Yazılar

Yavaş yemek, bol su içmek, protein ve lif kombinasyonu!

Ramazan’da şekerli tatlıları soframızdan eksik etmiyor, hamurlu gıdalara yöneliyor, mis gibi kokan pideye karşı koyamıyoruz…  Oysa bu besinler kan şekerimizi hızla düşürüp açlık krizlerine neden olabiliyor. Ayrıca halsizlik ve baş ağrısı gibi etkileri de enerjimizi gün boyu düşürebiliyor. Aslında bazı besinler mide boşalmasını geciktirerek ve iştah düzenleyici mekanizmaları destekleyerek daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı olabiliyor. Dolayısıyla sahurda doğru besinleri seçerek gün içinde açlık krizlerini önleyebilir ve enerjinizi daha fazla koruyabilirsiniz. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, oruç tutarken tok kalmanıza yardımcı olan 8 güçlü besini ve nasıl tüketmeniz gerektiğini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz

Yumurta: Yüksek kaliteli protein içeriğiyle tokluk süresini uzatın

Yumurta, içeriğindeki yüksek kaliteli protein sayesinde mideyi geç terk ediyor ve uzun süreli tokluk sağlıyor. Aynı zamanda kas kaybını önleyerek metabolizmayı destekliyor ve gün içinde enerji seviyenizi korumanıza yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, yumurtayı sahurda haşlanmış, omlet veya menemen şeklinde tüketebileceğinizi belirterek, “Yanında tam tahıllı ekmek, avokado veya sebzelerle birlikte dengeli bir öğün oluşturabilirsiniz. Ancak, kolesterol seviyelerini dengelemek için yumurtayı günde 1-2 adetten fazla tüketmeyin” diyor.

Yulaf ezmesi: Zengin lif içeriğiyle kan şekerini dengeliyor

Yulaf ezmesi, yüksek lif içeriği sayesinde mide boşalmasını geciktirerek uzun süre tok kalmanıza destek veriyor. Sindirimi yavaşlatan yapısı sayesinde kan şekerini dengede tutuyor ve açlık krizlerini önlüyor. Sahurda süt veya yoğurt ile tüketebilir; üzerine tarçın ekleyerek kan şekerinin ani yükselmesini önleyebilirsiniz. Ancak, fazla tüketimi bağırsaklarda gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açabildiği için yulaf ezmesini ölçülü tüketmenizde fayda var.

Avokado: sağlıklı yağlar sayesinde tokluk süresini uzatıyor

Avokado, içerdiği tekli doymamış yağlar sayesinde sindirimi yavaşlatarak gün boyunca süren bir tokluk hissi sağlıyor. Aynı zamanda beyin fonksiyonlarını destekleyerek gün içinde enerjinizi dengede tutuyor. Sahurda tam tahıllı ekmek üzerine ezilmiş olarak ya da salatalara dilimlenmiş halde ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak, kalorisi yüksek bir besin olduğu için günlük tüketimi yarım adet avokado olarak sınırlamaya dikkat edin.

Badem ve ceviz: Sağlıklı yağ ve protein kaynaklarıyla açlık krizlerini önlüyor

Badem ile ceviz, sağlıklı yağ ve protein içerikleri sayesinde mideyi geç terk ediyor ve tokluk süresini uzatıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, badem ile cevizin aynı zamanda kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olarak ani açlık krizlerini önlediklerini vurgulayarak, “Ancak yüksek kalori içerikleri  nedeniyle tüketiminde aşırıya kaçmayın, aksi takdirde kilo kontrolünüz zorlaşabiliyor. Sahurda 10-15 adet badem veya 2-3 tam ceviz tüketmeniz ideal bir tercihtir” diye konuşuyor.

Yoğurt ve kefir: Bağırsak dostu probiyotiklerle sindirimi destekleyin

Probiyotik  içeriği sayesinde bağırsak sağlığını destekleyen yoğurt ve kefir, sindirimi düzenleyerek tokluk süresini uzatıyor. Özellikle protein içeriği yüksek olan süzme yoğurt kan şekerini dengeleyerek açlık krizlerini önlüyor. Sahurda tek başına veya yulaf, chia tohumu gibi besinlerle birlikte tüketebilirsiniz. Ancak, şekerli yoğurtlardan kaçınmalı ve sade olanlarını tercih etmelisiniz.

Tam tahıllı ekmek: Pideye göre daha uzun süre tok tutuyor

Beyaz ekmek ve pideye kıyasla daha fazla lif içeren tam tahıllı ekmek, mideyi geç terk ederek gün boyu süren bir tokluk hissi sağlıyor. Tam tahıllı ekmeğin aynı zamanda kan şekerinin ani dalgalanmalarını önleyerek açlık hissini kontrol altına aldığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Sahurda yumurta, peynir veya avokado ile birlikte tüketebilirsiniz. Ancak fazla tüketimi gereksiz kalori alımına yol açabileceğinden tam tahıllı ekmeği 1-2 dilimle sınırlandırmaya dikkat edin” diyor.

Kuru baklagiller: Yüksek lif ve protein içeriğiyle uzun süre doygunluk sağlıyor

Mercimek, nohut ve fasulye gibi kuru baklagiller, yüksek lif ve protein içerikleri sayesinde sindirimi yavaşlatarak uzun süreli tokluk hissi sağlıyorlar. Aynı zamanda bağırsak sağlığını destekleyerek sindirimi düzenliyor ve gün boyu enerjinizi korumanıza yardımcı oluyorlar.  Kuru baklagilleri sahurda çorba ya da salata içinde tüketebilirsiniz.  Ancak gaz yapıcı etkileri nedeniyle aşırı tüketmemeye dikkat edin.

Chia tohumu: Jel kıvamına gelerek tok hissetmenizi sağlıyor

Chia tohumu sıvıyla birleşerek jel kıvamına geliyor ve mideyi doldurarak uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor. İçeriğindeki lifler bağırsak sağlığını desteklerken, omega-3 yağ asitleri de enerji seviyesini dengede tutuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Chia tohumunu, sahurda yoğurt veya sütle karıştırarak tüketebilirsiniz. Ancak yeterli sıvıyla tüketmeye dikkat edin, aksi halde şişkinlik yapabiliyor. Dengeli bir diyet içinde küçük porsiyonlar halinde tüketmeniz en iyi sonucu verecektir” diyor.

Ramazan’da tok kalmanın 3 altın kuralı!

Yavaş yemek: Sindirimi kolaylaştırıyor, daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor.

Protein + lif kombinasyonu: Daha uzun süreli tokluk sağlıyor, kan şekerini dengede tutuyor.

Su tüketimi: İftardan sahura kadar tüketeceğiniz bolca su açlık hissinin giderilmesine destek oluyor.

Santi ve Joker “Arkanı Kolla” ile bir araya geldi

Türk rap sahnesinin iki deneyimli ismi Santi ve Joker, uzun aradan sonra yeniden bir arada. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan “Arkanı Kolla”, güçlü altyapısı ve keskin sözleriyle dikkat çekerken, iki sanatçının müzikal uyumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Büyük ses getirecek bu yeni şarkının sözleri Santi ve Joker ait. Mix mastering’i ise Joker imzası taşıyor. Prodüksiyonunu Vua’nın üstlendiği şarkı, dikkat çekecek yapısıyla ilk anda dinleyiciyi yakalayacak.

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey “1848: Unutulmuş Devrim”

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot-Sarcey’nin birlikte kaleme aldığı 1848: Unutulmuş Devrim, 1789 ve 1830’dan sonra yaşanan ve genellikle göz ardı edilen üçüncü Fransız devrimini yeniden değerlendiriyor.

Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan çalışma, 22-25 Şubat 1848 tarihlerinde Paris’te gerçekleşen devrim aracılığıyla dönemin siyasi ve toplumsal dinamiklerine ışık tutuyor. Gribaudi ve Riot-Sarcey, bu devrimin sadece Fransa için değil, Avrupa genelinde demokratik ideallerin ve halk hareketlerinin gelişimi açısından kritik bir dönemeç olduğunu savunuyor. İşçi sınıfının ve halkın taleplerini, devrim sürecindeki aktörleri ve olayların tarihsel bağlamını ayrıntılı bir şekilde inceleyen 1848: Unutulmuş Devrim, tarih meraklıları ve politik dönüşümlerle ilgilenen okurlar için önemli bir kaynak

Maurizio Gribaudi ve Michèle Riot- Sarcey’nin Ayrıntı Yayınları’nın Tarih dizisinden çıkan 1848: Unutulmuş Devrim adlı kitabını Fransızcadan dilimize Beyza Başer çevirdi.

Mercedes-Benz ile “Tüm Yollar Roma’ya Çıkar”

Mercedes-Benz’in şimdiye kadarki en akıllı ve en verimli otomobili yeni CLA’nın dünya prömiyeri, Güney Afrikalı şarkıcı Tyla’nın etkileyici performansıyla Roma’da gerçekleşti.

Mercedes-Benz CLA

Mercedes-Benz’in geleceğe yönelik elektrikli vizyonunu yansıtan yeni CLA modeli, tamamen elektrikli ve hibrit seçenekleriyle sahnede yerini aldı. İlk kez tanıtılan yeni CLA, uzun menzili, yapay zeka destekli teknolojisi ve göz alıcı tasarımıyla büyük beğeni topladı.

Yeni yapay zeka destekli sistem, her aracı Mercedes-Benz Intelligent Cloud’a bağlı bir süper bilgisayarla donatmayı mümkün kılıyor. Bu, sürüş destek sistemleri de dahil olmak üzere en önemli araç işlevleri için düzenli uzaktan güncellemeler sunuyor.

Mercedes-Benz CLA

Tamamen elektrikli CLA’da, yenilikçi 800 voltluk elektrik mimarisi ve yeni batarya kimyasalları, şarj süresini önemli ölçüde kısaltıyor. EQ Teknolojisine sahip CLA 250+ (ortalamada enerji tüketimi: 14.1-12.2 kWh/100 km | CO₂ emisyonu: 0 g/km | CO₂ sınıfı: A) 10 dakikada 325 km’ye kadar şarj olabiliyor ve 792 km’ye kadar menzil sunabiliyor. CLA 350 4MATIC (karma enerji tüketimi: 14.7-12.5 kWh/100 km | karma CO₂ emisyonları: 0 g/km | CO₂ sınıfı: A) ise 771 km’ye kadar menzil sunarak sınıfında fark yaratıyor.

Mercedes-Benz CLA

Tamamen elektrikli yeni CLA, içten dışa sürdürülebilirlik göz önünde bulundurularak tasarlandı ve karbon ayak izini, elektrikli olmayan önceki modeline kıyasla değer zincirinin tamamında %40 oranında azalttı. Termoplastiklerde dört kat daha fazla geri dönüştürülmüş içerik kullanılıyor ve bunun %50’si tüketim sonrası geri dönüşümlü malzemeden oluşuyor.– Koltuk kılıfından koltuk süngeri, alt yapı ve metal tutuculara kadar koltuğun her katmanı geri dönüştürülmüş malzemeleri içeriyor. Aynı zamanda zemin kaplamaları, %100 geri dönüştürülmüş malzemeden yapılmış Econyl iplik ile üretiliyor. Tedarik zincirindeki ve batarya şarjındaki ek CO₂ önlemleri ile bu tasarruflar üçte ikiye kadar artabiliyor.

Mercedes-Benz CLA

Yeni CLA, tamamen elektrikli modellerinin yanı sıra 48 volt teknolojisine ve şanzımana entegre elektrik motoruna sahip hibrit versiyonuyla da satışa sunulacak. Yıl sonuna doğru satışa sunulacak hibrit versiyon, şehir içi hızlarında ve 20 kW’tan düşük güç gereksinimlerinde, tamamen elektrikli sürüş sağlayabiliyor.

Diyabet hastaları oruç tutarken neye dikkat etmeli?

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi? Oruç tutan diyabet hastalarının nelere dikkat etmesi gerekir? Diyabet hastalarının oruç tutması durumunda karşılaşabileceği durumları Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Seda Turgut anlattı.

Ramazan ayında oruç tutmak, diyabetli bireyler için özel dikkat ve planlama gerektirir. Oruç süresince uzun süreli açlık, beslenme saatlerindeki değişiklikler ve uyku düzeninin bozulması, vücudun sirkadiyen ritmini etkileyebilir. Diyabetli bireylerde bu değişimler stres hormonlarının artmasına yol açarak kan şekerinde dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum, hiperglisemi, diyabetik ketoasidoz, dehidratasyon ve tromboz gibi ciddi komplikasyon risklerini artırırken, oruç tutan bireylerde önceki döneme kıyasla daha sık ve ağır hipoglisemi atakları görülme olasılığı da yükselir. Bu nedenle, oruç tutmayı düşünen diyabetli bireylerin, güncel kılavuzlar ışığında hekimleriyle birlikte sağlık durumlarını değerlendirmeleri ve oruç tutmaya başlamadan 1-2 ay önce uygun bir planlama yapmaları hayati önem taşır. ​

Doç. Dr. Seda Turgut

Doç. Dr. Seda Turgut

Ramazan’da Diyabet Yönetimi İçin Öneriler:

  1. Hekim Kontrolü ve Risk Değerlendirmesi:

Oruç tutmayı planlayan diyabet hastaları, ramazan öncesinde mutlaka hekim kontrolünden geçmelidir. Hekim, hastanın diyabet tipini, kullandığı ilaçları, kan şekeri kontrol düzeyini, mevcut diyabetik komplikasyonlarını, ek hastalıklarını ve genel sağlık durumunu değerlendirerek oruç tutmanın hasta için güvenli olup olmadığını belirleyecektir.

  1. Beslenme Düzeni:
  • Sahur: Sahur öğünü kesinlikle atlanmamalıdır. Protein içeriği yüksek, tok tutucu gıdalar tercih edilmelidir. Aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. ​
  • İftar: Oruç hafif bir gıda ile açıldıktan sonra sebze yemekleri, salata, ızgara et veya tavuk gibi dengeli besinler tercih edilmelidir. Kalori ve sıvı alımı dengesine dikkat edilmelidir.

İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su içmeye özen gösterilmelidir. Günde en az 1,5-2 litre su tüketimi önerilir. Kafeinli içecekler (çay, kahve) vücuttan su kaybını artıracağından aşırı tüketilmemelidir.

  1. İlaç Düzenlemesi:

Oruç tutarken ilaç dozlarının nasıl ayarlanacağı konusunda hekimle mutlaka görüşülmelidir. İlaçların dozları ve alım saatleri, oruç süresine göre yeniden düzenlenmelidir. Örneğin, günde üç kez alınan ilaçlar, doktor önerisiyle günde iki kez alınacak şekilde ayarlanabilir.

  1. Kan Şekeri Takibi:

Oruç sırasında düzenli kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Kan şekeri ölçümü orucu bozmaz ve hipoglisemi veya hiperglisemi durumlarında orucun sonlandırılması gerekebilir. Özellikle sahur öncesi, gün ortası, iftardan hemen önce ve iftardan 2 saat sonra kan şekeri ölçülmü yapılabilir.

  1. Fiziksel Aktivite:

Ramazan ayında fiziksel aktivite yaparken zamanlamaya ve şiddetine dikkat edilmelidir. Oruç tutarken yapılan egzersiz, hipoglisemi riskini artırabilir. Bu nedenle, hafif tempolu yürüyüşler iftardan sonra tercih edilmelidir. Ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. ​

  1. Hipoglisemi ve Hiperglisemi Belirtileri:
  • Hipoglisemi Belirtileri: Titreme, terleme, karıncalanma hissi, çarpıntı, karın veya baş ağrısı, görmede bulanıklık, konuşma zorluğu. ​
  • Hiperglisemi Belirtileri: Ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, baş ağrısı, aşırı yorgunluk.

Bu belirtiler ortaya çıktığında kan şekeri ölçülmelidir. Kan şekeri <70 mg/dL olması hipoglisemiyi gösterir; bu durumda vakit kaybetmeden orucunuzu bozup hızlı etkili karbonhidrat (tercihen 3-4 adet glikoz tableti, kesme şeker veya meyve suyu gibi) alınmalıdır. Aynı şekilde kan şekeri çok yükseldiyse (>300 mg/dL) veya diyabetik ketoasidoz belirtileri (ağız kuruluğu, keton kokulu nefes, derin-soluk alma, şuur bulanıklığı) ortaya çıkarsa acilen tıbbi yardım alarak orucun sonlandırılması gerekir.

  1. Oruç Tutması Sakıncalı Olan Diyabetliler:

Bazı diyabetli bireyler yüksek riskli kabul edilir ve ciddi hayati riskler nedeniyle oruç tutmaları önerilmez:

  • Tip 1 diyabetliler
  • Sık hipoglisemi yaşayan veya hipoglisemi farkındalığı azalmış bireyler
  • Kan şekeri kontrolü bozuk olanlar
  • İleri yaşta, yalnız yaşayan ve ek hastalıkları olan diyabetliler
  • Ciddi böbrek yetmezliği veya diyaliz hastaları
  • Hamile diyabet hastaları
  • Yakın zamanda diyabetik koma, hipoglisemi veya hiperglisemi nedeniyle hastaneye yatmış bireyler
  • İleri derecede kalp, damar hastalığı veya inme öyküsü olanlar
  • Ağır fiziksel işte çalışan diyabetliler

Diyabetli bireylerin ramazan ayında sağlıklarını koruyarak oruç tutabilmeleri için hekim kontrolü, beslenme düzeni, ilaç ayarlamaları ve kan şekeri takibi büyük önem taşır. Sağlığınızı riske atmadan bilinçli bir şekilde hareket etmek bu süreçte en doğru yaklaşım olacaktır.

“EKOL TATBİKİ 4″

Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu’nun “EKOL TATBİKİ 4″ Karma Sergisi 7 Nisan’da açılıyor.

Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunu ve öğretim üyelerinden oluşan Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu’nun dördüncü Karma Sergisi, 7 Nisan 2025’te Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Sanat Evi’nde açılıyor.

Mezunlarını ve öğretim üyelerini bir araya getiren, “Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu”nun kurucusu Berrin Aksu’nun küratörlüğünde, “Ekol Tatbiki” temasındaki sergide birbirinden farklı disiplinlerle çalışmış 99 mezun ve öğretim üyesinin eserleri yer alıyor.

Serginin küratörü Berrin Aksu yaptığı açıklamada: “Sergimizin esas amacı, bugün adı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan okulumuzun eğitiminde devam eden Bauhaus ekolünü anlatmaktır.

7 Nisan 2025, pazartesi günü saat 18.30’da İstanbul, Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Sanat Evi, giriş katında açılacak “Ekol Tatbiki 4” Karma Sergisi, 21 Nisan’a kadar görülebilir.

Sergiye katılan Sanatçılar

Erol Eti, Ali İsmail Türemen, Berna Türemen, Sema Arıgil, Atilla Ergür, Cevat Demir, Atıf Atalayer, Günay Aykaç Atalayer, Ayşe Seda Meral, İsmail Hakkı Aksu, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Özcan Uzkur, Sumru Ekşioğlu, Fatma Gülnar Mccann, Figen Işıktan, Faruk Manici, Bilgihan Uzuner, Sabriye Kasım Delioğlu, Özlem Ataoğuz Çal, Berna Karaçalı, İlhami Turan, Selahattin Ganiz, Habip Aydoğdu, Hamparsum Demircioğlu, Mahmut Celayir, Nuran Say, Adnan Doğan, Ali Atilla Arısoy, Ali Sinan Aslan, Arif Özden, Arzu Adlim, Atilla Kuzu, Atilla Uzkur, Ayda Ataman, Aydemir Türedi, Aynur İşler, Ayşe Berrin Eroğlu, Barış Sarıbaş, Battal Etlik, Berrin Aksu, Burak Bayburtlu, Damla Yeşiloğlu, Dilek Sert, Emine Nurdan Gürel Ersoy, Emine Zoraloğlu Gönüllü, Emre Ulaş, Erdoğan Karayel, Ertürk Özkaragöz, Esen Erdoğru Baykal, Esra İnce Turan, Evin Bayer, F.R.Nilgün Karatopraklı, Fatma Kurt Değer, Gülser Kemik, Hafize Elibollar Ortaç, Hale Şakar Ürkmezgil, Hayat Aslı Doğan, Hüseyin Emre Birinci, Hüsnü İyidoğan, Kemal Ozan Halat, Kenan Akca, Korkut Sönmez, Lalehan Uysal, Mebruke Tuncel, Metin Ateş, Mine Soral, Mustafa Kemik, Mustafa Vural, Nergis Kul, Neslihan Gökgöz, Nihal Özbek, Nihat Demir, Nilay Osman İzmirli, Nilüfer Dericioğlu Ulaş, Nural Birden Akca, Nursema Öztürk, Nurten Ertemur Özel, Oya Şener, Ozan Çelebi, Ramazan Demirtaş, Ramazan Yücel, Rezan Ganiz, Rozita Kasuto, Ruhi İdacıtürk, Serdar Şencan, Seval Keleş, Sevil Bağdatlı Öztürk, Seyhan Demir, Suat Güller, Süha Semerci, Şekip Oğuz, Şener Demirkol, Şenol Podayva, Şule Üzün, Tanju Özelgin, Uğurtan Gürkaner,  Yavuz Ergün, Yeşim Balaban, Zerrin Gürdal

 ADRES:  Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Halide Edip Adıvar Darülaceze Cad. No: 9/1-1 Şişli İstanbul

Elif Buse Doğan’ın teklisi

Türk müziğinin güçlü yorumcularından Elif Buse Doğan, modern dokunuşlarla harmanladığı yeni teklisi “Anlamadın Sen Beni” ile dinleyicileriyle buluşuyor.

Söz ve müziği Ramazan Kızılpınar’a, düzenlemesi ise Çağrı Telkıvıran’a ait olan şarkı, aşkın ve ayrılığın en derin duygularını yansıtıyor. Elif Buse Doğan’ın etkileyici yorumu ve güçlü vokali, dinleyicilere unutulmaz bir müzikal deneyim sunuyor.

Şarkının melankolik ruhunu yansıtan klip ise Kaan Yorulmaz yönetmenliğinde çekildi. Elif Buse Doğan’ın performansıyla dikkat çeken klip, yayında!

Fatma Turgut’tan yeni single

Fatma Turgut, yeni single’ı “Yok Dönüş Geri” ile hayranlarıyla buluşuyor! Türk rock müziğinin en güçlü kadın seslerinden Fatma Turgut, kendine özgü yorumuyla yeni şarkısını repertuarına ekliyor. Sözü ve müziği Ozan Ünlü’ye, düzenlemesi ise Ozan Tügen’e ait olan bu etkileyici şarkı, geri dönüşü olmayan bir yolculuğu anlatıyor. “Yok Dönüş Geri”, Avrupa Müzik etiketi ile tüm dijital platformlarda yayında!

Böbrek sağlığı nasıl korunur?

Kanı süzerek atık maddeleri ve aşırı sıvıyı idrar aracılığıyla uzaklaştıran yani bir nevi vücudumuzun arıtma sistemi gibi çalışan böbrekler, vücut kimyasının dengesini koruyarak organların ahenk içinde çalışmasını sağlar. Böbreklerin vücudumuzun topyekûn sağlıklı bir şekilde ayakta kalabilmesi için hayati önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Tansiyonu düzenleyen hormonlar böbreklerde üretilir, kalsiyum ve kemik metabolizmasını etkileyen D vitamini bu organlarda aktif hale gelir ve kan şekeri seviyesini kontrol eden insülin hormonunun fazlası yine burada yıkılır” dedi.

Türkiye’de 7 buçuk milyon böbrek hastası olduğunu göz önünde bulundurarak bu organların zarar görmesinin pek çok sıkıntıyı beraberinde getirebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Bu hastalarda kalp damar problemlerine de sık rastlanılır. Böbreklerin yapısal ya da işlevsel bozuklukları; kanlı idrar, yüksek tansiyon, el-ayaklarda veya yüzde şişlik ya da uyuşma, bulantı-kusma, nefes darlığı, kaşıntı, uyku bozukluğu, halsizlik-güçsüzlük, iştahsızlık, kilo kaybı ve bilinçte bozulma gibi sağlık sorunları ile kendisini gösterir” dedi.

Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu

Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu

Fazla kilo böbrekler için bir tehdit

Böbrek hastalıklarının çoğunun sinsi ilerlediğine dikkat çeken İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Bu hastalıklar genellikle ileri evrelerde belirti verir. O nedenle; diyabetliler, hipertansiyon gibi kronik hastalıklara sahip kişiler, ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar, romatolojik hastalıkları olan bireyler, onkolojik sorunlar nedeniyle tedavi gören hastalar, hemen her gün ağrı kesici kullananlar, böbrek taşı bulunanlar, prostat sorunu yaşayanlar, fazla kilolular ve yaşı 65 ya da üstünde olanlar herhangi bir şikâyeti olmasa bile böbrekleriyle ilgili kontrollerini sıkı tutmalı” açıklamasında bulundu.

Diyaliz veya böbrek nakli beşinci evrede gündeme geliyor

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde böbreklerde sorun yaratan başlıca 3 hastalığın diyabet, hipertansiyon ve glomerulonefritler olarak sıralandığını açıklayan Doç. Dr. Atasoyu, “Bu hastalıkların tanısı için kan ve idrar tahlillerinin yanı sıra ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik incelemeler ve nadir de olsa böbrek biyopsisi yapılır” dedi.

Böbreklerin ileri derecede zarar görmesi sonucu diyaliz tedavisine başvurulduğunu söyleyen Atasoyu, “Biriken atık maddeler ve fazla sıvı bu cihaz sayesinde vücuttan atılır. Ancak bu yöntem genellikle kronik böbrek hastalığının beşinci evresinde gündeme gelir. Türkiye’de diyalize giren ya da böbrek nakliyle yaşamını sürdüren yaklaşık 62 bin, diyalize girmese de 7 buçuk milyon böbrek hastasının olduğu biliniyor. Buradaki önemli nokta pek çoğunun bu durumun farkında bile olmaması” şeklinde konuştu.

İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, böbrek sağlığı için dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı.

  1. Hareketli bir yaşam sürümeli ve düzenli egzersiz yapılmalı.
  2. Kan şekeri ve tansiyon değerleri düzenli olarak takip edilmeli.
  3. Her gün mutlaka 2-2 buçuk litre arasında su içilmeli.
  4. Sigaradan uzak durulmalı.
  5. Fazla miktarda tuz damarlar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği için tüketimi günde 5 gramı geçmemeli.
  6. Doktor tavsiyesi olmadan gelişi güzel ve sık ilaç kullanılmamalı.
  7. Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli.
  8. Fazla kilolar verilmeli, obeziteden kaçınılmalı.

Glokom sinsice ilerliyor!

Başınız ve gözlerinizin çevresi ağrıyor, zaman zaman bulanık görüyor, ışıklar etrafında halkalar beliriyor ve gözlerinizde dolgunluk hissediyorsanız dikkat! Genellikle sinsice ilerleyen ve günümüzde görülme sıklığı giderek yaygınlaşan glokom (göz tansiyonu) ileri evrelerde ise bu tür belirtilerle kendini gösteriyor! Acıbadem Kartal Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru dünya genelinde glokom tanısı alan hasta sayısının 70 milyon, ülkemizde de 550 bin kişi olduğunu belirterek “Ancak ülkemizde bu sayının, tüm hastaların sadece dörtte birini oluşturduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni hiçbir öncü belirtisinin olmaması ve ileri evrelere varmadıkça hastanın hissedebileceği belirtilerin bulunmamasıdır” diyor. Glokomun önlenebilir ve tedavi edilebilir körlüğün başlıca nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Doğru “Göz tansiyonu yükseldikçe gözde önce kör noktalar oluşur, tedavide gecikilirse görme alanı daralır, ileri dönemde tünel görme (boru içinden) dediğimiz çevre görmenin tamamen kaybı ortaya çıkar ve son evrede ise kalıcı hasarlar bırakarak körlüğe neden olur” diye konuşuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru, 9-15 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, glokom (göz tansiyonu) riskine karşı alınabilecek 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Feride Pınar Doğr

Dr. Feride Pınar Doğru

Yıllık göz muayenesi yaptırın

Glokom sinsi seyirli bir hastalıktır. Genellikle hastalar çok ileri hasara kadar hiçbir belirti fark etmediğinden glokoma karşı en etkili yöntem düzenli yıllık göz muayenesi yapılmasıdır. Aile bireyleri arasında glokom hastasının bulunması, riski artırıcı bir diğer faktördür. Bu nedenle özellikle anne, baba, kardeş gibi birinci derece yakın akrabalarında glokom hastalığı olanların daha yakın takipte olmaları ve sadece göz tansiyonu değil görme alanı muayenesi, göz sinir taraması gibi erken teşhis yöntemleri ile de izlenmesi gereklidir. Hastalığın neden olduğu görme kayıplarının geri dönüşü olmadığı akılda tutularak rutin göz muayeneleri ihmal edilmemelidir.

Sigaradan uzak durun

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Yapılan çalışmalar, özellikle sigaranın damar sertliğine neden olarak göze gelen kan akımını azaltıp gözün beslenmesini bozduğunu, bunun da glokoma yol açabildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle sigara kullanmaktan kaçının ve kan kolesterol seviyelerinizin düzenlenmesine özen gösterin” diyor.

Tansiyonunuzu düzenli takip edin

Yüksek (hipertansiyon) veya düşük vücut tansiyonu (hipotansiyon) göz sinirinin beslenmesini bozarak glokomun kötüleşme hızını artırabilirler, bu yüzden glokomlu hastaların vücut tansiyonlarının normal değerlerde olması istenmektedir. Vazospazma (damar büzüşmesi) neden olan soğuk, stres gibi faktörler optik sinir dolaşımını bozarak glokom değişikliklerinin ortaya çıkışına neden olabilir. Özellikle soğuk eller, migren ataklarının mevcudiyeti bu yönden dikkate alınması gerekli ipuçlarıdır.

Kortizonlu ilaç kullanırken dikkat edin

Özellikle kortizon içeren hap ve damlaların kontrollü kullanılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu ilaçlar göz tansiyonunda artışa neden olabilmektedir. Bu nedenle bu tarz ilaçlar kullanılırken mutlaka bir göz doktoruna danışılmalıdır. Ayrıca glokom hastaları kendilerine verilen tedavileri saatlerine dikkat ederek uygulamalı, ilaçlarını damlatmayı unutmamalı ve sıkıntıları olduğunda doktorlarına sormadan ilaç kesmemelidirler.

Sağlıklı beslenin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Vitamin ve mineraller glokomun tedavisinde kullanılan temel ilaçlar değildir. Serbest radikal giderici vitaminlerin ve magnezyumun yardımcı tedavi olarak kullanılması ile fayda sağladığını bildiren çalışmalar vardır ancak henüz bir kural oluşmamıştır. Glokom hastalığında sağlıklı beslenme önemlidir. Çay kahve gibi içecekler normal dozlarda göz tansiyonuna büyük bir etki yapmazken çok içilmesi durumunda göz tansiyonu yükselebilmektedir” diyor.

Spor yaparken dikkat edin

Glokom riskini azaltan en önemli önlemlerden biri de düzenli spor yapılmasıdır. Sağlıklı vücutta glokomun kötüleşme hızı yavaşlayacağından spor yapılması önerilmektedir. Ancak hasta glokom çeşidini spor yapmadan önce doktoruna mutlaka sormalıdır. Pigment dispersiyonu sendromu ve bunun sonucu gelişecek pigment glokomu adı verilen özel bir glokom tipinde hastaların ağır sporlardan kaçınması gerekmektedir. Ayrıca dalma sporu ve bazı yoga hareketleri göz içi basıncını artırarak glokoma olumsuz etki edebilir, kaçınılmalıdır.

Bu hastalıklarınız var mı? Mutlaka öğrenin!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Özellikle diyabet hastalarında glokom görülme sıklığı  daha yüksek olduğundan kan şekeri düzeylerinin düzenlenmesi önemlidir. Şeker hastalığı (diyabet) dışında otoimmün hastalıklar, tiroid bezi hastalıkları, damar iltihapları (vaskülitler) ve nörolojik bazı sistemik hastalıklar da glokom oluşumunda rol oynayan diğer risk faktörleridir. Bu nedenle bu tür hastalıklarınızın olup olmadığını öğrenmek için mutlaka doktor muayenesi olun ve tedavi gerekirse ihmal etmeyin” diyor.