Yazılar

“Yedi Yaşıma Girmeden Önce” İşaret Dili’yle Çocuklara Ulaşıyor

Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Seda Mit’in resimlediği, ana karakteri işitme engelli bir kız çocuğu olan “Yedi Yaşıma Girmeden Önce Bilmem Gerekenler” adlı öykü kitabı, Redhouse Kidz ve SEV Amerikan Koleji’nin ortak sosyal sorumluluk projesiyle Türk İşaret Dili’ne uyarlandı. Kitabın arkasındaki karekod sayesinde çocuklar, İşaret Dili Eğitmeni Bergüzâr Aksoy Gürer tarafından hazırlanan videoya erişerek öyküyü işaret diliyle izleyebilecek.

Nitelikli Edebiyat Her Çocuğun Hakkı

Uluslararası The White Ravens kataloğuna seçilen eser, işitme engelli çocukların edebiyata erişimini kolaylaştırırken, işaret dilini öğrenmek isteyen tüm çocuklara da yeni bir kapı aralıyor. SEV Amerikan Koleji öğrencilerinin gönüllü katkılarıyla hazırlanan video, okulun e-learning stüdyolarında çekildi. Proje, nitelikli çocuk edebiyatına erişimin her çocuğun hakkı olduğu bilinciyle hayata geçirildi.

 

#YediYaşımaGirmedenÖnce #TülinKozikoğlu #SedaMit #RedhouseKidz #SEVAmerikanKoleji #İşaretDili #ÇocukEdebiyatı #NitelikliEdebiyat #TheWhiteRavens #SosyalSorumluluk #HerÇocuğunHakkı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nisan 2026 burç yorumları

Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın ilk üç haftası sizin için parlayacağınız dönem. Dolunay (1 Nisan) ihtiyaçlarınızı dile getirme cesareti veriyor. Mars (9 Nisan) enerjinizi artırırken, 13’ünde karar vermekten kaçının. Merkür (14 Nisan) özgüveninizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) görünümünüzü yenilemek için ideal. Güneş (19 Nisan) para alanınıza geçiyor, gelir artışı mümkün. Uranüs (25 Nisan) İkizler’e geçerek sezgilerinizi güçlendirecek.

Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ay sakin başlıyor. Dolunay (1 Nisan) iş görevlerini sonlandırıyor. 13’ünde şanslı bir gün, beklenmedik kazançlar olabilir. Yeni Ay (17 Nisan) kendinize zaman ayırın. Güneş (19 Nisan) burcunuza geçiyor, özgüveniniz artıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal dalgalanmalara işaret ediyor, bütçenizi sağlam tutun.

İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. Dolunay (1 Nisan) romantik fırsatlar getiriyor. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) sosyal enerjinizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) parti vermek için ideal. 20 Nisan pazarlık için en iyi gün. Venüs (24 Nisan) çekiciliğinizi artırıyor. Uranüs (25 Nisan) yedi yıllık bir değişim başlatıyor.

Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Kariyeriniz öne çıkıyor. Dolunay (1 Nisan) köklerinizi hatırlatıyor. Mars (9 Nisan) hırsınızı artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları getiriyor. Güneş (19 Nisan) sosyal hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) içsel dönüşüm sürecini başlatıyor.

Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay (1 Nisan) kısa seyahatler, Yeni Ay (17 Nisan) uzun yolculuklar için uygun. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) macera isteğinizi artırıyor. Güneş (19 Nisan) kariyerinizi öne çıkarıyor. Venüs (24 Nisan) romantizmi güçlendiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal çevrenizi genişletiyor.

Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi gözden geçirin. Mars ve Merkür (9 Nisan) mali konularda sorumluluk getiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni gelir fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) seyahat planlarını gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) iş hayatınızda sürprizler getirebilir.

Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Dolunay (1 Nisan) ilişkilerde denge sağlıyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) tartışmalara yol açabilir. 13 Nisan aşk ve seyahat için şanslı. Yeni Ay (17 Nisan) yeni ortaklıklar için ideal. Uranüs (25 Nisan) seyahat fırsatlarını artırıyor.

Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Dolunay (1 Nisan) dinlenme zamanı. Mars ve Merkür (9 Nisan) iş yoğunluğunu artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) sağlık düzeni için uygun. Güneş (19 Nisan) ilişkileri öne çıkarıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal sürprizler getirebilir.

Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Dolunay (1 Nisan) sosyalleşme fırsatı. Mars ve Merkür (9 Nisan) aşk hayatınızı hareketlendiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) romantik başlangıçlar için ideal. Güneş (19 Nisan) işte liderlik getiriyor. Uranüs (25 Nisan) özgürlük ihtiyacınızı artırıyor.

Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Dolunay (1 Nisan) başarı getiriyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) ev işlerini hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) gayrimenkul fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) aşk hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) kariyerinizde yenilikler getiriyor.

Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Dolunay (1 Nisan) seyahat için uygun. Mars ve Merkür (9 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) kaçamak için ideal. Güneş (19 Nisan) ev projelerini gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal hayatınızı hareketlendirecek.

Balık (19 Şubat–20 Mart)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi düzenleyin. Mars ve Merkür (9 Nisan) para hedeflerinizi hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Uranüs (25 Nisan) ev ve aile hayatında değişim getirebilir.

#BurçYorumları #Nisan2026 #Astroloji #Dolunay #YeniAy #KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu

Tatbiki Ekolü Beyoğlu’nda Yeniden Hayat Buluyor

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunları ve öğretim üyelerinden oluşan Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu, 1 Nisan 2026’da Beyoğlu Vefa Lisesi Kültür Evi – Camhane Art’ta “Şaka Gibi” adlı karma sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor.

“Günlük Sergi, Yıllık Etki” mottosuyla hazırlanan sergi, yalnızca 24 saat içinde kurulup açılacak şekilde kurgulandı. Bu kısa süre, Tatbiki ekolünün üretken ve hızlı reflekslerini yansıtırken, kolektif hafızaya ve güçlü bir ekole duyulan güveni vurguluyor.

Küratör Berrin Aksu’nun yönetiminde gerçekleşen sergi, Bauhaus temasını merkezine alıyor. Tekstil, grafik, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden eserler, Tatbiki’nin bugün hâlâ yaşayan bir ekol olduğunu kamusal alanda görünür kılmayı amaçlıyor. Aksu, serginin “süreklilik yerine yoğunluk, uzunluk yerine etkiyi” hedeflediğini belirterek, Tatbiki ruhunun Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hâlâ sürdüğünü vurguladı.

Sanat ve tasarım gücünün günümüz sanayisinde nasıl değerlendirildiğini göstermek isteyen sergi, bir gün sürecek özel deneyimiyle sanatseverleri ekolü keşfetmeye davet ediyor.

Adres: Camhane Art, Vefa Lisesi Kültür Evi, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Turnacıbaşı Sok. No:7, Beyoğlu / İstanbul

 

#ŞakaGibiSergi #EkolTatbiki #Bauhaus #SanatTopluluğu #BeyoğluSanat #KarmaSergi #MarmaraGSF #SanatVeTasarım #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fuat Çağdaş Kimdir?

Medya dünyasında yükselen bir girişimci 

Fuat Çağdaş, Türkiye’de dijital medya yatırımlarıyla adından söz ettiren bir isim. 2017 yılında İnter Medya İletişim Hizmetleri çatısı altında yayın hayatına başlayan Pause Dergi ile sektöre güçlü bir giriş yaptı. Ardından yeme-içme ve turizm odaklı haber portallarıyla dijital medyanın nabzını tutmaya devam etti.

Yeni yatırımlar, yeni markalar 

Çağdaş, 2023 yılında iş dünyası ve politika ağırlıklı içerikleriyle öne çıkan Pause Journal’ı hayata geçirerek medya portföyünü genişletti. Bugün; Hanedancity, Pausedergi, Pausejournal, Pausesanat, Pausespor, Pausesaglik olmak üzere altı haber sitesi ve iki dijital dergi ile medya sektöründe emin adımlarla ilerliyor.

Dijitalde büyüme vizyonu 

Fuat Çağdaş, yalnızca yazılı içerikle sınırlı kalmayıp PauseTV YouTube kanalı ile görsel medyaya da yatırım yaptı. Çağdaş, “Dijitalde büyümeye devam edeceğiz” diyerek medya yatırımlarını geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koyuyor.

İş dünyasında güçlü bir figür 

Medyadaki deneyimlerini girişimcilik vizyonuyla birleştiren Çağdaş, dijital medya yatırımlarını çeşitlendirerek Türkiye’nin medya ekosisteminde kendine sağlam bir yer edindi. Onun hikâyesi, basit bir dergi girişiminden çok sektörler arası büyüyen bir medya dönüşümün örneği olarak dikkat çekiyor.

 

#FuatÇağdaş #PauseDergi #PauseJournal #PauseTV #MedyaYatırımı #DijitalMedya #İşDünyası #Girişimcilik #TürkiyeMedya #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Isuzu D-Max: Daha Güvenli, Daha Teknolojik

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, sağlamlığı ve dayanıklılığıyla öne çıkan pick-up modeli D-Max’i yeniledi. Tasarım, teknoloji, güvenlik ve konfor alanlarında yapılan geliştirmelerle yeni D-Max, kullanıcılarına daha güvenli, daha teknolojik ve daha konforlu bir sürüş sunuyor.

Yeni D-Max’in dış tasarımında yapılan güncellemeler araca daha modern ve güçlü bir görünüm kazandırırken, güncellenen renk kartelası kişiselleştirme seçeneklerini artırıyor. Elektronik direksiyon sistemi (EPS) ile sürüş konforu yükseltilirken, yeni eklenen çevre görüş kamerası ve sürücü izleme sistemi güvenliği destekliyor.

Araç, Şerit Takip Asistanı, Acil Şerit Koruma, Sürücü İzleme Sistemi gibi gelişmiş sürüş destek sistemleriyle donatıldı. Ayrıca 4G destekli Acil Çağrı Sistemi (eCall) ve kamera tabanlı çevre görüş sistemi de sürüş güvenliğini artırıyor.

Motor hacmi 2164 cc’ye yükseltilirken, maksimum tork 400 Nm’ye çıkarıldı. Otomatik şanzıman ise 6 ileri yerine 8 ileri olarak güncellendi. İç ve dış tasarımda yapılan yeniliklerle D-Max, daha modern ve güçlü bir karaktere kavuştu.

Yeni Isuzu D-Max, hem iş hem günlük kullanımda pick-up segmentindeki iddiasını güç ve dayanıklılıkla bir adım daha ileri taşıyor.

 

#IsuzuDMax #AnadoluIsuzu #YeniDMax #PickUp #OtomobilHaberi #GüvenliSürüş #TeknolojiVeKonfor #AraçYenilikleri #Otomotiv #SürüşDeneyimi #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

Conrad Istanbul Bosphorus’ta Meyhane Akşamları Başlıyor

Conrad Istanbul Bosphorus’un Boğaz’a nazır seçkin mekânı Manzara Restoran, Nisan ayından itibaren her ayın belirli günlerinde düzenlenecek Meyhane Akşamları ile misafirlerine yeni bir gastronomi ve müzik deneyimi sunuyor.

10 Nisan’da kanun sanatçısı Aytaç Doğan ve ekibi, 17 Nisan’da ise ud sanatçısı Ömer Gürsoy solistliğinde Özdemir Güz Orkestrası, fasıl severlerle buluşacak. Bu özel akşamlarda Manzara Restoran şefleri, geleneksel meyhane lezzetlerini özgün dokunuşlarla yeniden yorumluyor.

Zengin meze seçkisinde; zerdeçallı bakla fava, Arnavut biberiyle atom, Çengelköy bademli kuru cacık, Tokat yaprağıyla zeytinyağlı sarma, Kastamonu pastırmalı paçanga böreği gibi klasik tatların yanı sıra Girit ezmesi, Mezopotamya usulü humus, mutebbel, muammara ve Saroz torikli lakerda yer alıyor. Menüde ayrıca özel soslarla marine edilmiş levrek marin, özgün pişirme tekniğiyle hazırlanan ahtapot, Balıkesir’den gelen etler ve Çanakkale’den deniz ürünleri bulunuyor. Finalde ise Antakya usulü tahinli çıtır balkabağı misafirlere zarif bir tatlı deneyimi sunuyor.

Manzara Restoran’ın “Meyhane Akşamları”, Boğaz manzarası eşliğinde fasıl müziği ve gurme lezzetleri bir araya getirerek İstanbul’un gastronomi sahnesine yeni bir soluk katıyor.

Program Akışı:

19.00 Akşam Yemeği

21.00 – 23.00 Canlı Performans/ Fasıl

Rezervasyon: +90 537 973 80 14

 

#ConradIstanbul #ManzaraRestoran #MeyhaneAkşamları #BoğazdaLezzet #FasılKeyfi #GurmeDeneyim #İstanbulYemeİçme #Gastronomi #MezeKültürü #RestoranHaberi  #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

Kilo artışının “gizli sebebi” bunlar olabilir!

Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.  Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız. Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor. Doç. Dr. Adnan Batman,  az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Adnan Batman

Doç. Dr. Adnan Batman

Hatalı diyetler

Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor.

Yetersiz ve kalitesiz uyku

Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır.  Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”

Kronik stres

Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,   stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor.

Kas kütlesinde azalma

Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor.

Hareketsiz yaşam

Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.

Perimenopoz / Menopoz

Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor.

Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi)

Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor.

Cushing sendromu

Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor.

İnsülin direnci

İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor.

Polikistik over sendromu

Polikistik over sendromu olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor.  Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.

 Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!

  • Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin.
  • Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın.
  • Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun.
  • Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın.
  • Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün. 

#KiloKontrolü #AzYemekÇözümDeğil #Metabolizma #HormonalDenge #UykuSağlığı #StresYönetimi #KasKütlesi #HareketsizYaşam #İnsülinDirenci #TiroitSağlığı #SağlıklıYaşam #BeslenmeAlışkanlıkları #ObeziteRiskleri #Endokrinoloji #AcıbademSağlık #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

ArtHan Galeri’de Seden Erşen’den “Martini Etkisi”

İstanbul Karaköy’deki tarihi Kurşunlu Han’da yer alan ArtHan Galeri, 4–25 Nisan 2026 tarihleri arasında Seden Erşen’in “Martini Etkisi” sergisine ev sahipliği yapıyor. Nuray Özler Yolcu küratörlüğünde gerçekleşen sergi, dalgıçların derin sularda yaşadığı algı değişiminden esinlenerek insan zihninin bilinç katmanlarına dair metaforik bir yolculuk sunuyor.

Sanatçının kendine özgü tekniğiyle ürettiği eserler, saydam katmanlar ve canlı renk geçişleri aracılığıyla izleyiciyi derinleşen bir algı deneyimine davet ediyor. Denizanaları, sinir ağlarını andıran organik biçimler ve kozmik patlamaları çağrıştıran renk alanları, insan psikolojisinin akışkan ve dönüşen doğasına işaret ediyor.

Tarihi Kurşunlu Han’ın mimarisi içinde gerçekleşen sergi, yalnızca görsel bir deneyim değil; aynı zamanda bilincin farklı katmanları üzerinde düşünmeye alan açıyor. Erşen’in eserleri, izleyiciyi sınırların netliğini yitirdiği bir içsel yolculuğa davet ediyor.

Yer: ArtHan Galeri – Kurşunlu Han, Karaköy, İstanbul

Tarih: 4–25 Nisan 2026

 

#ArtHanGaleri #SedenErşen #MartiniEtkisi #ÇağdaşSanat #KaraköySanat #KurşunluHan #SanatSergisi #BilincinKatmanları #NurayÖzlerYolcu #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

ArtAnkara’da Katmanlı Bir Sanat Diyaloğu

Sevil Dolmacı Gallery, 25–29 Mart 2026 tarihleri arasında ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı kapsamında, uluslararası ve Türkiye çağdaş sanat sahnesinden dikkat çekici isimleri bir araya getiren özel bir seçkiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Her yıl galeriler, koleksiyonerler ve sanat profesyonelleri arasında dinamik bir etkileşim alanı yaratan ArtAnkara, disiplinler arası üretimleri odağına alarak çağdaş sanatın nabzını tutuyor. Bu yıl Sevil Dolmacı Gallery, küresel ölçekte karşılık bulan sanatçılar ile Türkiye’nin güncel üretimlerine yön veren isimleri aynı bağlamda buluşturarak katmanlı bir anlatı kuruyor.

Galerinin seçkisinde; Peter Halley, Bosco Sodi, Daniel Firman, Michael John Kelly gibi uluslararası sanatçılar öne çıkarken, Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden Burhan Doğançay’ın eserleri de sanatseverlerle buluşuyor. Ayrıca Haluk Akakçe, Nilbar Güreş, Ahmet Oran, Ekrem Yalçındağ gibi isimler kavramsal derinliği yüksek üretimleriyle dikkat çekiyor. Genç kuşak sanatçılar ve farklı disiplinlerden üretimler ise sunuma çeşitlilik katıyor.

Nilbar Güreş’in Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda sergilenen “Açık Telefon Kulübesi” yerleştirmesiyle uluslararası yankı uyandırmış olması, seçkinin güçlü güncel sanat vurgusunu pekiştiriyor. Resimden heykele, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan bu sunum, malzeme ve düşünce ekseninde genişleyen bir ifade alanı yaratıyor.

 

Yer: ATO Congresium – Arakat / Mezzanine Floor

VIP Ön İzleme: 25 Mart 2026, 11:00 – 21:00

Genel Ziyaret: 26–29 Mart 2026, 11:00 – 20:00

 

#SevilDolmacıGallery #ArtAnkara2026 #ÇağdaşSanat #UluslararasıSanat #SanatFuarı #BurhanDoğançay #NilbarGüreş #PeterHalley #BoscoSodi #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Meme kanserinde, umutsuzluğa kapılmayın, alternatif yöntemlere başvurmayın!

Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor.

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Kişiye özel tedavi modeli

Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”

Anne olmaya engel değil!

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.”

Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor.

Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi

Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır”

Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler

Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”

#MemeKanseri #Akıllıİlaçlar #İmmünoterapi #SağlıkHaberi #Onkoloji #KadınSağlığı #KanserTedavisi #YaşamKalitesi #TıpVeTeknoloji #SağlıktaYeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity