Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

İletişim dünyasının yeni yıldızı Prems Arts, Bodrum’dan yükseliyor

Bodrum merkezli iletişim ajansı Prems Arts, 2019 yılında sektöre güçlü bir giriş yaparak markalar için yenilikçi çözümler üretmeye başladı. Kurulduğu günden bu yana stratejik iletişim, halkla ilişkiler ve etkinlik yönetimi alanlarında önemli projelere imza atan ve pek çok global markaya hizmet veren ajans, 5. yılını kutlarken global arenada da etkisini artırıyor. Türkiye’deki başarısını uluslararası platformlara taşıyan Prems Arts, Avrupa başta olmak üzere İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde halkla ilişkiler hizmetleri sunarak müşteri portföyünü genişletiyor. Aynı zamanda büyüyen influencer ağıyla da markalara 360 derece entegre iletişim desteği sağlıyor.

Şirketin büyüme hedefleri kapsamında İstanbul ve Antalya ofisleri için çalışmalar hızla devam ediyor. Prems Arts, bu yeni lokasyonlarıyla Türkiye’nin en dinamik iş ve turizm merkezlerinde hizmet ağını genişleterek, daha fazla marka ve projeye dokunmayı hedefliyor.

Rally Bodrum, Uluslararası Arenada Yankı Uyandırıyor

2020 yılında Bodrum Tanıtma Vakfı ile çalışan ve bu süreç içinde otomobil sporları organizasyonlarını Bodrum’a taşıyan Prems Arts, Rally Bodrum’un iletişim yönetimini ve etkinlik organizasyonunu üstlenerek yarışın her yıl daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. 5. kez düzenlenecek olan Rally Bodrum, bu yıl 11 farklı ülkede televizyon kanallarında yayınlanacak ve böylece Bodrum’un tanıtımına küresel ölçekte katkı sağlayacak.

Ajansın kurucu ortaklarından Akın Gürbulak, organizasyonların başarısının güçlü bir iletişim stratejisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “İlk yılında ‘En İyi Spor Etkinliği’ dalında Ace of M.I.C.E. jüri özel ödülüne layık görülen Rally Bodrum, her geçen yıl daha da büyüyor. Bizim için sadece bir organizasyon değil, aynı zamanda Bodrum’un uluslararası spor ve turizm sahnesinde daha güçlü bir marka haline gelmesi için önemli bir adım. Hedefimiz, Rally Bodrum’u ve diğer projelerimizi prestijli global ödüllerle taçlandırmak.”

Prems Arts’ın Medya Direktörü Ayça Öztürk ise markaların iletişim stratejilerine bütünleşik bir bakış açısıyla yaklaştıklarını belirterek şu açıklamada bulundu: “İletişim artık sadece geleneksel PR yöntemlerinden ibaret değil; dijital dönüşüm, influencer iş birlikleri ve kesintisiz etkileşim gerektiriyor. Biz de markalarımız için tüm bu dinamikleri bir araya getirerek etkili ve sürdürülebilir bir iletişim stratejisi oluşturuyoruz. Prems Arts olarak, iş ortaklarımıza sadece yerel pazarda değil, küresel ölçekte de rekabet avantajı kazandırmayı hedefliyoruz.”

5.yılını kutlayan Prems Arts, yeni ofisleri ve büyüyen hizmet ağıyla, önümüzdeki dönemde en yenilikçi iletişim ajanslarından biri olma yolunda ilerlemeye devam ediyor.

Bilgi: ayca@premsarts.com

Tel: 05336463392

Hamilellik ve sonrası nasıl beslenilmeli?

Modern çağda teknoloji ve bilişimdeki baş döndürücü gelişmeler, anne babaları çocuklarının zeka seviyesini güçlendirmeye yönelik arayışlara sevk ediyor. Bu düşünceyle pek çok anne adayı, gerek hamilelik sürecinde gerekse doğum sonrası alabilecekleri önlemlere yönelik olarak doktoruna “Acaba bebeğimin zekasını geliştirmek için neler yapabilirim?” sorusunu yöneltiyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysimin Akçakaya Koraman “Bebeğimizin fiziksel sağlığı kadar ruhsal ve zihinsel sağlığı da anne karnındayken desteklenmeye başlayan ve ömür boyu devam eden bir sürecin önemli parçalarıdır. Yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız bazı yeniliklerle mümkünse hamilelik öncesinde, değilse de hamilelik süreci ve doğum sonrası hem onların fiziksel ve ruhsal sağlıklarına hem de beyin sağlığına çok önemli desteklerde bulunabilirsiniz” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysimin Akçakaya Koraman bebeklerde beyin gelişimini desteklemek amacıyla alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Aysimin Akçakaya Koraman

Dr. Aysimin Akçakaya Koraman

HAMİLELİK ÖNCESİ NELER YAPMALI?

  • Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Dahiliye hekimine başvurup gerekli testleri yaptırmalı, vitamin eksiklikleriniz varsa tedavisine başlamalı, eksik aşılarınızı tamamlamalısınız.
  • Kronik hastalığınız ve sürekli kullanmanız gereken ilacınız varsa, takip eden hekim ile görüşüp bu hastalıkla ilgili hamilelikte alınması gereken önlemleri konuşmalı, tedavi planlamasını birlikte yapmalısınız.
  • Ağız ve diş sağlığınız için kontrollerinizi yaptırmalı, gerekirse mutlaka hamilelik öncesinde tedavi olmalısınız.
  • Koraman “Planlı bir hamilelik ise; folik asit desteğine planlanan dönemden 3 ay öncesinde başlamalı, planlı olmamışsa da en kısa sürede doktorunuza danışarak folik asit takviyesi almalısınız” diyor.
  • Sigara, alkol vb zararlı maddelerden mutlaka kaçınmalısınız.
  • Kafeini kısıtlamalı, iyi yıkanmamış meyve ve sebzeden ve çiğ ya da iyi pişmemiş et ürünlerinden mutlaka uzak durmalısınız.

HAMİLELİK SÜRECİNDE NELER YAPMALI?

  • Dengeli ve sağlıklı beslenme anne adayı ve bebek için son derece önemlidir. Bu nedenle abur-cuburdan uzak durmalı, sağlıklı beslenmeye özen göstermelisiniz.
  • Koraman “Omega-3 desteği özellikle son yıllarda yapılan birçok çalışmada ciddi anlamda ön plana çıkıyor. Hem hamilelik sürecinde anne beslenmesinde, hem de doğum sonrası bebek beslenmesine başlanan 6. aydan itibaren; Omega 3 kaynakları olan balıklara (sardalya, hamsi, somon, uskumru vb.) ceviz ve fındık gibi kuruyemişlere ve kırmızı et, yumurta gibi ürünlere mutlaka diyetinizde yer vermelisiniz. Omega 3 (DHA ve EPA) kaynaklarının beslenmede olmadığı veya kısıtlı olduğu durumlarda hekim kontrolünde mutlaka takviye destek olarak alınması önerilmektedir” diyor.
  • Bebeğinizle henüz anne karnındayken konuşmanız, ona sevginizi hissettirmeniz, sakin ve huzurlu hissedeceği müzikler dinletmeniz, bebeğinizin beyninde sinir uyarıları yaparak ciddi anlamda gelişmesini sağlayacaktır. Ayrıca sizin stresinizi azalttığı için de genel anlamda hem size hem de bebeğinizin sağlığına olumlu etki yapacaktır. Bu nedenle mutlaka bu davranışları alışkanlık haline getirin.
  • Bebeğin anne karnında özellikle hareketliliğinin arttığı durumlar (duş almak, yürüyüş yapmak, sesli kitap okumak vb) onun aslında size vermek istediği bir sinyaldir ve bunları dikkate alıp mutlaka bu aktiviteleri tekrarlayın. Fiziksel aktiviteyi ise kendinizi zorlamadan günlük rutininiz arasına katın.

DOĞUM SONRASI NELER YAPMALI?

Bebeğiniz doğdu ve artık dış dünyada birliktesiniz. Peki şimdi onun beynini beslemek için neler yapabilirsiniz? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysimin Akçakaya Koraman “Ebeveyn olmayı bir bilim değil, sanat olarak ele almak gerekir. Bebeğimiz de mutlak doğruların ya da yanlışların olmadığı bir düzende; bireyler, sosyal çevre ve çeşitli materyallerin harmanlanması ile ortaya çıkarılan tek ve kendine özel bir sanat eseridir. Her sanatçı kendi eserini en güzel şekilde yapmak için uğraşsa da, hepimiz kusurlarımız ve farklılıklarımız ile değerli ve özgünüz” diyor. Hem ebeveynlerin hem de bebeğin zihninin güzelliklerle dolu olması gerektiğini vurgulayan Dr. Koraman, beyin gelişimi için doğum sonrasına yönelik önerilerini şöyle sıralıyor;

  • Doğum anından itibaren başlanan ten tene temas, bebeğin hem anne ve babası ile olan bağlarını güçlendirir hem de beynindeki sinir hücrelerinin bağlantılarını olumlu yönde geliştirir. Bu nedenle ona şefkatle dokunun ve kucaklayın.
  • Her fırsatta bebeğinizle konuşmak, onu sürekli yeni kelimelerle tanıştırmak, günlük hayatınızda size çok basit ve önemsiz gelen hareketleri bile ona anlatmak ve mümkün olduğunca bunları sık tekrarlamak bebeğinizin beyin gelişimi için son derece önemlidir.
  • Koraman “Bebeğimizle tıpkı tenis oynuyor gibi tepkilerine benzer bir tepki ile cevap vermek ve sıramızı beklemek gerekir. Örneğin; size bakıp gülümsediğinde gülmek, agu gibi sesleri çıkardığında benzer seslerle karşılık vermek, parmaklarıyla bir yeri gösterdiğinde aynı şekilde dönüp bakıp parmağımızla orayı işaret etmek gibi basit ancak etkili iletişimde olmak beyinsel gelişimi açısından da çok değerlidir” diyor.
  • Bebeğiniz üzgün, mutsuz ya da huysuz olduğunda mutlaka en kısa sürede onun ihtiyaçlarına cevap vermeniz, kucaklayıp sarılmanız, kendini güvende hissetmesini sağlamanız kaygı düzeyinin azalmasına ve hem aranızdaki bağın hem de beyin sağlığının güçlenmesine yardımcı olur.
  • Bebeğinizle mutlaka oyunlar oynayın. Yaşına ve sevdiği oyunlara uygun oyuncaklar seçerek ilgisini çekmeye özen gösterin. Bu bazen bezden yapılmış bir hayvan bazen bir kitap bazen de çok basit bir tahta kaşık olabilir. Önemli olan materyal değil, onunla ne kadar ilgiyle ve keyifle oynadığınızdır. Yaşına uygun oyunlar oynamanız beyin gelişimi açısından büyük fayda sağlıyor.
  • Mutlaka erken dönemde kitap alışkanlığı edinmesi için çabalayın ve hatta mümkünse salon gibi en çok vakit geçirilen yerlerde sürekli kitaplarla haşır neşir olabileceği bir kitaplık bulundurun. Ona sıcak ve sevimli bir ton ve vurguyla kitaplar okuyun.
  • Koraman “Birlikte gezmek, yeni yerler keşfetmek ve bol bol dışarıda zaman geçirip sosyalleşmek de hiç kuşkusuz bebeğinizin gelişimine çok önemli bir destektir” diyor.

Kemoterapi sırasında neler yenmez?

Kanser tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler oluyor. Birçok tedavi, yeni umut ışığı yanmasını sağlıyor. Kanserle savaşta en önemli silahlardan olan kemoterapi birçok korkuyu da beraberinde getiriyor. Ancak tedavide uygulanan kemoterapi birçok kişide önyargı uyandırabiliyor. Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin, kemoterapi ile ilgili en çok merak edilen 5 soruyu cevapladı.

Liv Hospital Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Duygu Derin

Prof. Dr. Duygu Derin

Kemoterapinin etkileri ne zaman geçer?

Kemoterapide kullanılan ilaçların bir kısmı karaciğerden bir kısmı da böbrekten atılır. Bazı kemoterapi ilaçları da kalbe olumsuz etki yapabilir. Kemoterapi öncesi ve sonrası, doktor kontrolünde hastaya damar yolu ile bol sıvı vererek böbreklerin ve organların korunması sağlanır. Kemoterapi kürünün bitmesinin ardından, ortalama 3 hafta sonra kan değerleri normal aralığa gelir ve bağışıklık da büyük ölçüde toparlanır. Bu süreden sonra hasta, gündelik hayata büyük ölçüde dönebilir. Bununla beraber özellikle yorgunluk birkaç ay daha sürebilir. Hastanın kendi durumuna göre en doğru olanı ayarlaması yani bu süreçte kendi kendinin doktoru olması, kendini yorgun hissettiğinde dinlenmesi, doğru stres yönetimi çok önemlidir. Kemoterapi ilaçlarının vücuttan tam olarak atılması kişiden kişiye göre değişkenlik gösterse de bu süreç 6 ay ile 1 yılı bulabilir. Kadın hastalar eğer gebelik düşünüyorsa ancak bu süreden sonra hamile kalabilir. Öte yandan meme kanseri sonrasında 3 yıl ile 5 yıl arası hastanın takibinin yapılması ve bu süreç içinde mümkünse çocuk yapılmaması gerekir.

Kemoterapi sırasında beslenme konusunda nelere dikkat edilmeli?

Kemoterapi sırasında proteinden ve vitaminden zengin, hazmı kolay gıdalarla beslenilmelidir. Kemoterapi sebebiyle daha önce sevdiği yemekler kişide bulantı ve tiksinti yaratabilir. Bu daha sonra geçecektir. Faydalı gördüğümüz besin de olsa hastada bulantı oluşturuyorsa yemeye zorlamamak gerekir. Benzer yapıda, yemeyi tercih edeceği gıdaları vermek uygun olur. Kemoterapi sırasında greyfurt tüketilmemelidir. Bu meyve kemoterapi ilaçlarının karaciğer metabolizmalarını etkiler. Öte yandan greyfurtla aynı aileden olan portakal, limon ve diğer tüm turunçgillerin tüketiminde sakınca yoktur. Greyfurtun yanı sıra narın da kemoterapi ilaçları ile etkileştiği düşünüldüğü için kemoterapi sırasında tüketilmesi tavsiye edilmez. Kemoterapi ilaçlarının çoğu bağırsak hareketlerini yavaşlatarak kabızlık, bazıları da ishal yapar. Doktorun tavsiyesine göre hareket edilmelidir. Bol su tüketimi böbrekleri korur ve özellikle böbrekten atılan kemoterapi ilacı kullanımında çok gereklidir.

Kemoterapi sırasında görülebilecek yan etkiler

Kemoterapi sırasında en sık bulantı ve kusma görülür. Günümüzde bu yan etkileri giderecek çok kuvvetli ilaçlar vardır ve hem damar hem de ağız yolu ile verilerek bu yan etkiler ciddi biçimde azaltılır. Kullanılan ilaca göre sıklıkla kabızlık, bazen de ishal olabilir. Bu yan etkiler için önce diyet düzenlenir, yetmediği hallerde de kabızlık veya ishal için ilaç verilir. İştahsızlık, tat duyusunda da azalma olabilir. Öğün sayısı arttırılarak, tercihe göre atıştırmalıklar ekleyerek yeterli gıda alımı sağlanabilir. Nane, limon ve kahve içeren çiklet ve şekerler hastanın kötü tat hissini bastırır ve daha iyi hissetmesini sağlar.  Özellikle kemoterapi sonrası ilk hafta hastada halsizlik olur ve istirahat etmek isteyebilir. İkinci hafta daha rahattır ve üçüncü hafta genelde normale döner. Açık ve temiz havada yürüyüşler iyi gelir. Kemoterapi kullanıldığı dönemde ağızda yaralar ve pamukçuk çıkabilir. Pamukçuk oluşumunu engellemek için ağız hijyenine dikkat edilmelidir. Ayrıca günde dört kere karbonatlı su ile ağız gargarası önerilir. Kemoterapiden sonraki 7-14 gün arasındaki dönem, bağışıklığın en çok baskılandığı zamandır genelde. Bu dönemde 38 ve üstü bir ateş olursa hemen hastaneye başvurup doktora görünmek gerekir. Kemoterapi nedeniyle kanımızdaki lökositler yani bizi mikroplara karşı savunan beyaz hücrelerimiz sayıca çok düşmüş olabilir. Doktor, bu noktada gereken tedaviyi yapacaktır. Bu dönemde havasız ortamlarda bulunmamalı, hasta kişilerle görüşülmemelidir. Özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlarda istenmeyen bir yan etki olarak saçlar dökülmektedir. Bu geçici bir yan etkidir ve kemoterapi bittikten sonra saçlar geri gelecektir. Bu dönemde peruk, bandana ve benzer araçlar kullanılabilir.

Cinsel ilişkiye ne zaman dönülebilir?

Yorgunluk, halsizlik, üzüntü ve fiziksel güçsüzlük cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir. Bu durum geçicidir. Kemoterapi sürecinde cinsel ilişki ile ilgili genel olarak yasak bulunmuyor. Ancak, kanserin tuttuğu yer (rahim ağzı ve vajen kanseri) nedeniyle, cinsel yaşam doktorunuz tarafından geçici olarak yasaklanmış olabilir. Veya kemoterapi boyunca bazı özel durumlar yaşandığında; örneğin lökositler düştüğünde, enfeksiyonlardan korunmak için cinsel hayata ara vermek gerekebilir. Bu durumlar haricinde kemoterapi sırasında cinsel yaşam devam edebilir. Hatta tedavi sürecinde yaşanan cinsel ilişkinin sevgi ve şefkat ile yaşanması hastaya moral verir, onu kuvvetlendirir ve mutlu eder. Kemoterapi ve radyoterapi ile vücuda alınan ilaçlar cinsel ilişki ile karşı tarafa bulaşmaz, bu iddia yanlıştır.

Tedavi sırasında doktor hasta ilişkisi nasıl olmalı?

Kemoterapi çok sayıda yan etkisi olan, zor bir tedavidir. Hastanın yan etkiler konusunda iyi bilgilendirilmesi, bunlarla başa çıkabilmek için iyi yönlendirilmesi gereklidir. Bu nedenle hasta-doktor ile iletişimi çok önemlidir. Hastanın rahat olması için doktorunun ona vakit ayırabilmesi, samimi ve sıcak bir iletişim kurması önemlidir. Kemoterapi sonrasındaki zamanlarda da sorun olduğunda doktoruna ulaşabilmesi de yine aynı şekilde çok önemlidir. Bunu telefonla, mesajla veya kendi gelerek yapabilir. Duygusal olarak da çok hassas ve kırılgan oldukları bu dönemde doktorlarıyla olan iyi ilişkileri hastalara ciddi psikolojik destek de sağlayabilir.

LS Traktör Türk çiftçisi ile buluşuyor

Yanmar Turkey, Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği LS Traktör’ün en yeni ve ileri teknoloji ürünü modellerini, ilk kez İzmir’deki AGROEXPO 20. Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda tanıtacak. Yanmar Turkey, LS Traktör’ün üstün özellikli ve dayanıklı 8 farklı modelini ise bu yıl içinde Türk çiftçisiyle buluşturacak.
Yanmar Turkey’nin bu yıl satışına başlayacağı LS traktör portföyündeki MT3 serisi 35-60 beygir aralığındaki ROPS’lu model traktörler, özellikle küçük ve dar alanlarda çalışan çiftçilerin ihtiyacına cevap verebilecek şekilde geliştirildi. Çok yönlü ve konforlu traktörlerin çiftçilerin büyük beğenisini kazanacağı tahmin ediliyor. 60-100 beygir aralığında olan XU, MT5 ve MT7 serisi kabinli traktörler ise orta ve büyük ölçekli işletmeleri olan çiftçilere hitap ediyor. Bu traktörler, dayanıklı yapısının yanı sıra konforu üst seviyeye çıkaran premium özelliklerle öne çıkıyor.
Yanmar Turkey, LS Traktörlerin yanı sıra Yanmar YH700M biçerdöveri de ilk kez AGROEXPO 20. Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’ndaki ana standında çiftçilerin beğenisine sunacak. Yeni nesil biçerdöver, çevre dostu teknolojiyi ve üstün performansı, Yanmar 4TNV98C model 70 beygir gücündeki Euro 5 motoruyla bir araya getiriyor. Arpa, buğday, çeltik ve mısır gibi ürünlerin hasadında farklı hasat tablalarıyla maksimum verimlilik sunarken, klimalı kabini sayesinde uzun çalışma saatlerinde konforlu bir ortam sağlıyor. 1.670 litrelik geniş depo hacmiyle daha az mola vererek daha fazla iş yapma imkânı tanıyan biçerdöver, paletli tasarımıyla çamurlu ve ıslak zeminlerde kesintisiz çalışabiliyor. Bağımsız hareket eden paletleri, tank dönüşü kabiliyetiyle tarla kenarlarında kolay manevra sağlarken, yerden yükseklik ayarı sayesinde eğimli arazilerde makinenin araziye uygun şekilde ayarlanmasına olanak tanıyor. 3.500 kiloluk kompakt ağırlığıyla Yanmar YH700M, yakıt tüketimini minimum seviyede tutarak hızlı ve etkili hasat kabiliyetiyle çiftçilerin işlerini kolaylaştırıyor.

Hyundai Motor Grubu, Avrupa’daki Test ve Ar-Ge merkezlerini genişletiyor

Hyundai Motor Grubu, Avrupa’daki araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) tesislerini 25.000 metrekarenin üzerinde genişleterek otomotiv sektöründe yenilikçi ve değişimin itici gücü olarak lider rolünü güçlendiriyor.

Grup, dünyanın en zorlu yarış pisti olarak ünlenen Nürburgring’deki mevcut test merkezini genişletmesiyle birlikte performanslı modellerindeki gelişimi artıracak. Yüksek performanslı modellere ek olarak sürdürülebilir mobilite ve geleceğe yönelik genişleme konusunda da stratejik olarak yatırımlarına devam edecek.

Hyundai, ilk kez 2011’de dayanıklılık testleri için açtığı Nürburgring Test Merkezi’nde otomotiv endüstrisine çok önemli modeller kazandırdı. Aynı zamanda markanın performanslı modellerinin kısa sürede çok sevilmesinde önemli bir rol oynayan bu merkez, diğer içten yanmalı ve tamamen elektrikli Hyundai modellerinin inovasyonuna da katkıda bulundu. Nürburgring’deki bu son genişleme, grubun kapasitesini 834 metrekarelik ek son teknoloji test tesisleriyle artırıyor. Yeni atölye alanları, özel laboratuvarlar ve yüksek voltajlı elektrikli araç (EV) şarj istasyonları merkeze eklenirken aynı zamanda tekerlek gürültüsü, titreşimi ve sertliği (NVH) dinamometresi, gelişmiş şasi ve güç aktarma organı sistemleri de en gelişmiş haliyle yer alacak. Bu cihazlar, yol testine gerek kalmadan çeşitli koşullar altında araç performansını simüle etmek ve değerlendirmek için kullanılıyor.

Tesis, EV’leri, gelişmiş sürücü destek sistemlerini (ADAS), bilgi-eğlence ve elektriklendirme teknolojilerini geliştirmeye odaklanacak. HMETC Test Merkezi, özellikle Avrupa pazarındaki müşterilerin değişen ihtiyaçlarını karşılamak adına özel çözümler sunmayı amaçlıyor.

Mustafa Arapoğlu ve İsmail YK’dan çok özel çalışma “Sen Gitme Bari”

Son dönemde yaptığı hit şarkılarla adından sıkça söz ettiren Mustafa Arapoğlu, “Sen Gitme Bari” isimli şarkı da İsmail YK ile buluştu. Söz, müzik ve aranjesi İsmail YK imzası taşıyan şarkı Musicom Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlardan yayınlanırken ikili çalışmalarını İstanbul’da kliplendirdi. Çekimleri bir günde tamamlanan klip yayınlandığı andan itibaren büyük ilgi gördü. Yapımcılığını Harun Savaş Aksoylu – Fatih Aksoylu kardeşlerin  üstlendiği çalışmaları için konuşan Mustafa Arapoğlu ve İsmail YK kısa sürede gelen olumlu tepkilerden  oldukça mutlu olduklarını belirtti.

Dikkat! Akciğer hastalıkları ve kalp krizine yol açabiliyor!

Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu kişinin önemsemediği hatta adeta kanıksadığı kronik burun tıkanıklığı hemen her yaşta karşımıza çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sorun. Ancak çok daha fazlası var! Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış “Ülkemizde yaklaşık her 3 kişiden birinde burun tıkanıklığı izlenmektedir. Alerjik rinite bağlı burun tıkanıklığı yüzde 10-30 arasındadır. Ancak bu sorunu kesinlikle hafife almamalı, mutlaka KBB uzmanına başvurulmalı ve tedavi olunmalıdır. Çünkü burun tıkanıklığı kısa dönemde yaşam kalitesini olumsuz etkilerken, uzun yıllar süren tıkanıklıklar akciğer ve kalp hastalıklarına hatta kalp krizine,  uyku bozuklukları ve çocuklarda ortodontik diş bozuklukları gibi ciddi hastalıklara neden olabilmektedir” diyor. KBB Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış burun tıkanıklığına yol açan etkenleri ve alınabilecek önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Esin Özlem Atmış

Dr. Esin Özlem Atmış

Hayati sonuçlar doğurabiliyor!

Sürekli yorgun hissediyor, dikkatinizi toplayamıyor, ağzınız kuruyor, sık sık başınız ağrıyor ya da uyku bozukluğu yaşıyorsanız bu ve benzeri sorunlarınızın burun tıkanıklığından da kaynaklanabileceğini bilmenizde fayda var. Günümüzde hemen her yaşta karşılaşılan kronik burun tıkanıklığı günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkilerken, çocuklarda gelişme geriliği, dikkat dağınıklığı ve hiperaktiviteye de neden olabiliyor. Hastaların çoğunun burun tıkanıklığı sorununu önemsemediklerini hatta kanıksadıklarını, oysa tedavi edilmediğinde hayati riske dahi yol açabildiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış “Burun tıkanıklığı nedeniyle solunum ağız yoluyla gerçekleştiğinden bu da diş ve diş eti hastalıklarını tetiklemektedir. Ayrıca akciğer filtrelenmiş hava alamayacağından dolayı astım ve alerjik bronşit gibi akciğer hastalıkları gelişebilir. Burun nefesinin sağlıklı şekilde yapılamaması kalp ve akciğerleri de basınç altına soktuğundan yüksek tansiyon riski oluşturmaktadır. Uyku apnesinin nedenleri arasında da başı çeken burun tıkanıklığı, geceleri uykuda solunumun durmasına ve kalp krizine varan ciddi tehlikelere yol açmaktadır” diyor.

Burun tıkanıklığına yol açan etkenler!

Burun tıkanıklığına yol açabilen etkenleri; üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit, alerjik reaksiyonlar, burun eğriliği (Septum Deviasyonu), burun eti şişliği (Konka Hipertrofisi), geniz eti (Adenoid Vejatasyon) ve hormonal değişiklikler olarak sıralayan Dr. Esin Özlem Atmış, tedavinin, tıkanıklığa yol açan sebep veya sebeplere göre değiştiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Dr. Atmış şöyle konuşuyor: “Burun tıkanıklığı olan hastanın öncelikle KBB hekimi tarafından muayene edilmesi ve tıkanıklığın nedeninin anlaşılması gerekir. Solunum yolu enfeksiyonu,  alerjik rinit veya hormonal durumlarda öncelikle medikal tedaviler tercih edilirken; burun eğriliği, burun etinde büyüme, geniz eti büyümesi ve burun polipleri gibi hastalıklarda cerrahi tedaviler ön plana çıkmaktadır. Özellikle burun eti büyümesinde cerrahi yöntemler radyofrekans uygulamaları ve lazer ile burun eti küçültülmesi tercih edilebilir. Oldukça kolay uygulanan, güvenli ve etkin yöntemlerdendir. Kanser şüphesi olan bir hastada ise öncelikle çeşitli görüntülemelerin yapılması, takiben biyopsi alınması ve sonrasında çıkan sonuca göre tedavinin düzenlenmesi gerekir.”

Burun tıkanıklığına iyi gelebilen yöntemler

Burun tıkanıklığı olan bir kişinin doktor önermediği sürece, arkadaş çevresi ya da internetten öğrendikleriyle burun spreyi kullanmaması gerektiğini vurgulayan KBB Uzmanı Dr. Atmış, gelişigüzel kullanılan burun spreylerinin uzun vadede burun dokularını bozarak ciddi tehlikelere neden olabileceğini söylüyor. Dr. Atmış, buna karşın burun tıkanıklığına iyi gelen bazı basit ama etkili yöntemleri şöyle sıralıyor; bulunulan ortamın çok kuru olmaması için nemin sağlanması, açık havada burundan derin nefes almak, deniz suyu veya okyanus suyu olarak adlandırılan ve tuzlu su içeren spreylerle burun yıkaması yapılması. Eğer evde hazırlanacak ise; 1 bardak suya 1 çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı karbonat eklenip aşırıya kaçmadan uygulanabilir. Ayrıca burun sıvılarının akışkanlığını artırmak için mutlaka gün içerisinde 2 litre su tüketmek gerekiyor.

Roka İstanbul’dan özel günler

Roka İstanbul, iki farklı konseptle hafta içi akşamlarına renk katıyor.  Roka, Japon kültürüne dair yeni bir bakış kazandıracak Izakaya Geceleri ve Sushi Salısı menüleriyle misafirlerini bekliyor.

Roka İstanbul’un yeni konseptlerinden ilki Izakaya Geceleri! Japon kültüründe ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olan İzakaya’yı İstanbul’a taşıyan Roka, her Perşembe ve Cuma akşamı özel bir menü sunuyor.

Roka İstanbul

Izakaya Geceleri menüsünde ise Roka İstanbul mutfağından benzersiz bir seçki yer alıyor. Roka misafirlerini Japonya havasına sokacak menüde, tütsülenmiş tosazu ile tavuk karaage, yuzu miso morina kroketleri, hoisin ile glaze edilmiş dana kaburga bun, turşulanmış salatalık ile somon teriyaki bun, ve acılı whiskey glaze ile kuzu kaburga şiş yer alıyor. Aynı zamanda DJ performansının da olduğu Izakaya Geceleri, her Perşembe ve Cuma saat 6’da başlıyor.

Roka İstanbul

Roka’nın yeni konseptlerinden bir diğeri ise Sushi Salısı. Salı akşamlarına özel sunulan konseptte, misafirler taptaze balık ve malzemelerle hazırlanan sushi menüsünden diledikleri sashimi, nigiri ve maki’leri seçerek kendi özel tabağını tasarlayabiliyor.

Japon robatayaki mutfağını modern bir dokunuşla sergileyen Roka, ‘Ro’ Robata çevresinde sosyalleşilen ve güzel yemek ve içeceklerin paylaşıldığı yer, ‘Ka’ sıcak, içten ve her şeyi kucaklayan bir enerji ortamı anlamı ile konuklarına özel bir deneyim sunuyor.

Roka İstanbul

Bilgi: 0 212 401 02 60

Adres: Kılıç Ali Paşa Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi, Dış Kapı No:8, İç Kapı No:102, Beyoğlu, İstanbul

Morluklar, halsizlikler ve yorgunluk varsa dikkat!

Çocuklarda kanser erişkinlere oranla 100 kat daha az görülür. Türkiye’de ve dünyada her 1 milyon çocuktan 110-150’sinde kansere rastlanıyor. Çocuk çağı kanserlerine dikkat çeken Liv Hospital Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan, tüm kanserlerin sadece yüzde 2-4’ünün çocuklarda görüldüğünü belirterek, “Her yıl 1 milyon çocuktan 110-150’sinde kanser gelişiyor. Çocukluk çağı kanserleri en sık ilk 5 yaşta ve 10-15 yaş döneminde ortaya çıkıyor. Tedavi başarısının yüksek olması ve çocukların önündeki beklenen yaşam süresinin uzunluğu, erken tanı ve tedavinin önemini ortaya koyuyor. Gelişmiş ülkelerde çocuklar arasında en sık ölüm nedenlerinde 2’nci sırada olan kanserler, ülkemizde enfeksiyonlar, kazalar, kalp hastalıklarından sonra 4’üncü sırada yer alıyor. Nüfusumuzun yüzde 26,3’ü 0-14 yaş arasında bulunuyor. Ülke nüfusumuzu 84 milyon olarak kabul edersek 21 milyon çocuk için yıllık beklenen yeni kanserli çocuk olgu sayısı 2 bin 500 ile 3 bin arasındadır” dedi.

Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan

Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan

Çocukluk çağı kanserlerinde lösemi başı çekiyor

Türkiye’de ve dünyada çocukluk çağında görülen kanserlerin yüzde 30’unu lösemi oluşturuyor. Ülkemizde ikinci sırada lenf bezi kanserleri (Hodgkin ve Hodgkin-dışı lenfoma) yer alıyor. Bunları sırasıyla sinir sistemi tümörleri, nöroblastoma, Wilms tümörü ve yumuşak doku sarkomaları (rabdomiyosarkoma) izliyor. Kemik, deri, göz ve karaciğer tümörleri ise çocuklarda daha nadirdir. Çocukluk çağında tümörlerin çoğu embriyonel kaynaklı, erişkin kanserlerinin çoğu ise karsinomlardır. Genetik nedenler, erişkin kanserlerinden çok daha sık saptanıyor. Ailevi yatkınlık, doğumsal hastalıklar, doğumsal anomaliler, gen bozuklukları, immün yetmezlikler ve nörofibromatozis gibi genetik hastalıklar kansere yatkınlık yaratıyor.

İyileşme oranları yüzde 5’ten 80’e çıktı

Çocuk kanserlerinin özelliklerinden biri, çok hızlı çoğalan ve büyüyen kanserler olmalarıdır. Hızlı büyüdükleri için de ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisine (radyoterapi) duyarlı oluyorlar. Çocuk kanserlerinde genellikle cerrahi, ışın ve ilaç tedavileri birlikte kullanılıyor. Işın geç yan etkileri fazla olduğu için giderek çocukluk çağı kanser tedavilerinde daha az sıklıkla ve azalan doz ve süreler ile yer alıyor. Genellikle tedavinin kesilmesinden sonra 5 yıl geçmiş ve kanser tekrarlamamışsa hasta tamamen kür olmuş deniliyor. 1960’lı yıllarda yüzde 5’i iyileşen çocukluk çağı lösemilerinin günümüzde yüzde 75-80’i şifa buluyor.

Hangi belirtilerde çocukluk çağı kanserlerinden şüphelenilmeli?

  • Çocukta beze, kansızlık, karın şişliği, herhangi bir dokuda anormal bir büyüme fark edildiğinde derhal hekime başvurmalı ve nedeni araştırılmalıdır.
  • Hastada solukluk, deride nokta kanamalar veya morluklar, halsizlik, yorgunluk, kemik ağrısı gibi belirtiler varsa; dalağı ve karaciğeri, bezeleri büyümüşse akla öncelikle lösemi gelmelidir. Bu durumda hemen bir kan tetkiki ve kesin tanı için gerekiyorsa kemik iliği tetkiki yapılır. Lenf bezi büyümelerine ateş, gece terlemeleri, halsizlik, kilo kaybı, kaşıntı gibi belirtiler eşlik ediyorsa, Hodgkin hastalığı düşünülmelidir. Tanıya, lenf bezinden biyopsi yapılarak gidilir.
  • Küçük çocuklarda ağrısız bir karın kitlesi, deri altında küçük şişlikler (nodül), öksürük veya ateş, solukluk, gözlerin tek veya çift taraflı öne fırlaması ve göz çevresinde morluk gibi belirtiler, kemik ağrıları varsa “nöroblastoma” adı verilen böbreküstü bezinden veya sempatik sinir sisteminden kaynaklanan bir tümör akla gelir. Tanıya biyopsi veya kemik iliği tetkiki, tümör belirteçleri (NSE testi) ile gidilir.
  • Ağrısız karın kitlesi veya nadiren karın ağrısı ve karında şişlik, idrarda kan, gözün renkli tabakası irisin yokluğu gibi belirtiler küçük bir çocukta böbrek tümörünü (Wilms tümörü) düşündürmelidir. Tanı, görüntüleme yöntemleri (MR veya BT) ve biyopsi ile konur.
  • Karaciğer bölgesinde şişlik, sarılık, bulantı, kusma, kilo kaybı gibi belirtiler ise karaciğer tümörünü akla getirmelidir. Bu durumda kanda alfa-fetoprotein (ALP) denen tümör belirteci yükselmiş olarak saptanacaktır. Tanı biyopsi ile konur.

Tedavide farklı yöntemler uygulanıyor

Çocuk kanserlerinde cerrahi yöntemler genellikle tümör kaynaklandığı organ içinde sınırlı ise tümörün çıkarılması şeklindedir. Ancak tümör çıkarılamayacak büyüklükte ise veya başka dokulara yayılma yapmış ise (metastaz) bu durumda tümörden biyopsi almakla yetinilir ve öncelikle kemoterapi uygulanarak tümör ve/veya metastazları bu yol ile yok edilmeye çalışılır. Tümör küçülüp, metastazlar kaybolduktan sonra tümör kalıntısı cerrahi olarak çıkarılabilir.

Kemoterapi, belirli aralıklarla kemoterapi ilaçlarının ağız veya damar yolu ile verilmesiyle yapılır. Lösemi tedavisi sırasında ilaçlar beyin-omurilik sıvısı içine de verilebilir; buna “intratekal tedavi” denir.

Kemoterapi süreleri, uygulanan tedavi şemalarına göre farklılıklar gösterir. 2-3 günden 7-8 güne değişen sürelerde, blok halinde genellikle 21-28 günde bir ilaçların birlikte kullanımı söz konusudur. Kemoterapinin süresi genellikle 6 ay ile 2 yıl arasında değişir.

Kemoterapide kullanılan ilaçların bazı yan etkileri olur ancak bu etkilerin çoğu geçicidir ve birtakım ilaçlarla başarılı bir şekilde önlenebilir. Kemoterapi döneminde çocuk oldukça halsiz olur, ayrıca bulantı, kusma, kemik ağrıları görülebilir. Kemoterapinin dıştan fark edilen en belirgin yan etkisi ise saçların dökülmesidir. Tedavileri biter bitmez saçlar hemen çıkmaya başlar.

Kemoterapinin bir etkisi olarak enfeksiyon riski arttığından bu dönemde hijyen çok önem kazanır. Genellikle okul çağı çocukların bir süreliğine okuldan uzak kalmasında yarar vardır.

Radyoterapi ise tümörün bulunduğu alana doğrudan ışın verilmesi şeklinde uygulanan tedavi şeklidir. Radyoterapi çocuklarda mümkün olduğu kadar az kullanılır, özellikle büyüyen vücutlarda gelişme bozukluklarına yol açabileceğinden zorunlu durumlar dışında ilk tercih edilen tedavi değildir.

Şubat 2025 burç yorumları

KOÇ

İş yerinde artık bir yıldız olabilirsiniz. Çevrenizdeki insanlar size yardım önerecek. Bu yardımı kabul etmeniz, bu jestleri takdir etmeniz ve özellikle bu iyiliklere karşılık vermeniz önerilir. Kimse bencil kişileri sevmez. Koç burcu, şubat ayında önceliklerini yeniden değerlendirecek ve gözden geçirecek, aynı zamanda onları kişilik gelişimi de bekleyecek.

BOĞA

Aynı tutum iş konusunda olduğu gibi ilişkilerde de işe yarar. Tersine mesafeyi koruyun. Duygular akılcı düşünmenizi bulanıklaştırabilir. Şubat ayında, özel hayatınızda pek kazançlı olmayacaksınız. Boğaların geçen yıl buldukları huzurun kaybolduğu görülüyor.

İKİZLER

Şubat’ta önceden plan yapmak işe yarayacaktır. İkizler şu sırada iş yerinde önemli bir şeyi kaçırmayacak, bu nedenle şu anda hayallerini kovalamak tehlikesizdir. Kendinizi uzun zamandır arzuladığınız bir şeylerle ödüllendirin ya da bir kış tatiline çıkın. Bu dönem elinizden geleni yapın. Yılın sonraki yarısı yoğun olacak ve bu etkinlikler için zamanınız olmayacak.

YENGEÇ

Birkaç kavgayı ve anlaşmazlığı çözmek için fırsatınız olacak. Sonunda, yıllar boyunca edindiğiniz becerilerinizden faydalanma fırsatına sahipsiniz. Uygun bir uzlaşma teklif ettikten sonra her iki tarafın taleplerini de karşılayabileceksiniz. Diğer yandan, Yengeç burcu bu Şubat ayında tek başına ilişkilerde çok iyi olmayacak.

ASLAN

Aslan burcu kendini Şubat ayında çıkmaza girmiş durumda bulacak. Özellikle kariyer ilişkiler söz konusu olduğunda. Önem verdiğiniz kişiyle eskisi gibi yakın olmadığınızı ve aranızdaki duyguların artık gerçekten harika olmadığını göreceksiniz. Mazeretler yaratmanın faydası olmayacak. Bu sorunun en kısa zamanda çözülmesi gerekir. Birbirinizle konuşmanız gerekiyor.

BAŞAK

Başaklar Şubat ayında iş konusunda çok harika olmayacaklar. Yıldızlar, doğru, istikrarlı konumda değildirler. Yani ne yükseleceksiniz ne de geri kalacaksınız. Kendinizi zorlamaya gerek olmadığını ve her zaman her şeyden sorumlu olamayacağınızı kabul etmeyi öğreneceksiniz. Çalışmayı başkalarına bırakın ve biraz dinlenin.

TERAZİ

Şubat ayında iş yerinde sorunlar ortaya çıkacak. Buna, insanları şirketinizde işe almak, acil son teslim tarihleri veya yer değiştirme de dahil olabilir. Her iki durumda da, şimdiki konumunuzu korumak için çok çabalamanız gerekecek. Belki de çalışmaya katkıda bulunmak için boş zamanlarınıza biraz yatırım yapmanız gerekir. Terazilerin sorunlarını çözmenin tek yolu budur.

AKREP

Şubat ayında ihmal nedeniyle, kariyerinizde küçük sorunlar ortaya çıkabilir. Size yardım etmek isteyen herhangi birine karşı dikkatli olun. En saf niyetlere sahip olmayabilir. Diğer yandan Akrep en yakın aile çevresinde, kurtarılmış bir alan, iyileştirici kelimeler ve de anlayış bekleyebilir.

YAY

Dostça bir tutumla, iş arkadaşlarınıza ve hatta patronunuza bir yol gösterebilirsiniz. Şirketinizde herkes rahatlamış hisseder, sana bazı sırlar vermiş olabilirler. Şubat ayında bu tür bilgileri kesinlikle istismar etmemelisiniz. Yay burcu iş toplantılarında, sempatisine rağmen kesinlikle mesafeyi korumalıdır.

OĞLAK

Şubat karar ama konusunda şanslı ayınız değil. Oğlak burcu bundan oldukça açık bir şekilde kaçınmalıdır. Durumu dikkatlice tartın ve emin değilseniz ve tavsiyeler gerekiyorsa, ailenizden birine sorun. Sadece faydalı tavsiyeler almazsınız aynı zamanda anlayışınızda artar.

KOVA

Şubat kariyeriniz alanında parlak olacak. Kariyerinizde ilerleme kaydetmek için doğru yolda gidiyorsunuz, ancak hiçbir şey karşılıksız olmayacak. Kova burcu daha fazla çaba göstermek zorunda olacak. Sıkı çalışmaktan ve çabalamaktan korkmayın çünkü fazla mesai yapmaya bile ihtiyaç duyulabilir. Stresten kaçınmaya çalışın.

BALIK

Çalışma temponuzu koruyacak olursanız ve gayretle çalışırsanız, Şubat ayında kariyerinizde büyük bir ilerleme şansı yakalayacaksınız. Üstler çalışanlarının çabasını kesinlikle takdir edebilir. Balıklar övülmeyi ve belki hatta bir ikramiyeyi ama esas olarak değerli, zenginleştirici deneyimleri sabırsızlıkla bekleyebilirler.