Yazılar

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ, GÜNDEME DAİR ve ENFLASYON MONİTÖRÜ olmak üzere dört farklı araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye
 Tüketici Güven endeksinde son bir ayda ki değişim nedir?
 Dünyanın endişeleri neler?
 Endişe sıralamasında kaçıncı sıradayız?
 Türkiye’nin en önemli sorunu ne?
 Türkiye’nin ekonomisinden memnuniyet nasıl?
 Döviz Kuru beklentisi ne yönde?
 Enflasyona yönelik beklenti nasıl?
 Enflasyonun normale döneceği konusunda beklenti nedir?
 İşsizliğe yönelik beklenti nedir?
 Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl?
 Alım gücü nasıl?
 Hane geliri ile ilgili artış, azalış ne yönde ilerlemiş?
 Finansal durum sıralamasında listede ilk üçte ve son üçte de kimler var? gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye
GÜVEN ENDEKSİ Yüksek enflasyon toplumda satın alma gücünü etkilerken, değişen yaşam tarzı standartları insani gelişimi de ciddi etkiliyor. Değişen sosyal hayat en çok düşük ve orta gelirlilerin eskisine kıyasla yaşamlarında daha sert etki yaratmaktadır.

Ipsos Türkiye

Benzer dönemlerde tasarrufların azalması ve üretimi artıracak alanlara yönelememek ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Yüksek enflasyonun yaşandığı ortamlarda geleceğe yönelik belirsizlik yarattığı için bu dönemlerde ekonomik karar almak oldukça güçleşmektedir denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu ay da ülkenin en önemli hatta neredeyse tek önemli sorunu ekonomi olmaya devam etti. Türkiye ekonomisi dendiğinde ilk akla gelen başlık uzun zamandır enflasyon. Ekonominin büyüme, ihracat gibi olumlu parametrelerini konuşmaya sıra gelmiyor. Dünya’nın durumu da bizden çok farklı değil, enflasyon 20 aydır kesintisiz şekilde en çok endişe veren sorun olmaya devam ediyor, ve Covid-19 salgınının ardından en çok endişe veren 5 sorundan 3’ü ekonomi ile ilgili. Türkiye doğal olarak enflasyon konusunda en çok endişeli toplumlardan biri olmayı sürdürüyor. On vatandaştan altısı resmi enflasyondan daha yüksek bir enflasyon hissiyatı içinde.

Ipsos Türkiye
Ekim sonunda 33 ülkede gerçekleştirilen Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceği düşüncesi içinde, her beş kişiden biri ise bundan sonra bir daha normale dönmeyeceğine inanıyor. Bu araştırmaya ülkemizden katılanlar içinde ise enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceğini düşünenlerin oranı %80’e yaklaşıyor. Enflasyonun artık hiçbir zaman normale dönmeyeceğini kabullenenlerin ülkemizdeki oranı ise %28. Hatta daha da yükseleceğine dair bir endişeli bekleyiş söz konusu. Enflasyonun seyrinin yanı sıra döviz kuru, işsizlik gibi parametrelerde de gelecek beklentisi olumsuz. Yine Global Advisor Araştırması gösteriyor ki 33 ülke içinde finansal olarak idare etmekte en çok zorlanan iki ülkeden biri Türkiye, diğeri ise Arjantin. Gelirlerinin arttığını belirten hane oranı sadece %10, ancak bu hanelerin dahi yaklaşık yarısı alım güçlerinin gerilediğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Tüm bunların sonunda tüketici güveninde bir olumsuz ayı daha geride bıraktık, bu ay da 29 ülke içinde son sırada kaldık. Çok zor bir yılı daha geride bırakmaya yaklaşıyoruz. 100. yaşını dolduran Cumhuriyetimiz salgın, deprem, savaş gibi felaketlerin ortasında ekonomik kriz ile boğuşarak kapatıyor bu yılı. Enflasyon ile mücadelede tünelin sonundaki ışığı görebilmemiz için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile karşılaştırıldığında tutumlar nasıl?
  • Kampanyalar sırasında alışveriş yapıldı mı?
  • Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ne?
  • Kampanyalara tamamen karşı olanlar var mı?
  • Bu dönemde alışveriş yapmamaya gayret gösterenlerin oranı ne?
  • Satın alınan ürünlerde geçen yıla göre farklılaşma var mı?
  • Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı ne idi? Bu yıl karşılaştırıldığında veriler nasıl?

BLACK FRİDAY Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile benzer seviyede. Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında markalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yaptığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

İNDİRİMLER GEREĞİNDEN FAZLA ALIŞVERİŞE SEBEBP OLUYOR MU? Her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin kişilerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor. Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı %42 ve bu oran geçen seneye göre 5 puan gerilemiş durumda. Her 4 kişiden 1’i ise bu kampanyalara tamamen karşı, her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyor.

Ipsos Türkiye

YAPILAN ALIŞVERİŞLERİÇİN ÖZELLİKLE KASIM KAMPANYALARINI BEKLEDİĞİNİZ OLUYOR MU? Kasım ayı indirimlerinden alışveriş yapanların %70’i bu kampanyaları beklediklerini belirtiyor. Bir sene öncesinde de tüketicilerin davranışlarının aynı olduğu görülüyor. Ancak satın alınan ürünler bu sene farklılaşıyor. Geçen sene temizlik ürünleri en fazla alınan ürün kategorisiyken bu sene giyim ilk sırayı alıyor.

Ipsos Türkiye

ENÇOK ALIŞVERİŞ HANGİ KANALDAN YAPILDI Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı %80 iken 2023 senesinde bu oran %83’e yükseldi.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Black Friday markası ile tüm Dünya’yı saran indirim dönemi kasım ayının neredeyse tüm haftalarına yayıldı. Perakendeciler, markalar indirim yarışına giriyor ve bazı alışveriş tutkunları ihtiyacı olsun olmasın “kaptığı” ürünü sepetine dolduruyor. Sosyal medyada mağazada birbirinin elinden ürünlerini zorla almaya çalışan bireylerin videolarına bile tanık oluyoruz.

Kasım kampanyaları markalar için online alışveriş platformları başta olmak üzere mağazalara da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi. Geçtiğimiz sene olduğu gibi her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Hatta alışveriş yapmak üzere özellikle Kasım ayını bekleyenler var.

Sidar Gedik

Yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı nedeni ile temizlik ürünleri, giyim gibi temel ihtiyaç kategorilerinde dahi kasım indirim dönemi bekleniyor. Ancak yine de her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin bireylerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor.

Bu indirimler sayesinde ihtiyaç duyulan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ise %42, ancak bu oran geçen yıla kıyasla %5 düşük. Kasım kampanyalarına tamamen karşı olanların oranında da %3’lük bir yükselme var. Geçen yıl da, bu yıl da her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtti. Tüm bunlar kampanyaların samimiyetine dair soru işaretleri anlamına geliyor olabilir, bu durumu gelecek yıl daha iyi anlayacağız.

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Ipsos Araştırma Şirketi tarfından gerçekleştirilen “GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu haftaki içerik dosyasında; “Yapay Zeka” başlığı etraflıca mercek altına alındı.  Çağın gekeleri karşısnda ihtiyaç sağlanabilecek hemen her alanda, son dönemde karşılaşılan bir başalık olsa da « Yapay Zeka » hakkında elde edilen Türkiye temsil bulgular dikkat çekiyor. Birkaç başlığa yer vercek olursak;

  • Ülkemizde ‘AI-Yapay Zekâ’ uygulamalarını duyanların oranı?
  • Gündelik hayatında bu uygulamaları kullananların oranı ne?
  • “AI/Yapay zekâ uygulamalarını duyanların bilgi kaynakları ne? Nereden duydukları?”
  • Üretken yapay zekâ uygulamalarına örnek bir isim belirtilmesi istendğinde, doğru yanıt verenlerin oranı ne?
  • Hiç cevap veremeyenlerin oranı ne?
  • Yapay zekâ uygulamalarının en çok etkileyeceği düşünülen 3 sektör hangileridir?
  • Yapay zekânın gelişimi ve iş hayatına etkisi hakkında düşünceler nasıl? Hangi başlıklar altında toplanıyor?
  • “Yapay zekâ/AI kullanımının ileriki nesiller için yaratacağı etki hakkında düşünceler nasıl?

 Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

 YAPAY ZEKA BAŞLIĞINDAN HABERDAR MIYIZ? Günümüzün en güncel konularından biri olan “Yapay Zekâ” dan bireylerin %42’si haberdar. Üretken yapay zekâ dendiğinde ise bu deyişi duyduğunu söyleyenlerin oranı %23’e geriliyor.

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMDA YAPAY ZEKA YAKLAŞIMI, FARKINDALIK NASIL? Ancak yapay zekâyı duyduğunu söyleyenlerin %71’i sadece ismen biliyor. Yapay zekâyı az da olsa kullanmış olanların oranı %12.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA çağın ihtiyaçlarına yönelik çözüm üretme veya sorun olma yolunda ilerlerken toplum bu başlığı nasıl ve nereden biliyor? Yapay zekâyı bildiğini söyleyen her 4 kişiden 3’ü bu konuyu internetten ya da sosyal medyadan duyduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

BELİRLİ GÖREVLERDE İNSAN ZEKASINI TAKLİT EDEBİLEN YAPAY ZEKAYI BİLİYOR MUYUZ?  Yapay zekâyı bildiğini söyleyen kişilerden örnek bir uygulama ismi söylemeleri istendiğinde, %44’ünün cevap veremediği, %36’sının ise verdiği cevapların yanlış olduğu görülüyor. Doğru cevap verenlerin oranı ise sadece %20 ve burada ChatGPT en çok bilenen uygulama olarak öne çıkıyor. Belirtilen diğer bütün uygulamalar %1 veya altında.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA EN ÇOK DUYULMUŞ OLAN YAPAY ZEKA UYGULAMALARI HANGİLERİ? Yapay zekâ uygulamaları gösterilerek hangilerinin bilindiği sorulduğunda da her 3 kişiden birinin herhangi bir uygulamayı bilmediği görülüyor. ChatGPT ve OpenAI en çok duyulan / bilinen uygulamalar.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA UYGULAMALRI İLE İLGİLİ KULLANIM DURUMU NASIL? Yapay zekâyı duyan bireylerin 1/3’ü bugüne kadar herhangi bir uygulamayı kullanmamış. ChatGPT ve OpenAI bilinirliklerine paralel en fazla kullanılan uygulamalar olarak öne çıkıyor. Bing bu iki uygulamadan sonra en fazla kullanılan 3. uygulama.

Ipsos Türkiye

ENDİŞELER NE YÖNDE?

Yapay zekânın etkileyeceği sektörlerin başında bilişim teknolojileri geliyor. Savunma, finans, sağlık, otomotiv, hizmet sektörü  ve yazılı basın, yapay zekâdan etkileneceği düşünülen diğer sektörler olarak öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

 

SUNDUĞU FIRSATLAR NELER? …

İYapay zekânın bugünkü nesil için büyük fırsatlar sunacağını düşünenlerin oranı %39 iken, her 10 kişiden 6’sı yapay zekâ hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Yapay zekâyı bilenlerin %30’u büyük bir tehdit olduğunu, %31’lik bir kesim de yapay zekâ yüzünden işsiz kalacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

İŞ İMKANI SAĞLAYACAK MI, DURDURACAK MI? Nesiller için yapay zekânın yeni iş imkânları doğuracağını düşünenlerin oranı sadece %15. Diğer taraftan iş imkânlarının kısıtlanacağı ve işsizlik sorununa neden olacağını düşünen bireylerin oranı %50.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; İnsanlar geçmişte tanık oldukları teknolojik gelişmelere daha pozitif, olumlu bir heyecan içinde yaklaşırdı. Yeni teknolojilerin insan ve toplum üzerindeki yan etkileri zaman içinde, yaşanarak görülürdü. Son 30 yıl içinde kitleselleşen internet, cep telefonu ve devamında akıllı telefonlar, sosyal medya gibi yenilikler yeni iş alanları açtı, öte yandan bazı iş alanlarının da sonunu getirdi. Sadece iş dünyasına etkileri ile kalmadı insanlar arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesine de yol açtı. Yaşadıklarımızın muhasebesini yaptığımızda kârda mıyız, yoksa zararda mıyız tartışması ise uzun sürecek bir tartışma.

Üretken yapay zekâ giderek artan bir hızla ile gündemimize giriyor. Ücretsiz olarak bize sunulan üretken yapay zekâ platformlarını daha fazla kullandıkça onları daha fazla eğitiyoruz, daha doğru karar verebilir hale getiriyoruz. Dil modellemeden matematik modellemeye adım atan üretken yapay zekâ giderek daha net yargılar üretebilir, kesin kararlar verebilir olma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz haftalarda OpenAI şirketinde yaşanan depremin arka planında da bu (matematik modellemeye dair) gelişmenin olduğu iddiaları var. OpenAI yönetim kurulunun üretken yapay zekânın daha sorumlu bir hızda, kontrollü bir şekilde geliştirilmesi için devreye girdiği ancak şirket CEO’su ile bu konuda ayrı düştükleri yönünde tartışmalar yapılıyor.

Sidar Gedik

Üretken yapay zekanın hayatımıza giderek daha fazla dahil olduğu şu dönemde endişeli olanlar hiç de az değil. Her on kişiden altısı üretken yapay zekânın iş hayatına etkilerini kendi nesli için olumsuz değerlendiriyor, işsiz kalmaktan korkuyorlar. Araştırmamıza katılan her iki kişiden biri gelecek nesiller için de yapay zekânın daha kısıtlı iş imkanları ve işsizlik riski yaratacağını düşünüyor.

Yapay zekânın muhtemel etkilerine dair oldukça endişeliyiz ama bu teknolojiye dair bilgi seviyemiz de pek yüksek sayılmaz. “Yapay Zekâ” kavramını duymuş olanlar ancak %42, kavramı “Üretken Yapay Zekâ” olarak sorduğumuzda bu oran %23’e düşüyor. Duymuş olan her on kişiden yedisi sadece ismen biliyor. Kullanmayı denemiş veya halihazırda kullanmaya başlamış olanların oranı %12. Yapay zekâ kavramını duyduğunu belirten %42 içinde yaklaşık olarak ancak her üç kişiden biri bir yapay zekâ uygulaması adı belirtebiliyor. Onların da yaklaşık yarısının belirttiği uygulama doğal olarak en popüler uygulama olan ChatGPT.

Henüz çok fazla fikir sahibi olmadığımız bu yeni teknoloji karşısında pek rahat değiliz. Neden? Bu sorunun yanıtını Stephen Hawking’in yorumlarında bulabiliriz, Hawking, “Yapay zekâ, kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz.” diyordu, yapay zekâ insanlığı tehdit edebilir ve belki de son buluşumuz olabilir endişesi taşıyordu. Etik ve hukuki alt yapı tartışmalarının da teknoloji kadar hızlı ilerlemesini umarım. Yoksa hırsın sağduyunun önüne geçtiği her durumda olduğu üzere, burada da yolumuz iyi bir yere çıkmayacaktır. Yapay zekâ teknolojisinin ne kadar sorumlu şekilde ilerleyeceğini zaman içinde göreceğiz, ve bu çok uzun bir zaman dilimi değil.

Türkiye yüksek enflasyon edişe taşıyan ilk beş ülke içinde

Türkiye yüksek enflasyon edişe taşıyan ilk beş ülke içinde

Tüketici Güven Endeksi, Gündeme Dair ve Dünyanın Endişeleri Araştırması ile dünya çapında 29 ülkeden verilerin bulunduğu dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye

  • Dünyanın endişeleri neler ?
  • Tüketici güven endeksi nasıl ?
  • Enflasyon dünya sıralamasında ekim ayında ne oldu ?
  • Türkiye’nin en önemli sorunu nedir ?
  • Türkiye ekonomisinde​n memnuniyet nasıldır ?
  • Döviz kuru beklentisi nasıl ?
  • Enflasyona yönelik beklenti nasıl ?
  • İşsizliğe yönelik beklenti nasıl ?
  • Yaşam standardına yönelik beklenti ne yönde ?
  • Kişisel harcamalara yönelik Beklenti nasıl ?
  • Hane geliri, alım gücü gibi sorulara verilen yanıtlardan seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.  

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması’na göre enflasyon en büyük endişe olmaya devam ediyor, enflasyona dair en yüksek endişe seviyesi Arjantin’de, ülkemiz ise bu konuda ilk beş ülke içinde. Ülkemizin en önemli sorunu ekonomi, ve toplum yakın zamanda bir düzelme beklentisi içinde değil. Hane geliri, alım gücü gibi parametrelerde olumsuzluk sürüyor, fiyat artışlarının devam etmesi nedeni ile hane gelirimiz azaldı diyenlerin oranında yukarı yönlü bir hareket söz konusu. Döviz kurlarının, işsizlik oranının, kişisel yaşam standardı seviyesinin, kişisel harcamaların önümüzdeki dönemdeki seyrine yönelik beklentilerdeki büyük karamsarlık devam ediyor.

Ipsos Türkiye

Yüksek enflasyon ile mücadele uzun sürecek. Bunu gerek finansal göstergelerin, gerekse toplumdaki algının olumluya dönme hızlarından da görebiliyoruz. Ekonomi yönetimi tarafından alınan önlemler enflasyonun ilerleyişinde henüz çok küçük olumlu kıpırdanmalar yaratabiliyor. Hatta Merkez Bankası Başkanı’nın da belirttiği üzere gelecek yılın ilk aylarında yeniden bir yükselme dönemi de söz konusu olacak gibi görünüyor. Daha önce de bahsettiğim gibi toplumun ekonominin gidişatına bakışı da küçük olumlu hareketlere rağmen önceki aylara benzer şekilde olumsuz olmaya devam ediyor. TÜİK Tüketici Güven Endeksi’ne baktığımızda üst üste ikinci ayda yükselme görüyoruz, ancak endeks değeri hala olumsuz. Ipsos’un tüketici güveni sıralamasında da Türkiye için Ekim ayında Eylül’e kıyasla 2,5 puanlık bir artış var.

Ipsos TürkiyeAncak bu ayı da 29 ülke içinde en son sırada kapattık. Ve bu en son sırada kaldığımız üst üste üçüncü ay oldu. 29 ülke ortalaması 47,2 iken bizim tüketici güveni endeks değerimiz 34,5 oldu. Demir attığımız dip noktada olmayı sürdürüyoruz. Zorlu bir yoldan geçiyoruz, ve belki de asıl mücadele henüz başlamadı bile.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « E-TİCARET PANELİ İLE GERÇEK SATIN ALIM TRENDLERİ » Araştırma verilerinden derlenmiştir.

 Ipsos Türkiye

Dosya içeriğinde;

E-Ticaret pazarı 5 sene öncesine göre harcama yönünden kaç katına çıktı?

2022 yılına kadar yükselen alışverişçi oranı ise 2023’te sabit kaldı.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

İlk sırayı takip eden kategoriler neler?

Fiziksel alışveriş için öne çıkan unsurlar neler?

Online alışverişi tercih etme motivasyonları ne?

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlama eğiliminde olanlar ve olmayanların oranını merak ediyor musunuz?

 Ipsos Türkiye

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlamada en çok yardımcı olan ürün grupları hangileri gibi sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlar içeren bilgilerden seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; E-Ticaret Pazarında Büyük Değişim: Hanehalkı Harcamaları 3 Katına Çıktı!

Yeni veriler, son 2,5 yılda hanehalkı harcamalarında 3 katlık bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu artış, alışveriş sıklığından ziyade, sepet değerindeki artıştan kaynaklandı. 2022 yılına kadar alışverişçi oranının yükseldiğini, 2023’ün ilk 6 ayında ise bu eğilimin sabit kaldığını belirtmek gerekir.

Moda ve aksesuarlar en popüler kategoriler arasında yer alırken, ev dekorasyonu, beyaz eşya, kozmetik ve cilt bakım ürünleri de oldukça rağbet görüyor. Gıda kategorisinde ise hem online hem de offline alışveriş yapılıyor. Sadece online alışveriş yapmak ise en çok elektronik ürünlerde görülüyor.

Online ve fiziksel alışveriş kıyaslandığında, online alışveriş tüketicilerin çoğunluğu tarafından daha pratik, daha ekonomik, daha stressiz, daha vazgeçilmez, daha keyifli ve daha hızlı olarak tanımlanıyor. Fiziksel alışveriş ise daha güvenilir ve daha sorunsuz kabul ediliyor. Keza, online alışveriş motivasyonlarının başında da pratikliğe işaret eden “evden çıkılamadığı durumlarda ürünlerin kapıya gelmesi”, “7-24 sipariş verilebilir olması”ve “ürünleri taşımak zorunda kalmamak” gibi unsurlar geliyor.

Sidar Gedik

Tüketicilerin yarısının sepeti belirli bir tutara tamamlama eğilimi olduğunu belirtmek önemli. Bu davranışın temelinde, kargo/taşıma ücretinin alınmamasını sağlamak yer alırken, toplam tutar üzerinden indirim ya da hediye alabilmek gibi faktörler de etkili olabiliyor. Sepeti belirli bir tutara tamamlama konusunda en çok yardımcı olan ürün grupları ise gıda (özellikle atıştırmalık ürünler) ve içecekler.

Online alışveriş aynı zamanda oldukça yüksek memnuniyet duyulan bir deneyim sunuyor. Aranan ürün ve markaların kolay bulunması, çeşitlilik, ürünlerin eksiksiz, hasarsız ve belirtilen sürede gelmesi memnuniyet yaratan konuların başında geliyor.

Online alışveriş yolculuğunu daha iyi anlamak ayrıca farklı alışverişçi personalarını da anlamayı gerektiriyor. Alışverişçiler online alışveriş motivasyon ve tutumlarına göre 5 farklı gruba ayrılıyor: Kaşifler, Minimalistler, İndirim Takipçileri, Araştırmacılar ve Seçiciler adını verdiğimiz beş benzersiz alışverişçi personası farklı duygusal ve fonksiyonel ihtiyaçlarla hareket ederek online alışveriş çatısında buluşuyor.

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Üniversite Öğrencileri yurt sorunun sürecinde hangi fazdalar?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı, gideceği üniversite yaşadığı şehirde olsa bile yurtta kalmak istiyor.
  • Bu sene eğitim için yaşadıkları şehir dışında üniversiteye gidecek olanların bu konuda görüşü nasıl?
  • Yurtta kalmayı planlayan öğrencilerin yüzde kaçı özel yüzde kaçı devlet yurtlarında kalmayı düşünüyor?
  • Devlet yurdunda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı nedir?
  • Devlet yurdunda yer bulamayanların oranı nedir ve nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorlar?
  • Yer bulamadığı için okulunu dondurmayı düşünen üniversite öğrencilerinin oranı nedir?
  • Yurtlarda yer bulamama durumunda; özel yurtlarda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı ne?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı eğitiminidondurmayı düşünüyor?

Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışları içeren verilere dair grafikler​e bu içerikte yer ​verilmektedir.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Gündeme Dair araştırmamıza göre ülkemizdeki üniversite öğrencilerinin yarısından fazlası gideceği üniversitenin yaşadıkları şehirden başka bir şehirde olduğunu belirtiyor.  Başka şehirde yaşamak söz konusu olduğunda öğrenciler için başlıca konulardan biri barınma ihtiyacı olarak karşımıza çıkıyor.  

Araştırmamızın sonuçlarında gördük ki gidecekleri üniversite yaşadıkları şehirde olsa bile her 5 öğrenciden biri yurtta kalmayı amaçlıyor. Yaşadıkları şehirden başka bir şehirde okuyacak olan öğrencilere sorduğumuzda ise bu oran yüzde 75’e çıkıyor.

Yurtta kalmayı planlayan üniversite öğrencilerinin yüzde 86’sının tercihi ise devlet yurtları. Devlet yurdunda kalmayı planlayanların yüzde 41’i bu yurtlarda yer bulamamaları durumunda özel yurtları tercih edeceklerini belirtiyor. Ancak özel yurt ücretlerini karşılayamayacağı için eğitimine ara vermek zorunda kalacak bir kesim de var. Devlet yurdu çıkmaması durumunda her 10 öğrenciden biri eğitimini dondurmayı düşünüyor.

Üniversite eğitimi için gerekli harcamalar öğrencilerin hemen hemen hepsinin bütçelerini zorluyor.  Yaşadığı şehirde ya da başka bir şehirde üniversiteye gidilecek olması ise bu durumu çok farklılaştırmıyor. Geçtiğimiz sene olduğu gibi yüksek enflasyonun yarattığı ağır ekonomik koşullar başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi zorlukları karşımıza çıkarıyor.

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırma dosyasından derlenen « Ipsos Ağustos Ekonomi Dosyası 2023 » dosya içeriğinde; ülkemizin de içinde bulunduğu iki global araştırma ve Türkiye’de yapılan Gündeme Dair araştırmasından veriler yer almaktadır. Tüketici endeksinde son bir ayda neler oldu? Son bir ayda dünyanın endişl​Eeri nelerdi ? Ülkeler arası enflasyon ortalaması ne gösteriyor? Ağustos 2022’den bu yıl Ağustos ayına kadar olan süreçte Türkiye’nin önemli sorunu nedir ? Ülkemiz ekonomisinde memnuniyet nedir ? en önemli sorunu nedir ? Döviz kuru beklentileri nedir ? Enflasyon beklentileri nelere işaret ediyor ? Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl ? Bu yılın geri kalan aylarında bireylerin kendi yaşam standardının nasıl olacağı hakkında düşünceleri nedir ? Bu konudaki beklentiler nasıl belirtiliyor ? Ve kişisel harcamalara yönelik beklentiler nelerdir ? Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ekonomi dosyamızın Haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken negatiften daha negatife doğru bir trend olup olmayacağını göreceğiz notunu düşmüştüm. Bu notu düşmemin nedeni seçim öncesinde esen görece olumlu rüzgârın Haziran’da yeniden olumsuz yöne dönmesiydi. Temmuz’da ise bu olumsuzluk iyice belirginleşti ve endişelendiğim üzere negatiften daha negatife doğru bir seyir başladı. Haziran’da ülke ekonomisinden memnun olmayanların oranı %66 iken, Temmuz’da %77, Ağustos’ta ise %81 oldu. Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı %3’e kadar geriledi, ki zaten bizim araştırmamızın istatistiki payı %3,5, yani Ağustos ayı itibarıyla ülke ekonomisinden memnun olan kimse kalmadı desek yanılmamış olabiliriz.

Bu sonucun sağlamasını yapmak için TÜİK Tüketici Güven Endeksi’nin Ağustos ayındaki gidişatına bakabiliriz, endeks 12 puanlık gerileme ile son 12 ayın en düşük değerine düştü. Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni değerinde de Türkiye endeksi Ağustos’ta 7 puandan fazla geriledi ve tüm bu ülkeler arasında tüketici güveni açısından en son sıraya düştük. Ipsos tüketici güven endeksinin 29 ülke ortalamasında ise bir değişim yok, Haziran’da bulunduğu seviyeyi korudu. Yani son 2 ay içinde bu ülkeler ortalamasında bir değişim olmazken ülkemizdeki tüketici güveni kayda değer şekilde geriledi.

Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması katılanların ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyon hala ilk sırada. Ancak enflasyondan endişelenenlerin oranında Ağustos’ta Temmuz’a göre 1 puanlık bir azalma var. Bu değişimin bir trendin ilk işareti olup olmadığını görebilmek için Eylül sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Çünkü enflasyonda olumlu bir kıpırdanma varken işsizlikten endişe duyanların oranında bir artış görüyoruz. Alınan önlemler ile birçok ülkede soğutulan ekonomilerde enflasyonun düşüş işaretlerinin bir işsizlik artışı riski de barındırdığı malum, bu endişe araştırmamıza da yansımış gibi.

Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırmamızda ülkemizin en önemli sorunu ekonomidir diyenler ezici şekilde baskın, hala her on kişiden dokuzu bu şekilde düşünüyor. Enflasyonun yükselmeye devam edeceği düşüncesi yerleşmiş durumda. Merkez Bankası’nın bu konuya dair açıklamaları da enflasyonun düşme eğilimine geçmesinin 2024 yılı içinde olacağı yönünde. Dolayısıyla vatandaşların enflasyonun izleyeceği seyre dair tahminleri ekonomi yönetimi ile paralel. Döviz kurlarındaki yükselişin devam edeceği düşüncesi de hâkim olmaya devam ediyor, kurlar düşer diyenlerin oranı da azaldı.

Gündeme Dair araştırmamızdaki tüm bu olumsuz değerlendirmelere ek olarak dikkat çekici olan bir diğer tespit ise işsizlik endişesindeki yükseliş. Vatandaşların büyük çoğunluğu enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak aynı süreçte işsizliğin de artacağını düşünüyorlar. İşsizlik artar diyenlerin oranı %66’dan %73’e yükseldi. Yüksek enflasyona eşlik edecek bir ekonomik durgunluk endişesi var.  Bunun doğal sonucu olarak da her on kişiden altısı yılın geri kalan aylarında yaşam standardının düşeceğini belirtiyor.

Tüketici güveninde dikkat çekici aşınma devam ediyor. Açıklanan son büyüme oranında iç tüketimin ne kadar önemli rol oynadığını gördük, bu yüzden tüketici güveni çok önemli. İç tüketimin yavaşlaması, gerçekten de vatandaşların endişesini duydukları durgunluk, işsizlik artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle de ekonomi yönetiminin enflasyon ile mücadeleye yönelik aldığı kararların güven tesis edici sonuçlar üretmesi de çok kritik.

Ipsos Türkiye

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Plastiksiz Hayat “araştırması dünya çapında 34 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında ; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar ; geri dönüştürülemeyen plastik tipleri hakkında düşünceleri, geri dönüşüm hakkında tutum ve davranışları, bulundukları ortamlarda ki bu konuda yardımcı konumlamalar var mı? Hangi ülkeler bu konuda daha yaptırımcı ? Birleşmiş milletler tarafından plastik kaynaklı kirliliği sona erdirmek için 2022’de yayınlanan anlaşmanın uygulamaya geçişi için en uygun tutum nasıl olmalıdır? Bireylerin %kaçı anlaşmanın bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiği görüşüne sahip? Ülkemizde bireylerin kaçta kaçı, geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mavcut? Gibi başlıklarla ilgili konuyu geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 ANLAŞMANIN BÜKÜN HÜKÜMETLER İÇİN BAĞLAYICI OLMASI GEREKTİĞİ GÖRÜŞÜ 34 ÜLKE ORTLAMASINDA %81… Dünyada, en iddialı çevre projesi olarak değerlendirilen, plastik kirliliğin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından imzalanması bu konuda anlamlı bir adımdı. Ancak ülkelerin bu uygulamaya geçişi hakkında neler yapılıyor? Bireylere göre bu geçişi kolaylaştıracak en uygun yöntem ne?

Ipsos Türkiye

HER 4 BİREYDEN 3’Ü GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEMEYEN BÜTÜN PLASTİK TİPLERİ YASAKLANMALIDIR… Plastik maddelerin üretimi, sanayide kimya devriminin parçası olarak kabul edilebilir. Ancak plastik atıkları da önemli bir çevre sorunu olarak önümüze koymuştur. Bunun sonucu olarak, plastikler son yıllarda mikro boyutlardan makro boyutlara kadar havada, toprakta ve sularda insan sağlığını tehdit edecek kadar birikmiştir. Okyanuslarda dev kütleler oluşmuş, yediğimiz balıklar ve diğer besinler aracılığıyla vücudumuzda da plastik birikimi başlamış, plastikler insan sağlığını bir salgın gibi tehdit eder hale gelmiştir.Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CCO’SU YASEMİN ÖZEN GÜRELİ verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi (UNEA), 2022’de Kenya’nın başkenti Nairobi’de dünyadaki plastik kirliliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın 2024 sonu itibarıyla imzaya açılmasını ve INC’nin kurulmasını öngören kararı kabul etmişti. Anlaşma, plastik ürünlerin üretimden dönüşüme tüm sürecinin kontrol edilebilmesini ve çevre kirliliğinin önlenmesini amaçlamaktadır. Ipsos olarak 34 ülkedeki bireylere bu konudaki görüşlerini sorduğumuzda Dünya ortalamasında bireylerin %17’sinin bu konuda bir farkındalığı olmamakla birlikte, her 10 bireyden 7’si anlaşma maddelerinin bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiğini savunuyor, bu konuda en yüksek katılım %81 ile Peru’da iken, %48 ile Japonya halkı bu konuda en az katılım gösteriyor; Türkiye ise %67 ile Dünya ortalamasına yakın bir seviyede yer alıyor.

Anlaşma maddelerinin detayına inildiğinde her 4 bireyden 3’ü geri dönüştürülemeyen plastik tiplerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor, bu oran Kolombiya’da %88 ile sen yüksek seviyede iken,  yine Japonya %53 ile e düşük ülke olarak konumlanıyor. Türkiye ise yine %74 ile Dünya ortalamasına yakın, genel olarak ülkeleri kıyaslamak ve bir genelleme yapmak istersek; Güney Amerika bu konuda daha yaptırımcı bir görüşte iken, Japonya sıralamada bu yaptırım konusunda en düşük eğilim gösteren, Türkiye ise ortalamada görüşe sahip bir ülke olarak konumlanıyor.

Türkiye’deki dinamikleri detaylandırdığımızda; plastik konusu özelinde- bireylerin yaklaşık yarısı bütün plastik tiplerinin geri dönüştürülebilir olduğunu düşünürken,  şu an günümüzde her 3 bireyden birisinin düzenli bir geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mevcut değil.

Özetle; plastik kirliliği  konusunda endişe ve yaptırımlar konusunda ülke olarak Dünya ortalaması ile paralel seviyelerde düşünsek de, uygulama ve farkındalık konusunda daha gidilecek çok yolumuz var; nice plastiksiz temmuzlara ve plastiksiz senelere…” dedi.

Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

 Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Yapay Zekaya Global Bakış” araştırması dünya çapında 31 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar; Yapay zekâ hakkında ne düşünüyor?  Yapay zekanın, hayatlarını nasıl etkilemesini bekliyorlar? Yapay zekâ anlayışları ne? Hangi tür ürün hizmetlerde yapay zekâ kullanıldığını biliyorlar? Avantaj ve dezavantajlarına hakimler mi? Yapay zekâ hakkında duyguları nasıl? Gibi başlıkları geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

BİLGİ SAHİBİ MİYİZ?  Yapay zeka, insanların genel olarak pek bilgi sahibi olmadığı, bu konuyu duymuş olanların çoğunluğunun da bilim kurgu filmlerinden, hatta genellikle de distopik filmlerden aşina olduğu bir kavram olarak ortaya çıkıyor. ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zeka ile doğrudan karşılaştı, diyaloğa geçti.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE %67 İLE YAPAY ZEKA YA OLUMLU BAKAN ÜLKLELER ARASINDA… Gündemde yapay zeka  tartışılırken bu 31 ülke ortalamasında henüz olumlu ya da olumsuz tarafta yoğunlaşmış bir eğilim söz konusu değil. “Zararından çok faydası var düşüncesinde” olanların oranı %54. Ancak ülkeler arasında dikkat çekici farklar var, Endonezya’da %78’e kadar yükselen bu oran ABD ve Fransa’da %37’ye düşüyor. Türkiye %67 ile yapay zekaya olumlu bakan ülkeler arasında yerini alıyor.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA KULLANILAN ÜRÜN VE HİZMETLERİN DEZ AVANTAJLARINDAN ÇOK  FAYDASI VAR… Zekaya dair duyulan heyecan, gelişmekte olan pazarlarda en yüksek, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise en düşük seviyede; ayıca Z ve Y kuşağı ile üniversite eğitimi almış kişiler arasında daha yüksek. Yapay zekaya duyulan güven de yine genellikle gelişmekte olan pazarlarda ve 40 yaş altı kişiler arasında, yüksek gelirli ülkelere ve X ve Baby Boomer kuşağında göre çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yapay zeka konusunda kafaların karışık olduğunu gösteren işaretlerden biri de yapay zeka kullanılan ürün ve servislerin işe ve hayata yaptığı etkilere dair sorulara verilen yanıtlar. 31 ülke ortalamasında katılımcıların yarısı yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler son 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirdi diyorlar, üçte ikisi ise 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirecek düşüncesinde (Türkiye’de bu oran %81, ve Güney Kore’den sonra ikinci sıradayız). Ancak yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var diyenlerin oranı %35 (Türkiye’de ise bu oran %63). İşi daha da ileri götürüp yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimin yerini alma ihtimali var diyenleri oranı %56. Özetle katılımcıların üçte biri 3-5 yıl içinde işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var derken yine aynı katılımcıların yarıdan fazlası aynı süre zarfında yapay zeka benim işimi tamamen elimden alır diyor. Yapılış şekli değişmeden yapay zekanın eline geçecek işler de var diye düşünebiliriz. İşlerin yapılış şeklinin kolaylaştırılması, daha eğlenceli içerikler üretilebilmesi gibi alanlar yapay zekanın ilk aşamada fayda sağlayacağı alanlar olarak görülüyor. Daha fazla otomasyon ile işlerin kolaylaşmasının sonraki adımının iş piyasasını iyi etkileyeceğini düşünenlerin oranı ise sadece %34, bu oran (Türkiye’de dahil olmak üzere) yapay zekaya en pozitif yaklaşan ülkelerde bile ancak %50 civarında. Az çok bilgi sahibi olmaya başladığımızı düşündüğümüz, işimize, günlük hayatımıza fayda getirmesini umduğumuz yapay zekaya dair endişelerimiz yüksek, güvenimiz soru işaretli. İyi, güzel ama sonunda bunun bedelini ödeme ihtimalimiz de var diyen geniş bir kesim söz konusu yani.

Ben şu şekilde düşünüyorum, son dönemde ortalama bireysel kullanıcıların da kullanımına giren yapay zeka araçları aynen internet, web, cep telelefonu, e-ticaret, sosyal medya gibi devrimlere benzer şekilde derin etkilere yol açacak, ve bu çok kısa sürede çok geniş bir kapsamda gerçekleşecek. Bireylerin ve kurumların bir yarışa dönüşecek bu süreçte gelişmelere ayak uydurmak için odaklı bir şekilde çalışmaları gerekiyor. Sürecin akıl almaz hızı nedeni ile yapay zeka uygulamalarına dair ticari, ahlaki tartışmaların da, yasal düzenlemelerin de aynı hızda yapılması şart. Çok distopik bir resim çizmek istemem ancak, eğitilmek için, üretebilmek için diğer insanlar ile bir arada olmaya gerek duyulmayan, uzaktan eğitim-uzaktan çalışma çağında bir süre sonra en azından bazı işlerde üretim için insanın kendisine de ihtiyacın azaldığı, insanların giderek sarf malzemesine dönüştüğü bir yola girmemek için bu tartışmalara, düzenlemelere büyük önem vermek zorundayız gibi geliyor bana” dedi.

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Dünya Enflasyonla mücadele ediyor. Peki Türkiye’de durum ne?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ekonomi dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi, Dünyanın Endişeleri ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirdiği bir çalışmadır.  Ülkenin en önemli sorunu ne? Güven endeksi gerilemiş durumda mı? 29 ülke ortalamasında en önemli sorun ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’nin bu konulara yönelik durumu nedir? Bu dosyada enflasyonu mercek altına alırken vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ : Son 1 ay içinde Türkiye’de Tüketici Güven Endeksi 3.2 puan gerilemiş durumda ve Haziran ayında Arjantin’den sonra en düşük güven endeksine sahip ülke durumunda. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri mevcut  fotoğrafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

Dünyanın Endişeleri Enflasyon 29 ülke ortalamasında da en önemli 3 problem içinde en öne çıkan konular sırasıyla ilk üçte; enflasyon, yoksulluk ve eşitsizlik, suç olarak sıralanıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYON BİR NUMARA

Ülkeler ortalamasında %40 olan enflasyon, Türkiye’de %56 oranında belirtiliyor. Mayıs ayında ise Türkiye’de enflasyonun en önemli 3 problem içinde belirtilme oranı %44 oranındaydı. Geçen bir ay içinde enflasyonun sorun olarak belirtilme oranı 12 puan artmış durumda.

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN % 84’Ü İÇİN EKONOMİ EN ÖNEMLİ PROBLEM

Gündeme Dair çalışmasında da ekonomi son bir senedir Türkiye’nin en önemli problem olarak belirtiliyor. Şubat ayında yaşadığımız deprem ve Mayıs ayındaki seçimlerden dolayı doğal afetler ve siyaset toplum için önemli bir sorun olarak belirtilse de Haziran ayında yine bireylerin %84’ü için ekonomi en önemli problem.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GENEL DURUMU Türkiye ekonomisinin mevcut durumuna yönelik görüşlerde son 2 ayda çok bir değişim olmasa da geleceğe yönelik beklentilerde olumsuz görüşlerdeki artış dikkat çekici. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; Covid-19 pandemisinin arkasından yaşanan yüksek enflasyon pandemisi ülkeleri, tüketicileri farklı seviyelerde de olsa etkiledi, etkilemeye de devam ediyor. Enflasyon hala en büyük endişe konusu. Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması sonuçlarına göre her on kişiden dördü ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyonu belirtiyor. Yoksulluk, işsizlik gibi diğer başlıkları da göz önüne aldığımızda endişe yaratan başlıca konuların ekonomi ile ilgili olduklarını tespit ediyoruz. 29 ülke arasında Türkiye enflasyondan en çok endişe duyan (Singapur ile birlikte) 3. ülke, ilk sırada üç haneli enflasyonu yaşayan Arjantin var.

Ipsos olarak tüketici güvenini bireylerin ekonomiye, kişisel finansal durumlarına, tasarruflarına, önemli yatırımlar yapmaya dair değerlendirmeleri üzerinden hesaplıyoruz. İndeksin ölçüldüğü 29 ülke ortalamasında (47,4) Haziran ayında durağan bir seyir gözlemlendi, Mayıs’a (47,2) kıyasla aynı seviyede kaldı diyebiliriz. Ülkeler enflasyon ile mücadelede izledikleri farklı süreçlerden geçiyorlar, örneğin geçtiğimiz ay içinde Almanya’da resesyon haberlerinin arkasından tüketici güveni sert bir şekilde düşerken İngiltere’de yükseldi. Mayıs ayında Türkiye’ye ait tüketici güven skoru her ne kadar hala ortalamanın oldukça altında olsa bile 2019 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştı (39,1). Ancak Haziran ayında ise 3,2 puanlık bir gerileme oldu, 35,9’luk tüketici güven skoru ile Haziran’da Türkiye 29 ülke içinde Arjantin’in ardından sondan ikinci sırada yer aldı.

Ipsos Türkiye olarak yaptığımız düzenli “Gündeme Dair” araştırmasının Haziran ayındaki katılımcılarının %84’ü de diğer araştırmalarımızdaki gibi ülkemizin en önemli sorunu enflasyondur dediler. Geçen yıl aynı dönemde yine %80lerin üzerinde olan bu oran seçim sürecinde %73’e kadar gerilemişti. Şubat sonrasında gözlemlediğimiz görece iyimserlik Haziran ayında yerini yeniden olumsuza dönmeye başladı, eğilimin nasıl devam edeceğini Temmuz sonuçları ile daha iyi görebileceğiz. Görece iyimserlik tanımının altını çizmek gerek, şöyle ki ekonominin durumunu kötü olarak görenlerin oranının %74’den %64’e düşmesini kast ediyorum, nihai durumu iyimserlik üstün çıkıyor şeklinde göremeyiz, Mayıs itibarı ile gelinen noktada hala üç kişiden ikisi ekonominin durumunu kötü olarak değerlendiriyordu. Haziran’da ise kötümserlerin oranını 2 puanlık artışla %66 olarak tespit ettik. Benzer bir durumu ekonominin geleceğine dair tahminlerde de görüyoruz, Şubat’ta önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomi kötüleşir diyenlerin oranı %56 iken Mayıs’ta %35’e düşmüştü. Ancak ekonominin kısa vadeli geleceğine dair kötümser olanların oranı Haziran’da yeniden %51’e tırmandı. Bir ay içinde %16’lık bir yükseliş.

Sidar Gedik

Ülkemizde vatandaşlar ekonominin gidişatını döviz kurlarının üzerinden değerlendirirler. Tüketici güveni ile farklı göstergeler arasındaki ilişkiyi analiz ettiğimizde döviz kurlarının seyri ile büyük bir korelasyon içinde hareket ettiklerini tespit ederiz. Haziran ayında TL’de yaşanan değer kaybı tüketicinin güveninde de bir erozyon yaratmışa benziyor. Yabancı para birimlerinin önümüzdeki aylarda TL karşısında değer kazanmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı Mayıs’tan Haziran’a %65’ten %72’ye yükseldi. Enflasyonun yılın geri kalan aylarında yükseleceğini düşünenlerin oranı da %63’ten %69’a yükseldi. İşsizlik, yaşam standardı, kişisel harcamaların artması gibi farklı parametrelerin hepsinde Haziran ayında daha da olumsuza dönen bir tablo söz konusu. Negatiften daha da negatife doğru bu hareketin devam edecek bir trend olup olmayacağını Temmuz’da göreceğiz. %34’lük asgari ücret artışı ve memur maaşlarında yapılacak düzenlemelerin bu değerlendirmelere nasıl etkisi olacağını takip edeceğiz.” Dedi.