Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Burak Ertan yeni şarkı “Arada Bulutlar”

Burak Ertan’ın yepyeni şarkısı “Arada Bulutlar” ile dinleyicilerle buluştu!

“Uzağından”, “Keşke” ve “Önümüz Yaz” isimli şarkılarından sonra Burak Ertan, yeni şarkısı “Arada Bulutlar” ile pop müziğe duygusal bir dokunuş getiriyor. Söz ve müziği sanatçının kendisine ait olan bu etkileyici şarkı, yavaş temposu ve içten anlatımıyla dinleyicilerin kalbine hitap ediyor.

Dinleyiciyi kendi anılarında bir yolculuğa çıkaran “Arada Bulutlar”, Süper Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında!

Cem Belevi “Değmezsin” için yakın arkadaşı Samet Tecer ile stüdyo girdi

Müzik dünyasına yeni bir soluk getirmeye hazırlanan Cem Belevi, duygu dolu şarkısı ‘’Değmezsin’’i Sony Music Türkiye etiketiyle hayranlarıyla buluşturuyor.

Samet Tecer ile gerçekleştirdikleri etkileyici düet, iki sanatçının müzikal uyumunu gözler önüne sererken, duygusal anlatımı ve çarpıcı sözleriyle dinleyicileri derinden etkilemeye hazırlanıyor.

Söz ve müziği Gözde Ilgaz’a, düzenlemeleri ise Erman Ertan ve Esad Fidan’a ait olan şarkı, Murad Küçük’ün yönetmenliğini üstlendiği klip ile taçlanıyor. Şarkının ruhunu yansıtan sahneleriyle dikkat çeken klip, görsel anlatımı ve yaratıcı çekimleriyle şekilleniyor.

Bu hatalar ‘kuru göz’ hastalığına zemin hazırlıyor!

Modern çağın yoğun ve stresli yaşam temposunda önemli bir göz sağlığı sorunu olan ‘kuru göz sendromu’ giderek yaygınlaşıyor. Kuru göz sendromunun yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkilediğini, tedavi edilmediği takdirde göz yüzeyinde hasarlara ve kronik enfeksiyonlara neden olabildiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ümit Yaşar Güleser “Kuru göz sendromuna yol açan etkenler arasında; bazı yanlış alışkanlıklarımız ve çevresel faktörler büyük rol oynuyor. Örneğin; yapılan çalışmalarda, günde 6 ile 8 saatten fazla ekran karşısında kalan bireylerde, kuru göz belirtilerinin görülme sıklığının önemli oranda arttığı belirtiliyor” diyor. Bazı basit ama etkili önlemlerle göz sağlığının korunabileceğini ve kuru göz sendromunun yol açtığı şikayetlerin önlenebileceğini belirten Dr. Güleser 6 önlemi anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Son yıllarda “gözlerim sürekli yorgun”, “yanma ve batma hissediyorum”, “kaşınıp acıyor” gibi şikayetlerle göz polikliniklerine yapılan başvurularda artış yaşanıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ümit Yaşar Güleser hastaların şikayetlerini bazen de “gözlerimde kum tanesi varmış gibi hissediyorum” ya da “göz kapaklarımı açıp kapatmakta zorluk çekiyorum” şeklinde tarif ettiklerini belirterek “Kuru göz, gözyaşı üretimindeki yetersizlik veya gözyaşının hızlı buharlaşması sonucu göz yüzeyinde nem kaybının yaşandığı bir durumdur. Kuru gözde bazen gözyaşı akıntısı görülebilir ki bu, tahrişe bağlı olarak refleks mekanizmanın devreye girip gözyaşı üretimini artırmasından kaynaklanır. Hastalar bunu ‘yanma hissediyorum, ardından gözlerim sulanıyor’ şeklinde dile getiriyorlar” diyor.

Dr. Ümit Yaşar Güleser

Dr. Ümit Yaşar Güleser

Kuru göz sendromuna yol açan hatalar!

Kuru göz sendromunun ortaya çıkışında, günlük yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörlerin önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Ümit Yaşar Güleser “Teknolojik cihazlara olan bağımlılığın artması, uzun süre bilgisayar ekranı karşısında çalışmak, akıllı telefon ve tablet kullanımı gibi faktörler gözün doğal nem dengesini bozan davranışların başında geliyor. Yapılan çalışmalarda günde 6 ile 8 saatten fazla ekran karşısında kalan bireylerde, kuru göz belirtilerinin görülme sıklığının önemli oranda arttığı belirtilmektedir. Stres, dengesiz beslenme ve uyku düzensizlikleri gibi faktörler ile son yıllarda uzun süre maske kullanımının neden olduğu buharlaşma ve göz çevresindeki hava dolaşımının azalması gibi etkenler de kuru göz sendromu sıklığını artırmış durumdadır. Ayrıca klimalı ve havası kuru ortamlarda uzun süre vakit geçirmek, sigara dumanına maruz kalmak, yetersiz su tüketimi ve günümüzde yaygınlaşan kontakt lensleri uygun olmayan şekilde kullanmak da kuru göze neden olabilmektedir” diyor. Kuru göz sendromunun yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkilediğini, tedavi edilmediği takdirde göz yüzeyinde hasarlara ve kronik enfeksiyonlara neden olabildiğini vurgulayan Dr. Güleser, tedavinin mutlaka doktorun önerisi doğrultusunda yapılması gerektiğini söylüyor.

Kuru Göz Sendromu’na karşı etkili önlemler

  • Ekran başında göz kırpma egzersizi yapın
    Uzun süre ekran karşısında kalmak, göz kırpma refleksinin azalmasına ve göz yüzeyinin kurumasına neden olur. Her 20 dakikada bir ekranınızdan uzağa bakarak 20 saniye boyunca gözlerinizi dinlendirin ve bilinçli olarak sık sık göz kırpın. Yapılan araştırmalar, bu basit alışkanlığın göz yüzeyi nemliliğini koruduğunu göstermiştir.
  • Ortam havasını nemlendirin

Kuru hava, göz yüzeyindeki gözyaşı buharlaşmasını hızlandırır. Özellikle klimalı ya da kaloriferli mekanlarda nemlendirici cihaz kullanarak nem dengesini ayarlayabilirsiniz. Saç  kurutma makinesi, klima ve vantilatörün de doğrudan gözlerinize hava üflememesine dikkat edin. Rüzgarlı havalarda dışarı çıkarken, gözlerinizi rüzgardan koruyun.

  • Yeterli su tüketin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ümit Yaşar Güleser “Gözyaşı üretimi vücudun su dengesiyle yakından ilişkili olduğundan, yeterli miktarda su tüketmek kuru göz riskini azaltabilir. Günlük 2-2.5 litre su tüketimi hem genel sağlığınızı hem de göz sağlığınızı destekler” diyor.

  • Doğru kontakt lens kullanımına dikkat edin

Kontakt lens kullanımında hijyen kurallarına mutlaka uyun, gece mutlaka çıkartın ve lenslerinizi önerilen süreden daha uzun takmayın. Aksi taktirde göz yüzeyinizin oksijenlenmesini azaltarak kurumasına hatta çok ciddi sorunlara yol açabilirsiniz. Ayrıca her kontakt lens her göze uygun olmadığı için hekiminizin tavsiye ettiği lensi kullanın.

  • Doktora danışmadan kullanmayın!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Güleser, suni gözyaşı damlaları ve jellerin, göz yüzeyinin nem dengesini sağlamada etkili bir çözüm sunduğunu belirterek “Koruyucu madde içermeyen damlalar, hassas gözler için daha uygundur. Ancak bu ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına danışmanız gerekir” diyor.

  • D vitaminine dikkat edin!

Balık, ceviz ve keten tohumu gibi Omega-3 yağ asitleri içeren besinler ile D vitamini gözyaşı üretimini destekleyerek kuru göz sendromunun yol açtığı şikayetleri hafifletebilir. Dr. Ümit Yaşar Güleser “Araştırmalar; D vitamini eksikliğinin kuru göz ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle düzenli kan testleri yaptırarak eksiklik durumunda takviye alınmalıdır” diyor.

Kışın en sık görülen 5 ortopedik kaza!

Kışın dondurucu soğuklarıyla birlikte yurt genelinde çok sayıda ilde kar yağışı buzlanma ve don tehlikesini artırırken, kış kazalarına karşı son derece dikkatli olmak gerekiyor. Zira bir anlık dalgınlıkla düşme sonrası kırık- çıkık ve yumuşak doku yaralanmalarının yanı sıra yaşamı tehdit edecek çok ciddi sağlık sorunları da meydana gelebiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu “Kış aylarında günlük yaşamda kazalarla çok sık karşılaşılıyor. Özellikle kaygan zeminlerde düşme sonucu meydana gelen ortopedik yaralanmalar hastanelerin acil servislerini dolduruyor. Basit bir kayma dahi ciddi kırıklara veya bağ yaralanmalarına yol açabiliyor. Ancak kışın en sık görülen ortopedik kazalardan ve yaralanmalardan korunmak için bazı basit ama etkili önlemleri öğrenmek hayat kurtarıcı olabilir” diyor. Doç. Dr. Ziroğlu, kışın en sık görülen ortopedik kazalar ve yaralanmalar ile kış kazalarına karşı alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu

  • El bileği burkulması ve kırıkları

Kaygan zeminlerde düşme sonucu elde ve bilekte meydana gelen burkulmalar ve kırıklar oldukça yaygındır. Belirtiler arasında; şiddetli ağrı, morarma, şişlik ve bileği hareket ettirmede zorluk yer alır. Eğer kırık varsa, bilekte şekil bozukluğu da görülebilir.

  • Diz yaralanmaları

Karlı ve buzlu zeminlerde yapılan ani hareketler, dizde bağ yaralanmalarına ve menisküs hasarlarına neden olabilir. Özellikle ön çapraz bağ yaralanmaları sırasında dizde ani bir ses duyulabilir. Şişlik, hareket kısıtlılığı, ağrı ve güvensizlik başlıca belirtiler arasındadır.

  • Omuz Çıkıkları ve Rotator Manşet Yaralanmaları

Düşme sırasında omza alınan darbeler veya kış sporlarında kontrol kaybı, omuz çıkıkları ve omuz manşet kas ve tendon yaralanmalarına neden olabilir. Ani ağrı, omuzda şekil bozukluğu ve baş üstü aktivitelerde güçlük bu yaralanmaların tipik belirtileridir.

  • Kalça kırıkları

Kış aylarında özellikle ileri yaş grubu başta olmak üzere kalça kırıkları sık görülür. Şiddetli ağrı, bacağın dışa dönmesi ve yürüme zorluğu gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, yaşlı bireylerde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir ve kalıcı sakatlıklara yol açabilir.

  • Ayak bileği burkulmaları

Buzlu zeminlerde dengesiz bir adım atma veya kayma ayak bileği burkulmalarına neden olabilir. Ağrı, şişlik, morarma ve üzerine basamama ayak bileği burkulmaları ve bağ yaralanmalarının en sık görülen belirtileridir.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!

Doç. Dr. Ziroğlu, kaza geçiren kişinin olabildiğince hareket ettirilmeden, bilinçli şekilde taşınarak ya da gerektiğinde ambulans çağırarak sağlık kuruluşuna götürülmesi gerektiğini vurguluyor. Bazı basit görünen yaralanmalarda ise tedaviye geç kalınmasının ciddi komplikasyonlara yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Nezih Ziroğlu “Ortopedik kazalar ve yaralanmalarda; ıstırahatle geçmeyen ağrı, üzerine basamama ya da bölgeyi kullanamama, eklemde sertlik ve hareket kaybı ile şişlik ve morarmanın hızla artması gibi durumlarda zaman kaybetmeden Ortopedi hekimine başvurmak gerekir” diyor.

Kış kazalarına karşı basit ama etkili önlemler!

Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, kışın ortopedik kazalar ve yaralanmalara karşı alınabilecek basit ama etkili 7 önlemi şöyle anlatıyor:

  1. Karlı ve buzlu havalarda yüksek topuklu bot ya da çizme giymeyin. Ayakkabınızın altının kaymaz dokulu olmasına dikkat edin.
  2. Özellikle karlı ve buzlu zeminlerde küçük adımlar atın. Adımların geniş olması kayma riskini artırır.
  3. Ani dönüş ve ani hareketlerden kaçının.
  4. Dengeyi sağlayarak düşme riskini azalttığı için elleriniz cebinizde yürümeyin.
  5. Yaralanma riskini azaltmak için kaslarınızı güçlendirici egzersiz yapın.
  6. Şapka ve eldiven takın. Kış sporları yaparken mutlaka dizlik, dirseklik ve kask kullanın.
  7. Soğuk hava kasları sertleştirip esnekliğini azalttığından dolayı, kaslarınızı sıcak tutacak kıyafetler giyin. Kasları sıcak tutmak dengeyi iyileştirerek düşme ve kaymalara karşı koruma sağlarken, ani hareketlerde sakatlanma riskini azaltır, aynı zamanda eklemlerin daha rahat hareket etmesini sağlayarak eklem sakatlıklarını önlemeye destek olur.

David Lodge “Sessiz Cümle”

Ayrıntı Yayınları, incelikli mizahıyla çok sevilen İngiliz yazar David Lodge’un külliyatını basmaya başlıyor!

İlk olarak Türkçede ilk kez yayımlanan eğlenceli ve dokunaklı Sessiz Cümle romanını okurlarla buluşturan Ayrıntı, ilerleyen aylarda ise yazarın daha önce basılmış kitaplarını yeniden gündeme getirecek. Lodge’un keskin zekâsını ve ironisini açığa çıkaran Sessiz Cümle, işitme yetisini kaybetmeye başlayan emekli bir dilbilim profesörünün hikâyesini anlatıyor. İşitme kaybının sosyal ve psikolojik etkilerini mizahi bir dille işleyen roman, ölüm, yaşlılık, evlilik ve akademik hayat gibi konular etrafında örülüyor.

Kerem Ilgar “Ben Sadece Kuşları Severim”

 Kerem Ilgar, Düşbaz Kitaplar’dan çıkan yeni romanı Ben Sadece Kuşları Severim’de saf kötülüğün çarpıcı hikâyesini son derece sert ve gerçekçi bir anlatımla kaleme alıyor.

Karanlık ve içsel bir yolculuğun kapılarını aralayan bu sarsıcı roman, başkarakterin acımasız dürüstlüğüyle okurları, insanın içindeki şeytanla yüzleşmeye davet ediyor. Adalet, kötülük, suç, ceza gibi yaşama ve insana dair temel kavramları odağına alan Ben Sadece Kuşları Severim’in sonunda ise okurları bir sır bekliyor.

Ayrıntı Yayınları’nın edebiyatta yeni yollar keşfetme heyecanı ve arzusuyla yola çıkan markası Düşbaz Kitaplar, Kerem Ilgar’ın yeni romanı Ben Sadece Kuşları Severim’i okurlarla buluşturdu.

Ayşen Gürdal “Bozuk Yüzey”

Ayşen Gürdal, “Bozuk Yüzey” isimli ilk kişisel sergisi ile 9 Şubat’ta 8artı1 Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

Bozulmuş, parçalanmış, iç içe geçmiş duyguların izleri… Ayşen Gürdal’ın eserlerinde yüzey, kusursuz bir bütünlük değil; hislerin, anıların ve dönüşümlerin taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Renkler, katmanlar ve dokular; dış dünyayı doğrudan resmetmek yerine, onun sanatçıda bıraktığı izlerin soyut bir yansıması olarak yüzeye yerleşiyor.

Açılışı 9 Şubat Pazar günü 16.00’da gerçekleşecek olan “Bozuk Yüzey” sergisi, 20 Şubat tarihine kadar 8artı1 Galeri’de görülebilir.

 Adres: 8+1 Galeri, Zühtüpaşa Mahallesi Rüştiye Sokak Nida Çıkmazı No:2 Kalamış/Kadıköy

Ozbi, Sertap Erener ile düette buluştu

Ozbi, yayımlayacağı yeni albümünün habercisi ”Savaşçı” isimli yeni şarkısında Türk pop müziğin en başarılı kadın sanatçılarından Sertab Erener ile düet yaptı.

Yayımlanan şarkının sözleri Ozbi’ye, müziği Ozbi ve Enver Muhamedi’ye ait. Projenin prodüktörlüğünü ise Ozbi ve Enver Muhamedi EncOre Pro. ismi altında beraber üstleniyor. Şarkının mastering çalışması Johan Bejerholm imzası taşıyor.

Şarkının klip çalışması için Ozbi ve Sertab Erener kamera karşısına geçti. Yönetmen koltuğunda Ozbi’yi gördüğümüz klip çalışmasınn görüntü yönetmenliğini Berk Abravcı üstlendi.

Ülkemizde üreme çağındaki her 7 kadından 1’inin sorunu!

Kadınlarda görülen en yaygın hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PCOS) dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yüzde 6-10’unda, ülkemizde de her 7 kadından 1’inde gelişmesine rağmen çoğu zaman fark edilmiyor. Bunun nedeni ise sendromun bazı kadınlarda hafif veya tek bir belirtiyle seyretmesi nedeniyle hekime geç başvurulması. Adet düzensizlikleri, tüylenme, kilo alımı, hatta infertilite gibi pek çok belirtiyle kendini gösterebilen bu sendrom, sadece üreme sistemini değil, genel sağlığı da etkileyebiliyor. Öyle ki tanı ve tedavide gecikilirse uzun vadede tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, rahim kanseri ile depresyon gibi oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, aslında erken tanı ve doğru tedaviyle sendromun yönetilebildiğine dikkat çekerek, “Bu sendromun kesin bir tedavisi olmasa da erken tanı konulur, doğru tedavi yaklaşımı benimsenir ve gerekli yaşam tarzı değişiklikleri yapılırsa, belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadeli sağlık risklerini önlemek mümkün. Bu nedenle eğer adet düzensizlikleri, kilo alımı, tüylenme veya hamile kalmakla ilgili sorunlardan birini bile yaşıyorsanız, kadın ve doğum uzmanına danışmaktan çekinmeyin” diyor.

Erkeklik hormonu daha fazla salgılanıyor

Yumurtalıklarda hormonal dengesizliklerin meydana gelmesiyle oluşan Polikistik Over Sendromu yumurtlama düzenini bozabiliyor. “Polikistik” ifadesi, yumurtalıklarda küçük ve içi sıvı dolu keseciklerin (kistlerin) bulunabileceğini belirtse de her hastada bu görüntü oluşmuyor. Asıl sorun hormonların düzensiz çalışması olduğu için östrojen ve progesteron dengesizleşirken, erkeklik hormonu olarak bilinen androjen normalden daha fazla salgılanabiliyor.  Bunun sonucunda hastalarda çeşitli semptomlar gelişmeye başlıyor.

Her kadında farklı belirtiler görülüyor!

Polikistik Over Sendromu her kadında farklı şekillerde ortaya çıkıyor.  Bazı hastalarda sadece adet düzensizlikleri yaşanırken, bazılarında ise kilo artışı, aşırı tüylenme ve cilt problemleri gibi daha belirgin semptomlar görülüyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, sendromun en yaygın görülen belirtilerini, “Seyrek ya da düzensiz adet görmek, tüylenme (özellikle yüz, göğüs ve sırt bölgesinde), cilt problemleri (yağlı cilt, inatçı akneler, cilt koyulaşmaları), saç dökülmesi (erkek tipi saç seyrelmesi), kilo alımı ve insülin direnci (özellikle bel çevresinde belirgin kilo artışı), yumurtlama problemleri (hamile kalmada zorluk)” olarak sıralıyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşıyor olmanın mutlaka polikistik over sendromu olduğunuz anlamına gelmediğini, ancak özellikle adet düzensizliği gibi durumlarla karşılaşıyorsanız bir uzmana danışmanızın son derece önemli olduğunu söylüyor.

Tip 2 diyabetten kalp hastalıklarına…  

Polikistik Over Sendromu sadece üreme sağlığını değil, genel sağlığı da etkileyen bir durum. Sendromun tedavi edilmediğinde yumurtlama bozuklukları nedeniyle infertiliteye yol açabildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, “Ayrıca, insülin direnciyle yakından ilişkili olan sendrom kilo alımını kolaylaştırarak ilerleyen dönemde tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırıyor. Adet düzensizlikleri uzun vadede rahim içi dokusunun (endometrium) aşırı kalınlaşmasına ve bunun sonucunda rahim kanseri riskinin yükselmesine neden olabiliyor. Tüm bunların yanı sıra özellikle aşırı tüylenme ve kilo alımı gibi semptomlar bazı psikolojik sorunlara, örneğin özgüven eksikliğine ve depresyona yol açabiliyor” bilgisini veriyor.

Yaşam tarzı değişikliği çok önemli!

Polikistik Over Sendromu’nun kesin bir tedavisi olmasa da belirtileri kontrol altına almak ve uzun vadede gelişebilecek olan sağlık sorunlarını önlemek mümkün.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol, tedavi planının hastanın yaşına, belirtilerine ve hamilelik beklentisine bağlı olarak değiştiğini vurgulayarak,  “Tedaviye ilk olarak yaşam tarzı değişiklikleriyle başlanıyor. Sağlıklı beslenmek, rafine şeker ile karbonhidratlardan kaçınmak ve düzenli egzersiz yapmak insülin seviyelerini dengelemeye yardımcı oluyor. Özellikle kilo vermek, adet düzenini sağlamak ve yumurtlamayı desteklemek açısından büyük fayda sağlıyor” diyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine de başlandığına işaret eden Doç. Dr. Gülfem Başol,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Doğum kontrol hapları androjen seviyelerini düşürmek ve adet düzenini sağlamak için kullanılıyor. İnsülin direncini düşüren ilaçlar, özellikle kilo verme sürecini desteklemek için tercih ediliyor. Anne olmak isteyen kadınlar için yumurtlamayı destekleyen ilaçlar öneriliyor”

Halis Efe Saral “Toska”

Sanatta 15’inci yılını kutlayan CerModern, çağdaş sanatın güçlü anlatılarından birini genç sanatçı Halis Efe Saral’ın “Toska” sergisiyle izleyicilere sunuyor. Saral, insan ruhunun derin çalkantılarını, yalnızlık ve kimlik arayışlarını, zamanın silinmez izlerini sanatsal bir dilde ifade ediyor.

İzleyiciyi yüzeyin ötesine bakmaya davet eden “Toska”, CerModern’de kapılarını açıyor. Sergide her figür, belirsizlikle şekillenen bir dünyada insanın kendini tanıma, geçmişle hesaplaşma ve geleceğe dair duyduğu kaygılarla yüzleşme sürecini yansıtıyor. Saral’ın eserlerinde figürler, yalnızca biçimsel öğeler değil; aynı zamanda insan varoluşunun derinliklerine uzanan bir keşif yolculuğunun parçaları…

Sergi, 23 Şubat tarihine kadar pazartesi hariç haftanın her günü görülebilecek.