Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

“Omuz omuza halay çekeceğimiz günler yakındır”

“Omuz omuza halay çekeceğimiz günler yakındır”
Halayların Kraliçesi lakaplı Maral, yeni şarkısı Reşe’yi yayınladı. Maral “Sosyal mesafe gereği halay çekemiyoruz. Omuz omuza halay çekeceğimiz günler yakındır” dedi.
Yaptığı halay şarkıları sosyal medyada Nusret ve Reynmen tarafından kullanılan Halayların Kraliçesi lakaplı Maral’ın Reşe isimli yeni albümü Özdemir Müzik etiketiyle yayınlandı. Albüme adını veren Reşe’ye klip çeken Maral’ın klibini 3 günde 500 bin kişi izledi. Toplam 8 şarkının yer aldığı albüm için Maral “Pandemide sosyal mesafe gereği halay çekmiyoruz. İçimde bir his var, bu virüsten kurtulacağız. Omuz omuza halay çekeceğimiz günler yakındır” dedi.

Nissan Ariya, tamamen elektrikli crossover SUV

Nissan Ariya, tamamen elektrikli crossover SUV
Şirketin ilk %100 elektrikli crossover SUV’u olan Ariya, Nissan markası için yeni bir sayfa açarken, şirketin ‘insanların hayatlarını zenginleştirmek’ vizyonunu somut hale getiriyor.
Nissan teknolojilerinin ve tasarımının zirvesini temsil eden %100 elektrikli Nissan Ariya Yokohama’daki dijital bir etkinlikte tanıtıldı. Model, şirket elektrikli araçlar ve SUV’lar dahil olmak üzere yeniden ana güçlü yönlerine odaklandığı için Nissan’ın dönüşümünde önemli bir adımı temsil ediyor.

Yeni Ford Puma Türkiye’de

Yeni Ford Puma Türkiye’de

Ford SUV dünyasının en yeni üyesi, Yeni Ford Puma; dikkat çekici tasarımı, segmentine yeni soluk getiren teknoloji ve hayatı kolaylaştıran özellikleriyle geleceği şimdiden yaşamak isteyenleri heyecanlandırıyor. Şık ve sportif dış tasarıma sahip Puma’nın iç tasarımında ergonomi, inovatif yaklaşım ve konfor dikkat çekiyor. Yeni Puma, inovatif MegaBox çözümü ve yıkanabilir 456 litrelik bagaj hacmi ile sınıfının lideri olarak ödün vermeyen bir yükleme alanı sağlıyor.

Toyota Corolla “Yeni GR Sport”

Toyota Corolla “Yeni GR Sport” 2021’nin Ocak ayında Avrupa’daToyota Corolla’nın “Sedan, Hatchback ve Touring Sports” versiyonlarının başarısının ardından yeni GR SPORT versiyonun da ürün gamına katılmasıyla birlikte lokomotif modelin çekiciliği en üst seviyeye ulaştı. İç ve dış tasarımdaki sportif detayları, jantları, koltuk tasarımlarıyla dikkat çeken Corolla GR SPORT’un ürün gamına katılmasıyla birlikte Toyota’nın tüm karoserlerinde güçlü bir GR SPORT ürün ailesi oluşturuldu.

ŠKODA KAMIQ, 197.600 TL’den başlayan fiyatlarla Türkiye’de

ŠKODA KAMIQ, 197.600 TL’den başlayan fiyatlarla Türkiye’de

ŠKODA, Türkiye’de SUV ürün gamına yeni bir model daha ekledi. Markanın kompakt SUV segmentindeki temsilcisi KAMIQ, ŠKODA showroomlarındaki yerini aldı. Benzinli ve dizel motor seçenekleriyle tercih edilebilen KAMIQ, lansmana özel 197.600 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

 

ŠKODA’nın eşsiz karakteriyle kompakt bir SUV

İsmini Kuzey Kanada ve Grönland’da yaşayan Eskimo’ların, “ikinci bir deri gibi” her duruma kusursuz uyum sağlayan bir şeyi tanımlamak için kullandığı kelimeden alıyor. Markanın diğer SUV modelleri gibi model ismi, K harfi ile başlayarak Q harfi ile bitiyor.

Güçlü bir dış tasarıma sahip olan KAMIQ, yerden yüksek tarzını 16-18 inç arasında değişen jant seçenekleriyle güçlendiriyor. İlk bakışta farklı bir tasarıma sahip olduğunu belli eden KAMIQ, hassas bir biçimde şekillendirilmiş kaputuyla da kendine has bir karakteri olduğunun altını çiziyor. Gündüz farı özelliği olan bölünmüş LED farlara sahip ilk ŠKODA olarak öne çıkan KAMIQ, aynı zamanda önde ve arkada dinamik sinyal lambaları ile tercih edilebiliyor. KAMIQ, arka bölümde de markanın tasarım dilini kendine has şekilde yorumlarken, her yeni ŠKODA’da olduğu gibi bagaj kapağı üzerinde logo yerine markanın harflerini taşıyor.

 

KAMIQ’de yeni kabin konsepti

KAMIQ, markanın yeni kabin konseptini temsil eden ikinci ŠKODA modeli olarak öne çıkıyor. Yüksek oturma pozisyonu ve geniş yaşam alanına sahip SUV, aynı zamanda geliştirilmiş ergonomileri ve görüş açıları sunuyor. Şehir içinde rahatça kullanılabilecek ve manevra yapılabilecek şekilde tasarlanan KAMIQ, sürücü ve yolcularını da rahat ettirecek birçok özellik sunuyor.

Seyahat edenlerin rahat etmesi adına 1,003 mm baş mesafesi, 1,425 mm dirsek mesafesi ve 73 mm diz mesafesi ile segmentinin en iyi ölçülerine sahip. Aynı zamanda 400 litrelik bagaj kapasitesi, arka koltuklar katlandığında 1,395 litreye çıkıyor. Opsiyonel özellik olarak sunulan katlanan ön koltuk ise, 2,447 mm uzunluktaki hacimli eşyaların taşınmasına imkan tanıyarak pratikliği artırıyor. Akıllı saklama gözleri ise, eşyaların konulması adına 26 litre kadar ekstra alan sağlıyor.

KAMIQ’in kabininde kullanılan yumuşak materyaller, yeni koltuk tasarımı ve yeni döşemeler iç mekan atmosferinde memnun edici bir hava yaratıyor. Kişiselleştirilebilir ambiyans aydınlatması, dekoratif kaplamalar, opsiyonel 10.25 inç Sanal Kokpit, Climatronic, elektrikli ayarlanabilir sürücü koltuğu, ısıtmalı ön cam ve direksiyon ile konfor seviyesi daha da ileriye taşınabiliyor.

Araç içinde yüksek teknolojiye “merhaba”

ŠKODA, KAMIQ kullanıcılarına araç içerisinde son teknoloji bilgi-eğlence ve bağlantı sistemlerini sunuyor. Swing, Bolero ve Amundsen sistemleri, 6.5-9.2 inç arasındaki ekranlarla tercih ediliyor. Ayrıca 10 hoparlörlü ŠKODA ses sistemi de, araç içerisindeki müzik keyfini daha ileriye taşıyor.

SmartLink teknolojisi ise, Apple CarPlay, Android Auto veya MirrorLink yoluyla akıllı cihazlarına bağlanmasını sağlıyor. Ayrıca KAMIQ’de Wi-Fi hotspot, önde ve arkada iki USB girişi, önde kablosuz şarj alanı gibi birçok teknolojik özellikle de yer alıyor.

Geniş motor seçenekleri

ŠKODA KAMIQ, lansmandan itibaren 90-150 HP arasında güç üreten 1.0 litre ve 1.5 litre hacimde olmak üzere üç farklı TSI benzinli motor seçenekleri ve 1.6 litre TDI dizel motor seçeneği ile satışa sunuluyor. Bu motor seçenekleri, 5 veya 6 ileri manuel şanzıman ya da 7 ileri DSG çift kavramalı otomatik şanzımanla eşleştirilebiliyor.

Yeni geliştirilen şasiye sahip olan KAMIQ, SCALA modeline göre yerden 39 mm daha yüksek. Bununla birlikte KAMIQ, Spor Şasi Kontrolü ile de tercih edilebilecek. 10 mm daha alçak olan bu spor şasi, Sürüş Modları Seçenekleri’nde Normal ve Spor sürüş modları sunuyor. Böylece kullanıcıları KAMIQ’in daha sportif yanını deneyimleyebiliyorlar.

En yüksek güvenlik standartları

KAMIQ, MQB-A0 platformu ile en yüksek seviyede aktif ve pasif güvenlik özellikleri sunuyor. Sürücü diz hava yastığı ve arkada yan hava yastıkları dahil olmak üzere dokuz hava yastığıyla donatıldı. 4,241 mm uzunluğa, 1,793 mm genişliğe ve tavan raylarıyla birlikte 1,553 mm yüksekliğe sahip olan KAMIQ’in gövdesinin yüzde 80’i yüksek dayanımlı ve sıcak şekillendirilen çelikten üretildi.

LED farları ve LED stop grubunu standart olarak sunan KAROQ, aynı zamanda full LED versiyonda adaptif ön farlar ve dinamik ön-arka sinyallerle de tercih edilebiliyor. KAMIQ’in standart donanımları arasında Şerit Takip Asistanı, Şehir İçi Acil Fren ve Yaya Koruma Özellikli Ön Bölge Asistanı ve Çoklu Çarpışma Freni gibi sistemlere sahip.

Daha fazla “Simply Clever” özellik

KAMIQ de, her bir ŠKODA modeli gibi günlük hayatı kolaylaştırmak adına birçok “Simply Clever”, yani Akılcı Çözümler sunuyor. Otomatik kapı kenarı koruma özelliği SUV aracın şehir içerisinde dar alanlarda dahi kapılarının zarar görmesini engelliyor. Elektrikli bagaj kapağı, elektrikli çeki demiri, bagajda yer alan LED el feneri, cam yıkama haznesindeki entegre huni, yakıt depo kapağının içerisindeki lastik derinlik ölçme özellikli buz kazıyıcı, sürücü kapısı içerisindeki şemsiye gibi Akılcı Çözümler, KAMIQ ile hayatı kolaylaştırıyor ve sürüş keyfini artırıyor.

İstanbul’ da saklı kalmış bir vaha “Atatürk Arboretumu”   

İstanbul’ da saklı kalmış bir vaha “Atatürk Arboretumu”

İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsanız; yeşil ve doğa ile başbaşa kalma ihtiyacı her geçen gün daha fazla hissediliyor. Bireyler kendilerini daha iyi hissetmek adına, adeta “yeşil terapi” diyebileceğimiz doğa içerisinde aktivitelere yöneliyor.

Yazı: Murat Söker

İstanbul’da Atatürk Arboretumu’ da doğaya dönüş ve doğanın vazgeçilmezi olan ağaçları, bitkileri tanımak için çok özel bir park özelliğini taşıyor.   Apartman dairelerinde yetişen kırsalla teması olmayan çocuklarımızın ağaç ve bitki türlerini tanıması ve öğrenmeleri için bir imkan sunuyor.

Özel park dememizin sebebi, bu alan İstanbul Üniv. Orman Fakültesine bağlı bir Ağaç müzesi oluyor.  Dolayısıyla burada ki ağaç ve bitki türlerinin korunması amacıyla bu alanın ziyaretçilerinin uyması gereken özel kuralları var. Bu sebeple Belgrad ormanı ile yan, yana olmasına rağmen sürekli karşılaştığımız Belgrad ormanı aktiviteleri burada uygulanması yasaklanmış. Bu durum, aslında bu parkı gezen kişilerin sadece bu özel alana konsantre şekilde yürüyüşlerle parkın keyfini çıkarmak için güzel bir fırsat sunuyor.

Şehrin içinde gizli, saklı kalmış ağaç parkını bu yazımızda sizlere anlatmak istedik.

 

Arboretum Nedir?

Dünyada örnekleri olan ağaç müzeleri oluyor. Ağaçlar ve ağaç ailesinden olan odun bitkilerin yetiştirilmesi ve korunması adına planlanmış bilimsel çalışmaların yapıldığı özel alanlardır.

Arboretum, diğer adıyla ağaç parkları olarak geçiyorlar.  Kelimenin türediği kökeni ise Latince iki kelimenin birleşiminden geliyor. “Arbor: ağaç” ve “Etum: yakın türlerde bitkilerin yetiştirildiği alan” iki kelimenin birleşiminden bu isim doğmuş. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de oluşturulan bu özel alanda, İ.Ü. Orman fakültesi bünyesinde bilimsel araştırmalar yürütülmektedir. Açılışı çok uzun sürmüş, 33 yılda tamamlanabilmiş.  Bu emeği hak etmiş, iyi ki olmuş dedirten bir güzelliğe sahip.  Bu güzel alanı sizlerde ziyaret ettiğinizde bizimle aynı düşünceyi paylaşacağınızı tahmin ediyoruz.

 Atatürk Arboretumu Tarihi Süreci

1949 yılında, İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi hocalarından, Prof. Hayrettin Kayacık, önerisi ile Arboretumun proje çalışması başlatılmış. Zaman içerisinde ayrılan alan büyütülerek 296 hektara çıkarılmış. Arboretumun içinde yer alan yollar ve planlarla ilgili çalışmalar için; 1959 ve 1961 senelerinde Sorbonne Üniversitesi’nin botanik bahçe denetimcisi Camille Guinet proje yürütücüsü olarak davet edilmiş. Süreç içerisinde yaşanan ekonomik zorluklar sebebiyle; Arboretum 12 Temmuz 1982’ de Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün 100. doğum yıldönümünde, onun adı ile açılışı yapılmış. Arboretum, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi işbirliği içerisinde işletimi sağlanıyor.

Nasıl vakit geçirilir?

Atatürk Arboretumu içerisinde; 1.500’den fazla bitki türü ve sahip olduğu üç yapay gölü ile eşsiz bir doğal güzelliğe sahiptir.

Belgrad ormanlarının güneydoğusunda 296 hektar alan üzerine kurulmuştur.  Ziyaret sırasında bin adet bitki çeşidini bir arada görme imkanı bulunuyor. Burada yer alan bitkilerin mevsimlere göre büründüğü renkler kartpostallarda görebileceğimiz görsellikleri bize sunmaktadır.             Türkiye’nin ilk fidanlıkları olan; 1818’de yapılan Kirazlıbent ve 1916’da Neşet Hoca tarafından yapılan fidanlıkları park içerisinde yer almaktadır.          Atatürk Arboretumu’nda üç tane oluşturulmuş yapay göl bulunmaktadır. Park, dünyanın farklı coğrafyalarında yetişen bitkilere burada ev sahipliği yapmaktadır. Tüm bu özel bitkileri tanımak, öğrenmek isteyenler için; bitkilerin ön kısımlarında bilgilendirme tabelaları bulunmaktadır.

Bu özel park, bir ağaç müzesi olmasından ötürü; alanı koruma amaçlı sınırlandırma uygulamaları var.  Bu alanda bisiklete binilemiyor veya piknik alanlarında olduğu gibi hareket edilemiyor. Keyifli bir yürüyüş parkuru olarak düşünebilirsiniz, park içerinde ortalama 1 saatlik yürüyüş sırasında müzeyi oluşturan bitki türlerini tanıyabilirsiniz.

Burayı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, tekrar belirtmekte fayda var. Kahvaltı ve yemek keyfinizi Bahçeköy, Çayırbaşı civarında bulunan mekanlar da karşılamanız gerekiyor. Ziyaret sırasında beraber yaşadığınız hayvan dostlarınızı da yanınızda buraya getirmeye izin verilmiyor. Bu özel alan bize çok özel ağaç türlerini tanımayı ve bol oksijenli bir yürüyüş parkurunu vaat ediyor.

 

Ne zaman gidilir?

Arboretum, mevsime göre ayrı bir görselliği ve ortamı bizlere sunuyor. Karlarla kaplı bitki ve ağaçları görmek veya sonbaharda yapraklar dökümü sırasında oluşan renk değişimlerine şahit olmayı sunuyor. Yaz günü sıcağında ağaçların yarattığı gölgelerde yürüyüş yapmakta ayrı bir keyif olarak öne çıkıyor.

Alan oldukça büyük olmasına rağmen, havaların iyi olduğu zamanlarda tatil günleri ve hafta sonları yoğun zamanlarını yaşıyor. Hem şehrin içinde hemde saklı kalmış bir doğa harikası olarak doğaseverler için farklı bir etkinlik olanı oluyor. Atatürk Arboretumu giriş ücreti, ulaşım, nelere dikkat edilmeli sorularının cevaplarını sizler için öğrendik.

Arboretumui Sarıyer ilçesi, Bahçeköy semtinde Belgrad Ormanı’nın da yakınında yer almaktadır.

Özel veya profesyonel nitelikte video, fotoğraf çekimleri ücrete tabii oluyor.  Nişan, düğün v.b. çekimler için gitmeden arayarak bilgi almanızı öneririz.  İçeriye girişte, motorların, bisikletlerin ve evcil hayvanların içeri alınmıyor.  Yanınızda Tripodla girmek de yasaklar içerisinde yer alıyor. Haftaiçi ve haftasonu saat: 9.00 ile 17.00 arası hizmet veriyor. Pazartesi günleri kapalıdır. Otoparkı mevcuttur. Yanınızda sadece su götürmenizi tavsiye ederiz. İçeri girerken su dışında yiyecek-içecek kabul edilmiyor. İçeride ise büfe v.b. herhangi bir yer bulunmuyor.

Atatürk Arboretumu’nun ücretleri haftaiçi veya haftasonu oluşuna göre değişiyor.
Hafta içi: 7,5 TL, öğrencilere ise 2,5 TL
Haftasonu: 20 TL, öğrencilere 7,5 TL

Öğrenci indiriminden yararlanmanız için öğrenci kimliğinizin yanınızda olması gereklidir.

Ayrıca web sitelerinden e-bilet alarak ziyaret edebiliyorsunuz. https://ataturkarboretumu.ogm.gov.tr/

Toplu taşıma ulaşımı :

Atatürk Arboretumu’na giderken metrobüsü de metroyu da kullanabilirsiniz. Her iki seçeneği kullandıktan sonra otobüs ile aktarma yapmanız gerekecektir. İETT  otobüs hatları bilgileri:

Taksim’ den kalkış yapan: 42T Taksim-Bahçeköy,

Metrobüs aktarma hattı; Zincirlikuyu Metrobüs Durağı-Bahçeköy,

Sarıyer’ den kalkış yapan; 153 Sarıyer-Bahçeköy,

Metro aktarması ile ulaşmak isteyenler için; 42HM Hacı Osman Metro-Bahçeköy

Boğaziçi Üni. kalkış yapan; 59RK Rumeli Hisarüstü – Arıköy

 

 

 

 

 

Türkiye’nin En Temiz 20 Plajı

Türkiye’nin En Temiz 20 Plajı

 Normalleşme süreci ile yavaş yavaş tatil planları yapmaya başladık. Ancak pandeminin devam ettiğini bilerek tatil tercihlerimizi şekillendirmemiz gerektiği de bir gerçek. Yaz tatili için oldukça geniş bir yelpazede seçenek sunan Türkiye’de adını dünyaya duyuracak kadar temiz ve güzel olan plajlar var.

1—–Kaputaş Plajı, Antalya

Türkiye’nin en güzel plajı olarak dünya basınında adını duyurmuş Kaputaş Plajı’na ulaşmak biraz zor ama aslında plajı bu kadar güzel yapan da zor ulaşılıyor olması diyebiliriz. Kalabalıklardan uzak oluşu plajın tertemiz kalmasını sağlıyor. Turkuaz rengin en güzel halini sunan Kaputaş Plajı, size muhteşem bir tatil vadediyor.

2—–Patara Plajı, Antalya

2020 yılının turizm teması olarak belirlenen Patara, plajıyla da ilgi odağı. Patara Antik Kenti’nin yanında 12 kilometre boyunca uzanan Patara Plajı, İngiliz seyahat yazarları tarafından Avrupa’nın en temiz plajı seçildi. Göz alabildiğine turkuaz bir manzara sunan ve oldukça sığ bir denize sahip olan Patara Plajı’ndan yüzmeniz için çok sebep var.

3—-Çıralı Plajı, Antalya

Çıralı Plajı, ormanın içine kurulmuş bir cennet gibi adeta. Çıralı, doğal ve tarihi güzelliklerinin korunması için sit alanı ilan edilen bir destinasyon. Bu sayede de doğallığını kaybetmiyor ve plaj da hep temiz kalıyor. The Guardian tarafından Antalya’nın Patara Plajı’ndan sonra en temiz plajı olarak gösterilen ve sadece bir uçak bileti uzaklıkta olan bu plajda kim yüzmek istemez ki?

 

4—-Kalkan Halk Plajı, Antalya

Kalkan’ın merkezinde bulunan Kalkan Halk Plajı’nın kumsalı küçük çakıl taşlarından oluşuyor. Ayrıca suyun altı da çakıllarla kaplı olduğu için dalgalardan sonra deniz bulanmıyor. Temiz ve berrak görüntüsünü korumaya devam ediyor. Dağlardan gelen kaynak suları nedeniyle soğuk bir denize sahip olan plaj, kristal berraklığıyla misafirlerini kendine hayran bırakıyor.

 

5—–Kleopatra Plajı, Alanya

Alanya’nın simge yapısı olan Alanya Kalesi’nin eteklerinde bulunan Kleopatra Plajı, etrafı kayalarla kapatılmış bir havuza benziyor. Söylentilere göre, Romalı bir general Alanya ve çevresini Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya hediye etmiş. Kleopatra da sık sık banyo yapmak için bu plajda denize girermiş. Bu nedenle adı Kleopatra Plajı olarak anılır olmuş. Mavi Bayrak ödülüne sahip olan bu plajın suyu o kadar berrak ki yüzerken suyun altını net bir şekilde görebilirsiniz.

 

6—-İztuzu Plajı, Ortaca

Tatlı ve tuzlu suyun iki tarafını çevrelediği İztuzu Plajı, bu özelliğiyle dünyada en nadir bulunan plajlar arasında yer alıyor. 4.5 kilometre uzunluğundaki plajın bir diğer önemli özelliği de Caretta Caretta’ların yumurtalarına ev sahipliği yapması. 20.00 ile 08.00 saatleri arasında halkın kullanıma kapalı olan plajda kaplumbağaların rahatının bozulmaması için tüm önlemler alınıyor. Bu nedenle İztuzu Plajı, ülkemizin en temiz plajlarından biri. Hatta temizliği ve güzelliğiyle dünya çapında da ilgi görüyor.

 7—–Kelebekler Vadisi, Fethiye

Kelebekler Vadisi 350 metrelik kayalıklarla çevrili doğanın ortasına kurulmuş bir cennet. Vadiye kara yoluyla ulaşmak mümkün olmasa da Fethiye’den kalkan teknelerle ulaşım sağlayabilirsiniz. Kelebekler Vadisi’ne adımınızı atar atmaz masmavi ve berrak denizin görüntüsüne hayran kalacaksınız.

8—–Ölüdeniz, Fethiye

Ülkemizin plajları arasında dünya çapında en meşhur olanı Ölüdeniz Plajı. 2006 yılında bir Alman gazetesi tarafından yapılan oylamada yüksek bir oy oranıyla dünyanın en güzel plajı olarak seçilmiş. Çevresi kapalı bir göle benzeyen Ölüdeniz’in suyu çok sakin ve sığ olsa da su seviyesi sürekli olarak yükselip alçalıyor. Bu nedenle de deniz berrak ve tertemiz kalıyor. Mavi Bayrak ödüllerini de hakkıyla alıyor. Fethiye tatilinizde mutlaka bu manzaraya nazır bir otelde rezervasyon yapmalısınız.

9—–Kleopatra Plajı, Sedir Adası

Gökova Körfezi’nde bulunan Sedir Adası, adından da anlaşılacağı üzere efsanelere konu olan bir plaja sahip. Söylenenlere göre; Antonius, Mısır Kraliçesi Kleopatra için Mısır’dan gemilerle bu plaja özel kumlar getirtmiş. Plaj gerçekten de efsanelere konu olmayı hak edecek güzellikte bir denize ve kumsala sahip. Plajın altın sarısı kumları Türkiye’de başka hiçbir yerde yok. Bu kadar özel olduğu için de plaja terlikle girmek, kumların olduğu noktalarda güneşlenmek ve yanında götürmek için kum almak yasak. “Türkiye’de ölmeden önce gitmem gereken yerler” gibi bir listeniz varsa bu plajı mutlaka eklemelisiniz.

10—–İncekum Plajı, Marmaris

Kleopatra Plajı’nın tam karşısında bulunan İncekum Plajı, tropik bir adaya gitmişsiniz gibi bir hisse kapılmanıza yol açıyor. Bölge sit alanı olarak ilan edildiği için doğallığı hiç bozulmamış plaja traktörlerle ulaşabilirsiniz. İncecik ve yumuşacık kumlarda yürüyüp sığ ve berrak denizin keyfini çıkarmak paha biçilemez bir his.

 

11—–Ortakent Kargı Plajı, Bodrum

Kargı Plajı diğer adıyla Camel Beach, kumsalıyla konuklarını hayran bırakıyor. Plajın kumları arasında dünyada eşi benzeri az olan zambaklar beliriveriyor. Bodrum’a gittiğinizde aracınızla Kargı’ya ulaşabilir ya da ilçe merkezinden kalkan tekneleri kullanabilirsiniz.

 

12—–Sarımsaklı Plajı, Ayvalık

Ayvalık denilince hepimizin aklına hemen Sarımsaklı Plajı geliyor. 7 kilometrelik kumluk plajda gün doğumundan gün batımına kadar vakit geçirebilir, kendinizi serin sulara bırakabilirsiniz. Kumundaki radyasyon etkileşimleriyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyanın en iyi kumları arasında yer alan Sarımsaklı Plajı, Kurban Bayramı tatili için oldukça ideal bir seçenek. Hala Kurban Bayramı planınız yoksa Ayvalık otobüs bileti almak için hiç de geç değil.

 

13—–Kadırga Koyu Plajı, Assos

Assos’un en güzel koyu olan Kadırga Koyu’na arabayla ya da otobüsle ulaşım oldukça kolay… Yemyeşil doğanın içerisinde masmavi bir denizle sizi buluşturan koy, uzun ve taşlık bir plajıyla öne çıkıyor. Sonbaharın ilk günlerinde sizi çarşaf gibi bir deniz karşılıyor.

 

14—-Akvaryum Koyu, Bozcaada

Akvaryum Koyu’nda yüzerken denizin dibini net bir şekilde görebilirsiniz ve bir akvaryumda yüzüyormuş gibi hissedebilirsiniz. Kristal berraklığa sahip koyun çevresi oldukça bakir. Bu sayede doğal güzellikleri korunmuş ama ihtiyaç duyabileceğiniz şeyleri bulabileceğiniz tesisler yok. Bu yüzden gitmeden önce ihtiyaçlarınızı yanınıza aldığından emin olun.

 

15—-Ayazma Plajı, Bozcaada

Ayazma Plajı, Bozcaada’nın en sevilen noktalarından biri ama suyu biraz soğuk. İncecik altın rengi kumlarla kaplı oldukça geniş bir plaja sahip olan Ayazma’ya minibüs ile gidebilirsiniz.

 

16—-Akbük Koyu, Gökova

Hepimiz sessiz, sakin ve tertemiz bir plajda denize girmeyi bu sene fazlasıyla hak ettik. İşte bu hayale kavuşacağınız bir koy; Akbük Koyu. Gökova Körfezi’nin en eşsiz yerlerinden biri olan Akbük Koyu’nda suların kollarına kendinizi bırakabilirsiniz.

17——Ovabükü Koyu, Datça

Datça’nın en güzel koyların biri olarak Ovabükü Koyu’na Datça’nın zorlu ve engebeli yolarından geçerek ulaşılabiliyor. Çevresindeki diğer koylara göre daha geniş olan Ovabükü, bu genişliği nedeniyle çok daha temiz ve berrak.

18——Kız Kalesi Halk Plajı, Mersin

Bu tatilinizi Mersin’de geçirmek istiyorsanız Kız Kalesi’nin karşısına konumlanmış bir plaj olan Kız Kalesi Halk Plajı sizin içi oldukça ideal.  Sığ olan deniz o kadar mavi ve o kadar berrak ki insanın yüzdükçe yüzesi geliyor. Ayrıca bu plajda bulunan işletmelerden deniz bisikleti kiralayarak Kız Kalesi’ni görmeye de gidebilirsiniz.

 19—Kum Denizi Halk Plajı, Urla

Kum Denizi Halk Plajı, Urla’nın Mavi Bayrak ödülü almış tek plajı. Bu sebeple de Urla’da yaşayanlar ve çevre ilçelerden Urla’ya gelen günübirlikçiler tarafından çok seviliyor. Belediye tarafından işletilen plajda su oyunları parkı, yürüyüş ve bisiklet alanları gibi aktivite alanları da bulunuyor.

20—–İnkumu Plajı, Bartın

Batı Karadeniz’in en temiz plajlarından biri olan İnkumu Plajı, incecik kumlarla kaplı. Karadeniz olmasına rağmen dalgasız ve sakin bir denizi sahip olan plaj Karadeniz gezinizde tercih edebileceğiniz bir destinasyon.

 

Sonbahar-Kış moda haftalarından sizler için derlediklerim

Sonbahar-Kış moda haftalarından sizler için derlediklerim

Yıl ilerledikçe en sıcak stiller de ilerliyor. Tasarımcı showroomlarından ve pistlerden sokak stili modasına kadar, bu yıl denemek için bol miktarda taze görünüm oldu. Her yerde bulunan nötr renk kombinasyonlarından sayısız parlak tonlara kadar herkes için bir şey var. Gittiğiniz her yerde AW / 20 moda haftalarında bu en iyi trendlerden bazılarını görmeye hazırlanın.

Parlak Pop Renk Takım Elbise
Parlak bir takım elbise ile arkadaşlarınızla içki içmek için ofisten bir açıklama yapın. Bu renk patlamaları herkesin gününü aydınlatır ve gardırobunuzu anında yükseltir. Geleneksel tonlara gitmek yerine, elinizi mavi veya kırmızı gibi yüksek bir şeyde deneyin. Cilt tonunuza en uygun tonu bulun ve bütünüyle sallayın. Cesur bir debriyaj çantası ve bir çift korkak topuk gibi aksesuarlar ekleyin. Kalabalığın arasından sıyrılmanızı sağlayan çok yönlü bir seçenek.

Kahverengi PU Deri Mont
Kahverengi bir PU ceket sallarken dondurucu havanın hüküm sürmesine izin verin. Bu suni deri dış giyim, soğuk aylar için klasik ve abartılı bir seçenektir, ancak bu sezon trend olmaya devam etmektedir. Bir çift ince pantolon veya mini etek ile şekillendirin. Hatta belinizi bağlayabilir ve bir elbise yaratabilirsiniz. Bu öğeyle giymek için mükemmel tonlar siyah, gri veya mavi içerir. Bu çarpıcı seçeneği her zaman giymeye hazır olun.

Her Yerde Doğal Tonlar
Son birkaç sezondur en uzun ömürlü trendlerden biri ve yakında hiçbir yere gitmiyor. Bu tek renkli ve nötr kıyafetlerin çoğaltılması kolaydır ve herkes için harika görünür. Balıkçı yaka kumlu renkli bir takımdan kazan takımına veya deri eteğe kadar seçim yapın. Bu nötr tonun değişen tonlarını denemekten korkmayın – kum, deve ve hatta tutkunu deneyin. Fırsatlar sonsuzdur ve kimsenin dolabı için zamansız bir seçenektir.

Geniş Bacak Pantolon Çizme Sıkışmış
Yeni stilleri karıştırmak ve eşleştirmek, yeni bir şey keşfetmek için harika bir yoldur ve bu son trend budur. Düz bacaklı pantolonlarınızı botlara sokmak klasik kıyafete korkak bir dönüş yapar ve topluluğunuza ince bir punk bükümü ekler. İster kovboy tasarımlarına karşı savaşı tercih edin, kişiliğinize uygun mükemmel uyumu bulabilirsiniz.

mavi doğal tonları ile tarz
Sezonun en önemli renk kombinasyonlarından biri olan mavi bükümlü nötr tonlar popüler bir seçimdir. Son birkaç ayın en sıcak tonlarını birleştirir ve üzerine büyülü bir dönüş verir. Parlak mavi bir çantaya sahip şık kahverengi bir takım elbise arasından seçim yapın veya renkli gölgede tek renkli bir topluluğu sallayın ve bir çift klasik deri pompa ekleyin. Herkes için çarpıcı bir seçenektir ve çok yönlüdür, yüzlerce farklı parçayı deneyebilirsiniz.

Sarı Maksi Palto
Bu güneşli maksislerden birinde en soğuk günleri bile aydınlatın. Sarı cesur ve canlı bir gölgedir ve birkaç kafayı çevireceğinizden emin olabilirsiniz. Tonu değişen tonlarla düzleştirin veya beyaz bir balıkçı yaka ve kahverengi botlarla sallayın. Bir siperden bir puf ceketine kadar, bu kolay parçayı sizin için çalışmanın birçok yolu var!

krem rengi sarkma çizme
Bu korkak botlarla sarkık tutun. Dizin hemen altında oturan ve her adımda buruşuk olan bu ayakkabı, soğuk aylarda harika görúnüyor. Sıcak bir krem tonunu tercih ederseniz veya beyazımsı olursanız, her kıyafetin önünü yükseltebilirsiniz. Soluk tonu beyaz bir tişört veya bir ceketin altında düğmeli olarak iltifat edin – siyah bir elbise ve büyük bir blazer ile öne çıkarın.

Kaplan Baskıları
Her mevsim, covet için yeni bir hayvan baskısı var – bu sezon kaplan deseni için deliriyoruz. Bu korkak ve taze baskı, denize girmeden tek renkli bir kıyafeti canlandırmanın harika bir yoludur. Siyah ve sıcak kahverengi kombinasyonu düşme sıcaklığına mükemmel şekilde uyacaktır. Karışıma bir çift mavi kot ekleyin ve desenli aksesuarlar veya ayakkabılarla oynamaktan korkmayın. Bu trendle biraz eğlenin; görünümünüzü yenilemenin kolay bir yoludur.

Pop Renk Yumuşak El Çantaları
Bottega Veneta’dan Miu Miu’ya, bu yumuşak manşonları kucaklayan birçok tasarımcı var. Dalgalı deri, soğuk aylar için mükemmel bir seçenektir ve onu giymek için birçok eğlenceli yol vardır. Topluluğunuzun geri kalanı arasında parlak bir renk popu tercih edin – mavi veya beyaz ile bordo arasında sarı, kahverengiler ve nötrler arasında turuncu deneyin. Maksimum etki için bu aksesuarı kolunuzun altında tutun – herkes için rahat ve şık bir seçim.

Zincir Kolyeler (Halka Küpeler ile Giyilen)
Aksesuarlandırma söz konusu olduğunda, bazen daha fazlası daha fazladır. Bu sezon neden çarpıcı halkalarla şık bir zincir kolye eklemiyorsun? Bu klasik mücevher seçenekleri tasarımda zamansızdır ve her türlü kıyafetle çalışır. Geleneksel bir his için altın veya gümüşü mi tercih edersiniz, yoksa bir açıklama parçasıyla kıyafetinize biraz renk mi enjekte edersiniz? Nereye gidiyor olursanız olun bu komboyu her gün sallamak isteyeceksiniz.

Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyonu

Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyonu

Türkiye, yaz tatili için oldukça geniş bir yelpazede seçenekler sunuyor.  Ünü Türkiye’yi aşarak dünyanın pek çok yerindeki turistin gözde lokasyonları arasına giren beldelerimiz var. Ancak, bu yıl, tatilciler içinde bulunduğumuz gündem nedeniyle kalabalıktan uzakta tatil yapmayı tercih ediyor. Pandemi sonrası tatil rotasını doğaya çevirmek isteyenler için Türkiye’nin gizli kalmış 8 destinasyon.

 

Birgi Köyü, İzmir

Birgi Köyü, herkesin hayallerini kurup bir gün yaşamak istediği Ege Köyü tanımıyla birebir örtüşen yerlerden birisi… Yeşile boğan çınar ve ceviz ağaçları, ahşap pencereli taş evleri ve sakin sokaklarıyla tüm misafirlerini büyülüyor. Tarih boyunca Frigler, Persler, Bizanslılar, Romalılar ve Osmanlılar’a ev sahipliği yapmış olan bu kadim köy, UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne de alınmış. Sakin bir tatil geçirmek isteyenler için ideal bir lokasyon. Köyün tarihi atmosferini yakalamak için taş evlere kurulmuş butik otellerde konaklayabilirsiniz.

 

Küçük Kargı Koyu, Muğla

Adeta doğal bir akvaryuma benzeyen Küçük Kargı Koyu, dalış meraklılarını kendine çağırıyor. Sadece su altı güzellikleri değil serin bir rüzgara ve hoş bir kokuya sebep olan sığla ağaçları da burayı unutulmaz kılan farklı özelliklerden bir kaçı. Kalabalıktan uzakta, huzur dolu bir tatil isteyenler için oldukça ideal.

 

Palamutbükü, Datça

Türkiye’nin doğayla en iç içe köşelerinden biri olan Datça Yarımadası, her bir koyuyla ayrı ayrı görenleri kendine aşık ediyor. Zeytin ve badem ağaçlarıyla süslenmiş cennetten bir köşe olan Palamutbükü, masmavi denizi ve dalış noktalarıyla huzurlu bir adres noktası olarak tatilcileri çağırıyor. Palamutbükü’ne en yakın havalimanı 90 kilometre uzaklıkta olan Bodrum Milas Havalimanı. Bodrum Marina’dan kalkan Datça feribotlarıyla ilçe merkezine gelerek Palamutbükü’ne giden araçlara binebilirsiniz.

 

Kekova, Antalya

Kekova, Demre ve Kaş arasında bulunan Kaleköy, Üçağız ve Kekova’yı kapsayacak bir bölgenin adı. Kekova’nın en önemli özelliği ise antik çağlardan bugünlere kadar kalan arkeolojik eserlerin su seviyesinin yükselmesiyle birlikte su altında kalması… Bu Batık Şehir aslında burayı eşsiz kılıyor. Dalış severlerin hayalleri arasında burada dalış yapmak mutlaka var. Dalışla ilgilenmeyenler bile bu Batık Şehir’den büyülenecek! Kekova’ya ulaşmak için en kolay seçenek Kaş Otogarı’na direkt sefer yapan otobüslere binmek. Kaş Otogarı’ndan Kekova’ya ulaşmak için ise taksi kullanabilirsiniz.

 

Bördübet Koyu, Marmaris

Bördübet Koyu’nda ormanın ev sahipliği yaptığı kuş türlerinin sesleri arasında doğanın kalbinde olmanın huzuru insanın iliklerine kadar işleyebiliyor. Bördübet’te Kız Kumu Plajı ve Bayır Köyü de gizli kalmış doğa harikası manzaralarıyla kendine hayran bırakıyor.

 

Gideros Koyu, Kastamonu

Doğal güzellikleriyle ün salmış Karadeniz’e her gidildiğinde bambaşka bir yer keşfedilebilir, bambaşka bir macera yaşanabilir. Kastamonu’nun Cide ilçesinde bulunan Gideros Koyu da keşfedilmemiş noktalardan biri. Kestane, kayın, meşe, çam ve şimşir ağaçlarının ortasında yer alan Gideros Koyu, Karadeniz’in dalgalı sularının aksine sakin bir denize sahip. Bu koyda yüzmenin tadını çıkardıktan sonra yeni tutulmuş taptaze balıkların tadına bakmak da mümkün. Farklı çeşitte balıkların yanı sıra Kastamonu’nun yöresel lezzetleri de denenmesi gerekenler arasında.

 

Akgöl, Sinop

Karadeniz’in en güzel şehirleri arasında ilk sıralarda yer alan Sinop, Akgöl’e de ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 3 dönümlük bir alanı kaplayan Akgöl, ağaçlarıyla da meşhur. Günübirlik piknikler ya da doğayla iç içe bir kamp tatili için harika bir nokta.

 

Çilingoz Tabiat Parkı, İstanbul

İstanbul’da yaşayanlar ve bu yaz çok uzaklara gitme fırsatı olmayanlar için Çatalca ilçesinde bulunan Çilingoz Tabiat Parkı ideal. İstanbul’dan çok uzaklaşmadan kalabalıklardan ve şehrin stresinden uzaklaşılabilecek bir destinasyon. İster günübirlik ziyaret edilebilir ister çadır ile hafta sonu kamp gezisi düzenlenebilir.

 

 

Dayanışma ekonomisine dikkat 

Dayanışma ekonomisine dikkat 

Brand City-Vural Çakır

Google istatistiklerine göre Türkiye’de en çok referans verilen ikinci akademisyen olan Prof. Fuat Keyman’ın Berrin Koyucu-Lorosdağı ile birlikte anlattığı  “ Sekiz Kentin Hikayesi”  Türkiye’de yeni yerellik ve Yeni Orta Sınıflar alt başlığı ile yayınlandı.

Salgın dönemi karşımıza yine çelişkili bir dinamik çıkardı. Merkez hemen bütün süreci kontrol etmek istedi, ama muhtarlardan başlayarak yerel yöneticiler mahalleliyi, sorunları ve çözümleri yakından tanıyorlar.

Yazarlar bu iki birimin siyasi stratejilerini geriye atarak işbirliği yapmasının salgın dahil her türlü meselenin çözümü için öncelikle gerekli olduğunu belirtiyor. Nüfusun yüzde 70’i kentlerde yaşıyor ve yerinden yönetme ihtiyacı artıyor.

İngev yerel yönetimlere özellikle önem veren bir vakıf. İnsani Gelişme Hedeflerini yerelleştirmek için yürüttüğümüz çalışmalara bu yıl Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın büyükşehirler için ölçülmesi de eklenecek. Vatandaşla gündelik teması çok fazla olan yerel yönetimlerin insani gelişmeyi bir yönetme ilkesi olarak benimsemesi gerektiğine inanıyoruz.

Yerel yönetimlerle vatandaş ilişkisinin güçlenmesi teoride çok konuşulan ama uygulamada pek de kolay olmayan bir konudur. Belediye vatandaşlarla, sivil toplum örgütleri ile ve muhtarlarla sürekliliği olan organik bir ilişki sistemi kurabilir.  İngev, İstanbul Politikalar Merkezi(İPM) ve Oxford Üniversitesi katılımı ile hazırlanan “Belediyelerde dijital yönetişim fırsatları” raporu bunun nasıl mümkün olacağını özetlemişti.

Dijital devrim eskiden zor gibi gözüken pek çok yönetişim biçimini mümkün kıldı.  Belediyelerimiz henüz bu aşamaya geçebilmiş değiller. Çoğunlukla web adresinden talep almak veya sonucu hiçbir yere bağlanamayacak anketler yayınlamak gibi bir seviyede takılmış durumdalar. Kent aktörleri ile organik bütünleşmenin uzağındalar. Oysa dijital yönetişim yerel yönetim performanslarını artırabilmek için büyük fırsatlar sunuyor.

Salgın döneminin yerel yönetimleri de kapsayarak ortaya çıkarttığı bir başka önemli konu da dayanışma ekonomisi bağlamında kooperatifçilik oldu. Birçok büyükşehir belediyesi bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor.

Kooperatifçilik hemen her ailenin hayatında kötü bir iz bıraktığı için belki ismi yeni nesil kooperatifçilik, dayanışma kooperatifçiliği gibi tanımlarla tazelemeliyiz Sadece bir isim değişikliği değil, bir bakış açısını da yansıtacak şekilde.

Küresel kapitalizm ve onu besleyen “markaizm” pandemi öncesinin temel hayat felsefesiydi. Pandemi iyi yaşam kavramını markalara ve ölçüsüz tüketmeye bağlayan bu büyük ideolojide kolay onarılamayacak bazı delikler açtı.  Gelişmekte olan yeni koperatifçilik açılan deliklerden daha belirgin şekilde kendini göstermeye başladı. Marka ve tüketimden başka bir iyi hayat önerisi sunarak…

Kooperatifçiliğin temel ilkesi dayanışmadır. Bireyler ortak bir ekonomik faaliyet için demokratik bir yönetim içinde ekonomik faydayı paylaşmak için bir araya gelirler. Üreticilerin ve kullanıcıların bağımsız hareket edebilmesini sağlarlar. Tedarik zincirlerinin sadeleşmesine hizmet ederler. Son kullanıcı daha uygun fiyatlarla ve daha güvenilir ürünlere ve hizmetlere erişebilir. Sürdürülebilir kalkınmaya, insani gelişmeye, ekolojik dengelere çok daha özen gösterirler.

Yeni Nesil kooperatifler aslında dayanışma ekonomisi olarak adlandırılan alternatif bir ekonomik hayatın ana unsurudur.  Dayanışma ekonomisi işbirliği eşitlik, katılımcılık sürdürülebilirlik ve çoğulculuk ilkelerine dayanır.

Yeni kooperatiflerin bütün ekonomik aktivite alanlarında uygulama modelleri bulunur. Finans sağlayan kredi kuruluşları, üretim ve tüketim alanında organize olanlar, bu ikisini birleştirmeye çalışanlar, lojistik hizmet ağlayanlar, Mert Fırat’ın çabasıyla Türkiye’de bir örneğini gördüğümüz tiyatro kooperatifleri gibi her alanda çalışabilirler.

Son yıllarda birçok alanda Türkiye’de bu kooperatif örnekleri görmeye başladık, hızla ve yeni deneyimlerle gelişiyorlar. Genç, dinamik girişimci ve yaratıcı topluluklar oluşturuyorlar. Ancak, henüz temel bir ekonomik seçenekten çok marjinal girişimler gibi algılanıyorlar. Önlerinde, geçmişin bıraktığı imajdan mevzuata ve fazlasıyla siyasileşmiş yaklaşımlara kadar pek çok mesele var.

İngev İPM işbirliği ile yürütülen “Act Human Sosyal kapsama İnsiyaitifi”nin üçüncü konusu işte bu temel meseleri ele alıyor; “Dayanışma ekonomisi perspektifinde kooperatifçiliği güçlendirmek”

Yerel yönetimler dayanışma ekonomisi ve kooperatifler için büyük kolaylaştırıcılar olabilir. Merkez iktidarlar gibi belediyeler de kooperatifleri siyasi egemenlik alanları dışında bir üçüncü alan olarak düşünebilmelidir