Yazılar

Vespa’dan koleksiyonerlere özel: Vespa 946 Snake

Vespa, her yıl Çin Takvimi’ne göre tasarladığı sınırlı sayıda koleksiyon modelleriyle farkını ortaya koymaya devam ediyor.

2024 yılında Çin Takvimi’nde “Ejderha Yılı” özel tasarım modelini piyasaya sunan Vespa, 946 Dragon modelinden dünya genelinde sınırlı sayıda üretimiyle koleksiyoncular tarafından büyük ilgi görmüştü. 2025 yılında ise Çin Takvimi’nde yapraklar “Yılan Yılı”nı gösteriyor. Çin Takvimi’ne atfen sınırlı sayıda üretilecek “Vespa 946 Snake” özel tasarım modele ait model koleksiyonu tüm dünyada Vespa tutkunlarıyla buluşuyor.

Vespa Snake 946 özel tasarım modelinde tek silindirli, 4 zamanlı, 3 valfli elektronik enjeksiyonlu motor görev yapıyor. 155 cc motor hacmine sahip Vespa Snake 946 12,7 beygir güç üretiyor. Otomatik şanzımana sahip motorda çift kanal ABS ve ASR çekiş kontrol güvenlik sistemleri yer alıyor. Vespa’nın tasarım çizgisinden ödün vermeden, stil ve ikonik çizgilere sahip Vespa 946 Snake yılan derisi dokusunu andıran özel sele tasarımı ve elcikler, yakıt kapağı ve çamurlukta 3D krom yılan motifleri, ışığa göre değişen iridyum mavi renk tonlarında gövde tasarımı dikkat çekiyor.

Yasemin Olur “Golgota Sanayi Sitesi”      

Düşbaz Kitaplar’ın yeni dizisi Düşbaz Kısa, Yasemin Olur’un yeni öykü kitabı Golgota Sanayi Sitesi’ni okurlarla buluşturdu!

Yürek burkan öykülerini güçlü bir anlatımla kaleme alan Yasemin Olur, 11 öyküden oluşan kitabında, imgelemlere ve göndermelere yer verirken kurmacanın da sınırlarını zorluyor. Farklı metin türleri arasında başarıyla gezinen Golgota Sanayi Sitesi, edebiyatseverlere yorumlara açık ve çok katmanlı bir okuma sunuyor.

CROSSWAY Serisi Türkiye pazarında

IVECO BUS, Avrupa intercity segmentinin lider modeli CROSSWAY’i Antalya’da düzenlediği özel bir lansman etkinliğiyle Antalyalı sektör profesyonellerinin beğenisine sundu.

Avrupa’da yüzde 50’nin üzerinde pazar payına sahip olan IVECO BUS, CROSSWAY Serisi Türkiye pazarına girişinden itibaren önemli bir ivme kazandı. IVECO BUS, Crossway modeli ile şimdiden Balıkesir, Kocaeli, Muğla ve Manisa Belediyeleri tarafından havaalanı transferleri ve kültür gezileri gibi alanlarda aktif bir şekilde kullanılıyor.

Dünya genelinde yaklaşık 70.000 adet satılan CROSSWAY, her türlü görev ve zorlu hava koşulunda müşterilerin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için tasarlanmıştır. Kendi segmentinde güvenilirlik, yakıt tasarrufu, düşük işletme maliyetleri, sürüş güvenliği ve yolcu konforu konularında liderliğini kanıtlayan CROSSWAY, FPT Industrial tarafından üretilen ve HVO ile uyumlu olan TECTOR motoruyla donatılmıştır. Bu motor, üstün performansı ve uzun servis aralıkları ile dikkat çeker. Türkiye pazarında satışa sunulan araçların her biri, 55 yolcu kapasitesine uygun olarak tasarlanmış ve son teknoloji ADAS güvenlik sistemleri ile donatılmıştır.

Nissan araştırması ne çıktı?

Nissan tarafından Economist Impact’e gerçekleştirilen küresel gençlik araştırması, elektrikli araçların tercih edilen mobilite olduğunu ortaya koyuyor.

Dünya çapında 15 şehirde 3.750 katılımcıdan alınan yanıtlara dayanan bulgular, genç nesillerin elektrikli araçları tercih ettiğini ortaya koyarak Nissan’ın elektrifikasyon alanında devam eden çabalarını ve gelişen ihtiyaçları karşılamak için sürdürülebilir çözümlere olan bağlılığını güçlendiriyor.

Araştırma katılımcılarının temel bulguları şöyle sıralanıyor:

  • Genç şehir sakinlerinin çoğunluğu (%57) karbon ayak izini azaltmak için seyahat alışkanlıklarını değiştirmeye istekli; gelişmekte olan şehirlerde yaşayanlar ise çevresel kaygıları mobilite tercihleri için bir aciliyet olarak görüyor.
  • Elektrikli araçlar (EV’ler) tercih edilen mobilite şekli olarak ortaya çıkıyor; katılımcılar arasında EV sahipliğinin bugün %23’ten önümüzdeki on yıl içinde %35’in üzerine çıkması bekleniyor.
  • Gelişmekte olan şehirlerdeki elektrikli araç sahipliği arzusu daha  güçlü; gelişmiş şehirlerdeki %31’e kıyasla %44’ü önümüzdeki beş yıl içinde elektrikli araç kullanmayı öngörüyor; kirlilik gerçekleri onları sürdürülebilirliği düşünmeye .
  • Daha genç şehirliler enerji depolama, alternatif yakıtlar ve araçtan her şeye (V-to-X) gibi yeniliklere yoğun ilgi göstermekte ve yaklaşık yarısı (%40’tan fazlası) bu teknolojilerin mobilite tercihlerini etkileyeceğini belirtiyor.

Economist Impact Asya-Pasifik Sürdürülebilirlik Lideri Ritu Bhandari, “Bu araştırma, genç nesillerin mobilitenin geleceğini nasıl tasavvur ettiklerini araştırıyor; onların seçimleri gelişen mobilite ortamını doğrudan şekillendireceği için önemli bir bakış açısı” dedi. “Bulgularımız, sürdürülebilir mobilitenin başarıya ulaşması için şehirlerin çevresel hedefleri, uygun fiyat, kolaylık ve kapsayıcılık gibi gerçek yolcu öncelikleriyle dengelemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bunu başarmak için toplu taşıma, elektrikli araçlar, ortak hareketlilik ve aktif ulaşımı, farklı ihtiyaçları olan tüm sakinler için bağlantılı, erişilebilir bir ağa sorunsuz bir şekilde entegre eden esnek, çok modlu çözümler gerekiyor.”

 

“Bir Renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu”

Sanatçı Devrim Erbil, Fenerbahçe takımının tarihini ve ruhunu sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Usta sanatçı, The Stay Boulevard Nişantaşı’nda sanatseverlerle buluşan “Bir Renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu” başlıklı sergisinde, kendine özgü çizgilerini Fenerbahçe’nin renkleriyle resmediyor, sanat ve sporun ortak noktalarını özgün bir perspektifle ele alıyor.

Çağdaş Türk sanatının usta isimlerinden, ‘Resmin Şairi’ Devrim Erbil, kendisine ilham veren İstanbul’un bir parçasi olan Kadiköy ve Fenerbahçe Spor Kulübü için özel bir koleksiyona imza attı. 1907 Art platformunun ilk projesi olan “Bir renk. Bir Tutku. Bir Efsane: Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonu” başlıklı sergi, İstanbul’un merkezinde tasarım odaklı konsepti ve sanat projeleriyle öne çıkan The Stay Boulevard Nişantaşı’nda sanatseverlerin karşısında.

Birbirinden farklı alanlar gibi görünse de tutku, bağlılık, disiplin gibi ortak noktalar barındıran sanat ve spor, Devrim Erbil’in benzersiz çizgilerinde hayat buluyor. Fenerbahçe Spor Kulübübü’nün tarihini, Fenerbahçe’nin ruhunu yansıtan önemli unsurlardan biri olan Kadıköy ve Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nun İstanbul’un siluetindeki özel yeri sanatçı Devrim Erbil’in yorumuyla eserlerinde yeniden canlanıyor, Erbil’in fırçasıyla İstanbul’un ikonik mekanları adeta ölümsüzleşiyor.

Küratörlüğünü Renk Erbil’in üstlendiği sergi, Devrim Erbil Fenerbahçe Koleksiyonunda yer alan

dört adet  yağlı boya dört adet led aydınlatmalı ışıklı enstalasyon eser ve on sekiz adet limitli seri ipek baskı eserden oluşuyor. Sergide ayrıca misafir sanatçılar Beste Alperat’ın “Humming Birds” ve  “Hug” adlı heykelleri ve İnci Tezel’ in “Tutku”ve“Coşku”  eserleri de yer alıyor.

Sergi, 28 Nisan tarihine dek The Stay Boulevard Nişantaşı’nın 1. katındaki sergi alanında görülebilir.

Çağla Cabaoğlu “Yankı / Echo” ve “Rezonans / Resonance”

Çağla Cabaoğlu Galeri, 25. yılını iki mekâna yayılan iki çok özel karma sergi ile kutluyor. Sergilerin ana mekanı olan Nişantaşı’ndaki Çağla Cabaoğlu Galeri’de düzenlenen açılışa sanatseverler katıldı.

Galeri, 25. yılını, sanatsal üretimin geçmiş ve gelecek arasındaki etkileşimini görünür kılan “Yankı / Echo” ve “Rezonans / Resonance” adlı iki sergiyle kutluyor.

“Yankı / Echo”, galerinin ana mekanında gerçekleşirken, “Rezonans / Resonance” sergisi İDEALİST İç Mimarlık Derneği merkezinde sanatseverlerle buluşacak.

“Yankı / Echo”, 1929 doğumlu Burhan Doğançay’dan 1994 doğumlu Ozan Dursun’a uzanan 33 sanatçıyı bir araya getiriyor.

“Rezonans / Resonance” ise sanat tarihine referans veren, geçmişle bugün arasında bağ kuran 42 sanatçının eserlerinden oluşuyor.

Belkıs Balpınar “Zamanla Dokunanlar”

Belkıs Balpınar’ın retrospektif sergisi “Zamanla Dokunanlar” Nisan 2025 tarihine kadar Anna Laudel İstanbul’da izleyicilerle buluşuyor.

Anna Laudel İstanbul, çağdaş tekstil sanatının dünyadaki öncü isimlerinden Belkıs Balpınar’ın “Zamanla Dokunanlar” isimli retrospektif sergisine ev sahipliği yapıyor. Tasarımcı, müzeci, antik kilim araştırmacısı ve sanatçı Belkıs Balpınar’ın 1986 yılında kendi sanat pratiğine dönüş yaparak 2024 yılına dek ürettiği yaklaşık 20 eserlik bir seçki izleyici ile buluşuyor.

Mete Akoğuz “Yaratıcı Drama”

Yaratıcı drama alanında uzman eğitmen Mete Akoğuz’un deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı Yaratıcı Drama adlı yeni kitabı, Dinozor Çocuk’tan çıktı.

Özellikle eğitmenler için eşine zor rastlanır nitelikte bir kaynak kitap olan çalışma, ezbercilikten uzak bir öğrenme sağlayan yaratıcı dramanın tarihini, yöntemlerini ve faydalarını bilimsel referanslarla anlatırken tüm yaş grupları için önem taşıyan, disiplinlerarası bir sanat dalı olduğuna vurgu yapıyor. Türkiye’de yaratıcı drama alanının oluşmasına ve gelişmesine öncülük eden eğitimci İnci San’ın kavramsal yaklaşımını odağına alan Yaratıcı Drama kitabının sonunda ise 25 örnek eğitim planı yer alıyor.

Kar yemek güzel bir fikir mi? Yoksa buz gibi bir risk mi?

Türkiye’nin her yeri beyaza büründü. Yoğun kar yağışı alan birçok bölgeden çekilen kar yerken çekilen videolar sosyal medya hesaplarında çokça paylaşıldı. Peki özellikle şehirlerde yağan kar ne kadar temiz? Sorusu akıllara geldi. Peki kar yemek güzel bir fikir mi? yoksa buz gibi bir risk mi? işte bu sorunun cevabını İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şencay Yıldız Şahin verdi.

Kış geldiğinde çocuklar gibi şen olan bir kesim var. Kar düştü mü üzerine bal döküp afiyetle yiyenler! Hani şu büyüklerimizin eski kışları anlatırken “O zamanlar karın tadı bir başkaydı” dediği anılardan bahsediyorum. Peki gerçekten kar yemek nostaljik bir keyif mi? Yoksa sağlığımız için buz gibi bir tehlike mi?

Dr. Şencay Yıldız Şahin

Dr. Şencay Yıldız Şahin

Kar Gerçekten Temiz mi?

Görünüşe bakılırsa kar, doğanın en saf hediyesi gibi. Gökten bembeyaz iniyor, sessizce yeri örtüyor, elinizi uzattığınızda eriyip kayboluyor. Ama işin aslı o kadar da masum değil. Kar, yere düşene kadar havada süzülüyor ve atmosferdeki kirleticileri, mikropları, egzoz dumanlarını ve hatta ağır metalleri toplayarak üzerimize iniyor. Yani, düşündüğünüz kadar temiz değil!

Karın İçindeki Görünmez Tehlikeler

Karın içinde ne var derseniz, işte kısa bir liste:

  • Egzoz Dumanı ve Hava Kirliliği: Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, karın üzerine serpiştirilmiş ince bir partikül madde ve kurşun tozu olduğunu bilmelisiniz.
  • Bakteri ve Virüsler: Kar yeni yağmış bile olsa, içine havadaki mikroorganizmalar karışmış olabilir. Hele bir de yere düştükten sonra beklemişse, üzerinde neler biriktiğini tahmin bile edemezsiniz.
  • Ağır Metaller ve Kimyasallar: Hava kirliliği kaynaklı civa, arsenik ve kurşun gibi toksinler, karda birikerek fark etmeden vücudunuza girebilir.
  • Radyoaktif Maddeler? Şehir efsanesi gibi dursa da, bazı bölgelerde sanayi atıkları nedeniyle yağan karın radyoaktif parçacıklar taşıdığı bile tespit edilmiş.

Kar Yemek Sağlığa Zararlı mı?

Peki, diyelim ki dayanamayıp bir kaşık aldınız. Ne olabilir?

  • Mide Problemleri: Eğer şanssızsanız, mide bulantısı, ishal ya da kusma gibi gıda zehirlenmesi belirtileriyle tanışabilirsiniz.
  • Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Etkiler: Karın içindeki toksinler ve bakteriler, özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için risk oluşturabilir.
  • Akciğer ve Solunum Yollarına Etkisi: Havadaki kirleticileri taşıyan kar, uzun vadede solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir.

Kar Yemek İlla Ki Kötü mü?

Şehirde yaşıyorsanız ve özellikle yol kenarında biriken karı yemek gibi bir fikriniz varsa, bu alışkanlıktan hemen vazgeçin. Ama temiz bir köy ortamında, yeni yağmış ve henüz kirlenmemiş bir kar tanesi ağzınıza düştüyse, büyük ihtimalle ciddi bir zarar görmezsiniz. Ancak şu gerçeği unutmayın: Günümüzün havası eskisi gibi değil. Büyüklerinizin çocukken yediği kar ile bugünün şehirlerinde yağan kar arasında devasa bir fark var. Eskiden hava kirliliği bu kadar yoğun değildi, sanayi atıkları havaya bu kadar karışmıyordu. Yani “Eskiden yerdik, bir şey olmazdı” diyenlere selam olsun, ama 2025’te bu alışkanlığı sürdürmek sağlıklı bir tercih olmayabilir.

Son Söz: Kar Yemek mi, Yoksa Salep İçmek mi?

Eğer kar yemeyi düşünüyorsanız, önce nerede olduğunuza ve karın ne kadar temiz göründüğüne dikkat edin. Ama en güzeli, nostaljiyi sıcak bir salep içerek yaşamak! Böylece hem içiniz ısınır hem de sağlığınızı riske atmamış olursunuz.

Grip özellikle 2 yaşın altındaki çocuklar çok etkileniyor!

Bahar aylarına kadar süren grip sezonu yetişkinleri olduğu gibi çocukları da hedef alıyor. Yüksek ateşle etkisi altına alarak halsiz bırakıyor, bazen hastaneye yatışı bile gerektiriyor. Verilere göre, kreşe giden her 2 çocuktan biri grip oluyor; aşırı soğukların devam ettiği son günlerde ise çocuklar arasında grip vakaları daha da artıyor! İnfluenza virüsünün bulaşma oranının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, “Çocuklarımızı gripten korumak için hem bulaşmayı azaltacak hem de bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler almamız son derece önemli. Grip aşısı bu önlemlerin başında gelir. Ayrıca çocuklarımızın bol sıvı almalarını, sebze ve meyveyle beslenmelerini, istirahat etmelerini sağlamalıyız. Hijyen kurallarına dikkat etmek ve kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca bulunmamak ya da maske takmak almamız gereken diğer önemli önlemlerdir” diyor.

Dr. Burcu Kesmez Evirgen

Dr. Burcu Kesmez Evirgen

Kreşe giden her 2 çocuktan biri grip oluyor

İnfluenza virüsünün yol açtığı grip, ani başlayan ve 38-40 derecelerde seyreden yüksek ateş, titreme, burun tıkanıklığı veya burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrısı ve aşırı bitkinlik ile kendini gösteriyor. Genellikle 2 haftadan kısa sürede geçse de 5 yaşından küçük çocuklarda hastaneye yatış gerektirebiliyor. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda 39-40 dereceyi bulan ateşle birlikte havale geçirme olasılığı ve acile başvurularda artış gözleniyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, soğuk havalarda virüsün daha etkili olduğunu vurgulayarak, “Ülkemizde ekim gibi başlayan virüs aktivitesi nisan ayına kadar devam eder. Kış döneminde kreşe giden çocukların en az yarısı grip olur. Okul öncesi çocuk grubu, özellikle 2 yaş altındaki çocuklar bu virüsten çok etkilenir. Öyle ki çocukların hastanede tedavi edilmeleri gerekebilir” diyor.

GRİBE KARŞI 8 ETKİLİ ÖNERİ!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, çocuklarda gribe karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

Grip aşısı yaptırın

Gripten korunmanın en etkili yolu, çocuklara yıllık grip aşısı yaptırmaktır. Amerikan Pediatri Akademisi; 6 ay ve üzerindeki tüm çocukların grip aşısı olmalarını öneriyor. Aşı, sadece çocukları korumuyor, aile üyeleri ve toplum genelinde hastalık yükünü de azaltıyor. Bu nedenle çocuğunuzun grip aşısını yaptırmayı alışkanlık edinin.

El hijyenine dikkat edin

Çocuğunuza sık sık ellerini sabunla yıkamasını öğretin ve hijyen kurallarına dikkat edin. Virüsler eller yoluyla burun, ağız ve gözlere temasla bulaştığı için çocuğunuzu ellerini yüzüne sürmemesi gerektiği konusunda bilgilendirin.

Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının

Salgın döneminde alışveriş merkezleri ile toplu taşıma gibi kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun. Çocuğunuzun gribe yakalanmış kişilerle temastan kaçınmalarını sağlayın. Kalabalık bir ortama girmeniz gerekiyorsa çocuğunuza maske takmayı alışkanlık haline getirin.

Bol su içirin

Yeterli sıvı tüketimi vücudun virüsle mücadelesine destek oluyor. Dolayısıyla, çocuğunuzun yaşına göre bolca su içmesini sağlayın. Sadece su değil meyve suları, bitki çayları, ayran ve kefir gibi içecekler de vücuttaki sıvı miktarını artırıyor.

Sofranızda mutlaka yer verin

Sofranızda protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineral açısından zengin besinlere yer verin. Yoğurt, kefir ve fermente gıdalar gibi probiyotikler bağırsak sağlığını destekleyerek bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar. Vücudunun doğal savunmasını desteklemek için şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

Evinizi sık sık havalandırın

Temiz ve nemli hava solunum yollarının korunmasına yardımcı oluyor. Havanın çok kuru olması burun ve boğazda tahrişe ve bunun sonucunda influenza gibi viral enfeksiyon etkenlerinin vücuda girişinin kolaylaşmasına neden olabileceği için ortamın nem dengesini koruyun. Evde temiz hava sirkülasyonu sağlamak için pencereleri düzenli olarak açarak odalarınızı havalandırın.

Yeterli uyku çok önemli

Yetersiz uyku vücudun hastalıklarla mücadelesini zorlaştırıyor. Düzenli uyku alışkanlığı ise çocukların genel sağlığını korumada önemli bir rol oynuyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için çocuğunuzun her gece en az 8 saat uyumasına özen gösterin.

Yaşına uygun spor için teşvik edin

Düzenli hareket etmek bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir faktör. Dolayısıyla fiziksel aktivite vücudun hastalıklarla daha iyi mücadele etmesine yardımcı oluyor. Çocuğunuzu açık havada oyun oynamaya, yürüyüş yapmaya veya yaşına uygun bir sporla ilgilenmeye teşvik edin.