Yazılar

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

Ipsos araştırması; İlaç firmaları güven sıralamasında geride kaldı!

İÇİNDE GÜVENİ EN ÇOK ETKİLEYEN 2 KONUDA TÜRKİYE’DE TEKNOLOJİ FİRMALARI TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR. Dünya’da da olduğu gibi Teknoloji firmaları Türkiye’de de en çok güvenilen sektör olarak ilk sırada belirtilen sektör. Türkiye’de bu sektöre duyulan güven Dünya ortalamasının üzerinde olsa da bu sektöre en yüksek güven Çin ve Hindistan’da.

Ipsos Türkiye

 TEKNOLOJİ FİRMALARI DÜNYA GENELİNE GÖRE DAHA İYİ DEĞERLENDİRİLİYOR. Türkiye’deki teknoloji firmalarının “güvenilir / sözünü yerine getirmesi” ve “açık ve şeffaf olması” konularına katıldığını belirten bireylerin oranı Dünya genelinde bu sektördeki firmalara verilen skorlardan daha yüksek. Yine bu konularda en yüksek katılım skorunu veren ülkeler Hindistan ve Çin.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

 HEM DÜNYADA HEM DE TÜRKİYE TEKNOLOJİ SEKTÖRÜNDEKİ FİRMALARIN İŞLERİNİ İYİ YAPTIĞI VE İYİ YÖNETİLİYOR OLMASI, ÜLKEMİZDE BİREYLERİN EN ÇOK KATILDIĞI 2 KONU BAŞLIĞI: Teknoloji sektöründeki firmaların yaptığı işi iyi yaptığı konusunda katılım hem Dünyada hem de Türkiye’de %50’nin üzerinde. Bu sektördeki firmaların iyi yönetildiği konusu da 2. sırada katılımın yüksek olduğu diğer bir konu.

Ipsos Türkiye

ŞEFFAF OLMAK VE VERİLEN SÖZLERİN YERİNE GETİRİLMESİ GÜVENİ ETKİLEYEN EN ÖNEMLİ 2 UNSUR.  Bir sektöre / kuruma güvenmeyi etkileyen en önemli unsurlar %36 ile sözlerini yerine getirmesi, %35 ile de açık ve şeffaf olması. Türkiye’de de aynı konular daha yüksek skorla yine ilk 2 sırada belirtilen unsurlar. Dünya genelinden farklı olarak çevresel olarak sürdürülebilir politikalar izliyor olması Türkiye’deki bireyler için daha önemli bir konu olarak öne çıkarken ürün fiyat / değer ilişkisi dünya geneline göre daha az önem verilen bir konu.

Ipsos Türkiye

DÜNYADA KURUMLARA YA DA SEKTÖRLERE DUYULAN GÜVEN OLDUKÇA DÜŞÜK.  TÜRKİYE’DE EN ÇOK GÜVEN DUYULAN SEKTÖR TEKNOLOJİ.  İlaç şirketleri dünya genelinde %34 ile en çok güven duyulan sektör olarak öne çıkıyor. Ancak genel olarak sektörlere olan güvenin çok yüksek olmadığı görülüyor. Teknoloji firmaları ve yiyecek içecek firmaları ilaç şirketlerinden sonra %33 ile 2. sırada güven duyulan sektörler. Türkiye’de ise sıralama daha farklı. Türkiye’de bireylerin en çok güven duyduğu sektör %40 ile teknoloji firmaları. 2. ve 3. sırada ise Bankacılık ve Enerji sektörü geliyor (%36). Sosyal Medya şirketleri ise hem Dünyada hem de Türkiye’de güvenin en düşük olduğu sektör.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yakın zamanda Türkiye’de yaptığımız bir araştırma sonuçlarına göre mutluluk duygusunun bileşenleri içinde güvende hissetmek var.  Karşı karşıya olduğumuz birey, kurum, durum ile ilgili güven hissi içinde olmadığımızda mutlu olmak zorlaşıyor. Güven işte bu kadar kritik.  Ipsos’un 2022 Ağustos-Eylül döneminde 14 ülkede yaptığı Güvenilirlik Araştırması sonuçlarına bu bilgi ile baktığımızda daha büyük önem kazanıyor.

Dünyada da Türkiye’de de insanlar güvenebilmek için karşısındaki kurumun söz verdiğini yerine getirmesini ve bunu yaparken şeffaf olmasını bekliyor.

Ipsos Türkiye

En etkili iki kriter bunlar. Salgın dönemindeki hayatta kalma mücadelesinde önemli rol oynayan ilaç firmalarının ülkeler ortalamasında en çok güven duyulan firmalar olmasını anlayabiliyoruz. Ancak yine de Türkiye’de ilk sırada değiller, ülkemizde güven sıralamasında ilk sırada teknoloji firmaları var. Türkiye ile birlikte Çin, Hindistan, Güney Afrika Cumhuriyeti, Suudi Arabistan ve Brezilya teknoloji firmalarına en çok güven duyulan ülkeler.

Türkiye’de teknoloji firmalarının işlerini iyi yaptıkları ve bunu yaparken de iyi yönetildiklerini düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasının üzerinde. Ayrıca Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda hepsinden yüksek. Güven duygusunun iki önemli parametresi sözünü tutma ve şeffaflık konusunda da araştırmaya Türkiye’den katılanlar teknoloji firmaları için ülkeler ortalamasına göre daha olumlu fikir beyan ediyorlar. Benim ilgimi çeken noktalardan biri ise Çin ve Hindistan’dan araştırmaya katılan her on kişiden yedisinin teknoloji firmalarını sözünün eri ve şeffaf olarak değerlendirmeleri. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerini oluşturan bu iki dev ülkede milyarlarca insanın teknoloji şirketlerine yönelik bu kadar güçlü bir güven duygusu içinde olmaları gelecekte neler getirecek acaba?

Yeni yılda fiyat artışları ne durum da?

Yeni yılda fiyat artışları ne durum da?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS HANE PANELİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde;

2022’de hanelerin Hızlı Tüketim Ürünleri (HTÜ) harcamaları geçen yıla kıyasla durumu nasıl?

  • Ortalama bir hane yaklaşık olarak kaç günde bir HTÜ alışverişi yaptı?
  • Bir alışveriş sepetine ne kadar ödedi? Önceki yıla oranla alışveriş sıklığı azaldı mı, çoğaldı mı?
  • 2022’de haneler her dört Hızlı Tüketim Ürünleri alışverişlerinden üçünde sepetlerine farklı ürün eklediler mi?
  • Çoğunlukla ne boy sepet yapıldı?
  • Büyük, orta ve küçük boy sepetlerden en çok hangisi tercih edildi ? Bireylerin bu başlıklarda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 

ULUSAL ZİNCİRLER VE İNDİRİM MARKETLERİ DIŞINDA TÜM SATIŞ

KANALLARINDA VE ANA ÜRÜN GRUPLARINDA ALIŞVERİŞ SIKLIĞI AZALDI. 2022’de hanelerin Hızlı Tüketim Ürünleri (HTÜ) harcamaları geçen yıla kıyasla %80 artış gösterdi.  Ortalama bir hane yaklaşık olarak 2 günde bir kez HTÜ alışverişi yaptı ve bir alışveriş sepetine 85 TL ödedi. Geçen yıla kıyasla alışveriş sıklığı azaldı. Haneler Ocak-Kasım 2022 döneminde 204 kez alışverişe gidip her alışverişte 85 TL harcama yaptı. Ulusal zincirler ve indirim marketleri dışında tüm satış kanallarında ve ana ürün gruplarında alışveriş sıklığı azaldı.

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİN PAYI ARTTI… Ortalama bir hane her 100 TL’lik harcamasının yaklaşık 54 TL’sini markalı, 24 TL’sini açık, 22 TL’sini ise market markalı ürünlere ayırdı. Geçen yıl ile kıyasladığımızda Market Markalı ürünlerin payı arttı. Geçtiğimiz yıla göre indirim marketlerinin daha çok tercih edilmesinin de etkisiyle özellikle et, peynir, sıvı yağ gibi genel gıda ürünlerinde market markalı ürünlerin harcama payı arttı. Market markalı ürünlerin ulusal zincirlerdeki payı da kademeli olarak artmaya devam ediyor; özellikle yumurta, toz şeker, makarna, un gibi genel gıda ürünlerinde, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde ulusal zincirlerdeki market markalarına yönelimin arttığı görülüyor.

ÇOĞUNLUKLA HANGİ SEPETLER TERCİH EDİLDİ. 2022’de haneler her dört Hızlı Tüketim Ürünleri alışverişlerinden üçünde sepetlerine 1-3 adet farklı ürün attılar, yani çoğunlukla küçük boy sepet yaptılar. Küçük boy sepetlerin oranı %76, Orta boy sepetlerin oranı %15, büyük boy sepetlerin ise %9 olduğu görüldü.

GEÇEN YILLA KIYASLANDIĞINDA GIDA VE İÇEÇECEKLERİN PAYI ARTTI Ortalama bir hane her 100 TL’sinin 84’ünü Gıda & İçecek, 9’unu Kişisel Bakım, 7’sini ise Ev Bakım Ürünleri için harcadı. Geçen yılla kıyaslandığında Gıda & İçeceklerin payı arttı. Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük hayatımızda uygulan küçük ve kolay çabalardan oluşur. Burada kişisel bakımla ilgili olan oranın da % 7 olduğunu görüyoruz.

2022’DE HIZLI TÜKETİM HARCAMALRINDA ÖNE ÇIKAN KANALLAR, İNDİRİM MARKETLERİ VE E-TİCARET ….

Türkiye’de pandemi başladığından beri iki perakendeciyi sıkça konuştuk: indirim marketleri ve e-ticaret. Değişen ekonomik koşullar bu trendi değiştirmese de bazı başka değişiklikler getirdi: Hanelerin hesaplı ürün arayışı indirim marketlerinin büyüme hızını artırdı ve genel olarak haneye giren ürün sayısındaki düşüşe karşın indirim marketlerinden alınan ürün sayısı artış gösterdi (%4). Böylelikle indirim marketlerinin hane harcamalarındaki payı belirgin artış gösterdi. E-ticaret büyüme hızını korusa da bu kanaldaki trendlere de daha fazla indirim ve fiyat avantajı damga vurdu.

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  2022 yılı, enflasyonun hızla yükseldiği ve maalesef 90lı yıllar seviyesine döndüğü bir yıl olarak kayıtlara geçti. Vatandaşların bütçesindeki elektrik, ısınma, ulaşım, giyim gibi kalemler ile birlikte hane içindeki tüketim harcamaları da fiyatların hızla yükselmesinden etkilendi.

Pahalılık ile mücadele etmeye çalışan tüketicilerin başvurduğu çözümlerden biri indirim marketlerini daha fazla kullanmak oldu. İndirim marketlerinin hanelerin market harcamalarından aldıkları pay %3’ten fazla artış gösterdi. Haneye giren ürün adedinde azalma varken indirim marketlerinden yapılan alışverişlerde ürün adedi %4 arttı. Geçtiğimiz yıla göre indirim marketlerinin daha çok tercih edilmesinin de etkisiyle özellikle et, peynir, sıvı yağ gibi genel gıda ürünlerinde market markalı ürünlerin harcama payı arttı. Market markalı ürünlerin ulusal zincirlerdeki payı da kademeli olarak artmaya devam ediyor; özellikle yumurta, toz şeker, makarna, un gibi genel gıda ürünlerinde, kişisel bakım ve temizlik ürünlerinde ulusal zincirlerdeki market markalarına yönelimin arttığı görülüyor. Ortalama bir hane her 100 TL’sinin 84’ünü Gıda & İçecek, 9’unu Kişisel Bakım, 7’sini ise Ev Bakım Ürünleri için harcadı. Yönetilmesi zora giren hane bütçesinde öncelikli olmayan bazı ürünlerden tasarruf edilmesi nedeni ile Gıda & İçeceklerin payı arttı. Haneler Ocak-Kasım 2022 döneminde 204 kez alışverişe gidip her alışverişte 85 TL harcama yaptı. Enflasyonun etkisiyle bir sepete ödenen tutar geçen yıla kıyasla %85 artış gösterdi. Ulusal zincirler ve indirim marketleri dışında tüm satış kanallarında ve ana ürün gruplarında alışveriş sıklığı azaldı. Yapılan alışverişlerde her dört sepetin üçünde 1 ile 3 arasında adette ürün oldu. Aralık ayında yaşanan ve Ocak’ta da devam edeceği beklenen enflasyon düşüşünün ve arkasından açıklanan asgari ücret artışının Şubat’tan itibaren hane harcamalarına nasıl bir etki yapacağını göreceğiz.

2023’te bekarların beklentileri neler?

2023’te bekarların beklentileri neler?

Kullanıcılarına ilgi alanları ve yaşam tarzları gibi hayatta önemsedikleri konular hakkında sorular sorarak karşılarına en uygun eşleşmeyi çıkaran arkadaşlık uygulaması OkCupid, sorulara verilen 10 milyar yanıtı mercek altına aldı. İşte bekarların 2023’te çevrimiçi arkadaşlıktan beklentileri…

       Sorular:

  • Enflasyon romantik ilişkilerini etkiledi mi?
  • Partnerinin sağlığına dikkat etmesi senin için önemli mi?
  • İlk buluşmada birlikte yürüyüş yapmayı mı tercih edersin yoksa bir mekanda buluşmayı mı?
  • Diğer flörtlerini bırakıp sadece bir kişiyle ilişki kararı almak için ne kadar beklersin?
  • Her zamanki “tipin” olmayan biriyle çıkar mıydın?
  • Metaverse’nin ne olduğunu anlıyor musun?
  • Hassas mısın?
  • Duygusal mısın?

Pause Dergi

Ekonomi, flört alışkanlığını etkiliyor

Platforum kullanıcılarının neredeyse %40’ı enflasyonun flört hayatlarını etkilediğini söylüyor ve bunu en çok hisseden gençler. platformdaki Z Kuşağı bekarlarının %42’si, Y Kuşağının %35’i ve X Kuşağının %29’u ekonominin etkisini hissediyor.

Flörtüyle ruh sağlığı hakkında konuşmaya açık olanlar daha çekici    

Soruları yanıtlayan 1.6 milyon kullanıcının neredeyse tamamı, ruh sağlığının fiziksel sağlık kadar önemli olduğuna inanıyor. 2022’de platform profillerinde “ruh sağlığı” ve “terapi”den bahseden kullanıcı sayısında 2021’e kıyasla %18’lik bir artış olduğu görülüyor. Bu sayının 2023’te de artması bekleniyor, çünkü Z Kuşağı, fiziksel sağlığın yanı sıra ruh sağlığının da önemli olduğunu düşünüyor.

Özellikle erkekler, partnerleriyle ruh sağlığı üzerine konuşmaya daha açık olduğunu söylüyor. platformdaki bu soruya yanıt veren erkeklerin %71’i ruh sağlığının önemli olduğunu ve bu konuda düşünmeye ve konuşmaya açık olduklarını belirtirken, %21’i bu konunun önemli olduğunu ancak bunu partnerleriyle rahat bir şekilde konuşabilmeleri için zamana ihtiyaçları olduğunu düşünüyor. Ruh sağlığı hakkında konuşmaya açık olduklarını söyleyen erkekler, buna katılmayan erkeklere göre %276 daha fazla Beğeni ve %201 daha fazla Eşleşme alıyor.

Bir ilişkiden ne beklediğini bilip bunu karşılıklı konuşabilmek ilişkinin sağlığı açısından önemli. İlişkilerinde sınırları belirleyebilenler, bunu yapamayanlara kıyasla %68 daha fazla Beğeni alıyor. Ayrıca %5 daha fazla eşleşme alıyorlar.

Kendine iyi davranmak, duygularını kabul etmek ve potansiyelinin farkına varmak bir ilişkiye hazır olmanın en önemli adımlarından Soruları yanıtlayanların çoğu (%97) ‘kendine iyi davranmanın’ önemli olduğuna inanıyor. Böyle düşünenler %92 daha fazla Beğeni ve %30 daha fazla Eşleşme alıyor.

Pause Dergi

Hassas ve kırılgan olmak dürüstlük göstergesi

Kırılgan olabilmek, bugünlerde bekarların en çekici bulduğu özelliklerden biri. 10 kullanıcıdan 9’u kendini hassas olarak tanımlıyor. Bu dürüstlük, özellikle erkekler için flört söz konusu olduğunda karşılığını veriyor. 2022’de hassas olduğunu söyleyen erkekler, hassas olmadığını söyleyen erkeklere göre neredeyse 2 kat fazla Beğeni ve Eşleşme alıyor.

Z Kuşağı, metaverse’te flört etmeye açık

Hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan Metaverse terimi sorularında da yerini aldı ve kullanıcılardan yoğun bir ilgi gördü. 500 binden fazla yanıt alan Metaverse  soruları ise şöyle;

  • Metaverse’ün ne olduğunu anlıyor musun?
  • Metaverse için heyecanlı mısın?
  • Metaverse’e katıldın mı?
  • Metaverse’te bir buluşmaya açık mısın?
  • Yalnızca metaverse’de var olan bir ilişki ilgini çeker mi?

Platfforrm verilerine göre; kullanıcıların bir kısmı metaverse’ü keşfetmeye açıkken, metaverse ile en çok ilgilenenler genç nesiller oldu; Z Kuşağı ve Y Kuşağı. Yalnızca çevrimiçi yaşanacak bir ilişkiye sahip olmakla en çok ilgilenenler ise Z kuşağı.

Bu veriler, gelecek trendinin yalnızca başlangıcı. Metaverse, giderek daha fazla ilk buluşmanın yaşanacağı bir evren olacak ve hayatımızın bir parçası olarak kalacak.

Yılın en flörtöz günü 8 Ocak

Tüm yıl boyunca online arkadaşlık uygulamaları için en yoğun gün yılın ilk pazarı, 8 Ocak Pazar günü olacak. Ocak ayı yeni arkadaşlıklar kurmak için en popüler aylardan biri:

  • 50+ milyon Yeni Sohbet
  • 530+ milyon Beğeni
  • 40+ milyon EşleşmeOkCupid

İlişkiden beklentinizi dürüst olarak dile getirin
7 milyondan fazla insanın çoğu, bir sonraki ilişkilerinin ne kadar uzun olmasını istedikleri sorulduğunda; %41’i birkaç aydan birkaç yıla kadar, %37’si ise hayatlarının geri kalanında diyor. Buna ek olarak 10 bekardan 7’si onlara en çekici gelenin hayatlarının geri kalanını flört etmekle değil, sonsuza kadar beraber olacakları birini olduğunu söylüyor.

Tüketici trendleri mercek altında

Tüketici trendleri mercek altında

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve IPSOS HANE PANELİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “ 2022’de DEĞİŞEN TÜKETİCİ TRENDLERİ VE YÜKSEK SOSYO-EKONOMİK GRUP KRİZİ” mercek altına alınıyor.  Tüm dünyanın etkilendiği ve etkilerini ister istemez hissettiğimiz küresel ekonomik kriz sonucu yüksek enflasyon tüketicilerin davranışlarını değiştirir mi? Daha az eğlence, daha az satın alma gibi davranışlar hanelerde ölçümlenirken; harcamaların mümkün olduğunca minimize edildiği, ürün çeşitliliğinin ise daraldığı görülmektedir. Bazı ürün ve hizmet gruplarına yapılan harcamalar “bekle ve gör” stratejisi ile kısıtlanma bandında durmaktadır. Toplam tüketim harcamaları azalmakta ve harcama gruplarının bütçe içerisindeki çeşitlilik payları değişmektedir. Bireylerin bu başlıklarda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

ALINAN FARKLI ÜRÜN ADEDİNDEKİ YÜZDELİK DEĞİŞİM: 2022 yılının ilk 10 ayında hanelerin aldığı farklı ürün sayısında ilk kez düşüş görüldü. Geçmiş yıllarda hep artış eğiliminde olan farklı ürün alım adedi ilk kez geriledi. Bu da hanelerde ürün çeşitliliğinin azaldığını gösteriyor.

Ipsos Türkiye

 ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ AZALMASI AB SES GRUBU HANELERDE DAHA SERT YAŞANDI…  AB SES Grubu’nda evin hanımının alışverişte çok daha etkili olduğunu, AB hanelerin zincir marketlerden yüksek oranda alışveriş yaptıklarını, en çok Pazartesi günü alışveriş yaptıklarını, ayın 15’inin onlar için de önemli olduğunu, bazı kategorilerde büyük boya yönelirken bazılarında küçük boyu tercih ettiklerini, bazı kategorilerde farklı markaları denemeyi severken bazılarında düzenli aldıkları markadan vazgeçmediklerini, küçük sepetlerinde genelde soğuk içeceğe rastlandığını bilmek, bu kitleye ulaşma konusundaki etkinliği arttırmaktadır.

Ipsos Türkiye

SON İKİ YILDA SES GRUPLARINDA HANELERİN HARCAMA ENDEKSİ NASIL? Hakkında az şey bilinen ve çoğu zaman pek dikkate alınmayan C1 SES Grubu’nun, farklı kategorilerde ve farklı durumlarda ortalamadan belirgin bir şekilde farklılaşan alışveriş davranışı sergilediğini görmek, hedef kitlemize yer yer C1’i de dahil etmemiz gerektiğini göstermektedir. C2 dediğimiz SES Grubu’nun Türkiye’yi en iyi temsil eden SES grubu olduğunu, birçok noktada Türkiye ortalaması ile C2 SES grubunun trendlerinin çok paralel olduğunu, dolayısıyla Türkiye’yi tanımanın yolunun C2’den geçtiğini görmek Hızlı Tüketim Ürünlerine bakışımızı değiştirecektir. Fiyata oldukça duyarlı yapısı nedeniyle ulaşmakta zorluk çekilen DE SES Grubu’nda;  çocukların alışverişte etkin olduğunu, alışverişlerini hafta içi yapmayı tercih ettiklerini, yarısının zincir marketlerden hiç alışveriş yapmadığını, ayın 15’inde atıştırmalıklara oldukça fazla harcama yapıp ayın geri kalanında harcamalarını azalttıkları görülmektedir. Ayrıca; gazlı meşrubatlar gibi nadir kategorilerde büyük boyları tercih edildiği bilinmektedir. AB grubunda ürün çeşitliliği daha fazla düşerken ürünlere yapılan toplam harcama da daha az artış gösterdi. Hanede daha fazla düşen bu harcama dışarıdan yeme-içmede daha yüksek artışla dengelenmiş olabilir hipotezi de geçerli değil: AB’nin evde de dışarıda da yaptığı harcama diğerlerinden daha az artıyor, AB daha çok frene basıyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yüksek enflasyon, haneleri daha çeşitli, farklı ürün satın almaktan uzaklaştırıyor. Hane Tüketim Paneli araştırmamızda geçmiş yıllarda satın alınan ürün çeşitliliğinde hep artış tespit ederdik. İlk defa bu yılın ilk 10 ayında bu alanda bir gerileme gördük. Artık %2 oranında daha az çeşit satın alıyoruz, bu düşüş mesela temizlik ürünlerinde ise %7.

Çalışma Bakanlığı asgari ücretlilerin tüm çalışanlar içindeki oranının %37 olduğunu açıkladı. Ve asgari ücrette 2022 yılında Ocak ve Temmuz aylarında yapılan zamlarla toplamda %90’ın üzerinde artış gerçekleşti. Düşük ücretli kesim için tasarruf etmek çok daha zor, hatta imkânsız diyebiliriz, dolayısıyla bu ücret artışı harcanabilir gelirin enflasyon karşısında bir nebze de olsa korunması anlamına geliyor. Bunu bir refah artışı olarak görmek doğru olmaz elbette, olsa olsa uğranılan refah kaybının azaltılması diyebiliriz. Öte yandan daha yüksek gelir gruplarında, özellikle ücretli çalışan daha üst gelir gruplarında maaşlar görece daha az arttı. Bu grubun harcanabilir gelirindeki kayıp oranı daha fazla. Bu durumun yansımalarını tüketim istatistiklerinde görmeye başladık. Belirttiğim gibi ortalama bir hanede satın alınan ürünlerin çeşitliliği Ocak-Ekim 2022 döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 oranında azalırken AB sosyoekonomik segmentindeki hanelerde bu azalma %4 olarak gerçekleşti. AB haneleri ortalamaya doğru (gerileyerek) yaklaşıyor, Ekim 2021’den önceki 12 aylık dönemde ortalamadan %11 fazla harcama yapıyorlardı, Ekim 2022’de son 12 aylık dönemde ortalamanın %5 üzerinde harcama yapar hale geldiler. C2 haneleri aynı dönemlerde ortalamada iken ortalamanın %1 üzerine çıktılar, DE haneleri de yine ortalamaya doğru bir adım atarak %1 (yükselerek) yaklaştılar.

AB sosyoekonomik grubuna dahil vatandaşların karşılaştığı kayıp genel memnuniyet ve beklentilerine de yansıyor. 2021 sonunda bu grupta kişisel yaşam standardından memnuniyetsizlik genel ortalamadan gerideyken 2022 Eylül’e geldiğimizde ortalamanın üzerinde bir memnuniyetsizlik görmeye başladık. Benzer durum önümüzdeki birkaç aylık döneme dair beklentiler için de geçerli. Yaklaşık bir yıl önce kişisel ekonomilerinde kötüye gidiş olacağını düşünenlerin oranı AB segmentinde ülke ortalamasına göre daha düşük idi. 10 ay sonra ise durum tersine döndü. AB, genel topluma göre daha umutsuz.

Üst sosyoekonomik grupların tüketici olarak karşılaştıkları bu ekonomik erozyon, üzerine çok düşünülmesi gereken bir değişim. Gelir dağılımında daha dengeli bir tablo olması elbette her ülkenin hedefi, ancak yoksullaşarak değil zenginleşerek eşitlenmeyi amaçlamalıyız.

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Kara Cumada satışlar mercek altında!

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “Kasım Alışverişleri” mercek altına alınıyor.

Her yıl Kasım ayının belirli aralıklarında gerçekleşen büyük indirim günlerini ülkemizde bireyler nasıl geçirdi?  İnsanları bu yıl bu kampanyalara yaklaşımı ne yönde oldu? Bu tür süreçleri faydalı mı buluyorlar mı? İhtiyaç duyulan ürünlerin indirimli fiyata alabilenler var mı? Alışveriş konusunu tetiklediğini düşünenler var mı? Markaların kampanyalarında uzayan saatler, son günler, son saat uyarıları etkili oldu mu? İhtiyac olsa bile; sırf  bu kampanyalara karşı durmak için satın alma yapmam diyenler, tamamen karşı olanlar var mı?  Bu kampanyayı çok uzun süre bekleyenler oluyor mu ? Etkisi, katkısı, artı eksi faydasını anlamak gibi pek çok soru ile bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÜRÜN KATEGORİLERİ BU YIL NE OLDU?

Kasım kampanyaları sırasında alışveriş yapanların %70’i özellikle bu kampanyaları beklediğini söylüyor. Temizlik ürünleri ve giyim / konfeksiyon bu kampanyalar sırasında en çok tercih edilen ürün kategorileri.

Ipsos Türkiye

KASIMDA EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİLERİ,EN ÇOK SATIŞ YAPAN KANALLAR HANGİSİ… 

En çok satış yapan kanallar hangileri? Kasım alışverişleri indirim kampanyaları çerçevesinde, internet üzerinden, Google ve Facebook reklamları, remarketing çalışmalarının ve Influencer marketing strateji planlamalarının kamuoyuna yansıma kampanya yoğunluğu neredeyse her birey tarafından hissedildi denilebilir. Doğal olarak da; E-ticaret şirketleri bu kampanya ve reklamlardan en fazla fayda sağlayan olduğu bilimsel olarak rakamlarla tespit ediliyor.

Ipsos Türkiye

TOPLUM BU KAMPANYALARDAN NE KADAR HABERDAR? 

Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında firmalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yapmış.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA İHTİYACI OLSA BİLE KASIM KAMPANYA SÜRECİNDE ALIŞVERİŞ YAPMAMAYA ÇALIŞANLARIN ORANI NE?

Bireylerin yarısına göre bu kampanyalar ihtiyaç duyulan ürünlerin iyi fiyata alınmasını sağlıyor. Ancak bireylerin %61’i bu kampanyaların gereğinden fazla alışveriş yapmaya sebep olduğunu düşünüyor.  Diğer taraftan her 5 kişiden 1’i bu kampanyalara karşı olduğunu ve her 10 kişiden 3’ü bu dönemde özellikle alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kasım’da alışveriş hakikaten başka mı?

Kasım kampanyalarının ortaya çıkışı Çin’deki Bekarlar Günü’ne, yani yalnızlığa atıfla tamamen 1’lerden oluşan 11.11 (11 Kasım) gününe dayanıyor. Çin merkezli online alışveriş platformu Aliexpress tarafından 2009’dan itibaren 11 Kasım’larda uygulanan indirimler daha sonra tüm dünyaya yayıldı ve yılın en önemli alışveriş sezonlarından biri haline geldi. Black Friday (Kara Cuma) markası ile onlarca ülkede bir alışveriş çılgınlığına tanık oluyoruz. Cuma gününün İslam dinince kutsal olması nedeni ile halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkelerde  farklı markalar kullanılabiliyor. Ülkemizde “Efsane Cuma”, “Efsane Kasım” gibi versiyonlarını görüyoruz. Körfez ülkelerinde “Beyaz Cuma” markasının kullanıldığını da duydum.

Ipsos Türkiye

Online alışveriş platformları ile başlamış olsa da diğer alışveriş kanallarına da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi söz konusu. Her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Bu alışverişler hala ağırlıklı (%70) salt online kanallarda yapılıyor olsa da sadece mağazalardan Kasım kampanyası alışverişi yapan %20’lik bir kesim de var.

Alışveriş yapanların %70’i ihtiyaçlarını gidermek için bu dönemi beklediklerini belirtiyorlar. “İhtiyaç” kelimesini özellikle kullandım, çünkü en yoğun alışveriş yapılan kategoriler temizlik ürünleri ve giyim. Temel ihtiyaç olmayan elektronik, dekorasyon gibi kategorilerdeki alışveriş oranı düşük.

Toplum olarak Kasım kampanyalarına yönelik pozitif bir yaklaşım içinde olduğumuzu söylemeliyim. “İhtiyacım olsa bile bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyorum” ifadesine katılım oranı sadece %32. Belirttiğim gibi bu dönem ihtiyaçları gidermek üzere beklenen bir dönem. “Kasım kampanyalarına tamamen karşıyım” ifadesine katılıyorum diyenlerin oranı ise sadece %22. Her ne kadar on kişiden altısı bu dönemde ihtiyacından fazla alışveriş yaptığını belirtiyor olsa bile araştırmaya katılanların yarısı bu dönemin “ihtiyaç” duyulan ürünleri uygun fiyatlara alabildikleri bir dönem olduğunu düşünüyor.

Yüksek enflasyon ile mücadelede tüketiciler için temel ihtiyaçları en uygun fiyatlarla giderebilmek çok önemli. Çok daha fazla fiyat araştırması yapıldığını ve bu amaçla daha fazla alışveriş noktası ziyaret edildiğini tespit ediyoruz. Kasım kampanyalarının bu anlamda tüketicilere büyük bir fırsat sunduğu kesin.

Hibrit çalışmayı sevdik mi? İşte sonuçlar!

Hibrit çalışmayı sevdik mi? İşte sonuçlar!

Ipsos’un iki farklı global araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde;  İş yaşam dengesinin daha iyi sağlanabilmesine, planlanlanabilmesine yönelik bugular var.  Pandemi ile birlikte başlayan uzaktan/ evden çalışma durumu nasıl, yapılan işin/ pozisyonun bugün ki şartlarda hibrit çalışma uygunluğu nedir, dünya ne kadar süre daha uzaktan ya da iş yerine giderek çalışmayı düşünüyor? Bundan sonraki çalışma düzeni olarak çalışanların düşünce, tercih ve önerileri ne yönde? Bireylerin yüzde kaç hergün işe gitmek ve ofiste çalışmak istiyor? İş verenin önerisi nedir, gibi pek çok soruda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 BUNDAN SONRAKİ ÇALIŞMA DÜZENİNİZİN NASIL OLMASINI İSTERDİNİZ? Koronavirüs salgını ile başlayan ve halen devam eden hibrit çalışma düzeni,  dünya genelinde çok sayıda sektör tarafından benimsedi. Bu teknolojik modelleme çalışanlar ve iş dünyası tarafından kabul görse de, bazı sektörlerde mesleki şartların uymaması sebebiyle hedeflenen seviyede aktif kullanılamadı. Bütün bunların dışında, bireylerin evde çalışabilecekleri iyi bir ortama sahip olmamaları,  odaklanma ve verimlilik sorunu yaşayanlar,  hibrit yapıda çalışabilse bile, onlar için  iş yerinde çalışmak önemli. Diğer taraftan uzun süre trafikte kalmak istemeyenler, zamanı daha verimli kullanabileceğini düşünenler, kendi iş alanlarının da hibrit çalışmaya uyumlanması için bir çözüm beklentisinde.

Güncel araştırma verilerine bakıldığında; bundan sonraki çalışma düzeni olarak, çalışanların sadece %13’ü hergün işe gitmek ve ofiste çalışmak istiyor. Çoğunluğun isteği ise uzaktan çalışmaya bir şekilde devam etmek.

Ipsos Türkiye

NE KADAR SÜRE DAHA EVDEN / UZAKTAN ÇALIŞACAĞINIZI DÜŞÜNÜYORSUNUZ? Bu sorunun yanıtını verenler; şu anda evden/ uzaktan çalışan her 10 kişiden 3’ü bir ay daha bu şekilde çalışmaya devam edeceğini düşünüyor. Bu sistemin altı ay ya da daha uzun süre bu şekilde çalışmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı sadece %23.

Ipsos Türkiye

DÜNYADA ÇALIŞANLAR NE YÖNDE İŞLERİNE DEVAM ETMEK İSTİYORLAR? Profesyonel markalara ait ofis dışında hibrit yapıda çalışmayı ilk kez pandemide denenmesi ile kabul edilen bu fikre halen çok sıcak bakılıyor.

Dünyada da çalışanların çoğunluğu hibrit çalışma düzenini tercih ediyor. İşe/ ofise gitmek isteyenlerin oranı sadece %8. Evden çalışmak isteyen % 24, yeni çalışma yapısı hibrit devam etmek isteyenler ise % 68ile çoğunluğu oluşturmakta…

Ipsos Türkiye

PEKİ İŞVEREN BU KONUDA NASIL DÜŞÜNÜYOR?

Bir sektörde faaliyet gösteren çok sayıda şirket; çalışma düzenlerini ekipleri bir araya getirecek şekilde kurgulamayı başardılar. Üretkenliği destekleyen bu tasarım aynı zamanda maliyetlerin de düşmesini sağladı. Ancak iki yılın sonunda salgın öncesi daha önce sürekli ofiste çalışan birçok ekip, evrim geçiren hibrit çalışma düzenlerinde haftanın belirli günlerinde ortak çalışma alanları ve ofislerde birlikte çalışmaya başladı. Bütün bu uygulamalar sürerken; yöneticilerin tamamen evden çalışma isteği çok daha düşük olduğu görülüyor. Yöneticilerin çoğu evden çalışma yerine hibrit çalışmayı tercih ediyor. 

Uzaktan çalışmanın size sağladığı faydalar nelerdir?

iş-yaşam dengesine yatırım her zaman bir kurumun çalışanlarına vereceği en iyi teklif seçeneklerden biridir. Hibrit çalışma modeli, çalışanlara bulundukları yerlerden çalışma olanakları verirken, zaman konusunda esneklik tanır. İş hayatında artan özgürleşmeye yönelik kabul gören bu adımlar en fazla iş & yaşam akışını dengelemeye fayda sağladı. Uzaktan çalışanlar için bu çalışma düzeninin sağladığı diğer önemli kazanım da para ve zaman kazancı olarak ortaya çıktı.

Ipsos Türkiye

İŞİNİZ UZAKTAN ÇALIŞMAYA UYGUN BİR İŞ Mİ?

Her meslek uzaktan çalışmaya uygun değil elbette…

Bilgiye dayalı işlerin evden çalışmaya çok daha kolay geçebildiğini, hizmet sektöründe çalışanlar için ise durumun böyle olmadığını salgın döneminde deneyimlemiştik. Pandemi ile birlikte başlayan uzaktan/ evden çalışma durumu için yapılan işin/ pozisyonun uygunluğu önemli bir husus. Çalışan kişilerin %34’ü işlerinin uzaktan çalışmaya uygun olduğunu belirtiyor. Bu çalışanların yarısı bugün tamamen ya da haftanın belli günleri uzaktan çalışıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kısmen veya tamamen ofis dışından çalışma kavramı salgın öncesinde de tartışılıyordu. Elbette tartışma bu şekilde çalışmaya müsait işler için geçerliydi. Salgın, bu tartışmaya bir süreliğine son verdi diyebiliriz. “Hayati nedenler” ile uzaktan çalışabilecek herkes bir süre uzaktan çalıştı. Salgının etkisini yitirmesinin ardından bazı sektörler, bazı şirketler yine kısmen veya tamamen ofiste çalışma düzenine döndüler. İşte bu noktada hibrit çalışma yöntemi gündeme geldi. Bizim bu konudaki güncel araştırmamıza göre ülkemizde çalışanların üçte ikisi için ofis/işyeri harici çalışma zaten işin doğası gereği mümkün değil. Araştırmamız gösterdi ki işi ofis/işyeri harici çalışmaya müsait olan yarısı kısmen ya da tamamen uzaktan çalışmaya devam ediyor. Ancak bu çalışma biçiminin 6 aydan daha uzun süre devam edeceğini düşünenler azınlıkta, sadece %23’lük  bir kesim bu düşüncede.  Nasıl devam edileceğini zaman gösterecek. Ülkemizde hem tamamen evden çalışmak isteyenlerin hem de tamamen ofiste çalışmak isteyenlerin oranı diğer ülkelere kıyasla yüksek. Bizde tamamen evden çalışmak isteyenler diğer ülkelere kıyasla 2 kat, tamamen ofiste çalışmak isteyenler ise  1,5 kat daha fazla.

Diğer ülkelerde ise hibrit çalışmayı tercih edenler çok daha fazla, bu çalışma biçimini tercih edenler bizde yaklaşık %45 iken diğer ülkelerde %68. Bu tercihin arkasında yatan temel motivasyon hibrit çalışma sayesinde daha az para ve zaman harcamak durumunda kalmak ve tabi daha iyi bir iş-özel hayat dengesi yakalayabilmek.

Ülkemizde şu anda uzaktan çalışmakta olanların %87’si tamamen veya kısmen işyeri dışından çalışmaya devam etme taraftarı. Bu oran diğer ülkelerde yaptığımız araştırmalarda daha yüksek, %92’ye varıyor.

Resme diğer taraftan bakarsak hali hazırda ülkemizdeki uzaktan çalışanlar içinde on kişiden altısı ofis ile bir bağlantılarının olmasını istiyor. %13 tamamen ofise dönmek isterken, %45 hibrit bir çalışma biçimini yani biraz işyerinde biraz uzaktan çalışmayı tercih ediyor.

Dünyada yöneticilerin tamamen evden çalışmayı tercih etme oranı genç çalışanlara kıyasla 3 kat düşük. İş hayatının başlarında olan çalışanların %28’i bundan sonra sadece evden çalışmak istediklerini belirtirken üst düzey yöneticiler arasında bu oran %10’a düşüyor. Gerek orta düzey gerekse üst düzey yöneticiler hibrit çalışmayı etkin iş birliği sağlayabilmek açısından en uygun alternatif olarak görüyorlar. Yöneticilerin bu şekilde düşünmesinde genç çalışanlarını başka şirketlere kaybetme endişesinin de rolü olması ihtimali var elbette. Genç çalışanlar için ise iş birliği sağlama anlamında tamamen evden çalışma, hibrit çalışma ile tamamen ofise dönme alternatifleri arasında pek bir fark yok. Onlar evden çalışırken de birbirimize sanki ofisteymişiz gibi destek olabiliriz düşüncesindeler.

Hibrit çalışma ile “mevcut kadroların” işlerin yürütebildiği görüldü. Ancak bundan sonraki jenerasyonun hibrit çalışma ile belli yetkinlik seviyesine ne kadar sürede erişebileceği bir soru işareti. Bu geçiş döneminde yetkinlik kazanımının daha uzun süre aldığını gözlemliyoruz. Daha uzun vadede gerek eğitmenlerin gerekse eğitilenlerin “bu yeni düzenin yerlileri” olduğu bir dünyada bu da olumsuzluk da ortadan kalkabilir tabi. İşin duygular ile ilgili olan insan ilişkileri, takımdaşlık, karşılıklı tolerans gibi boyutları ise derin tartışmalara muhtaç. “Doğma-büyüme” hibrit çalışan nesiller işin bu tarafına nasıl yaklaşacaklar göreceğiz.

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde “2022 FIFA World Cup” var. 34 ülkede gerçekleştirilen araştırma verilerinde; tüm maçları seyredecek olan bireylerden, dünya kupası ile ilgili hiç bir fikri olmayan ya da hiç duymadım diyenlere kadar incelendi. Genel ortalamaya göre bu yıl finale kalacak diye en fazla adı ifade edilen ülke hangisi? Dünya kupası sosyal etkinlik olarak değerlendiriliyor mu? Bireyler bu maçları kimlerle izleyeceğini belirtiyor gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜRKİYE’DE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI’NI İZLEYECEĞİNİ İFADE EDENLERİN ORANI % 55… 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek olan. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.Ipsos Türkiye

MAÇ İZLEME ORANI BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNDE EN YÜKSEK…

Türkiye’de bireylerin %15’i 2022 FİFA Dünya Kupasında mümkün olduğunca çok maç izleyeceğini, %28’i de önde gelen ülkelerin maçlarını seyredeceğini dile getiriyor.  Maç izlemeyecek olan ya da 2022 FİFA Dünya kupasından haberi olmayanların oranı ise %40. 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE BİREYLERİN 1/3’ÜNÜN 2022 DÜNYA KUPASI HAKKINDA HİÇ BİLGİSİ YOK. ÇOK BİLGİLİ OLANLARIN ORANI İSE % 15.  Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre; 34 ülke ortalamasında her 10 kişiden 3’ü 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili bir fikri olmadığını, duymadığını söylüyor.  Türkiye’de ise 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili hiç bir bilgisi olmayanların oranı %35. Oldukça bilgili ve biraz bilgili olanların oranı ise %31.

Ipsos Türkiye

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE GLOBAL ORTALAMADA FİNALE KALACAK İKİ ÜLKEDEN BİRİ %21 İLE BREZİLYA…  Tüm ülkeler ortalamasında Brezilya%21 ile finalde oynayacak iki takımdan biri olarak en yüksek skoru elde ederken, Türkiye’de Almanya %22 ile ilk sırada belirtiliyor. Ama sonuçta final oynayacağı düşünülen iki ülke hem dünyada hem de Türkiye’de Brezilya ve Almanya.

Ipsos Türkiye

TÜM DÜNYADA OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE İÇİNDE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI SOSYAL BİR ETKİNLİK. Bireylerin %84’ü maçları ailesi ya da arkadaşları ile birlikte seyredeceğini söylüyor. Dünya kupası bir sosyal etkinlik olarak görülüyor. Dünyada bireylerin %85’i, maçları arkadaşları ya da aileleri ile birlikte seyredeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kendimi iyi bir futbolsever olarak görürüm, 2018 FİFA Dünya Kupası’nda bir maçı stadyumda izleyerek futbolseverlik kariyerimin zirvesine eriştim. Ancak yaklaşan Dünya Kupası öncesinde gerçekleştirdiğimiz araştırmanın benim açımdan da ilginç sonuçları var. Futbol, üzerine en çok yazılıp çizilen spor. Çok popüler. İnsanların hayatlarında o kadar çok yer tuttuğu düşünülüyor ki kitleleri yönlendirmede bir araç olduğu da ileri sürülüyor. Meşhur 3 f formülünü duyanlar vardır, 20. Yüzyıl ortalarında Portekiz’de Salazar rejimi tarafından toplumu uyuşturmak amacıyla uygulandığı iddia edilen formül; fado-fiesta-futbol.

Bu iddiaya göre futbol işte bu kadar etkili. Peki araştırmamızın sonuçları ne diyor? FİFA Dünya Kupası kayda değer bir kitle için hiçbir şey ifade etmiyor. Araştırmanın yapıldığı 34 ülkedeki katılımcılar içinde her on kişiden üçü turnuvayı duymamış bile. Çok az seviyede bilgi sahibi olanları da dahil ettiğimizde %56’lık bir kesim konuya oldukça uzak. Türkiye’de kupayı hiç duymamış olanların oranı üçte biri aşıyor.

Kendisini (benim gibi) tutkulu bir futbol izleyicisi olarak tanımlayan ve maçları mümkün olduğunca izleyeceğini belirtenlerin oranı %17.  Kendi ülkesinin takımını ve popüler takımları izleyeceğini söyleyenleri de dahil ettiğimizde turnuvayı görece yoğun şekilde takip edeceklerin oranı %40’a ulaşıyor. Ancak bir diğer %40’lık kesim bu dev organizasyonu hiç duymamış bile. Çıkarılabilecek sonuçlardan biri şu, futbolu takip edenler kadar hiç ilgi duymayan bir kitle de mevcut. Öte yandan futbolsever kitle o kadar yoğun ilgi sahibi ki bu kitlenin daha büyük bir kitle olduğu algısı oluşuyor.

2018’de izlediğim maçın öncesinde kentte Brezilya’nın da maçı vardı. Kupayı en fazla kez kazanmış bu ülkenin taraftarlarının yarattığı atmosfer büyüleyici idi. Bu yüzden araştırmamıza katılan her beş kişiden birinin Brezilya’yı finalde göreceklerini düşünmesi bana normal geliyor. Ama bizim ülkemizdeki futbolseverlerin beşte biri için Gary Lineker’in meşhur sözü bu kupada da geçerli “Futbol basit bir oyundur; 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.”

 

Neredeyse ülkenin yarısı elektronik oyun oynuyor

Neredeyse ülkenin yarısı elektronik oyun oynuyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen YENİ DÜNYA DÜZENİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; Ülkemizde elektronik oyun oynanma oranı, tercih edilme sebepleri, hangi dönemlerde bu konu da nasıl ilerlemeler görüldüğü, bu konuda öne çıkan en fazla tercih edilen platformun ne olduğu, tüketicilerin ​en fazla ​tercih ettiği oyunlar hangileri, bilgisayar ve telefonda ​öne çıkan oyunlar ​hangileri, oyun oynarken ​oyuncunun ​konforu​nu sağlayan ekipmanlarda ilk üç ​sırada olanlar neler gibi hususlarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’NİN NEREDEYSE YARISI ELEKTRONİK OYUN OYNUYOR. Hem izolasyon hem de alım gücünün düşmesi ile birçok kişi için elektronik oyun oynamak, en uygun fiyatlı ve keyifli aktivite olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle Türkiye’de neredeyse her iki kişiden biri elektronik oyun oynamaktadır. Pandemi sonrasında tüketicilerin önemli bir kısmı yeni ve mobil oyunlarla tanışmış, imkânı olanlar ise donanımlarını güçlendirmiştir.

Ipsos Türkiye

BİLGİSAYAR VE TELEFON OYUNLARINDA ÖNE ÇIKAN OYUN “PUBG: Battlegrounds” OLDU. Tercih edilen elektronik cihaz bazında oyun türü değişiklik gösterse de Türkiye’de halen daha en popüler PUBG, Valorant gibi FPS türünde oyunlar olurken, MOBA türünde ise LOL ilk sırayı almaktadır. Konsolda ise FIFA ve PES elektronik oyunları öne çıkmaktadır.

Ipsos Türkiye

ELEKTRONİK OYUNCU EKİPMANLARINDA EN YÜKSEK SAHİPLİK ORANI KULAKLIKTA OLDU. Elektronik Oyuncuların oyun oynarken​;​ ​oyunun ​kalitesini ve ​oyuncunun ​konforunu etkileyen ekipmanlarda, ilk üç sırayı kulaklık, mouse ve klavye aldı. Klasiklerin yanı sıra sahip olmak istenen ekipmanların yeninesil cihazlar olması ise dikkat çekti. Sanal gerçeklik gözlüğü, simülasyon setlerive oyuncu koltuğuna olan talep elektronik oyun dünyasını farklı bir noktaya gittiğinin göstergesi olabilir.

Ipsos Türkiye

 ELEKTRONİK OYUNCULARIN FAVORİ KANALI YOUTUBE OLDU. Elektronik Oyuncuların kaynak takibi kişiden kişiye göre değişsede, eski yayınlar yada canlı yayın takibi gibi çoklu seçenek sunan YouTube, kanallar arasında ilk sırada yer aldı. Bununla birlikte Twitch, hem oyun mekanikleri hemde oyunlarla alakalı bilgi paylaşımı sağladığı için hard-core oyuncular tarafından en çok tercih edilen kanal oldu. 

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Bir süre önce dünya çapında elektronik oyun sektöründeki prodüksiyon harcamalarının sinema sektörünü geçtiğini okuduğumda şaşırdığımı itiraf edeyim. Elektronik oyunların muazzam bir ivme kazandıklarını elbette görüyordum ama yine de bu bilgi çok benim için çarpıcı olmuştu. Bu yaz yaptığımız araştırmanın sonuçları bu büyük ivmeyi doğrular nitelikte. Cep telefonlarının birer bilgisayar kapasitesine erişmesi ile birlikte elektronik oyun gündelik hayata daha fazla girdi. Elektronik oyun konusunda yayın yapan sosyal medya kullanıcıları da hem dünyada hem Türkiye’de olağanüstü popüler oldular. Ülkemizde neredeyse her iki kişiden biri elektronik oyun oynuyor. Bilişim çağında doğanların nüfus içindeki payının zamanla artması ile bu oranın daha da yükseleceğini söylemek zor değil.

Elektrikten sonra doğal gazında aynı oranda artacağını düşünüyor   

Elektrikten sonra doğal gazında aynı oranda artacağını düşünüyor   

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; hanelerin temel enerji ihtiyaçlar içinden ısınma tercihleri nedir nasıldır, bu tercihleri ile ilgili kullanım durumları, fiyatları değerlendirmeleri, geçen sene bu konudaki fiyatlarla, bu yılki maliyetleri karşılaştırdıklarında beklentilerinin ne yönde olduğu, dezavantajlı olduklarını düşündükleri durumlar olup /olmadığı, böyle bir durum varsa nasıl bir aksiyon  aldıklarına dair bireylerin ifade,  tutum ve davranışları incelenmiştir.

DOĞALGAZ EN TEMEL ISINMA SİSTEMİ Hanelerin temel enerji ihtiyaçları arasındaki en önemli kaynaklardan biri dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğal gazdır. Isınma, sıcak su ve pişirme özelliklerini hanelere sunan kolay kullanım yapısı ile toplum tarafından ağırlıkla tercih edilmektedir.  

Türkiye’de hanelerin yarısı doğalgaz kombi sistemi ile ısınırken, %14’ü yine doğalgaz kullanılan merkezi sistem ile ısınıyor. Doğalgaz soba ile ısınanlarla birlikte hanelerin %70’inde doğalgaz kullanılıyor.

Ipsos

 HER 10 KİŞİDEN 9’U ISINMA VE ELEKTRİK FİYATLARININ ARTTIĞI GÖRÜŞÜNDE. Bireylerin %80’inden daha fazlası hem elektrik hem de doğalgaz fiyatlarının çok arttığını düşünüyor. Artan doğal gaz ve elektrik fiyatları karşısında enerji ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkan bir seçenek olan Odun/ Kömür atları konusunda da görüşleri benzer.

Ipsos

HER 4 KİŞİDEN 1’İ ELEKTRİK GİDERLERİNİN GEÇEN SENEYE GÖRE %100’DEN DAHA FAZLA ARTTIĞINI, HER 10 KİŞİDEN 3’Ü DE DOĞALGAZ GİDERLERİNİN DE BU ORANDA ARTACAĞINI DÜŞÜNÜYOR. Kesintisiz enerjiye bağımlılığımız her geçen gün daha da artarken hanelerin %23’ünün elektrik giderleri geçen senenin aynı ayına göre %100 artmış durumda. Elektrik giderlerinin %75 üzerinde artan hanelerin toplamı ise %43. Bu sene kış aylarında doğalgaz giderleri konusunda da yine hanelerin %43’ü %75’in üzerinde artacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ISINMA VE ELEKTRİK GİDERLERİNDEKİ ARTIŞLARIN HANE BÜTÇELERİNİ ZORLAYACAĞINI DÜŞÜNEN BİREYLERİN ORANI OLDUKÇA YÜKSEK.  Hanelerin ¾’ü bu sene elektrik fiyatlarındaki artışın, %66’sı da doğalgaz fiyatlarındaki, %22’si de diğer tür ısınma giderlerindeki artışların bu sene bütçelerini en fazla zorlayacağını düşündükleri kategoriler.

Ipsos Türkiye

 BU FİYAT ARTIŞLARI KARŞINDA HANELER FARKLI ÖNLEMLER ALARAK BU GİDERLERİ KISMAYA ÇALIŞACAĞINI SÖYLÜYOR. Hanelerin %76’sı elektrik giderlerini kıstıklarını ve bunun için ütü, çamaşır makinesi vb. aletleri daha az kullandıklarını, ailecek bir odada oturup diğer odalarda elektrik yakmamak gibi önlemler aldıklarını belirtiyor. Hanelerin %67’si de bu kış doğalgaz giderlerini kısacağını, bunun için %41’i evde yokken doğalgazı açmamaya ya da minimumda yakmaya çalıştıklarını, %14’lük bir kesim de doğalgaz yerine kömür veya oduna geçmek, kaloriferi kapatıp soba kurmayı düşündüklerini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  2021 sonundan beri vatandaşların yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ile başa çıkmak üzere nasıl önlemler aldığını araştırıyoruz. Yaz ayları boyunca okul ve ısınma masraflarının olmaması önemliydi. Ayrıca giyim ve gıda gibi kalemlerde de yaz mevsiminin avantajları söz konusuydu. Sonbahar ile birlikte bu tablo değişti, okul masrafları konusunu gündeme getirmiştik, kış mevsiminin etkisini göstermeye başlaması ile de ısınma ve elektrik giderleri yük oluşturmaya başlayacak.  Rusya-Ukrayna savaşı doğalgazı gündemin en önemli maddelerinden biri yaptı. Gerek Avrupa ülkeleri için gerekse ülkemiz için ısınma amaçlı kullanılan bir numaralı yakıt doğalgaz. Ülkemizde yaptığımız bu araştırmaya katılanların %70 konutlarının doğalgaz ile ısındığını belirtiyor.

Katılımcıların %85’i doğalgaz fiyatının yükseldiğini ifade ediyor. Peki bu harcamaların ne kadar yükseleceğini tahmin ediyoruz? Araştırmamıza katılanların yarısına yakını elektrik ve ısınma masraflarının en az %75 artacağını düşünüyor. Bu ciddi bir yük. Her dört kişiden üçü bu kış bütçelerinde en çok yük oluşturacak kalemler için de elektrik ve ısınma masraflarını işaret ediyor.

Bu koşullar altında büyük bir çoğunluk her iki kalemde de tasarruf etmeye çalışacak. Elektrik harcamasında tasarruf eğilimi ısınmaya kıyasla biraz daha güçlü. Vazgeçilebilecek veya azaltılabilecek uygulamalar olduğu düşünülüyor. Ancak tabi ısınma tarafında da tasarruf önemleri alınacak, ısıtılacak oda sayısını azaltmak, kalorifer yerine soba kullanmak gibi önlemler gündemde.

Geçen hafta da sözünü ettiğim ısınma-enerji desteğinin uygulama esasları ve ne derecede yaygın şekilde uygulanacağı kritik.

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynler mercek altına alındı. Okul masraflarında en çok nerelerde zorlandıkları, bu süreci nasıl yönettikleri, neler yaptıkları izlendi. Bu masraflara yetişebilmek için diğer hangi harcamalardan da kısmak durumunda kaldıklarına dair; birçok soruda bireylerin kaygıları, beklentileri, planlamalarının ne yönde olduğu gibi başlıklarda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

OKUL MASRAFLARININ KISILMASININ YANISIRA HER 10 EBEVEYNDEN 8’İ DİĞER HARCAMALARINI DA KISMAK DURUMDA KALMIŞ.

Ebeveynlerin %81’i okul harcamalarının yanı sıra bu masrafları karşılayabilmek için diğer harcama kalemlerini de kısmaya çalışmış. Bu kişilerin özellikle sosyal hayata yönelik kalemlerde tasarrufa gittiği görülüyor. Dışarıda yemek yemek, dışarıdan yemek ısmarlamak ya da sinema tiyatro gibi dışarıda eğlence aktiviteleri daha az yapılmaya başlanmış. Bu gider kalemlerinin dışında ek olarak giyim harcamaları da kısılmaya çalışılan diğer bir harcama kalemi.

Ipsos Türkiye

 GEÇEN SENEYE GÖRE BU SENE YAPILAN HARCAMALAR KARŞISINDA EBEVEYNLERİN HEMEN HEMEN HEPSİ ZORLANDIĞINI BELİRTİYOR.

Çocuğu okula giden ebeveynlerin %70’i okul masraflarının bütçelerini çok zorlayacak şekilde arttığını, %24’ü de biraz zorlayacak şekilde arttığını söylüyor. Toplamda hemen hemen tüm ebeveynlerin bu seneki okul masrafları karşısında oldukça zorlandığı görülüyor.   Okul masrafları karşısında zorlamayan ebeveynleri oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

HER 10 EBEVEYNDEN 7’Sİ OKUL MASRAFLARINI KISMAYA ÇALIŞMIŞ.

Okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynlerin %67’si okul ile ilgili harcamaları kısmış. Okul masraflarını kısmak için ebeveynlerin %37’si kırtasiye giderlerini kısmaya çalışmış ya da geçen seneden kalan kırtasiye malzemelerini kullanmış, %36’sı bir önceki senenin okul kıyafetlerini kullanmış. Okulda yapılan yemek harcamalarını kısmak için de her 4 ebeveynden biri evden sandviç ya da yemek yapıp çocuklarının yanına verdiğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

2022-2023 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ BAŞLAMASI İLE BİRLİKTE OKULA GİDEN ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERİN EN ÇOK YAPTIKLARI ALIŞVERİŞ KIRTASİYE ALIŞVERİŞİ

Okula giden çocuğu olan ebeveynlerin %85’i kırtasiye alışverişi yapmış. Yapılan diğer önemli harcama kalemleri de okul kıyafetleri, ayakkabı (%70) ve kitap (%64) şeklinde sıralanabilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Sonbahar itibarı ile aile bütçelerinde yaz aylarında söz konusu olmayan iki önemli harcama kalemi ekleniyor, okul masrafları ve ısınma faturaları. Var olan yükün üstüne okul masraflarının eklenmesi hemen hemen tüm aileleri olumsuz etkiliyor.

Neredeyse tüm veliler okul masraflarındaki artış nedeni ile az ya da çok zorlandıklarını belirtiyorlar. Her on veliden yedisi ise çok zorlandığını belirtiyor. Doğal olarak yine buna çok yakın bir oranda bir grup veli bazı eğitim malzemelerinden/ihtiyaçlarından fedakârlık yapma yoluna gidiyor, mesela eski kırtasiye ürünlerini, okul kıyafetlerini bu yıl da kullanmak gibi.

Bu önlemlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü her on veliden sekizi ise okul masraflarına kaynak ayırabilmek için başka kalemlerde de kısıntı yaptığını söylüyor, kısıntı yapılan başlıklar bizim daha önceki araştırmalarımızdaki tespitlerimiz ile paralel; dışarıda yeme-içme, eğlence, giyim gibi ertelenebilir harcamalar.

Ipsos Türkiye

Havaların soğuması ve ısınma masrafının da eklenmesi ile aile bütçesinin yönetimi daha da zorlaşacak. Uygulama detaylarının açıklanması beklenen ısınma desteği birçok aile için önemli rol oynayacak, özellikle de çocuk okutan aileler için. Tabi işverenlerin ne kadarının bu desteği çalışanlarına hangi koşullarda yansıtacağı çok belirleyici olacak