Yazılar

Mart 2026 burç yorumları

Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın başında sakin kalın, Merkür retrosu dikkat gerektiriyor. 3’ündeki tutulma iş değişikliğine işaret edebilir. Venüs 6’sında burcunuza girerek çekiciliğinizi artırıyor. 18’inde spa keyfiyle yenilenin, 20’sinde Koç mevsimi başlıyor. Mars-Jüpiter üçgeni 21’inde seyahat fırsatları getiriyor. 30’unda Venüs finansal iyileşme vaat ediyor.

Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. 3 ve 18’inde tutulma ve yeni ay ilişkilerde değişim getirebilir. Venüs 6’sında gizli aşklara işaret ediyor. 20’sinde içe dönme ihtiyacı artarken, ay sonunda Venüs burcunuza giriyor ve baharı parlatıyor.

İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor. Güneş ve Mars kariyerinizi hızlandırıyor. 3’ündeki tutulma ev hayatında değişim getirebilir. 18’inde yeni iş fırsatları doğuyor. 20’sinde Merkür düz hareketle itibarınızı güçlendiriyor. Ay sonunda Venüs gizli aşklara işaret ediyor.

Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Bu ay seyahat için ideal. Merkür retrosu gecikmelere yol açabilir. 3’ündeki tutulma sürpriz yolculuk getirebilir. Venüs 6’sında kariyerinizi parlatıyor. 18’inde eğitim fırsatları doğuyor. 20’sinde Merkür düz hareketle rahatlama sağlıyor. 30’unda sosyal çevreniz canlanıyor.

Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Güneş bütçenizi aydınlatıyor, Mars harcamaları kontrol etmenizi sağlıyor. 3’ündeki tutulmada finansal kararlar riskli olabilir. Venüs romantik seyahatler için uygun. 18’inde yeni gelir kaynağı doğuyor. 20’sinde seyahat fırsatları artıyor. 30’unda itibarınız parlıyor.

Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Mars ilişkilerde sınır koyma gücü veriyor. 3’ündeki tutulma kişisel farkındalık getiriyor. Venüs romantizmi artırıyor. 18’inde yeni biri hayatınıza girebilir. 20’sinde finansal konular düzeliyor. 30’unda tatil planı için harcama yapabilirsiniz.

Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Sağlık rutinlerinizi düzenleme zamanı. 3’ündeki tutulmada dinlenin. Venüs ilişkileri güçlendiriyor. 18’inde iş fırsatı doğabilir. 20’sinde dinamik insanlar hayatınıza giriyor. Ay sonunda Venüs yakınlık alanınızı hareketlendiriyor.

Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ay romantik başlıyor, Merkür retrosu sabır gerektiriyor. 3’ündeki tutulma arkadaşlarla drama getirebilir. Venüs işte uyum sağlıyor. 18’inde yeni romantik ilgi doğuyor. 20’sinde kariyer konuları öne çıkıyor. 30’unda aşk hayatınız gelişiyor.

Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Merkür retrosu ev projeleri için uygun. 3’ündeki dolunay kariyerde yükseliş getiriyor. Venüs aşkı canlandırıyor. 10’unda Jüpiter finansal rahatlama sağlıyor. 18’inde taşınma fırsatı doğuyor. 20’sinde romantizm artıyor. 30’unda işte uyum sağlanıyor.

Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Mars fikirlerinizi güçlendiriyor, Merkür retrosu sabır gerektiriyor. 3’ündeki tutulma uzun yolculuk fırsatı getiriyor. Venüs ev dekorasyonu için ideal. 18’inde önemli haberler geliyor. 20’sinde netlik sağlanıyor. 30’unda aşk filizleniyor.

Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Merkür retrosu finansal dikkat gerektiriyor. Mars harcama isteğini artırıyor. 3’ündeki tutulma borç kapatma fırsatı sunuyor. Venüs romantizmi canlandırıyor. 18’inde yeni gelir akışı doğuyor. 20’sinde seyahat fırsatları artıyor. 30’unda ev projeleri için ideal.

Balık (19 Şubat–20 Mart)

Güneş ve Mars burcunuzda, cesaret veriyor. Merkür retrosu dikkat gerektiriyor. 3’ünde ilişki sona erebilir. Venüs finansal iyileşme sağlıyor. 18’inde görünümünüzü yenileyin. 20’sinde ifade özgürlüğü artıyor. 30’unda romantik seyahatler mümkün.

#KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu #MartAstroloji #AstroTrend #PauseAstro

“Müzik yapmak için yapay zekâya ihtiyaç duyanlar müzik yapmasın.”

Türk pop müziğinin güçlü sesi Rober Hatemo, 29 yıllık kariyerinde samimiyetini ve sahne performansındaki canlılığını hiç kaybetmedi. Pause Dergi için gerçekleştirdiğimiz özel röportajda Hatemo, dijital çağda müziğin dönüşümünü, “Full Live Project” fikrinin doğuşunu ve sahneye olan tutkusunu içtenlikle anlattı.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Rober Hatemo

“Full Live Project” fikri nasıl doğdu? 

Herşeyin dijital ve gürültülü olmasından ve ben gibi insanların biraz kafa dinleyeceklerini düşündüğümden dolayı böyle bir sound yapıp, enstrümnları ve sesimi en organik şekilde duyurmak istedim. Bütün bunlar bir araya geldiğinde “Full live” adını verdiğim proje doğdu. Piyasada yapay zeka ile yapılan şarkılarında listelere girmesinde bunun bir katkısı var şüphesiz. Müzik yapmak için de yapay zekaya ihtiyaç duyanlarda müzik yapmasın diye düşünüyorum. İyi beste, doğru yazılmış sözler, iyi ve temiz bir vokal, üstat müzisyenlerle bir araya geldiğinde yapılan şarkıların dinleyicide çok çabuk karşılığı olduğunu da bu ilk şarkım olan “Umudum Kalmadı”dan görebiliyorum.

Eminönü meydanında halkın arasında çekilen klip, sizin için ne ifade ediyor? 

Aslında benim için çok önemli bir konu bu. Benim 29 senelik sanat hayatımda çıkardığımşarkılar halk tarafından hep beğeniyle karşılanmış ve beni bu günlere taşımıştır. Ancak ben bazı nedenlerden dolayı bu şarkıları halka söyleyecek konser organizasyonlarında pek bulunamadım. Bu şarkıyı Eminönü meydanında halkın içinde söylememin sebebi de bir yerde onlara olan minnettarlığımın bir göstergesi, bir teşekkür olarak yorumlayabiliriz.

 90’lardan bugüne müzikteki değişimi nasıl gözlemlediniz? 

Benim çıkışım 1997 yılında “Esmer” ile oldu, bakarsanız o şarkıda bile perküsyonlar, bağlamalar hep canlı enstrümanlar kullanılmıştır. Bende bir değişiklik olmadı aslında, zaman zaman trende uyup yaptığım şarkıların dışında. Kendimde bir Rober Hatemo tarzı oturttum. Bunda en büyük etkenlerden biri de çok sahne almam ve sahne de enstrümanlar eşliğinde canlı performans sergilemem. Hiç playback yapmadım. Hep samimi ve hep gerçek oldum. 29 yılda o kadar çok çıkış yapan kaybolan solist gördüm ki saysam liste uzar gider. İşte 90’lardan bu yana hep değişen bir müzik akımı olmasına rağmen hala kalıcı olmamın en büyük nedenlerinden biri bu. Şimdi de çok revaçta olan milyon milyon dinlenen yeni isimleri görüyoruz. Ama çoğu beş sene sonra olmayacaklar. Çünkü hepsi akıyorken küpü doldurmak peşinde, onlarda biliyorlar yirmi sene sonra hatırlanmayacaklarını o yüzden kalıcı bir eser bırakmak peşinde değiller maalesef.

Rober Hatemo

“Damar şarkılar” sizin için neden bu kadar özel? 

Damar şarkılar herkes için çok özeldir çünkü onlarda yaşanmışlık vardır. Ben gerçek hayatımda bu duyguları çok sık yaşayan ama belli etmeyen bir insanım. Bu şarkıları icra ederken adeta bende aynı duyguları yaşıyorum ve bu yüzden dinleyiciye geçirebiliyorum diye düşünüyorum. O şarkılar yazan, besteleyen kadar beni anlatıyor. Çünkü o şarkıyı dinlediğimde “evet bu beni anlatıyor ve ben bunu çek güzel okurum” diyorum.

Günlük hayatınızda sizi en çok besleyen şey ne: şehir, insanlar, yalnızlık, yoksa sahne? 

İlk sıraya sahneyi koyabilirim, orası takdir edildiğiniz ve tanıdığınız tanımadığınız insanların size sevgisini gösterdiği yer. Sahnedeyken ben benim, ikinci sıraya tabii ki insanları koyacağız, çünkü o sizi takdir eden, alkışlayan insanlar olmazsa yaptığınız işin sadece para kazandırmasının hiçbir değeri yok. Ve üç “Yalnızlık”, yalnız kalmayı seviyorum. Günün sonunda insan kafa dinlemeyi arzuluyor ama Şehir hayatı çok yorucu, kalabalık, trafik işte bunlar beni çok yoruyor. Sık sık İstanbul dışına kaçmam da bu yüzden.

“Full Live Project” sonrası hayalinizdeki işbirliği veya sahne neresi? 

Bu projenin devamına Riyad’da Mohammed Abdo Arena’da dev bir orkestra ile kendi şarkılarımı seslendirmek en büyük hayalim.

Dijital çağda müzikle dinleyici arasındaki bağ sizce nasıl değişti? 

Televizyon gitti, müzik kanalları gitti, müzik & eğlence programları gitti, vj’ler gitti. Aracısız kendi öngörüleri ile insanlar kendi beğendiği müzikleri kendi arayıp bulmak zorunda kaldılar. En büyük yararı dünya’da neler olup bitiyor, müzik adına neler yaşanıyor daha çabuk ulaşabiliyoruz.

Rober Hatemo

Eğer müzik yapmasaydınız, hangi mesleği seçerdiniz? 

Çok da düşünmeden cevap vereceğim, zaten baba mesleğim olan kuyumcu zanaatlkarlığını yapardım. Uzun yıllar babamın yanında yaptığım bir işti zaten ama müzik sevdam çok ağır bastığı için o mesleğe yıllar önce veda etmiştim.

Sahneye çıkmadan önce uğurlu bir ritüeliniz var mı? 

Genelde nefes eksersizleri yaparım ama hazırlanıp sahneye çıkmadan önce mutlaka dua ederim. Yakınımda sevdiğim birisi varsa da onu öperim genelde.

Dinleyicilerinizin sizi en çok hangi yönünüzle hatırlamasını istersiniz? 

İyi bir şarkıcı olarak hatırlasınlar yeter çünkü şarkı söylemeyi çok seviyorum ve son nefesime kadar da şarkı söyleyeceğim.

#PauseDergi #RoberHatemo #FullLiveProject #UmudumKalmadı #TürkPopMüziği #CanlıPerformans #Samimiyet #DamarŞarkılar #MüzikVeDuygu #EminönüKlip #29YıllıkKariyer #SahneTutkusu #MüzikVeHayat #MüzikRöportajı #KalıcıEserler #TürkMüzikSahnesi #Ahu Çağdaş

Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 kritik kural!

Toplumda sıkça karşılaşılan diz ağrılarının en yaygın nedenlerinden birini menisküs yırtıkları oluşturuyor. Gençlerde genellikle spor aktiviteleri sırasında meydana gelen bu durum, ileri yaşlarda dizdeki yıpranmaya bağlı olarak basit bir hareketle bile oluşabiliyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, menisküs yırtığı sadece “profesyonel sporcu hastalığı” değil. Haftada bir halı saha maçı yapan veya hafta sonları doğa yürüyüşüne çıkan ofis çalışanlarında ya da fitness salonuna giden herhangi bir bireyde de sıkça görülüyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatolojij Uzmanı Doç. Dr.  Burak Özturan, menisküs yırtığının tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebildiğini belirterek, “Menisküs yırtığı; sürekli veya hareketle tetiklenen diz ağrısına, dizin bir pozisyonda takılı kalmasına, çömelme, merdiven inip çıkma ve spor yapma gibi basit günlük aktivitelerde bile güçlük yaşanmasına neden olabilir. Uzun dönemde ise dizde kıkırdak aşınmasına ve buna bağlı olarak kireçlenme (osteoartrit) gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle, erken teşhis için özellikle spor yapan kişiler diz ağrılarını  asla ihmal etmemelidir” diyor.

Doç. Dr.  Burak Özturan

Doç. Dr.  Burak Özturan

Bu sorunlardan biri bile varsa, dikkat!

Menisküs yırtığının genellikle en sık görülen belirtileri; ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı oluyor.  Bazı hastalar yaralanma anında dizin içinden “çıt” sesi geldiğini veya kopma hissi yaşadıklarını belirtirken, ardından özellikle ilk gün belirginleşen dizde ağrı ve şişlikten yakınıyorlar. Bazen de bu belirtiler hiç olmadan; dizde başlayan ağrıyla birlikte dizi tam olarak bükmede veya düzleştirmede zorluk, merdiven inip çıkarken veya çömelirken ağrının artması gibi sorunlar yaşadıklarını ifade ediyorlar.  Doç. Dr. Burak Özturan, erken tanı için dizinizde aşağıda yer alan sorunlardan biri bile varsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmanız gerektiği uyarısında bulunuyor.

  • Ani bir hareket sonrası ağrı ve şişlik oluştuysa
  • Dizinizde takılma, kilitlenme gibi mekanik belirtiler varsa
  • Bir haftadan uzun süren ve dinlenmeyle geçmeyen diz ağrınız varsa
  • Merdiven inip çıkarken batma oluyorsa

Erkeklerde yaklaşık 3 kat daha fazla görülüyor!

Her iki dizimizde, uyluk ve kaval kemikleri arasında “C” şeklinde yer alan iki adet kıkırdak yapı “menisküs” olarak adlandırılıyor. Menisküs; vücut ağırlığını dengeli bir şekilde dağıtarak, ekleme binen baskıyı azaltıyor ve eklem stabilitesini artırarak ani hareketlerde dizin korunmasına yardımcı oluyor. Ancak çeşitli etkenler, bu önemli yapının yırtılmasına neden olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özturan, menisküsün erkeklerde kadınlara göre yaklaşık 3 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, “Bunun temel nedeni, erkeklerin ani dönme ve zıplama hareketleri içeren futbol ve basketbol gibi yüksek riskli sporları kadınlara oranla daha yoğun bir şekilde yapma eğiliminde olmalarıdır” diyor.

En önemli nedeni bilinçsizce yapılan spor!

Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtığının son yıllarda daha fazla görüldüğünü ifade ederek, bu artışın en önemli nedenini şöyle anlatıyor: “İnsanlar artık daha aktif bir yaşam sürüyor, düzenli spor yapıyorlar. Bu durum genel sağlık için oldukça önemlidir.  Ancak, bilinçsizce ya da hazırlıksız yapılan sporlar diz yaralanması riskini artırır. Bunun dışında, halı saha maçları, kayak ile basketbol gibi ani yön değiştirme ve dönme hareketleri içeren sporların popülerliği, özellikle gençlerde travmatik menisküs yırtıklarının daha sık görülmesine sebep olmaktadır.”

Yırtığın büyüklüğü, yeri ve tipi çok önemli!

Menisküsün kan damarlarından zengin olan dış (periferik) kısmındaki küçük yırtıklar, özellikle genç hastalarda dinlenme ve destekleyici tedavilerle kendiliğinden iyileşebiliyor. Ancak, menisküsün kanlanması zayıf olan iç kısımlarındaki yırtıkların veya büyük ve karmaşık yırtıkların kendi kendine iyileşme olasılığı çok düşük oluyor. Doç. Dr. Burak Özturan, bu nedenle tedavi planlanırken yırtığın büyüklüğünün, yerinin ve tipinin dikkate alındığını  ifade ederek, “Bununla birlikte, hastanın yaşı ve aktivite seviyesi de dikkate alınır.  Tedavide en önemli hedefimiz ise ağrıyı gidererek hayat kalitesini arttırmak ve beraberinde oluşabilecek kıkırdak yaralanmalarının önüne geçmektir” diye konuşuyor.

İlk tercih ameliyat dışı tedaviler

Her menisküs yırtığı ameliyat gerektirmiyor. Doç. Dr. Burak Özturan, kanlanması iyi olan bölgedeki küçük yırtıklarda ve stabil yırtıklarda ilk tercihin ameliyat dışı tedaviler olduğunu söyleyerek,  “Ödemi ve ağrıyı dindirmek için dinlenme, buz tedavisi ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Sonrasında, diz çevresindeki kasları güçlendirerek ekleme binen yükü azaltmak ve hareket açıklığını geri kazanmak için fizik tedavi uygulanır” bilgisini veriyor.

Cerrahide artroskopik yöntem tercih ediliyor

Konservatif tedavinin yetersiz kaldığı, dizde kilitlenme gibi mekanik belirtilerin olduğu veya büyük yırtıkların görüldüğü durumlarda ise ameliyat kararı alınıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özturan, günümüzde artroskopik olarak kapalı yöntemle bu ameliyatların rahatlıkla yapılabildiğini belirterek, “Bu yöntem, dizin önünden açılan yaklaşık 0.5 cm’lik birkaç küçük delikten iletilen bir kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirilir. Ekrana yansıyan görüntü eşliğinde ya yırtık kısım özel dikişlerle tamir edilir  ya da tamiri mümkün değilse sadece yırtık olan küçük parça temizlenerek vücuttan çıkarılır” diyor. Yırtık parçanın temizlendiği ameliyatlarda hastaların 1-2 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade eden Doç. Dr. Burak Özturan, “Ancak, menisküs onarımının yapıldığı, yani cerrahi dikiş gerçekleştirilen hastalarda ise yırtığın tipine göre özel önlemler ve rehabilitasyon süreçleri gerekir” diyor.

Menisküs yırtıklarını önlemek için 7 önemli kural!

Doç. Dr. Burak Özturan, menisküs yırtıklarını önlemek için dikkat etmeniz gereken 7 kuralı şöyle sıralıyor:

  • Spor sırasında ısınma ve soğuma egzersizlerini yapmayı ihmal etmeyin.
  • Diz çevresindeki kaslarınızı (özellikle kuadriseps ve hamstring) güçlendirerek dizlere binen yükleri azaltın.
  • Zeminin yaptığınız spora uygun olmasına dikkat edin.
  • Yaptığınız spora uygun ayakkabı kullanın.
  • Dize ekstra yük oluşturacağı için fazla kilolarınızdan kurtulun.
  • Ağır yük kaldırırken veya ani hareketler yaparken dikkatli olun.
  • Ağrıya neden olan hareketlerden kaçının.

#MenisküsYırtığı #DizSağlığı #SporYaralanmaları #Ortopedi #DizAğrısı #ErkenTeşhis #SağlıklıYaşam #Kireçlenme #SporVeSağlık #Acıbadem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tan Taşçı’dan aşka ikinci şans!

Hürriyet yazarı Mehmet Üstündağ, TV8’de yayınlanan “Gel Konuşalım” programında ünlü sanatçı Tan Taşçı’nın, altı ay önce ayrıldığı dans hocası sevgilisi Daria Dasha Nozdria ile barıştığını açıkladı. İki yıldır Bodrum’da birlikte yaşayan çiftin ayrılığı kısa sürerken, Üstündağ’ın iddiasına göre ikili yeniden bir araya gelerek ilişkilerine devam etme kararı aldı.

Sevilen sanatçı Tan Taşçı cephesinde yüzleri güldüren bir gelişme var…
Taşçı’nın iki yıldır birlikte olduğu ancak bir süre önce yollarını ayırdığı sevgilisi Daria ile yeniden barıştığını öğrendim. Çift bir süredir ayrıydı ama ilişkilerine bir şans daha verme kararı almışlar.
Daria Nozdria, Yalıkavak Cimnastik Kulübü sporcularından biri. Aynı zamanda dansçı kimliğiyle de biliniyor.
Bodrum’da birlikte yaşayan çift, ilişkilerini gözlerden uzak sürdürüyor. Anlaşılan o ki bu kez daha temkinli ama daha güçlü bir başlangıç yapmışlar. Tan Taşçı cephesinde aşk yeniden gündemde diyebiliriz.

#TanTaşçı #DariaNozdria #AşkYeniden #MagazinHaberi #GelKonuşalım #Tv8 #MehmetÜstündağ #Bodrum #ÜnlülerDünyası #AşkaİkinciŞans

Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Hastalıkların Habercisi Olabilir

Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Op. Dr. Ali Can Yalı

Op. Dr. Ali Can Yalı

Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor

Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.

Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır;

  • Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir
  • İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.

7 yaygın belirtisi

Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:

  1. Kronik kabızlık veya ishal.
  2. Dışkılama sırasında zorlanma.
  3. Aşırı derecede kilolu olmak.
  4. Tuvalette uzun süre oturma.
  5. Gebelik hali.
  6. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.
  7. Düzenli olarak ağır kaldırmak.

Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.

Hemoroidle karıştırılan 4 sorun

Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir.

  • Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.
  • Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.
  • Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.
  • Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.

Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.

#Hemoroid #Basur #KolonKanseri #RektumKanseri #AnalFissür #KolonPolipleri #SağlıkHaberi #ErkenTeşhis #GenelCerrahi #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sigara menopoz takvimini ortalama 2 yıl öne alıyor!

Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca kanama ve lekelenme olmadan adet görmeme durumu olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken Türkiye’de kadınlar genellikle 47–49 yaş arasında menopoza giriyor. Ancak, bazı etkenler menopoz yaşını birkaç yıl önce çekebiliyor! Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz yaşının en çok aile öyküsünden ve genetik faktörlerden etkilendiğine dikkat çekerek, “Ayrıca, kanser öyküsü ve tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, bazı cerrahi müdahaleler ile otoimmün hastalıklar da menopozun erken görülmesine neden olabiliyor. Bu etkenler menopozun değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor” diyor. Bunların yanı sıra menopoz yaşını öne çeken bazı etkenlerin ise önlenebileceğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, “Sigara ve nikotin kullanımı, yoğun stres ile uykusuzluk menopozu hızlandıran en önemli üç etkendir. Özellikle sigara alışkanlığı menopozun görülme yaşını ortalama 2 yıl öne çekiyor” uyarısında bulunuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, menopoz sürecini hızlandıran değiştirilebilir risk faktörlerini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Dr. Cavide Ali

Dr. Cavide Ali

Sigara alışkanlığı

Sigara, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmelerine yol açabiliyor. Bunun nedeni ise nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturmaları.  2018’de yayımlanan geniş bir meta-analiz, sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl daha erken girdiğini gösteriyor. Benzer şekilde Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigaranın yumurta rezervini azalttığını vurguluyor.

Düşük vücut kitle indeksi (aşırı zayıflık)

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, yağ dokusunun sadece enerji deposu değil, aynı zamanda östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Çok merkezli çalışmalardaki veriler incelendiğinde, çok zayıf kadınların menopoz yaşının anlamlı şekilde daha erken olduğu görülüyor. Özellikle uzun süreli kalori kısıtlaması yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.”

Kronik stres ve yoğun yaşam temposu

American Journal of Epidemiology Dergisi’nde yayımlanan bir çalışma, yüksek algılanan stres düzeyinin menopozun daha erken yaşta görülme riskini artırabileceğini gösteriyor. Modern çağın önemli bir sorunu olan kronik stres durumunda vücut sürekli “alarm halinde” kalıyor ve stres hormonu olan kortizol yükseliyor. Sürekli yüksek stres, üreme hormonlarının düzenlendiği hipotalamo-hipofizer-ovaryan aksını etkileyebiliyor. Dr. Cavide Ali, “Bu durum, hormon dengesini bozarak, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun daha erken başlamasına zemin hazırlayabiliyor” diyor.

Uykusuzluk

Düzenli ve kaliteli uyku, over (yumurtalık) sağlığının korunmasında önemli bir faktörü oluşturuyor.  Dr. Cavide Ali, vücudun hormon dengesini düzenleyen biyolojik saatin uyku bozukluğundan çok ciddi etkilendiğini belirterek, “Özellikle gece salgılanan melatonin, üreme hormonlarının dengelenmesinde önemli rol oynuyor. Uykusuz kalındığında melatonin hormonu yeterince salgılanamadığı için hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks üzerindeki düzenleyici etkisini ve yumurtalıklardaki güçlü antioksidan koruyucu rolünü tam olarak yerine getiremiyor; bu durum artmış oksidatif stres ve bozulmuş GnRH ritmi üzerinden folikül kaybını hızlandırarak menopoz sürecini öne çekebilecek bir zemin oluşturabiliyor. Ayrıca, kronik uykusuzlukta stres hormonu kortizol yükseliyor ve bu da  yumurtalıkları yöneten hormonal sistemi baskılayabiliyor” diye konuşuyor.  2018 yılında yayımlanan bir çalışma, uzun süreli uyku sorunları yaşayan kadınlarda menopozun daha erken görülebileceğini bildiriyor.  2023’te yayımlanan başka birçok merkezli çalışmada da düşük kaliteli uyku ile erken menopoz geçişi arasında anlamlı bir ilişki olduğu vurgulanıyor.

Hatalı beslenme alışkanlıkları

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, beslenme alışkanlıklarının da menopoz yaşını etkileyebilen değiştirilebilir risk faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Dr. Cavide Ali, sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiği; buna karşılık rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise bu süreci önce çekebildiği gösterilmiş. Nurses’ Health Study adlı çalışmanın verileri de bitkisel protein ve yeterli D vitamini alımının erken menopoz riskini azalttığını ortaya koyuyor.  Antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, yumurtalık yaşlanmasında rol oynayan oksidatif stresi azaltarak, koruyucu etki gösterebiliyor. Buna karşılık, yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar ise hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor.”

Endokrin bozucu kimyasallar (BPA, ftalatlar)

Plastiklerde bulunan bazı kimyasallar vücutta östrojen benzeri etki gösterebiliyor ve bunun sonucunda östrojen reseptörlerine bağlanarak fizyolojik geri bildirim mekanizmasını bozabiliyor. Bu yalancı östrojenik uyarı hipotalamo-hipofizer aksı baskılayıp, folikül gelişimini düzensizleştirerek, uzun vadede over rezervinin daha hızlı tükenmesine ve menopozun erkene kaymasına zemin hazırlayabiliyor. Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmada, kanda yüksek düzeyde bazı çevresel toksinler bulunan kadınlarda, menopozun daha erken görülebildiği ortaya konmuş. Bu nedenle, günlük hayatta plastik kullanımını azaltmak, cam ürünlerini tercih etmek ve kimyasal maruziyeti sınırlamak büyük önem taşıyor.

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #Menopoz #KadınSağlığı #Sigara #Stres #Uykusuzluk #SağlıkHaberi #HormonalDenge #YaşamTarzı #SağlıklıYaşam #Kadınlarİçin

 

Reyhan Karaca: “Ruhum Geyşa”

Ünlü sanatçı Reyhan Karaca, İlhan Özer imzalı “Ağla Gönlüm” şarkısını yapay zekâ destekli klip ile müzikseverlerle buluşturdu. Yayınlandığı andan itibaren dijital platformlarda yoğun ilgi gören klipte Karaca, Japonya’nın büyüleyici atmosferini ekranlara taşıdı.

Sanatçı, “Klibimi Japonya’da çekmek istiyordum fakat zaman olmadı. Yapay zekâ sayesinde oranın harika manzarasını kliple birleştirdik. Ben bir geyşa oldum klipte. Aslında çok da yabancı değilim, benim ruhum bir geyşa” sözleriyle çalışmayı anlattı. Rengarenk hazırlanan klip için Karaca, “Umarım izleyen herkes bizim kadar beğenir” ifadelerini kullandı.

#ReyhanKaraca #AğlaGönlüm #RuhumGeyşa #YapayZekâKlip #MüzikHaberi #Magazin #YeniKlip #Japonya #Sanatçı #DijitalMüzik #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Evrim Sanat Galerisi’nde Keçi İmgesiyle Çağdaş Yorum

Evrim Sanat Galerisi, mozaik sanatının çağdaş temsilcilerinden Mehmet Kına’nın kişisel sergisi “Heey Keçiler, Hooy Keçiler”i sanatseverlerle buluşturdu. 21 Şubat 2026’da açılan sergi, sanatçının kültürel bellek, kırsal yaşam ve toplumsal dönüşümleri odağına alan 21 eserini içeriyor.

Kına, keçilerle kurduğu kişisel bağ üzerinden toplumsal yaşamı simgesel bir anlatımla yorumlarken; taş, cam ve doğal malzemelerle oluşturduğu mozaiklerinde Anadolu’nun kadim geleneğini çağdaş bir kavramsal çerçeveyle yeniden yorumluyor. Evrim Sanat Galerisi kurucusu Betül Ketenci, eserlerde keçi imgesinin kimi zaman direnişin, kimi zaman uyumun, kimi zaman da toplumsal eleştirinin sembolü olarak öne çıktığını vurguladı.

Sergi, 11 Mart 2026 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul, Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

#MehmetKına #HeeyKeçilerHooyKeçiler #EvrimSanatGalerisi #MozaikSanatı #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #İstanbulSanat #KültürelBellek #AnadoluSanatı #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Komedi sanatçıları reklam da en çok tercih edilen oldu

Dünyada ve ülkemizde lider Araştırma Şirketi Ipsos; 2025 yılının reklam karnesini açıkladı. Teknoloji mizahla anlaşıldı, markalar ise ünlülerle gönüllere girerken, hafızalarda hikaye anlatıcılığı zirve yaptı.

Ipsos Türkiye

2025 yılı reklam dünyasının hatırlanma raporu bir bakıma iletişim karnesi açıklandı. Telekomünikasyon, gıda ve içecek sektörlerinin ilk üç sıraya yerleştiği listede; Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone dev prodüksiyonları ve ünlü iş birlikleriyle ilk üç sırayı paylaştı. Bu yılın iletişim stratejilerinde teknolojik mesajların kitlesel bir eğlenceye dönüşmesi toplumun beklentisini karşılarken, en yüksek hatırlanma skoruna açılan kapının anahtarı oldu.

Ipsos Türkiye

Ünlü komedyenlerin marka karakterine dönüştüğü 2025 reklamlarını önceki yıllardan ayıran en temel fark, ünlü isimlerin sadece birer reklam yüzü olmaktan çıkıp, markayla özdeşleşen ikonik karakterler olarak insanlarla bağ kurması oldu.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılında en çok hatırlanan reklamlara baktığımızda 3 sektör öne çıkıyor; telekomünikasyon, gıda ve içecek. Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone, yıl içinde yaptıkları büyük prodüksiyonlu ve ünlü isimlerin başrolde olduğu kampanyalarla listenin ilk üç sırasına yerleşiyor. Telekomünikasyon reklamlarını öne çıkaran temel konu ise; rekabetin merkezine mizahı ve ünlü isimleri koyarak teknolojik mesajları daha kitlesel ve eğlenceli bir dille aktarmaları oldu.

Ünlü isimler, 2025’te de hatırlanma üzerindeki etkisini sürdürdü. Geçen yıldan farklı olarak bu yıl, özellikle ünlü komedyenlerin markalarla özdeşleşen karakterler yarattığına tanık oluyoruz. Bunun en parlak örneği, yılın en çok hatırlanan reklamı olan Turkcell’in Ata Demirer’li “Hızın Kralı” kampanyası oldu. Ata Demirer’in kendine has üslubuyla  bir savaş sahnesini canlandırdığı reklam, markanın “hız” vaadini epik ve esprili bir dille anlatarak hafızalarda yer etti. Benzer bir stratejiyi Türk Telekom’da Tolga Çevik ile izledi. Çevik’in “Minik” karakteriyle 5G baz istasyonunu “kaldırabiliyorum” diyerek taşıdığı anlar, teknolojik bir üstünlüğü halkın anlayacağı ve seveceği bir mizahla sunarak kampanyayı zirveye taşıyan unsur oldu. Vodafone ise Cengiz Bozkurt ve Demet Evgar ikilisinin uyumu sayesinde 5G tecrübesini eğlenceli diyaloglarla aktardı ve bu rekabette öne çıkan bir iletişim performansı elde etmeyi başardı.

Mizah ve kısa film tadındaki hikaye anlatıcılığı bu sene de ön plandaydı. Telekomünikasyon markalarının yanı sıra, Kahve Dünyası Gofrik’in Cem Yılmaz ile çektiği “Her Şey Bu Kostümle Başladı” serisi, bu yaklaşımın en başarılı örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cem Yılmaz’ın bir Gofrik reklamı çekme hayalini anlattığı, terziye bu reklamda oynamak için kostüm diktirdiği film, yaratıcı ve merak uyandıran hikaye anlatımıyla hafızalarda yer edindi.  Markaların genç kitleyle iletişim kurma eğilimi de etkisini sürdürüyor. Coca-Cola’nın popüler müzik grubu Manifest ile çektiği “Anı Yakala” reklamı, markanın vermek istediği mesajı müzik ve gençlik enerjisiyle birleştirerek listeye girdi. Reklamın dinamik yapısı ve eğlenceli teması onu öne çıkaran diğer detaylar oldu

#ReklamKarnesi2025 #IpsosAraştırma #AtaDemirer #Turkcell #TürkTelekom #Vodafone #CemYılmaz #ReklamdaMizah #Markaİletişimi #HızınKralı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kadın Bilgeliği ve Şifa Geleneği Kitaplaştırıldı

Bitki Bilimci Suna Dumankaya’nın yaşam öyküsü, Anadolu’nun kuşaklar boyunca aktarılan kadın şifacılığı geleneğini konu alan yeni bir romana dönüştü. Buket Müftüoğlu’nun kaleme aldığı “Suna – Şifaya Adanmış Bir Ömür”, Mona Kitap etiketiyle yayımlandı.

Kitap, Dumankaya’nın hayatını merkeze alarak kadın bilgeliğini, cesareti ve direnci öne çıkarıyor. Hadra’dan Fatma’ya, Suna’dan Handan’a uzanan kadim şifacılık geleneği, Anadolu’nun belleğinde saklı kalan kadın hikâyeleri eşliğinde aktarılıyor. Roman, gençlere umut ve cesaret mesajı verirken, edebiyat ile müziği bir araya getiren çok katmanlı bir anlatı sunuyor.

#SunaDumankaya #ŞifayaAdanmışBirÖmür #BuketMüftüoğlu #MonaKitap #KadimŞifacılık #AnadoluGeleneği #KadınBilgeliği #Edebiyat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity