Yazılar

El Fuego ile Meksika mutfağı Bitez’de

Bitez’in en yeni gastronomi adreslerinden El Fuego, Meksika mutfağını Bodrumlularla buluşturuyor.

Adını İspanyolca’da “ateş” anlamına gelen El Fuego, yalnızca mutfağında değil; sofralarında, atmosferinde ve deneyiminde de bu ateşi hissettirmeyi amaçlıyor.

Meksika mutfağının öne çıkan tatlarını taze malzemeler ve özgün reçetelerle harmanlayarak misafirlerine sunuyor. Közde pişen fajitalar, el yapımı tortilla’lar, taptaze guacamole ve baharat dengesiyle öne çıkan et yemekleri menünün yıldızları arasında yer alıyor.

Geceleri ise DJ performansları ve renkli kokteyllerle mejanın atmosferi değişiyor; enerjisi yükseliyor.

Bilgi: +90 (532) 417 58 73

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Anadolu Isuzu, Hamburg’da yeni otobüslerini sergiledi

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, %100 elektrikli otobüs modelleri Citivolt 12 ve NovoCiti VOLT’u Hamburg’da düzenlenen UITP Zirvesi 2025’te, dünyanın dört bir yanından gelen toplu taşıma profesyonelleri ile buluşturdu.

Anadolu Isuzu, elektrikli araç modellerini artırmaya odaklanıyor, yenilikçi ve çevre dostu araçlarıyla önümüzdeki 5 yılda elektrikli araç satışlarını yüzde 40 seviyesine ulaştırmayı hedefliyor.

46 ülkeye ihraç ediliyor

Satış Sonrası Hizmetler tarafından güçlü bir şekilde desteklenen nitelikli distribütör ağıyla 46 ülkeye otobüs ve midibüs ihraç ediyor. Anadolu Isuzu’nun Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve Türkiye’de üretilen çevre dostu, modern tasarımlı araçları dünya çapında belediyeler tarafından büyük ilgi görüyor.  Birçok pazarda toplu taşıma ihalelerinin aranan ismi haline gelen Anadolu Isuzu, Ar-Ge, üretim, dijitalleşme ve satış sonrası hizmetler alanlarındaki uzmanlığıyla hedef pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürün ve hizmet sunarak, en yüksek küresel endüstri standartlarını karşılama hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürmekle birlikte yeni uluslararası pazarlara açılmaya devam ediyor.

Avrupa’da büyük ilgi

UITP Zirvesi 2025’te küresel toplu taşıma sektörünün beğenisine sunulan tamamen elektrikli NovoCiti VOLT modeli, şehir içi toplu taşımada engelsiz çevre dostu bir seçenek olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın birçok şehrinde sergilenen ve büyük ilgi gören araç, dünyanın dört bir yanından sipariş alıyor. Anadolu Isuzu’nun bir diğer tamamen elektrikli toplu taşıma çözümü Citivolt 12 ise modern tasarımı ve yüksek teknoloji özellikleriyle dikkat çekiyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Çocuklarda menenjite dikkat!

Öksürme, hapşırma ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklar yoluyla çok kolay ve çok hızlı bulaşabilen menenjit, tanı ve tedavisinde gecikildiğinde kalıcı nörolojik hasarlara hatta ölüme neden olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt “Çoğunlukla ateş, baş ağrısı ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilen menenjitin tedavisine ilk birkaç saat içerisinde mutlaka başlanması gerekir. Son dönemde bebeklerde ve çocuklarda menenjit vakalarıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle menenjitten korunmak için gerekli önlemler alınmalı, özellikle menenjit aşısı mutlaka yaptırılmalıdır” diyor. Menenjitin ilk belirtilerinin griple karışabilmesinden dolayı yanlış tanı konulabildiğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt, bebeklerde ve çocuklarda menenjitin önemli belirtilerini, toplumda bu tehlikeli hastalıkla ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı, menenjitten korunmaya yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Halk arasında genellikle ‘beyin iltihabı’ olarak bilinen ve her yaşta kişileri etkileyebilen menenjite en çok bebeklerde, küçük çocuklarda ve gençlerde rastlanıyor. Beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması sonucu oluşan menenjitin virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler yoluyla çok kolay ve çok hızlı şekilde bulaşabildiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt “Çoğunlukla hapşırık, öksürme ve konuşma esnasında havaya yayılan damlacıklarla bulaşan menenjit,  tedavi edilmemiş üst solunum yolu enfeksiyonları, doğru tedavi edilmemiş bir orta kulak enfeksiyonu, sinüzit veya ağır seyreden ağır bir göz enfeksiyonu sonucu da ortaya çıkabiliyor” diyor. Menenjitte erken tanı ve tedavinin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dr. Kurt şöyle konuşuyor: “Bu tehlikeli hastalık hızla ilerlediğinden çok hızlı tanı konulup çok hızlı tedaviye başlanması gerekir. Aksi taktirde zeka geriliği gibi kalıcı nörolojik hasarlara hatta ölüme yol açabiliyor. Tanı ve tedaviye başlamada ilk saatler kritik öneme sahiptir. Ancak bazen de sinsice ilerleyebildiği ya da ateş, baş ağrısı, halsizlik, vücut ağrıları gibi ilk belirtileri gribal enfeksiyonla karışabildiği için yanlış tanı konularak tedaviye çok geç başlanmasına neden olabiliyor!”

Dr. Çiğdem Kurt

Dr. Çiğdem Kurt

Menenjitin öne çıkan belirtileri!

Dr. Çiğdem Kurt, menenjitin bebeklerde,  çocuklarda ve yetişkinlerde öne çıkan belirtilerini şöyle sıralıyor;

Yenidoğanda ve bebeklerde belirtiler: Sebebi açıklanamayan yüksek ateş, sürekli huzursuzluk, uzun süreli ve sık sık ağlamalar, vücutta kasılmalar ve tekrarlayan nöbetler (havale geçirme), beslenmeyi reddetme, emme refleksinde azalma, bıngıldakta şişlik veya gerginlik, ciltte solgunluk ya da morarma, kusma, ellerde ve ayaklarda soğukluk

Çocuklarda ve yetişkinlerde belirtiler: Ateş, baş ağrısı, uyku hali, halsizlik, aşırı yorgunluk hissi, kusma, ense sertliği denilen boynun öne rahatlıkla eğilememesi, kas ve eklem ağrıları, iştahsızlık, bayılma, ışıktan rahatsız olma, bilinç bulanıklığı, konuşmada bozukluk, vücutta morumsu/kırmızı döküntüler

Menenjite karşı 5 etkili önlem!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Kurt, menenjitten korunmanın mümkün olduğunu belirterek, alınması gereken önlemleri şöyle açıklıyor;

  • Kalabalık ortamlardan kaçının!

Menenjit hapşırık, öksürük ya da konuşma esnasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla çok hızlı bulaşabildiği için mümkün olduğunca kapalı ortamlarda bulunmayın. Sosyal mesafeye dikkat edin ve gerekirse maske takın.

  • Hijyene dikkat edin!

Bağışıklık sisteminin güçlü olması için en önemli kriterlerden biri hijyen!. Bu nedenle ellerinizi özellikle yemeklerden önce ve sonra, tuvaletten çıktıktan sonra, toplu taşıma araçları, kapı kolları vb temas ettiğinizde mutlaka yıkayın. Ellerinizi yüzünüze, ağzınıza sürmeyin. Havlu vb kişisel eşyaların başkalarıyla paylaşılmaması da son derece önem taşıyor.

  • Bulunduğunuz ortamı havalandırın!

Özellikle bakteriyel türleri ölüme neden olabilen bu tehlikeli hastalık, özellikle kalabalık ve kapalı alanlarda daha hızlı yayılabiliyor. Bu nedenle korunma yolları arasında en etkili yöntemlerden biri de bulunduğunuz ortamı sık sık, 15-20 dakika havalandırmaya dikkat edin.

  • Sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya özen gösterin!

Menenjite karşı bağışıklığı güçlendirmek son derece önem taşıyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye, hareketsizlikten kaçınmaya, düzenli spor yapmaya (günde en az yarım saat düzenli ve tempolu yürüyüş vb), açık havada zaman geçirmeye ve doktor gerekli tahlilleri yaparak zorunlu gördüğü taktirde vitamin/mineral takviyesi almaya özen gösterin.

  • Menenjit aşısı yaptırın!

Menenjitin hızla ilerleyen ama doğru önlemlerle önlenebilen bir hastalık olduğunu belirten Dr. Kurt, bu önlemlerden en önemlisinin de aşılama olduğunu vurguluyor. Dr. Çiğdem Kurt “Aşıların yeterli yapılmıyor olması da enfeksiyon ajanlarının hızla yayılmasına neden oluyor. Menenjiti aşıyla önlenebilir hastalıklar grubuna dahil ettiğimiz için; toplum aşılamasının mutlaka ciddi bir şekilde yapılması gerekir” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Yaz kış güneş kremi kullanın!

Yaz aylarında açık havada daha çok vakit geçiriyor, deniz ve havuza girmeye bayılıyoruz. Ama yazın bu keyiflerin tatsız sonuçlarıyla karşılaşmamak için risklerine karşı önlem almak da gerekiyor. Yaz aylarının en büyük riski, güneş ışınları. Uzmanlar, aşırı güneş ışığına maruz kalmanın, güneş yanıklarına ya da onarılması güç başka hasarlara neden olduğuna ve cildi yaşlandırdığına dikkat çekiyor. Ama korkulan başka bir sonuç daha var; deri kanseri. Güneşten gelen ultraviyole ışınlarına maruz kalmak deri kanserlerinin önlenebilir sebeplerinin en başında geliyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun kanser istatistik verilerine göre; 2009 yılında 353 melanom vakası varken 2014 yılında bu sayı 610’a yükselmiş. Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Güneş sanıldığı kadar masum değil. Güneşin zararlı etkileri zamanla ince, kırışık, lekeli bir cilde ve hatta deri kanserlerine yol açabiliyor. Deri kanserinden korunmanın en etkili yolu ise güneşle teması bilinçli sınırlamaktan geçiyor. Özellikle gündüz saatlerinde doğrudan güneşe çıkmayın, mutlaka çıkmanız gerekirse de gölgede kalmaya çalışın, güneş kremi kullanın, güneş gözlüğü ve şapka takın” sözleriyle uyarıda bulunuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan güneşin zararlı etkilerinden korunmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

Dr. Didem Kazan

Dr. Didem Kazan

Güneş kremiyle korunun

En az SPF 30 ve üzeri koruma sağlayan bir güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Bu konuda tartışmalar olsa da güneş kremlerinin insan sağlığı üzerinde uzun dönemde kanserojenik bir etkiye sahip olduğunu gösteren bilimsel bir çalışma bulunmuyor. Hatta bazı çalışmalar tam tersini, yani güneş kremi korumasından sonra deri kanserlerinin azaldığını ortaya koyuyor. Bu nedenle cildimize düzenli güneş kremi uygulayarak deri kanseri gelişimini engelleyebiliriz.

Çinko oksit kremler ışınları geri yansıtır

Özellikle gebeler, emziren anneler, 6 ay ve üzeri yaştaki çocuklar başta olmak üzere, tüm yaş grupları için titanyum dioksit, çinko oksit gibi fiziksel filtre içeren ürünler daha güvenli bir tercih sunuyor. Bu filtreler ciltten emilmez ve sistemik dolaşıma katılmadığı için hormonal, sistemik yan etki riski taşımaz. Güneş ışınlarını geri yansıtarak cildi güneş ışınlarından korur. Dışarı çıkmadan yarım saat önce iki parmak uzunluğu kadar güneş kremini yüzünüze, sonrasında aynı miktarda kremi sırasıyla boyun, dekolte, kulak üzeri ve el üzerine sürün. Her 2-3 saatte bir ya da deniz, havuz sonrası yenileyin.

Kışın da krem sürmeyi ihmal etmeyin!

Ultraviyole ışınlarının camdan ve buluttan kolaylıkla geçip cildimize ulaşması nedeniyle yaz, kış, bulutlu, güneşli gün, evde ve dışarıda her zaman güneş kremi sürmek gerektiğini unutmayın.

Süresi geçen üründen kaçının

Güneş kremi ambalajı üzerindeki ibareleri dikkatle okuyun. UVA ve UVB işaretleri ultraviyole A ve B’den korur, bu nedenle her iki dalga boyundan koruma sağlayan ürünleri tercih edin. Artı sayısı “+” koruyuculuk gücünü gösterir, mümkünse “++++” ibaresi bulunan ürünleri seçin. Kapağı açık kutu işaretinin ürünün ömrünü gösterdiğini aktaran Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Genellikle 6 ay ya da 1 yıl olarak belirlenen süre içerisinde ürünün tüketilmesi gerekir. Kullanım süresini geçen ürün yeterli koruyuculuk sağlayamayacağı için yanıklara, lekelenmelere, uzun dönemde deri kanserlerine neden olabilir” diyor.

Geniş çeperli şapka ve gözlük takın

Güneşe maruz kalan vücut alanı ne kadar küçük olursa cilt hasarı da o kadar azalır. Bu amaçla sıklıkla yüzünüzün alın, kulak ve ense kısmını kapatan geniş çeperli şapkalar ve gözlük takın. Mümkünse bu ürünlerin ultraviyole koruması içeren formlarını tercih edin. Ayrıca ince kumaştan kolları ve bacakları örten giysilerin de vücudun güneşten korunmasına katkı sağlayacağını unutmayın.

10:00-16:00 saatleri arasında güneşe çıkmayın

Güneş ışınlarının dik olduğu yaz aylarında saat 10:00-16:00 arasında güneşe çıkmamaya özen göstermek ultraviyole maruziyetini kısıtlamak açısından çok değerlidir. Bu saatler güneş ışınlarının en dik açıyla geldiği saatler olup hem güneş yanıkları açısından hem de lekelenme ve deri kanseri gelişimi açısından riskli saatlerdir.

Gölgede kalın!

Dışarıda geçirdiğiniz zaman boyunca mümkün olduğunca gölgede kalmaya çalışın. Ancak gölgede kalındığı zaman içerisinde de yerden yansıyan güneş ışınları nedeniyle ultraviyole maruziyetinin devam ettiğini unutmayın. Bu nedenle gölgede kalacak olsanız bile istenmeyen saatlerde dışarı çıkarken güneş kremini ihmal etmeyin.

Güneş altında geçireceğiniz süreyi kısaltın

Eğer dışarıda vakit geçirmek zorundaysanız güneş altında geçirmeniz gereken süreyi kısıtlamaya özen gösterin. Tüm korunma önlemlerine rağmen güneşte 15 -20 dakika fazla zaman geçirilmesi yüksek ultraviyole maruziyetine neden olur. Gününüzü buna göre planlamaya çalışın.

Koruyucu hap alabilirsiniz

Tüm bu önlemlere ek olarak deri kanserine genetik yatkınlığı, güneş alerjisi, deri kanseri öyküsü, güneş ile alevlenen deri hastalığı gibi özellikli hastalığı olan kişilerde ayrıca güneş koruyucu hap gibi ek önlemler de alınabilir. Ancak bu hapların da tek başına güneşten koruma etkisinin kremlerden daha az olması nedeniyle diğer önlemlere ek olarak ve doktor tavsiyesiyle alabilirsiniz.

Solaryumdan uzak durun

Son olarak güneşten neredeyse 10 kat daha fazla ultraviyole maruziyetine neden olan solaryumdan uzak durmak gerektiğinin altını çizen Dermatoloji Uzmanı Dr. Didem Kazan, “Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak adlandırılan solaryum cihazlarının uygulanmasından sonra cilt kanserlerinde ciddi artış gelişimini bildiren çok sayıda çalışma bulunuyor. Bu nedenle yaz kış solaryumdan kaçının” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pau

Gülseven Yılmaz’dan Büyük İtalya Turu: Kültür ve Lezzet Dolu Bir Yolculuk

Ünlü oyuncu ve iş kadını Gülseven Yılmaz, Amerika’da geçirdiği yılların ardından rotasını İtalya’ya çevirdi. Sanat ve gastronomiye olan tutkusuyla bilinen Yılmaz, uzun zamandır hayalini kurduğu “büyük İtalya turuna” başladı.
Yolculuğuna *Venedik’in büyüleyici kanallarında* başlayan başarılı oyuncu, İtalya’nın farklı şehirlerinde hem kültürel zenginlikleri keşfedecek hem de yerel lezzetleri tatma fırsatı bulacak. Roma’nın tarihi dokusundan, Napoli’nin eşsiz mutfağına kadar birçok durak, bu özel turun önemli parçaları olacak.
Bu unutulmaz serüven Palermo’da sona erecek. Yılmaz, seyahati boyunca yaşadığı deneyimleri, keşfettiği mekanları ve tatları kendi blogunda paylaşarak takipçileriyle buluşturacak. Hem sanatsal hem de gastronomik bir şölen sunmayı amaçlayan bu blog, İtalya’nın zenginliklerini merak edenler için ilham verici bir kaynak olacak.
Gülseven Yılmaz’ın gözünden İtalya’nın en özel noktalarını keşfetmek isteyenler, bu benzersiz yolculuğu blogundan takip edebilir!
Gülseven Yılmaz

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kene ısırığını nasıl anlarız?

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte ülkemizde keneden kaynaklı hastalıkların görülmesi de artmaya başladı. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları görülüyor. Keneden kaynaklı hastalıklar ve korunma yöntemlerini Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç anlattı.

Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup, dünyanın her bölgesinde gözlenmektedirler. Özellikle bahar ve yaz aylarında aktif hale geçerler. Türkiye, iklim ve coğrafi olarak kenelerin yaşamına elverişlidir. Türkiye’nin yaklaşık 30 kene türüne ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir. Ülkemizde, kenelerden insana bulaşabilen en önemli hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)’dir. Ortaya çıkan vakaların çoğu Tokat, Sivas, Çorum ve Erzurum’da görülmektedir.  Kırım Kongo Kanamalı Ateşi dışında Lyme hastalığı da kenelerden insana bulaşabilir.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü infekte kenelerin kanı ve diğer vücut sıvıları ile temasla (insana tutunması) bulaşabilir. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 1-3 gün kadardır ve belirtiler; yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı- kusma ve karın ağrısıdır. Hastalık ilerlemesiyle birlikte deride ve iç organlarda kanamalar meydana gelir. Ağır olgular ölümle sonuçlanabilir. Ülkemizde çoğu olgu genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşılan Tokat, Sivas, Çorum, Erzurum illerinde görülmektedir.

Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç

Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç

Kene tutulmasından nasıl korunulur?

Kene tutulmasından korunmanın en önemli yolu, kırsal alana çıkarken kıyafetlerimize dikkat etmektir. Özellikle uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Kenelerin vücudumuza ulaşmaması için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalı, özellikle bitki boylarının yüksek olduğu bölgelerde dikkatli olunmalıdır. Kene olup olmadığının tespiti için vücudun düzenli olarak mutlaka kontrol edilmesi gerekmektedir. Vücut mutlaka kontrol edilmeli. Kırsal alana çıkarken uzun kollu, açık renkli kıyafetler giyilmeli. Kenelerden kurtulmak için böcek kovucu spreylerde tercih edilebilir.

Öküz gözü şeklinde kızarıklık varsa dikkat

Türkiye’de kene kaynaklı görülen bir diğer hastalık ise Lyme hastalığıdır. Borrelia burgdorferi bakterisinin neden olduğu hastalığın belirtileri hastalığın evresine göre değişmektedir. Erken dönem belirtileri arasında en dikkat çekeni kenenin ısırdığı yerde öküz gözü şeklinde bir kızarıklığın olmasıdır. Diğer belirtileri ise ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, yorgunluktur. Geç dönemde ise; eklem iltihabı, sinir sistemi tutulumu, kalp sorunları yer almaktadır. Ancak bu hastalık nadiren görülmektedir.

Vücudunuzda kene varsa mutlaka sağlık kuruluşuna gidin

Keneden kaynaklı hastalıklarda en temel yanlış kenenin vücuttan çıkarılması sırasında kullanılan yöntemlerdir. Özellikle kenenin üzerine alkol, kolonya dökmek, yakmak ya da sigara bastırmak ciddi risklere neden olmaktadır. Yapılan bu işlemler kenenin kusmasına ve enfekte materyali insan vücuduna aktarmasına neden olmaktadır. Vücutta kene görülmesi durumunda yapılacak en doğru yaklaşım en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesidir. Kenenin vücuttan çıkarılmasından sonraki 10 günlük süreçte takibi yapılmalıdır.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Murat Ülker’den Röportajlar

İş insanı Murat Ülker, bu kez soruları soran tarafta yer alıyor. İş dünyasının öncü isimleriyle gerçekleştirdiği dikkat çekici söyleşileri bir araya getiren “Murat Ülker’den Röportajlar”, The Kitap Yayınları etiketiyle, sınırlı sayıda, koleksiyonluk, ciltli ve Murat Ülker imzalı özel baskı olarak yayımlandı.

Ali Koç’tan Ali Sabancı’ya, Hanzade Doğan’dan Bülent Eczacıbaşı’na, Zeynep Bodur Okyay’dan Ali Ülker’e Türkiye’nin iş dünyasında söz sahibi çok sayıda önemli isimle yapılan bu röportajlar, bir iş liderinin diğer liderlerde neleri merak ettiğini ortaya koyarken; samimiyetle verilen cevaplar, okuyucuya içgörü dolu bir yolculuk sunuyor. Kitapta yalnızca kurumsal stratejilere değil; liderlerin karakterine, değerlerine ve zorluklarla başa çıkma biçimlerine de ışık tutuluyor. Her söyleşi; deneyim, ilham ve içtenlik barındırıyor. Okur, yalnızca bir iş dünyası panoramasına değil, aynı zamanda liderlerin insani yönlerine ve hayata dair duruşlarına tanıklık ediyor.

Karın kasları sıkılaşıyor, fazla deri ve yağ dokusu alınıyor

Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor. İşte bu noktada karın germe ameliyatı, yani abdominoplasti, hem görünüm hem hareket kabiliyeti açısından bir seçenek olarak öne çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Karın germe operasyonuyla gevşeyen karın kaslarını sıkılaştırıyor, sarkan deri ve fazla yağ dokusunu alıyoruz. Böylece daha düz bir karın, daha sıkı bir bel çevresi ile vücut hatlarını şekillendiriyor ve daha özgüvenli bir duruş hedefliyoruz. Elbette bu bir zayıflama yöntemi değil ama uygun kişilerde estetik ve psikolojik açıdan çok tatmin edici sonuçlar veriyor” diyerek ameliyatın sonuçlarını özetliyor. Ameliyat süreci ve sonrası için dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı bilgiler paylaşan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, hastaların karın estetiği ameliyatına dair en çok yönelttikleri soruları yanıtladı.

Dr. Ömercan Yağız Öksüz

Dr. Ömercan Yağız Öksüz

Karın germe operasyonu nedir?

Tıp literatüründe “abdominoplasti cerrahisi” olarak adlandırılan bu operasyon halk arasında genellikle “karın toparlama, karın yağlarını aldırma” olarak biliniyor. İşlem genel olarak doğum, hızlı kilo alıp verme veya çeşitli sebeplerle ortaya çıkan karın bölgesindeki fazla cilt ve yağ dokusunun alınması ve gevşeyen karın kaslarının sıkılaştırılmasını kapsıyor.

Kimler operasyon için uygun?

Karın germe ameliyatı doğum sonrası sarkma yaşayan kadınlar, büyük kilo kaybı yaşamış bireyler ya da karın kaslarında ayrışma oluşmuş hastalar için uygun bir seçenek olabiliyor. Ciltte çatlak, gevşeme ve içe doğru çökme gibi durumlarda da tercih edilebiliyor. Ancak halen kilo verme sürecinde olan, gebelik planlayan ya da ciddi sağlık sorunu olan hastalarda ameliyat önerilmiyor.

Bu ameliyat ile kilo verebilir miyim?

Fazla kilolardan kurtulmanın yolu sağlıklı bir beslenme, kalori dengeleme ve yeterli fiziksel aktiviteden geçiyor. Bu operasyon ise hastaları fazla kilolardan kurtarmadığı gibi operasyon sonrası ciddi derecede ve hızlı şekilde alınan kilolar, karın bölgesinde istenmeyen görüntülere ve yara izlerinin ciddi derecede genişlemesine neden olabiliyor. Karın bölgesinde ciddi derecede kas gevşemesi, deri fazlalığı olan hastalarda 1-2 beden küçülme görülebiliyor. Bununla birlikte kilo alınmaması için operasyon sonrası kilo takibi ve diyet öneriliyor.

Hangi operasyon yöntemi bana uygun?

Karın germe ameliyatının iki farklı teknikle uygulandığını söyleyen Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, mini abdominoplastinin sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan kişiler için tercih edildiğini söylüyor. Bu yöntem daha kısa sürede iyileşme ve daha az iz bırakma avantajı sağlıyor. Total abdominoplasti yöntemi ise hem üst hem alt karın bölgesine müdahale edilmesiyle, kas sıkılaştırması da sağlıyor.

Ameliyata nasıl hazırlanmalıyım?

Operasyondan en az 4 hafta önce sigarayı bırakmak, kilo kontrolünü sağlamak ve aşırı beslenmeden kaçınmak önem taşıyor. Ayrıca ameliyat sonrası 1 ay boyunca korse kullanımı gerekeceği için hastaların bu süreci planlarken mevsimi ve günlük hayat koşullarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

Germe ameliyatında karın yağları da alınabilir mi?

Eğer hastanın karın bölgesinde lokalize yağlanma söz konusuysa, aynı seansta liposuction (yağ alma) işlemi de yapılabiliyor. Bu sayede bel-kalça geçişi daha estetik bir hale getiriliyor ve kontur düzeltmesi sağlanıyor. Ancak bu karar, her hasta için ayrı ayrı değerlendiriliyor.

İşime ne zaman dönebilirim?

Hastalar genellikle 1 gün içinde taburcu ediliyor. İlk 5 gün içinde işe dönülmesi önerilmiyor; ancak masa başı işi olan bireyler 1 haftada günlük yaşantılarına dönebiliyor. Operasyondan sonraki ilk 2 hafta boyunca öne eğilerek yürüme, sırt üstü ve düz pozisyonda yatma, ağır kaldırma ve spor aktivitelerinden kaçınmak gerektiğini belirten Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Operasyondan sonraki ilk 4 hafta korse kullanılmasını, sigara kullanılmamasını ve cinsel aktiviteden uzak durulmasını istiyoruz. Alkol kullanımı ilk 2 hafta kısıtlanmalı. Her şey yolunda giderse 4 haftadan itibaren havuza ve denize girebilirsiniz” diyor.

Ameliyat kalıcı iz bırakıyor mu?

Yara izi tamamen geçmese de, genellikle iç çamaşırının altında kaldığı için dışarıdan fark edilmiyor. Toplam iyileşme süreci 1 yılı bulsa da ilk birkaç ay belirgin olan izler, zamanla rengi açılarak silikleşiyor. Yara izinin belirginliği kişiden kişiye değişiyor ve sigara kullanımı, yatış pozisyonu gibi faktörler iyileşme sürecini etkileyebiliyor.

Ameliyatın riskleri var mı?

Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi karın germe operasyonunun da bazı riskleri bulunuyor. Operasyon sonrası nadir de olsa hematom (kan birikmesi), yara açılması, enfeksiyon ya da iz kalma gibi komplikasyonlar görülebiliyor. Bu nedenle işlemin mutlaka steril koşullarda, uzman bir plastik cerrah tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Sigara kullanan hastalarda yara iyileşmesi ciddi şekilde bozulabiliyor. Aynı şekilde ameliyat sonrası yürüyüş ve yatış pozisyonlarına dikkat edilmezse dikişlerde açılma görülebiliyor. Bu nedenle tüm talimatlara eksiksiz uyulmalı ve kontroller aksatılmamalı” sözleriyle uyarıda bulunuyor.

Ameliyat psikolojiyi nasıl etkiliyor?

Karın germe ameliyatı yalnızca fiziksel görünüm üzerinde değil, psikolojik iyi oluş hali üzerinde de etkili olabiliyor. Öncelikle özgüven duygusu artıyor. Kişiler kıyafet tercihlerinden tatil planlarına kadar birçok alanda daha rahat ve özgüvenli hissediyorlar. Özellikle yaz aylarında mayo veya bikini giymekte zorlanan kişilerin yaşam kalitelerinde belirgin bir artış sağlanıyor. Ayrıca, hastalar sosyal ortamlarda kendilerini daha rahat hissediyor ve aynaya bakarken özgüvenlerinin arttığını ifade ediyorlar. Bu nedenle, karın germe ameliyatının estetik beklentiler kadar ruhsal iyilik haline de katkı sağlayan bir operasyon olduğu belirtiliyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Umur Talu, Dr. Bengi Başaran “Devrim Mutfağı”

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı “Devrim Mutfağı” adlı kitap raflardaki yerini aldı.

Atatürk’ten Che Guevara’ya, Karl Marx’tan Napolyon’a birçok devrimcinin yemek alışkanlıklarının masaya yatırıldığı kitapta eşsiz tarifler de yer alıyor.

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı, Epsilon Yayınevi ve Kafka Kitap ortaklığıyla yayımlanan Devrim Mutfağı okuyucusuyla buluştu. Türkiye ve dünyadan 40’a yakın devrimcinin yemek alışkanlıklarının incelendiği ve tariflerin derlendiği kitabın ön sözü ise gastronomi yazarları Vedat Milor ve Mehmet Yaşin’in kaleminden çıktı.

Okuyucunun “Karl Marx ne yerdi? Atatürk’ün sofrasında neler konuşulurdu? Fidel’in mutfağından hangi kokular yükselirdi?” sorularına yanıt bulan kitap, benzersiz tariflerle her bir devrimcinin kişiliğini, yaşam felsefesini ve mücadele ruhunu damaklarda yaşatıyor. “Devrim Mutfağı”, her bir “devrim aşçısı” için özel olarak hazırlanmış yemek ve içecek tariflerinin yanı sıra, onların hayatına dair kısa ama etkileyici anlatılara da yer veriyor. Sofraların sadece karın doyurulan bir yer değil, aynı zamanda ideallerin paylaşıldığı, stratejilerin belirlendiği ve direnişin ateşiyle beslenildiği mekânlar olduğunu gözler önüne seriyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Maextro S800 lüks araçlara rakip

Mercedes-Maybach’a rakip olarak gösterilen, Huawei ve JAC ortaklığının lüks elektrikli sedanı Maextro S800, Çin’de yedi günde 3.600 sipariş topladı aracın tam elektrikli varyantı 702 km menzil sunuyor

Maextro S800

Huawei ve JAC, yıllık 100 milyar yuan gelir hedefiyle ayda yaklaşık 8.300 adet S800 satmayı planlıyor.

Maextro S800

Maextro S800, Çin’de hem tamamen elektrikli hem de seri hibrit seçenekleriyle sunuluyor. Dört veya beş kişilik iç mekan seçenekleri de dahil olmak üzere toplam altı farklı konfigürasyon mevcut. Baz modeli bile oldukça etkileyici: adaptif süspansiyon, dört tekerlekten yönlendirme, dört lidar sensörlü otonom sürüş, ahşap ve deri iç döşeme, dört bölgeli otomatik klima ve tam 43 hoparlörlü bir ses sistemi sunuluyor.

Maextro S800

Maextro S800’ün tamamen elektrikli varyantı, 390 kW (523 beygir) gücünde çift motorlu bir sisteme ve 95 kWh kapasiteli bataryaya sahip. Araç, CLTC normuna göre 702 km menzil sunuyor.

Maextro S800

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto