Yazılar

Dijital çağda fiziksel alışverişin evrimi

Dijital çağda fiziksel alışverişin evrimi

Dijitalleşme, günlük hayatımızda birçok alanda derin ve kalıcı bir etki yaratıyor, yaratmaya da devam edecek. İletişimden bilgi erişimine, çalışma hayatından eğlenceye kadar birçok alanda hayatımızın evrilmesine neden olurken alışveriş alışkanlıklarımız ve deneyimlerimiz üzerindeki etkisi de tartışılmaz. Evimizin rahat ve sıcak ortamında, koltuğumuzda otururken birkaç tıklama ile dünyanın her yerinden ürün satın alabiliyoruz. Ancak dijitalleşmenin bize yaşattığı bu alışveriş deneyimine, rahatlığa ve pratikliğe rağmen fiziksel mağazalardan alışveriş yapmaktan da vazgeçemiyoruz. Bu makalede, tüketicilerin alışveriş kanalı tercihlerinin arkasında yatan dinamikleri ve fiziksel alışverişin kaybolmayan cazibesi ile nasıl evrimleştiğini inceleyeceğiz.

 “Güven” dijital alışveriş için hala bir bariyer

Öncelikle tüketicilerin alışveriş kanallarını nasıl değerlendirdiklerine bakacak olursak, Ipsos‘un Türkiye genelinde 1.205 kişiyle gerçekleştirdiği “Online Shopper 2023” çalışmasının raporuna göre tüketiciler online alışverişi pratik, ekonomik, stressiz ve keyifli bulurken, fiziksel mağazalardan yapılan alışverişi sorunsuz ve güvenilir olarak değerlendiriyorlar. “Güven” hala dijital alışverişte bir bariyer olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de toplumun yarıya yakını güven sorunundan dolayı internetten alışveriş yapmaya çekiniyor. Tüm teknolojik gelişmelere ve güvenlik önlemlerine rağmen bu tutum seneler içinde çok da değişmedi. Ipsos’un “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2022” raporuna göre 2018 yılında internetten alışveriş yapmaya çekinenlerin oranı yüzde 46 iken 2022 yılında sadece 3 puanlık bir düşüşle yüzde 43 olarak gerçekleşti. Internet alışverişine karşı çekimser olma durumu sadece Türkiye’ye özgü de değil; dünyada da sebepleri farklı olsa da internet alışverişine karşı çekimser bir kitle var. Ipsos’un “Global Trends 2023” raporuna göre her 10 kişiden 4’ü online alışverişi fiziksel mağazalardan yapılan alışverişe göre daha zor buluyor.

Fiziksel mağaza demek gezmek demek, dokunmak demek

Peki tüketicileri online alışverişe ya da fiziksel mağazalardan alışverişe yönlendiren şey ne? Ipsos‘un “Online Shopper 2023” raporuna göre fiziksel bir mağazaya gitmek yerine online alışverişi tercih etmedeki en temel motivasyonlar evden çıkılamayan zamanlarda ürünlerin kapıya gelmesi, 7/24 alışveriş yapma olanağı, ürünleri taşımak zorunda kalmamak, sipariş takibinin kolay olması, ürünlerin fiyatlarının anlaşılır ve net olması, sepette ek indirim ya da kupon / kod gibi fırsatlar sunulması, ürün ve fiyat çeşitliliğinin olması. Yine aynı raporda, fiziksel alışverişin başlıca motivasyonları ise ürünleri yakından görme, dokunma, inceleme fırsatı, teslimatı beklemek zorunda kalmama, mağazada gezip dolaşmanın keyfi ve kargo / teslimat ücreti ödememe olarak karşımıza çıkıyor.

Fiziksel mağazalar alışverişi bir deneyime dönüştürme konusunda benzersiz bir avantaja sahip. Mağazalar, atmosferleri, müzikleri, ürün düzenlemeleri ve genel sunumlarıyla tüketicilere online kanalların sunamadığı bir deneyim sunuyor. Son trendlere baktığımızda, birçok fiziksel mağazanın teknolojiyi kullanmaya başladığını görüyoruz. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler, mağazaların tüketicilere daha interaktif ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmasını sağlıyor. Bu tür yenilikler fiziksel mağazaların, online alışverişin sunduğu rahatlıkla rekabet etmelerine yardımcı oluyor.

 Fiziksel mağazacılık ölüyor mu?

Zaman zaman “Fiziksel mağazacılık ölüyor mu?” sorusu gündeme geliyor. Hayır elbette ölmüyor ancak farklılaşıyor. Pandemi dijital alışverişin kapılarını ardına kadar açsa da, pandeminin ortadan kalkması ile birlikte tüketiciler fiziksel mağaza alışverişine dönüş yaptı. Ipsos’un 15 ülkede 10.017 kişiyle yaptığı araştırmanın sonuçlarını içeren “Essentials 2022” raporuna göre, tüketiciler alışveriş zamanlarının önemli bir kısmını (kategoriye bağlı olarak yüzde 38 ile yüzde 74 arasında değişmektedir) fiziksel mağazalarda (gezinme, araştırma, satın alma) geçiriyor. Satın aldıkları ürünlerin de yüzde 29 ile yüzde 77’sini fiziksel mağazalardan alıyorlar.

Fiziksel mağazalar duyusal bir deneyim sunuyor

Fiziksel mağazaların rolü ülkeden ülkeye, kültürden kültüre, kategoriden kategoriye ve kanaldan kanala büyük farklılıklar gösteriyor. Ancak geleneksel olarak fiziksel mağazaların tarihsel rolü keşfetme, sergileme, gösterim, işlem ve belki de bazı satış sonrası hizmetler etrafında toplanmış olup, tüm bunlar değişken bir müşteri deneyimine yol açıyor. Perakendecilerin veya markaların bakış açısından fiziksel mağazalar hem satış hem de pazarlama hedeflerine hizmet etse de, alışveriş yapanların bakış açısından mağazalar bir dizi işlevsel, deneyimsel ve insani amaçlara hizmet ediyor. Fiziksel mağazaların bu rolleri zaman içinde genişlemiş olup müşterilerin marka deneyimi tüm bu yönlerden etkileniyor. Fiziksel mağazalar, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi dijital araçların tam anlamıyla sağlayamadığı bir şekilde içine çeken, etkileyici, eğlenceli ve duyusal bir deneyim sunma yeteneğine sahip. Bu, özellikle dokunma, koklama ve tat alma duyularını aktive etmesiyle meydana gelen bir durum (görme ve işitme dijital olarak taklit edilebilir). Böylece beş duyunun tümüne de sesleniyor diyebiliriz. Ürünlere dokunma, fiziksel temas kurma ve deneme üst yaş grupları için ve taze meyve-sebze ve giyim gibi belirli kategoriler için özellikle önemli.

Diğer yandan, dijital ve fiziksel alışverişin birbirine rakip değil, birbirini tamamlayıcı olduğu inkar edilemez bir gerçek. Her iki kanalın da kendi benzersiz avantajları ve dezavantajları var ve bu nedenle genellikle farklı alışveriş ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bu iki kanalın birbirini tamamladığı birçok örnek var. Birçok tüketici, online olarak araştırma yapmayı ve daha sonra fiziksel mağazadan satın almayı tercih ediyor (“webrooming”). Öte yandan, bazı tüketiciler de bir mağazada bir ürünü denemeyi ve daha sonra online olarak daha iyi bir fiyata bulmayı tercih ediyor (“showrooming”).

 

Sonuç

Fiziksel mağazalar elbette ortadan kalkmayacak, ancak rolü evrim geçiriyor ya da dönüşüyor diyebiliriz.  Ticaret kanallarının bol olduğu, fiziksel ve çevrimiçi alışveriş arasındaki sınırların bulanıklaştığı ve alışverişin bir yer olmaktan çok bir aktivite haline geldiği bir dünyada, fiziksel mağazaların evdeki alışverişin rahatlığından daha fazla kişisel alışveriş yapma sebebi sunması gerekiyor. Ve bu sebepler işlevsel, deneyimsel ve insani bir kombinasyonla bütünleşmeli. Temel olarak işlemsel bir alan olmanın ötesine geçen fiziksel mağazalar, tüketicilerin ticaret ekosistemi ihtiyaçlarını karşılamak için rollerini, formatlarını, deneyimlerini ve operasyonlarını geliştirmeye devam etmeli. Öngörülü perakendeciler ve markalar fiziksel mağazalara yeni bir perspektifle bakıyorlar. Mağaza ziyaretlerinin, marka hikayelerini pekiştirmek, deneyimler aracılığıyla izlenimler yaratmak ve dönüşüm sağlamak için bir fırsat olduğunu anlıyorlar. Fiziksel mağazalar, müşterilerin kesintisiz ekosisteminin bir parçası, dijitalden ayrı tutulamaz. Bu, perakendecilerin ve markaların ayrı ayrı çalışan fiziksel ve dijital ekipler yerine birleşik operasyonlara bakmaları gerektiği anlamına geliyor. Tüketicilerin ticaret ekosistemlerini derinlemesine anlamak, çok kanallı müşteri yolculuklarını haritalamak, tasarlamak ve ardından ölçümlemek önemli. Bu da, alışveriş yapanların kanallar arasında nasıl gezindiğini anlamak ve farklı kategoriler için fiziksel mağazanın rollerini yeniden değerlendirmek anlamına geliyor. Fiziksel mağazanın rolleri dönüşürken, modellerin, deneyim tasarımının, uygulamanın, ölçümün ve yönetimin de dönüşmesi gerekiyor.

Yazan: Beste Yıldız

Ipsos Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi 

Maksimum Hatırlanan Reklamlar…

Maksimum Hatırlanan Reklamlar…

CHP-CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ 2023-SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK

AKP-TÜRKİYE YÜZYILI

TRENDYOL İLGİLİ AY İNDİRİMLERİ 2023

A101 MARKET-GENEL

A101 MARKET-MÜGE ANLI-ALIŞKANLIKLARA MEYDAN OKUYORUZ

CHP-HAYDİ TÜRKİYE

AKP-SEÇİM 2023-DOĞRU ZAMAN DOĞRU ADAM-GENEL

TRENDYOL-ONLINE ALIŞVERİŞ

A101 MARKET-MÜGE ANLI-GENEL

YEMEK SEPETİ-GENEL

SANA SÖZ YİNE BAHARLAR GELECEK

Televizyon reklamları, toplumun kültürel yapısını etkileyen, markalar arasındaki rekabeti kızıştıran ve ünlülerin katkısıyla tüketici davranışlarını şekillendiren güçlü bir pazarlama aracıdır. Reklam filminde marka hikayesi, müziği, ünlüsü tarafından sunulan multi içerik izleyicinin aklında hatırlama, tercih etme gibi yerleşkelere sahiptir. Bu izlemeler neticesinde biz de Maksimum Hatırlanan Reklamların sıralamasını sorduk. Dünyanın lider araştırma şirketi olan Ipsos verileri üzerinden bu sıralamayı sizlere sunmak istedik.

 2023’de maksimum hatırlanan 10 reklamı incelendiğinde, önceki yıllardan farklı olarak seçim iletişimlerinin belirgin bir şekilde öne çıktığı gözlemleniyor. Türk izleyicisi bu sene Şubat depremi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi önemli olaylarla da meşguldü. Bu durum, seçim reklamlarının listedeki ağırlığını da anlamlandırılmasını sağlıyor.

TRENDYOL

İzleyicilerin dikkatinin büyük bir kısmını Türkiye’nin gündemi oluştururken, buna rağmen bazı reklamların hala izleyicilerin hafızasında önemli bir yer edindiği görülmekte.  Özellikle A101-Müge Anlı-Alışkanlıklara Meydan Okuyoruz reklamı, 2023’ün öne çıkan kampanyalarından biri olarak belirginleşti. Kampanyanın detaylarına dikkatlice bakıldığındaa101

–        Yaratıcı Deneyim: Müge Anlı uzun zamandır A101 markası ile iş birliği içerisinde. A101, televizyon sunucusu ve gazeteci Müge Anlı’nın popülerliğinden yararlanırken, aynı zamanda A101’in marka değerine ve imajına da katkı sağlıyor. Reklamın “Alışkanlıklara Meydan Okuyoruz” sloganı, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını sorgulamalarını, belki de kendilerinden parça bulmayı kolaylaştırıyor.

–        Empati & Uyum: Müge Anlı, genellikle dürüstlüğü, adaleti ve toplum hizmetini temsil eden bir kişi olarak tanınıyor. Bu nitelikler, A101’in “Alışkanlıklara Meydan Okuyoruz” mesajı ile uyumlu bir şekilde birleşiyor böylece tüketiciye ucuz ama kaliteli ürünler alabileceği mesajını iletebiliyor.

–        Yaratıcı Fikir: Reklam, tanıttığı ürünler ve ‘meydan okuma’ temasıyla tüketicileri bilgilendiriyor ve güçlü söylemi ile rakiplerinden ayrıldığını iddia ediyor.

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ, GÜNDEME DAİR ve ENFLASYON MONİTÖRÜ olmak üzere dört farklı araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye
 Tüketici Güven endeksinde son bir ayda ki değişim nedir?
 Dünyanın endişeleri neler?
 Endişe sıralamasında kaçıncı sıradayız?
 Türkiye’nin en önemli sorunu ne?
 Türkiye’nin ekonomisinden memnuniyet nasıl?
 Döviz Kuru beklentisi ne yönde?
 Enflasyona yönelik beklenti nasıl?
 Enflasyonun normale döneceği konusunda beklenti nedir?
 İşsizliğe yönelik beklenti nedir?
 Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl?
 Alım gücü nasıl?
 Hane geliri ile ilgili artış, azalış ne yönde ilerlemiş?
 Finansal durum sıralamasında listede ilk üçte ve son üçte de kimler var? gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye
GÜVEN ENDEKSİ Yüksek enflasyon toplumda satın alma gücünü etkilerken, değişen yaşam tarzı standartları insani gelişimi de ciddi etkiliyor. Değişen sosyal hayat en çok düşük ve orta gelirlilerin eskisine kıyasla yaşamlarında daha sert etki yaratmaktadır.

Ipsos Türkiye

Benzer dönemlerde tasarrufların azalması ve üretimi artıracak alanlara yönelememek ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Yüksek enflasyonun yaşandığı ortamlarda geleceğe yönelik belirsizlik yarattığı için bu dönemlerde ekonomik karar almak oldukça güçleşmektedir denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu ay da ülkenin en önemli hatta neredeyse tek önemli sorunu ekonomi olmaya devam etti. Türkiye ekonomisi dendiğinde ilk akla gelen başlık uzun zamandır enflasyon. Ekonominin büyüme, ihracat gibi olumlu parametrelerini konuşmaya sıra gelmiyor. Dünya’nın durumu da bizden çok farklı değil, enflasyon 20 aydır kesintisiz şekilde en çok endişe veren sorun olmaya devam ediyor, ve Covid-19 salgınının ardından en çok endişe veren 5 sorundan 3’ü ekonomi ile ilgili. Türkiye doğal olarak enflasyon konusunda en çok endişeli toplumlardan biri olmayı sürdürüyor. On vatandaştan altısı resmi enflasyondan daha yüksek bir enflasyon hissiyatı içinde.

Ipsos Türkiye
Ekim sonunda 33 ülkede gerçekleştirilen Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceği düşüncesi içinde, her beş kişiden biri ise bundan sonra bir daha normale dönmeyeceğine inanıyor. Bu araştırmaya ülkemizden katılanlar içinde ise enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceğini düşünenlerin oranı %80’e yaklaşıyor. Enflasyonun artık hiçbir zaman normale dönmeyeceğini kabullenenlerin ülkemizdeki oranı ise %28. Hatta daha da yükseleceğine dair bir endişeli bekleyiş söz konusu. Enflasyonun seyrinin yanı sıra döviz kuru, işsizlik gibi parametrelerde de gelecek beklentisi olumsuz. Yine Global Advisor Araştırması gösteriyor ki 33 ülke içinde finansal olarak idare etmekte en çok zorlanan iki ülkeden biri Türkiye, diğeri ise Arjantin. Gelirlerinin arttığını belirten hane oranı sadece %10, ancak bu hanelerin dahi yaklaşık yarısı alım güçlerinin gerilediğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Tüm bunların sonunda tüketici güveninde bir olumsuz ayı daha geride bıraktık, bu ay da 29 ülke içinde son sırada kaldık. Çok zor bir yılı daha geride bırakmaya yaklaşıyoruz. 100. yaşını dolduran Cumhuriyetimiz salgın, deprem, savaş gibi felaketlerin ortasında ekonomik kriz ile boğuşarak kapatıyor bu yılı. Enflasyon ile mücadelede tünelin sonundaki ışığı görebilmemiz için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Rakamlarla BLACK FRİDAY

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile karşılaştırıldığında tutumlar nasıl?
  • Kampanyalar sırasında alışveriş yapıldı mı?
  • Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ne?
  • Kampanyalara tamamen karşı olanlar var mı?
  • Bu dönemde alışveriş yapmamaya gayret gösterenlerin oranı ne?
  • Satın alınan ürünlerde geçen yıla göre farklılaşma var mı?
  • Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı ne idi? Bu yıl karşılaştırıldığında veriler nasıl?

BLACK FRİDAY Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile benzer seviyede. Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında markalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yaptığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

İNDİRİMLER GEREĞİNDEN FAZLA ALIŞVERİŞE SEBEBP OLUYOR MU? Her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin kişilerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor. Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı %42 ve bu oran geçen seneye göre 5 puan gerilemiş durumda. Her 4 kişiden 1’i ise bu kampanyalara tamamen karşı, her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyor.

Ipsos Türkiye

YAPILAN ALIŞVERİŞLERİÇİN ÖZELLİKLE KASIM KAMPANYALARINI BEKLEDİĞİNİZ OLUYOR MU? Kasım ayı indirimlerinden alışveriş yapanların %70’i bu kampanyaları beklediklerini belirtiyor. Bir sene öncesinde de tüketicilerin davranışlarının aynı olduğu görülüyor. Ancak satın alınan ürünler bu sene farklılaşıyor. Geçen sene temizlik ürünleri en fazla alınan ürün kategorisiyken bu sene giyim ilk sırayı alıyor.

Ipsos Türkiye

ENÇOK ALIŞVERİŞ HANGİ KANALDAN YAPILDI Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı %80 iken 2023 senesinde bu oran %83’e yükseldi.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Black Friday markası ile tüm Dünya’yı saran indirim dönemi kasım ayının neredeyse tüm haftalarına yayıldı. Perakendeciler, markalar indirim yarışına giriyor ve bazı alışveriş tutkunları ihtiyacı olsun olmasın “kaptığı” ürünü sepetine dolduruyor. Sosyal medyada mağazada birbirinin elinden ürünlerini zorla almaya çalışan bireylerin videolarına bile tanık oluyoruz.

Kasım kampanyaları markalar için online alışveriş platformları başta olmak üzere mağazalara da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi. Geçtiğimiz sene olduğu gibi her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Hatta alışveriş yapmak üzere özellikle Kasım ayını bekleyenler var.

Sidar Gedik

Yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı nedeni ile temizlik ürünleri, giyim gibi temel ihtiyaç kategorilerinde dahi kasım indirim dönemi bekleniyor. Ancak yine de her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin bireylerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor.

Bu indirimler sayesinde ihtiyaç duyulan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ise %42, ancak bu oran geçen yıla kıyasla %5 düşük. Kasım kampanyalarına tamamen karşı olanların oranında da %3’lük bir yükselme var. Geçen yıl da, bu yıl da her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtti. Tüm bunlar kampanyaların samimiyetine dair soru işaretleri anlamına geliyor olabilir, bu durumu gelecek yıl daha iyi anlayacağız.

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Ipsos Araştırma Şirketi tarfından gerçekleştirilen “GÜNDEME DAİR” araştırma verilerinden derlenen bu haftaki içerik dosyasında; “Yapay Zeka” başlığı etraflıca mercek altına alındı.  Çağın gekeleri karşısnda ihtiyaç sağlanabilecek hemen her alanda, son dönemde karşılaşılan bir başalık olsa da « Yapay Zeka » hakkında elde edilen Türkiye temsil bulgular dikkat çekiyor. Birkaç başlığa yer vercek olursak;

  • Ülkemizde ‘AI-Yapay Zekâ’ uygulamalarını duyanların oranı?
  • Gündelik hayatında bu uygulamaları kullananların oranı ne?
  • “AI/Yapay zekâ uygulamalarını duyanların bilgi kaynakları ne? Nereden duydukları?”
  • Üretken yapay zekâ uygulamalarına örnek bir isim belirtilmesi istendğinde, doğru yanıt verenlerin oranı ne?
  • Hiç cevap veremeyenlerin oranı ne?
  • Yapay zekâ uygulamalarının en çok etkileyeceği düşünülen 3 sektör hangileridir?
  • Yapay zekânın gelişimi ve iş hayatına etkisi hakkında düşünceler nasıl? Hangi başlıklar altında toplanıyor?
  • “Yapay zekâ/AI kullanımının ileriki nesiller için yaratacağı etki hakkında düşünceler nasıl?

 Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

 YAPAY ZEKA BAŞLIĞINDAN HABERDAR MIYIZ? Günümüzün en güncel konularından biri olan “Yapay Zekâ” dan bireylerin %42’si haberdar. Üretken yapay zekâ dendiğinde ise bu deyişi duyduğunu söyleyenlerin oranı %23’e geriliyor.

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMDA YAPAY ZEKA YAKLAŞIMI, FARKINDALIK NASIL? Ancak yapay zekâyı duyduğunu söyleyenlerin %71’i sadece ismen biliyor. Yapay zekâyı az da olsa kullanmış olanların oranı %12.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA çağın ihtiyaçlarına yönelik çözüm üretme veya sorun olma yolunda ilerlerken toplum bu başlığı nasıl ve nereden biliyor? Yapay zekâyı bildiğini söyleyen her 4 kişiden 3’ü bu konuyu internetten ya da sosyal medyadan duyduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

BELİRLİ GÖREVLERDE İNSAN ZEKASINI TAKLİT EDEBİLEN YAPAY ZEKAYI BİLİYOR MUYUZ?  Yapay zekâyı bildiğini söyleyen kişilerden örnek bir uygulama ismi söylemeleri istendiğinde, %44’ünün cevap veremediği, %36’sının ise verdiği cevapların yanlış olduğu görülüyor. Doğru cevap verenlerin oranı ise sadece %20 ve burada ChatGPT en çok bilenen uygulama olarak öne çıkıyor. Belirtilen diğer bütün uygulamalar %1 veya altında.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA EN ÇOK DUYULMUŞ OLAN YAPAY ZEKA UYGULAMALARI HANGİLERİ? Yapay zekâ uygulamaları gösterilerek hangilerinin bilindiği sorulduğunda da her 3 kişiden birinin herhangi bir uygulamayı bilmediği görülüyor. ChatGPT ve OpenAI en çok duyulan / bilinen uygulamalar.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA UYGULAMALRI İLE İLGİLİ KULLANIM DURUMU NASIL? Yapay zekâyı duyan bireylerin 1/3’ü bugüne kadar herhangi bir uygulamayı kullanmamış. ChatGPT ve OpenAI bilinirliklerine paralel en fazla kullanılan uygulamalar olarak öne çıkıyor. Bing bu iki uygulamadan sonra en fazla kullanılan 3. uygulama.

Ipsos Türkiye

ENDİŞELER NE YÖNDE?

Yapay zekânın etkileyeceği sektörlerin başında bilişim teknolojileri geliyor. Savunma, finans, sağlık, otomotiv, hizmet sektörü  ve yazılı basın, yapay zekâdan etkileneceği düşünülen diğer sektörler olarak öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

 

SUNDUĞU FIRSATLAR NELER? …

İYapay zekânın bugünkü nesil için büyük fırsatlar sunacağını düşünenlerin oranı %39 iken, her 10 kişiden 6’sı yapay zekâ hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Yapay zekâyı bilenlerin %30’u büyük bir tehdit olduğunu, %31’lik bir kesim de yapay zekâ yüzünden işsiz kalacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

İŞ İMKANI SAĞLAYACAK MI, DURDURACAK MI? Nesiller için yapay zekânın yeni iş imkânları doğuracağını düşünenlerin oranı sadece %15. Diğer taraftan iş imkânlarının kısıtlanacağı ve işsizlik sorununa neden olacağını düşünen bireylerin oranı %50.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; İnsanlar geçmişte tanık oldukları teknolojik gelişmelere daha pozitif, olumlu bir heyecan içinde yaklaşırdı. Yeni teknolojilerin insan ve toplum üzerindeki yan etkileri zaman içinde, yaşanarak görülürdü. Son 30 yıl içinde kitleselleşen internet, cep telefonu ve devamında akıllı telefonlar, sosyal medya gibi yenilikler yeni iş alanları açtı, öte yandan bazı iş alanlarının da sonunu getirdi. Sadece iş dünyasına etkileri ile kalmadı insanlar arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesine de yol açtı. Yaşadıklarımızın muhasebesini yaptığımızda kârda mıyız, yoksa zararda mıyız tartışması ise uzun sürecek bir tartışma.

Üretken yapay zekâ giderek artan bir hızla ile gündemimize giriyor. Ücretsiz olarak bize sunulan üretken yapay zekâ platformlarını daha fazla kullandıkça onları daha fazla eğitiyoruz, daha doğru karar verebilir hale getiriyoruz. Dil modellemeden matematik modellemeye adım atan üretken yapay zekâ giderek daha net yargılar üretebilir, kesin kararlar verebilir olma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz haftalarda OpenAI şirketinde yaşanan depremin arka planında da bu (matematik modellemeye dair) gelişmenin olduğu iddiaları var. OpenAI yönetim kurulunun üretken yapay zekânın daha sorumlu bir hızda, kontrollü bir şekilde geliştirilmesi için devreye girdiği ancak şirket CEO’su ile bu konuda ayrı düştükleri yönünde tartışmalar yapılıyor.

Sidar Gedik

Üretken yapay zekanın hayatımıza giderek daha fazla dahil olduğu şu dönemde endişeli olanlar hiç de az değil. Her on kişiden altısı üretken yapay zekânın iş hayatına etkilerini kendi nesli için olumsuz değerlendiriyor, işsiz kalmaktan korkuyorlar. Araştırmamıza katılan her iki kişiden biri gelecek nesiller için de yapay zekânın daha kısıtlı iş imkanları ve işsizlik riski yaratacağını düşünüyor.

Yapay zekânın muhtemel etkilerine dair oldukça endişeliyiz ama bu teknolojiye dair bilgi seviyemiz de pek yüksek sayılmaz. “Yapay Zekâ” kavramını duymuş olanlar ancak %42, kavramı “Üretken Yapay Zekâ” olarak sorduğumuzda bu oran %23’e düşüyor. Duymuş olan her on kişiden yedisi sadece ismen biliyor. Kullanmayı denemiş veya halihazırda kullanmaya başlamış olanların oranı %12. Yapay zekâ kavramını duyduğunu belirten %42 içinde yaklaşık olarak ancak her üç kişiden biri bir yapay zekâ uygulaması adı belirtebiliyor. Onların da yaklaşık yarısının belirttiği uygulama doğal olarak en popüler uygulama olan ChatGPT.

Henüz çok fazla fikir sahibi olmadığımız bu yeni teknoloji karşısında pek rahat değiliz. Neden? Bu sorunun yanıtını Stephen Hawking’in yorumlarında bulabiliriz, Hawking, “Yapay zekâ, kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz.” diyordu, yapay zekâ insanlığı tehdit edebilir ve belki de son buluşumuz olabilir endişesi taşıyordu. Etik ve hukuki alt yapı tartışmalarının da teknoloji kadar hızlı ilerlemesini umarım. Yoksa hırsın sağduyunun önüne geçtiği her durumda olduğu üzere, burada da yolumuz iyi bir yere çıkmayacaktır. Yapay zekâ teknolojisinin ne kadar sorumlu şekilde ilerleyeceğini zaman içinde göreceğiz, ve bu çok uzun bir zaman dilimi değil.

Türkiye yüksek enflasyon edişe taşıyan ilk beş ülke içinde

Türkiye yüksek enflasyon edişe taşıyan ilk beş ülke içinde

Tüketici Güven Endeksi, Gündeme Dair ve Dünyanın Endişeleri Araştırması ile dünya çapında 29 ülkeden verilerin bulunduğu dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye

  • Dünyanın endişeleri neler ?
  • Tüketici güven endeksi nasıl ?
  • Enflasyon dünya sıralamasında ekim ayında ne oldu ?
  • Türkiye’nin en önemli sorunu nedir ?
  • Türkiye ekonomisinde​n memnuniyet nasıldır ?
  • Döviz kuru beklentisi nasıl ?
  • Enflasyona yönelik beklenti nasıl ?
  • İşsizliğe yönelik beklenti nasıl ?
  • Yaşam standardına yönelik beklenti ne yönde ?
  • Kişisel harcamalara yönelik Beklenti nasıl ?
  • Hane geliri, alım gücü gibi sorulara verilen yanıtlardan seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.  

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması’na göre enflasyon en büyük endişe olmaya devam ediyor, enflasyona dair en yüksek endişe seviyesi Arjantin’de, ülkemiz ise bu konuda ilk beş ülke içinde. Ülkemizin en önemli sorunu ekonomi, ve toplum yakın zamanda bir düzelme beklentisi içinde değil. Hane geliri, alım gücü gibi parametrelerde olumsuzluk sürüyor, fiyat artışlarının devam etmesi nedeni ile hane gelirimiz azaldı diyenlerin oranında yukarı yönlü bir hareket söz konusu. Döviz kurlarının, işsizlik oranının, kişisel yaşam standardı seviyesinin, kişisel harcamaların önümüzdeki dönemdeki seyrine yönelik beklentilerdeki büyük karamsarlık devam ediyor.

Ipsos Türkiye

Yüksek enflasyon ile mücadele uzun sürecek. Bunu gerek finansal göstergelerin, gerekse toplumdaki algının olumluya dönme hızlarından da görebiliyoruz. Ekonomi yönetimi tarafından alınan önlemler enflasyonun ilerleyişinde henüz çok küçük olumlu kıpırdanmalar yaratabiliyor. Hatta Merkez Bankası Başkanı’nın da belirttiği üzere gelecek yılın ilk aylarında yeniden bir yükselme dönemi de söz konusu olacak gibi görünüyor. Daha önce de bahsettiğim gibi toplumun ekonominin gidişatına bakışı da küçük olumlu hareketlere rağmen önceki aylara benzer şekilde olumsuz olmaya devam ediyor. TÜİK Tüketici Güven Endeksi’ne baktığımızda üst üste ikinci ayda yükselme görüyoruz, ancak endeks değeri hala olumsuz. Ipsos’un tüketici güveni sıralamasında da Türkiye için Ekim ayında Eylül’e kıyasla 2,5 puanlık bir artış var.

Ipsos TürkiyeAncak bu ayı da 29 ülke içinde en son sırada kapattık. Ve bu en son sırada kaldığımız üst üste üçüncü ay oldu. 29 ülke ortalaması 47,2 iken bizim tüketici güveni endeks değerimiz 34,5 oldu. Demir attığımız dip noktada olmayı sürdürüyoruz. Zorlu bir yoldan geçiyoruz, ve belki de asıl mücadele henüz başlamadı bile.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « E-TİCARET PANELİ İLE GERÇEK SATIN ALIM TRENDLERİ » Araştırma verilerinden derlenmiştir.

 Ipsos Türkiye

Dosya içeriğinde;

E-Ticaret pazarı 5 sene öncesine göre harcama yönünden kaç katına çıktı?

2022 yılına kadar yükselen alışverişçi oranı ise 2023’te sabit kaldı.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

İlk sırayı takip eden kategoriler neler?

Fiziksel alışveriş için öne çıkan unsurlar neler?

Online alışverişi tercih etme motivasyonları ne?

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlama eğiliminde olanlar ve olmayanların oranını merak ediyor musunuz?

 Ipsos Türkiye

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlamada en çok yardımcı olan ürün grupları hangileri gibi sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlar içeren bilgilerden seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; E-Ticaret Pazarında Büyük Değişim: Hanehalkı Harcamaları 3 Katına Çıktı!

Yeni veriler, son 2,5 yılda hanehalkı harcamalarında 3 katlık bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu artış, alışveriş sıklığından ziyade, sepet değerindeki artıştan kaynaklandı. 2022 yılına kadar alışverişçi oranının yükseldiğini, 2023’ün ilk 6 ayında ise bu eğilimin sabit kaldığını belirtmek gerekir.

Moda ve aksesuarlar en popüler kategoriler arasında yer alırken, ev dekorasyonu, beyaz eşya, kozmetik ve cilt bakım ürünleri de oldukça rağbet görüyor. Gıda kategorisinde ise hem online hem de offline alışveriş yapılıyor. Sadece online alışveriş yapmak ise en çok elektronik ürünlerde görülüyor.

Online ve fiziksel alışveriş kıyaslandığında, online alışveriş tüketicilerin çoğunluğu tarafından daha pratik, daha ekonomik, daha stressiz, daha vazgeçilmez, daha keyifli ve daha hızlı olarak tanımlanıyor. Fiziksel alışveriş ise daha güvenilir ve daha sorunsuz kabul ediliyor. Keza, online alışveriş motivasyonlarının başında da pratikliğe işaret eden “evden çıkılamadığı durumlarda ürünlerin kapıya gelmesi”, “7-24 sipariş verilebilir olması”ve “ürünleri taşımak zorunda kalmamak” gibi unsurlar geliyor.

Sidar Gedik

Tüketicilerin yarısının sepeti belirli bir tutara tamamlama eğilimi olduğunu belirtmek önemli. Bu davranışın temelinde, kargo/taşıma ücretinin alınmamasını sağlamak yer alırken, toplam tutar üzerinden indirim ya da hediye alabilmek gibi faktörler de etkili olabiliyor. Sepeti belirli bir tutara tamamlama konusunda en çok yardımcı olan ürün grupları ise gıda (özellikle atıştırmalık ürünler) ve içecekler.

Online alışveriş aynı zamanda oldukça yüksek memnuniyet duyulan bir deneyim sunuyor. Aranan ürün ve markaların kolay bulunması, çeşitlilik, ürünlerin eksiksiz, hasarsız ve belirtilen sürede gelmesi memnuniyet yaratan konuların başında geliyor.

Online alışveriş yolculuğunu daha iyi anlamak ayrıca farklı alışverişçi personalarını da anlamayı gerektiriyor. Alışverişçiler online alışveriş motivasyon ve tutumlarına göre 5 farklı gruba ayrılıyor: Kaşifler, Minimalistler, İndirim Takipçileri, Araştırmacılar ve Seçiciler adını verdiğimiz beş benzersiz alışverişçi personası farklı duygusal ve fonksiyonel ihtiyaçlarla hareket ederek online alışveriş çatısında buluşuyor.

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Öğrencileri tercihi yurt oldu

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Üniversite Öğrencileri yurt sorunun sürecinde hangi fazdalar?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı, gideceği üniversite yaşadığı şehirde olsa bile yurtta kalmak istiyor.
  • Bu sene eğitim için yaşadıkları şehir dışında üniversiteye gidecek olanların bu konuda görüşü nasıl?
  • Yurtta kalmayı planlayan öğrencilerin yüzde kaçı özel yüzde kaçı devlet yurtlarında kalmayı düşünüyor?
  • Devlet yurdunda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı nedir?
  • Devlet yurdunda yer bulamayanların oranı nedir ve nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorlar?
  • Yer bulamadığı için okulunu dondurmayı düşünen üniversite öğrencilerinin oranı nedir?
  • Yurtlarda yer bulamama durumunda; özel yurtlarda kalmayı planlayan öğrencilerin oranı ne?
  • Öğrencilerin yüzde kaçı eğitiminidondurmayı düşünüyor?

Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışları içeren verilere dair grafikler​e bu içerikte yer ​verilmektedir.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Gündeme Dair araştırmamıza göre ülkemizdeki üniversite öğrencilerinin yarısından fazlası gideceği üniversitenin yaşadıkları şehirden başka bir şehirde olduğunu belirtiyor.  Başka şehirde yaşamak söz konusu olduğunda öğrenciler için başlıca konulardan biri barınma ihtiyacı olarak karşımıza çıkıyor.  

Araştırmamızın sonuçlarında gördük ki gidecekleri üniversite yaşadıkları şehirde olsa bile her 5 öğrenciden biri yurtta kalmayı amaçlıyor. Yaşadıkları şehirden başka bir şehirde okuyacak olan öğrencilere sorduğumuzda ise bu oran yüzde 75’e çıkıyor.

Yurtta kalmayı planlayan üniversite öğrencilerinin yüzde 86’sının tercihi ise devlet yurtları. Devlet yurdunda kalmayı planlayanların yüzde 41’i bu yurtlarda yer bulamamaları durumunda özel yurtları tercih edeceklerini belirtiyor. Ancak özel yurt ücretlerini karşılayamayacağı için eğitimine ara vermek zorunda kalacak bir kesim de var. Devlet yurdu çıkmaması durumunda her 10 öğrenciden biri eğitimini dondurmayı düşünüyor.

Üniversite eğitimi için gerekli harcamalar öğrencilerin hemen hemen hepsinin bütçelerini zorluyor.  Yaşadığı şehirde ya da başka bir şehirde üniversiteye gidilecek olması ise bu durumu çok farklılaştırmıyor. Geçtiğimiz sene olduğu gibi yüksek enflasyonun yarattığı ağır ekonomik koşullar başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi zorlukları karşımıza çıkarıyor.

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırma dosyasından derlenen « Ipsos Ağustos Ekonomi Dosyası 2023 » dosya içeriğinde; ülkemizin de içinde bulunduğu iki global araştırma ve Türkiye’de yapılan Gündeme Dair araştırmasından veriler yer almaktadır. Tüketici endeksinde son bir ayda neler oldu? Son bir ayda dünyanın endişl​Eeri nelerdi ? Ülkeler arası enflasyon ortalaması ne gösteriyor? Ağustos 2022’den bu yıl Ağustos ayına kadar olan süreçte Türkiye’nin önemli sorunu nedir ? Ülkemiz ekonomisinde memnuniyet nedir ? en önemli sorunu nedir ? Döviz kuru beklentileri nedir ? Enflasyon beklentileri nelere işaret ediyor ? Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl ? Bu yılın geri kalan aylarında bireylerin kendi yaşam standardının nasıl olacağı hakkında düşünceleri nedir ? Bu konudaki beklentiler nasıl belirtiliyor ? Ve kişisel harcamalara yönelik beklentiler nelerdir ? Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ekonomi dosyamızın Haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken negatiften daha negatife doğru bir trend olup olmayacağını göreceğiz notunu düşmüştüm. Bu notu düşmemin nedeni seçim öncesinde esen görece olumlu rüzgârın Haziran’da yeniden olumsuz yöne dönmesiydi. Temmuz’da ise bu olumsuzluk iyice belirginleşti ve endişelendiğim üzere negatiften daha negatife doğru bir seyir başladı. Haziran’da ülke ekonomisinden memnun olmayanların oranı %66 iken, Temmuz’da %77, Ağustos’ta ise %81 oldu. Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı %3’e kadar geriledi, ki zaten bizim araştırmamızın istatistiki payı %3,5, yani Ağustos ayı itibarıyla ülke ekonomisinden memnun olan kimse kalmadı desek yanılmamış olabiliriz.

Bu sonucun sağlamasını yapmak için TÜİK Tüketici Güven Endeksi’nin Ağustos ayındaki gidişatına bakabiliriz, endeks 12 puanlık gerileme ile son 12 ayın en düşük değerine düştü. Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni değerinde de Türkiye endeksi Ağustos’ta 7 puandan fazla geriledi ve tüm bu ülkeler arasında tüketici güveni açısından en son sıraya düştük. Ipsos tüketici güven endeksinin 29 ülke ortalamasında ise bir değişim yok, Haziran’da bulunduğu seviyeyi korudu. Yani son 2 ay içinde bu ülkeler ortalamasında bir değişim olmazken ülkemizdeki tüketici güveni kayda değer şekilde geriledi.

Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması katılanların ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyon hala ilk sırada. Ancak enflasyondan endişelenenlerin oranında Ağustos’ta Temmuz’a göre 1 puanlık bir azalma var. Bu değişimin bir trendin ilk işareti olup olmadığını görebilmek için Eylül sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Çünkü enflasyonda olumlu bir kıpırdanma varken işsizlikten endişe duyanların oranında bir artış görüyoruz. Alınan önlemler ile birçok ülkede soğutulan ekonomilerde enflasyonun düşüş işaretlerinin bir işsizlik artışı riski de barındırdığı malum, bu endişe araştırmamıza da yansımış gibi.

Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırmamızda ülkemizin en önemli sorunu ekonomidir diyenler ezici şekilde baskın, hala her on kişiden dokuzu bu şekilde düşünüyor. Enflasyonun yükselmeye devam edeceği düşüncesi yerleşmiş durumda. Merkez Bankası’nın bu konuya dair açıklamaları da enflasyonun düşme eğilimine geçmesinin 2024 yılı içinde olacağı yönünde. Dolayısıyla vatandaşların enflasyonun izleyeceği seyre dair tahminleri ekonomi yönetimi ile paralel. Döviz kurlarındaki yükselişin devam edeceği düşüncesi de hâkim olmaya devam ediyor, kurlar düşer diyenlerin oranı da azaldı.

Gündeme Dair araştırmamızdaki tüm bu olumsuz değerlendirmelere ek olarak dikkat çekici olan bir diğer tespit ise işsizlik endişesindeki yükseliş. Vatandaşların büyük çoğunluğu enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak aynı süreçte işsizliğin de artacağını düşünüyorlar. İşsizlik artar diyenlerin oranı %66’dan %73’e yükseldi. Yüksek enflasyona eşlik edecek bir ekonomik durgunluk endişesi var.  Bunun doğal sonucu olarak da her on kişiden altısı yılın geri kalan aylarında yaşam standardının düşeceğini belirtiyor.

Tüketici güveninde dikkat çekici aşınma devam ediyor. Açıklanan son büyüme oranında iç tüketimin ne kadar önemli rol oynadığını gördük, bu yüzden tüketici güveni çok önemli. İç tüketimin yavaşlaması, gerçekten de vatandaşların endişesini duydukları durgunluk, işsizlik artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle de ekonomi yönetiminin enflasyon ile mücadeleye yönelik aldığı kararların güven tesis edici sonuçlar üretmesi de çok kritik.

Ipsos Türkiye

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Geri dönüşmeyen plastiklerin yasaklanmasını istiyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Plastiksiz Hayat “araştırması dünya çapında 34 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında ; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar ; geri dönüştürülemeyen plastik tipleri hakkında düşünceleri, geri dönüşüm hakkında tutum ve davranışları, bulundukları ortamlarda ki bu konuda yardımcı konumlamalar var mı? Hangi ülkeler bu konuda daha yaptırımcı ? Birleşmiş milletler tarafından plastik kaynaklı kirliliği sona erdirmek için 2022’de yayınlanan anlaşmanın uygulamaya geçişi için en uygun tutum nasıl olmalıdır? Bireylerin %kaçı anlaşmanın bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiği görüşüne sahip? Ülkemizde bireylerin kaçta kaçı, geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mavcut? Gibi başlıklarla ilgili konuyu geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 ANLAŞMANIN BÜKÜN HÜKÜMETLER İÇİN BAĞLAYICI OLMASI GEREKTİĞİ GÖRÜŞÜ 34 ÜLKE ORTLAMASINDA %81… Dünyada, en iddialı çevre projesi olarak değerlendirilen, plastik kirliliğin ortadan kaldırılmasına yönelik uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından imzalanması bu konuda anlamlı bir adımdı. Ancak ülkelerin bu uygulamaya geçişi hakkında neler yapılıyor? Bireylere göre bu geçişi kolaylaştıracak en uygun yöntem ne?

Ipsos Türkiye

HER 4 BİREYDEN 3’Ü GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEMEYEN BÜTÜN PLASTİK TİPLERİ YASAKLANMALIDIR… Plastik maddelerin üretimi, sanayide kimya devriminin parçası olarak kabul edilebilir. Ancak plastik atıkları da önemli bir çevre sorunu olarak önümüze koymuştur. Bunun sonucu olarak, plastikler son yıllarda mikro boyutlardan makro boyutlara kadar havada, toprakta ve sularda insan sağlığını tehdit edecek kadar birikmiştir. Okyanuslarda dev kütleler oluşmuş, yediğimiz balıklar ve diğer besinler aracılığıyla vücudumuzda da plastik birikimi başlamış, plastikler insan sağlığını bir salgın gibi tehdit eder hale gelmiştir.Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CCO’SU YASEMİN ÖZEN GÜRELİ verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi (UNEA), 2022’de Kenya’nın başkenti Nairobi’de dünyadaki plastik kirliliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bağlayıcı bir anlaşmanın 2024 sonu itibarıyla imzaya açılmasını ve INC’nin kurulmasını öngören kararı kabul etmişti. Anlaşma, plastik ürünlerin üretimden dönüşüme tüm sürecinin kontrol edilebilmesini ve çevre kirliliğinin önlenmesini amaçlamaktadır. Ipsos olarak 34 ülkedeki bireylere bu konudaki görüşlerini sorduğumuzda Dünya ortalamasında bireylerin %17’sinin bu konuda bir farkındalığı olmamakla birlikte, her 10 bireyden 7’si anlaşma maddelerinin bütün hükümetler için bağlayıcı olması gerektiğini savunuyor, bu konuda en yüksek katılım %81 ile Peru’da iken, %48 ile Japonya halkı bu konuda en az katılım gösteriyor; Türkiye ise %67 ile Dünya ortalamasına yakın bir seviyede yer alıyor.

Anlaşma maddelerinin detayına inildiğinde her 4 bireyden 3’ü geri dönüştürülemeyen plastik tiplerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor, bu oran Kolombiya’da %88 ile sen yüksek seviyede iken,  yine Japonya %53 ile e düşük ülke olarak konumlanıyor. Türkiye ise yine %74 ile Dünya ortalamasına yakın, genel olarak ülkeleri kıyaslamak ve bir genelleme yapmak istersek; Güney Amerika bu konuda daha yaptırımcı bir görüşte iken, Japonya sıralamada bu yaptırım konusunda en düşük eğilim gösteren, Türkiye ise ortalamada görüşe sahip bir ülke olarak konumlanıyor.

Türkiye’deki dinamikleri detaylandırdığımızda; plastik konusu özelinde- bireylerin yaklaşık yarısı bütün plastik tiplerinin geri dönüştürülebilir olduğunu düşünürken,  şu an günümüzde her 3 bireyden birisinin düzenli bir geri dönüşüm/ dönüştürme davranışı mevcut değil.

Özetle; plastik kirliliği  konusunda endişe ve yaptırımlar konusunda ülke olarak Dünya ortalaması ile paralel seviyelerde düşünsek de, uygulama ve farkındalık konusunda daha gidilecek çok yolumuz var; nice plastiksiz temmuzlara ve plastiksiz senelere…” dedi.