Yazılar

Boğaza karşı grill keyfi

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un Boğaz’ın tam üzerinde konumlanan açık hava mekânı Bosphorus Grill, bu yaz da şehrin en seçkin gastronomi duraklarından biri olmaya devam ediyor.

Şef imzalı öğle ve akşam menüleriyle her öğünü bir ritüele dönüştürüyor. Taze deniz ürünlerinden seçkin et çeşitlerine, mevsimsel malzemelerle hazırlanan özenli tabaklar, keyifli bir atmosferde Boğaz’a karşı sunuluyor.

Öğle saatlerinde Bosphorus Grill’in mevsimle uyumlu, hafif ve rafine tatları öne çıkıyor.

Narenciye soslu ızgara levrek, füme patlıcan püresi eşliğinde sunulan dana madalyon gibi şef dokunuşlu ana yemekler hem dengeli hem doyurucu bir öğün için ideal. Tayland usulü yeşil mango salatası gibi taze başlangıçlar ise yemeğe aromatik bir giriş yapılmasını sağlıyor. Vegan ve vejetaryen seçenekler de aynı özenle hazırlanarak menünün çeşitliliğini destekliyor. Tatlıda tropikal dokunuşlar ve modern sunumlar ön planda: Antep fıstıklı dondurma ile servis edilen beyaz çikolata soslu profiterol, çarkıfelek meyveli pavlova ya da nane dondurmalı bitter çikolatalı mus gibi seçenekler yemeği zarif bir şekilde tamamlıyor. Özenle oluşturulmuş set menüler ise arzu eden misafirlere dengeli ve rafine bir öğle yemeği deneyimi sunuyor.

Akşam saatleriyle birlikte Bosphorus Grill’in atmosferi şehrin ışıklarıyla daha da güzelleşiyor.

Canlı barbekü istasyonlarından yükselen aromalar, Boğaz’ın ışıklarıyla birleşerek unutulmaz bir akşam yemeğine zemin hazırlıyor. Marine edilmiş ıstakoz kuyruğu, jumbo karides, somon gravlax, Yedikule marul salatası gibi özenle seçilmiş başlangıçlar, yaz sofralarına zarafet katıyor. Ana yemeklerde kuru dinlendirilmiş antrikot, taze otlarla doldurulmuş kalamar, baharatlı levrek köftesiyle sunulan ev yapımı spagetti ve tavuk yakitori gibi yorumlar öne çıkıyor. Vejetaryen ve vegan alternatifler, ilham verici tabaklarla hafiflikten ödün vermeden sofistike bir tat deneyimi sunuyor. Tatlı finalde ise vanilyalı dondurma ile çikolatalı sufle, Antep fıstıklı baklava ve yaz meyveleriyle hazırlanmış hafif seçenekler göze çarpıyor.

Saat 12:00 – 16:00 arasında öğle yemeğinde hafif ve rafine tatlar sunan Bosphorus Grill, akşam 19:00 – 23:00 aralığında ise canlı barbekü istasyonları eşliğinde seçkin bir sofra deneyimi vadediyor.

Bilgi; 0212 326 46 20 veya diningreservations.ciraganpalace@kempinski.com

Göz sağlığımız için 5 temel kurala dikkat!

Yaz ayları havanın sıcak olması ve günlerin uzaması nedeniyle çoğumuzu mutlu ederken, bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Öyle ki güneşin zararlı UV ışınları, havuz ve deniz suyu, artan toz ile polenler gibi etkenler nedeniyle sadece cildimizi değil, göz sağlığımızı da tehdit ediyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, yaz mevsiminde özellikle güneşin zararlı UV ışınları, kirli havuz ve deniz suyu nedeniyle gözlerimizde oluşan hastalıkların yaşam kalitemizi düşürmesinin yanı sıra tedavi edilmediklerinde kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebildiği uyarısında bulunarak, “Dolayısıyla, gözlerde  kızarıklık, bulanıklık, ağrı ve ışığa karşı hassasiyet gibi sorunlar geliştiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurmak büyük bir önem taşımaktadır” diyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, yaz aylarında göz sağlığını korumak için dikkat etmemiz gereken beş temel kuralı ise “Güneşe çıkarken mutlaka UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, havuza ve denize kontakt lensle girmemek, yüzme gözlüğü takmak, elleri gözle temastan kaçınmak ve gözleri ovuşturmamak” olarak sıralıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, yaz aylarında en yaygın görülen 6 göz hastalığını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. Burak Tanyıldız

Doç. Dr. Burak Tanyıldız

ENFEKSİYÖZ KONJONKTİVİT (GÖZ NEZLESİ)

“Kırmızı göz hastalığı” olarak da bilinen konjonktivit, gözün dış zarının iltihaplanması olarak tanımlanıyor. Yaz aylarında genellikle enfeksiyon (virüs veya bakteri) kaynaklı oluyor. Kirli havuz ve deniz, ellerin gözle teması ve ortak havlu kullanımı, enfeksiyonun bulaşmasına yol açabiliyor.  Gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma, batma ve yanma hissi, tipik belirtilerini oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, “Erken dönemde başlanan tedavi hem bulaşmayı önler hem de semptomların kısa sürede hafiflemesini sağlar. Virüs kaynaklı konjonktivit genellikle destek tedavisiyle geçerken, bakteriyel konjonktivit ise antibiyotikli damlalarla tedavi edilir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Kirli havuz ve denize girmeyin
  • Havuzda yüzme gözlüğü kullanın
  • Ellerinizi gözünüzle temas ettirmeyin
  • Kişisel eşyalarınızı paylaşmayın

ALERJİK KONJONKTİVİT

Yaz aylarında yaygın görülen polen ve toz gibi alerjenlere karşı göz yüzeyinde oluşan reaksiyon alerjik konjonktivit olarak adlandırılıyor. Polen, dış ortam alerjenleri ve rüzgarla taşınan partiküller, yaz aylarında görülme sıklığı artan alerjik konjonktivite neden olabiliyor. Belirtileri arasında gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanmanın yanı sıra ışık hassasiyeti ve göz kapağı şişliği yer alıyor. Doç. Dr. Burak Tanyıldız, gözümüzün saydam tabakasında, yani korneada incelmeye yol açabileceği için bu süreçte gözlerimizi ovuşturmaktan kaçınmamız gerektiği uyarısında bulunuyor.  Doç. Dr. Burak Tanyıldız,  erken tanı ve tedavinin bu dönemin daha konforlu geçmesini sağladığını belirterek, “Tedavide antihistaminik damlalar, soğuk kompres, gerektiğinde hekim önerisiyle kortizonlu damlalara başvurulur. Ancak tedavi sonlandığında alerjik konjonktivit tekrarlama eğilimi gösterebilir” bilgisini veriyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmayın
  • Eve gelince yüzünüzü ve göz çevresini yıkayın
  • Gözlük kullanarak polen temasını azaltın

 GÖZ KURULUĞU

Göz kuruluğu, gözyaşının yetersiz olması veya kalitesinin bozulması sonucu oluşuyor. Sıcak hava ve buharlaşma, yaz aylarında görülme sıklığını artıyor.  Güneş ve rüzgara maruz kalma, klimalı ortamda bulunma, uzun saatler ekran karşısında çalışma ve yetersiz sıvı alma nedeniyle gelişiyor. Yanma, batma, bulanık görme, göze kum kaçmış hissi, tipik belirtilerini oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, göz kuruluğunun tedavide geç kalındığında kornea hasarına ve enfeksiyonlara zemin hazırlayabileceğine işaret ederek, “Tedavide suni gözyaşı, nemlendirici damlalar ve çevresel önlemlere başvurulmaktadır” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Bol bol sıvı alın
  • Ekran ve klima karşısında uzun süre kalmayın
  • UV korumalı gözlük kullanın

 KORNEAL ENFEKSİYONLAR (MİKROBİK KERATİT)

Kornea tabakasının mikrobik enfeksiyonu olarak bilinen mikrobik keratit, özellikle kontakt lens kullanan kişilerde sık görülüyor. Lensle denize/havuza girmek, hijyen eksikliği ve göze gelen travmalar sebebiyle gelişiyor. Gözde ağrı, kızarıklık, ışık hassasiyeti ve görme kaybı, sık görülen belirtilerinden. Geç kalındığında kornea ülseri ve kalıcı görme kaybına yol açabildiği için erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Antibiyotikli damlalar ve yoğun takip gerektirirken, ileri tablolarda ise cerrahi yönteme başvuruluyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Lensle havuza veya denize girmeyin
  • Lens hijyenine dikkat edin
  • Lens öncesinde ve sonrasında ellerinizi yıkayın

SARI NOKTA HASTALIĞI (MAKULA DEJENERASYONU)

Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, yıllar içinde, gözün keskin görmesini sağlayan sinir tabakasında oluşan hasar olarak tanımlanan sarı nokta hastalığının gelişme riskini artırıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, sarı nokta hastalığında ileri yaşlarda düz çizgilerde kırıklı görme ve ilerleyen aşamalarda merkezi görme kaybı oluşabildiği uyarısında bulunarak “Kuru tipinde özel vitamin takviyeleri ile ilerlemesi yavaşlatılır. Yaş tipinde ise göz içine yapılan anti-VEGF (Vasküler endotelyal büyüme faktörü) iğneleri ile anormal damar oluşumu durdurulur, görme kaybı yavaşlatılır. Hastalığın düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • UV filtreli güneş gözlüğü kullanın
  • Güneşli saatlerde şapka takmayı ihmal etmeyin
  • Kum ve deniz gibi yansıtıcı ortamlarda daha dikkatli olun

KATARAKT

Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, gözde doğal lensin saydamlığını kaybederek bulanıklaşması olarak tanımlanan katarakt  hastalığının gelişme riskini de artırıyor.  Bulanık veya çift görme, ışığa karşı hassasiyet, gözlük numarasının sık sık değişmesi ve renklerin matlaşması, belirtileri arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Tanyıldız, kataraktın ciddi görme kaybına neden olduğu için erken dönemde tedavinin büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak,  “Kataraktın tedavisinde tek etkili çözüm, cerrahi yöntemdir. Ameliyat sırasında, bulanıklaşmış olan lens çıkarılır ve yerine yapay bir lens yerleştirilir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • UV filtreli güneş gözlüğü kullanın
  • Güneşli saatlerde şapka takmayı ihmal etmeyin
  • Yansıtıcı ortamlarda (kum, deniz) daha dikkatli olun

Jessica Andrew “Tuzlu Su”

Jessica Andrews’un aidiyetle özgürlük arasında bocalayan bir ruhun portresini çizdiği romanı Tuzlu Su, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Tuzlu Su, Londra’nın yoğun temposundan kaçarak Kuzey İngiltere’nin kırsalına sığınan ve burada geçmişiyle, ailesiyle ve kendi kimliğiyle yüzleşen Lucy’nin hikâyesini anlatıyor. Modern edebiyatın sade ama güçlü seslerinden biri olarak öne çıkan roman, genç bir kadının büyüme sancılarını samimi ve çarpıcı bir yaklaşımla gözler önüne seriyor.

Ayrıntı Yayınları’nın Edebiyat dizisinde yerini alan Tuzlu Su’yu İngilizceden dilimize Sena Dalgıç çevirdi.

‘Gündelik Mucizeler’

Kalyon Kültür’ün heyecanla beklenen yeni sergisi ‘Gündelik Mucizeler’ sanatseverlerle buluştu.

Gündelik yaşamın sıradan gibi görünen anlarından ilham alan on çağdaş sanatçının eserlerini bir araya getiren, küratörlüğünü Kalyon Kültür Sanat Yönetmeni Aslı Bora’nın yaptığı ‘Gündelik Mucizeler’ 17 Ekim’e kadar ziyarete açık olacak.

Ayla Turan, Ebru Kocaer, Ecem Dilan Köse, Erhan Lanpir, Gülveli Kaya, Muhammet Bakır, Mr. Hure, Saghar Daeiri, Seydi Murat Koç ve Zeynep Abacı’nın toplam 29 eserinden oluşan bu bütünlüklü sergi, sanatla gündelik hayat arasında sezgisel ve duyusal bir bağ kurma imkânı sunuyor.

Gülçin Kaya Rocheman “Hasarsız Satılık Beden”

Düşbaz Kısa dizisi, Gülçin Kaya Rocheman’ın ilk öykü kitabı Hasarsız Satılık Beden’i okurlarla buluşturdu!

Annelik, travma ve kadınlık üzerine çarpıcı öykülerden oluşan Hasarsız Satılık Beden, Düşbaz Kitaplar’ın yerli ve yabancı kısa metinleri Türkçeye kazandırmayı amaçlayan dizisinin dördüncü kitabı. Kaya Rocheman’ın, kadınları en kırılgan, en karanlık, en sahici halleriyle ortaya koyan sarsıcı öyküleri, annelik mitinin gölgesinde kalmış duygulara cesurca dokunuyor.

Ayrıntı Yayınları’nın edebiyatta yeni keşiflerin izini süren markası Düşbaz Kitaplar’ın yeni dizisi Düşbaz Kısa, “Kısa’nın uzun, az’ın çok olduğuna inananlara” sloganıyla, yerli ve yabancı yazarların öykü kitaplarını, novellalarını ve kurmaca dışı kısa metinlerini okurlara ulaştırmak için Ocak 2025’te yola çıktı. Düşbaz Kısa dizisi, Aslı E. Şeran’ın Öte Yaka Fırtına; Yasemin Olur’un Golgota Sanayi Sitesi ve Anıl Çetinelli Örselli’nin Bizi Yalan Bil adlı öykü kitaplarının ardından Gülçin Kaya Rocheman’ın Hasarsız Satılık Beden’iyle devam ediyor.

Jennifer Lopez ile tanışma ve fotoğraf çektirmek için özel bilet

İstanbul Festivali kapsamında 5 Ağustos’ta Festival Park Yenikapı’da konser verecek olan Jennifer Lopez, “Meet & Greet” biletleri çerçevesinde 50 hayranıyla bir araya gelecek, sohbet edip fotoğraf çektirecek.

istanbulfestivali.com

Elektrikli araçlarda öne çıkan menzil endişesi

Ipsos’un sosyal dinleme birimi olan Ipsos Synthesio tarafından yayınlanan #NEV2024 Elektrikli Araçlar (EV) ve Hibrit Araçlar Kategori Raporları, Türkiye otomotiv pazarının elektrifikasyon sürecindeki mevcut evreyi ve karmaşık tüketici beklentilerini detayları ile ortaya koyuyor  açıklamasında bulunana Ipsos Türkiye Synthesio ve Sağlık Araştırmaları Hizmet Birimi Lideri Özlem Bulut Sönmezyalçın ; «  Elektrikli mobilite, ülkemizdeki tüketicilerin gözünde artık soyut bir teknoloji olmanın ötesine geçti. #NEV2024 raporları, özellikle hibrit araçların elektrikli dönüşüm sürecinde güvenli ve pratik bir adaptasyon yolu olarak benimsendiğini işaret ediyor. Bu modeller, yalnızca geçici bir seçenek değil; tam elektrikli araçlara geçişte temel bir eşik işlevi görüyor. » dedi ve çalışma hakkında aşağıdaki bilimsel verileri açıkladı.

Ipsos Türkiye

Elektrikli araçlar hakkındaki tüketici konuşmaları 2024’te de büyümeye devam etse de artış oranı düştü.

Raporlara göre, elektrikli mobiliteyi deneyimleme arzusu ile mevcut altyapı eksiklikleri arasındaki boşluğu hibrit araçlar dolduruyor. Menzil kaygısı, batarya güvenliği ve şarj altyapısına ilişkin endişeler hibritlerde daha az karşılık bulduğu için, bu modeller pratik bir çözüm olarak öne çıkmakta ve hibrit araçlar, yalnızca teorik bir yenilik değil, günlük hayatla bütünleşebilen bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Tam elektrikli araçlar hâlâ uzun vadeli bir vizyonun parçası olarak görülse de, mevcut ekonomik ve teknolojik koşullar hibritleri daha erişilebilir ve uygulanabilir bir alternatif hâline getiriyor. Bu bağlamda hibritler, bir tercih olmaktan öte, dönüşüm sürecinin stratejik yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. 

Duygusal Yüksekliğin Nedeni: Esneklik ve Güvenlik

Hibrit araçlara dair içeriklerde gözlenen yüksek pozitif duygu seviyesi tesadüf değil. Bu fark, doğrudan kullanıcıların kontrol hissi, kullanım esnekliği ve daha düşük risk algısıyla ilişkilidir. Tam elektrikli araçlarda öne çıkan menzil endişesi, batarya yangını vakaları ve şarj altyapısı yetersizliği gibi başlıklar hibritlerde daha az yer buluyor.

Özellikle plug-in hibrit modeller, elektrikli araç dünyasını keşfetmek isteyen ancak altyapı eksikliklerinden çekinen kullanıcılar için güvenli ve kontrollü bir deneyim alanı sunuyor. Bu sayede hibritler, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin dönüşüm sürecine de hizmet eden bir köprü niteliği taşıyor.

Ipsos Türkiye

Hibrit araçlara dair tüketici duygusu tam elektriklilere kıyasla yıl boyunca yüksek seyretti.

Teşvik Politikaları: Beklenti ile Gerçeklik Arasında

2024 yılında elektrikli mobilite gündeminde en çok öne çıkan başlıklardan biri ÖTV düzenlemeleri oldu. Aramaların en yüksek olduğu dönem, şarj edilebilir hibritlere yönelik vergi indirimleri ile yaşandı. Ancak bu artış, her zaman satın alma davranışına dönüşmüyor. Tüketiciler yalnızca indirim haberlerine değil; bu teşviklerin fiyatlara etkisine ve modellerin ulaşılabilirliğine de dikkat ediyor.

Stok yetersizliği, sınırlı kampanya süresi ve beklenen fiyat avantajının sağlanamaması gibi unsurlar, kullanıcıda zaman zaman hayal kırıklığı yaratıyor. Bu durum, teşviklerin yalnızca kısa vadeli çözümler sunmakla kalmadığını, sürdürülebilir stratejilerle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.

Ipsos Türkiye

ÖTV indirimi hibrit araçlara dair Google aramalarını zirveye taşıdı.

 İkinci El EV ve Teknoloji Algısı: Deneyimin Uzun Vadeli Sorgusu

#NEV2024 raporları, ikinci el elektrikli araçlara yönelik kullanıcı ilgisinin yaklaşık iki katına çıktığını gösteriyor. Bu artış, kullanıcıların artık yalnızca yeni modellere değil; aynı zamanda batarya ömrü, zamanla performans düşüşü ve ikinci el değer kaybı gibi uzun vadeli kriterlere de odaklandığını ortaya koyuyor.

Bu bağlamda hibrit araçlar, daha oturmuş bir teknoloji imajı çizerek kullanıcıya güven veriyor. Dayanıklılık, bakım maliyetleri ve ikinci elde değerini koruma potansiyeliyle hibritler, yalnızca bugünün değil, uzun vadeli mobilite ihtiyaçlarının da güçlü bir yanıtı olarak öne çıkıyor.

Yeni Segmentler: Mikro Mobilite ve Elektrikli Ticari Araçlar

Elektrikli mikro mobilite araçları (e-skuter, küçük şehir içi araçlar), ilk etapta heyecan yaratsa da 2024 yılı boyunca sınırlı bir büyüme göstermiştir. Kullanıcıların bu segmentteki başlıca çekinceleri fiyat-fayda dengesi, yedek parça temini ve satış sonrası hizmetlerdir. İlginin durağanlaşmasında, sürdürülebilirlik ve hizmet altyapısının eksikliği temel belirleyici olmuştur.

Öte yandan elektrikli hafif ticari araçlar (e-LCV), özellikle şehir içi lojistik için umut vadediyor. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri ve dizel araçlara göre daha düşük menzil gibi faktörler, bu kategorinin yaygınlaşmasını yavaşlatıyor. Tüm bu koşullar, pazarın bu alanlarda ilerleyebilmesi için daha net stratejilere ve uzun vadeli desteklere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Mikro araçlara olan tüketici ilgisi durağanlaştı

Geleceğe Açılan Çok Yönlü Bir Mobilite Haritası

Ipsos Synthesio’nun #NEV2024 analizleri açıkça göstermektedir ki, elektrikli mobilite dönüşümü ülkemizde doğrusal değil; dalgalı, çok katmanlı ve dikkatle yönetilmesi gereken bir evrim sürecidir. Bu yolculukta farklı araç tiplerinin üstlendiği roller yalnızca geçici çözümler değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik yönelimler olarak da değerlendirilmektedir.

Hibrit araçlar, kullanıcıların teknolojiye duyduğu güveni artırırken, bugünkü altyapı sınırlamalarını aşmalarını da sağlıyor. Menzil kaygısı, şarj istasyonu yeterliliği ve batarya güvenliği gibi konularda sunduğu esneklik, hibritleri sadece alternatif bir araç tipi değil, mobilite dönüşümünde temel bir yapı taşı haline getirmiştir. Ayrıca, ikinci el pazarında daha öngörülebilir bir değerleme sunmaları, hibritleri sürdürülebilirlik ve yatırım açısından da cazip kılmaktadır.

Mikro mobilite çözümleri ise bireysel özgürlük ve çevresel duyarlılığı temsil ederken, özellikle büyük şehirlerde trafik ve park sorunlarına etkili bir yanıt potansiyeli taşımaktadır. Ancak satış sonrası destek, güvenlik standartları ve uzun ömürlülük gibi başlıklarda kullanıcıyı ikna edecek yapısal iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu segmentin başarılı olması, inovasyon kadar hizmet deneyiminin de yeniden tasarlanmasına bağlıdır. Ayrıca, bu araçların tasarımları, kompakt yapıları ve oluşturdukları yenilikçi kullanıcı profili sayesinde özellikle genç ve çevreci kitlelerin dikkatini çektiği gözlemlenmektedir.

Elektrikli hafif ticari araçlar (e-LCV), yeşil lojistik anlayışının belkemiğini oluşturabilecek potansiyele sahiptir. Ancak ticarileşme süreci, yalnızca ürünlerin piyasaya sunulmasıyla değil; bu ürünlerin operasyonel verimliliğini garanti altına alacak teşvikler, altyapı yatırımları ve işletme sahiplerini ikna edecek maliyet avantajlarıyla desteklenmelidir.

Ayrıca, mobiliteye dair endişelerin önemli bir bölümü yalnızca araç tipiyle sınırlı değildir; bu kaygılar şarj altyapısından şehir planlamasına, mevzuattan finansmana kadar geniş bir yelpazede, ekosistemin tüm paydaşlarını kapsayan bütüncül çözümler gerektirmektedir. Tüketicinin güven duyması için sadece araçların değil, sistemin tüm bileşenlerinin entegre çalıştığını görmesi kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Sonuç olarak, geleceğin mobilite haritası tek bir teknolojiye ya da kategoriye dayanmayacaktır. Tüketici ihtiyacına göre farklılaşan beklentiler, araçların çok işlevli olmasını, hem bugünün sınırlarına çözüm sunmasını hem de yarının ihtiyaçlarına uyum sağlamasını gerektirmektedir. Bu dinamik ortamda başarı, yalnızca hızlı adapte olanların değil; değişimi doğru okuyan, anlamlandıran ve yönetenlerin olacaktır.

Markalar için bu dönüşüm, sadece ürün geliştirme süreci değil; aynı zamanda stratejik bir pozisyonlanma fırsatıdır. Kullanıcının güvenini kazanmak, sürdürülebilirliği merkezine alan inovasyonlar sunmak ve her segmentte özgün değer önerileri oluşturmak, mobilite ekosisteminde fark yaratanları öne çıkaracaktır.

“The Final Party” 25 Temmuz’da vizyona giriyor

Korku ve gerilim türündeki “The Final Party” filmi 25 Temmuz 2025’te Türkiye genelinde vizyona giriyor.

AKC Sinema TV ve Lost Street View Cinema ortak yapımı olan “The Final Party” filmin senaryosu Bilal Kalyoncu, filmin görüntü yönetmenliğini Faik Çayır yaparken, kurgusu Akın Çam’a, müzikleri ise Fırat Haznedaroğlu yaptı.

Oyuncu kadrosunda Elia Berthoud, David Christian, Arya Shahbazy ve Adem Yılmaz gibi isimlerin yer aldığı “The Final Party”, 80 dakikalık süresi boyunca gerilimi dorukta tutarak Türk sinemasında korku-gerilim türüne farklı bir soluk getirmeyi amaçlıyor.

Yabancı oyuncularla İngilizce olarak çekilen film alt yazılı olarak izleyici ile buluşacak.

Konusu: Mezuniyet öncesi bir okul partisinde burslu öğrenciler, zengin seçkinlerin karanlık çocukluk travmaları üzerine kurdukları kanlı bir oyunla karşı karşıya kalır. Tuzak dolu gecede mahsur kalan gençler, şafak vaktine kadar hayatta kalmak için kaos ve şiddetin ortasında mücadele etmek zorundadır.

Film, Türkiye ile beraber Kanada, Avusturya’da da vizyona girecek.

Bodrum’a yeni heyecan ‘Payidar Salon’

Bodrum’un canlı müzik hayatına lezzetleriyle yepyeni bir renk getiren Payidar Salon, kapılarını açtı. Ege’nin sofistike lezzetlerini canlı müzikle buluşturan mekân, Bodrum Marina’da, haftanın belirli gecelerinde Türkiye’nin önde gelen sanatçılarını ağırlayarak Bodrum gece hayatına iddialı bir giriş yaptı.

Payidar Salon

Haftanın her günü canlı müzik performansları düzenlenen Payidar Salon’da, sevilen sanatçılarından Gülcan Altan, Yunan müziğinin önemli kadın sanatçılarından İrem Ünlü ve Ezgi Bıcılı ile sahne alıyor. Saksafonuyla özgün bir atmosfer katan ve müzisyen ve yazar Kürşat Başar gecelere ayrı renk katıyor.

Payidar Salon

Menüde neler var

Ege mutfağından vazgeçilmez tadlarından zeytinyağlılar, taze deniz ürünleri ve yaratıcı meze çeşitleri hem göze hem damağa hitap ediyor. Ege mutfağının seçkin örneklerini modern dokunuşlarla sunan menüde, Izgara Ahtapottan özenle hazırlanmış Peynir Tabağına ve   Deniz Mahsullü Mezeye kadar her damak zevkine hitap eden lezzetler yer alıyor. Özellikle Ballı Börek, Akdeniz Lokumu (surimi yengeç), Kabak Kızartma (zucchini’s), “Çökertme Kebabı” ve “Izgara Somon” gibi ana yemekler, tatlılardan ise Portokalopita, konuklara hem görselliğe hem damağa hitap eden unutulmaz zamanlar hissettiriyor.

Bilgi: 0539 324 86 66

www.payidarsalon.com

Payidar Salon

‘I Was Here’

Loft, her yaz olduğu gibi bu yaz da dünyaca ünlü sanat galerilerinden biri olan Almine Rech Galeri’ye ev sahipliği yapıyor.

Bodrum Loft, Artsa Consultancy iş birliği ile Paris, Brüksel, Londra, New York, Monako ve Şanghay’da galerileri bulunan Almine Rech’in Türkiye’de sergileyeceği ilk sergisi olan ‘I Was Here (Buradaydım)’ sergisini ağırlıyor. Sergi, insanın bıraktığı izleri ve var olma halini hatırlatmayı amaçlıyor.

Selcan Atılgan kuratörlüğünde 6 sanatçı 8 eser ile 10 Temmuz – 31 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan sergi, birbirinden değerli César Baldaccini, Agustín Cárdenas, En Iwamura, Ryan Schneider, Tia-Thuy Nguyen, Alejandro Cardenas gibi sanatçıları bir araya getirerek ziyaretçilerine doğayla iç içe, dünya standartlarında bir sanat deneyimi sunacak.