Yazılar

Cilt kanserinin belirtileri

Cilt kanseri, cildin en dış tabakası olan epidermisteki hücrelerin, onarılmamış DNA hasarı kaynaklı anormal bir şekilde büyümesi ile ortaya çıkıyor. Hücrelerdeki büyüme, cilt hücrelerinin hızla çoğalmasına ve kötü huylu tümörler oluşturmasına sebebiyet veriyor. Üç farklı türü bulunuyor ve erken evrede tespit edilmesi sayesinde tedavisinde yüz güldürücü sonuçlar almak mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak, cilt kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri aktardı.

Cilt kanseri, toplumda oldukça sık görülmektedir. Bazal hücreli karsinom (BCC), skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve melanom olmak üzere üç farklı türe sahiptir. Yaygın belirtiler olarak bilinen cilt üzerinde gözle görülür bende oluşan değişiklikler, yaralar, kanamalar ve derideki soyulmalar, cilt kanserinin en erken evrede tespit edilmesine yardımcı olmaktadır. Ciltte oluşan şüpheli değişimlerin kontrol edilmesi başarılı cilt kanseri tedavisi için oldukça fayda sağlamaktadır.

Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak

Doç. Dr. Aslı Tatlıparmak

Erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor

Cilt kanseri tüm dünyada en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sıklığı yıllar içinde artmaya devam etmektedir. Erkeklerde 5’inci, kadınlarda ise 7’inci en sık görülen kanser türü cilt kanseridir. Toplumda görülme sıklığı ise %2 gibi oldukça yüksek bir orandır. Genellikle yaşlı bireylerde daha sık görülmektedir. Çünkü yaş ilerledikçe cilt daha fazla UV ışınlarına maruz kalmış olmakta ve hücrelerde DNA hasarı birikimi artmaktadır. Ayrıca, cilt kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülmektedir.

  1. Cilt kanserinden şüphelenmek için sayılabilecek belirtiler aşağıdaki gibidir;
  2. Ciltte iyileşmeyen (2-3 hafta boyunca), kanayan, kabuk bağlayan ve iyileşip sonra tekrar kanayan yara oluşumları,
  3. Kubbe şeklindeki büyüme, yani ciltten kabaran kitle oluşumu, bazen kabuklanan bazen de kanayan kitle veya yara oluşumları,
  4. Sınırları düzensiz, asimetrik leke büyümeleri,
  5. Çapı 6 mm’den büyük benlerin gözlenmesi.

Fiziki muayene ve biyopsi ile tanı konulabiliyor

Öncelikle uzman bir dermatolog vücuttaki mevcut benlerde veya diğer cilt lekelerinde değişiklik fark edilip edilmediğini veya yeni ben büyümeleri olup olmadığını değerlendirmektedir. Daha sonra saç derisi, kulaklar, avuç içleri, ayak tabanları, ayak parmakları ve diğer özel bölgeler dahil olmak üzere tüm cilt üzerinde fizik muayene yapmak en doğru adım olacaktır. Fizik muayenenin ardından cilt kanserinden şüphelenilecek bir durum gözlemlenmiş ise biyopsi yöntemine başvurulabilmektedir. Biyopside, bir doku örneği alınmakta ve patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenmesi sağlanmaktadır. Örneğin incelenmesi sonrasında ciltteki değişimlerin cilt kanseri olup olmadığı ve eğer cilt kanseri mevcut ise hangi tür bir cilt kanseri olduğu kanıtlanmış olmakta ve tedavi süreci başlamaktadır.

Cilt kanserinde tedavi etkilenen alanın durumuna göre değişkenlik gösteriyor

Cilt kanseri tedavisi; kişiye özel tedavi edilmesi gereken bir kanser türüdür. Tümörün büyüklüğü, yeri, derinliği ve hastanın genel sağlık durumu bu tedavinin planlanmasında belirleyici etken olacaktır. Genelde cilt kanserinin tedavisinde eksizyonel cerrahi uygulaması yapılmaktadır. Bu işlemde tümör ve çevresindeki bir miktar sağlıklı dokuyu içerecek şekilde tümör çıkarılmaktadır. Bir diğer işlem de Mohs mikrografik cerrahisi olarak bilinmektedir. Özellikle yüz gibi kritik alanlardaki kanserler için tercih edilen bu yöntemde, tümör katman katman çıkarılmakta ve her katman mikroskop altında incelenmektedir. İşlem, kanserli hücreler tamamen temizlenene kadar devam etmektedir. Bu yöntem, sağlıklı dokunun korunmasını maksimize etmekte ve nüks oranını azaltmaktadır. Bu tedavilerin dışında cilt kanserinde, topikal tedaviler de uygulanmaktadır. Bazı yüzeysel bazal hücreli karsinomlar için topikal kremler (örneğin, imikimod veya 5-fluorourasil içeren kremler) kullanılabilmektedir. Ayrıca Fotodinamik terapi (PDT) de cilt kanserinin tedavisinde etkili olması sebebiyle kullanılabilmektedir. Bu yöntemde, öncelikle kanserli dokuya duyarlaştırıcı bir kimyasal uygulanmaktadır. Birkaç saat sonra bölgeye belirli dalga boyunda ışık verilmektedir. Bu işlemde verilen ışık, uygulanan kimyasalın kanserli hücreleri yok etmesini tetiklemektedir. Tüm bu tedavilerin hangi hastaya uygulanacağı ise hekimin muayenesi ve patoloji sonucuna göre kişiye özel planlanmalıdır.

Her 2 saatte bir güneş koruyucuyu tazelemek gerekiyor

Cilt kanserine neden olan risk faktörleri ve UV ışınlarından korunmak için uygulanması gereken bazı durumlar şunlardır:

  • Her gün SPF’si 15 veya daha yüksek olan geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmayı unutmayın.
  • Gün içinde güneş kreminizi her iki saatte bir yenileyin.
  • Bulunduğunuz alanda gölge mevcut ise mutlaka gölgede kalmaya dikkat edin.
  • Mümkünse hafif ve uzun kollu bir gömlek, pantolon, geniş kenarlı bir şapka ve UV korumalı güneş gözlükleri kullanmaya özen gösterin.
  • Derinizi takip edin, düzenli olarak cildinizi inceleyin ve gözlemlediğiniz dikkat çeken bir değişiklikte doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.

Güneşin zararlı etkilerinden korunmak cilt kanseri riskini düşürüyor

Doğrudan güneş maruziyetinden kaçınmak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu 10:00 ile 14:00 saatleri arasında dışarıda olmamaya özen gösterilmek cilt kanseri oluşumunu önlemenin en önemli adımıdır.  Eğer dışarıda bulunulması gerekli ise gölge bir alanda beklemeye dikkat etmek gerekmektedir. Özellikle hem kadın hem de erkeklerin sıklıkla estetik amaçlı tercih ettikleri solaryum gibi zararlı işlemlerden uzak durulması oldukça önemlidir. Solaryumda vücuda verilen ultraviyole ışık, cilt kanserine ve erken cilt yaşlanmasına neden olabilmektedir. Korunmasız ve kontrolsüz güneş maruziyetinin deri kanseri oluşumunun en önemli sebebi olduğunun unutulmaması önemlidir.

Zen-G, yeni albümü Goldschool’un ilk şarkısı “Grafiti”

Zen-G, yeni albümü Goldschool’un açılışını, güçlü bir manifestoyla yapıyor. Sözü ve müziği Zen-G’ye ait olan “Grafiti”, Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşuyor.

Sözleriyle sisteme, sahte kimliklere ve rap kültürden uzaklaşmış içeriklere karşı duran Grafiti, bir uyanış çağrısı olarak kaydedilirken hem kültürel mirasa sahip çıkıyor hem de günümüz Hip-Hop sahnesine eleştirel bir bakış sunuyor. Duvarlara yazılmış mesajlardan ilham alarak şekillenen şarkı, güçlü sözleri ve klibindeki arşiv görüntüleriyle dikkat çekiyor. Şarkının sonunda yer alan sesleniş ise unutulmaz bir etki bırakıyor.

Klibinde eski ve yeni grafiti görüntülerinin birleşimiyle, geçmişle bugünü birleştiren bir kolaj sunuyor. Goldschool albümünün ruhunu tanıtan “Grafiti”, Hip-Hop’un özüne dönüş çağrısı yaparken, aynı zamanda Zen-G’nin kendini tanımladığı bir isim oluyor.

Rolls-Royce Phantom 100 yaşını kutluyor

Rolls-Royce kültürel, politik ve dünya tarihinin en önemli anlarında yer alan, dünyada üst düzey lüksün simgesi Phantom’un 100. yılını kutluyor.

1925’ten beri, başarının en bilinen simgesi olarak anılan Phantom, sekiz nesil boyunca, kraliyet ailesinden liderlere, sanatçılardan sanayi dünyasının öncülerine kadar birçok ismi taşıyarak, modern tarihin en önemli anlarına tanıklık etti. Zamansız zarafetiyle saygı gören ikonların en ikonik olanı Phantom, etkileyiciliğin, seçkin zevkin ve kişisel tarzın en güçlü ifadesi haline gelerek, lüks dünyasının zirvesinde rakipsiz bir konum elde etti.

Rolls-Royce tasarımcıları, Phantom’un kültürel mirasını onurlandırmak amacıyla, yüzüncü yılına özel sekiz tane sanat eseri yarattı. 1910’da Spirit of Ecstasy’nin yaratıcısı Charles Sykes’a verilen, müşterilerin yaşam tarzlarını yansıtan mekanlarda Phantom’u tasvir eden yağlı boya tablolar üretme görevinin ilhamıyla hazırlanan bu eserler, Phantom’un son yüzyılda dokunduğu farklı yaşamları ve dünyaları yansıtıyor.

Sosyal içici mi? Yoksa bağımlı mısınız?

Kişinin sağlığına, sosyal yaşamına ve sorumluluklarına zarar verecek düzeyde alkol kullanımının bağımlılık olarak adlandırıldığını belirten uzmanlar hem fiziksel hem de psikolojik bağımlılık oluşabildiğini söylüyor.

Sürekli alkol kullanma isteği, bırakmakta zorlanma, tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtilerinin bağımlılık göstergesi olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol beyin, karaciğer, kalp ve sindirim sistemi başta olmak üzere pek çok organa zarar verir.” dedi. Alkol bağımlılığında genetik ve çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğunu aktaran Çetin, erken yaşta eğitim ve sosyal destekle bağımlılığın önlenebileceğini söyledi. Çetin ayrıca, tetikleyicilerden uzak durmanın ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin bağımlılıkla mücadelede kilit rol oynadığını hatırlattı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, alkol bağımlılığının belirtileri, nedenleri, zararları ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi, önlenmesine yönelik önerilerde bulundu.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin

Psikiyatri Uzmanı Dr. Alptekin Çetin

Sürekli alkol kullanma isteği bağımlılık belirtisi…

Alkol bağımlılığının, kişinin alkol kullanımını kontrol edememesi, fiziksel ve psikolojik bağımlılık geliştirmesi durumu olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, alkol bağımlılığı kişinin sağlığına, sosyal yaşamına ve sorumluluklarına zarar verecek düzeyde alkol kullanımıyla karakterizedir.” dedi.

Çetin, belirtiler arasında sürekli alkol kullanma isteği, kullanımı bırakamama, tolerans gelişimi ve yoksunluk belirtilerinin yer aldığını kaydetti.

Alkol birçok organa zarar verebiliyor!

Alkolün, neredeyse tüm organ sistemlerini etkileyebileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Beyini etkiler. Hafıza kaybı, depresyon ve demans riskini artırır. Siroz ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi hasarlara yol açabilir. Yüksek tansiyon, aritmiler ve kalp kası hasarı riskini artırır. Mide ülseri ve pankreatit riski yükselir. Ayrıca, ağız, boğaz, karaciğer kanseri gibi kanser türleri ile doğrudan ilişkilidir.” dedi.

Alkol bağımlılığını önlemek için bazı önlemler alınabileceğini ifade eden Çetin, “Erken yaşlarda alkolün zararları hakkında eğitimler verilmeli. Sosyal destek ve sağlıklı arkadaş çevresi önemi hafife alınmamalı. Stresi yönetmek için alkol dışındaki yöntemler, örneğin spor ve meditasyon önerilebilir. Alkol satış ve reklamlarının sınırlandırılması etkili bir önlem olabilir.” şeklinde konuştu.

Hem genetik hem de çevresel faktörler bağımlılığı etkiliyor!

Alkol bağımlılığında hem genetik hem de çevresel faktörler rol oynadığına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Araştırmalar, genetik yatkınlığın yüzde 40-60 oranında etkili olabileceğini göstermektedir. Ancak aile dinamikleri, stres ve sosyal çevre gibi çevresel faktörler de bağımlılığın gelişiminde önemli bir role sahip.” dedi.

Alkol bağımlılığı tedavini uzman bir ekip yürütmeli!

Alkol bağımlılığı tedavisinin genellikle bir uzman ekibin desteğiyle yürütüldüğüne işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Motivasyonel görüşme ve bilişsel davranışçı terapisi psikoterapi teknikleri kullanılır. Uygun görülen ilaçlarla alkolün güvenli bir şekilde vücuttan atılması sağlanır. Anonim Alkolikler gibi gruplar tedavi sürecinde hastalara destek sunar. Tedavi süreci kişiye özeldir ve uzun vadeli takip gerektirir.”

Bağımlılıktan uzak durmak için tetikleyicilerden kaçınmak önemli

Alkol bağımlılığı olan birinin tedaviye nasıl ikna edilmesi gerektiği ile ilgili önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kişiyi yargılamadan dinleyin, hislerini anlamaya çalışın. Alkolün hem kendisine hem de çevresine verdiği zararları anlatın. Empati gösterin, onun yerinde olsaydınız nasıl hissedeceğinizi paylaşın. Profesyonel destek almasının önemini vurgulayın.” şeklinde konuştu.

Kendi isteğiyle alkol bağımlılığından kurtulmaya çalışanlara da önerilerde bulunan Çetin, şunları söyledi:

“Tetikleyicilerden uzak durun. Alkol içme isteği uyandıran ortam ve kişilerden kaçının. Spor, hobi veya başka sağlıklı aktivitelerle meşgul olarak dikkat dağıtılabilir. Yakın çevreden veya bir terapistten destek almak önemlidir. Mindfulness ve nefes egzersizleri stresle başa çıkmada etkili olabilir.”

Çetin ayrıca, alkol bağımlılığından kurtulan birinin tekrar bağımlılığa dönmemesi için tetikleyicilerden kaçınma, düzenli takip, yeni hobiler ve sağlıklı alışkanlıklar ile destek gruplarının önemini vurguladı.

Nil Karataş’ın yeni single “Maalesef”

Nil Karataş, “Maalesef” adını taşıyan yepyeni single çalışmasıyla müzikseverlerle buluştu! 2015’ten bu yana yayımladığı şarkılarla adından söz ettiren Nil Karataş, pop müzik tarzındaki yeni şarkısı “Maalesef” için çalışmalarını tamamladı. Söz ve bestesi Kutup Ata Tuncer’e, düzenlemesi ise Celil Yavuz’a ait olan şarkı, Nil Karataş’ın güçlü vokaliyle dinleyenin kalbine işliyor. Halil Güzel’in yönetmenliğini üstlendiği video klibiyle ‘Maalesef’, Avrupa Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Selülit sandığımız görünümü lipödem olabilir

Toplumda genellikle selülit ve fazla kilo problemi ile karıştırılan lipödem, sadece estetik anlamda bir sorun oluşturmakla kalmıyor aynı zamanda sağlık açısından da tehlike işareti anlamına geliyor. Bacak, kalça ve kollarda aşırı yağ birikmesi ile kendini gösteren bu sorun doğru tanı ve tedavi planlaması ile kontrol altına alınabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Jale Özdemir, lipödem hastalığının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Op. Dr. Jale Özdemir

Op. Dr. Jale Özdemir

Bacak ve kalçalarınızda yağ birikmesi varsa

Lipödem; bacak ve kalçalardan başlayarak, ileri evrelerinde kolları da etkileyen, dramatik olarak anormal yağ birikmesi şeklinde kendini gösteren, kanlanma ve lenfatik drenajın bozulduğu, hormonlara bağlı gelişen metabolik bir hastalıktır. Lipödem; bacaklarda ve kollarda simetrik yağ tutulumu ile kendini göstermektedir. Tutulan bölgelerde, vücudun diğer taraflarına göre ciddi boyut farklılıkları olmaktadır. Etkilenen alanlarda hassasiyet ve ağrı oldukça belirgin olmaktadır. Lipödeme maruz kalan bölgelerde hafif bir darbede kolayca morarma oluşabilmektedir.

Kadınların %11’den fazlası risk altında

Lipödemi kadınların % 11’inden fazlasında etkileyen bir hastalıktır. Östrojen hormonu bozukluklarına bağlı bir hastalık olduğu için hastaların tamamına yakını kadındır. Hasta olan erkeklerde mutlaka östrojen hormon seviyesi bozukluğu bulunmaktadır. Lipödem hastalığı çoğu zaman obezite ve lenfödemle karıştırılabilmektedir. Ancak lipödemin simetrik tutulumu, ellerde ve ayaklarda görülmeyişi, tutulan kısımların vücudun diğer kısımlarından bariz büyük olması ile diğer hastalıklardan kolayca ayrışmasını sağlamaktadır. Yine de lipödemin ileri evrelerinde lenf bezlerinde oluşan tıkanmalara bağlı olarak lenfödem oluşabilmektedir. Ayrıca lipödemi olan birçok hasta diyet ve spora dirençli bir hastalık süreci yaşadıkları için majör depresyon ve sonrasında da obez olabilmektedir. Lipödemi olan hastaların çoğunluğunun VKİ 35’in üzerindedir.

Kol ve bacaklarınızdaki morarmaları önemseyin

Lipodem hastalığının en önemli nedenleri arasında östrojen hormon seviyelerindeki düzensizlikler, hamilelik, ergenlik veya menopoz dönemlerindeki hormon düzensizlikleri ve kontrolsüz kullanılan hormon içeren ilaçlardır. Lipödemin en önemli belirtileri şunlardır;

  • Bacaklarda ve kollarda vücudun diğer alanlarına uyumsuz şekilde yağ birikmesi
  • Tutulan alanlarda hassasiyet ve ağrı
  • Etkilenen alanlarda çok hızlı morarma
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Yürüme güçlüğü ve düz tabanlık
  • Bacaklarda varisli damarlar – venöz yetersizlik
  • Ciltte çabuk yara oluşumu, geç iyileşme, sertlik ve skarlar
  • Depresyon ve obezite

Cidiniz portakal kabuğu görünümündeyse

Lipödem hastalığının teşhisi için hastanın tıbbi ve soy geçmişi oldukça önemlidir. Ayrıntılı fizik muayene ile tanı konulmaktadır. Lipödemi teşhisi için kullanılan bir test yöntemi her ne kadar olmasa da bazı görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabilmektedir. Lipödemi hastalığını 4 evresi şunlardır;

Evre 1: Cilt düzgün ve pürüzsüzdür. Hafif şişlik şeklinde simetrik yağ birikimi vardır. Minimal ağrı vardır.

Evre 2: Cilt düzensizleşmeye başlayarak portakal kabuğu görünümünde olur, Nodüller şeklinde yağ birikimi oluşur. Ağrı ve tutulan alanlarda hassasiyet yaşanır.

Evre 3: Cilt Düzensizlikleri belirginleşmiş ve sertlikler oluşmaya başlamıştır. Yağ birikimleri artmış ve belirginleşmiştir. Ağrı şiddetlidir ve hareket kısıtlılığı başlamıştır.

Evre 4: Ciltte lenf sıvısı birikimi nedeniyle tutulan alanlarda ciddi şişkinlikler oluşur. Ciltte açık yaralar ve deformasyonlar oluşmaya başlar. Ağrı kronik ve şiddetlidir. Ciddi hareket kısıtlılığı olur.

Erken evrede yapılan liposuction hastanın yaşam kalitesini artırır

Lipödem hastalığına maruz kalmamak için öncelikle hayvansal gıdalardan uzak durulması gereklidir. Katkılı ve hazır besinler tüketilmemelidir. Antiinflamatuar içerikli besinler içeren bir diyet programı oluşturulması için uzman tarafından takip edilmek oldukça önemlidir. Ayrıca sağlıklı beslenip düzenli egzersiz yapmak ve ağrıların azalması için uzman doktorun tavsiye edeceği bazı giysileri giyip, cilt nemlendiricisi kullanmak gerekir. Ancak lipödemi hastalığında diyet ve egzersizler cerrahi tedaviye yardımcı olmakla birlikte, tek başlarına genellikle tedavi edici olmazlar. Liposuction lipödem tedavisinde kullanılan cerrahi bir yöntem olup anormal şekilde birikmiş yağ dokusunun vücuttan uzaklaştırılmasını amaçlar. Erken evrelerde estetik kaygı ile yapılabildiği gibi ileri evrelerde ağrı ve hareket kısıtlılığını hafifletmek için yapılır. Liposuction tedavisi lipödem hastalığının ilerlemesini yavaşlatarak hastanın yaşam kalitesini artırır. Liposution sırasında ameliyata mutlaka cilt sıkılaştırıcı yöntemlerde eklenmelidir. Ancak liposuctionın başarılı olması için ameliyat sonrası dönemde mutlaka diyet ve egzersiz yapılmalı, kompresyon giysileri giyilmeli ve lenf drenajı masajı yaptırılmalıdır.

Hyundai INSTER, Mayıs ayında Türkiye’de satışa sunuluyor

Hyundai’nin şık tasarımı ve konfor odaklı iç mekanıyla dikkat çeken tamamen elektrikli modeli INSTER, önümüzdeki günlerde Türkiye pazarına giriş yapacak. Kompakt A-SUV model, 49 kWh’lık bataryası ve 360 km menziliyle Türkiye’de segmentinin en uzun menzilli otomobili olmaya hazırlanıyor. INSTER, kullanıcısına çarpıcı tasarımı ve renkli dünyasıyla müzikten modaya kadar uzanan benzersiz bir deneyim sunacak.

“Var mısın?” mottosu ile maceracı ruhlara dokunacak olan INSTER, karşımıza sadece bir otomobil olarak değil, kendi dünyası olan bir yaşam alanı olarak çıkıyor. Tasarımı ve pratik şehir içi kullanım kolaylığıyla fark yaratan otomobil, konforlu ve dinamik bir sürüş deneyimi sunarken, aynı zamanda ileri teknolojisi, esnek ve geniş iç hacmiyle de elektrikli dünyasının önemli oyuncularından olmaya aday. Buna ek olarak; INSTER’in hızlı alt yapısı, yaklaşık 30 dakikada %10 ila %80 oranında şarj sağlayacak. Hyundai INSTER, markanın Avrupa pazarına sunduğu ilk küçük EV modeli olup potansiyel menzili sayesinde zahmetsiz şehir içi sürüş ve uzun yolculuklarda güçlü performansla birleştiriyor. Hyundai INSTER ile ilgili diğer detaylar, Mayıs ayında yapılacak lansman ile birlikte paylaşılacak.

Chalet Garden’da sezon başladı

Swissôtel The Bosphorus’un en sevilen mekanlarından Chalet Garden, Mayıs itibarıyla kapılarını açtı. Swissôtel içerisinde yer alan ve kış aylarında İsviçre Alpleri’nin ruhunu sonuna kadar yaşatan Chalet, Mayıs ayıyla birlikte bahçe keyfini başlatıyor.

Şehrin merkezinde doğa ile iç içe olma ve açık havanın tadını sonuna kadar çıkartabilme fırsatı sunan Chalet Garden, menüsündeki eşsiz lezzetleri, eğlence dolu etkinlikleri  sezona başladı.

Şef Soner Kesgin’in hazırladığı menüsünde poke bowl’lar, paylaşımlı tabaklar ve atıştırmalıkların yanı sıra pizza dog, klasik frankfurter, bratwurst, burger gibi seçenekler ve bu özel lezzetlere eşlik eden imza kokteyl ve içecek seçenekleri yer alıyor.

Her gün saat 17.00’da açılan Chalet Garden’da haftanın 3 günü (Perşembe-Cuma-Cumartesi) farklı sanatçıların canlı performanslarıyla eğlence ikiye katlanıyor.

CHALET GARDEN MAYIS TAKVİMİ
3 Mayıs Cumartesi Sibel Tepe
8 Mayıs Perşembe Deniz Sipahi
9 Mayıs Cuma Sezen Nayman
10 Mayıs Cumartesi Ege Çubukçu (BVC 10.YIL)
15 Mayıs Perşembe Solanch
16 Mayıs Cuma Elif Pıtırlı
17 Mayıs Cumartesi Garage Sale Festival
22 Mayıs Perşembe Duygu Soylu
23 Mayıs Cuma Bir Hikaye Bir Şarkı
24 Mayıs Cumartesi Mevsim Körün
29 Mayıs Perşembe Ezgi Alaş
30 Mayıs Cuma Ceren Akın
31 Mayıs Cumartesi Picnic & Gathering Festival

 

İş ve sosyal hayatı kabusa dönüştüren hastalık!

“Ani idrarım geldi, yetişemedim”, “Çok sık idrara çıkıyorum, böbreklerim iyi çalışıyor”, “Evden çıkmadan önce mutlaka tuvalete girerim” Günlük hayatımızda yaşadığımız veya çevremizden sıkça duyduğumuz bu yakınmalar, toplumda “aşırı aktif mesane” olarak bilinen mesane hiperaktivitesi hastalığının sinyali olabilir!

Aşırı aktif mesane; mesane kasının ani ve şiddetli kasılması sonucu ani idrar yapma isteğiyle birlikte tuvalete gitme durumu olarak tanımlanıyor.  Özellikle çay, kahve, sigara ve alkol gibi alışkanlıkların artmasına paralel olarak giderek daha sık görülüyor. Her yaşta gelişebilen aşırı aktif mesane, erkeklerde 65 yaş sonrasında yüzde 30’a, kadınlarda 45 yaş sonrasında yüzde 40’a yükseliyor.  Bu rakamlar her 5 kadından 2’sinde aşırı aktif mesane sorunu yaşandığına işaret ediyor.  Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Bülent Özbilek, hijyeni, iş ve sosyal hayatı olumsuz yönde etkileyen aşırı aktif mesanenin utanıldığı için genellikle dile getirilemediğine dikkat çekerek, “Hekime başvurmak yerine, kendileri çözüm bulmaya çalıştıkları için hastaların yaşam kaliteleri ciddi boyutlarda etkilenmektedir. Sık sık idrara çıkma ve aniden idrar yapma sorunları nedeniyle hastalar zamanla aile, sosyal ve iş yaşamlarında önemli problemler yaşamaktadırlar. Aslında yaşam alışkanlıklarında alınacak olan önlemler ve tedavilerle aşırı aktif mesane kaynaklı yakınmalar genellikle tedavi edilebilmekte, hastalar günlük yaşamlarına sorunsuz devam edebilmektedirler” diyor.

Dr. Bülent Özbilek

Dr. Bülent Özbilek

Ani idrar yapma isteği en tipik belirtisi!

İdrar böbrekler tarafından üretilip, mesanede depolanıyor. Depolanma sırasında idrar miktarından bağımsız olarak mesane kasılarak idrar hissi oluşturuyor. Bu his çoğunlukla baskılanıyor ve erteleniyor. Mesane dolduğunda kendisini çevreleyen kası istemli olarak kasıyor ve idrar boşaltma gerçekleşiyor. Üroloji Uzmanı Dr. Bülent Özbilek, “Aşırı aktif mesanede ise henüz mesane dolmadan bu kasılmalar o kadar şiddetli olur ki idrar yapma ertelenemez ve bunun sonucunda ya sık tuvalete gidilir ya da idrar kaçırılır” diyor. Ani idrar yapma isteği aşırı aktif mesanenin en yaygın görülen belirtisini oluşturuyor. Sık sık (günde 8’den fazla) idrara çıkmak, geceleri idrar için uyanmak “aşırı aktif mesane” sorununun tipik belirtilerinden. Bazen bu problemlere idrar kaçırma da eklenebiliyor.

Kahve ve çay tüketimine dikkat!

Aşırı aktif mesane pek çok sebepten kaynaklanabiliyor. Üroloji Uzmanı Dr. Bülent Özbilek, doğum ve hamilelik gibi etkenler nedeniyle pelvik kaslarının gerilip, zayıflamasının  önemli bir etken olduğunu belirterek, “Ayrıca menopoz sonrasında östrojen hormonunun azalması, idrar yolu enfeksiyonu, aşırı kilo ve bel fıtığının yanı sıra parkinson, multipl skleroz ve inme gibi nörolojik hastalıklar ile diyabet hastalığı da aşırı aktif mesaneye yol açmakla birlikte, kimi zaman bu tablonun nedeni belli olmamaktadır” diyor. Üroloji Uzmanı Dr. Bülent Özbilek, özellikle kahve, çay, alkol ile çikolata tüketiminin, sigaranın ve kabızlığın aşırı mesane sorununu artırdığına da sözlerine ekliyor.

Önce nedenleri araştırılıyor!

Teşhis için hekime başvuran hastalardan, aşırı aktif mesaneye yol açabilecek diyabet, bel fıtığı ve nörolojik bir hastalığı olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, alışkanlıkları (sigara, kafein, alkol), günlük sıvı alımı, idrar yapma ve kaçırma sıklığı gibi bilgiler alınıyor.  Daha sonra hasta muayene ediliyor ve ihtiyaç halinde idrar analizi, idrar kültürü, ultrasonografi ile bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor.  Önemli bir tetkik yöntemi olan ürodinami ile mesanenin dolum sırasında basınçları ölçülerek kaçırmanın nedeni saptanmaya çalışılıyor.

Yaşam alışkanlıklarını düzenlemek şart!

Aşırı aktif mesane sorununda, altta yatan etkene bağlı olarak, ilaç tedavisi, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesi ve medikal tedavilere başvuruluyor. Ancak, tedavi sonrasında zamanla yakınmalar tekrar başlayabiliyor. Üroloji Uzmanı Dr. Bülent Özbilek, bu nedenle yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan değişikliklerin çok daha fazla önem taşıdığını belirterek, “Özellikle kabızlığı gidermek, sıvı tüketimini düzenlemek, sigarayı bırakmak, alkol ve çay ile kahve gibi kafein içeren içecekleri kısıtlamak, fazla kilolardan kurtulmak ve düzenli olarak egzersiz yapmak, yakınmaların giderilmesinde oldukça önemlidir” diyor. Pelvik kaslarının güçlendirilmesi ve idrar yapma eğitiminin de şikayetlerin azalmasında etkili olduğunu vurgulayan Dr. Bülent Özbilek, “Hekimin ilaç önerileri tedavinin önemli bir parçasını oluşturmakla birlikte, sakral sinir stimülasyonu, perkütan tibial sinir stimülasyonu, mesane duvarına botoks uygulamaları gibi diğer yöntemler de denenebilir” bilgisini veriyor.

Mayıs 2025 burç yorumları

Koç

Mayıs ayında, ilkbaharın ilk günlerinde, kişilerarası iletişim ihtiyaçlarınız önemli ölçüde artacaktır. Bekar kişiler bir ruh eşi aramaya ve özlem duymaya başlayacaklar. Yıldızlar yeni temaslar kurarken çok başarılı olacağınızı gösteriyor. Nişanlı bir Koç, ilişkisinde uyum sağlamak için sabırsızlanabilir.

Boğa

Mayıs’ta ayrıca entelektüel yönlere odaklanılacaktır. Kişisel başarısızlık olarak gördüğünüz başarısız durumlar. Bu ay en sonunda bunu aydınlanma olarak kabul etmeyi öğreneceksiniz. Bu sayede Boğalar nihayet ilişkilerdeki güçlüklerin ve anlaşmazlıkların üstesinden gelecekler ve ailelerindeki huzurun yanı sıra karşı cinsle olan uyumlu anların da tadını çıkaracak.

İkizler

Her problem, barışçıl, olgun bir konuşma veya uzlaşma yoluyla çözülebilir. Mayıs’ta bu İkizler için çok önemlidir. Şüphesiz her iki taraf da bu problem çözme biçimine açık olmalı, aksi halde işe yaramayacaktır. Anlaşmazlıklarda nasıl davrandığınızın farkına varmalısınız, böylece daha sonra davranışlarınızdan pişman olmayacaksınız.

Yengeç

Bu Mayıs ayında Yengeç burcu neredeyse ütopik olan dünyasından kaçınılmaz olarak koparılacaktır. Gerçekçi olmayan bir şekilde sevinçten havalara uçan insanlar tarafından çevrili olunca gerçekliği unutacaksınız. Hemen dikkatinizi ve acil çözümünüzü gerektiren önemli bir durumu kaçıracağınız bir durum olabilir. Yakalayacak çok şeyiniz olacak, ancak becerileriniz sayesinde bunu hızlı ve başarılı bir şekilde halledebilirsiniz.

Aslan

Mayıs, Aslan burcu için özellikle de iş alanında, çok yoğun aylardan ilki olacak. Aynı anda pek çok acil sorun ortaya çıkacak ve mümkün olan en kısa zamanda çözülmesi gerekecek. Belki sorunlarınızın nedeni olmayacaksınız, ancak iş arkadaşlarınız ve işverenlerinizle çatışmaktan kaçınmaya çalışın. Artık aynı gemidesiniz ve işbirliği yapmanız gerekiyor.

Başak

Özellikle Mayıs ayında pozitif enerjiyi yayacaksınız. Başaklar’ın pek çok potansiyel partnere sahip olacak olmasına şaşmamalı. Herkes sizin yanınızda olmak istiyor. Komiksiniz ve çevrenize pozitif dalgalar yayıyorsunuz. Bu dönemde kazanılan temasların gelecekte oldukça yararlı olacağı görülecektir.

Terazi

Mayıs ayında işte ve kişisel hayatta olacak olan küçük sorunlar, düşünceli bir jest ile kolaylıkla düzeltilebilir. Daha fazla özen göstermek ya da mesela öğle yemeğine davet etmek kesinlikle herkesi mutlu edecektir. Teraziler nihayet istikrarlı ve pozitif bir döneme sahip olacak. Birçok sorunu, hatta uzun vadeli sorunları çözmeyi başaracaklardır.

Akrep

Mayıs ayı ile birlikte uzun vadeli ilişkiler gelişecek. Bazı önceden gelen sorunlar varsa, bu dönemde sizden uzak duracaklar. Eşinizle aynı görüştesiniz ve kelimeler olmadan birbirinizi anlıyorsunuz. Bu dönemde Akrepler planladılarsa bir sonraki adıma geçmekten korkmamalıdırlar.

Yay

Bu burç yorumuna göre Mayıs şanslı ayınız olmayacak. Yay burcu gerçekler nedeniyle ilişkilerinde güven eksikliği ile karşılacaklar ve son günlerde başka yerlerde çok fazla zaman harcamış olacaklar. Patnerinizin hislerini anlamaya ve düşünceli olmaya çalışın. Romantik jestler mutlu etmenin kesin bir yoludur.

Oğlak

Kendinizle başbaşa olacaksınız. Bu zamanda yardım beklemeyin. Bir toplulukta iş birliği artık işe yaramıyor ve zamanlar zorlaştığında herkes kendi başkaları ne yaparsa yapsın kendini kurtarmaya çalışıyor. Burçlar Oğlak’a Mayıs ayında arkadaşlarıyla konuşmalarını öneriyor. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Kova

Bu dönem, Kova burcunda içgüdüleri uyandırmaya başlayacak ve ruh eşinizle karşılaşma isteğini hissedeceksiniz. Gerçekten sosyal bir tip olmasanız bile; Mayıs ayında sosyal bir hayat yaşamaktan çekinmeyin. Yıldızlar yüzünden bu dönemde çok fazla çaba veya emek göstermeden gerçekten başarılı olacaksınız.

Balık

Partneriniz Mayıs ayında sizi endişelendirebilir. Belki de bu endişeler yersizdir, ancak sevgilinizi açıklama yapmadan fırçalamamanız gerekir. Bir şeyleri tam olarak anlamak için yapmanız gereken şey birbirinizle konuşmaktır. Ayrıca iki kişi rahatlamak daha kolaydır. Balık burcu aşkına devam ederken problemlerinin tümünü unutacak.