Yazılar

Savaş varsa mültecileri kabul etme eğilimi yüksek

Savaş varsa mültecileri kabul etme eğilimi yüksek

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor. 

Ipsos Türkiye

MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Ipsos Türkiye

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Kiracıların %73 resmi artışın üzerindeki artışı kabul etti

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Emlak » piyasası mercek altındaydı. Buna göre derlenen verilerde; toplumda evsahibi ya da kiracı olan bireylerin oranı, kiraların son durumuna yönelik devletin getirdiği çözüm önerileri,  bunların bireylere yansıması, kiracıların oturduğu ev yada semt ile ilgili düşünceleri, ev bulmaya yönelik değerlendirmeleri, mecburiyetle kabullenmek durumunda kaldıkları şartlar ile beklentilerine yönelik başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

EV SAHİPLERİ KİRACILARIN %35’İNDEN KONTRAT GÜNCELLEMESİ DÖNEMİNDE DEVLETİN AÇIKLADIĞI KİRA ARTIŞ ORANINDAN DAHA FAZLA BİR ARTIŞ ORANI TALEP ETMİŞ. Devletin açıkladığı enflasyon oranında kira artış oranlarına rağmen ev sahiplerinin %35’i kiracılarından bu oranın üzerinde bir artış talebinde bulunmuş. Bu oran kontrat güncellemesi zamanı gelenler nezdinde %51. Ve resmi kira artışı üzerinde bir taleple karşılana kiracıların da %73’ü bu oranı kabul etmek zorunda kalmış.

GENEL OLARAK SON 1 SENE İÇİNDE YAPILAN KİRA ARTIŞLARI KİRACILARIN YARISINI ZORLAMAKTA. Kiracıların %51’inin son bir sene içinde kiralarına yapılan artış gelirlerindeki artıştan daha yüksek. Gelirlerindeki artışın kira artışından daha yüksek olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece %14. Her 10 kiracıdan 4’ü ise kira ve gelirlerindeki artışın aynı oranda olduğunu söylüyor.

 KİRACILARIN SADECE %14’Ü BUGÜN TAŞINMAK DURUMUNDA KALSA BÜTÇESİNE UYGUN BİR EV BULACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Kiracıların %86’sı taşınmak durumunda kalsalar aynı semtte ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun bir ev bulamayacakları görüşünde. Bu konuda zorlamayacağını düşünenlerin oranı sadece %14.  

KİRACILARIN YARISI OTURDUKLARI SEMTTEN MEMNUN ANCAK OTURDUKLARI EVDEN MEMNUN OLANLARIN ORANI DAHA DÜŞÜK. Kiracıların %48’i oturdukları semtten memnunlar. Diğer taraftan her 4 kiracıdan biri oturduğu semtten de memnun değil. Oturdukları apartmandan memnun olanların oranı ise semtinden memnun olanların oranından daha düşük (%41). Buna paralel olarak ta memnun olmadığını söyleyenlerin oranı daha yüksek (%31)

 HER 10 KİŞİDEN 3’Ü KİRACI OLARAK EVİNDE OTURUYOR. KONUT SAHİPLİĞİ %36 ORANINDA. Günümüzde araştırmamıza katılan bireylerin %36’sı kendi evlerinde oturduğunu belirtirken, kiracı olarak oturduğunu söyleyenlerin oranı %33. Ve kirada oturan bireylerin %69’u oturdukları eve son 5 sene içinde taşındığını belirtilen, %31 5 seneden daha uzun süredir oturdukları evde kiracı olduğunu söylüyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı tüketim tercihlerinde doğal değişimler yaratıyor. Bu değişimleri araştırmalarımız ile tespit etmeye çalışıyoruz. Fiyat artışları halkın özellikle gıda, doğalgaz, elektrik, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarda zorlanmasına yol açıyor. Bir diğer önemli temel ihtiyaç ise barınma. Son dönemde gerek konut fiyatlarındaki, gerekse kira bedellerindeki artışlar dikkat çekici. Hükümet özellikle kira bedellerindeki artışları kontrol altında tutabilmek için çeşitli önlemler alıyor. Kira artış oranı TÜİK tarafından her ay açıklanan son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlıydı, geçen hafta bunun da ötesine geçilerek %25’lik bir artış tavan oranı belirlendi. 1-10 Haziran tarihleri arasında konuya dair bir araştırma yaptık.  Araştırmamızın katılımcılarının üçte biri kiracı olduğunu belirttiler. Her on kiracıdan üçü 5 yıldan eski kiracı. 5 yıl önemli bir nokta, çünkü kira sözleşmesinin 5. yılı dolduğunda kira artış oranı son 12 aylık ortalama TÜFE ile sınırlı olmayıp pazarlığa tabi olabiliyordu. Geçtiğimiz aylarda sözleşme güncelleme zamanı gelen kiracıların yarısından fazlası resmi kira artış oranından fazla bir talep ile karşılaştıklarını belirttiler. Ve çok büyük bir kısmı bu talebi kabul etmek durumunda kaldıklarını söylüyorlar. Kiracıların sadece yarısı oturmakta olduğu semtten memnun, konu eve gelince memnun olanların oranı %40’a düşüyor. Her iki kiracıdan birinin ödediği kiradaki artış gelirindeki artıştan fazla. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen resmi oranın üzerinde kira artış talebi ile karşılaşan kiracıların dörtte üçü bunu kabul ediyor. Temel nedenlerden biri ise her on kiracıdan dokuzunun taşınmak zorunda kalsa mevcutta oturduğu semtte bütçesine göre başka bir kiralık ev bulamayacağını düşünmesi.

Gençler dış görünüşü ve sağlıklı yaşamı önemsiyor

Gençler dış görünüşü ve sağlıklı yaşamı önemsiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması ülkemiz Z kuşağını daha iyi tanımak ve bu kuşak ile iletişim kurmalarında markalara ve kurumlara yardımcı olmaktır. Bu araştırma kapsamında derlenen verilerde gençlerin; dış görünüşlerine yönelik düşünceleri, estetik konularındaki yönelimleri, beslenme alışkanlıkları ve spor ile ilişkileri ve  tercih sebepleri, ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yaptığımız araştırmalarda, “Sağlık”ın Z Kuşağı için en önemli değerlerden biri olduğunu görüyoruz. Ancak, sağlığın öneminin, spor yapma ve beslenme rutinlerine olan etkisine bakıldığında dış görünüşün sağlıktan çok daha önemli bir değer olduğu karşımıza çıkıyor.  Z Kuşağı için nasıl göründükleri, çevrelerine uyumlanmanın ve kendilerini kabul ettirmenin en kısa ve kolay yolu. Dolayısıyla gençler yeni çevrelere girmek ve bu çevrelerce kabul edilmek ve beğenilmek ihtiyacıyla dolup taşıyor. Kendilerine has farklılıklar üzerinden çevreleriyle iletişim kurmaya ve kabul edilmeye çalışıyorlar.

Ipsos Türkiye, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Toplum salgın konusunda hala endişeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Salgın ve Toplum Araştırması verileriyle bu hafta Bireyler; salgının  kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturup/ oluşturmadığını, toplumun ne kadarının bu konuda endişeli olduğu, salgının ne zaman sona ereceği ve salgına yönelik hemen hemen tüm tedbirlerin kaldırlmış olmasını ve bu durumu toplumun ne kadarının doğru bulup/ bulmadığına dair bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir. 

HER 10 KİŞİDEN 6’SI SALGIN KONUSUNDA KENDİNİ DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Bireylerin %60’ı salgın başladığında endişeli olduğunu ama bugün artık kendini daha rahat hissettiğini belirtiyor. Salgının başından beri bu konuda rahat hissettiğini belirten %13’lük bir kesim ile birlikte toplamda artık toplumun %73’ü salgın konusunda kendini hissediyor.

Ipsos Türkiye

 TEHDİT ALGISINDAKİ DÜŞÜŞE PARALEL BUGÜN BİREYLER COVİD-19’A YAKALANMA KONUSUNDA DAHA AZ ENDİŞELİ. Salgının ilk başladığı günden itibaren toplum kendisinin veya ailesinden birinin koronavirüse yakalanması konusunda oldukça endişeliydi. Bugün hala toplumun %61’i bu konuda endişeli olsa da çok endişeli olan bireylerin oranı %59’tan %30’a kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

 KORONAVİRÜS SALGINI KONUSUNDA TOPLUM ARTIK DAHA RAHAT. SALGININ TÜRKİYE, KENDİSİ VE AİLESİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURDUĞU ALGISI SENE BAŞINA GÖRE OLDUKÇA GERİLEMİŞ DURUMDA.  2022 yılına girildiğinde her 10 kişiden 8’i Covid-19’un Türkiye için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünürken bugün artık her 10 kişiden sadece 3’ü bu görüşte.  Kendisi ve ailesi için ciddi tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da %54’den %24’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ARTIK SALGININ SONA ERECEĞİ TARİH KONUSUNDA DA BİREYLER DAHA UMUTLU.  Toplumun %33’ü salgının 2022 yaz sonunda biteceğini düşünüyor. 2022 sonunda biteceğini düşünenlerle birlikte toplamda %55’lik bir kesim bu senenin sonunda bu salgının sona ereceği konusunda hem fikir. Sene başında ise bu görüş tam tersiydi. Her 2 kişiden 1’i salgının 2022 yılı sonundan daha ileri bir tarihte biteceğini düşünüyordu.

Ipsos Türkiye

ANCAK SALGINA YÖNELİK HEMEN HEMEN TÜM TEDBİRLERİN KALDIRILMASINI TOPLUMUN SADECE YARISI DOĞRU BULUYOR. 26 Nisan’da Koronavirüs ile ilgili hastane ve toplu taşımalardaki maske takma kuralı dışında tüm önlemlerin kaldırılmasını toplumun %49’u doğru olduğunu düşünürken, %35’i bu kararın yanlış olduğu görüşünde. Bu kararlar sonrasında maske takma konusunda ise toplum ikiye bölünmüş durumda. Bireylerin %45’i salgının ilk gününden beri maske taktığını ve takmaya devam edeceğini söylüyor. Diğer taraftan %42’lik bir kesim ise bugüne kadar maske taktığını ve artık takmayacağını belirtmekte. Bugüne kadar hiç maske takmadığını söyleyen %7’lik bir kesim ile birlikte bugünden sonra her 2 kişiden 1’inin maske takmayacağı görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgınla savaşta tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşünüyoruz. Toplumun yarıdan fazlası, salgının bu sene sonuna kadar tamamen biteceğine inanıyor, hatta üçte birlik bir kesim yaz sonunda bitmiş olacağı inancında. Bu düşüncenin sonucu olarak da hissedilir bir rahatlama söz konusu. Mesafe ve temizlik önlemleri çoktan gevşemişti, maske daha görünür bir önlem olduğu için hassasiyet azalarak da olsa devam ediyordu, geldiğimiz nokta itibarı ile her iki kişiden biri artık hastane ve toplu taşıma haricinde maske takmayacağını belirtiyor.   Her on kişiden altısı başlangıçta endişeli olmalarına rağmen artık kendilerini daha rahat hissettiklerini belirtiyor. Kendisinin veya bir yakınının hastalığa yakalanmasından çok endişe duyanların oranı sene başına kıyasla yarıya düştü. Keza ülke için ciddi bir risk olarak görenlerin oranı da sene başında %76 iken şimdi %31.

Salgınla savaşı kazanmaya doğru ilerliyoruz, mutlu sona çok az kaldı. Şimdiki savaşımız enflasyon ile. Zaten uzun zamandır vatandaşın 1. gündemi ekonomik sorunlar idi. Enflasyon ile savaş Koronavirüs ile savaştan daha kolay olmayacak. Antikriz araştırmamız ile bu mücadelenin nabzını tutmaya devam edeceğiz.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedefliyor.. Bu araştırma kapsamında incelenen tüketicilerin satın alma eğilimleri, markalar ve prestijli ürünlere ve indirim marketlerine yaklaşımı, tercih sebepleri, tutum ve davranışlar​​ı derlendi… 

İNDİRİM MARKETLERİNİN TERCİH EDİLMESİNDE ÖNE ÇIKAN; 3 NEDEN. EVE YAKIN OLMASI, PROMOSYON VE UYGUN FİYAT

İndirim marketlerin yaygınlaşması ile kişilerin bu marketleri evlerine yakın olduğu için tercih etme %65 ile ilk sırada belirtiliyor. Diğer öne çıkan nedenler ise bu marketlerde fiyatların ucuz, promosyonların fazla olması. Her üç neden de 2020 yılına göre daha yüksek oranda belirtiliyor. Bu marketlerin kendi markalarını beğendiği için bu satış noktalarını tercih edenlerin oranı %34.

Ipsos Türkiye

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİ TERCİH ETME ORANIARTIYOR.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu verilerine göre tüketicilerin %36’sı market markalı ürünleri tercih ediyor. Ve 2018 yılına göre market markalarını tercih edenlerin oranı 3 puan artıyor. Bununla beraber her 10 kişiden 4’ü; kullandıkları bu markaları almak için özellikle o markete gidiyor.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLERİN PAHALI MARKALARI SATIN ALMA EĞİLİMİ AZALIYOR.  Ipsos’un derlediği araştırma verilerine göre; 2018 yılına kadar biraz pahalı da olsa istediğim markayı alırım diyenlerin oranı %50 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde bu oran %39’a kadar gerilemiş durumda. Pahalı markalardan uzaklaşan tüketicilerin ucuz ürünlere kaymaya başladığı görülüyor. 2018-2020 yılında ucuz ürün tercihi %26 seviyesindeyken 2022 yılında %31.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLER PRESTİJLİ ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞIYOR.

Tüketicilerin ucuz ürünleri tercih etmesi ile birlikte prestijli ürün tercihi de azalıyor. 2020 yılına kadar her 10 kişiden 4’ü prestijli ürün tercih edeceğini belirtirken 2020 yılından beri bu ürünleri tercih edenlerin oranı azalıyor. Bugüne gelindiğinde 2018 yılına göre prestijli türün tercihi edenlerin oranı yaklaşık 10 puan azalıyor ve %28 seviyesine geriliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Enflasyon nedeni ile vatandaşların önemli bir kısmı gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azaldığını belirtiyorlar. Genel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde bu alanda bir düzelme beklenmiyor olması da alışveriş davranışlarına doğrudan yansıyor. Temel gözlemimiz fiyat hassasiyeti artmış olması. Tüketiciler her zamanki tercihlerinden ziyade ucuz ürünlere kaymaya başladılar. Dolayısıyla prestijden, marka değerinden önce ürünün performansının ve fiyat-performans dengesinin daha fazla gözetilmesi ekonomik bir tedbir davranışı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda son dönemde indirim marketlerine ve market markalı ürünlere yönelimde artış var.”

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Korona daha bitmedi

Korona daha bitmedi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 102. Dönem verileriyle bu hafta toplumun; dünyanın bitmeyen derdi pandemi salgınının ülkemizdeki durumuna yönelik güncel ve farkındalık sağlaması amacıyla paylaşılan bilgiler var. Her iki haneden birinde en az bir kişide koronavirüs var. Salgınla mücadele, maske takmak ya da 1,5 metre sosyal mesafe konusuna da toplumun dikkat seviyesi,  gibi konularda bireylerin bugüne dair ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

HER İKİ HANEDEN BİRİNDE EN AZ BİR KİŞİ KORONAVİRÜSE YAKLANMIŞ.

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmalara göre bugüne kadar hanelerinde kendisinin ya da bir başkasının koronavirüse yakalanma oranı %48. Bugün halen dünyanın büyük sorunu olan salgın tamamen bitmiş değil. Toplumumuzda bulunan kişilerin çevrelerinde koronavirüse yakalanan kişilerin sayısı çok daha yüksek. Her 10 kişiden 8’i çevresinde birine koronavirüs teşhisi konduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 AYNI ZAMANDA SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI VE MÜCADELENİN İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN DE SAYISI ARTIYOR.

Mart ayına kadar toplum Koronavirüs salgını konusunda daha kötümserken Mart ayının ilk haftasından itibaren gerek mücadelenin iyi gittiğini gerekse de zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50 seviyesine çıkıyor ve olumsuz görüş belirtenler ile arasındaki fark açılıyor. Bugün sadece her 4 kişiden 1 daha zor günlerin beklediğini, her 3 kişiden 1’i ise salgın ile mücadelenin kötü gittiği görüşünde.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

ANCAK TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR.

Salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı%32. Zaman içinde endişesi artan kişilerin oranı ise sadece %6. Diğer taraftan toplumun %46’sı artık salgın konusunda daha rahat olduğunu söylüyor. Salgın başından beri bu konuda hiç endişeli olmadığını söyleyen %16’lık kesim ile birlikte bugün her 10 kişiden 6’sının salgın konusunda artık endişeli olmadığı görülüyor.   

Ipsos Türkiye

BU İYİMSER GÖRÜŞLER AYNI ZAMANDA BİREYLERİN KORONAVİRÜS TEDBİRLERİ KONUSUNDA DA RAHATLAMALARINA SEBEP OLUYOR.

Salgındaki vaka sayılarındaki düşüş, salgınla mücadeleye yönelik olumlu görüşler toplumun maske mesafe konusunda daha rahat davranmalarını sağlamış durumda. Her 10 kişiden 7’si etraflarındaki kişilerin ne maske ne de sosyal mesafeye uymadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Her iki evden birinde hastalığı atlatmış olan birey var. Çevresinde Covid-19’a yakalanmış bir tanıdığı olanların oranı ise %80’e yaklaştı. Bir yandan aşı yaygınlaşırken diğer yandan Covid-19’a yakalanıp atlatanların sayısı arttıkça hastalığa dair endişeler azalıyor, her on kişiden altısı daha rahat hissettiğini belirtiyor. Rahatlamanın etkisini maske-mesafe önlemlerinin uygulanmasında görebiliyoruz, vatandaşların gözlemlerine göre çevredeki diğer insanların  %70-75 civarı bir bölümü bu önlemleri uygulamayı neredeyse bırakmışlar.

Ipsos Türkiye

Salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünenlerin oranı %50’lerden %30’a doğru geriledi, artık her iki kişiden biri salgınla savaşın iyi gittiğini belirtiyor. Bunun doğal sonucu olarak da kötü günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50’nin üzerinde. Umalım ki Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın sonuna yaklaşıyor olalım. “

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 100. dönem verileriyle bu hafta; salgının toplum üzerindeki etkisi, iki yıldan bugüne geldiği ve yarattığı kaygı durumu, kendisinin ya da ailesinden  birilerinin salgına yakalanma konusundaki kaygı, endişe, maske mesafe konularında rahatlama ve davranışların yansımaları, toplumun artan vaka sayıları karşısında salgınla mücadele gidişatı gibi konularında ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

 ANCAK KORONAVİRÜSE YAKALANMA KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALIYOR. Her ne kadar toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünse de artık bu konudaki endişesi daha az. Ipsos’un araştırmasına göre salgının ilk ayında bireylerin %74’ü kendisinin veya ailesinden birinin korona virüse yakalanmasından çok endişeli olduğunu belirtirken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olan bireylerin oranı %41’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

SALGINDA 2. SENEYİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ BU GÜNLERDE HER 4 KİŞİDEN 1’İ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYACAĞI GÖRÜŞÜNDE. Salgının ilk başladığı dönemlerde toplumun %56’sı salgına yakalanacağını düşünürken, salgının birinci senesinde bu oran 10 puan azarak %46’ya geriledi ve bugüne gelindiğinde de toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünüyor. Yaklaşık her 4 kişiden biri ise salgının ilk gününden beri bu virüse yakalanmayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ENDİŞE DÜZEYİNİN AZALMASINA PARALEL, TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Salgında vaka sayılarında ciddi artışın yaşandığı Aralık 2020’de her 10 kişiden 7’si salgının ilk başladığı günden itibaren hep endişeli olduğunu belirtirken, bugün vaka sayıları yine yüksek olsa da bireylerin endişe düzeyi oldukça gerilemiş durumda. Bugün salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı yarı yarıya azalıyor ve %32 seviyesine geriliyor. Bireylerin %55’i ise salgın ilk başında daha endişeliyken bugüne gelindiğinde bu konuda daha rahat hissettiklerini belirtiyorlar.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDE YARATTIĞI GENEL ETKİLERİ KONUSUNDA DA DAHA İYİMSER OLAN KİŞİLERİN SAYISI ARTIYOR. Salgında ilk pikin yaşandığı Aralık 2020’de toplumun %70’i koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkisi konusunda daha olumsuz olacağı görüşündeyken, bugün kötümser olan kişilerin sayısı %16’ya kadar gerilemiş durumda. Her 10 kişiden 4’ü ise artı salgının etkisi konusunda daha iyimser.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELENİN DE İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN SAYISI DA OLDUKÇA ARTIYOR.  2022 senesine kadar toplumun yarısından daha fazlası salgınla mücadelenin kötü gittiği görüşündeydi. Ancak bugün her 3 kişiden 1’i kötü gittiğini düşünürken. Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %30’lardan %47’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

TOPLUMDA ENDİŞE DUYGUSUNUN AZALMASI, KİŞİLERİN KENDİLERİN DAHA RAHAT HİSSETMELERİNE PARALEL KAPALI YERLERDE BULUNMA KONUSUNDAKİ CİDDİ RSİK ALGISI DA AZALIYOR. Tabii ki salgının devam ediyor olması alışveriş merkezi, kafe / restoran gibi yerlerde yemek yeme gibi kapalı alanlarda bulunmanın riskli olduğunu düşünen kesimin oranı hala yüksek. Ancak özellikle ciddi riskli olduğunu düşünen bireylerin sayısındaki düşüş dikkat çekici. Salgının başlarında kalabalık ortamlarda bulunmanın çok riskli olduğunu düşünenlerin oranı %84’ken bugün %53 seviyesine gerilemiş durumda. Kafe / restoran gibi yerlerde yemek yemenin çok riskli olduğunun düşünenlerin de oranı yarı yarıya azalıyor.

Ipsos Türkiye

MANŞET: MASKE MESAFE KONUSUNA DA ARTIK TOPLUM DAHA AZ DİKKAT EDİYOR.  Bireylerin %82’si bugün toplumdaki diğer bireylerin sosyal mesafeye uymadığı görüşünde. İlk günlerde de bu görüşte olanların oranı çok ta düşük değildi (%67). Ancak maske konusunda herkesin daha dikkatli olduğu görüşü hakim. Salgının ilk senesinde diğer kişilerin maske takmadığını ya da nadiren taktığını düşünenlerin oranı %20 seviyesindeyken, bugün bu oran %67.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Geçen hafta büyük rahatlamadan bahsetmiştik. Bu tespite dair işaretler gelmeye devam ediyor. Salgına yakalanmam diye düşünenlerin oranı artıyor, bu ifadeye katılmayanların oranında %10 düşüş var. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından “çok endişeli” olanların oranında neredeyse yarı yarıya gerileme var.  Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı uzun zaman sonra böyle düşünmeyenlerden daha yüksek. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı geçen yıl Kasım ayında %54 iken şimdi %36’ya geriledi. Sosyalleşme konusunda da giderek rahatlayan bir toplum var. Kalabalık ortamlarda bulunmak 1 yıl önce toplumun %80’i için “ciddi risk” anlamına geliyordu, bu oran Kasım 2021’de %62’ye, geçtiğimiz hafta ise %53’e geriledi. Her üç vatandaştan biri için alışveriş merkezine gitmek ya da bir kafede-restaurantta yemek yemek hala ciddi bir risk anlamına geliyor, ancak bu oran geçen sene %70, Kasım 2021’de ise neredeyse %50 idi.

Sidar Gedik

Sosyal mesafeye dikkat ve maske kullanım hassasiyetinde de gevşeme söz konusu. 1 yıl önce çevredekilerin %3’ünün hiç maske takmadığı yönünde bir gözlem vardı, şimdi bu oran %11’e çıkmış durumda. Havaların ısınması ile özellikle de yaza doğru salgın psikolojisinden daha da fazla çıkacakmışız gibi görünüyor. Umarım virüs bize kötü sürprizler yapmaz da bahar ve yaz ayları salgın öncesinin coşkusu ile yaşanır.

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 99. dönem verileriyle bu hafta; toplumun artan vaka sayıları karşısında kapalı alanlarda bile her ne olursa olsun maske kullanımı, PCR zorunluluğu sonrasında bireylerin en fazla tedirgin olduğu ortam neresi, bireylerde endişe duygusu, Omicron varyantının önceki varyantlarla kıyaslandığındaki algı ve salgınla ilgili zor günlerin geride kaldığı gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.  

BİREYLERİN % 67’Sİ KAPALI ALANLARDA NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMAYA DEVAM EDECEĞİNİ İFADE EDİYOR.  

Açık alanlarda maske takılması zorunluluğunun kaldırılması kararını her 10 kişiden 6’sı doğru olarak değerlendirirken, kapalı alanlarda sosyal mesafenin ya da havalandırmanın yeterli olduğu durumlarda maske zorunluluğunun kaldırılması toplumun yarısından fazlası tarafından yanlış bir karar olarak değerlendiriliyor.

Ipsos Türkiye

 Ve bireylerin %67’si zaten kapalı yerlerde hali hazırda maske taktıklarını ve takmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak zaten maske takmayan ya da artık takmayacağını söyleyenlerin de oranı az değil. Her 4 kişiden 1’i bu gibi yerlerde maske takmayacağını belirtiyor.  Gerek kapalı alanlara girişte gerekse de otobüs, uçak gibi seyahatlerde HES kodu istenmeyecek olmasını toplumun sadece 1/3’ü doğru bir karar olduğunu düşünüyor.

UÇAKLA SEYAHATLERDE PCR TESTİ İSTENMEYECEK OLMASI İSE BREYLERİN EN FAZLA TEGDİRGİN OLDUKLARI KONU… BU KARARIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %27. 

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN ENDİŞE DUYGUSU DA AZALIYOR Toplumun hala %72’si kendisinin ve ailesinden birinin koronavirüse yakalanmasından endişe duysa da bu oran bir ay öncesinde endişeli olduğunu belirtenlerin oranı %82’idi. Bir ay içinde endişe duygusunda 10 puanlık bir azalış olduğu görülüyor. Endişeli olmadığını söyleyenlerin oranı ise %13’ten %21’e yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 BU VİRÜSE YAKALANSALAR BİLE KOLAY ATLATILACAĞI İNANIŞI DA ARTIYOR… Her ne kadar hala her 10 kişiden 3’ü bu virüse yakalansalar bile zor atlatacağını düşünse de kolay atlatacağını düşünenlerin sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Bir ay önce bu virüse yakalandığında kolay atlatacağını düşünenlerin oranı %43 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde artık bireylerin %54’ü kolay atlatacağı inancında…

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTI DİĞER VARYANTLKARA GÖRE DAHA AZ TEHLİKELİ BULUNUYOR. 1 ay önce toplumun yarısı Omicron varyantının önceki varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünürken bugün bu varyantın oluşturduğu tehlike algısı oldukça gerilemiş durumda. Bugün bu varyantın da tehlikeli olduğu görüşünde olanların oranı %33. Ve tehlikeli olmadığını düşünenlerin oranı da %49’a yükseliyor.Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN YARISI ZOR GÜNLERİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ GÖRÜŞÜNDE. Omicron varyantının daha az tehlikeli bulunmasına paralel bugüne gelindiğinde zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %54. Bu oran tam bir ay önce %35’di.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgının başından hep tartışmalı süreçlere tanık olduk. Hatırlayalım, Dünya Sağlık Örgütü salgının ilk günlerinde maske takılmamalı demişti, sonra tam tersini tavsiye etti. Aşı geliştirme süreci ayrı tartışmalara yol açtı, geliştirilen aşıların üretim yöntemleri bambaşka görüş ayrılıkları yarattı. Aşıya destek, aşıdan emin olmama ve aşı karşıtı olma cepheleri hala tartışmaya devam ediyor. Kısıtlamaların olması veya olmaması, içerikleri sürekli gündem yarattı. Salgına yönelik ekonomik destek paketleri üzerine de uzun tartışmalar yaşandı. Geçtiğimiz bir iki ay içinde ise artık salgının sonu göründü mü yoksa hala gidecek yolumuz mu var soruları gündemde.

Sidar Gedik

2020’de henüz aşı yokken binler seviyesindeki vaka sayıları paketli gıdaları sabun ile yıkamamıza yol açıyordu, 2021 sonuna doğru ise yüzbinler ile ifade edilen vaka sayıları bile -aşıların da yarattığı rahatlık ile- pek de panik yaratmadı. Bu rahatlama hali giderek güçleniyor. Sadece 1 ay içinde bile büyük rahatlama gözlemliyoruz. Omicron’un eski varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı 1 ay önce neredeyse %50 iken şimdi üçte bire düşmüş durumda. Artık vatandaşların yarısından fazlası hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından endişeli olanların oranında son bir ay içinde %10’luk bir gerileme oldu.

Kısıtlamaların gevşemesi rahatlamayı hızlandırdı. Salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı Şubat ayı başında %35 idi, bu oran Şubat sonunda kadar yaklaşık olarak bu seviyelerde seyretti. 7 Mart itibarı ile ise %54’e kadar yükseldi. Artık toplumun yarısından fazlası önümüzdeki sürecin daha kolay bir süreç olacağı düşüncesinde. 1 ay önce salgının bu sene sonuna kadar biteceğine inananların oranı %27 idi, geçen hafta bu oran %41’e yükseldi. İlk defa bu soruya yanıt olarak 2022 sonrasını işaret edenler azınlığa düşmüş durumda.

Belirttiğim gibi, kısıtlamaların gevşemesi ile daha hızlı bir rahatlama yaşıyoruz. Toplumun bu rahatlamaya maddi-manevi ihtiyacı olduğu bir gerçek. Vatandaşlar açık havada maske zorunluluğunun kaldırılmasına önemli ölçüde destek veriyor, on kişiden altısı bu karara katılıyor. Ancak iş kapalı alanlarda maske kullanımına, toplu taşımada-alış veriş merkezlerinde HES kodu uygulamasının kaldırılmasına, uçak yolculuklarında PCR negatif test sonucu gerekliliğine gelince tablo tersine dönüyor. Vatandaşların yarıdan fazlası bu konulardaki gevşeme kararlarını desteklemiyor.

Kapalı alanlarda maske kullanımı konusunda vatandaşlar arasındaki görüş ayrılıkları yaşanıyor. Her üç kişiden ikisi kapalı alanlarda maske kullanmaya devam edeceğini belirtirken, bu konuda fikri olmayan küçük bir kitle hariç geri kalanlar kapalı alanlarda da maske takmayacaklarını belirtiyor. Geçen gün süpermarkette iki kişi arasında maske kullanımı konusunda küçük bir atışmaya tanık oldum, her iki kişi de kendinden çok emindi ancak kapalı ortamda maske kullanımı ile ilgili prensipler oldukça muğlak ve tanık olduğum türden durumlar sık sık yaşanacak gibi görünüyor.

Özgürlük mü? Para mı? Aşk mı?

Özgürlük mü? Para mı? Aşk mı?

Hayatımızda köklü değişiklere sebep olan pandemi boyunca, kadınlar pek çok konuda alışkanlıklarını değiştirdi. Her şeyin çok daha hızlı bir şekilde dijitalleşmesi flört hayatını da etkiledi ve kadınlar çevrimiçi flörte geçmişe göre çok daha fazla ilgi gösterir hale geldi. Öyle ki son dönemde sosysl medyadadan ilk beğeni gönderen veya bir sohbet başlatanlar genelde kadın kullanıcılar oldu.

İlk adımı kim atar?

Genelde konuşmayı başlatanın erkekler olduğu düşünülür fakat özellikle yeni yılın başlangıcı olan Ocak ayında durum hiç de öyle değil. Pandeminin de etkisiyle kadınlar her geçen gün arkadaşlık uygulamalarında daha aktifler. Aplikasyonun kadın kullanıcıları 2022 Ocak ayında geçen yıla oranla yüzde 10 daha fazla beğeni göndermiş ve konuşma başlatmış. Hatta bu yıl 2021 yılındaki tüm diğer aylardan daha fazla. Bakalım önümüzdeki yıllarda, ‘ilk adımı atan’ madalyasını kim taşıyacak?

Kadınlar daha aktivist

Evet her geçen gün ilk adımı atan kadınların sayısı artıyor. Sesini duyurmak için yükseltenlerin de öyle. Aplikasyonun sorularını cevaplayan kadınlar kendilerini çoğu ülkede erkeklerden daha aktivist olarak tanımlıyorlar. Mesela Türkiye ve ABD’de kadınların yüzde 41’i aktivist olduğunu söylerken erkeklerde bu oran ABD’de yüzde 26, Türkiye’de yüzde 36. Kendini en fazla aktivist olarak tanımlayan kadınlar da Fransa’dan.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kadın hakları konusu flörtün de içinde

Cinsiyet eşitliği ve özgürlük tartışmaları sadece medyanın gündemiyle sınırlı değil. Arkadaşlık uygulamalarında da kadın hakları ve feminizm oldukça yaygın. Geçtiğimiz üç yıla oranla kullanıcılar, Aplikasyon profillerinde feminizmden yüzde 83 daha fazla bahsetmiş. Kullanıcıların yüzde 84’ü kadın erkek arasındaki kazanç farkının kapanması gerektiğini düşünüyor. Türkiye’nin yüzde 85’i bu konuda hemfikirken, buna en az katılan ülke yüzde 43 oranla Endonezya.

Paranın değil, özgürlüğün peşinde…

Kadınların her geçen gün daha fazla işgücüne katılmasıyla birlikte finansa verdikleri önem de artıyor. ‘Kendi bütçenizin kaydını tutuyor musunuz?’ sorusuna Türkiye, Hindistan ve ABD’de kadınların yüzde 51’i ‘Evet’ diyor. Kayıt konusunu en az önemseyen kadınlarsa yüzde 34’le Almanya’dan. Fakat tüm ülkeler için özgürlük paradan çok daha önemli. Almanya’daki kadınların yüzde 84’ü, Türkiye’deki kadınların yüzde 72’si, ABD’deki kadınların da yüzde 63’ü özgürlüğün paradan daha önemli olduğunu söylüyor.

 Partnerinizin ne kadar kazandığı önemli mi?

Bazıları paranın sevgiyi satın alabileceğini düşünüyor olabilir. Kadınlar için durum hiç de öyle değil. Dünyanın her yerinden aplikasyon  kullanıcıları, ‘Biriyle eşleşirken zengin olması önemli mi?’ sorusuna Almanya ve Fransa’da yüzde 60 oranıyla ‘Hiç önemli değil’ yanıtını veriyorlar. Türkiye’deki kadınların da yüzde 36’sı paranın eşleşmede hiç önemi olmadığını düşünüyor. Çok önemli olduğunu düşünen kadınların oranıysa sadece yüzde 8. Parayı partner seçiminde en çok önemseyen ülkeyse yüzde 36’yla Endonezya.

Aşk mı yoksa kariyer mi?

Bir tarafta iş dünyasının basamaklarını tırmanmak diğer tarafta yeni bir aşka yelken açmak… Dünya bu konuda kararsız. Ülkeye göre değişiyor. Mesela Fransa’da neredeyse eşit. İsrail’deki kadınlarsa biraz daha romantik. Yüzde 73 oranla bir ilişki bulmanın daha önemli olduğunu düşünüyorlar. Ülkemizdeki kadınların yüzde 60’ı kariyerin daha önemli olduğunu düşünürken kariyer konusuna en çok önem veren kadınlarsa yüzde 68’le Hindistan’dan. Her ne kadar kariyer daha önemli gibi görünse de özellikle pandemiden sonra ‘Gerçek aşkı bulmak daha önemli’ diyen kadınların oranı yüzde 55 artmış. Anlaşılan zor zamanlarda aşk kariyere galip geliyor. Sizce hangisi daha önemli?

OkCupid

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

Kadınlar iş hayatına katılmak için eşinden izin alıyor

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 97. dönem verileriyle bu hafta; tüm dünyada özellikle kadınlar üzerinde en az salgın kadar sıkıntı yaratan, evrensel alanda çözüm aranan bir konu « toplumsal cinsiyet eşitsizliği» mercek altına alındı.

Türkiye’de; kadın ve erkeklere eşit davranış olup olmadığı, eşitliği korumaya yönelik yasalar, kadına şiddete karşı cezalar, aile baskısı, iş hayatına katılımda fırsat eşitsizliği, çalışma hayatına geçmede engeller, kadınların ev içi sorumlulukları,  bu sorumlulukların eşlerle paylaşımı, kültürel önyargılar, kadınların önünde sıralanan engellere karşı siyasetçilerin, gerekse medyanın bu konulara olan ilgisi gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

KADINLARIN YAŞADIĞI ÖNEMLİ BİR SORUN;  EKONOMİK AÇIDAN BAĞIMSIZ OLAMAMALARI…  Her 10 kadından 7’si bugün bile eşinden ve ailesinden izin almadan çalışma hayatına katılamadığını ve ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için de gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar alıcı olamadıklarını söylüyor. Ayrıca iş hayatında da kadınların ayrımcılığa maruz kaldığı görüşü oldukça baskın bir görüş. Kadınların %65’i işte ayrımcılığa maruz kaldığını, terfilerde erkeklerle eşit hakka sahip olmadığını ve %55’i aynı iş için erkeklerden daha az ücret aldıklarını düşünüyor. Erkeklerin bu konulara katılım oranı daha düşük olsa da genel olarak bakıldığında erkeklerin de yarısının kadınlarla benzer görüşte olduğu görülüyor.

Ipsos Türkiye

 

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN CEZASIZ KALMASI KADINLARIN %84’ÜİÇİN YAŞADIKLARI ZORLUKLARIN EN ÖNEMLİSİ. Kadın yönelik şiddetin cezasız kalmasının yanı sıra aile baskısı da kadınların yaşadığı diğer önemli bir sorun. Bu iki konunun dışında kadınların ev içi sorumlulukları ve bu sorumlulukların eşleri ile eşit paylaşılmaması da kadınların zorlandıklarını belirttikleri diğer konular. Erkeklerin bu konulara yönelik verdikleri cevapların oranı daha düşük olsa da yine de her 10 erkekten 7’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde.

 

Ipsos Türkiye

 TOPLUMUN %85’İ YETERLİ YASALARIN OLMAMASI VE OLAN YASALARIN DA UYGULANMAMASININ TÜRKİYE’DE KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASININ ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ ENGELLER OLDUĞUNU BELİRTİYOR. Yasaların yetersiz olması ve uygulanmıyor olmasının yanı sıra kültürel önyargılar da kadın erkek eşitliğinin sağlanamaması konusunda diğer önemli bir engel olarak karşımıza çıkıyor.  Bu iki ana konunun dışında gerek siyasetçilerin gerekse de medyanın bu konuya yeterince eğilmemesi de toplumun %80’i tarafından bu konudaki diğer önemli engeller olarak belirtiliyor.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE KADIN VE ERKEKLERE EŞİT DAVRANILDIĞINI DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %22. Toplumun %22’si kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünürken, %55’i eşit davranılmadığı görüşünde. Bu konuda kadın ve erkelerin görüşü benzer seviyede. Gerek toplumda, gerek aile içinde gerekse de işte toplumun yarısı kadın ve erkeğe eşit davranılmadığını düşünüyor. Kadın ve erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların olduğunu düşünenlerin de oranı sadece %31…

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos, Sosyal Araştırmalar ve Kalitatif Araştırma Hizmet Birimleri Lideri, İcra Kurulu Üyesi Ece Ertürk verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Her ne kadar belli dönemlerde gündemdeki görünürlüğünü ve önceliğini daha fazla hissediyor olsak da sadece Türkiye’de değil dünyada da toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği, konunun olumsuz taraflarıyla hem kadınlar hem de erkekler tarafından hemfikir olunan toplumsal bir sorun.

Türkiye’de kadınlara ve erkeklere toplumda eşit davranılmadığı algısının cinsiyetten bağımsız kabullenilmiş bir gerçeklik olduğunu görüyoruz. Toplumun 70%’i kadın-erkek eşitliğini korumaya yönelik yasaların mevcut olmadığını düşünüyor. Toplumda ve iş hayatında cinsiyet eşitsizliği konusunda ortak bir kanı olsa da aile içinde eşitlik olduğu noktasında erkekler kadınlara göre daha olumlu. Kadına yönelik şiddetin cezasız kalması ve aile baskısı konuyla ilgili en temel toplumsal sorunlar olarak öne çıkmakla birlikte pandemi döneminde de yansımalarını oldukça hissettiğimiz ev içi ve çocuklarla ilgili sorumluluklardaki eşitsiz dağılım da dikkate alınması gereken diğer sorunlar. Kadının hem toplumsal hem de aile içindeki duruşunu etkileyen konulardan biri olarak ekonomik bağımsızlık ve kadını ekonomik bağımsızlığa götürebilecek kaynaklara eşit erişim de yine dikkat edilmesi ve iyileştirilmesi gereken toplumsal konular arasında. Günümüzde hala kadınların 70%’i ailesinden ve eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamıyor. 

Ipsos Türkiye

 Yine benzer sayıda kadın ekonomik özgürlükleri olmadığı için gerek ev içi gerekse de ev dışı konularda karar verici olamıyor. Daha eşitlikçi ve kapsayıcı toplumsal bir düzen için gerekli yasaların olması ve doğru şekilde uygulanması; aynı zamanda da toplumsal cinsiyet konusunun gerek siyasiler gerek medya tarafından daha gündemden bağımsız daha somut ve süreklilik içinde önceliklendirmesi ve sahiplenilmesi bu konuyla ilgili toplumsal beklentiyi de karşılayacak ve iyileşme sağlayabilecek ilk aksiyonlar gibi görünüyor.