Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Fettah Can’dan “Ne Güzel”

Besteleri ve yorumuyla Türk pop müziğinin yıldız ismi Fettah Can, Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan yeni şarkısı ‘Ne Güzel’ ile müzikseverlerle buluştu. Şarkının adından yola çıkarak sorulan “Bu dönemde hayatta ‘Ne güzel’ dediğiniz şeyler nedir?” sorusuna Can, “Ailem, çalışmak ve yazdığım şarkılara herkesin bağıra bağıra eşlik etmesi en büyük motivasyonum.” yanıtını verdi. Söz ve müziğini Fettah Can ve eşi Cansu Kurtcu’nun birlikte hazırladığı şarkının düzenlemesi yine Fettah Can’a ait.  Projenin klibini yöneten ve fotoğraflarını çeken isim ise Safa Gülsoy oldu. Klip çekimleri İstanbul’da gerçekleştirildi. ‘Ne Güzel’, 22 Ağustos Cuma gününden itibaren klibiyle birlikte tüm dijital platformlarda yayında!

Cemre Esel yeni tekli “Deli Sanıyorlar Beni”

Alternatif pop müziğin yetenekli isimlerinden Cemre Esel, söz ve müziği kendisine ait olan yeni şarkısı “Deli Sanıyorlar Beni” ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor. Kırılganlık ve güç arasındaki ince çizgide yürüyen bir kadının hikayesini anlatan şarkı, etkileyici melodisi ve güçlü sözleriyle dikkat çekiyor. Şarkının düzenlemesi, mix ve mastering’i ise Burak Bedirli imzası taşıyor. Şarkının dünyasındaki duyguları samimi bir dille aktaran Cemre Esel, “Deli Sanıyorlar Beni” ile dinleyiciyi derinlere sürükleyen bir atmosfer yaratıyor. Melodik yapısıyla duyguyu daha da yoğunlaştıran şarkı, yazın son günlerine eşlik etmeye aday. Cemre Esel’in yeni şarkısı “Deli Sanıyorlar Beni” ve klibi, 22 Ağustos’tan itibaren tüm dijital platformlarda yayında!

Nissan, pil üreticisi Licap Technologies ile iş birliği

Nissan Motor Co., Ltd. tüm katı hal bataryaların (ASSB) katot elektrotlarının üretim süreci teknolojisinin geliştirilmesi için ABD merkezli LiCAP Technologies, Inc. ile ortaklık kurduğunu duyurdu.

Geleneksel solvent işlemli elektrotlara kıyasla, kuru işlem elektrotları kurutma ve solvent geri kazanımı ihtiyacını ortadan kaldırarak üretim maliyetlerini ve çevresel etkiyi önemli ölçüde azaltıyor. Ancak, gelecekteki seri üretim düşünüldüğünde, yüksek üretim verimliliğinin sağlanması kuru işlem elektrotları için önemli bir zorluk olmaya devam ediyor.

LiCAP’ın tescilli Aktif Kuru Elektrot® teknolojisi, geleneksel yöntemlere kıyasla üretim verimliliği ve performansı açısından önemli avantajlar sunuyor. LiCAP ile yapılan ortaklık, kuru elektrot üretim süreci teknolojisinin geliştirilmesini hızlandıracak ve yüksek performanslı ve maliyet verimli ASSB’lerle donatılmış yeni nesil elektrikli araçların hayata geçirilmesine yönelik önemli bir adım olacak.

Nissan, tümü katı hal batarya pilot hattını Ocak 2025’te faaliyete geçirdi. Şirket, 2028 mali yılına kadar kendi geliştirdiği tümü katı hal bataryalarla donatılmış elektrikli araçları piyasaya sürmeyi hedefliyor ve bu hedefe ulaşmak için Ar-Ge çalışmalarını hızlandırıyor.

Adam Phillips “Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine”

Adam Phillips, insan hayatının her zaman farklı bakış açılarından betimlenebileceğine ve psikanalizin de bu yollardan sadece biri olduğuna inanan mütevazı bir psikanalist. Ona göre psikanaliz, insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayan bir hikâye anlatma tarzı. Bir tür sohbet. İnsanlar kendi yaşamları hakkında kendilerine anlattıkları hikâye tükendiği ya da aşırı sancılı bir hâle geldiği için katılıyor bu sohbete…

Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine bizi, psikanaliz teorisinde ihmal edilmiş olan küçük ama son derece önemli konular hakkında ilginç sohbetlere davet eden denemelerden oluşan bir kitap. Endişe, risk, sükûnet, gıdıklanma, öpüşme, yalnızlık, yaratıcılık ve suçluluk duygusu arasındaki ilişki; sıkılma, fobi-teori benzerliği; bir metin değil de deneyim olarak rüya; inanç ve engeller gibi, herkesi ilgilendiren konularda çarpıcı saptamalarda bulunuyor Phillips: “İnsanlar yaşamlarının, olasılıklardan en çok korktukları dönemlerinde âşık olurlar.”

Hyundai i30 yeniden yola çıkmaya hazır!

Hyundai’nin sevilen modeli i30, Eylül ayında Türkiye’de yeniden satışa sunulacak. i30, Türkiye pazarına Prime ve Comfort olarak iki paket seçeneğiyle geliyor.

Hyundai Motor Türkiye, C HB segmentinin en beğenilen modellerinden biri olan i30’u yeniden satışa sunmaya hazırlanıyor. Yenilenen tasarımı ve fonksiyonel özellikleriyle öne çıkan i30, modern çizgileriyle kullanıcıların beklentilerine cevap verecek.

Türkiye’de iki farklı donanım seçeneğiyle satışa sunulacak olan i30, Prime ve Comfort donanımlarıyla kullanıcıların tüm ihtiyaçlarına cevap verecek. Otomobilde 1.5T MHEV benzinli bir motor ve performans ve yakıt verimliliği sunan 7 ileri DCT şanzıman yer alıyor. 140 PS güç ve 253 Nm tork üreten bu kombinasyon, i30’a hem verimlilik hem de güçlü bir sürüş karakteri kazandırıyor. Hyundai’nin global tasarım anlayışını yansıtan i30, markanın kalite ve güvenlik yaklaşımını da bir üst seviyeye taşıyor. Güçlü duruşu, modern teknolojileri ve kullanıcı odaklı donanımlarıyla i30, yeniden Türkiye yollarına çıkarken, Hyundai Motor Türkiye için de önemli bir geri dönüşü simgeliyor.

“Seninle yola çıkmak için hazır!” mottosu ile Eylül ayında satışa çıkacak Hyundai i30’un tüm detayları ilerleyen günlerde paylaşılacak.

Gripin’den “Tek Buzlu”

Türk rock müziğinin en başarılı gruplarından Gripin bir yandan yeni albümünden şarkılar yayınlamaya devam ederken; bir yandan da çok yakında müzikseverlerle buluşacak olan sürpriz bir albümün ilk şarkısıyla karşımızda.

Çok sevilen Gripin şarkılarından özenle seçerek, tek enstrüman eşliğinde yeniden yorumlayarak hazırladıkları “Tek Buzlu” isimli albümü dinleyicilerine sunacak olmanın heyecanını yaşayan grup; albümün ilk teklisi “Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar”ı yalnız piyano eşliğinde, solist Birol Namoğlu’nun benzersiz yorumuyla yeniden müzikseverlerle buluşturdu.

Sözleri Birol Namoglu, Murat Başdoğan, Haluk Kurosman’a müziği Murat Başdoğan’a ve düzenlemesi Gripin’e ait olan “Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar (Tek Buzlu)”, piyano eşliğindeki sakin yorumuyla Avrupa Müzik ve Gripin Yapım iş birliğiyle tüm dijital platformlarda!

Ars Longa’dan yeni şarkı “Ağır Ağır”

Alternatif müziğin başarılı temsilcilerinden Ars Longa, yeni single’ı “Ağır Ağır” ile dinleyicilerin karşısına çıktı.

Sanatçı, geçtiğimiz aralık ayında yayımladığı “Anılara Tutunmak” şarkısının ardından yeni çalışmasıyla geri döndü. Derin sözleri ve sade melodisiyle öne çıkan Ağır Ağır, arka planda yaz sonu hissiyatını veren imgeler eşliğinde, ağır ağır ya da bağır çağır da olsa konuşmanın her zaman daha fazla olumlu sonuç doğuracağını söylüyor.

Şarkının söz, müzik ve prodüksiyonu Ali Sinan Çulhaoğlu’na ait. Mix çalışmasını Mert Berkay Saraç, mastering sürecini ise Deniz Ünlü üstlendi.

Bebeğin anne karnındaki su yolculuğu suda doğum ile devam ediyor

Gebeliğin özellikle son aylarında anne adaylarının temel beklentisi stresten uzak, rahat bir doğum yapıp, bebeğini sağlıkla kucağına almak oluyor. Suda doğum yöntemi de, daha doğal, daha az ağrılı olması; annelere fiziksel ve psikolojik destek imkanı sunmasıyla giderek daha çok anne adayı tarafından tercih ediliyor. Suda doğum yöntemi hakkında bilgi veren Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Sıcak su tüm kaslarımızı gevşetiyor, spazmları çözüyor. Anında vücutta rahatlama duygusu hissediliyor. Annenin ağrısını 10 üzerinden puanlarsak, suda doğumda ağrı şiddeti 3-4 puana kadar düşerek daha tolere edilebilecek seviyeye geliyor. Buna ek olarak, tüm dünyada doğum sonrası annelerin en yüksek düzeyde memnuniyet duyduğu doğum şekli suda doğumdur” diyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, suda doğum hakkında en çok merak edilen 7 sorunun yanıtını şöyle sıralıyor:

Dr. Refika Gasimova

Dr. Refika Gasimova

Suda doğum nedir ve nasıl gerçekleşir?

Suda doğum, doğumun en sancılı ve en aktif olan kısmının veya tamamının sıcak su dolu özel bir havuzda gerçekleşmesini sağlayan bir yöntem. Havuz içinde 35-37 derece ısıda bulunan su, annenin rahatlamasına, kasların gevşemesine ve ağrıları daha kolay atlatmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda doğumun daha konforlu, sakin ve doğal bir ortamda geçmesini sağlıyor.

Bu doğum yöntemi anneye ne sağlıyor?

Sıcak suyun ağrı şiddetini azaltması, spazmları çözmesi ve kasılmaları daha az hissedilir hale getirmesi epidural veya morfin türevi ağrı kesicilerin etkilerine yaklaşıyor. Annenin fiziksel ve psikolojik gerginliğinin azaldığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Psikolojik anlamda havuz, anne ile dış dünya arasında iyi bir tampon görevi görerek mahremiyet sağlıyor. Sürekli ebe, eş desteği ciddi güven hissi oluşturuyor. Yerçekimi kasları çok yorar, biz otururken bile çoğu kasımızı çalıştırırız. Burada ise suyun kaldırma kuvveti yerçekimiyle hissedilen ağırlığı azalttığı için kas yükü hafifliyor, annenin hareket kabiliyeti artıyor” sözleriyle yöntemin faydalarını anlatıyor.

Bebek sağlığı açısından faydası var mı?

Bebek için daha nazik bir doğum şekli olan suda doğumda bebeğe giden kan akışı artıyor, yani daha fazla kan ve oksijen ulaşıyor. Bebeğe ilk dokunan kişi anne olduğu için ”ten tene temas” sağlanıyor. Bu da doğumdan hemen sonra annede pozitif duygulara yol açan oksitosin hormonunu tetikliyor ve anne bebek arasında kurulacak bağın ilk adımını oluşturuyor.

Her anne adayı suda doğum yapabilir mi?

Prensip olarak vajinal doğum yapabilecek her anne adayının suda doğum için uygun olduğu düşünülüyor. Anne ve bebek sağlığı açısından sezaryen doğum yapılması gereksinimi olan durumlarda ise önerilmiyor. Bu uygunluğun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Bebek havuzdaki suyu yutar mı?

Ailelerin suda doğumla ilgili en büyük kaygılarından birinin bebeğin su yutma ihtimali olduğuna değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Bebekler zaten 9 ay anne karnında suyun içinde gelişiyor ve büyüyor. Aslında bebek sudan suya doğuyor, çünkü bebekler zaten suyun içinde. En önemlisi suya doğan bebeği havuzdan çıkarıp tekrar suya sokmamamız gerekiyor. Bunun için suya doğum tecrübesi olan doktor ve ebe ekibiyle çalışmak önem taşıyor” diye konuşuyor.

Riskleri var mı?

Havuzdaki suyun hem temizlik hem de ısı açısından anne karnındaki amniyon sıvısıyla aynı özellikleri taşıması gerekiyor. Süreç kurallara uygun ilerlediğinde müdahaleli doğum oranı azalıyor; vakum, forseps ve epizyotomi gerekmiyor. Dokular suda esnediği için dikiş ihtiyacı azalıyor. Deneyimli bir ekip tarafından yapılırsa dezavantajı bulunmuyor. Su, süreci olumlu yönde etkiliyor ve doğum sonrası memnuniyet çok daha yüksek oluyor.

Suda doğum hakkında en sık hangi kaygılar yaşanıyor?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Suyun enfeksiyon riskini artırdığı ve özellikle suda kalma süresi uzarsa enfeksiyon riskinin arttığı düşünülüyor. Oysa ki bu doğru değil. Bir diğer yanlış kanı da ikiz gebelik, SSVD (Sezaryen sonrası vajinal doğum), makat (ters gelişli) gebeliklerde suda doğum yapılamayacağı. Bu bilgiler de doğru değil” diyor.

Sağlıklı ve uzun yaşamın sırrı

Günümüzde sağlıklı ve uzun yaşam, yani longevity, tıbbın en heyecan verici başlıklarından biri. Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, yaşlanma en görünür haliyle cildimizde olsa da aslında hücrelerimizin çekirdeğinde başlıyor. Ve burada kilit rolü oynayan yapıların başında telomerler geliyor. Telomerlerin kısalığı ya da uzunluğunun insanın yaşam süresi ve hastalık riskleriyle birebir bağlantılı olduğunu belirten Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can biyolojik yaşlanma olarak adlandırılan bu sürecin yavaşlatılabileceğine dikkat çekerek sağlıklı ve uzun yaşama dair 6 öneriyi anlattı.

Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Can

Dr. Burak Can

ÖMÜR DEDİĞİN TELOMERE Mİ BAĞLI?

Son yılların en sık araştırılan konularının başında longevity yani sağlıklı ve uzun yaşam kavramı geliyor. Her geçen gün bu alanda daha fazla araştırmanın yapılmasıyla birlikte yaşlanmanın hücre çekirdeğinden başladığı belirlendi. Hücre çekirdeğinin içinde genlerimizin kromozom adı verilen bükülmüş, çift sarmallı DNA molekülleri olarak düzenlendiğini ve kromozomların uçlarında telomer adı verilen DNA uzantılarının bulunduğunu belirten Dr. Burak Can, “Telomerler, kromozom uçlarının yıpranmasını ve birbirine yapışmasını önleyerek organizmanın genetik bilgisini yok etmesini veya karıştırmasını önledikleri için ayakkabı bağcıklarındaki plastik uçlara benzetilebilir. Bir hücre her bölündüğünde, telomerler kısalır. Çok kısaldıklarında, hücre artık bölünemez; inaktif veya “yaşlı” hale gelir veya ölür. Bu kısalma süreci yaşlanma, kanser ve daha yüksek ölüm riskiyle ilişkilidir” diye konuştu.

TELOMERLER KISALDIKÇA HASTALIKLAR BAŞLIYOR

Telomer kısalmasının hücre yaşlanmasının temel mekanizması olduğunun altını çizen Dr. Burak Can, “ Telomer kısalması çok sayıda hastalıkla doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılıdır. Kalp-damar hastalıkları, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar, diyabet – obezite – insülin direnci gibi metabolik hastalıklar, osteoporoz ve kanser ile ilişkilidir. Bunun yanı sıra bazı genetik bozukluklar nedeniyle de telomerler normalden çok daha hızlı ve erken kısalabilir. Bu da aplastik anemi, akciğer sertleşmesi (pulmoner fibrozis) ve karaciğer sertleşmesi (fibrozis – siroz) gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkmasıyla ilişkili olabilir” dedi.

TELOMERLER UZATILABİLİR Mİ?

Bilim dünyası şimdi bu sorunun yanıtını arıyor; “Telomerlerin uzatılması sağlanabilir mi?” Dr. Burak Can, telomerlerin uzamasını sağlayacak kesin bir çözümün şu an için olmadığını ancak telomer kısalmasını yavaşlatmanın mümkün olduğunu belirtti.  İşte sağlıklı ve uzun yaşamı sağlayacak, telomerlerinizi koruyacak 6 öneri;

  • Sağlıklı beslenin

Antioksidan açısından zengin gıdalarla (meyve, sebze, bakliyatlar, sağlıklı yağlar) beslenmek, oksidatif stresi ve inflamasyonu azaltarak telomerlerin korunmasına yardımcı olur. İşlenmiş gıdalardan, aşırı şeker ve doymuş yağlardan kaçınmak önemlidir.

  • Düzenli egzersiz yapın

Düzenli spor yapmak longevity için olmazsa olmazlardan. Aerobik egzersiz hücre yaşlanmasını yavaşlatmada en etkili egzersiz şekli.

  • Stresinizi yönetin

Kronik stresin telomer kısalmasını hızlandırdığı araştırmalarda gösterilmiştir. Meditasyon, yoga ve diğer stres azaltma teknikleri telomer sağlığı için faydalıdır.

  • Yeterli ve kaliteli uyku uyuyun

Kaliteli bir uyku sağlıklı ve uzun yaşam için oldukça önemli detaylardan biri. Gece 23:00’dan önce yatmak, 22 santigrat derecenin altında yani serin, karanlık ve sessiz bir ortamda uyumak önerilir.

  • Sağlıklı kilonuzu koruyun

Obezite, vücutta inflamasyonu yani iltihabı artırarak telomer kısalmasına etki edebilir. Bu nedenle sağlıklı kiloyu korumak sağlıklı ve uzun yaşam için önemli.

  • Bağırsak sağlığınıza önem verin

Dr. Burak Can, “Dengeli bir bağırsak mikrobiyomu, bağışıklık sistemini destekler, kronik iltihabı azaltır ve telomer kısalmasını yavaşlatmaya katkı sağlayabilir. Sağlıklı bir mikrobiyota için mevsiminde, liften zengin sebze ve meyveler, fermente gıdalar (yoğurt, kefir, turşu gibi) ve tam tahıllar tüketilmesi önerilir” diye konuştu.

“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler”

İstanbul’a veda eden “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisi, 16 Eylül’den itibaren İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin verimli topraklardan, denizlerin bereketinden, doğanın cömertliğinden ve paylaşılan sofralardan ilham alan süreli sergisi “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” 20 Ağustos itibariyle İstanbul ayağını tamamladı. Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun küratörlüğünde hazırlanan sergide, 90 sanatçıya ait 200’ü aşkın sanat eseri yer aldı. Sanatseverler, sergide Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Selahattin Teoman, Cevat Dereli, Nazlı Ecevit, Eren Eyüboğlu, Hikmet Onat, Hasan Vecih Bereketoğlu ve Mehmed Muazzez gibi Türk sanatının önemli isimlerinin eserlerini izledi.

İstanbul’da 70 bin ziyaretçiye ulaşan, tematik konferansları ve çocuklara özel sanat atölyeleriyle de büyük ilgi uyandıran sergiden geniş bir seçki 16 Eylül’den itibaren Ulus’taki İktisadi Bağımsızlık Müzesi bünyesinde yer alan İş Sanat Ankara Sanat Galerisi’nde ziyarete açılacak.