Yazılar

 İnsanların yüzde 35 ülkesini değiştirmeyi planlıyor

 İnsanların yüzde 35 ülkesini değiştirmeyi planlıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen global araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; küresel iklim değişikliği, toplumlar üzerindeki etkileri, vatandaşların kaygıları, endişeleri ve eylem planlarına yönelik başlıklar izlendi… 34 ülkede Ipsos tarafından Dünya Ekonomik Forumu için gerçekleştirilen araştırmada; bireylerin yaşadıkları bölgede iklim değişikliğinin şimdiye kadar ne kadar şiddetli bir etkisi olduğuna dair ifadeler nasıl? Hali hazırda ciddi etkilendiklerini belirtenlerin oranı ne?  İklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yıl içinde toplumların yaşadıkları bölgelere ne kadar etkisi olacak? Bütün bu düşünceler içinde bireylerin kaygıları, beklentileri ve planlamalarının ne olduğu, ne yönde bir aksiyon planladıkları gibi birçok başlıkta ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

 34 ÜLKEDE YAŞAYAN BİREYLER HALİ HAZIRDA YAŞADIKLARI BÖLGELERİ CİDDİ BİÇİMDE ETKİLEDİKLERİNİ BELİRTİYOR… İklim değişiklikleri tüm dünyayı küresel boyuttaki etkileri ile tehdit ediyor. Çağımızın en büyük sorunları içerisinde yer almaya başlayan çevre sorunlarının yıllardır hafife alınması sonucu insanlık artık sorumluluk alıyor olsa da çok endişeli. 34 ülkeden araştırmaya katılanların %56’sı iklim değişikliğinin yaşadıkları bölgeleri bugün ciddi bir biçimde etkilediğini düşünüyor. Çalışmanın yapıldığı bütün ülkelerde on kişiden yedisi (%71), iklim değişikliğinin önümüzdeki on yıl içinde bölgelerinde ciddi bir etki yaratmasını bekliyor. Üçte biri de  (%35) 25 yıl içinde iklim değişikliği nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalacaklarını düşünüyor.

Ankete katılanlara yöneltilen “Yaşadığınız bölgede iklim değişikliğinin şimdiye kadar ne kadar ciddi bir etkisi olduğunu söyleyebilirsiniz?” sorusunu kendi bölgelerinde iklim değişikliğinin etkisinin “çok ciddi” veya “biraz ciddi” olduğunu söyleyerek yanıtlayanlar en az İsveç (%25) ve İrlanda‘da (%38), en çok Meksika (%75) ve Türkiye ile Macaristan’da (%74). Dünya ortalamasıysa yarıdan fazla (%56).

Ipsos Türkiye

10 YIL İÇİNDE ÇOK CİDDİ BİR ETKİLENME BEKLİYOR… İklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yıl içinde bölgenizde ne kadar ciddi bir etkisinin olmasını bekliyorsunuz?” sorusuna tüm ülkelerde verilen yanıtların ortalaması Bu beklenti sıralamasında ilk sıralarda Portekiz (%88), Meksika, Macaristan (%86), Türkiye, Şili (%85), Güney Kore, İspanya (%83), İtalya (%81), Fransa ve Romanya (%80) bulunuyor.  Önümüzdeki on yılda şiddetli iklim etkilerine ilişkin beklentilerin en düşük olduğu ülkelerse Malezya (%52), Çin (%55), İsveç, (%56), Tayland (%57) ve Suudi Arabistan (%60).

Ipsos Türkiye

YAŞADIKLARI YERİ TERK ETME OLASILIĞININ YÜKSEK OLMASI  DİKKAT ÇEKİYOR…  Ankete katılanlara; önümüzdeki 25 yıl içinde iklim değişikliğinin bir sonucu olarak kendiniz ve ailenizin evinizi terk etme olasılığı sorulduğunda her 3 kişiden birinin evini terk etmek zorunda kalacağı görüşü yüksek… 34 ülkede yaşayanların %35, önümüzdeki çeyrek yüzyılda iklim değişikliği nedeniyle kendilerinin veya ailelerinin evlerini terk etme olasılığının yüksek olduğunu dile getirdi.  İklim değişikliğinin yerinden edilmeyi tetiklediğini düşünen ülkelerin başında Hindistan (%65) bu oranın en düşük olduğu ülke ise İsveç (%17). Malezya (%49), Brezilya (%49), İspanya (%46) ve Güney Afrikada (%45) ankete katılanların neredeyse yarısı,  bu kaygıları paylaşıyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

EN ÇOK KADINLAR ENDİŞELİ… Araştırmaya katılan ülkelerde en fazla kadınlar endişeli… Küresel ortalamada erkekler kadınlara nazaran daha düşük bir beklentiye sahip. İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilme olasılığına yönelik beklentide yaş gruplarına bakıldığında; yaş gençleştikçe endişe de düşüyor. Küresel ölçekte, 35 yaşın altındakilerin %43’ü ve 35-49 yaş arasındakilerin %37’si, iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki 25 yıl içinde taşınmaları gerekeceğini söylerken 50 ila 74 yaş arasındakilerin sadece %25’i bu endişeleri paylaşıyor. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Dünya genelinde son dönemlerde yaşanan iklim değişiklikleri toplumları etkilerken bireysel anlamda endişeleri de artıyor. Küresel ısınma ve doğa üzerindeki etkisi, çevre güvenliğini tehdit ederken, aynı zamanda insani güvenlik sorununu da ortaya çıkarmıştır. Son dönemde Pakistan’ın yaşamış olduğu sel felaketleri ve birçok farklı bölgede olan diğer örnekler oldukça üzücü… Özellikle iklime bağlı tarım, turizm ve enerji gibi sektörler; emek verimliliği, istihdam gibi ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilediği gibi insan sağlığını mental olarak da olumsuz yönde etkilenmektedir. Tüm canlıları etkileyen bu doğa durumunun önemini insanlık geç fark etse de bilim adamları çözüm arayışını sürdürüyor.

Ipsos Türkiye

Ülkeler de olabildiğince toplumsal boyutta bu çalışmalar katkı sağlamaya çalışıyor. Ancak kişilere sorulduğunda oldukça küçümsenmeyecek beşte dört çoğunluk önümüzdeki 10 yıl sonrası bu konuda etkiler için kendileri ya da ailelerinin evinden ve bulunduğu yerden ayrılması gerektiği görüşünde… Bölge veya ülke ölçeğinde ortaya çıkan çevre sorunları, önceleri belki az bir çoğunluğun ilgilendiği bir konu olsa da günümüzde bu oran artmıştır.  Bu duruma, doğanın serbest bir mal olduğu ve dolayısıyla da fiyatının olmadığı yönündeki anlayışın yanı sıra teknolojide yaşanan hızlı gelişimin çevre sorunlarının üstesinden geleceği inancının yol açtığını söylemek mümkündür.

Her iki kişiden biri alışverişte kredi kartı kullanıyor

Her iki kişiden biri alışverişte kredi kartı kullanıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; toplumun kredi kartı kullanımına yönelik tutum davranış verileri var… Toplumda kredi kartı sahipliği ne durumda? Kredi kartı kullananlar, dönemlik kart borcunun tamamını ödeyenler, dönemlik borcun biraz azını yatıranlar ve minimum tutarı ödeyenlerin oranları ne? Aynı zamanda nakit ödemeyi tercih edenler, taksitli ödemeyi tercih edenler var mı gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

KREDİ KARTI İLE ALIŞVERİŞLERDE TAKSİTLİ ÖDEME TERCİHİ

%71. Finans piyasalarında ve teknolojide yaşanan güncel gelişmelere paralel olarak dünya genelinde ödeme araçlarındaki çeşitlilik gün be gün artmıştır. Eğer taksitli ödeme imkanı varsa kredi kartı sahiplerinin %71’i alışverişlerinde taksitli ödemeyi tercih ediyor. Kredi kartı harcamaları ile tüketim harcamaları arasında bir paralellik bulunmakla beraber alışverişlerde taksitli ödemelere doğru bir eğilim gözlemlenmektedir. Her zaman tek çekim ödeme yaptığını söyleyenlerin oranı %25.

Ipsos Türkiye

ALIŞVERİŞLERDE KREDİ KARTI KULLANIMI OLDUKÇA YAYGIN BİR DAVRANIŞ. SADECE NAKİT ÖDEMEYİ TERCİH EDENLERİN ORANI

%14. Türkiye’de kredi kartı kullanımı giderek yaygınlaşmış ve her 10 kişiden 9’u alışverişlerinde kredi kartı kullandığı görülmüştür.  Alışverişlerin hemen hemen tamamında kredi kartı kullanan bireylerin oranı %49. Bu kişilerin çoğunlukla kredi kartı tercih etmesinden temel sebep gelirlerinin nakit ödeme yapmak için yeterli olmaması (%55) ya da ödemeleri  bir sonraki aya erteleyebilmesi (%32).  Alışkanlık olduğu için hep kredi kartı kullananların oranı ise %36.Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

KREDİ KARTI KULLANAN BİREYLERİN YARISINA YAKINI DÖNEMLİK KART BORÇLARININ TAMAMINI ÖDÜYOR.

Dönemlik kart borcunun tamamını ödediğini söyleyen kart sahiplerinin oranı %46 iken, %%21’i dönemlik borcun biraz azını yatırdığını belirtiyor. Minimum tutarı ödeyenlerin oranı

ise %26.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE HER 10 KİŞDEN 7’SİNİN KULLANDIĞI BİR KREDİ KARTI VAR.

Bireylerin %61’inin kendine ait bir kredi kartı bulunmakta. %9’unun ise kullanmakta olduğu bir ek kart var. Toplamda kredi kartı kullanan bireylerin oranı %70.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Araştırmamıza katılan her on kişiden üçünün bir kredi kartı yok. Bu aslında kredi kartı piyasasında henüz hala gidilecek bir yol olduğunu gösteriyor.

Kredi kartı sahibi olan her iki kişiden biri “tüm alışverişlerini” kredi kartı ile yaptığını belirtiyor. Kredi kartı bilinçli kullanım gerektiren bir ürün. Bireyin finansal kapasitesi dahilinde kullanıldığında hiç kuşkusuz çeşitli avantajlar sağlayabiliyor, mesela her on kart sahibinden yedisi taksitli alışveriş imkanlarından faydalanıyor. Öte yandan tüm alışverişlerini kredi kartı ile yapanların yarıdan fazlası bu davranışın nedeni olarak nakit ödeme için gelirinin yetersizliğini belirtiyor. Yüksek enflasyon ile mücadelede kredi kartı iki ucu keskin bir bıçak gibi. İpin ucunun kaçma ihtimali var, kredi kartı kullanıcılarının %29’u bu duruma yakın, bu kesim ya ancak minimum ödeme tutarını ödeyebiliyor ya da onu dahi ödeyemiyor.

Ipsos Türkiye

Online alışverişi çok sevdik  

Online alışverişi çok sevdik  

Ipsos tarafından gerçekleştirilen E-ticaret Paneli ve Dijital Alışverişçi Takip verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; Online alış veriş, gördüğü ilgi, kanal tercihleri, değişim gösterdiği zamanlar, dünyada e-ticaret önemi kazandı. Online perakendecilerin satışları nasıl ilerledi? FMCG de ne oldu? Ekonomik endişelerin öne çıktığı günümüz Türkiye’sinde trendler nasıl, ne yönde devam ediyor? Online dönüşüm sadece alışverişçi sayısının artışı ile mi ölçümleniyor? Başka hangi çeşitlilikte kendini ortaya çıkarıyor konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

Ipsos Türkiye

Online dönüşüm sadece alışverişçi sayısının artışı ile değil, kanal ve kategori çeşitliliği olarak da kendini gösteriyor.

Ipsos E-Ticaret Paneli Nisan’21-Mart’22 dönemi verilerine göre online alışverişçiler ayda ortalama 2 kez alışveriş yaparken her sepete 210 TL ödediler. Genel online alışveriş davranışlarını önceki 12 aylık dönemle karşılaştırdığımızda, son dönemde tercih edilen kanal sayısının 6’dan 7’ye, kategori sayısının ise 12’den 17’ye çıktığını görüyoruz.

Online alışverişçiler Nisan’21-Mart’22 döneminde yaklaşık olarak ayda 1 kez FMCG alışverişi yaparken bir alışveriş sepetine ortalama 92 TL ödedi. FMCG alışveriş davranışlarını önceki 12 aylık dönemle karşılaştırdığımızda satın alınan kategori sayısı 7’den 10’a yükseliyor. Özetle, online dönüşüm sadece alışverişçi sayısının artışı ile değil, kanal ve kategori çeşitliliği olarak da kendini gösteriyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Online alışveriş, soru işareti taşıyan bir konu olmaktan çıkalı çok zaman oldu. Dünyanın en değerli şirketinin Amazon olduğunu unutmayalım.

Öte yandan, alışveriş dünyasında dijitalleşme kendi patikası içinde doğal hızında ilerlerken, karşımıza çıkan Covid-19 salgını ve getirdiği karantina uygulamaları birden vites büyümesine neden oldu. “Evde Kal” döneminde ülkemiz tüketicisinin kafasındaki son bariyerler de yıkılmaya başladı ve online alışveriş yapanların oranı katlanarak arttı.  Aylar ilerledikçe online alışveriş hacminin ulaştığı bu seviyenin geçici olmadığını da gördük, evlerden çıkıp alışveriş yapabilmeye başladığımızda da online alışverişi terk etmedik.  Mart 2020’de internet kullanan bireylerin %54’ü internetten alışveriş yapıyordu, 2022 yılına geldiğimizde bu oran 1.5 kat artmış halde, artık her on internet kullanıcısIndan sekizi online alışveriş yapıyor.

Sidar Gedik

Pandemi öncesi dönemde hızlı tüketim malları kategorisinde online alışveriş yapanlar daha sınırlı bir kesim iken pandemi ile birlikte burada da önemli artışlar gördük. Bu kategoride de istikrarlı bir tablo olduğunu söylemek gerek. Pandemi koşulları sona ermiş olmasına rağmen online alışverişin popüler olmaya devam etmesinin nedeni ne? Tüketicilerin tercih nedenlerini incelediğimizde promosyonların/kampanyaların öne çıktığını görüyoruz. Önde gelen nedenlerden biri de online alışveriş esnasında daha rahat fiyat karşılaştırması imkanı sayesinde daha hesaplı alışveriş yapabilmek. Promosyonlu, daha uygun fiyatlı, hesaplı alışveriş… Buradan hareketle online alışverişin tüketiciler açısından ekonomik zorluklar ile mücadelede bir yöntem olduğunu belirtebiliriz. Online perakendeciler önce salgın koşullarında, ardından da yüksek enflasyon döneminde tüketicilere can simidi oldular, olmaya devam ediyorlar gibi görünüyor.

TV mi? İnternet mi?

TV mi? İnternet mi?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen TÜRKİYE’Yİ ANLAMA KILAVUZU araştırma  verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; TV izleme, basılı yayın okuma ve yayın platformlarında dizi film izleme oranları ve içerik tercihleri mercek altına alındı. Güncel TV izleme oranları, hiç Televizyon izlemiyorum diyenler, basılı yayın okuyanlar ve veya internet yayınları üzerinden takip edenler, bu takiplerin kalitesi, neler izleniyor ya da takip ediliyor, nerelerde izleniyor? Yayın platformlarındaki oranlarla ortaya çıkan sıralama nasıl, gibi başlıklarda  bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HERGÜN TV İZLEDİĞİNİ SÖYLEYENLERİN ORANI %69. Dünya gündemleri, ulusal gündemler, savaşlar, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

Ipsos Türkiye

TV’DE DİZİ İZLEYENLERİN ORANI 2020 YILINA GÖRE 10 PUAN GERİLERKEN; YOUTUBE VE NETFLIX’TE DİZİ İLEYENLERİN ORANI ARTIYOR. Burada bireylerin vakit ayırabildiği zamanlarda izlemek istediği türde seçeneği, istediği tekrarda ve arzu ettiği zaman aralığında izlemesi bu artışın önemli etkenlerinden. Dizi izlemek için hangi platformlar kullanıldığı sorulduğunda 2020 yılında toplumun %45’i TV derken 2022 senesinde bu oran %35’e gerilemiş durumda. TV yerine farklı platformlardan dizi izlemek ise ciddi şekilde yükseliyor. Bugün her 2 kişiden 1’i Youtube’dan dizi seyrettiğini belirtirken, Netflix’ten dizi seyrettiğini söyleyenleri oranı da %9’da %21’e kadar çıkmış durumda. İnsanların hayatına sunduğu bireysel tercihe göre ve kaliteli içerik izleme arayışı bu konudaki vakit ayırma eğilimlerini etkiliyor.

r, salgın hastalıklar iş güç hayat şartları, bireylerin tutum davranışlarını haklı olarak etkiliyor. 2018 yılına kadar her gün televizyon izlediğini söyleyen kişilerin oranı %80’nin üzerindeyken 2020 senesinde %74’e, 2022 senesinde ise %69’a inmiş. Programların ve dizilerin içerik kalitesini arttırması, insanların evinde geçirdiği vaktin bir bölümünü Tv ye ayırması için bu düşüş önemli bir detay… Son yıllarda ben artık hiç TV izlemiyorum diyenlerin oranı bugün her sadece 10 kişiden 1’i… TV yöneticilerinin bu konuyu stratejik olarak gündemlerine yayın politikalarına taşımaları açısından büyük önem taşıyor uyarısı doğru bir tanımlama olur.

BASILI GAZETE OKUMA ALIŞKANLIĞI HER GEÇEN GÜN AZALIYOR. ANCAK INTERNETTEN OKUMA ALIŞKANLIĞI DA SON SENELERDE DÜŞÜŞE ORANLA BAKILDIĞINDA BEKLENDİĞİ ŞEKİLDE ARTMIYOR.

Çağın getirdiği, yaşattığı küresel pandemi ve gündemler sonrası; bireylerin artan hassasiyetleri ve beraberinde her geçen gün ilerleyen teknolojik gelişmelerle alışkanlıklar da değişti.  Hız kesmeyen çağa uygun yeniliklerle; İnternetin koca bir dünyayı bir elin avucuna sığdırma kabileyti ile basılı gazete dergi gibi yayınların takibini düşürdü. 2022 yılında her 2 kişiden 1’i artık basılı gazete okumadığını belirtiyor. Her gün ya da haftada en az bir kere okuyanların oranı da %10 civarında. Her 2 kişiden biri ise bugün internetten gazete okuduğunu belirtiyor. Ancak internetten gazete okuyanların oranı 2018’den beri çok da değişmiyor. Haberler ve ana sayfa gazete okuyan kişilerin en çok okuduğu bölümler… Her 4 gazete okuyandan biri haberleri ve ana sayfayı okuduğunu belirtirken, ekonomi haberleri bu kitlenin %14’ü tarafından takip ediliyor. Bulmaca, spor ve siyaset haberleri takip edilen diğer haber bölümler.

Ipsos Türkiye

 HABERLER / HABER PROGRAMLARI VE YERLİ DİZİLER TOPLUMUN YARISI TARAFINDAN TV’DE İZLENEN PROGRAM TÜRÜ… Haberler, haber programları ve yerli diziler toplumun TV’de en çok izlediği program türleri. Her 2 kişiden biri bu program türlerini izlemekte. Bu iki program türünü yarışma programları takip ediyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Medyanın biçim değiştirdiğini söylemeye gerek yok. Eskiden bir medya organı sahibi olabilmek en düşük yatırım seviyesinde gazete veya dergi kurmak, daha yüksek yatırımlara çıkabilenler için ise radyo ve televizyon yatırımı yapmak demekti. Şimdi popüler olsun veya olmasın Facebook, Youtube, Twitter, Instagram hesaplarının her biri birer kişisel medya organı. Bu ortamda TV izleme oranının yıllar içinde düşüyor olması da şaşırtıcı değil. Her gün TV izleyenlerin oranı %88’den %69’a kadar düşmüş halde, büyük bir değişim.TV izleyenler açısından haber takibi hala en önemli neden. 2017’de yılın kelimesi “Fake News” idi. Ipsos’un birkaç yıl önce Dünya çapında gerçekleştirdiği araştırmada farklı mecralar arasında TV güvenilir haber kaynağı olma sıralamasında ilk sırada geliyordu. Sonraki dönemde bu tabloda büyük bir değişim de olmadı.Türkiye’yi Anlama Kılavuzu araştırması gösteriyor ki ülkemizde sadece TV izleyicileri değil gazete okurları için de habere ulaşabilmek hala en önde gelen motivasyon. Medyanın giderek içiçe geçerek daha karmaşık bir biçim aldığını görüyoruz. Ulusal gazete haberleri sosyal medyanın en önemli tüketim malzemelerinden biri. Televizyonu talep ettiğimiz anda telefondan izlemek mümkün, sosyal medyada paylaşılan hikayeler gerçek olarak sunuluyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Neyin gerçek neyin türetilmiş olduğunu anlamak güç. Tüm bu zeminde medyaya güveni değil ölçmek tarif etmek bile zor.Öte yandan medya yöneticileri, içerik üreticileri için önemli bir fırsat alanı da söz konusu. Medya tüketimi hiç olmadığı kadar yüksek. İnsanların beklediği şey mümkün olduğunca şeffaf bir yaklaşım, paylaşılan haberlere,reklamlara dair daha yüksek bir sorumluluk duygusu.

Aşıda hatırlatma dozu çalışanların gündeminde mi?

Aşıda hatırlatma dozu çalışanların gündeminde mi?

Ipsos Coronavirus Salgını ve Toplum Araştırma  verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta; vaka sayılarındaki ​artışlar ve toplumdaki etkisi mercek altına alındı. Bugün çalışan kesimin yüzde kaçı iş yerine giderek ve veya yüzde kaçı salgın ile hayatımıza giren uzaktan çalışma şekli ile işine devam ediyor? İşyerine giderek çalışmak isteyenlerin oranı ne? Uzaktan çalışmak isteyenlerin oranı ne? Uzaktan çalışabilenlerin iş dünyasındaki oranı ne? Çalışanların ne kadarı; salgında yeni dalganın işyerleri için tehdit oluşturduğu görüşünde? Hâlihazırdaki vaka sayılarında görülen değişikliklerin iş gücünü etkileme oranı ne? Toplumun yüzde kaçı aşıda açılan hatırlatma dozunu yaptırma niyetinde? Olumlu ve olumsuz yaklaşanların oranı, aşı olmayan kişilerle aynı iş yerinde çalışma konusunda çalışanlar ne düşünüyor gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenerek güncel tespitler sağlanmıştır.

SALGINDA ARTAN VAKA SAYILARI ŞİRKETLERİN YARISINDA İŞ GÜCÜNÜ ETKİLEMİŞ DURUMDA. 

Çalışanların %35’işu an yaşanan salgındaki yeni dalganın çalıştıkları işyerlerinde iş gücünü etkilemediğini belirtiyor. Ancak işyerlerin %54’ünde işgücü eksikliği yaşanmaya başlamış ve bu iş gücü eksikliğinden dolayı üretimin olumsuz etkilendiği işyerlerinin oranı da %20.

Ipsos Türkiye

 ÇALIŞANLARIN YARISI AŞIDA HATIRLATMA DOZUNU YAPTIRACAĞINI SÖYLERKEN, DİĞER YARISI YA AŞI OLMAYACAĞINI YA DA AŞI OLUP OLMAYACAĞINDAN EMİN OLMADIĞINI SÖYLÜYOR. Aşıda açılan hatırlatma dozu konusunda toplumun geneli gibi çalışanların da yarısı aşı yaptırma niyetinde.  Ancak diğer taraftan çalışanların yarısı aşı olma konusuna olumlu yaklaşmıyor. Aşı olmayan kişilerle aynı iş yerinde çalışma konusunda da çalışanların yaklaşık yarısı aynı iş yerinde çalışmak istemezken yakın bir oranda bir kitle çalışabileceğini söylüyor. 

Ipsos Türkiye

SALGININ İŞ YERLERİ ÜZERİNDE TEHLİKE OLUŞTURDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI % 65… Salgında yaşanan yeni dalganın ve vaka sayılarındaki artış ile birlikte çalışanların 2/3’ü salgının işyerleri için tehdit oluşturduğu görüşünde. Ve her 10 çalışandan 4’ü de önümüzdeki günlerde salgının işleri üzerinde olumsuz etkisi olacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 HER 5 ÇALIŞANDAN BİRİ SALGIN NEDENİYLE UZAKTAN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR.  Salgın ile başlaya uzaktan çalışma şekli bugün çalışanların %19’u için devam ediyor. Uzaktan çalışanların yarısına yakını her gün evden çalışırken diğer yarısı haftanın belli günleri iş yerine gidip diğer günlerde uzaktan çalışmakta.

Ipsos Türkiye

UZAKTAN ÇALIŞMANIN DEVAM EDECEĞİ GÖRÜLÜYOR. 

Şu an uzaktan çalışanların %41’i 3 ay daha uzaktan çalışacağını, %41’i se 4 ay veya daha uzun süre böyle çalışmaya devam edeceklerini düşünüyor. Ve bu şekilde çalışan her 10 çalışandan 6’sı kısmen de olsa iş yerine gitmek istiyor. İşlerine evden çalışmaya devam etmek isteyenlerin oranı ise %35.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Geçen haftalarda Covid-19 yok oldu mu yoksa sadece uykuda mı konusunu ele almıştık. Vaka sayılarının yeniden yükselişe geçmesi önemli bir gündem maddesi. Salgın sadece insan yaşamını tehdit etmiyor, işlerimizi de tehdit ediyor. Her ne kadar aşılar sayesinde başlangıçtaki gibi kapanmalar söz konusu olmasa bile hastalanan çalışanlar nedeni ile iş kayıpları yaşanabiliyor. Salgının iş yeri ve işi için tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı %55. Ancak salgının önümüzdeki dönemde işine yönelik olumsuz bir etki yaratacağını düşünenlerin oranı çok daha düşük,%41. Yani bugün için bir risk görse bile bunun bir olumsuzluk yaratacağını düşünmeyen bir kesim var. Elbette insanlık olarak çok daha tecrübeliyiz, ne yapmamız gerektiğini çok daha iyi biliyoruz. Çalışma hayatı açısından aşı ve mümkün olan durumlarda uzaktan çalışma uygulamaları işlerin kesintiye uğramadan devam edebilmesi için önemli.

Ipsos Türkiye

Kısmen veya tamamen uzaktan çalışma, salgın ile yaygınlaşan bir uygulama oldu. Elbette uzaktan çalışma işlerin büyük çoğunluğu için mümkün değil. On kişiden yedisi her gün iş yerine gitmeye devam ediyor. Salgın sonrasında tamamen uzaktan çalışmaya devam edenlerin oranı %8. %11’lik bir kesim ise salgından sonra kısmen uzaktan kısmen iş yerinden çalışmaya devam ediyor. Kısmen yada tamamen uzaktan çalışanların %41’i bu durumun daha en az 4 ay devam edeceğini düşünüyorlar. Uzaktan çalışanlar içinde on kişiden altısına yakını kısmen de olsa iş yerine dönmek arzusunda. Artık iş yerine dönmek istemeyip tamamen uzaktan çalışmaya devam etmek isteyenler ise yaklaşık üçte birlik bir kesim. Peki çalışanlar hatırlatma aşılarına nasıl yaklaşıyor? Çalışanların yarısından fazlası hatırlatma dozu yaptırmaya olumlu bakıyor. Bu, salgının daha güçlü seyrettiği dönemler ile benzer bir oran. Toplum geneli de benzer yaklaşıma sahip. İş yerinde aşı olmamış iş arkadaşları ile aynı ortamda çalışmaya karşı olanlar ile bu durumda bir sorun görmeyenlerin oranları birbirine yakın. Bunun nedeni yüksek ihtimalle aşıların verdiği güven ve zamanla konuya dair bilgi seviyesinin artması. Ekonomik krizin tüm Dünya’yı kasıp kavurduğu bir dönemde işlerin kesintisiz ilerlemesi olağanüstü önemli. Gerek şirketlerin, gerekse çalışanların buna çok ihtiyacı olduğu kesin.

İkinci el ürünlere büyük ilgi

İkinci el ürünlere büyük ilgi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  Anti Kriz Monitörü Araştırma  verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta; toplumda bireylerin son bir sene içinde bir dayanıklı tüketim ürünü alıp almadığı, son bir ay içinde ise bu oran nedir, ikinci el ürün satışında durum ne hangi kategorilerde yüksek, hangi kategorilerde düşük? Satın alma yapmaktan vazgeçenlerin ya da erteleyenlerin oranı ne gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

SON 1 SENE İÇİNDE TOPLUMUN %46’SI DAYANIKLI TÜKETİM ÜRÜNÜ ALMAMIŞ. SON 1 AYA BAKILDIĞINDA İSE HER 10 KİŞİDEN 6’SININ BU KATEGORİLERDE BİR ÜRÜN ALMADIĞI GÖRÜLÜYOR. Akıllı cep telefonu gerek son bir sene gerekse de son bir ay içinde en çok alınan ürün. Diğer kategoriler arasında ise son bir sene içinde sadece küçük ev aletleri ve beyaz eşya alımı %10 üzerinde. Diğer kategorilerin ise alımları daha düşük.  Son bir ay içinde ise akıllı cep telefonu hariç diğer tüm ürünlerin satın alımı %10’un altında.

Ipsos Türkiye

 2. EL TERCİHİ BAZI KATEGORİLERDE OLDUKÇA YÜKSEK

Kategoriler göre farklılık gösterse de son 1 ay içinde satın alınan ürünlerde ikinci el ürünlerin tercih edildiği görülüyor. Tablet /pc kategorisinde 2. el satın alımı %35 seviyesinde. Beyaz eşyalarda da 2. el tercihi oldukça yüksek (%29). TV de ise 2. el tercihi daha düşük olsa bile yine de %15 seviyesinde.

Ipsos Türkiye

CEP TELEFONLARINDA 1. EL VE DAHA İYİ MARKA/ MODEL ALIMI GÖRÜLÜYOR. Son 1 ay içinde cep telefonu alan bireylerin %73’ü birinci el ürün tercih ederken 2. el tercihi %27… Çoğunluğun bu yeni satın alımlarda kullandığı marka veya modelden daha iyi bir marka veya modele geçiş yaptığı görülse de daha alt marka veya modele geçen kişilerin oranı %35.

Ipsos Türkiye

 SON 1 AY İÇİNDE YAKLAŞIK HER 10 KİŞİDEN 2’Sİ DAYANIKLI TÜKETİM ÜRÜNLERİNİ SATIN ALMAKTAN VAZGEÇMİŞ. Tüm ürünler için satın almaktan vazgeçenlerin oranı benzer seviyede. Akıllı cep telefonu, küçük ev aletleri ve beyaz eşya kategorilerinde ürün alımın erteleyenlerin oranı daha yüksek.

Ipsos Türkiye

ÖNÜMÜZDEKİ BİR AY İÇİNDE DE BU KATEGORİLERİ SATIN ALIM NİYETİ ÇOK DÜŞÜK. Tüm ürün kategorilerinde satın almayı düşünenlerin oranı %10’un altında. Yaklaşık her 10 kişiden 3’ ü harcamalarını kısmak için satın almayı ertelediğini söylüyor. Bu oran akıllı cep telefonunda %35 ile en yüksek seviyede. Ama genel olarak bıkıldığında zaten bireylerin bu kategorileri satın almayı planlamadıkları söylenebilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : “Az sayıda istisna hariç pek çok ülkenin (elbette herkes için kendi ölçülerinde değişen şekilde) yüksek enflasyon ile mücadele ettiği bir dönemden geçiyoruz. Son yıllarda yüksek enflasyonun ekonomik durgunluk-küçülme ile birlikte seyrettiği duruma stagflasyon dendiğini de öğrendik. Gelişmiş ekonomilerin de dahil olduğu bir çok ülke stagflasyonun eşiğinde. Ülkeler için dış ticaret elbette çok önemli, ancak iç tüketim de ekonominin durgunluğa girip girmemesi açısından kritik. Önemli iç tüketim kategorilerinden biri de dayanıklı tüketim ürünleri. Bu kategorideki ürünlerin çoğu hızlı tüketim ürünleri gibi günlük yaşamsal ihtiyaçlara yönelik olmadığı için tüketicilerin ekonomik güçlerine ve ekonomiye güvenlerine yönelik iyi bir gösterge özelliği taşıyabiliyor. Yani özetle tüketicinin ekonomik gücü yeterli ise ve harcama yapacak güvene de sahipse görece yaşamsal olmayan ihtiyaçlara, mesela dayanıklı tüketim mallarına yönelebiliyor. Bu tutumun zayıflaması ise ekonomik durgunluğun ilk işaretleri olabilir. Mevcut koşullarda 2.el ürün almak bir çözüm haline gelmiş. Çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi satın alan on kişiden üçü bu ürünü 2.el almış.

Ipsos Türkiye

Dayanıklı tüketim ürünlerine yönelik araştırmamızda dikkat çeken iki bulgu var; ilki son bir ay içinde bu kategoride bir satın alma yapmamış olanların %30 ile %45 arasında değişen bir kısmı aslında satın alım yapmaya niyetli iken ertelemiş veya tamamen vazgeçmiş. İkinci bulgu ise önümüzdeki 1 ay içinde satın alma niyeti olanların oranının ürüne göre (cep telefonunda) maksimum %9’a ancak ulaşması. Çamaşır makinesi, buzdolabı gibi daha temel ihtiyaç diyebileceğimiz ürünlerde bile satın alma niyeti olanlar ancak %5. İhtiyacı, niyeti olup da gelecek 1 aydan ileri tarihe ertelemiş olanlar da %25-30 arasında değişiyor.

Araştırmamızın yapıldığı son 1 ay içinde dayanıklı tüketim ürünlerine yönelik bir talep zayıflamasının başladığını söylemek çok yanlış olmaz. Bu da tüketicinin ekonomik gücünün ve güveninin aşındığının bir işareti. Temmuz ayındaki memur, emekli ve asgari ücretli maaş zamlarının bu kategoriye bir canlanma getirip getirmeyeceğini ise önümüzdeki ay ve sonrasında göreceğiz” dedi..

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Her 10 kişiden 4’ü koronavirüs hastası

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  KORONAVİRÜS SALGINI ve TOPLUM Araştırma  verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumun salgınla ilgili son dönemde dünyada ve ülkemizde artan vakalar hakkında toplumun davranış eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü rakamlara bakıldığında vaka sayılarının artıp, artmayacağı, artsa bile tehlikeli boyutlara gelip gelmeyeceğine yönelik güncel düşünceler neler? Bireylerin kendileri ya da aileleri için salgının yeniden tehlikeli boyutlara gelip/ gelmeyeceği,  bu durumun toplumda yarattığı kaygı ve endişe durumları, aşı olma ve tedbirlere yönelik yeni ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TOPLUMUN %37’Sİ SALGININ TEKRAR TEHLİKELİ BOYUTLARA ULAŞACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Vaka sayılarının tekrar artması ile birlikte her 10 kişiden 4’ü vaka sayılarının daha da artacağını ve salgının tekrar tehlikeli boyutlara ulaşacağını düşünüyor. Ancak benzer oranda bir kitle ise vaka sayıları artsa bile salgının eskisi kadar tehlikeli olmayacağı görüşünde. Salgınının bittiği konusunda görüş bildirenlerin oranı ise sadece %11.

Ipsos Türkiye

SALGININ TEKRAR KONUŞULMAYA BAŞLANDIĞI BUGÜNLERDE TOPLUMUN YARISI SALGININ KENDİLERİ VE AİLELERİ İÇİN TEHLİKE OLUŞTURACAĞI GÖRÜŞÜNDE.

Vaka sayılarının 20binler olduğu Mart ayında her 10 kişiden 7’si salgının kendileri ve aileleri için tehlike oluşturduğunu düşünürken vaka sayıları tekrar artmaya başlasa bile bugün bu oran %54 seviyesinde. Diğer dikkat çekici bir bulgu ise toplumun %37’sinin bu virüsün tehlike oluşturmayacağı görüşünde olmaları.

Ipsos Türkiye

 KENDİSİNİN YA DA AİLESİNDEN BİRİNİN COVİD-19’A YAKALANACAĞI KONUSUNDA ENDİŞELİ OLANLARIN ORANI %64. Salgının tekrar tehlike oluşturacağını düşünenlerin oranı %54 seviyesindeyken kendisinin ya da ailesinden birinin koronavirüse yakalanacağı konusunda endişeli olan bireylerin oranı daha yüksek (%64). Bu endişe düzeyi vaka sayılarının günlük 1500’e düştüğü Mayıs ayından çok farklı olmasa da çok endişeli olduğunu belirten bireylerin oranı daha yüksek. Ve her 10kişiden 3’ü bu konuda da endişeli değil.

Ipsos Türkiye

 HER 10 KİŞİDEN 4’Ü SALGIN KONUSUNDA RAHATLAMIŞKEN TEKRAR BU KONUDA ENDİŞELENMEYE BAŞLADIĞINI BELİRTİYOR. Toplumun %30’u salgının ilk gününden beri endişeli olduğunu bu konuda hiç rahatlamadığını belirtiyor. Vaka sayılarının azalması, kısıtlamaların kaldırılması ve yaz aylarının da gelmesi ile birlikte toplumun %44’ünün salgın konusunda kendilerini rahat hissetmeye başladığı ancak vaka sayılarının artması ile birlikte endişelerinin tekrar arttığı görülüyor. Bugün salgın konusunda rahat olan bireylerin oranı ise %26.

Ipsos Türkiye

 AŞI OLMA KONUSUNDA İSE HER 10 KİŞİDEN 4 AŞI YAPTIRMA EĞİLİMİNDE DEĞİL.

Hatırlatma dozlarının tekrar açıldığı bugünlerde bireylerin %25’’i mutlaka aşı yaptıracağını %18’i de aşı yaptırabileceğini belirtmekte. Toplamda aşı yaptırma eğiliminde olan bireylerin oranı bugün için %43. Ancak aşı yaptırmayacağını söyleyenlerin oranı oldukça yüksek. Her 10 kişiden 4’ü aşı yaptırmayacağını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 HER 3 KİŞİDEN 1’İ NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMA KONUSUNDA TEPKİLİ.

Vaka sayılarından bağımsız salgının devam ediyor olmasından dolayı bireylerin %28’i kapalı alanlarda maske takmaya devam etmekte. Vaka sayılarının artması ile birlikte %25’lik bir kesim maskeyi artık takmıyor olsa bile tekrar takmayı düşündüğünü belirtiyor. Diğer taraftan her 3 kişiden biri maske takmayı bıraktığını ve takmayı da düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Covid-19 canavarı yok olmaya mı yaklaştı yoksa aslında geçici bir uykuya mı dalmıştı ? Son haftalarda yeniden yükselişe geçen vaka sayıları akıllara bu soruyu getirdi. Bu soru toplumu iki büyük parçaya ayırmış halde, on kişinin beşi salgının eski gücüne kavuşamayarak yok olmaya doğru gideceğini, dördü ise öldü sanılan canavarın yeniden hortlayacağını düşünüyor. Salgının kendisi ve sevdikleri için bir tehlike oluşturduğunu düşünenlerin oranı da hala yarıyı geçiyor, bu oran zaten daha aşağıya hiç düşmemişti.

Salgının başlangıcından beri çeşitli zamanlarda yaptığımız ölçümlerde toplumun dörtte birinin endişeli olmadığını, önlemlere ve aşılara da mesafeli olduklarını tespit etmiştik, bu tablo hala devam ediyor. Her dört kişiden biri ben zaten baştan beri endişe değildim diyor. Yine her dört kişiden biri aşı olmayı düşünmüyor.

Ipsos Türkiye

Yaklaşık olarak on vatandaştan üçü maske takmayı hala sürdürüyor, maske kullanımını bırakan ancak yeniden başlamayı düşünenler ile birlikte maske taraftarlarının oranı %40’ı aşıyor. Ancak her üç kişiden biri de maskeye karşı tutum içinde. Umarım elde edilmiş olan bağışıklık seviyesi, mevsim etkileri veya başka varyantlar ile kaybedilmez. Çünkü dünyanın savaş, tedarik problemleri, ekonomik krizler ile çalkalandığı şu dönemde salgını geride bırakmış olmayı gerçekten çok istiyoruz, dahası buna müthiş ihtiyacımız var.

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ Araştırma verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda araç sahibi olan bireylerin, akaryakıta gelen zamlardan sonra kullanma eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü kullanma durumları, araçları ile işe gitme, alı verişe gitme veya hafta sonu gezmeye gitme davranışları, düşüncelerine yönelik yapılan araştırmada mercek altına alındı. Bu konularda tasarruf yöntemleri neler, akaryakıt alımlarına nasıl yansıyor, araç sahipleri, aracını satmayı düşünenler, satıp yenisini almayı düşünenler, bireylerin tüm bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 9’U ARAÇLARINI DAHA AZ KULLANIYOR. Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde olduğu izleniyor. Bugün araç sahiplerinin %91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söyleyenlerin oranı %8.

Ipsos Türkiye

VE ARAÇ SAHİPLERİ GEREKMEDİKÇE ARAÇALRINI KULLANMIYOR.
Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakit aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Ipsos Türkiye

ÇALIŞANLAR; İŞE ARABA İLE GİTMEKTENSE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH EDİYOR.
Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih etmeye başlamış. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yöntemi tercih ediliyor.

Ipsos Türkiye
AKARYAKIT ALIMINDA DA ARAÇ SAHİPLERİ DAHA TASARRUFLU DAVRANIYOR.
Araç sahipleri araçlarını daha az kullanmanın yanısıra akaryakıt alımında da daha dikkatli davranıyor. Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 3’Ü ARACINI SATMAYI VE YERİNE YENİSİNİ ALMAMA EĞİLİMİNDE.
Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon %123.4. Ve bu harcama kategorisi enflasyonun en doludizgin ilerlediği kategori. Hiç kuşkusuz bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış. Bu arada, akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye maliyetlerini de yükselterek diğer kategorileri de olumsuz etkilediğini söylemek gerekli. Ancak elbette ulaştırma harcamaları doğrudan etkileniyor. Bu durumun araç sahiplerine nasıl yansıdığına bakmaya çalıştık.

Ipsos Türkiye

Artan akaryakıt fiyatları nedeni ile araç sahiplerinin yarısı eskiden yakıt alırken depolarını tamamen doldurduklarını ancak artık bundan vazgeçtiklerini belirtiyorlar. Karşılaşılan yeni fiyat seviyesi her on araç sahibinden dokuzunun aracını daha az kullanmasına yol açmış. Özellikle elzem olmayan nedenler ile araç kullanımı düşmüş, mesela her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçtiklerini belirtiyor, yine her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor. On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. İşe gitmek gibi elzem bir neden ile araç kullananların sayısında dahi azalma var. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını görüyoruz. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar. Araç kullanım şeklindeki bu değişimler, önümüzdeki dönemde ikinci el otomobil piyasasında önemli bir hareketlilik yaratabilir, çünkü her on araç sahibinden üçü aracını yerine yenisini almamak üzere satmayı düşündüğünü belirtiyor. Ukrayna-Rusya savaşının da körüklediği küresel petrol fiyatları problemini de değerlendirdiğimizde ulaştırma maliyetleri açısından zor günlerin devam edeceğini tahmin edebiliriz.

Tatile gidiyor muyuz?

Tatile gidiyor muyuz?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen  ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve TÜRKİYE BAROMETRESİ verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda tatil planları yapan vatandaşlar, erteleyenler ya da hiç tatil planı yapmayanlar ve bayram tatili var. Ayrıca geçen yıla kıyasla Kurban Bayramı tatil durumu, memlekete akraba ziyareti yapacak olanların planları, kurban bayramında kurban kesenler,   kesemeyenler, sebeplerine yönelik çalışmada, bireylerin bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 BU SENE YAZIN BAŞLADIĞI BU AYLARDA YURT İÇİNDE TATİL PLANI YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Her 10 kişiden 8’i bu sene içinde yurtiçinde bir tatil planlamadığını belirtiyor. 2021 senesinin aynı döneminde bu oran 6 puan daha düşüktü (%76). Diğer dikkat çekici bir durum ise 2021 Haziran ayında tatilini erteleyenlerin oranı %18 iken bu sene bu oran %7’ye geriliyor. Artık bireylerin tatil planı yapamadığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

SON 1 AY İÇİNDE DE TATİL YA DA SEYAHAT YAPAN BİREYLERİN SAYISI AZALIYOR.

Geçen sene haziran ayında tatil ya da seyahat amaçlı bir aktivitede bulunanların oranı %22 iken bu sene bu oran %16’ya gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

BU BAYRAMDA HİÇ BİR ŞEY YAPMAYACAĞINI SÖYLEYENLERİN TEMEL SEBEBİ EKONOMİ.

Ekonomik nedenler bu Kurban Bayramında hiçbir şey yapamayacağını söyleyenlerin belirttiği temel neden. Bu kişilerin %72’si ekonomik nedenlerden dolayı bir şey yapmayacağını belirtirken, iş nedeniyle gidemeyeceklerin oranı ise %16.

Ipsos Türkiye

KURBAN KESİMİ DE EKONOMİK NEDENLERDEN DOLAYI ETKİLENİYOR.

Geçen kurban bayramında kurban kesenlerin oranı %41’ken bu sene bu oran %26’ya kadar geriliyor. Bu sene her 2 kişiden biri ekonomik nedenlerden dolayı kurban kesmeyeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

KURBAN BAYRAMINDA BAYRAMLAŞMA ALIŞKANLIKLARIMIZ ÇOK DEĞİŞMİYOR.

Kurban Bayramında geçen senede de olduğu gibi yurtiçi veya yurtdışı tatil yapanlar ya da yapmayı planların sayısı çok düşük. Bu sene memlekete akraba ziyareti için gitmeyi planlayanların sayısı geçen seneye göre daha düşük olsa de genel olarak bakıldığında geçen sene Kurban Bayramında ne yapıldıysa bu sene de aynı şekilde devam edileceği görülüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Kurban Bayramı bu yıl da çalışanların bir kısmı için uzun bir izin dönemi anlamına gelecek. Bayramların tatil araları anlamına mı geldiği, yoksa geleneklere uygun bayramlaşma fırsatı mı demek olduğu tartışmalarını bir yana bırakıp bayram planlarında geçen seneden bu seneye değişen bir şey var mı diye baktık.

Sonda söylenecek şeyi başta söyleyerek başlayayım, ekonomik güçlükler her çeşit bayram planını kökten sarsmış durumda. İster tatil amaçlı olsun, isterse bayram adetlerine yönelik olsun planların önemli bir kısmı rafa kalkmış. Son 1 ay içinde tatil planını erteleyenlenlerin oranı geçen seneye göre azalmış. Bu, ilk bakışta bana iyi bir gelişme gibi geldi, ama daha büyük bir kesimin aslında erteleyecek bir plan dahi yapamadığını gördüğümde acı gerçek ile karşılaşmış oldum. Bu arada durum geçen sene de zaten iç açıcı değilmiş, geçen sene herhangi bir plan yapmayanların oranı %75 iken bu sene %81’e yükseliyor.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK

Geleceğe dönük plan yapmamanın yanı sıra son 1 ay içinde herhangi bir seyahat aktivitesinde bulunmayanların oranı da geçen yıla kıyasla artıyor. Geçen yıl %79 iken bu sene %85.

Vatandaşların önemli bir kısmı bayramı yaşadıkları şehirde veya memleketlerinde aile, akrabalar ile bayramlaşma vesilesi olarak değerlendiriyor. Tatile giden kesim oldukça küçük bir kesim. Bu sene geçen yıla kıyasla göze çarpan farklılık memlekete gitmek için dahi olsa seyahat planlayanların oranının azalıyor, hiç bir seyahat planı yapmayanların oranının ise artıyor olması.

Hiçbir plan yapmayan on kişiden yedisi için bu durumun nedeni ekonomik güçlükler. Kurban Bayramı’nda kurban kesmeyi planlayanların oranında da dikkate değer düşüş var. Kurban kesmiş veya kesmeyi planlayanların oranı geçen yıldan bu yıla %41’den %26’ya geriliyor. Ekonomik zorluklar giderek daha büyük bir baskı yapar hale geliyor, geçen sene ekonomik nedenler ile kurban kesemeyeceğini belirtenlerin oranı %37 iken bu sene %53’e ulaşıyor.

10 günlük bayram tatiline çeyrek kalmışken bu arayı tatil fırsatına çevirmek isteyenler de, bayramı örf ve adetlere uygun olarak kutlamak isteyenler de ekonomik nedenler ile planlarını başka baharlara ötelemiş durumdalar.

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Metaverse, NFT ve Kripto Para » piyasası izlendi. Buna göre derlenen verilerde toplum bilincinin bu başlıklarda ne düzeyde olduğu, vatandaşın bu konularda bilgi düzeyinin ne olduğu, ismen mi bilindiği ve veya yatırım araçları olarak kullanılıp kullanılmadığı, nasıl bir fikre sahip oldukları konusunda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

METAVERSE PLATFORMLARI İÇİNDE EN YÜKSEK BİLİNİRLİĞE SAHİP PLATFORM ROBLOX.

Metaverse kavramının bilenlerin ya da fikri olduğunu söyleyenlerin en fala bildikleri Metaverse platformu %41 ile Robox. Sandbox %30 ile ikinci en yüksek bilinirliğe sahip platform. Bu kitle içinde herhangi bir platformu bilmediğini söyleyenlerin oranı %30.

Ipsos Türkiye

NFT KAVRAMININ BİLİNİRLİĞİ DE METAVERSE BİLİNİRLİĞİNE YAKIN.

NFT kavramı da artık bireylerin %63’ü tarafından bilinen bir kavram. Ancak kavram olarak bildiğini ama çok fikri olmadığını söyleyenlerin oranı %44. NFT konusunda bilgili olanların oranı ise %19. NFT’den satın alım yapan %2’lik bir kitle de var.

Ipsos Türkiye

 KRİPTO PARA İSE ARTIK HEMEN HEMEN HERKES TARAFINDAN BİLİNİYOR.

Kripto para bilinirliği ismen de olsa bugün toplumun %96’sı tarafından bilinen bir kavram. Bilinirliğinin bu kadar yüksek olmasına rağmen kripto para konusunda bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı %17 seviyesinde. Kripto para hakkında bir fikri olanların ’%9’u bugüne kadar çeşitli uygulamalar/ platformlar kullanarak kripto para satın almış  veya satış yapmış ve yapmayı düşünenlerin de oranı %21. Toplamda her 2 kişiden 1’i için bu ürün bir yatırım aracı olmuş durumda.

Ipsos Türkiye

METAVERSE KAVRAMI BİLİNİRLİĞİ ARTIYOR.

Son dönemlerde hayatımıza giren metaverse kavramını bugün her 10 kişiden 7’si ismen de olsa biliyor. Ancak bu konu hakkında bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı sadece %8. Bireylerin %25’i fikri olduğunu söylerken %34’ü sadece ismen biliyor. Ama yine de bu konuda bilinirlik düzeyi artıyor. Şubat 2022 tarihinde Metaverse bilinirliği %47 oranındaydı.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Hangi alanda olursa olsun hızla popülerleşen kavramlar, olaylar yanılgılara yol açabiliyor. En çok rastladığım yanılgı ise yeni bir ürünün, durumun, olay ya da kavramın bazı kitlelerin büyük ilgisini çektiğinde bunun toplumların geneli için de geçerli olduğu yanılgısı. Bazen toplantılarımızda katılımcılardan o sırada çok popüler (!) olan bir konuya dair toplumun ne düşündüğünü sorarız, toplumun o konuya yaklaşımına yönelik tahminlerini duymak isteriz. Toplumun yaklaşımı ile o tahminler arasında genellikle çok büyük farklar olduğunu söylemem lazım. Bu bazen temel ihtiyaç konularında bile böyledir. İşte bu nedenle kişisel tahminler ile değil objektif araştırmaların sonuçları ile hareket etmek çok kritik. Yeri geldi (ya da ben getirdim) araştırmanın önemini bir kez daha vurgulamış olayım 🙂

Son dönemin popüler kavramları olan Metaverse, NFT, kripto paraların vatandaş nezdinde ne kadar bilinirliği var? Ekonomi sayfası okurları olarak incelemeden önce bu bulguları tahmin etmeye çalışın, bakalım ne kadar yaklaşacaksınız?

Metaverse kavramının bilinirliği sene başından Haziran ayına kadar geçen sürede artmış. Artmış ama ne seviyeye gelmiş? Sene başında her on kişiden sekizi ya hiç duymamış ya da sadece ismen duyup bilgi sahibi olmadığını ifade ediyordu. Haziran’da bu oran biraz azaldı, ancak hala üç kişiden ikisi ya Metaverse kavramını hiç duymamış ya da duysa bile pek bilgisi yok halde. Duymuş olanların da önemli bir kısmının elektronik oyun meraklıları olduğunu tahmin ediyorum, çünkü bilinirliği en yüksek platform Roblox.

NFT kavramı Metaverse ile karşılaştırdığımızda geriden geliyor. On kişiden sekizi için henüz pek bir şey ifade etmiyor.

Konu kripto paralara geldiğinde ise tablo değişiyor. Neredeyse herkes, bu kavramı en azından duymuş. Tabi duymuşlar ama dört kişiden üçü kripto para piyasasında henüz hiçbir işlem yapmamış. Riskli bulunuyor. Kripto para piyasasının son haftalardaki trendi de bu temkinli grubu haklı çıkarmış gibi.

Önümüzdeki dönemde sanal dünya ile gerçek dünyanın daha da fazla yaklaşacağı, hatta iç içe geçeceğini tahmin etmek büyük bir meziyet değil. Ancak hangi kavramın toplum yaşamına hangi takvim ile, nasıl dahil olacağını tahmin etmek konusunda yanılacağımız kesin gibi.