Yazılar

İstanbul gastronomi ve müziğe doydu

LifePark, üçüncü kez düzenlenen FoodieFest ile müzik ve gastronomi tutkunlarını benzersiz bir deneyimde buluşturdu.

Şehrin stresinden uzak, yemyeşil bir atmosferde gerçekleşen bu festival, 11 binin üzerinde katılımcıyla rekor kırarken, bir kez daha İstanbul’un en sevilen açık hava festivalleri arasında yerini sağlamlaştırdı.

FoodieFest 3’ün yıldızlarla dolu müzik programı, festivali yalnızca bir lezzet şöleni değil, aynı zamanda kültürel bir sahneye dönüştürdü. Türkiye’nin sevilen isimleri Zeynep Bastık, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, Mavi Gri, Batuhan Kordel ve MelaBedel, LifePark’ın ormanla çevrili sahnesinde unutulmaz performanslara imza attı. Gün boyu süren canlı müzik eşliğinde doğayla bütünleşen bu deneyim, katılımcılara tam anlamıyla ruhu doyuran bir festival sundu.

Festivalin merkezinde her zamanki gibi sokak lezzetlerinin eşsiz aromaları vardı. 50’den fazla yerli marka, geleneksel tatlardan modern yorumlara kadar uzanan zengin bir gastronomi yelpazesiyle LifePark’a konuk oldu. Kokoreç, vegan burger, tantuni, gurme hamburger ve daha fazlası, ziyaretçilere İstanbul’un en özgün sokak tatlarını tek bir alanda deneyimleme fırsatı sundu. Hem lezzet hem keşif arayanlar için tam anlamıyla bir gastronomi cenneti yaratıldı.

FoodieFest’in büyüsü sadece müzik ve yemeğin ötesindeydi. Evcil hayvan dostu yapısı, kamp sandalyesiyle rahatça gezilebilen alan düzeni, ödüllü şeflerle gerçekleştirilen interaktif mutfak atölyeleri ve sürpriz aktiviteler, LifePark’ta geçirilen her dakikayı daha da özel kıldı. Giriş alternatifleri ve esnek biletleme seçenekleri sayesinde her yaştan katılımcıya hitap eden FoodieFest, doğayla müziği ve gastronomiyi birleştiren benzersiz formatıyla şehir hayatına nefes aldırdı.

#FoodieFest

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Bîdar’dan yeni şarkı “Hazine”

Alternatif müziğin özgün isimlerinden Bîdar, yeni şarkısı “Hazine” ile dinleyicisiyle buluştu. Sözü ve müziği kendisine ait olan parça, geçmişin izlerini taşıyan anıların zamanla nasıl birer hazineye dönüştüğünü anlatıyor.

Prodüksiyon, miks ve mastering süreçlerinde Özgün Tuncer yer alırken; davullarda Ediz Hafızoğlu, synth basta Umut Oymak, gitarda ise Durul Canberk İres bulunuyor. Klavye, synthesizer ve geri vokallerde Bîdar’ın kendi dokunuşu hissedilirken, kapak tasarımı Elif Tekneci imzası taşıyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Gökcan Sanlıman’dan duygusal şarkı “Nasıl Hayat?”

Gökcan Sanlıman, hem içeriği hem de prodüksiyon kalitesiyle öne çıkan yeni şarkısı “Nasıl Hayat” için tüm hazırlıklarını tamamladı. Sözü ve müziği sanatçının kendisine ait olan parçanın prodüktör koltuğunda ise Esad Fidan oturuyor.

Sanlıman’ın “duygusal ama enerjik” olarak tanımladığı parçada, uzaklaşan bir ilişkiye dair içsel bir sorgulamanın izleri var. Dinleyeni düşündüren ama aynı zamanda dans ettiren şarkı, sanatçının yakında yayımlanacak olan albümünün de habercisi niteliğinde. Yönetmen Deniz Özgün’ün imzasını taşıyan video klip, modern ve sade bir anlatımla dikkat çekiyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kral Charles’ın doğum günü İstanbul’da kutlandı

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo, 18 Haziran’da Birleşik Krallık’ın Ulusal Günü olan “Kralın Doğum Günü Partisi” (KBP) dolayısıyla Başkonsolosluk bahçesinde düzenlenen resepsiyona ev sahipliği yaptı.

Birleşik Krallık Başkonsolosluğu’nun kamu diplomasisi takvimindeki en prestijli etkinlik olan KBP’ye, kamu, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimleri, diplomatik temsilciler, sivil toplum temsilcileri ve medya mensupları katıldı.

Her yıl olduğu gibi, Konsolosluk bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki çok sayıda ve çeşitli bağlantılara vurgu yapıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını Birleşik Krallık Başkonsolosu Kenan Poleo yaparken, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer de ana konuşmacı olarak yer aldı.

Açılış konuşmasında Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo:

“Bu gece, Majesteleri Üçüncü Kral Charles’ın doğum gününü kutluyoruz – çevreye, dinler arası diyaloğa ve küresel iş birliğine adanmış ömrüyle ilham vermeye devam eden bir lider. Majestelerinin daha sürdürülebilir ve vicdanlı bir dünya vizyonu, Türk dostlarımızla paylaştığımız değerlerle derinden örtüşüyor. Hepinize, bu önemli akşamda bizlerle olduğunuz için çok teşekkür ediyorum.”

Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris:

“Majestelerinin Büyükelçisi olarak, burada bulunan hepinize desteğiniz, iş birliğiniz ve dostluğunuz için teşekkür etmek istiyorum. Bu sayede, ülkelerimizin yararına olan iş birliğimizi daha da geliştirme ve derinleştirme imkânı buluyoruz.”

Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Ayşe Sözen Usluer:

“Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki köklü ilişki neredeyse beş yüzyıla uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Türkiye ve Birleşik Krallık, çeşitli zorlukları birlikte aşmıştır. Zor zamanlarda ve değişim dönemlerinde bile, ülkelerimiz toplumlarımızın ortak yararı için iş birliği yolları bulmayı başarmıştır. NATO müttefikleri ve stratejik ortaklar olarak, bu kalıcı dostluğa büyük değer veriyoruz.”

Bu yıl KBP’nin (#KBPİstanbul25) teması “Birleşik Krallık’ın Yaratıcı Endüstrileri” idi.

Yaratıcılık, Birleşik Krallık’ın yalnızca geçmişini değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendiren temel değerlerden biri olmaya devam ediyor. Bu vesileyle, davetlilere Birleşik Krallık’ın sanat, kültür, edebiyat, sinema, televizyon, spor, eğitim, moda ve müzik gibi çeşitli alanlardaki yaratıcı gücünü ve küresel etkisini yansıtan ilham verici deneyimler sunuldu. KBP’de, Shakespeare, Agatha Christie, Queen, Pink Floyd, James Bond, Harry Potter ve yaratıcılık alanlarındaki diğer birçok önde gelen figüre atıfta bulunarak Birleşik Krallık’ın yaratıcı endüstrilerinin tanıtılması amaçlandı. Konuklar, Birleşik Krallık’ın tarihinin derinliğiyle harmanlanan çağdaş yaratıcı endüstrilerini keşfetme fırsatı bulurken, aynı zamanda ülkenin zengin kültürünü, özgün mutfağını ve kendine has yaşam tarzını da deneyimlediler.

Birleşik Krallık’ta yaratıcı endüstriler, ekonomik büyüme için bir motor görevi görmektedir. Sektör, 2022 yılında Birleşik Krallık ekonomisine 124,6 milyar sterlinlik Brüt Katma Değer (GVA) katkısında bulundu ve Birleşik Krallık brüt katma değerinin yüzde 5,7’sini oluşturdu. Sektör, 2019’dan itibaren yüzde 6’lık bir büyüme yaşadı.

Ekim 2024’te Birleşik Krallık Hükümeti, büyüme misyonunun merkezi bir parçası olan “Yatırım 2035: Birleşik Krallık’ın Modern Sanayi Stratejisi”ni yayınladı. Strateji, önceliklendirilecek sekiz ‘büyüme motoru’ sektöründen biri olarak yaratıcı endüstrileri tanımladı. Stratejide, yaratıcı endüstriler; Birleşik Krallık zaten “dünya lideri” olduğu ve sektörün “dünya çapında büyüyerek daha fazla büyüme fırsatı yaratması beklendiği” için önceliklendirilecek sekiz “büyüme odaklı” sektörden biri olarak belirlendi.

Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!

Anoreksiya nervozanın sadece kilo verme isteği olmadığını belirten uzmanlar, benlik algısı ve duygusal düzenleme bozukluklarıyla karakterize ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık olduğunu söylüyor.

Hastalık, kişinin bedenini olduğundan büyük algılaması ve kilo alma korkusuyla kendini gösterdiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantılar anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabilir.” dedi. Tedavi sürecinin uzun ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğin, erken müdahalede başarı şansının arttığını vurgulayan Şen, tedaviye direncin sık görülse de empatik yaklaşım ve aile desteğiyle aşılabildiğine dikkat çekti. Şen ayrıca, nüks riskine karşı psikoterapilerin sürdürülmesinin ve beden algısı üzerine çalışmaların hayati öneme sahip olduğunu aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen

Psikiyatri Uz. Dr. Firdevs Seyfe Şen

Anoreksiya, benlik algısı ile duyguları düzenlemede yaşanan bozukluklarla kendini gösteriyor!

Anoreksiyanın, temel olarak kişinin beden algısı ve kilo kontrolü üzerine yoğunlaşan, ciddi bir yeme bozukluğu olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Anoreksiya nervoza adıyla bilinen bu hastalıkta kişi, şiddetli kilo alma korkusu yaşar, kendisini sürekli kilolu hisseder ve bu nedenle ciddi şekilde kilo kaybeder.” dedi.

Kişinin bedenini olduğundan daha büyük algıladığını ve kilo kontrolü için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz, bazen kusma veya laksatif kullanımı gibi davranışlar geliştirdiğini dile getiren Şen, “Psikolojik bir rahatsızlık olarak anoreksiya; benlik algısı bozukluğu, yeme davranışları üzerinde patolojik kontrol ve duygusal düzenleme sorunları ile karakterizedir.” şeklinde konuştu.

Sadece kilo verme isteği değil, ciddi bir psikiyatrik bozukluk!

Toplumda bazen sağlıksız diyet yapmanın, aşırı kilo takıntısı veya zayıflama isteğinin ‘anoreksiya’ gibi algılanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak anoreksiya nervoza bir psikiyatrik tanıdır ve yalnızca kilo verme isteğiyle sınırlı değildir.” dedi.

Her iki durum arasındaki temel farklara değinen Şen, şunları söyledi:

“Toplumsal zayıflama takıntısı, daha yüzeysel, dönemsel ve sosyal etkiyle gelişebilir. Anoreksiya nervoza ise; kilo almaktan aşırı korku, bozulmuş beden algısı ve kişinin fiziksel sağlığını ciddi riske atan yeme davranışı değişiklikleri ile giden kompleks bir psikiyatrik tablodur. Ayrıca anoreksiya nervozada adet kesilmesi, halsizlik, saç dökülmesi gibi fizyolojik belirtiler ile eşlik eden anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler sık görülür.”

Anoreksiya gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılar etkili!

Araştırmaların anoreksiya nervozanın gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılarının etkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Mükemmeliyetçilik, aşırı kontrolcülük, detaycılık ve katılık, düşük benlik saygısı, onay arayışı gibi durumlar etkili olur.” dedi.

Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantıların anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabileceğini aktaran Şen, aile içi yüksek beklenti, katı kurallar ve düşük duygusal ifade ortamının da risk faktörleri arasında olduğuna işaret etti.

Anoreksiya tedavi edilebilir ama uzun ve çok yönlü bir süreç!

Anoreksiya tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak tedavi süreci karmaşık, uzun soluklu ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Erken müdahale edilmesi, tedavi başarısını artırır.” dedi.

Tedavinin, psikoterapi, psikiyatri, diyetisyen ve gerekiyorsa dahiliye/endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütüldüğünü açıklayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anoreksiya tedavisinde kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel Davranışçı Terapi ile yeme davranışını sürdüren olumsuz düşünce ve inançların değiştirilmesi hedeflenir. Aile Temelli Terapi, özellikle ergen ve genç erişkinlerde, ailenin destekleyici rolünü güçlendiren ve birlikte iyileşme süreci öneren bir yaklaşımdır. Duygu Düzenleme Terapileri, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve sağlıklı biçimde yönetmesini amaçlar. Şema Terapi ya da Psikodinamik Terapilerde, derinlemesine kişilik yapılanması ve erken dönem yaşantılarla çalışılır.

Ayrıca hastalarda ilaç tedavisi ve TMU tedavisinden yararlanılır.”

Anoreksiyada kişi hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir!

Anoreksiya nervozada tedaviye direncin çok yaygın olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çünkü kişi kilo alma düşüncesiyle yoğun anksiyete yaşar ve hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir.” dedi.

Direnç durumunda atılabilecek adımlara değinen Şen, “Empatik ve yargısız yaklaşım, küçük hedeflerle ilerleme, kilo alma korkusunu anlamaya yönelik terapötik çalışmalar, hastanın kontrol hissini tamamen kaybettiği algısını düzeltmek, aileyi sürece katmak ve desteklemek direnci aşmada etkili olur. Zorlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir ilişki kurmak önemlidir.

Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Ortalama olarak 1-2 yıl sürebilir. Beden ağırlığı normale dönse bile psikolojik toparlanma ve beden algısının düzelmesi daha uzun sürebilir. Yeme davranışı düzelse de duygusal düzenleme becerileri, benlik algısı ve sosyal ilişkiler üzerinde çalışmak gerekebilir.” açıklamasını yaptı.

Anoreksiya sadece bir yeme problemi değil, derin bir ruhsal sorun!

Anoreksiya nervozada nüks riskinin yüzde 30 ila 50 civarında olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Nüksü önlemek için, tedavi sürecinin yeterince uzun sürmesi, destekleyici psikoterapilerin devam etmesi, anksiyete ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, olumsuz beden algısı üzerinde çalışılması gerekir.” dedi.

Beden algısının yeniden inşasında, ayna çalışmaları, dans, sanat terapisi gibi beden odaklı terapiler, duygu ve beden farkındalığı çalışmaları, negatif iç konuşmaların fark edilmesi ve dönüştürülmesinin etkili olduğunu da aktaran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, kişinin sosyal destek kaynaklarını güçlendirmesi ve stresle baş etme yöntemleri geliştirmesi uzun vadede koruyucu rol oynar. Anoreksiya yalnızca bir yeme problemi değil, beden algısı ve duygularla ilgili derin bir ruhsal sorundur. Erken fark edilmesi ve destek olunması hayat kurtarıcıdır. Eğer çevrenizde böyle bir sorun yaşadığını düşündüğünüz biri varsa, onu mutlaka bir uzmana yönlendirin ve yalnız olmadığını hissettirin.”

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Russell Crowe iddialı proje ile geliyor

Oscarlı aktör Russell Crowe, “İskoçyalı”da ölümsüzlerin bilgeliğini bu kez Cavill’e aktaracak.

1986 yapımı kült fantastik aksiyon “İskoçyalı” yeniden sinemaya uyarlanırken, projeye dev bir isim daha katıldı: Russell Crowe. Usta oyuncu, yeni “İskoçyalı” filminde Henry Cavill’in canlandıracağı baş karaktere rehberlik edecek olan mentör rolüyle izleyici karşısına çıkacak. Bu rol, orijinal filmde efsanevi aktör Sean Connery tarafından canlandırılmıştı.

Yönetmen koltuğunda “John Wick” serisiyle adını aksiyon sinemasına altın harflerle yazdıran Chad Stahelski oturuyor. Senaryo ise yine “John Wick: Chapter 4″ün yazarlarından Michael Finch’e emanet. Amazon MGM Studios ve United Artists’in yapımcılığını üstlendiği proje, sinemalarda vizyona girecek.

 

 

#hollywood #RussellCrowe #pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Yaz tatilinde çocukların ruhunuzu dinlendirin

Yaz tatilleri, çocukların zorlu bir okul yılının ardından dinlenip yeniden enerji topladıkları önemli bir zaman dilimidir. Bu süreç çocuklar için de durmak, yavaşlamak, düşünmek, hissetmek ve yeniden başlamak için önemli bir aralıktır. Bu nedenle “verimli” bir yaz tatili; çocuğun iç dünyasına iyi gelen, gelişimini destekleyen ve ihtiyaçlarını gözeten bir dönem olmalıdır. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (Çocuk Psikiyatrisi) Bölümü’nden Uz. Dr. Berna Aygün, yaz tatilinde çocuğun sadece bedenini değil, ruhunu da dinlendiren aktiviteler hakkında bilgi verdi.

Uz. Dr. Berna Aygün

Uz. Dr. Berna Aygün

Çocukların ruhsal gelişimini destekleyin  

Okul döneminde çocukların zihinsel yükleri yoğundur. Ancak ruhsal gelişim sadece akademik başarıyla değil, duygusal deneyimlerle de ilerler. Yaz tatili, çocuğun kendisiyle ilgili farkındalık kazanabileceği, düşünebileceği, dinleyebileceği bir dönem olabilir. Bu da çocuğun daha dayanıklı, özgüvenli ve esnek bir ruhsal yapı geliştirmesine olanak sağlayabilir.

Tatili çocuğun kendi sesini duyabileceği bir alana dönüştürün

Bazı çocuklar içe dönük, bazıları dışa dönük, bazıları hareketli bazıları daha sakin olabilir. Her çocuğun tatilden beklentisi ve ihtiyacı farklıdır. Önemli olan, çocuğu bir “tatil kalıbına” sokmak değil; onun doğasını, ritmini, mizacını göz önünde bulundurarak bir alan açmaktır.

Sıkılmasına izin verin, boş zamanlar çocuğun yaratıcılığının doğduğu yer olabilir

Günümüzde birçok bakım veren, çocuklarının sıkılmasından kaygı duymaktadır. Oysa can sıkıntısı, çocuğun ruhsal gelişimi için gerekli bir durak olup, kendiyle baş başa kalabildiği, hayal gücünü devreye sokabildiği bir alandır. Sürekli etkinliklerle doldurulmuş bir tatil, çocuğun iç dünyasını genişletmeye yer bırakmaz. Belirli sürelerle sıkılmak, çocuğun kendi oyununu kurmasının ve yaratıcı yollarla düşünmesinin önünü açar. Kendi düşüncelerine dalmasına alan açmak, çocuğun bağımsızlığını ve yaratıcılığını destekleyebilir.

Serbest oyun çocuğun gerçek öğrenmenin alanıdır

Yapılandırılmamış, özgürce oynanan oyunlar; çocuğun duygularını, hayal gücünü ve yaşadıklarını işleyebileceği en sağlıklı yollardan biridir. Çamurla oynamak, taş biriktirmek, sokakta arkadaşlarıyla bisiklete binmek ya da evde kendi oyuncaklarıyla dünyalar kurmak çocuğun psikolojik gelişimi için oldukça değerlidir. Çünkü çocuk, oyunla hem dünyayı hem de kendini anlamaya çalışır. Çocuk, oyun oynarken aslında duygularını işler. Bir çamurdan kale yaparken yıl boyu içinde biriktirdiği öfkeyi boşaltabilir, taş dizerek kendi iç düzenini kurabilir. Oyuncak bebekleriyle bir gün kendi yaşadıklarını tekrar ederken, bazen sizi kaygılandıran bir konuyu dışa vurabilir. Oyun, çocuğun dili; dikkatli bir yetişkin için bir pencere gibidir.

Sınırlı telefon tablet imkanı sağladığınız çocuğunuzla bol temaslı ilişki kurun

Ekran süresi konusunda elbette günümüz koşullarında esneklik payı bırakılmalıdır. Ancak bir çocuğun ruhsal olarak beslendiği esas yer, gerçek ilişkiler kurabildiği alanlardır. Göz teması, birlikte gülmek, sohbet etmek, yemek pişirmek, yürüyüş yapmak gibi basit etkileşimler, çocuğun kendini değerli ve ait hissetmesini sağlar.

Ailece birlikte geçirilen zaman çocuğun aidiyet hissiyatını artırır

Yaz tatili, çocuk için sadece eğlenme değil; aynı zamanda “yeterince iyi eşlik” ile bakım verenleriyle olan bağını yeniden kurma, hikayeler dinleme, kökleriyle temas etme zamanıdır. Üst nesillerle birlikte geçirilen gün, bakım verenlerin kendi çocukluğunu anlattığı bir akşam, birlikte bakılan eski fotoğraflar… Tüm bunlar çocuğun aidiyet hissini pekiştirir.

Doğa ile temas çocuğun ruhsal besindir

Ağaçlara tırmanmak, toprağa basmak, çiçek toplamak, denizde yüzmek, çimenlere uzanmak… Tüm bunlar çocuğun hem duyusal hem de ruhsal regülasyonunu sağlar. Mümkünse bu yaz, çocukları doğayla buluşturun. Şehirde yaşıyorsanız bile park yürüyüşleri, birlikte gökyüzünü izlemek, suyla oynamak gibi küçük fırsatlarla doğa duygusunu yaşatabilirsiniz.

Yaz kurslarını çocuğunuzla birlikte planlayın

Elbette yaz tatilinde kısa süreli kurslar veya sosyal aktiviteler planlanabilir. Ama temel ilke sadece “boş kalmasın” diye haftanın altı günü yaz okuluna göndermek değil de, çocuğun gerçekten istediği bir şeye gönüllü olarak katılması olmalıdır. Ruhsal gelişim, serbest deneyimlerde olur.

Oyunlaştırılmış etkinliklerle ders tekrarları yaptırabilirsiniz 

Yıl boyunca zorlanan çocuklar için bir süre dinlenmek iyi olabilir. Ancak sonlara doğru kısa süreli tekrarlar, oyunlaştırılmış etkinlikleri de dahil ederek yapılandırılabilir. Okulları tarafından verilen ev ödevleri düzenli ama esnek bir günlük yaşam aktivitesi ile birlikte yapmasını sağlayın. Yaz tatili çocuk için yalnızca bir zaman aralığı değil; öznelleşebileceği, dinlenebileceği ve büyüyebileceği bir alandır. Bu süreci çocuğun üstün yararını gözeterek tasarlayabilmek için ona hem yeterince alan hem yeterince sınır hem de yeterince eşlik sunmak gerekir. Bir çocuk yaz tatilinde duyduğu sevgiyi, oynadığı oyunu, hissettiği özgürlüğü yetişkin olduğunda bir iç kaynak olarak hatırlar. Bu yüzden yaz tatilini planlarken sadece ne yapacağını değil, nasıl hissedeceği düşünülmelidir.

Yaratıcılığı teşvik eden basit etkinlikler planlayın 

Çocuğunuzun yaşına göre bu etkinlikler uygulanabilir;

❖ Hayal günlüğü: Çocuğunuza her gün ne düşündüğünü, neler hayal ettiğini yazdığı ya da çizdiği bir defter hediye edin.

❖ Ev içi tiyatro: Çocuğunuz kendi yazdığı bir hikâyeyi oynarken tüm aile bireyleri ile birlikte izleyin.

❖ Doğadan sanat: Taş, dal, yaprak gibi doğal malzemelerle yapılan küçük oyun araçları veya heykeller yapmaları çocukların hem özgüvenini he de yaratıcılığını artırır.

❖ Kitap yazmak: Çocuğunuzun kendi kitabını yazmasını teşvik edin.

❖ Mekansız oyunlar: Çocuğunuzla birlikte şehir turları yapın ama her durakta onlarla farklı farklı oyunlar oynayın.

❖ Hikaye tamamlama oyunları: Çocuğunuzla birlikte hikaye tamamlama oyunları oynayın. Bu oyunda bir kişi başlar, diğerleri sırayla devam ederler. Bu oyun çocuğunuzun duygusal gelişimi için faydalı olacaktır.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Prof. Dr. Mehmet Kanar “Nef’î’nin Türkçe Dîvân’ı”

Klasik Türk edebiyatının en kudretli şairlerinden Nef’î’nin Türkçe Dîvân’ı, eserin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayan Prof. Dr. Mehmet Kanar’ın dil içi manzum çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Temelini Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki yazma nüshanın oluşturduğu, aynı zamanda başka yazma ve matbu kaynaklardan da yararlanılan çalışma, okurlara sayfanın bir tarafında özgün metnini, öbür tarafında ise halk şiiri anlatımına yaslanan, sanat kaygısından uzak çevirisini sunuyor. Bazı kavramların ve isimlerin daha iyi anlaşılması için kitabın sonunda küçük bir sözlüğün de yer aldığı Dîvân, raflarda ve internet satış sitelerinde!

Yeni IONIQ 6 N modelinin teaser görsellerini yayınladı

Hyundai, merakla beklenen tamamen yeni IONIQ 6 N modeline ait ilk teaser görsellerini yayınladı.

IONIQ 5 N’in elde ettiği sayısız ödül, motor sporları zaferi ve rekorlarla dolu iki yılın ardından, IONIQ 6 N de elektrikli sedan segmentinde N sürüş deneyimini yeniden tanımlamayı hedefliyor.

IONIQ 6 N, paylaşılan görsellerinde aerodinamik geliştirmelerle şekillendirilmiş çarpıcı bir performans otomobili olduğunu vurguluyor. Genişletilmiş çamurluklar, daha kaslı duruş, hafif alaşım jantlar ve büyük arka spoyler, modelin aerodinamik verimlilik ve dinamik kabiliyete odaklandığını açıkça ortaya koyuyor. N serisinin üç temel performans ögesini taşıyan IONIQ 6 N, “Viraj Ustası”, “Pist Yeteneği” ve “Günlük Spor Otomobil” heyecan verici ve sezgisel bir sürüş deneyimi sunmaya hazırlanıyor. IONIQ 6 N ile tasarım ve teknolojide çığır açan Hyundai, yüksek performans mirasını da geleceğe taşımaya devam ediyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Ruth Ware “Gerçeğin İzinde”

7 kez New York Times çok satanlar listesine giren ve dünya genelinde 6 milyondan fazla okura ulaşan Ruth Ware, Gerçeğin İzinde ile psikolojik gerilim türündeki ustalığını bir kez daha kanıtlıyor. Kitap Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan bu sürükleyici roman, teknolojinin karanlık yüzüyle iç içe geçen ölümcül bir gerçeğin peşinde.

Gerçeğin İzinde, ilk sayfasından itibaren okuyucuyu içine çeken, temposunu hiç düşürmeyen, zekice kurgulanmış bir hayatta kalma öyküsünü anlatıyor. Ruth Ware’in karakter derinliği, atmosfer yaratma gücü ve ters köşe kurgusuyla bezeli bu yeni eseri, psikolojik gerilim seven okurlar için kaçırılmayacak bir deneyim sunuyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto