’i göreceksiniz.

Liseberg Tema Parkı, Göteborg

Liseberg, İsveç’te ziyaret edilebilecek en popüler yerlerden biridir ve park her yıl üç milyondan fazla ziyaretçiyi kendine çekmektedir. Çocuk atlıkarıncalarından ve bir masal şatosundan hız tutkunları için adrenalin dolu sürüşlere, çarpışan arabalara ve dört hız trenine kadar çok çeşitli ilgi çekici yerlere sahiptir.

Parkta yazın da konserler düzenleniyor ve hem İsveçli aileler hem de yurtdışından gelen ziyaretçiler için gerçek bir favori.

Kärnan ve Fredriksdal Açık Hava Müzesi, Helsingborg

Danimarka’nın Helsingor (Elsinore) kentinin Öresund Boğazı’nın karşısında yer alan Helsingborg kasabası tarihi mekanlarla doludur.

En belirgin özelliği ve ünlü simgesi, başlangıçta 14. yüzyılda kasabanın kalesi için bir gözetleme kulesi olarak inşa edilen Kärnan (Çekirdek) adlı devasa bir tuğla kuledir. Pazar meydanının (Stortorget ) başında durur ve 35 metre yukarıda yükselir. Hırslı turistler, aşağıdaki kasabanın ve Oresund Köprüsü ile Danimarka’nın muhteşem manzaralarını görmek için 190 basamağını tırmanabilir.

Oresund Köprüsü, Malmö

Malmö şehir merkezinden 15 dakikalık bir sürüşle ziyaretçiler muhteşem Oresund Köprüsü’ne ulaşır. 1999’da açılışından ve birkaç on yıl süren planlamasından bu yana dünya çapında ünlü olan yapı, hit Danimarka/İsveç TV dizisi ‘The Bridge’ ile daha da ünlendi.

Bu inanılmaz mühendislik başarısı artık İsveç’i Danimarka’ya ve dolayısıyla Avrupa kıtasına bağlıyor. Köprü hem raylı hem de karayolu ve Danimarka tarafında, Kopenhag havaalanındaki uçaklara çarpmamak için bir tünele dönüşüyor.

Domkyrka (Uppsala Katedrali), Uppsala

Uppsala Katedrali, bu şehrin tacıdır ve aslen 1270 civarında inşa edilmiştir. Yüzyıllar boyunca, her dönem kendi etkisini bırakarak eklemeler almıştır. En çarpıcı dış özellikleri, 19. yüzyılın sonlarında eklenen neo-Gotik kuleler ve aynı tadilat döneminden vitray pencerelerdir.

İçeride, 1707 yılında oyulmuş Barok minberdeki detaylara dikkat edin ve Kraliçe Margaret’in (yaklaşık 1400) giydiği altın brokar kaftanı ve 1160 yılında hükümdarlığı sona eren Kral Eric IX’un (St. Eric) son dinlenme yerinin bulunduğu kuzey kulesinin Gümüş Odasını ziyaret etmeyi unutmayın.

Sigtuna

İsveç’in ilk kasabası olarak ünlenen ve Viking döneminin son yüzyılı olan MS 980’de kurulan Sigtuna’nın pastoral köyü, Stockholm’ün kuzeyindeki Uppland’ın yemyeşil manzarasında, Mälaren Gölü’nün kıyısında yer almaktadır. Sigtuna’nın şaşırtıcı tarihi, günümüze kadar kalan orta çağ kiliselerinde, harabelerde, rün taşlarında ve binalarda bulunabilir.

“Bizim ülke olarak etrafımıza bakıp biraz daha vizyoner yaklaşmamız, proaktif olmamız gerekiyor”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin mevcut durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

1972 yılında 1618 sayılı yasayla kurulmuş olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, bugün 15 bini aşkın üyesi, 34 Bölge Temsil Kurulu ve 15 İhtisas Başkanlığı ile dünyanın en büyük turizm meslek kuruluşu konumunda bulunuyor. Yarım asrı aşkın birikim ve deneyimimizle ülke turizmini ileri seviyelere taşımak ve üyemiz seyahat acentalarını çağın gereksinimlerine hazırlamak için durmaksızın çalışıyoruz.

Son dönemde yaşanan çoklu global krizler, ülkemizdeki ekonomik dalgalanmaların seyahat sektörüne etkileri nelerdir? Bu durumla başa çıkmak için ne tür stratejiler geliştiriyorsunuz?

Turizmin küresel ve yerel düzeyde yaşanan ekonomik kriz ve olaylardan etkilenme potansiyeli çok yüksek olmasına karşın sektörümüzün özellikle de ülkemizdeki sektör temsilcilerimizin kriz yönetimi konusundaki tecrübeleri bu zorlu süreçleri en hızlı şekilde atlatmamıza olanak sağlıyor. Bununla birlikte sektörümüzün uzun yıllara yayılan sorunları da bulunuyor. Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde bu noktada en büyük sorunumuzu turizmin mevsimsellik ve sıkışmışlık etkisinden kurtulamaması oluşturuyor.

Bu bakımdan turizmin yıl ve ülke geneline yayılması stratejisi çok daha büyük bir anlam ve önem kazanmış durumda. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonundan hareketle hayata geçirdiğimiz “Turizm Yüzyılı” projemizin odak noktasını da bu strateji teşkil ediyor. Bu çerçevede önemli turizm potansiyeli barındıran ancak turizmde hak ettiği değeri bulamamış destinasyonları öne çıkarmayı hedefliyoruz. Projemizi, bu tanıma fazlasıyla uyan Burdur’dan başlattık, yeni destinasyonlarla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Sizce bu sektördeki en büyük zorluklar neler ve bu zorlukları aşmak için hangi yenilikçi adımları atmayı planlıyorsunuz? Gelecekteki seyahat trendlerini nasıl şekillendireceksiniz?

Seyahat ve tatil dünya genelinde yaygınlaştıkça küresel turizm hareketlerindeki yükseliş de devam ediyor. Bu da keskin bir rekabeti beraberinde getiriyor. Dünya turizmi pandemi öncesi dönemin ötesine geçen bir rekabet ortamına sahne oluyor. Fransa, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Mısır gibi Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülke dünya turizminden daha çok pay almak için mücadele ediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Mısır’ın Akdeniz kıyısında, Suudi Arabistan da Kızıldeniz kıyısında hayata geçirdikleri dev projelerle deniz-kum-güneş turizmi açısından yeni bir rekabet alanı açıyorlar. Deniz, kum, güneş turizmine dinlenceyi, eğlenceyi ve aktiviteyi katarak inanılmaz bir ürün zenginliğine doğru gidiliyor. Yani git gide bizim işimiz zorlaşıyor. Bizim ülke olarak etrafımıza bakıp biraz daha vizyoner yaklaşmamız, proaktif olmamız gerekiyor. Kültürel varlıklarımızı da işin işine katarak ürün zenginliğimizi rekabette üstün olduğumuz alanlarda geliştirmemiz lazım.

Yunan adalarının kapıda vize uygulaması Türk turizmini nasıl etkiledi? TÜİK araştırmalarına göre yurtdışına giden Türk sayısı ilk defa on milyonu aşmış. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? 

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre; vatandaşlarımızın gerçekleştirdikleri yurt dışı seyahat sayısı 2023 yılında 11 milyona ulaştı. Yunanistan’ın kapıda vize uygulaması ise bu yıl devreye girdi. Dolayısıyla kapıda vize uygulaması üzerinden yurt dışı çıkış verilerini değerlendirmek doğru olmaz. Ancak elbette kapıda vize uygulamasının turizmi hareketlendiren yönünü de göz ardı edemeyiz.

Biz turizmin sadece incoming odaklı bir faaliyet alanı olarak görmüyor, turizm ekonomisinin bütüncül bir yaklaşımla çok daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bu bakımdan incoming ve outgoing turizm hareketlerinin birbirini tamamlayan, destekleyen iki alan olduğunu düşünüyoruz.

Vatandaşlarımızın yurt içinde seyahat etmesi kadar yurt dışına seyahatler gerçekleştirmesi de topyekûn turizm hareketleri bakımından önem taşımaktadır. Yurt dışı turların gelişmesi, bu alanda faaliyet gösteren “outgoing acentaları” dediğimiz seyahat acentalarımızın iş hacimlerinin genişlemesini de beraberinde getirdiğinden turizm ekonomisine katkı sunan bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Sağlık turizmi, Türkiye’nin uluslararası arenada öne çıkmasını sağlayan bir alan. Seyahat acenteleri olarak bu potansiyeli nasıl daha iyi değerlendirebilir? Bu alanda ne tür projeler geliştirmeyi düşünüyorsunuz?

Sağlık turizmi dünyada en hızlı gelişim gösteren turizm segmentlerinden biri konumunda bulunuyor. Türkiye de sağlık turizmi alanında son yıllarda önemli adımlar atmış durumda. Modern hastanelerimiz, nitelikli sağlık personelimiz ve seyahat acentalarımızın nitelikli hizmet sunumuyla birlikte dünyada sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyoruz. Geldiğimiz noktada 3 milyar doları aşkın sağlık turizmi gelirine ulaşmış durumdayız. TÜRSAB olarak, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve ilgili tüm kuruluşlarla birlikte ülkemizde sağlık turizminin gelişimi konusunda çok yoğun bir şekilde çalışıyor, sağlık turizminden elde edilen geliri en yüksek seviyesine çıkartmaya gayret ediyoruz.

Dünyanın dört bir yanından turistleri ülkemize getiren seyahat acentalarımız, sağlık kuruluşları ile uluslararası hastalar arasında adeta bir köprü görevi görüyor. Şu anda yaklaşık 1200 seyahat acentamız doğrudan sağlık turizmi alanında faaliyet gösteriyor. Seyahat acentalarımız tarafından sunulan ve misafir memnuniyetini önceleyen hizmetler Türkiye’nin sağlık turizminde başarısını artırıyor. TÜRSAB olarak biz de düzenlediğimiz çalıştay ve etkinliklerle sağlık turizminin gelişimi için üyelerimizi sürekli destekliyoruz. Sağlık turizmindeki gelişimi hızlandırabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gastronomi ve sağlık turizmleri, turizmin kaçta kaçını kapsıyor? Neredeyse tüm şehirlerin gastronomi festivalleri var. Tüm şehirlerimiz gastronomide ünlü mü? Dış turizme etkisi var mı? Sadece iç turizme mi etkisi oluyor?

Gerek gastronomi gerekse sağlık turizmi harcama potansiyeli yüksek turistlerin oranının yüksek olduğu segmentler. Seyahat acentaları ise bu kategorideki turistleri ülkemize çekmek için kilit rol oynuyor. Özellikle gastronomi açısından Türkiye’deki mutfak çeşitliliği ve zenginliği de düşünüldüğünde dünyadaki rakip ülkelerle henüz tam anlamıyla yarışabiliyor değiliz. Gaziantep, Afyonkarahisar, Hatay’ın gastronomi alanında yaratıcı şehirler ağına girmesi sevindirici. Olmakla birlikte bu şehirlerimizin sayısını artırmalıyız.

Sağlık turizminde ise kişi başı gelir 2.000 dolardan başlıyor. Yetişmiş insan gücümüz ve gelişmiş sağlık altyapımızla daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahibiz. Bu noktaya gelinmesinde seyahat acentalarının katkısı büyük oldu. Bundan sonra da seyahat acentalarıyla sektör büyümeye devam edecek.

Yerli turizmi teşvik etmek için ne tür kampanyalar veya projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

Yurt içi turizm, turizmin gelişmesi bakımından son derece önem arz ediyor. Turizmde bir ülkenin gelişmişliğinin değerlendirilmesinde iç pazar önemli bir parametre olarak kabul ediliyor.  Yurtiçi turizm, en zor dönemlerinde sektörümüz için can suyu olan, kıymetini bilmemiz gereken bir pazar. TÜRSAB olarak bu perspektiften hareketle yurt içi turizme büyük önem veriyoruz. Yıllar önce başlattığımız erken rezervasyon kampanya süreçleriyle birlikte vatandaşlarımızda tatil rezervasyonu kültürünün oluşmasını sağladık. Pandemi döneminde önce “Vazgeçme Ertele” ve sonra da “Erken değil tam zamanı” mottosuyla hayata geçirdiğimiz kampanyalarla iç turizm hareketlerindeki devamlılığı sağlamak için önemli adımlar attık.

Bununla birlikte TÜRSAB olarak iç pazarda vatandaşların makul fiyatlı ürüne ulaşmasının önündeki en büyük engel olan konaklama hizmetlerinin sunulmasında yaşanan tekelleşme, bir diğer ifadeyle tek yetkililik sorununun çözülmesi için de hukuki süreci başlattık. Yurt içi turizmin gelişimi için çalışmalarımıza bundan sonra da devam edeceğiz.

Gelecek yıllarda seyahat sektöründe öne çıkmasını beklediğiniz trendler nelerdir? Seyahat acenteleri bu trendlere nasıl uyum sağlayabilir?

Turizmde geldiğimiz noktada gerek küresel düzeyde gerekse de ulusal ölçekte sürdürülebilirlik kaçınılmaz bir şekilde öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik turizmin gelişiminde önümüzdeki yıllarda da belirleyici trend olmaya devam edecek. Bu çerçevede kültürel mirasımızı ve turistik değerlerimizi geleceğe taşımak ve daha çok insanımızın turizmden gelir elde etmesini sağlamak için planlı bir turizm politikası izlememiz gerekiyor. Bunun için kamu ve özel sektörün birlikte çalışması ve halkta turizm bilinci oluşturulması son derece önemli. Öte yandan, özellikle pandemi dönemi ile ivme kazanan doğa macera turizmi, kamp-karavan turizmi gibi segmentlere yöneliş ve ilgi de sürüyor. Kişiye özel turizm ürünlerine olan ilgi artarak devam ediyor. Yeni teknolojik ve dijital imkanlarla hizmetin sunumunun kişiselleştirilmesi artık gelinen noktada daha çok aranıp talep ediliyor. Önemli gelişim kaydeden sağlık turizmi gibi alanlar başta olmak üzere pek çok segmentte kişiselleştirilmiş ürünler öne çıkıyor. Bu noktada seyahat acentalarının ve organize turların önemi daha da artıyor.

Türkiye 3-4 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar insanın ulaşabileceği yakın olarak nitelendirilebilecek destinasyonlar arasında yer alıyor. Bu anlamda Türkiye’nin konum avantajı ön plana çıkarken çevre duyarlılığı yüksek sürdürülebilir turizm türlerine olan ilgi artışına yanıt verebilecek bir stratejiyle hareket etmemiz önem taşıyor. TÜRSAB olarak biz de iklim değişikliğinin neden olacağı olumsuz etkilerin önüne geçilmesini sağlamanın yanı sıra seyahat acentalarımızın sürdürülebilir turizm konusundaki duyarlılığını artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Dijitalleşmenin, teknolojik yeniliklerin sektördeki rolü hakkında neler düşünüyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak dijital dönüşüm sürecinde hangi teknolojik yenilikleri önceliklendiriyorsunuz? Gelecekteki seyahat senaryolarını nasıl hayal ediyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak bu değişimlere nasıl hazırlıklı olmalıyız?

Dijitalleşme, çağımızın kaçınılmaz bir gerçeği. Y, Z, kuşakları derken, artık Alfa kuşağı da trendleri belirleyen süreçlere dahil olmaya başladı. Genç kuşakların davranış ve satın alma alışkanlıklarında dijital kanallar hiçbir dönemde olmadığı kadar kullanılır olmaya başladı. Seyahat acentalarının da bu dijital dönüşüme ayak uydurması önemli. Ama bu klasik manadaki seyahat acentalarının önemini de yok etmeyecek. Bunu en net şekilde pandemi döneminde gördük. Seyahat acentaları sahip oldukları organizasyon becerileri, kriz yönetimi konusunda sahip oldukları tecrübeyle misafirlerine en güzel şekilde hizmet vermeye devam ettiler. Pandemi bir kez daha gösterdi ki; turizmin tarihi seyahat acentalarıyla başladı, geleceği de seyahat acentalarıyla şekillenecek.

Bununla birlikte seyahat acentalarının da çağın gereksinimlerine uyum sağlamaları ve dijital imkanları kullanarak potansiyel zorlukları ve değişimleri yönetebilmeleri gerekiyor. Turizm şirketlerinin başarılı olma ve rekabeti sürdürebilme noktasında dijital dönüşümde aktif rol almaları kaçınılmaz görünüyor. Dijitalleşme seyahat etme ve yeni yerleri gezip görme istek ve ihtiyacını ortadan kaldırmayacak. Ancak seyahat planlaması ve rezervasyon süreçleri dijitalleşmenin etkisi ile değişip dönüşürken, bu durum gelecekte daha da ağırlık kazanacak.

TÜRSAB olarak biz de bu gerçekten hareketle sektörümüzü değişen tüketici talep ve beklentileri çerçevesinde geleceğe hazırlamak ve dijitalleşme süreçlerine katkıda bulunmak adına önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Türkiye Bilişim Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz ortak çalışma kapsamında uluslararası araştırma şirketi Ernst & Young ile altı ay süren bir çalışma neticesinde “Turizm Sektörü Dijitalleşme Yol Haritası Raporu”nu hazırlayıp sektörümüzün bilgisine sunmamız bu alanda atılan adımlar arasında yer alıyor.

Birliğimizin dijitalleştirilmesi ve üyelerimizin hizmetlerimize online sistemler üzerinden kolaylıkla ulaşabilmesini sağlayacak birçok çalışmaya da imza attık. Bu kapsamda üyelerimizin TÜRSAB KART, plaka sorgulama, plaka durum bildirimi, dijital doğrulama ve QR kod ile doğrulama sistemlerine ulaşabilecekleri TÜRSAB Mobil uygulamamızı hayata geçirdik. Üyelerimizin, TÜRSAB’daki işlemlerini daha hızlı ve kolay yapabilmeleri için özel yazılımlar geliştirdik.

Seyahat acentalarının dijitalleşen dünyada son gelişmelere uyum sağlamaları ve rekabet güçlerini artırmaları amacıyla TÜRSAB Acenta Yazılımı projesini ücretsiz olarak üyelerimizin hizmetine sunduk. Yüksek maliyetlerden dolayı acenta yazılımlarına ulaşamayan üyelerimizin bu alandaki ihtiyaçlarına yanıt verecek program; rezervasyon alma, veri bankası oluşturma, satış raporlaması yapma, internet üzerinden işlerini takip ederek rezervasyon yapabilme olanağı sağlıyor. Programı kullanan üyelerimiz, telefonla bile her yerden müşteri bilgilerine ulaşabilecek. Sürekli geliştireceğimiz programı, gelecekte online rezervasyonların da yapılabileceği bir platform haline getireceğiz.

Uluslararası seyahatlerde yaşanan (vize vd.) kısıtlamalar ve değişen kurallar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum, seyahat acentelerinin iş modellerini nasıl etkiliyor?

Pandemi sonrası başlayan vize sorunu her sene giderek arttı. Vize başvurularında randevu sürelerinin uzaması yığılmalara yol açıyor ve vize başvurularının yanıtlanması çok uzun zaman alıyor. Bununla birlikte vize başvurularındaki kabul oranlarında da büyük düşüşler yaşanıyor. 2014 yılında AB üyesi ülkelerin Türkiye’den gerçekleşen Schengen vize başvurularını reddetme oranı yüzde 4,4 seviyesinde iken 2023 yılı itibariyle bu oran yaklaşık 4 kat artışla yüzde 16,1 seviyesine yükseldi. Yurt dışına tur düzenleyen üye seyahat acentalarımız bu nedenle iş yapamaz hale geldi.

TÜRSAB olarak vize başvurularında yaşanan sıkıntılarla ilgili; birçok Avrupa ülkesinin temsilcisiyle Türkiye’deki diplomatik temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirerek vize konusundaki mağduriyetleri aktardık ve çözüm talebinde bulunduk. Gerek medya açıklamalarımız gerekse sosyal medya üzerinden konu ile ilgili dönem dönem yürüttüğümüz kampanyalar ile konuya dikkat çekip kamuoyu oluşturduk. Vize sorununa çözüm arayışları çerçevesinde vize aracı kuruluşları ile sürekli temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. Vize alımında aracı kuruluşlara yaptığımız ziyaretler dışında söz konusu kuruluşların yöneticilerini Birlik merkezimizde ağırlayarak üye acentalarımızla buluşturuyoruz. Vize başvuruları ve randevu süreçlerinde yaşanan sıkıntılar ve sistemsel sorunların aşılması ya da en aza indirgenmesi hususunda bilgi ve deneyim aktarımında bulunulmasına olanak sağlıyoruz.

Sektördeki iş birlikleri ve ortaklıklar hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu tür iş birliklerinin önemi nedir?

Günümüz dünyasında turizm tanıtımı ve pazarlamasında iş birlikleri ve ortak projeler her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda. Buradan hareketle TÜRSAB olarak sektör paydaşlarıyla iş birliğine her zaman önem veriyoruz. Ortak aklın önemine inanıyoruz. Aynı iş kolundaki acentalarımızın birlikte iş yapma kültürlerini geliştirecek, sektörü ileri taşıyacak biçimde ihtisas başkanlıklarımızın çalışmalarını yapmalarını sağlıyoruz. Sektörümüzdeki tüm etkinlikleri destekliyoruz. İstanbul Turizm Fuarı, Antalya Turizm Fuarı ve sağlık turizmi fuarları benzeri sektörel fuarlara destek veriyoruz.

Turizmde İspanya’yı niye geçemiyoruz?

İspanya, Akdeniz çanağındaki en büyük rakibimiz. 2023 yılı itibariyle Türkiye 49.2 milyon yabancı ziyaretçi ve 55,8 milyar dolar turizm geliri elde ederken, İspanya 85.1 milyon yabancı ziyaretçi ve 117,7 milyar dolar turizm gelirine ulaştı. Dolayısıyla İspanya ile Türkiye arasındaki turizm geliri makasının önemli oranda açık olduğunu görüyoruz.

Turizmde İspanya ile yarıştığımız kulvar daha çok kitle turizmi ekseninde paket tur ağırlıklı. Bu noktada turizmde bir vizyon değişikliğine ihtiyacımız var. Türkiye’nin, tarihi ve kültürel değerleriyle İspanya’dan çok daha büyük potansiyele sahip olduğunu öne çıkartmak gerekiyor. Turizmde ürün çeşitlendirmesi büyük önem arz ediyor. Turizmimizi yıl ve ülke geneline yayabildiğimiz ölçüde rekabet gücümüz artacaktır.

Son olarak, seyahat acenteleri birliği olarak, sektörün geleceği için en büyük hayaliniz nedir? Bu hayali gerçekleştirmek için hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?

Ülkemiz, turizmde mevcut seviyelerin çok daha üzerine çıkabilecek potansiyel taşıyor. Turizmimizi sürdürülebilir bir başarıya ulaştırmak ise biz turizmcilerin en büyük hayali. Bu noktada seyahat acentalarının rolü ve önemi çok büyük. Biz, seyahat acentalarının meslek örgütü olarak ortak akıl ve iş birliği içinde bunu gerçekleştirmeye hazırız.

Duyguları harekete geçiriyor

Ünlü Fransız parfüm markası Ex Nihilo, yeni parfümü The Hedonist Extrait için Carla Kuruçeşme’de özel bir davete ile tanıttı.

Ex Nihilo, Quintessence Koleksiyonu’na eklenen dördüncü üyesi The Hedonist Extrait için duyuları harekete geçiren bir davet gerçekleştirdi.

Ex Nihilo marka kurucularından Benoit Verdier ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe aralarında Ex Nihilo Türkiye distribütörleri Birgül Ulucan Öztürk ve Gamze Ulucan ve sanat iş dünyasından bir çok ünlü isim katıldı.

The Hedonist Extrait, Ex Nihilo’nun Quintessence Koleksiyonu’na eklenen dördüncü üye olarak markanın zarafet anlayışını yeniden tanımlıyor. Ünlü parfümör Jordi Fernández tarafından özenle yeniden formüle edilen bu koku, derinlikli yapısıyla dikkat çekiyor.

The Hedonist Extrait üst notalarında bergamot, zencefil ve greyfurt içeriyor. Bu canlı başlangıç, ten üzerinde etkileyici bir ilk izlenim bırakıyor. Orta notalarda bulunan sedir ağacı, akigalawood ve liçi parfümün dinamik yapısını korurken, sofistike bir zarafet katıyor. Alt notalarında ise vetiver, tonka fasülyesi, odunsu amber, paçuli notaları kokuya derinlik katarak mükemmel bir kalıcılık sağlıyor. Bu zengin birleşim, parfümü ciltte saatler boyunca hissedilen güçlü ve kalıcı bir silaja dönüştürüyor.

Ian Berry ‘Denim Ötesi (Beyond Denim)’

Sanatı ‘denim’ kumaşla anlatan ünlü İngiliz sanatçı Ian Berry’nin Türkiye’deki ilk sergisi olan ‘Denim Ötesi (Beyond Denim)’ Kalyon Kültür’de kapılarını açtı.

Sanatçının yirmi yıllık çalışma serüveninin en özel eserlerinin yanı sıra Kalyon Kültür için hazırladığı eserlerden oluşan bu sergi, 14 Şubat 2025 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.

Güneş, yeni şarkısını Paris’te kliplendirdi

Kariyerinin en başından bu yana sesi ve parçalarıyla dikkat çekmeyi başaran yetenekli müzisyen Güneş, yeni teklisi “Şehir Uyumaz”ı müzikseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Söz ve müziği her zamanki gibi Güneş’e ait olan parçanın prodüktörlüğünü ise Berkin Laleli ve TRVMEN üstlenirken, mix & mastering koltuğuna ise Gökhan Güler oturuyor. İcra ettiği müziğin yanı sıra görsel dünyaya da bir o kadar önem veren başarılı sanatçı yeni parçası “Şehir Uyumaz”ın klibi için Paris’e gitti. Paris’in çeşitli yerlerinde çekilen klipte Güneş her zamanki gibi yetenekli performansıyla izleyenleri büyülerken, iki günde çekilen klibin yönetmenliği Abdullah Yazıç imzası taşıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak olan Güneş’in yeni teklisi “Şehir Uyumaz” klibiyle birlikte 29 Kasım itibarıyla tüm dijital platformlarda yayında!

Sinan Kuran en büyük CZN Burak restoranına imza attı

Ünlü Mimar Sinan Kuran CZN Burak’ın Orta Doğudaki en büyük restoranına imzasını attı.

Yurt iç ve yurt dışında otel, mağaza, kafe, restoran ve ofisler olmak üzere 1500’den fazla projeye imza atan KRN Mimarlık’ın kurucusu Sinan Kuran, Hani Elwakil ve Maysoon Jamal ‘ın Dubaili fon şirketi Elwaki yatırımlarıyla hayata geçirilen Türkiye’nin marka değerlerinden CZN Burak’ın Orta Doğudaki en büyük restoranına imzasını attı.

Mısır’ın tarihine ve coğrafyasına özgün ışık, gölge ve dinginlik unsurlarının birleştiği Alçak katlı Antik Mısır yerleşimlerinden ilham alınarak zemin tavan ve duvarlarda kullanılan geometrik desenler, ikonik semboller ve hiyeroglif motifler, mermer, ahşap ve metal detaylarla buluştuğu mekan misafirlerini adeta büyülüyor.

Nakit alışveriş yerini kredi kartına bıraktı

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Consumer Panel yeni verileri “ödeme yöntemleri”nden kredi kartı kullanımı içermektedir.

Eylül 2024 döneminde ilk kez nakit alışverişe kıyasla daha fazla harcama kredi kartıyla yapıldı. Eylül 2024 döneminde Türkiye’deki haneler toplam hızlı tüketim ürünü harcamasının %49’unu kredi kartıyla, %48’ini nakit ödedi.

Ipsos Türkiye

Yılın başına kıyasla market alışverişlerinde nakit ödemeden kredi kartına geçiş net bir şekilde görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Eylül 2024 döneminde Marmara Bölgesi’ndeki haneler her 100 liralık hızlı tüketim ürünü alışverişinin 58’ini kredi kartıyla ödedi. Harcamaların daha fazlasının kredi kartıyla yapılmaya başlanması, Marmara Bölgesi’nde Şubat ayında başladı!Ipsos Türkiye

Marmara, Ege, Akdeniz haricindeki bölgelerde harcamalar ağırlıklı olarak nakit yapılmaya devam ediyor, ancak hepsinde kredi kartına yönelme hareketi farklı derecelerde de olsa görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 Kredi kartına yaslı market alışverişi olan hanelerde zincir marketlerin payı çok daha yüksekken, indirim marketlerinin payı böyle bir değişkenlik göstermiyor. 

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; Harcamalarda nakit kullanımının düşüşü uzun süredir tüketici davranışlarında bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en net yansımalarından birini market alışverişlerinde giderek artan kart kullanımına bağlı olarak görüyoruz: Haftada 4-5 kez yapılan ve hanelerin genel gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik harcamalarından oluşan bu alışverişlerin Eylül ayında %49’u kredi kartı kullanarak, %48’i nakit, %3’ü yemek-hediye çeki gibi diğer yöntemlerle yapıldı. Bu oranlarla Ocak ayından bu yana ilk kez kredi kartıyla yapılan market harcaması miktarı nakit harcamayı geride bıraktı. Tabii Türkiye’nin her bölgesinde ve her perakendeci tipinde bu tablo aynı şekilde değil: Örneğin Marmara Bölgesi’nde kredi kartıyla yapılan harcamalar toplam harcamanın %58i iken Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bu oran %28; zincir marketlerde kredi kartı kullanımı indirim marketlerine göre daha yoğun. Ancak tüm kırılımlarda Ocak ayına göre kredi kartıyla ödemelerde önemli artış görülmekte. Türkiye’deki hanelerin yarıdan fazlası market harcamalarının en fazla üçte ikisini kredi kartıyla gerçekleştirirken kredi kartına geçişin kırılma noktası 300 TL üzerindeki sepetlerde başlıyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Ayça Varlıer cadı oldu

Tüm zamanların en sevilen Broadway müzikallerinden biri olan “Wicked”, büyülü hikayesini şimdi beyaz perdeye taşındı. Film, prestijli eleştiri platformu Rotten Tomatoes’da aldığı etkileyici %96’lık puanla müzikal film türünde yeni bir rekor kırdı ve eleştirmenlerden tam not aldı.

Başrolde, yeşil cadı Elphaba karakterine Türkiye’nin sevilen sanatçısı Ayça Varlıer hayat veriyor. Varlıer’in etkileyici performansı ve güçlü sesi, karaktere derinlik katarak izleyicileri adeta büyülüyor. Bu özel katkı, Türk izleyiciler için filmi daha da anlamlı kılıyor.

“Wicked”, görsel efektleri, unutulmaz müzikleri ve sürükleyici hikayesiyle sinemaseverlere eşsiz bir deneyim sunuyor. Büyüleyici atmosferi ve etkileyici oyunculuklarıyla film, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir ilgiyle karşılandı.

Bilfen, Öğretmenler Günü’nü Murat Boz şarkıları ile kutladı

Bilfen Eğitim Kurumları “24 Kasım Öğretmenler Günü”nü coşku ile kutladı. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen ve binlerce öğretmenin katıldığı gece “Kıdem Ödülleri Töreni” ile başladı. Sanatçı Murat Boz’un muhteşem sahnesi ile devam eden kutlamada öğretmenler, doyasıya eğlendi.

Eğitimde 36 yılını geride bırakan, eğitim sektörünün en başarılı markalarından biri olan Bilfen Gecede anaokulundan liseye kadar tüm kademelerde görev yapan öğretmenler ve çalışanlar kıdem ödüllerini Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk’ün elinden aldı.

Bilfen Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk gecede yaptığı konuşmada; “Büyük ve güzel işler güçlü ekiplerle gerçekleşir. Eğitim sistemine yön veren uygulamalarıyla Bilfen, her zaman değişime açık, yenilikçi bir kurum olmuş ve büyük başarılara imza atmıştır. Bu yıl Bilfen’in kuruluşunun 36. yılı. Kurucumuz Osman Öztürk’ün yıllar önce kurduğu hayalini, sizlerle beraber gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Sevginiz, sabrınız ve emekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, daha nice yıllar birlikte olmayı diliyorum. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.” dedi.

Murat Boz, öğretmenler için sahnede!

Türk pop müziğinin ünlü ismi Murat BOZ, bu kez öğretmenler için sahnedeydi.  BOZ, muhteşem performansı ile geceye damgasını vururken öğretmenler, unutulmaz bir müzik ziyafetiyle doyasıya eğlendi. Sahnedeki enerjisi ve repertuarında yer alan “Jantı”, “Uçurum”, “Geri Dönüş Olsa”, “İltimas”, “Adını Bilen Yazsın”, “Püf” gibi birbirinden güzel şarkılarını öğretmenler için seslendiren Boz, performansı ile izleyenleri kendisine hayran bıraktı. Kendisinin de bir öğretmen çocuğu olduğunu söyleyen Boz, böyle anlamlı bir gece de binlerce öğretmenin karşısında sahne almaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.