Yazılar

Bodrum’da Yaz Sofraları Inari Kujira ile Açılıyor

Bodrum’un gastronomi sahnesinde öne çıkan adreslerden Inari Kujira, 2026 yaz sezonunda yeniden kapılarını açıyor. Japon mutfağının rafine tekniklerini çağdaş dokunuşlarla yorumlayan mekan, The Bodrum EDITION’ın etkileyici manzarası eşliğinde misafirlerine unutulmaz bir lezzet atmosferi sunacak.

Inari Kujira

Mayıs sonunda başlayacak servislerde, Ege’nin mevsimsel ürünleri Japon mutfağının incelikli teknikleriyle buluşacak. Sushi ve sashimi çeşitleri, şef imzalı özel tabaklar ve özgün kokteyl seçkisiyle yaz akşamları yeniden şekillenecek. Gün batımında başlayan akşam servisleri, zarif tasarım ve detaylara odaklanan sunumlarla birleşerek Bodrum’un yaz takviminde en çok konuşulacak gastronomi buluşmalarından biri olmaya aday.

Inari Kujira

Inari Kujira, yalnızca bir akşam yemeği değil; müzik, atmosfer ve ritmiyle bütüncül bir yaz akşamı deneyimi sunuyor. Mekânın sade çizgilerle tasarlanmış dekorasyonu, incelikli sunumlarla dengelenirken, Japon geleneğine saygı duyan ancak modern dokunuşlardan çekinmeyen mutfak anlayışı dikkat çekiyor.

Inari Kujira

Bodrum’un ruhundan ilham alan menüde, Ege’nin mevsimsel ürünleri Japon mutfağıyla harmanlanıyor. Bu özel buluşma, hem yerel tatların modern yorumlarla yeniden hayat bulduğu hem de uluslararası gastronomi sahnesinde Bodrum’un iddiasını güçlendiren bir deneyim olarak öne çıkıyor.

Inari Kujira

#InariKujira #BodrumGastronomi #TheBodrumEdition #JaponMutfağı #Gurme2026 #EgeLezzetleri #FineDining #BodrumYazSezonu #GastronomiDeneyimi #YazLezzetleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tüpraş Stadyumu’nda Enerji Dolu Bir Gece

Dünyaca ünlü Belaruslu sanatçı Max Korzh, 6 Haziran 2026’da İstanbul Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda sahne alacak. Avrupa ve Doğu Avrupa’da verdiği stadyum konserleriyle geniş bir hayran kitlesine ulaşan Korzh’un İstanbul performansı, yaz sezonunun en dikkat çekici uluslararası konserlerinden biri olarak öne çıkıyor.

2012’den bu yana enerjik sahne performansları ve milyonlarca dinlenen hit parçalarıyla global bir dinleyici kitlesi yakalayan sanatçı; rap, hip-hop, pop ve rock öğelerini kendine özgü tarzıyla birleştiriyor. “The Sky Will Help Us”, “Live High”, “Optimist”, “Control” ve “Raznesem (Crash the Stadium)” gibi parçalarıyla tanınan Korzh, konserlerinde güçlü ritimleri ve samimi sözleriyle seyirciyle doğrudan bağ kurmasıyla biliniyor.

İstanbul konserinde hem en sevilen hitlerini hem de yeni çalışmalarını seslendirecek olan Max Korzh, görsel şovları ve yüksek enerjili sahne prodüksiyonu ile stadyumu dolduracak. Bilet satışları sanatçının resmi internet sitesi maxkorzh.asia ve fridayticket.com üzerinden takip edilebiliyor.

 

#MaxKorzh #İstanbulKonserleri #TüpraşStadyumu #Konser2026 #MüzikVeEğlence #LiveMusic #RapHipHopRock #StadyumKonseri #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Helikobakter Pylori ve Tuz: Tehlikeli İkili

Mide sağlığını olumsuz etkileyen birçok faktör olduğunu belirten uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin bunlardan bir olduğunu söylüyor.
Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere yol açmasa da ciddi riskler oluşturabildiğini ifade eden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi. Özellikle Helikobakter pylori gibi bakterilerin çoğalmasını kolaylaştıran bu durumun, mide kanseri riskini artırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, sigara ve alkol kullanımıyla birleştiğinde ise tehlikenin daha da büyüdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Atamer ayrıca günlük sodyum tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ve gizli tuza karşı farkındalık oluşturulması konusunda uyardı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Fazla tuz tüketimi kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir!
Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere neden olmasa da, mide sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak mide kanseri riskini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi.
Sürekli tahriş olan mide yüzeyinin, adeta zımpara kağıdıyla aşındırılmış gibi hassaslaşacağını ve bunun da iltihaplanma süreçlerini tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle turşu, konserve ve yüksek tuz içeren fermente gıdaların sık tüketildiği toplumlarda mide kanseri oranlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, mide kanseriyle ilişkili bir bakteri olan Helikobakter pylori’nin yüksek tuzlu ortamda daha kolay çoğalabilmesidir. Tuz, bu bakterinin mide duvarına verdiği zararı artırarak kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.
Sigara ve alkol kullanımıyla birlikte yüksek tuz tüketimi kanser riskini artırabilir!
Tuz tüketiminin diğer risk faktörleriyle birleşmesinin de tehlikeyi büyüttüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Sigara ve alkol kullanımı, mide zarını zayıflatarak tuzun olumsuz etkilerini artırır ve birlikte değerlendirildiğinde kanser riskini daha da yükseltebilir.” dedi.
Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunması büyük önem taşıdığı uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “Genel olarak günlük sodyum alımının 2.300 miligramı aşmaması önerilir. Ancak çocuklar, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastalığı bulunan bireyler için bu miktarın daha da düşük olması gerekir.” açıklamasını yaptı.
Dengeli tuz tüketimi sağlığı korur!
Modern beslenme alışkanlıklarında ‘gizli tuz’un önemli bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Cipsler, hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, dondurulmuş yemekler ve hatta bazı ekmek çeşitleri beklenenden çok daha fazla sodyum içerebilir. Örneğin, bir porsiyon konserve çorba 800 miligramdan fazla sodyum içerebilir; bu da günlük önerilen miktarın önemli bir kısmını tek başına karşılayabilir.” dedi.
Tuz tüketimini azaltmanın, lezzetten ödün vermek anlamına gelmediği değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yemeklerde sarımsak, kırmızı biber, kekik gibi baharatlar ve limon gibi turunçgiller kullanılarak daha zengin ve dengeli tatlar elde edilebilir. Ayrıca alışveriş yaparken ürün etiketlerindeki sodyum oranını kontrol etmek ve ‘az tuzlu’ ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha kritik bir konudur. Fazla tuz alımı, bu hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir. Bu nedenle dengeli ve kontrollü bir tuz tüketimi, hem mide sağlığını korumak hem de genel sağlığı desteklemek açısından büyük önem taşır.”

#Sağlık #MideSağlığı #TuzTüketimi #MideKanseri #GizliTuz #Beslenme #SağlıklıYaşam #ÜsküdarÜniversitesi #ProfAytaçAtamer #Gastroenteroloji #RegnumHotels #RegnumTheCrown #RegnumCarya #AntalyaTurizmi #Belek #LüksTatil #Turizm2026 #Gastronomi #DeneyimOdaklıTatil #SessizLüks #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Renkler ve Katmanlarla Bilinç Yolculuğu

Sanatçı Naz Kökbudak, yeni kişisel sergisi “Inner Cosmos: The Power of Imagination” ile 21 Nisan – 16 Mayıs tarihleri arasında Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Toplam 20 eserden oluşan seçki, içsel deneyimler ile evrensel döngüler arasındaki ilişkiyi merkezine alarak izleyiciyi algı, bilinç ve dönüşüm kavramları ekseninde düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

Kökbudak’ın sanat pratiği, doğrudan gözleme dayalı temsilden ziyade içsel imgelerin görselleştirilmesine dayanıyor. Akrilik boya, pigment, yoğun doku pastaları ve epoksi/reçineyi bir arada kullandığı çok katmanlı yüzeyler; ışık, derinlik ve hareket hissi yaratarak eserleri yalnızca görsel değil, aynı zamanda deneyimsel bir alan haline getiriyor.

Sanatçının renk kullanımı kavramsal anlatının temel taşıyıcısı olarak öne çıkıyor: kırmızı ve bordo tonları yaşam enerjisi ve içsel güce; lacivert ve derin uzay tonları sonsuzluk ve bilinmeyene; parlak ve metalik yüzeyler ise farkındalık ve bilinç açılımına işaret ediyor. Serginin merkezinde yer alan “Nazar Serisi”, evrenin döngüsel yapısından hareketle insanın tekrar eden düşünce ve deneyimlerini simgeliyor. “Piece of Mars” adlı çalışma ise gezegensel çarpışmaları yaşamın kırılma anlarıyla ilişkilendirerek dönüşüm fikrine odaklanıyor.

Naz Kökbudak’ın “Inner Cosmos: The Power of Imagination” sergisi, 21 Nisan itibarıyla Gama Gallery’de ziyaret edilebilecek.

Sergi Alanı: Gama Gallery

Adres: Turnacıbaşı Cd. No: 21 Beyoğlu/İstanbul

Tarih: 21 Nisan – 16 Mayıs 2026

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00 – 18:00 arası

 

#NazKökbudak #InnerCosmos #GamaGallery #SanatSergisi #HayalGücü #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatVeBilinç #KozmikEnerji #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Yedi Yaşıma Girmeden Önce” İşaret Dili’yle Çocuklara Ulaşıyor

Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Seda Mit’in resimlediği, ana karakteri işitme engelli bir kız çocuğu olan “Yedi Yaşıma Girmeden Önce Bilmem Gerekenler” adlı öykü kitabı, Redhouse Kidz ve SEV Amerikan Koleji’nin ortak sosyal sorumluluk projesiyle Türk İşaret Dili’ne uyarlandı. Kitabın arkasındaki karekod sayesinde çocuklar, İşaret Dili Eğitmeni Bergüzâr Aksoy Gürer tarafından hazırlanan videoya erişerek öyküyü işaret diliyle izleyebilecek.

Nitelikli Edebiyat Her Çocuğun Hakkı

Uluslararası The White Ravens kataloğuna seçilen eser, işitme engelli çocukların edebiyata erişimini kolaylaştırırken, işaret dilini öğrenmek isteyen tüm çocuklara da yeni bir kapı aralıyor. SEV Amerikan Koleji öğrencilerinin gönüllü katkılarıyla hazırlanan video, okulun e-learning stüdyolarında çekildi. Proje, nitelikli çocuk edebiyatına erişimin her çocuğun hakkı olduğu bilinciyle hayata geçirildi.

 

#YediYaşımaGirmedenÖnce #TülinKozikoğlu #SedaMit #RedhouseKidz #SEVAmerikanKoleji #İşaretDili #ÇocukEdebiyatı #NitelikliEdebiyat #TheWhiteRavens #SosyalSorumluluk #HerÇocuğunHakkı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mercedes-Maybach, “The Devil Wears Prada 2” ile Sahneye Çıkıyor

Mercedes-Benz’in en prestijli markalarından Maybach, 20th Century Studios imzalı merakla beklenen “The Devil Wears Prada 2” filmiyle güçlü bir iş birliğine imza attı. Filmin baş karakteri Miranda Priestly’nin aracı olarak konumlanan Mercedes-Maybach S-Serisi, gücün, zarafetin ve ayrıcalığın simgesi olarak hikâyede merkezi bir rol üstleniyor. Bu iş birliği, markanın “The Art of Arrival” felsefesini odağına alarak sinema ve moda dünyasında ikonik bir buluşmaya sahne oluyor.

“The Art of Arrival” Felsefesiyle Ayrıcalığın Yeni Tanımı 

Maybach, zamansız stil anlayışını sinema dünyasının en ikonik evrenlerinden biriyle buluşturuyor. 1 Mayıs’ta vizyona girecek devam filminde Mercedes-Maybach S-Serisi, üstün işçiliği, rafine gücü ve zarafetiyle Miranda Priestly’nin dünyasına eşlik ediyor. Mercedes-Benz Group AG yöneticisi Christina Schenck, “Filmin geri dönüşünü aracımızın aynı derecede güçlü ve stil sahibi konumlandırmasıyla kutluyoruz” derken, Disney yöneticisi Lylle Breier ise “Varışın sanatı, Maybach ile kusursuz bir şekilde hayat buluyor” ifadelerini kullandı.

 

#MercedesMaybach #TheDevilWearsPrada2 #TheArtOfArrival #SClass #LüksOtomobil #ZamansızStil #ModaVeOtomobil #MaybachDeneyimi #SinemaİşBirliği #İkonikVarış #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Güçlü olmak her zaman dimdik durmak değildir; bazen en büyük güç, kırıklığı kabul etmektir.”

 Türk pop müziğinin güçlü kadın seslerinden Reyhan Karaca, yıllardır sahnede ve stüdyoda kendine özgü yorumuyla iz bırakıyor. Duygularını olduğu gibi aktaran, sahiciliğiyle dinleyicinin kalbine dokunan Karaca, yeni albümüyle müzik yolculuğuna içten bir sayfa daha ekliyor. “Ağla Gönlüm” şarkısıyla kırgınlık, kabulleniş ve içsel vedalaşmayı anlatan sanatçı, kariyerinde kadın olmanın getirdiği zorluklara rağmen kendi sesini duyurmayı başarmış, özgünlüğüyle pop müziğin en özel isimlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Reyhan Karaca

Yeni albümünüzün hazırlık süreci nasıl geçti, sizi en çok hangi duygu yönlendirdi? 

“Ağla Gönlüm” aslında bir şarkıdan fazlası… benim içimde uzun zamandır susturduğum bir duygunun dışarı çıkma hali. Bu süreçte kendime şunu sordum: “Gerçekten ne hissediyorum?”

Cevap çok netti: Kırgınlık, kabulleniş ve biraz da içsel bir vedalaşma…

Bu şarkıyı söylerken hiçbir şeyi süslemedim. Çünkü bazı duygular vardır ya olduğu gibi anlatırsın ya da hiç anlatamazsın. “Ağla Gönlüm” tam olarak öyle bir şarkı benim için…

Albümdeki şarkılarınızda hangi temaları öne çıkarmak istediniz? 

“Ağla Gönlüm”le birlikte aslında şunu anlatmak istedim: Güçlü olmak, her zaman dimdik durmak değildir. Bazen en büyük güç, içindeki kırıklığı kabul etmektir.

Bu şarkıda aşk var ama acının içinden geçen bir aşk… Gurur var ama sessiz bir gurur… Ve en önemlisi, insanın kendiyle yüzleşmesi var.

Çünkü insan en çok, sustuğu yerde yoruluyor. Ben bu şarkıda o suskunluğu konuşturdum.

Reyhan Karaca

Bugünün müzik dünyasında kadın sanatçıların sesini duyurması sizce nasıl bir yol izliyor? 

Eskiden kapılar daha kapalıydı, şimdi anahtarlar çoğaldı ama rekabet de çok büyüdü. Kadın sanatçılar artık daha görünür ama aynı zamanda daha çok sınanıyor. Yine de sesini gerçekten bilen bir kadın, eninde sonunda duyuluyor.

90’lardan bugüne pop müzikte kadın sanatçı olarak yol almak nasıl bir deneyim oldu? 

Çok şey gördüm, çok şey öğrendim. 90’lar daha saf ama daha zor bir dönemdi. Şimdi her şey daha hızlı ama daha yüzeysel. Ben o iki dünyanın arasında kalmadım, ikisini de içimde özümsedim.

Erkek sanatçıların daha çok ön planda olduğu bir piyasada, kendi sesinizi duyurmak için hangi yolları denediniz? 

Hiç kimsenin gölgesinde durmamayı seçtim. Kendi hikâyemi anlattım, kendi duygumla söyledim. Çünkü taklit edilen değil, hissedilen kalıyor.

Kariyerinizde sizi en çok zorlayan dönem hangisiydi, nasıl aştınız? 

Sessiz kaldığım dönemler… İnsan unutulduğunu sanıyor ama aslında kendini yeniden kuruyor. Ben o dönemlerde müziğe değil, kendime yatırım yaptım. Sonra zaten her şey yerine oturdu.

Reyhan Karaca

Pop müzikte kadın sanatçı olmanın en büyük avantajı ve dezavantajı sizce nedir? 

Avantajı şu: Duyguyu çok derin anlatabiliyoruz. Dezavantajı ise sürekli görünüş üzerinden değerlendiriliyor olmak. Ses ikinci plana atılabiliyor bazen.

Güzellik, kıyafet, sahne imajı gibi konularda kadınların erkeklere göre daha fazla baskı altında olduğunu düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle. Kadın sahneye çıkınca önce nasıl göründüğüne bakılıyor. Erkek sahneye çıkınca ne söylediğine. Bu çok net bir fark. Bu yüzden de hep kendimi yeniledim ve hâlâ yeni çıkmış bir şarkıcı gibi heyecanla yenilikleri takip ediyorum.

Bu baskılarla başa çıkmak için kendi yöntemleriniz neler? 

Kendime şunu söyledim: “Beğenilmek için değil, kendim olmak için varım.” O noktadan sonra hiçbir yorum insanı yıkamıyor.

Kadın sanatçı olarak sahnede kendinizi ifade ederken en özgür hissettiğiniz an hangisi oldu? 

Şarkının içinde kaybolduğum an… O an ne kamera var ne seyirci ne de yargı. Sadece ben ve müzik kalıyoruz.

Günlük hayatınızda müziğin dışında sizi en çok besleyen şey nedir? 

Yalnız kalabilmek… Sessizlik benim en büyük ilhamım. Bir de hayata dışarıdan bakabilmek.

Reyhan Karaca

Kadın sanatçı olarak toplumdan aldığınız destek ve eleştiriler arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? 

Destek motive eder, eleştiri büyütür. Ama ikisini de dozunda almak gerekiyor. Çünkü ikisi de insanı yanlış yere götürebilir.

Genç kadın müzisyenlere en önemli tavsiyeniz ne olurdu? 

Kimseye benzemeye çalışmasınlar. Çünkü en güçlü şey, insanın kendi sesidir.

Yeni albüm sonrası müzik yolculuğunuzda hangi projeler sizi heyecanlandırıyor? 

Daha sahici, daha çıplak işler yapmak istiyorum. Belki akustik projeler, belki sürpriz iş birlikleri… Ama hepsinde tek şartım var: Gerçek olması. Daha çok şarkı üretip daha fazla kitlelere ulaşmak istiyorum.

Dijital çağda kadın sanatçıların kendilerini ifade etme imkânları sizce nasıl değişti? 

Artık kimseye ihtiyaç duymadan sesini duyurabiliyorsun. Ama bu sefer de gürültünün içinden sıyrılman gerekiyor. Yani özgürlük arttı ama mücadele şekil değiştirdi.

Hayalinizdeki sahne veya iş birliği nedir? 

Aslında benim için hayal artık büyük sahnelerden çok, doğru duyguyu paylaşabildiğim anlar…

Uzun zamandır içimde olan bir şey var: Genç meslektaşlarımla bir araya gelip birlikte üretmek. Onların enerjisiyle benim birikimimin buluştuğu, samimi ve sahici projeler yapmak istiyorum.

Bir de yıllardır ertelediğim bir şey… o düet meselesi.

Doğru zamanı, doğru sesi bekledim hep. Artık hissediyorum, o zamanı geldi. İçime sinen, gerçekten kalpten bir düet yapmak ve onu hayata geçirmek istiyorum. Çünkü bazen iki ses, tek başına anlatamadığını çok daha derin anlatabiliyor.

Reyhan Karaca

#ReyhanKaraca #AğlaGönlüm #YeniAlbüm #PopMüzik #KadınSanatçılar #MüzikRöportaj #PauseDergi #TürkMüziği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Hayalim, Tarihteki güçlü kadın kahramanları ekrana taşımak

Genç yaşına rağmen sahne ve kamera önünde güçlü bir duruş sergileyen Ayşe Sena Tiroğlu, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş bir isim. Aynanın karşısında roller biçip oynayan küçük bir kızdan, bugün tiyatro ve dizi dünyasında kendini kanıtlayan bir oyuncuya dönüşen Tiroğlu, hem samimi hem de kararlı tavrıyla dikkat çekiyor. Oyunculuk serüvenini, sektördeki zorlukları ve gelecek hayallerini bizimle paylaştı.

Röportaj: Eyüp Sağsalim

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı, sizi bu yola yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

6 yaşımdan beri hep oyuncu olmak istiyordum. Tiyatro ve drama kurslarına gittim, annem de destek oldu; setlere, tiyatroya götürüyordu. Hayalimden hiç vazgeçmedim. Herkes doktor, mühendis olmak isterken ben oyuncu olacağım diyordum. Aynanın karşısında kendime roller biçip oynuyordum. Sonra konservatuarı kazandım, okulu bitirdikten sonra bir süre çocuklara amatörce drama eğitimi verdim. Ardından profesyonel anlamda tiyatro ve kamera önü devam etti.

Genç yaşta dizi ve film sektöründe yer almak nasıl bir deneyim, sizi en çok hangi yönüyle etkiliyor?

Keyifli ama zor bir süreç. Normalde içime kapanık biriydim, oyunculuk beni çok değiştirdi. Özgüvenimi, duruşumu, diksiyonumu geliştirdi; içimden başka bir ben çıkardı.

Bugüne kadar oynadığınız roller arasında sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren hangisiydi?

Bütün rollerimi severek oynadım. Zorluk yaşamadım ama tiyatrodan kamera önüne geçtiğim dönemde bazı sıkıntılarım oldu.

Ayşe Sena Tiroğlu

Kamera önünde kendinizi ifade ederken en çok hangi duyguyu yansıtmayı seviyorsunuz?

Ben özümde neşeli ve hayat dolu biriyim. Eğlendirirken, güldürürken düşündürmeyi seviyorum. Ama dram rolleri geldiğinde karakterimin dışına çıkmak beni mutlu ediyor.

Set ortamında sizi en çok motive eden şey nedir?

Küçük bir rol bile olsa, oradan güzel bir karakter çıkarıp başardığımı hissetmek.

Kariyerinizde örnek aldığınız, hayranlık duyduğunuz oyuncular var mı?

Kesinlikle Gonca Vuslateri. Bana göre karakter oyuncusu; bütün rollerinde duyguyu en iyi şekilde yansıtıyor.

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk dışında hayatınızda sizi besleyen hobiler veya ilgi alanları neler?

Dans etmeyi, yüzmeyi, yoga yapmayı ve tiyatro izlemeyi çok seviyorum.

Genç bir oyuncu olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler ve bunlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bu sektörde ne kadar yetenekli olursanız olun kendinizi kabul ettirmenin zorluğunu yaşıyorsunuz. Ben çocukluk hayalimi kaybetmek istemediğim için savaşmaya devam edeceğim.

Gelecekte hangi tür projelerde yer almak, hangi karakterleri canlandırmak isterdiniz?

Tarihimizde yer almış önemli kadın kahramanları oynamak isterim. Ekranda güzellik algısını kırıp karakter oyuncusu olarak devam etmek hayalim.

Hayranlarınıza ve sizi takip eden gençlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Her mesleğin zorluğu vardır ama oyunculukta sabır ve sevgi olmazsa sürdürülmüyor. Ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin.

#AyşeSenaTiroğlu #GençOyuncu #OyunculukHayali #TiyatrodanEkrana #HayallerindenVazgeçme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nisan 2026 burç yorumları

Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın ilk üç haftası sizin için parlayacağınız dönem. Dolunay (1 Nisan) ihtiyaçlarınızı dile getirme cesareti veriyor. Mars (9 Nisan) enerjinizi artırırken, 13’ünde karar vermekten kaçının. Merkür (14 Nisan) özgüveninizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) görünümünüzü yenilemek için ideal. Güneş (19 Nisan) para alanınıza geçiyor, gelir artışı mümkün. Uranüs (25 Nisan) İkizler’e geçerek sezgilerinizi güçlendirecek.

Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ay sakin başlıyor. Dolunay (1 Nisan) iş görevlerini sonlandırıyor. 13’ünde şanslı bir gün, beklenmedik kazançlar olabilir. Yeni Ay (17 Nisan) kendinize zaman ayırın. Güneş (19 Nisan) burcunuza geçiyor, özgüveniniz artıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal dalgalanmalara işaret ediyor, bütçenizi sağlam tutun.

İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. Dolunay (1 Nisan) romantik fırsatlar getiriyor. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) sosyal enerjinizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) parti vermek için ideal. 20 Nisan pazarlık için en iyi gün. Venüs (24 Nisan) çekiciliğinizi artırıyor. Uranüs (25 Nisan) yedi yıllık bir değişim başlatıyor.

Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Kariyeriniz öne çıkıyor. Dolunay (1 Nisan) köklerinizi hatırlatıyor. Mars (9 Nisan) hırsınızı artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları getiriyor. Güneş (19 Nisan) sosyal hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) içsel dönüşüm sürecini başlatıyor.

Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay (1 Nisan) kısa seyahatler, Yeni Ay (17 Nisan) uzun yolculuklar için uygun. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) macera isteğinizi artırıyor. Güneş (19 Nisan) kariyerinizi öne çıkarıyor. Venüs (24 Nisan) romantizmi güçlendiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal çevrenizi genişletiyor.

Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi gözden geçirin. Mars ve Merkür (9 Nisan) mali konularda sorumluluk getiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni gelir fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) seyahat planlarını gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) iş hayatınızda sürprizler getirebilir.

Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Dolunay (1 Nisan) ilişkilerde denge sağlıyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) tartışmalara yol açabilir. 13 Nisan aşk ve seyahat için şanslı. Yeni Ay (17 Nisan) yeni ortaklıklar için ideal. Uranüs (25 Nisan) seyahat fırsatlarını artırıyor.

Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Dolunay (1 Nisan) dinlenme zamanı. Mars ve Merkür (9 Nisan) iş yoğunluğunu artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) sağlık düzeni için uygun. Güneş (19 Nisan) ilişkileri öne çıkarıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal sürprizler getirebilir.

Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Dolunay (1 Nisan) sosyalleşme fırsatı. Mars ve Merkür (9 Nisan) aşk hayatınızı hareketlendiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) romantik başlangıçlar için ideal. Güneş (19 Nisan) işte liderlik getiriyor. Uranüs (25 Nisan) özgürlük ihtiyacınızı artırıyor.

Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Dolunay (1 Nisan) başarı getiriyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) ev işlerini hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) gayrimenkul fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) aşk hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) kariyerinizde yenilikler getiriyor.

Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Dolunay (1 Nisan) seyahat için uygun. Mars ve Merkür (9 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) kaçamak için ideal. Güneş (19 Nisan) ev projelerini gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal hayatınızı hareketlendirecek.

Balık (19 Şubat–20 Mart)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi düzenleyin. Mars ve Merkür (9 Nisan) para hedeflerinizi hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Uranüs (25 Nisan) ev ve aile hayatında değişim getirebilir.

#BurçYorumları #Nisan2026 #Astroloji #Dolunay #YeniAy #KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu

Göksel’den Yeni Şarkı: “Alev Alev”

Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Göksel, heyecanla beklenen yeni albümü “Rüyaların İşi” öncesinde ikinci şarkısı “Alev Alev”i dinleyicilerle buluşturdu. Sözü ve müziği Göksel’e ait olan eser, bir kadının aşka karşı geliştirdiği içsel isyanı ve toksik ilişkilere başkaldırısını anlatıyor. Şarkı, 27 Mart itibarıyla tüm dijital platformlarda yayınlandı.

İddialı Klip Dikkat Çekiyor

Aytekin Yalçın yönetmenliğinde çekilen klipte Göksel’e İtalyan oyuncu Gennaro Lauro eşlik ediyor. Kırmızı kostümü ve güçlü performansıyla kamera karşısına geçen sanatçı, ayrılık sürecindeki bir kadının aşk ve yıkım arasında gidip gelen duygularını etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Soles Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle yayınlanan “Alev Alev”, Göksel’in 15 Mayıs’ta çıkacak 10. stüdyo albümü “Rüyaların İşi”nin güçlü bir habercisi niteliğinde.

#Göksel #AlevAlev #Rüyalarınİşi #TürkPopMüziği #YeniAlbüm #SolesMüzik #AvrupaMüzik #AytekinYalçın #GennaroLauro #MüzikHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity