Yazılar

Prostat kanserinde erken tanı tedavi başarısını artırıyor

Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri ilk evrelerde belirti vermeden sessizce ilerlediği için genellikle geç fark ediliyor. Oysa, erken yakalandığında tedavinin başarı oranları belirgin şekilde yükseliyor.  Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, düzenli yapılan testlerin erken tanıda son derece önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekerek, “Basit bir kan testi ve ürolojik muayene, pek çok erkeğin yaşamını değiştirecek kadar kritik bir önem taşımaktadır.  Hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artması amaçlanmaktadır. Erken tanı için özellikle 50 yaş üstü erkeklerin, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanların ve risk grubunda olanların taramaları aksatmamaları hayat kurtarıcı bir adım olmaktadır. Özellikle risk grubundaki hastaların yakın takibi ve taranmaları hastalığın ilerlemeden saptanmasını ve tedavi edilmesini olanaklı kılmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

Kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada! 

Prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz ve hızlı bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan prostat kanseri, güncel araştırmalara göre, her 100 bin erkekten yaklaşık 35’inde görülüyor. Avrupa’da erkeklerde en sık rastlanan kanser olan prostat kanseri, kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada yer alıyor. Görülme sıklığı ise yaşlanmaya bağlı olarak artış gösteriyor. Genellikle 50 yaş üstü erkeklerde rastlanan prostat kanseri riski yaş ilerledikçe belirgin şekilde artıyor ve 65 yaş üstü erkeklerde daha yaygın görülüyor. Klinik bir çalışmaya göre; 30 yaş altındaki erkeklerde görülme sıklığı yüzde 5 iken, bu oran yaşla birlikte artarak 79 yaş üstünde yüzde 59’a yükseliyor.

Aile öyküsünde risk 2 kattan daha fazla artıyor!

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin daha dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü, babasında prostat kanseri hikayesinin olması riski iki kattan daha fazla artırıyor. Prostat kanseri öyküsü olan bir erkek kardeş ise riski babası hasta olan erkeklerden daha fazla yükseltiyor. İlerleyen yaş ve aile öyküsünün dışında çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları da prostat kanserinin riskleri arasında yer alıyor. Örneğin, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, düşük sebze-meyve alımı, fiziksel aktivite eksikliği ve fazla kilo hormonal dengesizliklere yol açarak riski yükseltiyor.

Başlangıçta genellikle sinsice ilerliyor

Erken evre prostat kanseri genellikle sinsi şekilde seyrediyor. Kansere bağlı semptomların sıklıkla hastalığın doğal seyri içinde geç dönemlerde ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, şunları söylüyor: “Erken evre prostat kanseri belirtileri ve semptomları; idrarda kan görülmesi, idrarın pembe, kırmızı veya kahverenginde olması, menide kan görülmesi, daha sık idrara çıkma ihtiyacı, idrarı başlatmada güçlük, geceleri daha sık idrara çıkma ihtiyacıdır. İleri evrede ise hastaların yakınmaları farklılık gösterir. İdrar kaçırma, sırt ve kemik ağrısı, sertleşme sorunları, yorgunluk hissi, istem dışı kilo vermek, kollarda veya bacaklarda güçsüzlük bu evredeki bulgu ve belirtilerin başında gelmektedir.”

Henüz belirti vermediği dönemde saptanabiliyor!

Kanser erken evrede fark edildiğinde tedavi seçenekleri ve tedavi edilebilirlik oranı önemli ölçüde artıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman erken tanı için 50 yaş ve üzeri tüm erkekler ile ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 45 yaş ve üzeri erkeklere yılda bir kez PSA kan testi ile prostat muayenesinin önerildiğini vurgulayarak, “Bu programla hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artırılması amaçlanmaktadır” bilgisini veriyor. Prostat kanserinin genellikle kandaki prostat spesifik antijen (PSA) testi ile erken teşhis edilebildiğini anlatan Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Prostat kanserini tespit etmenin bir diğer yolu olan dijital rektal muayenede ise doktor prostat bezini muayene etmektedir. PSA ölçümünde veya muayenede şüphe varsa multiparametrik prostat MR planlanmaktadır. MR bulgularına göre şüpheli alanların varlığında MR füzyon biyopsi ile tanı konulabilmektedir. Son yıllarda multiparametrik prostat MR ile birlikte özellikle metastazı saptamakta kullanılan PSMA PET sintigrafi yöntemleri de güncel görüntüleme yöntemleri arasında yer almaktadır.”

Robotik cerrahi güncel tedavi yöntemleri arasında

Prostat kanseri tedavisindeki başarılı sonuçlardan da bahseden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, “Aktif gözetimin yanı sıra, robotik veya açık radikal prostatektomi, radyoterapi, minimal invaziv tedavi yöntemleri, hormon tedavisi ve kemoterapi de dahil olmak üzere prostat kanseri için çok çeşitli tedaviler mevcuttur” sözleriyle hastanın sağlık durumuna göre uygulanabilecek tedavi yöntemlerini sıralıyor.

#ProstatKanseri #ErkenTanı #Sağlık #Üroloji #KanserTaraması #AcıbademInternational #HayatKurtarıyor #SağlıkHaberleri #ErkekSağlığı #KanserFarkındalığı

Soğuk kahve satın alımında rekor artış

Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketlerinden Ipsos’un, Türkiye’yi temsil edecek şekilde seçilmiş 14.000 haneden oluşan ve yıllardır haftalık olarak izlediği benzersiz Ipsos Hane Tüketim Paneli (Eylül 2024–Ağustos 2025 dönemi) ve Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu sonuçların açıklandı.

Ipsos Türkiye

Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş ülkemiz Türkiye’de, uzun yıllardır devam eden kahvenin yükselişine artık bir trendden öte, yerleşik bir kültürel dönüşüm olarak bakmak gerekiyor. Bu dönüşüm, sadece sokaklardaki kafe zincirlerinin sayısındaki yükseliş ile değil, hanelerin içinde edindiği güçlü tercih edilir konumlamasını da öne çıkıyor. Evlerdeki kahve makinesi sahipliğindeki artış, bu içeceğe olan tutumun lüks değil bir ihtiyaç olduğunu, değişen tüketim kodlarının bir göstergesi olarak kahvenin gücünü ortaya araştırma verilerindeki rakamlarla ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin popülerleşmesi olarak okumak değil, yeni tüketim tarzını, gün boyu eşlik eden yan yiyeceklerin ve yerinden edilen öğün alışkanlıklarının yeniden şekillenmesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda, Türk hanelerinin kahve ile kurduğu güçlü ilişki, çarpıcı satın alma sıklığı ve rekor kıran kategorilerle özellikle soğuk kahve bu köklü değişimin boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Türkiye’de hanelerin % kaçında kahve makinesi var?
  • Her ev ortalama kaç farklı kahve alıyor?
  • Yılda kaç kez markete kahve için gidiliyor?
  • Soğuk kahve alanların oranı 1 yılda tam kaç puan birden arttı?
  • Soğuk kahve alanlar 1 yılda % kaç oldu?
  • Çay hâlâ lider ama kahve arayı çok hızlı kapatıyor neden?

Ipsos Türkiye

Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor. Ortalama alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit olarak kaydedildi. Makine sahipliğine bakılınca hanelerin %79’unda (Ipsos Dayanıklı Ev Aletleri Raporu verisi) Türk kahvesi ve veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunduğu ölçümleniyor. Kahvenin satın alma sıklığına bakıldığında ve bütçe ölçümlendiğinde verilen ifadeler ve satın alam göstergelerindeki kayıtlar incelendiğinde haneler yılda ortalama 14 kere kahve satın alıyor.  Toplamda ise yılda ortalama 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.

Ipsos Türkiye

Yükselen trend soğuk kahveler; Türkiye’de özellikle gençler arasında hızla ilerliyor. Lider araştırma şirketi Ipsos verilerine göre, hazır ve paketli soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından satın alındı. Geçen seneye göre 10 puanlık rekor artışla gerçekleşen bu sıçrama, kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yolunu açabildiğini gösteriyor. Evlerde kapsül ve toz soğuk kahve tercihini artıran bir başka cazibe ise, bazı markaların soğuk tarifleri çeşitlendiren makinelerle rekabet ortamını güçlendirmesi ile tüketiciye neredeyse bu makinalarla evde barista hizmeti sunması denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Her beş hanenin dördünde kahve makinesi bulunuyor. Çalışma hayatının yoğunluğu ve artan ya da esnekleşen çalışma saatleri ; bireylerin hızlı olduğu kadar da düşük maliyetli, etkin çözümlere doğru evrilen davranışları görülüyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;  « Çay ülkesi olmakla özdeşleşmiş Türkiye’de uzun yıllardır kahvenin yükselişine tanık oluyoruz. Bunu görmenin en kolay yolu her sokakta rastlanan ufak kafeler ya da büyük kahve zincirlerini dolduran kahve tüketicilerine bakmak ama bu görüntünün arkasında, evlerin içinde de yükselen çok güçlü bir kahve trendi var. Kahve dünyasında öncelikle önemli bir çeşitlilik var: Türk kahvesi, hazır ve filtre kahve çok eskiden beri hanelerde ön plandayken uzun yıllardır bunlara eklenen çekirdek kahve, kapsül kahve ve soğuk kahve, bu dünyadaki çeşitliliği oldukça arttırdı. Eylül ile biten son 12 aylık dönemdeki verilere baktığımızda,

  • Türkiye’deki hanelerin hemen hemen hepsi en azından bir çeşit kahveyi satın alıyor, ortalamada alınan kahve çeşidi hane başına iki çeşit.
  • Ayda birden biraz daha sık bir alımımız var, haneler yılda ortalama 14 kere kahve alıyor ve toplamda 1215 TL gibi bir bütçeyi hane içi kahve tüketimine ayırmış oluyor.
  • Hanelerin %79’unda Türk kahvesi ve/veya diğer kahveleri hazırlamak üzere en az bir kahve makinesi bulunuyor.
  • Soğuk kahveler yıl içinde hanelerin %39’u tarafından hanede tüketilmek üzere satın alınıyor, bu oranda geçen seneye göre 10 puan artış oldu. Bu çok büyük bir sıçrama ve de kanıksanmış ürün gruplarında dahi yeniliğin kendi yol açabildiğini gösteriyor.

Kahve tüketiminin hayatın içinde edindiği daha fazla yer, hane içinde de kahvenin gücünü ön plana çıkarıyor. Bunu sadece bir içeceğin yükselişi olarak okumamak gerek, bu aslında yeni tüketim anları, buna eşlik eden yeni yan yiyecekler ya da belki de bu tüketimin yerinden ettiği başka öğünler demek! Belki yemek sonrası çay, meyve saati bazı evlerde kahve ve çikolataya bırakıyor ya da belki bazı öğle yemekleri kahve ve yanında ufak bir tatlıyla geçiştirilir hale geliyor. Değişen yaşam koşulları ve zorlaşan ekonomik koşullar tüketimi mutlaka yeniden şekillendiriyor ve her yeni şekil kendi yeniliklerini de beraberinde getiriyor. Bunları yakalayabilen, özellikle de erken yakalayabilen kategori ve markalar şüphesiz bu sıçramanın bir parçası olacak. “ dedi.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

#KahveKültürü #IpsosRaporu #TürkiyeKahve #KahveMakinesi #SoğukKahve #TüketimTrendleri #ÇayVeKahve #YeniYaşamTarzı #KahveSeverler #IpsosTürkiye

Meksika’nın en büyüleyici 6 kasabası

Gezginlerin çoğu bilindik rotaları tercih etse de gerçek keşif ruhuna sahip olanlar kalabalıklardan uzak, özgün kültürleriyle öne çıkan yerleri arar. İşte bu nedenle Meksika hükümeti 2001 yılında “Pueblos Mágicos” yani “Büyülü Kasabalar” programını başlattı. Bugün ülke genelinde 177 kasaba bu unvana sahip. Doğal güzellikleri, tarihi mirası ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bu kasabalar arasında en büyüleyici altı tanesini keşfe çıkıyoruz.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Orizaba, Veracruz

Meksika’nın en yüksek zirvesi Pico de Orizaba’nın eteklerinde yer alan kasaba, dağcıların uğrak noktası. Eiffel tarafından tasarlanan belediye binası, nehir kenarındaki yürüyüş yolları ve teleferikle ulaşılan panoramik manzaralar Orizaba’yı unutulmaz kılıyor.

Loreto, Baja California Sur

Loreto, Baja California Sur

Baja California’nın en eski yerleşimlerinden Loreto, hem tatil beldesi havası hem de tarihi dokusuyla dikkat çekiyor. 1697’de inşa edilen Misión Nuestra Señora de Loreto, Camino Real’in başlangıç noktası olarak kasabanın önemini pekiştiriyor.

Creel, Chihuahua

Creel, Chihuahua

Western filmlerini andıran sokaklarıyla Creel, Copper Canyon’a açılan kapı. Tarahumara yerlilerinin kültürü, renkli kıyafetleri ve uzun mesafe koşu geleneği kasabaya ayrı bir ruh katıyor. Doğa tutkunları için kanyonlar, şelaleler ve kaya oluşumları eşsiz bir deneyim sunuyor.

Tulum, Quintana Roo

Tulum, Quintana Roo

Bir zamanlar Maya İmparatorluğu’nun surlarla çevrili liman kenti olan Tulum, bugün hem antik kalıntıları hem de Sian Ka’an biyosfer rezerviyle büyülüyor. Cenoteler, tropik ormanlar ve el değmemiş plajlar, geleneksel Maya mutfağıyla birleşerek ziyaretçilere eşsiz bir atmosfer sunuyor.

Cholula, Puebla

Cholula, Puebla

Dünyanın en büyük piramitlerinden birinin üzerinde yükselen Nuestra Señora de los Remedios kilisesi, Cholula’nın tarihsel katmanlarını gözler önüne seriyor. Talavera çömlekleri, yanardağ manzaraları ve modern gastronomi sahnesi kasabanın cazibesini artırıyor.

El Quelite, Sinaloa

El Quelite, Sinaloa

Mazatlán’ın kuzeyindeki bu şirin köy, rengarenk evleri, çiçekli bahçeleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla huzurlu bir mola sunuyor. Yerel mutfağı, atlı sokak yaşamı ve binlerce yıllık ulama oyunu El Quelite’yi benzersiz kılıyor.

Meksika’nın “Büyülü Kasabaları”, tarih, kültür ve doğanın iç içe geçtiği eşsiz destinasyonlar. Her biri, ziyaretçilerine farklı bir hikâye ve unutulmaz bir deneyim sunuyor.

#Meksika #PueblosMagicos #GeziYazısı #Orizaba #Loreto #Creel #Tulum #Cholula #ElQuelite #Seyahat #Kültür #Doğa #Keşif

Vakko imzalı bir yılbaşı

Yeni yılın en zarif armağanlarını seçmek söz konusu olduğunda Vakko, her zamanki gibi şıklığın ve özenin adresi oluyor. “Hediye Vakko’dur” yaklaşımıyla hazırlanan yılbaşı koleksiyonu; çikolatalardan parfümlere, eşarplardan dekoratif objelere ve özel setlere kadar geniş bir seçki sunuyor.

Vakko çikolataları klasikleşmiş kutu tasarımlarıyla bu yıl da göz alıcı, monogram deri aksesuarlar ise işlevselliği ve şıklığı bir arada taşıyor. Vakko Home koleksiyonu, tematik mumlar ve zarif objelerle yılbaşı ruhunu evlere taşırken; kişiselleştirilmiş hediye setleri ve özel oyun koleksiyonları armağan kültürüne sofistike bir dokunuş katıyor. Vakko, her hediyeyi bir duyguya dönüştürerek yeni yılı karşılamanın en ışıltılı yolunu sunuyor.

Sınırlı sayıda üretildi

Yeni yılın en büyüleyici döneminde, cilt bakımında zarafet ve bilim buluşuyor. Augustinus Bader’in sınırlı sayıda üretilen 2025 Yılbaşı Koleksiyonu, ikonik Bader mavisi kutularında sunulan özel setleriyle hem kendinizi hem de sevdiklerinizi şımartmanın en sofistike yolu.

TFC8® teknolojisiyle güçlendirilmiş formüller, cildi beslerken onarıyor ve uzun süreli nem sağlıyor. The Rich Renewal Trio, yoğun besleyici dokusuyla dolgun bir görünüm sunarken; The Illuminating Collection, arındırıcı ve aydınlatıcı etkisiyle yeni yıl gecesine taze bir ışıltı katıyor.

‘Titanic Live’ Türkiye’de!

Sinema tarihinin unutulmaz yapımlarından Titanic, etkileyici müzikleriyle birlikte Türkiye’de ilk kez canlı olarak sahneleniyor. 7 Şubat’ta Volkswagen Arenada gerçekleşecek gösterimde, James Cameron’ın kült filmi dev perdede izlenirken, James Horner imzalı müzikler Şef Timothy Henty yönetimindeki 130 kişilik İstanbul Film Orkestrası, Sirene Korosu ve Kelt müzisyenleri tarafından canlı olarak icra edilecek. Piu Entertainment organizasyonuyla düzenlenen bu özel gece, izleyicilere benzersiz bir sinema ve müzik deneyimi sunacak.

Saç düzleştiricisi kullanan, sık fön çektirenler dikkat!

Saç dökülmesi son yıllarda hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov, saç dökülmesinin sadece genetik nedenlerle değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirterek “Saçlarımız dış görünümümüze katkı sağlayan, fiziksel kimliğimizi oluşturan, özgüvenimizi ve ruh halimizi doğrudan etkileyen en önemli estetik yapı taşlarından biridir. Sağlıklı bir bireyde günde 50-100 adet saç teli dökülmesi normal kabul edilir ve bu sayı kadar yeni saç çıkışı olduğu için kozmetik açıdan belirgin fark görülmez. Ancak dökülmenin, bu sayının üstüne çıkması durumunda, nedenini doğru saptamak ve tedavi amaçlı dermatoloji uzmanına danışmak gerekir” diyor. Özellikle modern çağda kaçınılmaz hale gelen stresin de saç dökülmesini artırdığını vurgulayan Dr. Bairamov, saç dökülmesine yol açan 9 önemli etkeni ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Orkhan Bairamov

Dr. Orkhan Bairamov

  • Genetik etkenler

Aile bireylerinde erken yaşta başlayan saçlarda seyrelme öyküsü varsa, bu sonraki nesillerde de benzer şekilde saçlarda dökülmeye neden olabilir. Bu erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi) denilen durum saç dökülmesinin en sık nedenidir ve hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.

  • Hormonal etkenler

Hamilelik, doğum sonrası, menopoz, polikistik over sendromu gibi nedenlere bağlı olarak saçlarda geçici veya kalıcı seyrelme, dökülmeler görülebilir. Hamilelik ve doğum sonrası gelişen saç dökülmesi çoğunlukla geri dönüşlüdür. Menopoz, polikistik over sendromu olan kişilerde saçlar zamanla incelir ve bazı saç kökleri kaybolur.

  • Stres ve duygusal faktörler

Yoğun stres, üzüntü, kaygı ve duygusal çalkantılar saç köklerinin büyüme döngüsünü olumsuz etkileyerek saç dökülmesini hızlandırabilir, ani ve yoğun dökülmeler gelişebilir. Dr. Orkhan Bairamov, strese bağlı saç dökülmesini önlemek için; düzenli ve kaliteli uykuya, her gün yürüyüş veya egzersiz yapmaya, müzik dinlemeye, doğada zaman geçirmeye, hobi edinerek zihni rahatlatmaya ve stresi yönetmeyi öğrenmek için gerekirse uzman desteği almaya özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.

  • Otoimmün ve metabolik hastalıklar

Bağışıklık sistemi bazı durumlarda kendi hücrelerine saldırabiliyor. Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklara bağlı olarak saç zayıflar, incelir ve dökülme görülebilir. Bunlar bazen genel seyrelme, dökülme gibi, bazen de saçkıran (alopesi areata) gibi görülür.

  • Yanlış beslenme ve vitamin eksikliği

Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucunda demir, vitamin B12, folat, biotin, çinko, selenyum gibi vitamin ve minerallerin eksiklikleri saç sağlığını doğrudan etkiler. Saçın yapı taşı olan keratin, yeterli besin desteği olmadan üretilemez. Sağlıklı saç için dengeli bir beslenme planı ve gerekli görülmesi halinde doktor önerisiyle düzenli vitamin kullanmak büyük önem taşır.

  • Uzun süreli açlık diyeti

Günümüzde pek çok kişi, hızlı kilo vermek amacıyla bilinçsiz ve düzensiz açlık diyetlerine başvuruyor. Ancak uzun süreli açlık diyetleri ya da tek tip beslenme alışkanlıkları, saç dökülmesine neden olabilir ve dökülmeyi hızlandırır. Bu nedenle herhangi bir diyet programına başlamadan önce mutlaka bir doktora veya beslenme uzmanına danışın ve size özel, kişisel ihtiyaçlarınıza göre hazırlanmış programı uygulayın.

  • İlaç kullanımı

Bazı ilaçlar vücuttaki hormon dengesini veya saç kökü döngüsünü bozabilir. Özellikle kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları saç kaybına neden olabilir.  Genelde bu ajanlara bağlı dökülmeler ani başlangıçlı ve yoğun olup çoğunlukla geri dönüşlüdür. Tedavi sona erdiğinde saçlar çoğu zaman yeniden çıkabilir ancak bazı durumlarda kalıcı etkiler de görülebilir.

  • Yanlış bakım ve travma

Dermatoloji Uzmanı Dr. Orkhan Bairamov “Aşırı ısı (fön, düzleştirici vb), sık saç boyaması, kimyasal işlemler, sıkı saç toplama gibi uygulamalar sürekli yapıldığında saç kökleri zayıflar ve bu zamanla saç kaybına neden olabilir. Bu nedenle saç boyama gibi kimyasal işlemleri sınırlayın, saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi uygulamaları sık yapmayın ve aşırı ısıdan kaçının. Topuz veya atkuyruğu gibi saça zarar verecek modeller yerine, gevşek stilleri tercih edin.  Saçınızı tararken geniş dişli tarak kullanın ve nazik olun, kimyasal içerikli bakım ürünleri yerine saçın doğal yapısını destekleyen, besleyici içerikli şampuan ve maskeleri kullanın” diyor.

  • Saçlı deri hastalıkları

Saç dökülmesinin önemli nedenlerinden biri de; doğrudan saçlı deriyi etkileyen hastalıklardır. Saçlı derinin mantar ve bakteriyel enfeksiyonları, sedef veya egzama gibi cilt hastalıkları saç köklerinin bulunduğu alanı iltihaplandırarak saçın sağlıklı uzamasını engeller. Kaşıntı, pullanma, yağlanma veya kızarıklık gibi belirtilerle başlayan bu rahatsızlıklar zamanla saç tellerinin kökten zayıflamasına neden olarak dökülme yapabilir. Erken dönemde dermatolojik müdahale ve doğru saç derisi bakımı, saç kaybının önüne geçilmesinde kilit rol oynar.

#SaçDökülmesi #Dermatoloji #SaçSağlığı #AcıbademHastanesi #OrkhanBairamov #StresVeSaç #SaçBakımı #SaçTedavisi #SağlıklıYaşam #Estetik #Özgüven

Müzik, dans ve gastronomi tek sahne: GABBRO’da büyülü gece

Swissôtel içerisinde yer alan GABBRO, İstanbul eğlence hayatına yeni bir soluk getiriyor. “Dream Theatre” konseptiyle gastronomi, müzik, dans ve hikâye anlatımını tek sahnede buluşturan mekân, misafirlerini 1920’lerin caz barlarının büyüsüne taşıyor.

Her tabak bir hikâye, her an bir sahne olarak tasarlanan Dream Theatre’da yemek servisi 19.30’da başlıyor. 21.30’da başlayan performansla birlikte kapılar kapanıyor ve misafirler büyülü bir deneyime adım atıyor. Set menü fiyatı kişi başı 3.450 TL olarak belirlenmiş.

Geçmişin ihtişamını bugünün sofistike atmosferiyle birleştiren GABBRO, İstanbul eğlence yaşamında fark yaratacak bir deneyim sunuyor. Misafirler hem gastronomik bir şölen hem de müzikal bir yolculukla unutulmaz bir gece yaşıyor.

#GABBRO #DreamTheatre #İstanbulGastronomi #MüzikVeLezzet #SwissotelIstanbul #GurmeDeneyim #İstanbulEğlence #DansVeGastronomi #LezzetŞöleni #GABBROExperience

Bilgi: 0543 326 81 11

restaurantreservation.istanbul@swissotel.com

Brad Pitt, Mercedes-AMG GT 4-kapı Coupe’nin yeni yüzü oldu

Mercedes-AMG, Las Vegas’ta düzenlenen özel gösteride yeni GT 4-Kapı Coupe prototipini tanıttı. Etkinlikte Brad Pitt markanın yeni yüzü olarak sahneye çıkarken, F1 pilotu George Russell da prototipi test ederek aracın çeviklik ve performansını gözler önüne serdi.

2026’da satışa sunulacak olan Mercedes-AMG GT 4-Kapı Coupe, yüksek performanslı AMG.EA mimarisi üzerine inşa edilen ilk seri üretim model olacak. Üç eksenel akı motoru ve doğrudan soğutmalı bataryasıyla devrim niteliğinde bir sürüş konsepti sunuyor.

Brad Pitt, “Performansa ve heyecana olan bağlılık Mercedes-AMG’yi tanımlayan özellik” diyerek iş birliğini değerlendirdi. George Russell ise aracın sürüş deneyimini “inanılmaz” olarak nitelendirdi.

#MercedesAMG #GT4KapıCoupe #BradPitt #GeorgeRussell #AMGEA #OtomobilHaberleri #PerformansAracı #LasVegasTanıtımı #AMGSpirit #OtoHaber

Evrim Sanat Galerisi’nde romantizmin güncel izleri

Sanatseverlerle buluşma Ressam Devrim Demiral, son dönem çalışmalarını içeren “Romantik” isimli solo sergisiyle 22 Kasım’da Evrim Sanat Galerisi’nde açılış yaptı. Sergi, modernizmin estetik mirasını yeniden değerlendirirken romantizmin güncel yorumlarını odağına alıyor.

Sanatçının yaklaşımı Demiral, eserlerinde romantizmin farklı disiplinlerle ilişkilenerek yeni biçimlere evrilmesini ele alıyor. Sanatçı, “Çağımızın yarattığı hissizleşme romantizmin eleştirel bakışıyla aşılabilir” diyerek serginin çıkış noktasını özetliyor.

Galeriden açıklama Evrim Sanat Galerisi kurucusu Betül Ketenci, “Demiral’ın eserleri romantizmin günümüze uzanan etkilerini güçlü bir şekilde hissettiriyor” sözleriyle serginin önemini vurguladı.

Ziyaret bilgisi “Romantik” sergisi, 10 Aralık 2025’e kadar Evrim Sanat Galerisi’nin yeni adresinde sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.

#DevrimDemiral #RomantikSergi #EvrimSanatGalerisi #ÇağdaşSanat #ResimSanatı #İstanbulSanat #Sanatseverler

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00
Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.