Yazılar

Altınyıldız Classics ile yalın ve çok yönlü stili keşfet!

Altınyıldız Classics ile yalın ve çok yönlü stili keşfet!

Altınyıldız Classics, Sonbahar Kış 24/25 sezonunda, dünya trendlerinin nabzını tutarak minimalist ve yalın bir koleksiyonla karşımıza çıkıyor. Dört ana renk grubuyla şekillenen ve ton sür ton uyumunun ön planda olduğu koleksiyonda, doğallık ve rahatlık vurgusu dikkat çekiyor. Doğal kumaşlar, rahat kesim ve sürdürülebilir üretim ilkeleriyle tasarlanan parçalar, bu sezon her erkeğin gardırobuna değer katmaya hazırlanıyor. Doğadan, sadelikten, çabasızlıktan ve sürdürülebilirlikten ilham alan koleksiyonda, farklı tarzlara hitap eden zengin bir seçenek sunuluyor.

Kışın sıcaklığını yansıtan bej ve kahverengi tonlarla hazırlanan kalın dokulu dış giyimler ve puffer montlar, sezonun öne çıkan parçaları arasında yer alıyor. Gri ve ekru renklerdeki parçalarda şıklık ve rahatlık bir araya geliyor. Tamamlayıcı özelliğe sahip ekru bisiklet yaka trikolar tamamen pamuklu yapısıyla gün boyu konfor sunuyor. Açık kahve blazer ve gri pantolonlarla kolaylıkla kombinlenebiliyor. Lacivert ve ekru renkler de koleksiyondaki yerini alıyor. Kaşe kabanlar ve modern yorumlu klasik parçalar, bu temanın vazgeçilmezleri. Siyah ve beyaz renklerin hakim olduğu tema, keskin çizgileri ve kontrastlarıyla dikkat çekerken, rayon ipliklerden üretilen şık trikolar ve 3D baskılı detaylar modern bir dokunuş katıyor. Kadife gömleklerin lüks dokunuşu ve flanel gömleklerin sıcaklığı, kış aylarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. İçi boş ve astarsız ceketler, rahat bir alternatif sunarken, dikişsiz trikolar ise modern ve minimalist bir görünüm arayanlara hitap ediyor.

McQueen’den Sonbahar-Kış

Fonda Doğu Londra’nın yer aldığı McQueen Sonbahar-Kış 2024 Kampanyası, betondan banklar ve şehri ağ gibi saran sokaklar arasında dolaşarak şehrin farklı karakterlere sahip gençlerinin DNA’larındaki içgüdülerin izini sürüyor. Kampanya, dokunsal, olağandışı ve gergin bir tarzla bütünleşiyor.

Sapları sıkıştırılabilen ve vücuda yakın kullanılabilen Sling çantanın sert metalden T şeklindeki tokasının ışıltısı, soğuk bir hissiyat yaratan derin bordo deri ile buluşuyor. Aynı toka, Fringe loafer’ın sarkan püsküllerini de sabitliyor.

Üste oturan, giyeni koza gibi saran parçalar, duyusal haz veren güçlü shearling yünle buluşurken, modern hayatın katılaşmış parçalarıyla bir çatışma yaşıyor.

MCQUEEN SONBAHAR-KIŞ 2024 KOLEKSİYONU GÖRÜNÜMLER:

 Parçalanmış oltu taşı işlemeli siyah yün tiftik özel dikim ceket ve pantolon ile derive beyaz pamuklu ribana örgü yelek.

  1. Siyah deriden çivili bomber ceket, bal rengi yünden dikişli indigo taşlı denim kot pantolon ve siyah deri Birdee brogue ayakkabı.
  2. Taş grisi pamuk kanvas deri yakalı ceket, siyah yün pilili mini etek, siyah deri Fringe loafer ve siyah deri Cross-Bar çanta.
  3. Tül taban üzerine parçalanmış avize ile kırmızı ve turuncu bisiklet reflektörü işlemeli elbise, siyah deri Hoof çizmeler ve gümüş metalden Drop çanta.
  4. Dolgulu büyük yakalı palto ve kahverengi Hoof çizme.
  5. Baştan aşağı parçalanmış oltu taşı işlemeli, siyah yün özel dikim ceket ve pantolon.
  6. Sırtı T şeklinde zincirli özel dikim ceket ve beyaz yün grain de poudre pantolon, ipek ribana örgü tişört ve yay şeklinde logolu siyah deri fötr şapka.

Çağının ötesinde tasarım

1935 yılında Adler Diplomat sekiz tekerlekli araba dünya çapında otomotiv tutkunlarını büyüleyen olağanüstü bir yolculuğa çıktı. Şık tasarımı ve sağlam motoruyla Diplomat, Avrupa’nın zorlu yollarını fethetmeyi hedefledi. Paris’in kaldırım taşı sokaklarından engebeli İsviçre Alplerine kadar eşsiz dayanıklılık ve güvenilirlik sergiledi.
Cesur bir kaşif Hans Richter tarafından sürülen Adler Diplomat keşfedilmemiş bölgelere doğru, öngörülemeyen havalarda ve tehlikeli manzaralarda kararlılıkla geziniyor. Sekiz tekerleği, en zorlu arazide bile geçmesini sağlayan istikrar ve çekiş garantisini sağladı.
Keşfi sırasında Diplomat yenilik ve mühendislik mükemmelliğini simgeledi. Kent meydanları ve uzak köylerde zahmetsizce manevra yaparak kalabalıkları kendine çekti. Yerel gazeteler teknolojik hünerini ve her türlü zorlukla başa çıkabilme yeteneğini kutladı
Adler Diplomat mekanik becerilerinin ötesinde mürettebatı arasında dostluğu besledi. Richter ve ekibi paylaştıkları keşif tutkusu üzerine bağlar kurdu.
Gün batımında Diplomat’ın cilalı ızgarasına sıcak bir parıltı saçan Richter yolculuklarına yansıdı. Dik yamaçları ve dolambaçlı yolları fethetmenin hatıraları sonsuza kadar onunla kalacaktı. Richter ve Adler Diplomat için yol sadece bir rota değildi – cesaret ve direnç hikayelerinin bir tuvaliydi.

Yıllar öncesinden kalan insani bir hikaye

1963 yılının bir sonbahar günü… Varan Turizm’in o zaman Ankara’da bulunan Küçük Tiyatro’nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.
14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre: “Oğlum Galatasaray Lisesi’ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul’da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor: “Valizini de unutmasın.”
Kaptanın cevabı “Elbette siz hiç merak etmeyin,” oluyor. Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.
İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor. “Oğlumu Taksim’den Galatasaray Lisesi’ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum,” diyor.
İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.
Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.
“Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş. Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış. Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış. Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş.” Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.
“Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık,” diyor. Derin bir “oh” çekiyoruz. Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…
Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.
 Çocuğu Galatasaray Lisesi’ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.
Yıllar sonra kendisine “Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?” diye sorduğumuzda, gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.
“O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş. Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?” diyor.

İshak Alaton’dan ceviz hikayesi

Rahmetli iş insanı Alarko Holding ortaklarından İshak Alaton’dan mini bir hayat dersi…
76 Yaşındayım…
8 yıl sonra,
84 yaşında ceviz kıracağım….
 ALARKO’nun kurucusu Ishak Alaton’un hayat dersi niteliğindeki bir demeci:
Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur….
Herhalde iş adamı olduğum için…
 Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim….
Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır…
Para verip yiyecek,
giyecek,
ev,
bark,
hatta sağlık satın alabilirsiniz…
İkincisi ile
gelecek korkusunu yenersiniz….
    “Yaşlılığımda çaresiz,
muhtaç,
perişan kalmam,
çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz…
     Ama para ötesi, yani
para-üstü bir konu daha vardır…
Bunu parayla satın alamazsınız…
 Bunun adı
zevk ve keyiftir…
Zevk almak,
keyif duymak,
ancak KÜLTÜR ile mümkündür…
Resimden zevk almak için sergiler bedava,
müzik, kaset ve diskler üç otuz para….
Ayrıca konserler de pahalı değil…
Tiyatrolar hamburger fiyatına…
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir…
 Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız,
kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz…
     Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz..?
      Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir..?
       Yaşlılığınız için biriktireceğiniz;
kötü gün parası kadar,
belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır…
 Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür….
Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..
 İster genç olun; ister yaşlı,
yaşınızla barışık değilseniz
ihtiyarsınız demektir…
Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi, ihtiyar doğanlar da vardır…
Yaşlılar; ölüme daha yakın derler….
Ama ölüm, nüfus kâğıdı sormuyor Şimdiki tutkulu projem,
bir ceviz ormanı yetiştirmektir……
Fidanları dikmeye başladım bile…
 Ceviz fidanı; 8 yıl sonra ağaç olup,
ceviz verirmiş…
 Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım…Bu kez kendi cevizlerimi…..
İSHAK ALATON…

Alfa Romeo’dan Ağustos kampanyası

Alfa Romeo, ağustos ayı boyunca sürecek kampanyası ile premium kompakt SUV modeli Tonale’de cazip indirim fırsatları ve takas olanağı sunuyor.

Tonale’nin tüm motor seçenekleri ve donanım seviyelerinde 300 Bin TL’ye varan indirim olanağı sunuyor. Alfa Romeo Tonale, Ağustos ayı boyunca 1.990.000 TL’den başlayan fiyatla satışa sunuluyor. Stelvio’ya özel kaçırılmayacak fırsatlar ve Giulia modeli için de 500 Bin TL, 12 Ay yüzde 1,99% faizli kredi veya takas imkânı bulunuyor.

Telezzüz’ün menüsünde tohum ve filiz

Bağlarbaşı Abdülmecit Efendi Korusu’nda misafirlerini ağırlayan Telezzüz, yaz menüsü çerçevesinde oluşturdu.  Tohum ve Filiz isimli tadım menüleri ile lezzetleri bir arada deneyimleme fırsatı sunuyor.

Telezzüz’ün ödüllü ve yaratıcı şefi Bahtiyar Büyükduman liderliğindeki mutfak ekibi tarafından hazırlanan bu özel tadım menüleri, ödüllü şarap uzmanı ve eğitmeni Göknur Gündoğan’ın tavsiyeleri doğrultusunda oluşturulan şarap eşleşmeleri ile misafirlere sunuluyor.

Telezzüz,

Breze Mantar

Tohum ve Filiz tadım menüleri hem mideye hem de ruha iyi geliyor

Aromatik çiğ enginar dilimleri ve bir çeşit Japon suflesi olan chawanmushi’nin birleşiminden oluşan Çiğ Enginar & Chawanmushi, ferah ve asidik dokunuşlarıyla her lokmada etkileyici bir tat deneyimi yaşatıyor. 60 kat patatesin özel baharatlarla fırınlanıp kızartılmasıyla elde edilen Patates Terin, kaju bazlı bitki temelli cheddar ve yaban mersini sosuyla tamamlanıyor.

Telezzüz

Agnolotti

Taze trüf ve frenk soğanıyla süslenen bu tabak, menünün “yaramaz çocuğu” olarak öne çıkıyor. Mantar ketçap, kayısı sweet & chili sos ve çalı fasulyesi coleslaw ile servis edilen Uçan Enginar, damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Deniz yosunu, salatalık salsa, kızarmış kapari ve badem sosun muhteşem uyumunu yansıtan Karpuz Tataki, mantar dolgusu, bezelye püresi, naneli soğan jus, bitki temelli demi glace ve fesleğen köpüğü ile Agnolotti, ağır ateşte pişmiş shiitake’in bezelye püresi, fermente kaju tozu ve tütsülenmiş toz biberle sunulduğu Breze Mantar menüde yer alan diğer lezzetlerden…

Telezzüz

Karpuz Tataki

Telezzüz’ün tadım menülerinin kapanışını ise birbirinden lezzetli iki tatlı yapıyor

Edebiyat, sinema ve İtalyan esintileriyle hayat bulan Elio’nun Şeftali Tatlısı, şeftali, badem ve cinin mükemmel uyumunu mutfağa taşırken hikayesi ve hafif tadıyla da ağızlarda eşsiz bir iz bırakıyor.

Telezzüz

Patates Terin

Mezopotamya’nın antik bira geleneklerine modern ve zarif bir dokunuş getiren Bir Zamanlar Bira, içindeki malt crumble ve malt dondurmasıyla keyifli bir lezzet deneyimi sunuyor.

Bilgi: 0216 576 76 71

İkonik 4×4 Jeep’in ilginç hayat hikayesi

1. Dünya Savaşı sırasında, ünlü Jeep Willys MB modeli, savaş alanında kolay kullanımı ve hızlı montajı için ahşap kutularda depolandı ve nakledildi. Bu depolama yöntemi; araçların, farklı arazilerle mücadele etmesi için korunmasını sağladı.

Jeep; 1941 yılında, Willys-Overland Motors tarafından ABD ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirildi. Dört çekişli ve sağlam bir tasarıma sahip Willys MB ve Ford tarafından üretilen GPW sürümü askeri taşımacılık için olmazsa olmaz hale geldi. Savaştan sonra Willys, bugün bildiğimiz Jeep markasına dönüşen sivil versiyonları üretmeye başladı. “Jeep” ismi muhtemelen aracı tanımlamak için kullanılan “GP” (Genel Amaç) harflerinin telaffuzundan gelmektedir. Başka bir iddiaya göre de ad Temel Reis çizgi romanlarındaki “Eugene the Jeep” karakterinden ilham alınarak konmuştur. Jeep, off-road araç segmentinde dayanıklılık ve çok yönlülüğün sembolü olmaya devam etmektedir.

Atiye coşkusu Şile’ye sığmadı

Türk pop müziğinin güçlü ve renkli isimlerinden Atiye, bu yıl 35. Kez düzenlenen Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat festivalinde sahne aldı.

Yaz coşkusuna şarkıları ile eşlik eden Atiye, iki saat boyunca dansçılar ve müzisyen arkadaşları ile nefes kesici bir performans sergiledi.

Fırtına gibi esen Atiye, son hiti Dalgana Bak ile coşkulu bir şekilde açılışı yaptıktan sonra, ‘Salla’, ‘Budur’, ‘Ya Habibi’, ‘Mazallah’, ‘Soygun Var’ gibi geniş kitlelere ulaşan şarkılarını söyledi.

Hem dans edip hem de şarkı söyleyerek başarılı performanslara Türkiye’de imza atan ve öncülük eden Atiye’ye, Şile’de binlerce kişi dev koro halinde şarkılarına eşlik etti.

Şıklığı ve güzelliğiyle göz kamaştıran Atiye, festival için özel hazırlattığı kıyafeti için “Eskiyle yeninin bir araya gelişini baştan yaratarak, 1600’lu yıllardan gelen barok stilini daha cüretkar bir şekilde pop ve rock esintisiyle   yeni bir nefes katip, kalıpların ötesine çıktığımız bir stil’ oluşturduğunu dile getirdim

Türk pop müziğinin güçlü ve renkli isimlerinden Atiye, bu yıl 35. Kez düzenlenen Uluslararası Şile Bezi Kültür ve Sanat festivalinde sahne aldı.

Yaz coşkusuna şarkıları ile eşlik eden Atiye, iki saat boyunca dansçılar ve müzisyen arkadaşları ile nefes kesici bir performans sergiledi.

Fırtına gibi esen Atiye, son hiti Dalgana Bak ile coşkulu bir şekilde açılışı yaptıktan sonra, ‘Salla’, ‘Budur’, ‘Ya Habibi’, ‘Mazallah’, ‘Soygun Var’ gibi geniş kitlelere ulaşan şarkılarını söyledi.

Hem dans edip hem de şarkı söyleyerek başarılı performanslara Türkiye’de imza atan ve öncülük eden Atiye’ye, Şile’de binlerce kişi dev koro halinde şarkılarına eşlik etti.

Şıklığı ve güzelliğiyle göz kamaştıran Atiye, festival için özel hazırlattığı kıyafeti için “Eskiyle yeninin bir araya gelişini baştan yaratarak, 1600’lu yıllardan gelen barok stilini daha cüretkar bir şekilde pop ve rock esintisiyle   yeni bir nefes katip, kalıpların ötesine çıktığımız bir stil’ oluşturduğunu dile getirdim

Nazan Öncel ‘Beni Hatırla’ şarkısı için yönetmen koltuğuna oturdu

Pop müziğin divası Nazan Öncel 1992 yılında duş alırken yazmıştım dediği ve 32 yıl sonra tekrar viral olan ve listelere giren “Beni Hatırla” isimli şarkısını kliplendirdi. İstanbul’da klip çektiği şarkı için yönetmen koltuğuna da kendisi oturdu. Çalışmasının her detayıyla en ince ayrıntısına kadar ilgilenen Öncel, klipte giydiği kostümü de kendi dikip tasarladı. Klibin montajını da bizzat yapan sanatçı, klip çekimlerinde bu kez kast ekibi kullanmadı. Yazdığı zamansız şarkılarıyla gönüllerde taht kuran Öncel’in ‘Beni Hatırla’ isimli çalışması önümüzdeki günlerde müzikseverlerle buluşacak.