Yazılar

Gelecek vaat eden sporcular arasında

Gelecek vaat eden yetenekleri keşfetmeyi hedeflenen Champions of the Future Academy (Geleceğin Şampiyonları Akademisi) serisinde yarışmaya hazırlanan başarılı milli karting sporcusu Ayşe Çebi, ilk sınavını bu ay sonu Portekiz’de verecek.

2023 ve 2024 sezonlarında ülkemizi Avrupa pistlerinde başarıyla temsil eden 16 yaşındaki milli sporcu Ayşe Çebi, F1 Academy tarafından desteklenen Champions of the Future Academy (Geleceğin Şampiyonları Akademisi) serisini takip etmeye hazırlanıyor.

28 ayrı ülkeden 10’u kadın toplam 36 sporcunun yer aldığı OK-N Senior kategorisinde mücadele edecek temsilcimiz, ilk olarak 28 Şubat-02 Mart tarihlerinde Portekiz’de Portimao pistine çıkacak.

 6 ayrı ülkede 6 yarış

Dünyanın dört bir yanındaki üst düzey pistlerde koşulacak 6 ayaktan oluşan seri, Portekiz’in ardından İspanya, İtalya, Macaristan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde devam edecek. Tüm yarışları global motorsporları platformu Motorsport TV üzerinden canlı olarak yayınlanacak olan seri, sporculara eşit şartlarda yarışma ve gruplarında en yetenekleri isimleri belirleme fırsatı sunuyor.

F1 takımları takip edecek

3 ayrı kategoride farklı ülkelerden toplam 108 sürücünün katıldığı serinin en önemli özelliği ise F1 Academy ve Formula 1 takımlarının yöneticilerinin tüm sezonu takip edecek olması… Gelecek vaat eden yetenekleri keşfetmeyi hedeflenen projede, kadın sürücüler F1 Academy testlerine katılma ve takımlara kendilerini kanıtlama şansı da bulacaklar.

Hedef İlk 10 içerisinde bitirmek

Ayşe bu zorlu mücadele öncesinde serinin kendisi için çok büyük bir deneyim olacağını belirterek, “Bu seride Fausto İppoliti’nin başında olduğu tecrübeli bir ekip ile çalışacağım ve iyi işler çıkaracağımızı düşünüyorum. Katılımcı listesi açıklandı ve çok üst düzey pilotlar var. Bugüne kadar farklı yarışlarda yarıştığım pilotlar, ama şimdi hepimiz aynı seride buluştuk. Daha önce hiç yarışmadığım pistlerde yarışma imkanı da bulacağım serideki hedefim sezonu ilk on içinde tamamlamak.” dedi.

“Başkan” duygularımı dile getirdi

EGE yeni teklisi “Başkan” da sosyal medyada yaptıkları çalışmalarla dikkat çeken Fabrika Müzik grubuyla iş birliği yaptı. Sözü müziği Ege’ye düzenlemesi Ozan Gülek’e ait “Başkan” T-Ekspres Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlarda yayına açıldı.
Erol Temizel’in Dolby Atmos master olarak hazırladığı şarkının mix ve mastering’i Ozan Gülek tarafından yapıldı.
Beyoğlu ve civarında son derece doğal, sıcak ve samimi görüntülerden oluşan, 50 kişilik bir ekibin çalıştığı, Fabrika Müzik üyelerinin de rol aldığı video klibin yönetmenliğini Ferit Çetinkaya üstlendi.

Ege yeni şarkısı “Başkan” için duygularını şöyle dile getirdi:
“Bazı şarkılar vardır kendi karakteri ve kimliği olan: Sen unutmak istesen de gelir ya uykunun ortasında kulağına mırıldanır ya da akşam vakti yağmur olur. Kar olur. Pencereye vurur. Tarzım değil diyerek unutmaya çalıştım Başkan da öyle bir şarkı Ben ondan kaçtıkça o bana koştu Ben Saklandım saklandığım yerden gelip beni buldu. Ve istedim ki yeni sesler, yeni yüzler, yeni enerjilerle Hayat bulsun. Tam da bu dönemde Fabrika Müzikle tanıştım; onların naif, zarif ve asil ruhlarına öyle yakıştı ki şarkımız… Dilerim sizin de kalbinizde yer bulur Başkan.”

Türkiye’de online alışveriş pazarı şaşırtacak şekilde artarak büyüyor!

ORTALAMA BİR BİREY ONLİNE ALIŞVERİŞ İÇİN 27.382 TL HARCADI. BİR YILDA 29 KERE ALIŞVERİŞ YAPAN BİREYLERİN ORTALAMA SEPET DEĞERİ 942 TL.  

Global dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS E-TİCARET PANELİ verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de online alışveriş harcamalarının, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık on katına çıktığı izlenmektedir. Grafik çizgisi yükselerek büyüyen pazarda ki çarpıcı artış, dijitalleşmenin hız kazanması, tüketici alışkanlıklarının değişimi ve e-ticaret platformlarının sunduğu çeşitli avantajların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin online alışverişe yönelmesi, bu alandaki büyümeyi tetikleyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca, mobil uygulamaların ve sosyal medya platformlarının etkisiyle, alışveriş deneyiminin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesi, online harcamaların artışını destekleyen ayrı bir dinamik olarak görülebilir.

Bununla birlikte, online alışveriş harcamalarındaki bu yükseliş, genel enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleşerek, ekonomik dinamiklerin ve tüketici taleplerinin seyrini etkileyen önemli bir gösterge olarak da kabul edilebilir. Tüketicilerin artan güveni ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, bu trendin devam edeceğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki online alışveriş pazarının büyümesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan dikkate değer bir gelişim göstermekte ve gelecekteki potansiyeline ışık tutmaktadır.

Ipsos

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; 

Türkiye’de 2024 yılında online alışveriş için harcanan para geçen yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla ise yaklaşık 10 katına çıktı.

Böylelikle harcama artışı geçen sene de olduğu gibi yine enflasyonun üzerinde gerçekleşti. 2024 yılı, son üç yılın en sık alışveriş yapılan dönemi oldu. Bu sene online alışverişçiler daha sık alışveriş yaptılar. Son bir senede ortalama 13 günde bir online alışveriş yapıldı! Online alışverişçilerin yaptığı 100 sepetin 30 tanesinde hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) (gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik) , 70 tanesinde ise diğer ürünler bulunmakta. 2024 yılında HTÜ ürünlerin sepetlerde bulunma oranı azalırken alışveriş yapan birey oranı sabit kaldı. Harcama dağılımında ise hızlı tüketim ürünlerine %14 pay ayrıldı.  HTÜ ürünleri harcamasından içecek ve atıştırmalık ürünler, aldıkları payı artırırken hala cilt bakım ürünleri harcamanın en yüksek olduğu kategori. “Moda – Aksesuar, Beyaz Eşya – Mutfak Ürünleri” ise diğer kategoriler içerisinde harcama payı yüksek olan kategoriler olmaya devam ediyor. E-ticaret dünyası özellikle yılın belli dönemlerinde yaptıkları kampanyalar ile tüketiciyi daha fazla satın alıma yönlendiriyor. 2024 yılında harcama davranışlarında değişim Eylül ve Aralık aylarında görüldü. Eylül’de okulların açılması, Aralık ayında ise kampanyaların etkisi göze çarpıyor. Alışveriş platformları arasında harcama dağılımında yaklaşık %70 paya sahip olan ‘pazar yerleri’ büyümeye geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda katkı sağladı. Ortalama üzerinde harcama artışı olan platformlar elektronik, giyim, züccaciye ve HTÜ ürünleri satan ve fiziksel mağazaları da olan kanallar oldu.

Erhan Bilgin “Kayıp Mühendis”

Çalışmalarını edebiyat, antropoloji ve kültür alanında sürdüren Erhan Bilgin’in ilk romanı Kayıp Mühendis, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!
Ülkenin en yüksek kademelerinde dönen devasa bürokrasi çarkının içinde kaybolan bir mühendisin ve onun izini süren bir avukatın hikâyesini anlatan roman, korku ve dehşetin tuzakları arasında kaybolan gerçeklerin izini sürüyor. Devleti yöneten güçlerin yüzleşilmez sırları ve adaletin çiğnendiği, insan haklarının görmezden gelindiği karanlık bir dünya açığa çıkarken Kayıp Mühendis, 2003 Irak Savaşı’nın perde arkasında şekillenen entrikaları, gölgeler arasında kaybolan idealleri ve devlete meydan okuyanların cesaretini anlatıyor.

Ahmet Yiğider “Karınca Yuvası”

Ahmet Yiğider’in “Karınca Yuvası” isimli sergisi 27 Şubat’ta CerModern’de kapılarını açıyor. Dilek Karaaziz Şener küratörlüğünde gerçekleşecek sergi 23 Mart’a kadar izleyicilere çok yönlü bir duygusal deneyim sunacak. Metal ve bez kullanılarak üretilen dev boyutlu heykelin spiral planı içinde gezinecek olan izleyiciler, karınca kokusunu hissedecek ve buna bir ses efekti eşlik edecek.

“Karınca Yuvası” koku ile gelen “tam-sosyal” bir canlı birlikteliğine odaklanıyor

Sanatçı Ahmet Yiğider, karıncaların sosyal davranış gösteren süper organizma olmaları ve bunun kokuyla ilişkisi üzerine bilim ve sanat sentezli çalışmalar yürütmektedir. Karıncaların avlanma, besin bulma, stoklama, güvenliği sağlama, savaşma, sosyal kurallara uyum ve uymayanları cezalandırma eylemleri; feromon salgılanması ve karşı tarafın bunu algılamasıyla sağlanır. Yiğider, tasarladığı cam tüp içindeki kokusuz deney alanlarında karıncaların farklı stres seviyelerinde etkileşimleri gözlemekte ve tüp içerisine yayılan uçucu molekülleri hem duyusal hem de analitik kimya yöntemleriyle inceleyerek moleküler bileşimini anlamaktadır. Karıncanın vücut dokusunda gerçekleştirdiği moleküler ayrıştırmada 1000’den fazla çeşitte molekülün bilgisine ulaşmıştır. Yiğider’e göre bu bilgi, doğanın dev bir ansiklopedisini temsil ediyor.

Zayıf bağışıklık sisteminin habercisi olabilir!

Soğuk havalarda, kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmek ve okulların açık olması gibi faktörler nedeniyle çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha sık görülüyor. Dolayısıyla, çocuklarda vücudu enfeksiyonlar ile zararlı mikroorganizmaların yol açtığı hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin güçlü olması büyük bir önem taşıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için çocukların yetişkinlere göre daha sık hastalanabildiklerini belirterek, “Çocukların yılda birkaç kez soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri normal kabul edilmektedir. Ancak enfeksiyonların çok sık ve ağır yaşanması zayıflayan bağışıklık sisteminin önemli bir işareti olabilir” diyor. Çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıfladığına işaret edebilen 8 önemli sinyali anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, bu belirtiler sürekli hale gelirse mutlaka bir doktora başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor.

Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür

Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür

Sık geçirilen enfeksiyon

Çocuklar yılda birkaç kez soğuk algınlığı geçirebiliyorlar. Ancak enfeksiyonların çok sık ve ağır yaşanması, uzun sürmesi zayıf bir bağışıklığa işaret edebiliyor.

Sık sık sindirim problemleri yaşamak

Bağışıklık sisteminin büyük bir kısmı bağırsaklarda bulunuyor. Dolayısıyla sürekli ishal, kabızlık veya mide sorunları yaşamak zayıf bağışıklığın sinyali olabiliyor.

Yorgun ve halsiz hissetmek

Sürekli yorgun ve halsiz hissetmek bağışıklık sisteminin zorlanmasından kaynaklanabiliyor.

Cilt problemleri

Sık görülen cilt enfeksiyonları, mantar hastalıkları veya egzama gibi sorunlar, zayıflayan bağışıklık sisteminin belirtileri arasında yer alıyor.

Lenf bezlerinde oluşan şişlik

Lenf düğümleri bağışıklık sistemi hücreleri içeriyorlar. Dolayısıyla sürekli şişen ve hassas olan lenf bezleri vücudun enfeksiyonlar ile yeterince başa çıkamadığını gösterebiliyor.

Tekrarlayan kulak, sinüs ve akciğer enfeksiyonları

Yılda birkaç kez zatürre, bronşit, kulak iltihabı veya sinüzit geçirmek bağışıklık sisteminin zayıf olmasından kaynaklanabiliyor.

Yaraların geç iyileşmesi

Yaraların geç iyileşmesi de bağışıklık hücrelerinin yeterince çalışmadığının habercisi olabiliyor.

İştahsızlık ve kilo kaybı

Bağışıklık sistemi zayıfladığında iştahsızlık, kilo kaybı veya büyüme ile gelişim geriliği görülebiliyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİREN 8 ÖNEMLİ ÖNERİ

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Kabakoğlu Ünsür, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren önerileri şöyle sıralıyor:

Dengeli ve sağlıklı beslenmesi çok önemli!

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için meyve ve sebzeler, protein kaynakları ile probiyotikler açısından zengin bir beslenme programı oluşturmak büyük bir önem taşıyor.

Meyve ve sebzeler: Antioksidanlar, vitaminler ile mineraller açısından zengin olan meyve ve sebzeler bağışıklık sistemini güçlendiren etkiye sahipler. Bu nedenle, çocuklar özellikle C vitamini (mevsimine göre portakal, çilek, kivi vs) ve A vitamini (havuç, tatlı patates vs) içeren gıdaları düzenli olarak tüketmeliler.

Protein kaynakları: Yumurta, balık, tavuk, kırmızı et ile baklagiller gibi protein kaynakları, hücre onarımı ve güçlü bir bağışıklık sistemi için gerekiyor.

Probiyotikler: Yoğurt ve kefir gibi probiyotik içeren gıdalar bağırsak sağlığını destekliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Tam tahıllar: Lif açısından zengin tam tahıllar (Gluten hassasiyeti ya da çölyak hastalığı yoksa), bağırsak sağlığını koruyor ve dolaylı olarak bağışıklığı destekliyor.

Yeterli süre uyumasını sağlayın

Yaşlarına göre değişmekle birlikte, genellikle 8-12 saatlik kaliteli bir uyku çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahip. Zira, uyku sırasında vücut kendini onarıyor ve bağışıklık hücreleri yenileniyor.

Ellerini düzenli yıkama alışkanlığı kazandırın

Ellerin sık sık sabun ve suyla doğru şekilde yıkanması, enfeksiyonların önlenmesinde kritik rol onuyor. Dolayısıyla çocuklara özellikle yemek öncesinde ve sonrasında, tuvalet ihtiyacının ardından el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı.

 Aşılarını mutlaka yaptırın

Grip, zatürre, rotavirüs ve boğmaca gibi aşılarının tam olması çocukların bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine ve hastalıklara karşı korunmalarına yardımcı oluyor.

İhtiyaç halinde vitamin ve mineral takviyesi alın

Özellikle D vitamini ve çinko gibi vitamin ile mineraller  bağışıklık sistemi için çok önemli. Doç. Dr. Emel Kabakçıoğlu Ünsür, “Çocukların güneş ışığından yeterince faydalanmaları gerekmektedir. Ayrıca, ihtiyaç halinde doktor önerisiyle D vitamini ile çinko takviyesi almak faydalı olabilir. Ancak her çocuğun ihtiyaçları farklı olduğu için özellikle takviye konusunda mutlaka doktora danışılmalıdır” bilgisini veriyor.

Düzenli egzersiz ve oyun şart

Düzenli egzersiz ve oyun, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren bir başka önemli etkeni oluşturuyor. Özellikle açık havada yapılan aktiviteler hem fiziksel hem zihinsel sağlığı destekliyor.

Bol bol su içtiğinden emin olun

Su, vücuttaki toksinlerin atılmasına ve bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olduğu için çocukların yaşlarına göre yeterli miktarda su içmeleri gerekiyor.

Huzurlu ve sevgi dolu bir ortam sağlayan

Çocuklarda stres bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor.  Dolayısıyla aile içinde huzurlu ve sevgi dolu bir ortam oluşturmak, duygusal ihtiyaçlarını karşılamak çocukların güçlü bir bağışıklık sistemi için önem taşıyor.

Erken menopozun belirtilerine dikkat!

Menopoz, kadınlarda adet döneminin kalıcı olarak sona erdiği dönem olarak biliniyor. Ortalama menopoz yaşı 49-51 olsa da, 45 ile 55 yaş arasında menopoza girmek normal kabul ediliyor. Menopoz dönemi bazı kadınlarda 40 yaşından önce de gelebiliyor. Bu durum “erken menopoz” olarak adlandırılıyor ve hem fiziksel hem de psikolojik olarak önemli etkileri olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Aktoz, erken menopoz ile ilgili bilinmesi gerekenler anlattı.

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Ateş basması ve terlemeler erken menopozu işaret edebilir

Erken menopozun pek çok nedeni olabilmektedir. Bunlar arasında genetik yatkınlık, otoimmün hastalıklar, kemoterapi veya radyoterapi gibi kanser tedavileri, yumurtalıklara zarar veren cerrahi müdahaleler ve çevresel faktörler yer almaktadır. Ailede erken menopoz geçmişi olan kadınlarda bu risk daha yüksektir.

Erken menopozun belirtileri genellikle klasik menopoz belirtileriyle benzerdir ve şöyle sıralanabilir:

  1. Adet düzensizlikleri ve adet görememe
  2. Kısırlık
  3. Ateş basmaları ve terlemeler
  4. Uyku problemleri
  5. Vajinal kuruluk ve cinsel istekte azalma
  6. Ruh hali değişiklikleri, depresyon ve kaygı
  7. Kemik erimesi
  8. Ciltte kuruluk
  9. Saç dökülmesi 

Erken menopoz birçok sağlık sorununa neden olabilir

Menopoz, östrojen hormonundaki düzeylerin düşmesiyle birlikte kadın vücudunda çeşitli değişikliklere neden olur. Erken menopoz ise bu etkilerin daha erken yaşlarda başlamasına yol açar. Bu durum, kalp-damar hastalıkları riskinin artmasına, kemik erimesine, bilişsel fonksiyonlarda azalmaya ve ruhsal sağlık sorunlarına neden olabilir. Erken menopoz, aynı zamanda doğal yollarla gebelik şansını önemli ölçüde azaltabilir.

Adet görmeyen 40 yaş altındaki kadınlar dikkat etmeli

Erken menopoz tanısı, 40 yaş altındaki kadınlarda adet görmeme ile birlikte yüksek folikül uyarıcı hormon (FSH) seviyelerinin tespit edilmesi ile konulabilmektedir. Seyrek adet gören kadınlarda FSH testi için en uygun zaman adet döngüsünün üçüncü günüdür. Adet görmeyen kadınlarda ise test herhangi bir günde yapılabilir. Ayrıca, sıcak basmaları ve vajinal kuruluk gibi kadınlık hormonu olan östrojen eksikliğine bağlı semptomlar, erken menopoz tanısını düşündüren önemli bulgulardır. Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi için Anti-Müllerian Hormon (AMH) testi ve ultrasonla folikül sayımı gibi ileri tetkikler de kullanılabilir.

Hormon tedavisi menopozun etkilerini azaltabiliyor

Erken menopoz tam anlamıyla geri döndürülemez, ancak belirtilerin yönetilmesi ve uzun dönem sağlık etkilerinin azaltılması mümkün olabilir. Hormon replasman tedavisi (HRT), eksilen östrojen ve progesteron hormonlarının yerine konmasıyla semptomları hafifletebilir ve erken menopozun yol açtığı riskleri azaltabilir. Uzmanlar, erken menopoz tanısı alan kadınların en az 50 yaşına kadar hormon tedavisi almasını önermektedir. Dengeli beslenmek, D vitamini ve kalsiyum desteği almak, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak kemik ve kalp sağlığını destekleyebilir. Psikolojik destek almak, erken menopoz yaşayan kadınların ruhsal sağlıklarını korumalarına yardımcı olabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar için bazı üreme teknolojileri umut verici çözümler sunmaktadır. Yumurtalık rezervi henüz tamamen tükenmeden önce yumurta dondurma işlemi, doğurganlığın korunması açısından önemli bir seçenek olabilir. Yumurtaların erken menopoz öncesinde toplanarak dondurulması, ilerleyen yıllarda tüp bebek tedavisi ile gebelik elde etme şansını artırabilir. Unutulmamalıdır ki, her türlü tedavi seçeneği bir uzman kontrolünde uygulanmalıdır.

Erken menopoz, hem fiziksel hem de psikolojik etkileri olan önemli bir sağlık sorunudur. Kadınların adet düzeni ve vücutlarındaki değişikliklere dikkat etmeleri ve erken menopoz belirtisi görüldüğünde bir uzmana başvurmaları oldukça önemlidir. Uygun tedavi ve destekle erken menopozun etkileri en aza indirilebilir ve yaşam kalitesi artırılabilir.

Mete Karagöz ve Aysel Yakupoğlu’dan düet “Aşk Kazanacak”

Mete Karagöz ve Aysel Yakupoğlu, Yıldız Tilbe imzalı “Aşk Kazanacak” isimli yeni çalışmalarını Genius Production etiketiyle müzik severlerin beğenisine sundu. İkili şarkılarını Ankara’da yer alan bir stüdyoda çekimleri bir günde tamamlanan bir kliple süslendirdi. Kısa sürede gelen olumlu tepkilerden oldukça memnun olan şarkıcılar Yıldız Tilbe şarkısı seslendirmenin mutluluğunu yaşarken dinleyicilerinde şarkıyı beğenmesinin keyfini sürdü.

Kalp krizinde sabah saatleri daha riskli!

Dünya genelinde ve ülkemizde kalp krizi ile diğer kardiyovasküler hastalıklar ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. Ülkemizde yılda yaklaşık 200 bin kişinin kalp krizi geçirdiği ve bu hastaların önemli bir kısmının hayatını kaybettiği belirtiliyor. Modern yaşamın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, obezite ve stres, kalp krizinin temel nedenleri arasında yer alıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, ayrıca kış aylarında soğuyan havanın da kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekerek, “Bunun nedeni ise soğuk havalarda vücudun sıcaklığını korumak için damarları daraltması ve bu durumun kan basıncını artırarak kalbin daha fazla çalışmasına neden olmasıdır. Özellikle kalp hastalığı olan kişilerde bu ek yük kalp krizine yol açabilmektedir. Ayrıca kış aylarında azalan fiziksel aktiviteler  ve beslenme değişiklikleri de risk faktörlerini artırmaktadır” diyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek

Soğuk havada risk 3 kat artıyor!

Kış aylarında kalp krizinin 3 kat daha fazla görüldüğüne işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, kalp sağlığını korumak için alınması gereken önlemleri ise  şöyle özetliyor:  “Günde en az 3-5 porsiyon mevsimine uygun sebze ile meyve tüketmek, kaliteli ve yeterli süre uyumak, vücut ısısının daha iyi korunması için tek bir kalın kıyafet yerine ince ve kat kat giyinmek önem taşımaktadır.”

En sık sabah saatlerinde yaşanıyor! 

Kalp sağlığı için kış aylarında da sporu aksatmamak büyük bir öneme sahip. Ancak soğuk havalarda sabahları ağır spor yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Zira, yapılan araştırmalara göre, kalp krizi en sık sabah saatlerinde yaşanıyor!  Bunun sebebi ise sabahları 09:00’a kadar olan süreçte vücudun stres hormonu (kortizol) seviyesinin yükselmesi ve kan basıncının artması. Sabah saatlerinde kanın pıhtılaşma eğilimi de daha yüksek olduğu için damar tıkanıklıkları daha kolay gelişebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, bu nedenle özellikle risk grubunda bulunan kişilerin sabah saatlerinde aşırı fiziksel efor sarf etmemeleri gerektiği uyarısında bulunarak, “Örneğin, özellikle sabah saatlerinde yoğun tempolu yürüyüş, kas güçlendirme egzersizleri ve bisiklet sürmek gibi ağır efor gerektiren hareketlerden kaçınmak gerekmektedir. Spor mümkünse öğleden sonra yapılmalıdır. Sabah saatleri dışında zaman yoksa, hafif tempolu yürüyüşler veya gevşeme egzersizleri tercih edilmelidir” diyor.

Risk faktörlerine dikkat! 

Kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanması sonucu kalp kasına yeterli oksijen gitmemesiyle oluşan ciddi bir durum. Tıkanıklık genellikle ateroskleroz (damar sertliği) sonucu gelişen pıhtılar nedeniyle meydana geliyor. Kalp kası yeterince oksijen alamadığında hücreler ölmeye başlıyor ve ciddi kalp hasarı oluşabiliyor. Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, erken müdahale edilmezse kalp krizinin hastanın kaybıyla sonuçlanabileceğine işaret ederek, “Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı bu tıkanıklığa yol açan önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır.   Sağlıksız beslenme, stres ve genetik yatkınlık da kalp krizi riskini artıran diğer etkenlerden. Bu faktörlerin bir araya gelmeleri damarları zamanla tıkayarak kalp krizine neden olabilmektedir” bilgisini veriyor.

Kalp krizi görülme yaşı 30’a indi!

Kalp krizi eskiden ileri yaştaki kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu genç yaştaki kişilerde de daha sık görülmeye başlandı. Modern yaşamın getirdiği hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, sigara ile alkol tüketimi, obezite ve stres, kalp krizinin genç yaş gruplarında yaygınlaşmasının başlıca nedenlerini oluşturuyor. Ayrıca, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların gençlerde son yıllarda daha fazla görülmesinin de bu artışa katkıda bulunduğuna işaret eden Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek,  genç yaşta kalp krizi riski olan kişilerin düzenli sağlık kontrolleri yaptırmalarının yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Kalp krizinde erken tanı ile tedavi hayat kurtarabiliyor ve kalp dokusunun korunmasını sağlayabiliyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, “Bu nedenle 20 dakikadan uzun süren göğüs ağrısı, nefes darlığı ile çene, boyun, sırt veya kola yayılan ağrı, mide bulantısı, baş dönmesi ve soğuk terleme gibi sorunlar yaşandığında vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır” uyarısında bulunuyor.

Kalp krizinde ilk 2 saat çok önemli!

Kalp krizinde “altın saatler” olarak adlandırılan ilk iki saat içinde yapılan müdahaleler hastanın hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek, “Erken müdahale sayesinde damar tıkanıklığı açılabilir ve kalp kasına giden kan akışı tekrar sağlanabilir. İlk saatlerde yapılan tedavi, kalp kası hasarını en aza indirerek hastanın ölüm riskini azaltır ve takip eden yıllarda yaşam kalitesini korumasına yardımcı olabilir” diyor. Doç. Dr. Mustafa Aytek Şimşek,  sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın ve sigaradan uzak durmanın kalp krizi riskini önemli ölçüde azalttığını söylüyor.

Tarihindeki en güçlü Rolls-Royce

Black Badge Spectre, Rolls-Royce tarihinde ilk kez dört basamaklı bir tork değeri (1075 Nm) ve 485 kW (659 hp) güç üreterek rekor kırdı. Ayrıca, markanın güçlü ve cesur kimliğini temsil ederek, geleneksel lüks anlayışının ötesine geçmek isteyen seçkin müşteriler için özel olarak tasarlandı.

Cesur dış renk seçenekleri, canlı iç mekan detayları ve Bespoke (özel tasarım) için yenilikçi fırsatlar sunmanın yanı sıra, Black Badge Spectre, dört basamaklı bir tork (1075 Nm) çıkışı üretebiliyor ve 485 kW (659 hp) güçle rekor kırıyor. Bu özelliği Black Badge Spectre’ı tarihindeki en güçlü Rolls-Royce yapıyor.

Black Badge Spectre, Rolls-Royce

Benzersiz Infinity Modu ve Spirited Modu

Black Badge Spectre, iki yeni tahrik sistemi özelliğiyle güçlü hızlanma deneyimini ileri bir seviyeye taşıyor: Infinity Modu ve Spirited Modu.

Infinity Modu: Black Badge kimliğini simgeleyen sonsuzluk sembolünden esinlenerek tasarlandı. Direksiyon simidindeki Infinity butonuna ∞ basılarak açılan bu mod, tam 485 kW (659 hp) güç sağlayarak sürücüye daha hızlı ve doğrudan bir gaz tepkisi sunuyor. Infinity mod aktif hale geldiğinde, araç göstergeleri daha canlı bir görünüm alarak aracın sportif karakterini vurguluyor.

Spirited Modu: Spirited modu, sürücüye yoğun ve anlık bir hızlanma deneyimi yaşatıyor. Bu fonksiyon, sürücünün frene ve gaza aynı anda basmasıyla etkinleşiyor. Aracın hazır olduğunu belirten dokunsal ve görsel yanıt alındıktan sonra fren bırakılıyor. Böylece tork, geçici olarak 1075 Nm’ye yükselerek güçlü bir hızlanma dalgası yaratıyor ve aracı sadece 4.3 saniyede 0’dan 100 km/saat hızına çıkarıyor.

Black Badge Spectre, Rolls-Royce

Black Badge şasi mühendisliği

Rolls-Royce şasi uzmanları, müşterilerin Black Badge Spectre’ın benzersiz gücünü güvenle kullanmalarını sağlamak için bir dizi değişiklik yaptı. Direksiyon sertliği artırıldı ve virajlarda gövde sallantısını azaltarak direksiyon hareketlerinden daha fazla geri bildirim almak için savrulma stabilizasyonu ayarlandı. Yükseltilmiş amortisörler, gövde kontrolünü artırarak hızlanma veya yavaşlama sırasında alçalmayı azaltıyor. Bu revizyonlar, Rolls-Royce araçlarıyla ilişkilendirilen zahmetsiz kullanım ve ünlü “Magic Carpet Ride” (sihirli halı sürüşü) deneyimi ile geliştirilmiş bir sürüş etkileşimi hissini mükemmel bir şekilde dengeliyor.

Karanlık bir estetik

Black Badge Spectre, 1980’ler ve 1990’ların kulüp kültürünün neon atmosferinden ilham alarak, derin siyah – mor tonlarına sahip yeni Vapour Violet boya rengiyle dünya çapında tanıtıldı. Bu dikkat çekici renk, markanın markanın 44.000’lik renk seçeneği içeren “hazır” renk paletiyle cesur bir kontrast oluşturuyor. Ayrıca, Iced Black kaput seçeneğiyle güçlü ve sofistike bir görünüm sağlıyor. Alternatif olarak, müşteriler Rolls-Royce Bespoke tasarımcılarıyla işbirliği yaparak, yalnızca kendilerine özel bir Bespoke renk tonu oluşturma imkanına da sahip.

Mevcut Coachline (yan gövde çizgisi) ve çamurluk çizgisi seçeneklerine ek olarak, müşteriler, artık süper coupe’nin alt kısmına zarif bir estetik katan “waft” (yumuşak ve akıcı) şeridini de sipariş edebilecekler.

Black Badge Spectre, Rolls-Royce

23 inçlik beş kollu dövme alüminyum jant

Black Badge Spectre, cesur bir tasarıma sahip, 23 inçlik beş kollu dövme alüminyum jantlarıyla dikkat çekiyor. Yarı cilalı veya tamamen siyah kaplama seçenekleriyle sunulan bu karmaşık geometrik tasarım, aracın teknik ustalığını ve gücünü estetik bir şekilde yansıtıyor. Ayrıca, farklı iklim koşullarına uygun kış lastiği seçenekleri, bu yeni jant setiyle birlikte lansmanla eş zamanlı olarak müşterilere sunuluyor.

Daha önceki tüm Black Badge modellerinde olduğu gibi, Black Badge Spectre’ın ayna parlaklığındaki koyu ton detayları, aracın güçlü ve karanlık karakterini ön plana çıkarıyor. Bu detaylar arasında, markanın imzası olan Pantheon ızgara çerçevesi, Spirit of Ecstasy heykelciği, çift “R” onur rozetleri, kapı kolları, geniş yan cam çerçeveleri ve tampon detayları yer alıyor.

Canlı aydınlatmalar

Rolls-Royce, çağdaş zanaatkarlık anlayışını yansıtarak Black Badge Spectre için ışıklı ızgarasını güçlendiren ve yoğunlaştıran benzersiz bir ışıklandırma sistemi geliştirdi.

Tanıtılan yeni ışıklı ızgara arka plakası Tailored Purple, Charles Blue, Chastreuse, Forge Yellow ve Turchese gibi renk seçenekleriyle sunuluyor. Bu sayede müşteriler, seçtikleri dış renkleri ızgara detaylarına taşıyarak dış görünümde bütünlük sağlayabiliyor ve iç tasarım ile uyumlu özel bir renk aksanı yaratabiliyor.

Bu renkli aydınlatma konsepti, iç mekânda da devam ediyor. Yeni geliştirilen ışıklı eşik plakaları, on farklı tamamlayıcı renk seçeneğiyle sunularak iç tasarımda özgün bir ambiyans oluşturuyor.

Black Badge Spectre, Rolls-Royce

Canlı iç mekân tasarımı

Black Badge Spectre’ın iç mekânı, cesur tasarımı ve detaylardaki ustalığıyla aracın asi karakterini yansıtıyor.

Işıklı ön konsol ve sonsuzluk sembolü: Ön konsolda, Spirit of Ecstasy’nin soyut bir ifadesi olarak tasarlanan, Black Badge serisinin imzası haline gelen sonsuzluk sembolünü de içeren ışıklı bir desen yer alıyor.  Konsol yüzeyinde, Piano Black (piyano siyahı) kaplama üzerinde farklı yoğunluklarda dağıtılmış 5.500’den fazla yıldız ile gökyüzü görünümü yaratılıyor.

Teknik fiber elyaf kaplama: İç mekândaki zanaatkarlık, teknik fiber elyaf kaplamayla ön plana çıkıyor. Elmas desenli bu yüzey, siyah Bolivar ahşap tabanın üzerine karbon ve ince metal iplikler işlenerek yapıldı. Elyaflar, karbon fiber katmanları arasına el ile yerleştirilerek üç boyutlu bir doku yaratıyor. Kaplamaya, altı kat vernik uygulanırken kusursuz bir yüzey elde edilene kadar elle cilalanarak derinlik ve parlaklık kazandırılıyor.

İç mekânda sonsuzluk sembolü: Sonsuzluk sembolü, arka koltukları ayıran deri “Waterfall” (Şelale) bölümüne işlenerek iç tasarımda da vurgulanıyor.

Gösterge kadranları ve dijital sistemler: Gösterge kadranları, Vivid Grellow (yeşil-sarı), Neon Nights, Cyan Fire, Ultraviolet ve Synth Wave olmak üzere beş renk temasıyla özelleştirilebiliyor ve müşterilerin SPIRIT işletim sistemi aracılığıyla araçlarındaki fiziksel ve dijital yüzeyleri uyumlu hale getirmelerini sağlıyor. Ayrıca, bu dijital mimari üzerinden, araç şarj durumu gibi uzaktan erişim özellikleri ile markanın özel dijital üyeler kulübü Whispers’a da bağlanılıyor.

Tasarımıyla çarpıcı Black Badge Spectre

Black Badge Spectre, etkileyici güç çıkışı, ileri şasi teknolojileri ve genişletilmiş Bespoke (özel üretim) seçenekleriyle, Rolls-Royce’un alter ego kimliğinde yeni ve çarpıcı bir bölüm açıyor.*